Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/307 E. 2025/1660 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/307
Karar No
2025/1660
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/307

KARAR NO : 2025/1660

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/10/2021

NUMARASI : 2020/74 Esas - 2021/940 Karar

DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025

Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Davalı Site Yönetimi tarafından 31.10.2019 tarihinde tüm Esenyurt ilçesinde bulunan ... sitesinin sakinlerine sms ve mail yolu ile bildiri yayınlandığını, yayınlanan bu bildirgede müvekkil Şirket'e ait ... isimli markalı spor salonu hakkında gerçeğe aykırı söylemlerde bulunulduğunu, “Bize ait olan fakat kullanmak için ciddi ücretler ödemek zorunda bırakıldığımız ... adlı sosyal tesisimizin tarafımıza iadesi için dava açmaya hazırlanıyoruz. Bu anlamda imza topluyoruz. Yeterli imza toplanması üzerine avukatımız aracılığıyla ile toplu dava açacağız” şeklinde ifadelere yer verildiğini, bu ifadelerin TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalı tarafından gerçekleştirilen eylemin haksız rekabet teşkil ettiğini, men'i gerektiğini, Müvekkilinin Şirket merkezi Hollanda'da bulunan ... GK BV şirketinin Türkiye'deki faaliyetlerini yürüttüğü ve bünyesinde birden fazla marka bulunduran bu zamana kadar önemli yatırımlara imza atmış uluslararası bir şirket olduğunu, ... markası adı altında bulundurduğu spor kompleksinin İstanbul'da yer alan en büyük spor tesislerinden biri olduğunu, son derece kaliteli hizmet anlayışı ile yürütülen bu tesise çeşitli propagandalarla zarar verilmeye çalışıldığını, “Satış sözleşmelerinde, ... projesinin reklamlarında, broşürlerinde, yönetim planlarında, ... .arın doğal üyesi olduğu ve ücretsiz yararlanabildiği ... sosyal tesisidir” ifadesine yer verilerek ... projesi yapılır iken proje şirketinin bu tesisin tamamen ücretsiz olacağı vaadinden bulunduğundan bahsedildiğini, bu vaadin tarafları ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, davalı tarafın yayımladığı bildirgede bu hususa ilişkin bir delil de sunmadığını, bunun yerine konu ile alakası bulunmayan bir haber sitesinin linkinin paylaşıldığını, Proje geliştirme şirketi ile yapılan şifahi anlaşmaya istinaden kat maliklerine özel avantaj sunulacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle kat maliklerine “Kat Maliklerine Özel Club İstanbul Doğal Üyelik Formu” düzenlenerek verildiğini, bu forma göre, kat maliklerinin gayrimenkulü satın aldıkları tarihten itibaren başlamak üzere 10 yıl boyunca bu tesisten faydalanmak istediğinde senelik Hizmet Ücreti'ni ödemek zorunda olduklarını kabul ve beyan ettiklerini, senelik hizmet ücreti çok cüz'i bir meblağ olup, işbu forma sahip tüm kat maliklerinin bu yükümlülüğün altına girdiklerini bildiklerini, müvekkilinin bugüne dek bu ayrıcalığa sahip tüm müşterilerine gerekli indirimi uyguladığını, daire sahiplerine 9450, kiracılara 9620 olmak üzere tüm bu avantajlardan faydalanmalarının sağlandığını, tesise kayıtlı üyelerden 670 tanesinin bu avantajdan yararlanmaya devam ettiğini, ... tesisinin ... Sitesi'nin bir parçası olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Site Yönetimi tarafından hiçbir şekilde ayrılmış bir bütçe, ödenek olmadığını, kendi spor tesisini bünyesinde bulunduran sitelerde buna ilişkin ayrı bir ödenek oluşturulduğunu ve aidat içerisinde bu tesise harcanacak giderleri karşılayacak şekilde bir bedel talep edildiğini, müvekkili ile davalı arasında kesinlikle oluşturulmuş bir cari hesap bulunmadığını, Spor kompleksinin yıllardan beri bağımsız şekilde hizmet verdiğini, ... spor tesisinin yıllık 8000 üye kapasitesine sahip olduğunu, ... Site'sinde bulunan konut sayısının 3000'den fazla olduğunu, her konutta ortalama 3 kişi yaşıyor olması halinde toplam 9000 kişi olacağını, bu durumda kapasitenin çok daha üzerinde bir taleple karşılaşılacağını, ... Site sakinlerine spor tesisinin ücretsiz olacağı iddiasına karşılık bu yapılan küçük bir hesaplama dahi bunun ne kadar imkansız olduğunu ortaya koyduğunu, tesiste 5000 üye bulunduğunu, tesisin bu şekilde bir üye artışını kaldırabilecek ve ... site sakinlerine ücretsiz hale getirilebilecek bir durumda olmadığını, bu bildirgenin yayınlanmasının akabinde müvekkiline ait tesiste oldukça fazla üye azalımı meydana geldiğini, bu durumun sebebinin gerçeğe aykırı tamamen kötü niyetli, tesise zarar vermek amacıyla yayınlanan içerik olduğunu, bildirinin site sakinlerine ulaşmasından sonra üyelik iptalleri gerçekleştirildiğini, Site sakinlerinden üye olan üyelerin birçoğunun üyelik iptali yaptığını, yeni üyelik görüşmesi yapılan kişilerin bu durumdan mütevellit üyelik işlemi yapmayacaklarını, durumun sonuçlanmasını bekleyeceklerini bildirdiklerini, üyelik süresi dolan fakat yenileyecek kişiler de yenileme işlemi yapmaktan vazgeçtiğini, müvekkiline karşı bir güvensizlik ortamı yaratıldığını, bu hususun yalnızca ...'da oturan üyeleri değil diğer üyeleri de tedirgin ettiğini, şirketin el değiştirmesinden korktuklarını ve yönetime devredilebileceği gibi bir durumun oluşma ihtimaline karşılık yaşadıkları gerginliği ifade ettiklerini, tüm bu sebeplerle, müvekkil Şirket'in üyelik iptalleri ve yenilenmemelerinden doğan maddi ve oluşturulan güvensizlik sebebiyle manevi zararının tespiti ve davalıdan tazmini gerektiğini, Neticede; yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, haksız rekabetin men edilmesine, Müvekkil Şirket'in uğradığı maddi zararın 250.000,00 TL'den az olmamak kaydıyla tespiti ve davalıdan tazminine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkil site yönetiminin, 2700 civarında konutun bulunduğu bir siteyi yönettiğini, Site yönetiminde ekonomik düşüncelerle hareket edilmediğini, yönetimin amacının sitede yaşayan insanların menfaatlerini korumak ve sitedeki insanların daha huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşamalarını sürdürmek olduğunu, Site yönetiminin başında daha önce bir yönetim şirketi bulunduğunu, bu yönetim şirketinin Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/795 Esas, 2019/829 Karar sayılı kararı ile site yönetiminden gönderildiğini, sitede yaşayan kat maliklerinin bir kısmının aynı mahkeme kararı ile yönetime geçtiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen bildirimin, daha önce sitede görev yapan yönetim şirketi tarafından kat maliklerine ve kiracılara verilmiş ancak yerine getirilmemiş sözleri içerdiğini, müvekkil site yönetiminin böyle bir haksız rekabet yapma durumu olmadığını, daha önce yönetimin başında olan yönetim şirketi tarafından sitede yaşayan malik ve kiracılara verilmiş olan sözlerin yerine getirilmediği hususunun vurgulanmak istendiğini, haksız rekabetten bahsedebilmek için müvekkilin de tacir olması gerektiğini, müvekkilinin site yönetimi olup, tacir olmadığını, ekonomik rekabet olmadığı için haksız rekabetten de bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkili site yönetiminin, ... adlı sosyal tesisi işletip kar elde etme amacı bulunmadığından ya da benzer bir faaliyeti bulunmadığından davalı ile müvekkil arasında ekonomik rekabet olduğunun söylenemeyeceğini davacı ile ... yönetiminin aynı ortamda faaliyette bulunmakla birlikte, ... yönetiminin faaliyetleri ve iş ilişkisine dair kasten yanlış ve yanıltıcı bilgi vermesi söz konusu olmadığını, ... yönetiminin projede kendisine vaat edilen ...'ın tarafına iadesi talebine ilişkin olarak kat maliklerini bilgilendirmekte olduğunu, Site yönetiminin kat maliklerinin yararına olan hususlarda gerekli tedbirlerin onlar adına alınması yetkisine sahip olduğunu, Spor kompleksinin site yönetimine iadesi halinde sosyal tesisin ücretsiz hale gelmesi ve üyelik adı altında yapılan ödemelerin iade edilmesinde kat maliklerinin yararı olduğunu, Site yönetiminin bu görevi kapsamında, site sakinlerine sms ve mail yolu ile bildiri yayınlamasının dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olmadığını, davacının tesislerinin yeterince dolu olduğunu, sitede yaşayan insanların üyeliklerinin bulunduğunu, 8000 üye kapasitesinin şu halde 5000 inin dolu olduğunu, daha fazlasını kaldırabilecek durumda olmadığını beyan ettiğini, ancak akabinde bildirge yayınlanması sebebiyle üyeliklerin iptal edildiğini, üye sayısının azaldığını belirttiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü iddialarında mübayenet bulunmakta olup itibar edilmemesi gerektiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini” arz ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...her ne kadar davacı tarafından davalının eylemlerinin haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve davalının eylemleri nedeni ile maddi olarak zarara uğradığı iddiası ile huzurda görülen dava açılmış ise de mahkememizce davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan incelemede davacı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, haksız rekabet yapıldığı iddia edilen 31/10/2019 tarihinden önceki ve sonraki üye satışlarının incelenmesi sonucunda haksız rekabetin gerçekleştiği iddia edilen tarihten sonra davacı şirketin üyelik satışlarında anlamlı bir düşüşün olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Her ne kadar 10/08/2021 tarihli raporda davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmiş ise de davalı tarafından site sakinlerine sms ve maille gönderilen metnin incelenmesinden uyuşmazlığa konu ... adlı sosyal tesisin işletmesinin site yönetimine devredilmesi için site yönetimi tarafından dava açılmaya hazırlanıldığı; bu anlamda imza toplanmaya başlandığı; ...'ın ücretsiz bir sosyal tesise dönüşeceği ve tazminat talebinde bulunulacağının bildirildiği görülmüş olup davalı tarafından davacıya karşı dava açma hazırlığından bahsedilmesi ve davanın kazanılması durumunda muhtemel kazançlardan bahsedilmesinin; özellikle bildiri metninde site sakinlerini sosyal tesise üye olmamaya veya var olan üyelikleri sonlandırmaya yönelik bir yönlendirmenin bulunmaması; bu haliyle davalının eylemlerinin davacının faaliyetine zarar verici nitelikte olmaması nedeni ile davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı kanaati ile aksi yöndeki bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilen uyuşmazlıkta, davalı tarafından müvekkili şirket işletmesini hedef alır söylemlerde bulunulduğunun ortada olduğunu, ilk derece hakiminin, bilirkişi raporundaki haksız rekabet oluşturan söylemlerin tespitine rağmen kendi iradesi ile davalı tarafça müvekkili şirket işletmesi müşterilerine atılan mesajın haksız rekabet oluşturmadığı yönünde karar verdiğini, davalı tarafın hiçbir şekilde uyuşmazlığa konu edilen iletinin içeriğini ve kendilerince gönderilmediğini iddia etmediğini, kullanılan dil ve söylenegelmiş beyanlar kapsamında dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, müvekkili şirketin işletmesi altında bulunan Soul Entertainment / ... spor salonuna yönelik söylemler neticesinde işletme nezdinde doğan gerek maddi gerekse manevi zararların tazmini talep edilmiş iken, gerekçeli kararda görüldüğü üzere hüküm kurulurken incelemenin sadece maddi tazminat yönünden gerçekleştirildiğini, mahkemenin, davacının talepleri ile bağlı olup gerekçeli kararda bu taleplerin tamamı yönünden inceleme yapılması ve açık bir dille gerekçelendirilmesi gerekirken, somut vakada incelemenin eksik yapılarak haksız rekabet doğmadığı kararının verilmesinin kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkil şirket'in maddi zararından bahsedilemeyeceğinin belirtildiğini, hazırlanan raporda belirtildiği üzere müvekkil şirketin, söz konusu işletmeyi Mart 2019'da devralmış olup, bu kapsamda vergilendirmeler taksitli üyelik sözleşmeleri gereği tam veri sağlayamamadığını, her üyelik sözleşmesi anında kesilen damga vergisi değerleri üzerinden değerlendirmede bulunulduğunu, bu kapsamda heyet üyelerinin, davaya konu edilen mesajlar sonrasındaki dönemde işletme üyelik satışlarında bir düşüş değil artış olduğu dile getirilerek haksız rekabet sebebiyle zararın ispatı için daha fazla delile ihtiyaç duyulduğunun belirtildiğini, zarar hesabı yönünden rakamsal olarak değerlendirildiğinde bir zarar görülmemekte ise de bu noktada salt olarak tek bir sene üzerinden değerlendirme yapılmasının hatalı olacağını, olayın oluş şeklinden ve davada ileri sürülen delillerden müvekkil şirketin ticari varlığının ve değerinin zarara uğradığının açık olduğunu, davalının, söylemleri neticesinde haksız rekabet halinin doğduğunun bilirkişi ve Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesi ve bu eylemler sebebiyle uğranıldığı iddia olunan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; yayınlanan bildiri nedeniyle taraflar arasında haksız rekabet oluşup oluşmadığı noktasındadır.Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.TTK'nın 58.maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Davacı tarafça davalının haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen eylemleri; sms ve mail yolu ile yayınlanan bildiride yer alan "... projede bizlere vaat edilen, bize ait olan fakat kullanmak için ciddi ücretler ödemek zorunda bırakıldığımız ... adlı sosyal tesisimizin tarafımıza iadesi için dava açmaya hazırlanıyoruz. Bu anlamda imza topluyoruz. Yeterli imza toplanması üzerine avukatımız aracılığıyla ile toplu dava açacağız. Satış sözleşmelerinde, ... projesinin reklamlarında, broşürlerinde, yönetim planlarında, ... Biz Akkozalıların doğal üyesi olduğu ve ücretsiz yararlanabildiği Akkozanın sosyal tesisidir.Bu dava sürecinin sonunda,1. ya ... ücretsiz yararlanabileceğimiz bir sosyal tesise dönüşecek, 2. ya da bu tesisten yararlanamadığımız için ciddi tazminatlar elde edeceğiz.3. Ancak her halükarda şu ana kadar üyelik adı altında ... ödediğimiz bütün üyelik bedellerini faiziyle birlikte geri alacağız.... ücretsiz yararlanabileceğimiz sosyal tesisimiz olması halinde, daire kira bedelleri ile daire bedellerimiz ciddi anlamda değer kazanacaktır. Süreci başarı ile sonuçlandırmak ...'nın menfaatine olacaktır." ifadeleridir. Uyuşmazlık bakımından incelenmesi gereken TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın 2017/2475 esas, 2021/246 karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, site yönetiminin bildirilerinde yer alan “...hakkımız olan davayı kazandık. Şimdi ise yine projede bizlere vaat edilen, bize ait olan fakat kullanmak için ciddi ücretler ödemek zorunda bırakıldığımız ... adlı sosyal tesisimizin tarafımıza iadesi için dava açmaya hazırlanıyoruz. ........n sosyal tesisidir. ... Linke tıklayarak ... sakinlerine vaat edilen habere ulaşabilirsiniz” şeklindeki ifadelerden; daireler satılırken, davacının satışı artırmak için, sosyal tesisten ücretsiz yararlanılacağını, sosyal tesislerin dairelerin yer aldığı sitelerin bir parçası olduğunu vadettiği ancak bu vaadine uymadığı, hali hazırda sosyal tesisleri hukuksuz bir şekilde kullandığı, daha önceki hukuksuzlukların mahkeme kararıyla tespit edilmesinde olduğu gibi bu hukuksuzluğun da mahkeme kararıyla tespit edileceği anlamı ortaya çıktığı, gönderilen bildirilerde davacının dava konusu sosyal tesislere el koyarak haksız gelir elde ettiğinin bildirildiği, davalı tarafından, dairelerin davacı tarafından satıldığı, satılırken de satışı artırmak için sosyal tesisten ücretsiz yararlanılacağını, sosyal tesislerin dairelerin yer aldığı sitelerin bir parçası olduğunu vadettiği hususlarında herhangi bir somut delil sunulmadığı, bu bakımdan davalının haksız rekabet eyleminde bulunmuş olduğu, bu konuda davalının tacir ve davacıya rakip olmamasının da bir önem arzetmediği belirtilmiştir. Davaya konu olan bildirinin davalı tarafça sms ve mail yolu ile yayınlandığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamakta olup, anılan bildiri ... adlı tesisin işletmesinin site yönetimine devri için açılacak davaya ilişkin bilgilendirme içermektedir. Bildiri içeriğinde açılacak olan dava sonucunda elde edilecek kazanımlara ilişkin açıklamalara yer verilmekle birlikte davacının faaliyetleri hakkında olumsuz veya olumsuz intiba yaratan bir ifadeye yer verilmediği, açıklamadaki amacın dava süreci hakkında bilgi vermek olduğu gözetildiğinde kullanılan ifadelerle bu amacın aşılmadığının kabulü gerekir. Site sakinlerine gönderilen bildiri ile oluşturulan genel izlenimin, açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasına sebep olmadığı, site sakinlerine yönelik sosyal tesisin kullanılmaması yönünde bir algı yaratmadığı, yönlendirme içermediği anlaşılmakla davacıya karşı haksız rekabet teşkil edecek nitelikte söylem ve eylemlerde bulunulmadığı sonucuna varılmıştır. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirecek olup, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olduğundan mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilerek hükme esas alınır. Somut olayda haksız rekabete konu edilen ifadelerin değerlendirilmesi, özel ve teknik bilgi gerektirmeyip, hakimin hukuk bilgisi ile de çözümlenebilecek nitelikte olduğundan mahkemece gerekçesi de belirtilmek suretiyle bilirkişi raporunun aksi yönünde davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ayrıca dava dilekçesi içeriğinde davacının manevi zarara uğradığından bahsedilmiş ise de dava açılırken manevi tazminat talebine ilişkin miktar açıklanmayıp, bu talep yönünden harç yatırılmadığı gözetildiğinde mahkemece manevi tazminata yönelik değerlendirme yapılmamış olmasında isabetsizlik olmadığı gibi haksız rekabet iddiasına dayalı eldeki davada, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi karşısında manevi tazminat talebinin kabul edilmeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/307, K. 2025/1660, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-307-e-2025-1660-k-1631e8573fb1