Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1856 E. 2026/540 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1856
- Karar No
- 2026/540
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1856 KARAR NO : 2026/540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2022 NUMARASI : 2021/504 Esas 2022/541 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 03/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026
Davalı şirket vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından alacağın tahsili için borçlu davalı hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10587 Esas sayılı dosyası ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğundan bahisle davalının dayanaksız ve haksız itirazının iptaline, takibin devamına, borçlunun % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin adresinin İzmir/Selçuk olduğunu ve yetkili İcra Müdürlüğünün Selçuk İcra Müdürlükleri olduğundan bahisle yetki itirazında bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki nedeni ile her iki tarafın da karşılıklı olarak edimlerde bulunduğunu ve ödemeler yaptığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, belirterek açılan davanın reddine, haksız olarak başlatılan icra takibi ve itirazın iptali davasına istinaden davacı hakkında % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince ".... Dava, 2004 sayılı İİK 67.maddesine göre açılan ve faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödetilmesi istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından, taraflar arasında ticari girişimden doğan ilişki bulunduğu, davacı tarafça bu ilişki kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle davalı tarafça bir ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü 2020/10587 Esas sayılı dosya üzerinden ilamsız takibe geçildiği, davalı tarafça yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, davacı tarafça eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 14/01/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; Tarafların iddia ve savunmaları ile 2019 ve 2020 yıllarına ait tasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde davacı şirketin defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde davacı şirketin davalı şirketten 16/12/2020 tarihinde icra takibi itibari ile 17.980,67 TL asıl alacağının olduğu, davalı şirketin defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde de davalı şirketin de davacı şirkete icra takip tarihi itibari ile 17.980,67 TL asıl borcunun olduğu sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir. 13/04/2022 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı şirket vekili tarafından iddia ve savunmaları ile 2019 ve 2020 yıllarına ait yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde davacı şirketin defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde davacı şirketin davalı şirketten 16/12/2020 tarihinde icra takibi itibari ile 17.980,67 TL asıl alacağının olduğu, şüpheli alacaklar isimli Hesaba aktarıldığı dolayısı ile davacının davalıdan icra takip tarihi itibari ile 17.980,67 TL alacağının olduğu davalı şirket vekilinin itirazları sonucunda da davalı şirketin defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde de davalı şirketin davacı şirkete icra takip tarihi itibari ile 17.980,67 TL asıl borcunun olduğu tespit edildiği sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan raporlar mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir. 2004 sayılı icra ve iflas kanununun 67. Maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, devam eden ikinci fıkrada ise dava sonunda borçlunun haksızlığına karar verilir ise borçlunun, alacaklının haksız olduğu kanaatine varılır ise karşı tarafın talebi üzerine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulmasına karar verileceği hususları düzenlenmiştir. Yukarıda değinilen tespit ve somut durumlar ile mezkur yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde davacının sözleşme hükümleri nedeniyle davalı taraftan takip tarihi itibariyle 17.980,67 TL tutarında alacaklı bulunduğu, davacının alacağını bu şekilde ispatladığı, davalı tarafça borcun ödendiği veya başka bir sebeple ortadan kalktığının ispatlanamadığı, söz konusu alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği ve likit bulunan ve taraflarca bilinebilir durumda olan alacağa itirazında haksız çıkan davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Mezkur nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KABULÜ ile, davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10587 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, alacak likit bulunduğundan 17.980,67 TL asıl alacağın %20 si oranında 3.596,10 TL icra inkar tazminatının itirazında haksız çıkan davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda; borcun içeriğine ve sebebine dair hiçbir açıklamada bulunulmadığını, ticari defterlerin üstün körü incelendiğini ve teslim tutanaklarına ilişkin hiçbir açıklayıcı beyanda bulunulmadığını, bilirkişilik müessesesinin amacının, mahkemenin uzmanlık alanına girmeyen uyuşmazlık konusu hakkında, uzman görüşü vermek ve uzman görüşü çerçevesinde uyuşmazlığın sonuca ulaştırılmasında yardımcı bir rol oynamaktan ibaret olduğunu, Bilirkişilik Kanunu ve Yönetmeliğinin, yüksek mahkeme kararları ve bilirkişilik müessesinin genel amacı yönünden, raporlarda iki önemli hususun öne çıktığını; raporun detaylı ve açıklayıcı olması ile bu açıklamaların, tarafların iddiaları çerçevesinde belirlenen somut uyuşmazlığın durumuna göre şekillenmesi olacağını, ilk derece mahkemesince dosyanın bilirkişiye tevdine ilişkin kurulan ara kararda da; "taraf talepleri ve dosya kapsamı çerçevesinde ayrıntılı ve denetime elverişli bir rapor hazırlamak üzere.." şeklinde rapordan beklenenlerin açıkça belirtildiğini, ancak itiraza konu raporda bu kıstasların hiçbirinin karşılanmadığını, sadece taraflara ait yevmiye defteri ve defter-i kebirlerdeki onay usulü ve durumunun irdelendiğini, taraflarının iddialarına aldırış edilmediğini ve açıklamadan noksan bir rapor tanzim edildiğini, raporun dördüncü ve son sayfasında "Söz konusu 2019 yılına ait yukarıda belirtilen yevmiye ve defter-i kebir kayıtları ve dayanağı belgerin incelenmesi sonucunda davacının davalıdan olan alacağı aşağıdaki gibi tespit edilmiştir." şeklinde açıklamadan yoksun bir gerekçeyle rapor tanzim edildiğini, bu durumun bilirkişice dosya içeriği incelenmeden dava ve cevap dilekçeleri okunmadan raporun tanzim edildiğini düşündürdüğünü, davacı tarafın faize ilişkin bir talebinin olmamasına rağmen, raporda, faize ilişkin değerlendirmenin yapıldığını, cevap dilekçesinde belirttikleri ancak raporda değinilmeyen, davanın esasına etki edecek bazı hususların bulunduğunu, dava dilekçesinde malların taraflarına teslim edilmediğine ilişkin bir beyanlarının ve borca ait hizmetin/malın taraflarına teslim edilmediğine ilişkin beyanlarının bulunduğunu, ancak tüm bu beyanlara rağmen, raporda, malların/hizmetlerin teslimine ilişkin bir açıklamanın olmadığını, tespit edilen alacak-borcun hangi faturaya ait sevk irsaliyesinden kaynaklandığına ilişkin herhangi bir açıklamanın olmadığını, malların teslim olgusuna ilişkin dosya kapsamında esas alınan bilirkişi raporunda herhangi bir bölüm olmadığı gibi varlığı iddia olunan tutanakların da mevcut olmadığını, müvekkilinin, karşı yanca kendisine teslim edilen ürünlerin bedelini ödediğini, müvekkilin karşı yana bedelini ödemediğinin iddia edildiği mallara ilişkin olarak, bu malların müvekkil firmaya teslim edilmediğinin ortada olduğunu, bilirkişi raporuyla tespit edilen bu durumun, anılan davanın haksız şekilde açıldığını da ortaya koyduğunu, itiraza konu raporda da; sevk irsaliyelerinin hiçbir şekilde incelenmediğini, davaya konu malların teslim edilip edilmediği, teslim edildiyse kime ve ne şekilde teslim edildiği hususunda hiçbir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediğini, malların müvekkile teslim edildiğine ilişkin hiçbir değerlendirmeye yer verilmemiş olmasına karşılık sanki teslim alınmış ve müvekkil buna karşılık ödeme yapmamış gibi hatalı bir değerlendirmede bulunulduğunu, müvekkilinden kendisine hiç teslim edilmemiş mallara karşılık herhangi bir bedel ödemesinin beklenemeyeceğini, ticari faaliyet kapsamında satın alma ilişkisinin kurulabilmesi için satıcının sattığı ürünü teslim etmesi karşılığında alıcının da satın aldığı ürünün bedelini ödeme borcu altına girdiğinin Türk Borçlar Kanunu'ndaki genel hükümler çerçevesinde sabit olduğunu, bu doğrultuda kendi edimini yerine getirmeyen davacının, müvekkili firmanın henüz doğmamış borcunu ödemesini beklemesinin taraflarınca kabul edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda faize ilişkin değerlendirmenin yapıldığını, bahsedilen eksikliklerin yanında, genel anlamda raporun hükme esas teşkil edilemeyeceğinin bir göstergesi olarak: davacı yanca dava dosyası içeriğinde talep edilmemesine rağmen raporda faize ilişkin bir bölüm ve değerlendirmenin geçtiğini, bilirkişinin, uyuşmazlık konusuna ilişkin değerlendirme yapmakla mükellef olduğunu, icra takibiyle talep edilen faize ilişkin de taraflarınca itiraz edildiğini ve davacı yanca faize ilişkin kısmın dava konusu edilmediğini, buna rağmen bilirkişinin faize ilişkin taleplere raporda değinmesinin hatalı olduğunu, raporun, karşı yan lehine düzenlenmiş olmasına rağmen faiz durumuyla ilgili karşı yanca açıklama yapılma ihtiyacının dahi duyulduğunu, 17.01.2022 tarihli dilekçesinde karşı yanın, her ne kadar takip talebinde 1403,49 TL olarak işlemiş faiz talepleri olduğu raporda belirtilmiş ise de, dava dilekçelerinde işlemiş faize itirazı kabul ettiklerini ve itirazın iptali davasını asıl alacak davası üzerinden açtıklarını beyan ederek dava harcını asıl alacak üzerinden yatırdıklarını, bu nedenle işlemiş faiz talebi söz konusu olmadığından bu hususta karar verilmesine gerek olmadığına şeklinde bir beyanda bulunduğunu, karşı yanın faiz konusunda bir talebinin olmamasına rağmen uyuşmazlık konusunun dışana çıkarak tanzim edilen raporun hükme esas alınamayacağını, buna göre usul ve yasaya uygun düşmeyen bilirkişi raporlarının esas alındığı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olana itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" Davanın kabulü ile, davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10587 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, alacak likit bulunduğundan 17.980,67 TL asıl alacağın %20 si oranında 3.596,10 TL icra inkar tazminatının itirazında haksız çıkan davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10587 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 16.12.2020 tarihinde, 17.980,67 TL asıl alacak, 1.402,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.383,16 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğunu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla takibe konu tutar olan 17.980,67 TL kadar bakiye alacağının bulunduğunun davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunmasına, bu durumun davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı fatura muhteviyatı mal ve hizmetin davalıya verildiğine karine teşkil etmesine, aksinin dava değeri itibarıyla davalı tarafça yazılı deliller ile kanıtlanmasının gerekmesine, bu yönde bir delilin davalı tarafça sunulmamış olmasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2022 tarih ve 2021/504 Esas 2022/541 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.228,25 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 307,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 921,25 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/03/2026