Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1854 E. 2026/539 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1854
- Karar No
- 2026/539
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1854 KARAR NO : 2026/539
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2022 NUMARASI : 2019/1259 Esas 2022/480 Karar DAVA : ALACAK BAM KARAR TARİHİ : 03/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2026
Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 29.09.2014 tarihli sözleşme ile 31.10.2014 tarihli taahhütnamenin imzalandığını, sözleşme ve taahhütname şartlarının yerine getirilmemesi üzerine sözleşmenin 6.3. maddesi uyarınca davacı tarafça 13.06.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, ihtarname ile boya malzemesi yatırım bedeli ile nakdi yatırım bedelinin de ödenmesinin davalılardan talep edildiğini, davalıların keşide ettiği 05.07.2019 tarihli ihtarname ile talepleri kabul etmediklerini bildirdiklerini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığının bildirildiğini, 352.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin arabuluculuğa başvurmadan önce müvekkillerine gönderdiği ihtarnameye karşılık olarak verdikleri cevabi ihtarnamede, müvekkillerinin vekili olarak görünüp iletişim bilgilerinin yer almasına rağmen davacı tarafın kötü niyetli olarak müvekkillerinin arabuluculuk sürecinden haberdar olmaması için kendisini arama tenezzülünde bulunmadığını, müvekkillerine ulaşılamaması nedeni ile arabuluculuk anlaşamama son tutanağının usulsüz olarak düzenlendiğini, müvekkillerinin yerleşim yeri nedeni ile Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olup İzmir Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında 2000 yılından beri süregelen bir ticari ilişki olup sözleşmenin 5 yılda bir yenilemek üzere ve uzun süreli akdedildiğini, en son akdedilen sözleşmenin 2014 ve 2019 yılları arasını kapsadığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmede kendisine yüklenen tüm yükümlülüklerin yerine getirilmiş olup, sözleşmenin süresinin bitimine üç ay kala haksız olarak feshedildiğini, fesih sonrasında müvekkili şirketin uhdesinde olan sikken karıştırma makinası, terazi karıştırma kapağı, karıştırma kapağı 1 lt, renk dokümantasyonu ekipmanlarının davacı tarafa iade edildiğini, sözleşmede hedef tutarın belirtildiğini, müvekkilinin satın almayı taahhüt ettiği sikkens boya ve alt malzemelerini ...nden satın aldığını ve taahhüt ettiği hedef tutarını geçerek sözleşme süresi dolmadan 2014 ve 2018 tarihleri arasında 1.500.000,00 Euro tutarında malzeme satın aldığını, dava değerinin neye göre hesaplandığının ya da bu bedelin ne bedeli olduğunun dava dilekçesinde belirtilmediğini, talep edilenin boya yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedeli olması halinde sözleşmenin 6.5 maddesi uyarınca müvekkili şirketin sözleşmedeki taahhüdünü ikiye katlayarak yerine getirmiş olması nedeni ile sözleşmede belirtilen iade koşullarının oluşmadığını, ayrıca davacının sözleşmeyi müvekkili şirketin taahhütlerini yerine getirmemesi gerekçesiyle değil, sözleşmenin 6.3 maddesinde belirtilen derhal fesih hallerinden biri gerekçesiyle feshettiğini, bu bağlamda davacının taleplerinin haksız ve kötü niyetli olup müvekkilinin sözleşmede belirtilen taahhütleri yerine getirmesi nedeni ile davanın reddinin gerektiğinden bahisle öncelikle arabuluculuğa başvuru dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ve davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "....Dava; taraflar arasında düzenlenen 29.09.2014 tarihli sözleşme ile 31.10.2014 tarihli taahhütnamedeki yükümlülüklerin davalı tarafça yerine getirilmediği iddiası ile davacı tarafça 13.06.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle boya malzemesi yatırım bedeli ile nakdi yatırım bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalılar vekili tarafından arabuluculuk dava şartına ilişkin işlemlerin usulsüz olarak yapılıp, müvekkillerin haberdar edilmeden son tutanağın düzenlendiğini bildirmiş ve bu nedenle davanın usulden reddini talep etmiş ise de, arabuluculuk son tutanağı örneği içeriği dikkate alındığında arabulucu tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu gibi arabulucu tarafından eksik ve hatalı işlemler yapılarak düzenlenen son tutanağın geçerli olup, bu nedenle arabuluculuk dava şartına başvurulmadığı veya usulüne uygun şekilde arabuluculuk işlemlerinin yapılmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilemeyeceği birlikte değerlendirildiğinde, davalılar vekilinin itirazları haklı görülmediği gibi, davacı tarafın davadan önce arabuluculuk dava şartını yerine getirdiği kabul edilerek yargılama yapılmıştır. Davalı vekili yetkisizlik itirazında bulunmuş ise de, taraflar arasında düzenlenen varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan davaya konu, 29.09.2014 tarihli sözleşmenin 12.6 maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde İzmir Mahkemelerinin yetkili kılınmış olduğu, tarafların tacir olup, yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, buna göre HMK'nun 17(1) madde hükmüne uygun olarak taraflarca düzenlenen yetki sözleşmesi nedeniyle mahkememizin davaya bakmaya yetkili olduğu göz önünde tutularak; yetkisizlik itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen davaya konu sözleşme ve taahütnamenin varlığı ve içeriği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Davanın niteliği gereği, taraflarca sunulan ve bildirilen tüm delillerin toplanmasından sonra davalı tarafça inceleme gününde defter ve kayıtların sunulmaması nedeniyle davacı tarafa ait defter ve kayıtlar ile dosyada toplanan tüm deliller üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi rapor ve ek raporları, taraflar arasında varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme ve taahhütname, tanık beyanları ve dosyada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık çözülmüştür. Davacı tanığı ....; davacı şirkette 25 yıldır çalıştığını, davalının 20 yıllık müşterileri olduğunu, davalıya yaptıkları ziyaretlerde davalı şirketin kapatılmasına karar alındığını öğrendiklerini, davalı şirketin, davacı şirkete yaptığı taahhüdü bu nedenle yerine getirmesinin mümkün olmadığını, davalının son zamanlarda aldığı malların bedelini kısmen ödemediğini, bunun üzerine davalıya mal verilmemeye başlandığını bildirmiştir. Davalı tanığı ....; 2010 yılından 2018 yılına kadar davalı şirkette servis müdürü olarak çalıştığını, taraf şirketler arasında uzun yıllara dayanan sözleşmesel bir ilişkinin mevcut olduğunu, sözleşmenin her 5 yılda bir yenilendiğini, sözleşme kapsamında davacı şirketten oto boyası ve sarf malzemeleri aldıklarını, davacı şirketin, davalı şirkete hedefler koyduğunu, hedeflerin her yıl tutturulduğunu, şirketin 2019 yılında tasfiye edildiğini, son sözleşmenin ne zaman yapıldığını ve ne alındığını hatırlamadığını bildirmiştir. Davalı tarafın Bakırköy'de yerleşik olması nedeniyle talimat yolu ile defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davalı şirket inceleme için belirlenen günde defter ve kayıtlarını hazır etmediğinden davalı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılamamıştır. Davacı tarafa ait defter ve kayıtlar üzerinde yaptığı incelemeden sonra bilirkişi rapor ve ek raporlarında; davalı şirketin sözleşme ve taahhütnamede, taahhüt ettiği miktarda emtia alımı yaparak sözleşmenin feshine kadar olan sürede sözleşme şartlarına uygun şekilde ticari ilişkiyi sürdürdüğünü, davacı şirketin davalıya keşide ettiği ihtarnamede sözleşmenin 3.2 maddesinde ekipmanların iadesini, naklen bedelini, boya malzemesi yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedelinin 7 iş günü içinde ödenmesini talep ettiğini, davalı tarafça malzemelerin iadesinin yapıldığının belirtildiğini, sözleşmenin 6.5maddesine göre naklen yardım iadesi şartının sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde sözleşmenin 3.3 maddesinde belirtilen liste fiyatı ile 100.000 Euro + KDV bedelindeki yatırımın tamamını ve 3.5 maddesine belirtilen yatırımın sözleşme tarihindeki karşılığı olan 231.939 EURO + KDV'nin tamamının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 6.3 maddesinde; sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilebileceği bir işletme sermayesi veya kredi sağlama olanaklarının yitirilmesi yada mali durumun, faaliyetlerinin muntazam devamını tehlikeye sokacak veya devamına imkan sağlayamayacak derecede bozulması halinin fesih nedeni sayıldığını, davalı şirketin mali yapısının bozulduğuna ilişkin herhangi belge ve mali tablo ibraz edilmemesine rağmen davalı şirketin ortağı tarafından iflasın gerçekleştiğinin belirtildiğini ve resen terkinin 31.07.2019 tarihinde yapıldığını, sözleşmenin 6.3 maddesindeki fesih halinin haklı görülmesi durumunda davalıların, dava dilekçesinde talep edilen alacaktan sorumlu olacaklarını bildirmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 20 yıla yakın uzunca bir süre devam ederek sürdüğü, her 5 yılda bir sözleşmenin yenilendiği, davaya konu son sözleşmenin 29.09.2014 tarihinde 5 yıl süreli olarak düzenlendiği, 31.10.2014 tarihli taahhütnamede sözleşmenin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile uzamasının davalılar tarafından talep edildiği, talebin yerine getirilememesi halinde yatırım bedelinin ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Bunun yanında sözleşme ve taahhütnamenin varlığı ve içeriği konusunda da uyuşmazlık yoktur. Davacı tarafça, davalı tarafa keşide edilen ve sözleşmenin feshedilip sözleşme kapsamında davalı tarafa teslim edilen malzemeler ile boya malzemesi yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedelinin iadesi talep edilen ihtarnamede sözleşmenin 6.3 maddesine dayanarak feshedildiği bildirilmiştir. Buna göre fesih nedeni davalı tarafın sözleşmede taahhüt ettiği mal satın alma miktarı değil, mali durumunun sözleşmenin devamına imkan sağlayamayacak derecede bozulması halidir. Uyuşmazlık; davacı tarafça, davalı tarafa sözleşme kapsamında ödenen boya malzemesi yatırım bedeli ile nakdi yatırım bedelinin davacı tarafça sözleşmenin feshedilmesine bağlı olarak iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Davalılar .... ve ..., sözleşmenin ve taahhütnamenin müşterek ve müteselsil kefilleridir. Sözleşme süresinin 29.09.2019 tarihinde sona ermesinden önce davacı tarafça, davalı tarafa keşide edilen 13.06.2019 tarihli ihtarnamede sözleşmenin 6.3 maddesi uyarınca feshedildiği bildirilmiş, ihtarnamede gönderilen sözleşme hükümleri uyarınca ekipmanların aynen iadesi ile boya malzemesi yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedelinin 7 iş günü içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Sözleşmenin 3.1maddesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak verilen ekipmanlar gösterilmiş olup, cevap dilekçesinde ihtarname ile talep edilen ekipmanların davacı tarafa teslim edildiği bildirilmiş, davacı tarafça da aksi iddia edilmemiştir. İade edilen bu ekipmanlar dava konusu da değildir. Buna göre davalı tarafça ihtarnameden sonra malzeme ve ekipmanlar iade edilmesine rağmen dava konusu edilen boya malzemesi yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedeli iade edilmemiştir. 29.09.2014 tarihli sözleşmenin derhal fesih başlıklı 6.3 maddesinde davacı tarafa, maddede sayılan hallerde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmış olup, bunlardan biri davalının sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini yerine getirebileceği bir işletme sermayesi veya kredi sağlama olanaklarını yitirmesi ya da mali durumunun faaliyetlerinin muntazam devamını tehlikeye sokacak veya devamına imkan sağlamayacak derece bozulması olarak belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı şirketin mali durumunun bozulduğuna ilişkin dosyada bir delil ve belge toplanmamasına rağmen 2019 yılı itibariyle tasfiye haline girdiği, 31.07.2019 tarihi itibariyle vergi dairesi tarafından mükellefiyetinin resen terk ettirildiği bellidir. Bunun yanında davacı tanığı, davalı şirketin fesihten önce kapatılmasına karar alındığını öğrendiklerini, ödemelerde güçlük çektiğini bildirmiştir. Davalı şirket, h29.09.2014 tarihli sözleşmenin derhal fesih başlıklı 6.3 maddesinde davacı tarafa, maddede sayılan hallerde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmış olup, bunlardan biri davalının sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini yerine getirebileceği bir işletme sermayesi veya kredi sağlama olanaklarını yitirmesi ya da mali durumunun faaliyetlerinin muntazam devamını tehlikeye sokacak veya devamına imkan sağlamayacak derece bozulması olarak belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı şirketin mali durumunun bozulduğuna ilişkin dosyada bir delil ve belge toplanmamasına rağmen 2019 yılı itibariyle tasfiye haline girdiği, 31.07.2019 tarihi itibariyle vergi dairesi tarafından mükellefiyetinin resen terk ettirildiği bellidir. Bunun yanında davacı tanığı, davalı şirketin fesihten önce kapatılmasına karar alındığını öğrendiklerini, ödemelerde güçlük çektiğini bildirmiştir. Davalı şirket, her ne kadar satın almayı taahhüt ettiği ticari ürünü sözleşmede kararlaştırılan miktarda sözleşme dönemi boyunca satın almış ise de, sözleşmenin süresinin bitiminden önce vergi mükellefiyetinin 31.07.2019 tarihi itibariyle resen terkin edilmesi karşısında ve davalı şirketin sözleşmenin feshinden önce tasfiyeye girdiğine dair tanık beyanları da dikkate alındığında, davacı tarafın sözleşmenin 6.3maddesi uyarınca ihtarnameye konu ettiği sebep yönünden sözleşmeyi haklı olarak feshettiği kabul edilmiştir. Bunun yanında 31.07.2019 tarihi itibariyle vergi mükellefiyeti resen terkin edilen davalı şirketin 29.09.2019 tarihinde sona erecek sözleşmeye devam etme ve bu sözleşme uyarınca davacı şirketten ticari ürün satın almaya devam etme imkanı da kalmamıştır. Sözleşmenin 3.3 maddesinde davacı tarafın, davacı şirkete 100.000 Euro+KDV değerinde sikkens solvent bazlı sonkat bileşeni verdiği, 3.5maddesinde 661.000,00 TL+ KDV nakdi yatırımı yapacağı, sözleşmenin 6.5 maddesinde; sözleşmenin tek taraflı feshedilmesi ya da cayılması taahhütlerin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin feshi veya atıl kalması halleri de dahi ve bunlarla sınırlı olmamak üzere herhangi bir sebeple sona ermesi halinde boya malzemesi yatırım bedeli ile nakdi yatırım bedelinin davalı tarafça, davacı tarafa ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca 31.10.2014 tarihli taahhütnamede sözleşmenin iki yıl uzamaması halinde sözleşmede yer alan yatırım bedelinin davacı şirkete nakden ve defaten ödeneceği her üç davalı tarafından kabul ve taahhüt edilmiştir. Sözleşmenin, 6.5 maddesinde açıkça herhangi bir sebeple sona ermesi halinde boya malzemesi yatırım ve nakdi yatırım bedelinin nakden ve defaten tamamının iade edileceği taraflarca kararlaştırılmış olmakla davacı tarafça sözleşmenin haklı veya haksız şekilde feshedilmiş olmasının bu hüküm karşısında önem taşımadığı dikkate alındığında gerek sözleşme hükümlerine göre davacının fesih ihbarnamesinde dayandığı haklı sebebe bağlı olarak sözleşmeyi feshetmesi gerekse davalı şirketin sözleşme süresinin bitiminden önce vergi mükellefiyetinin dahi resen terk ettirilmek suretiyle ticari faaliyetinin sonlandığı, buna göre sözleşmenin süresinden önce bu nedenle sona erdiği, bu durumda sözleşmenin 6.5 maddesi gereği sözleşmenin sona ermesiyle birlikte davalı tarafın aldığı malzeme ve ekipmanlarla birlikte davaya konu boya malzemesi yatırım ve nakdi yatırım bedelini iade etmesi gerektiği anlaşılmakla; davanın kabulü ile dava konusu boya malzemesi yatırım bedeli ile nakdi yatırım bedelinden oluşan alacağın sözleşmenin tarafı olan davalı şirket ile müşterek ve müteselsil kefili olan davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KABULÜ ile; 352.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Usule ilişkin itirazları yönünden; anılan davada arabuluculuk dava şartına ilişkin işlemlerin usulsüz olduğundan yerel mahkemece davanın usulen reddine karar verilmesinin gerekmesine rağmen esasa ilişkin yargılama yapılmasının hatalı olduğunu, TTK madde 5/A " (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenleme getirildiğini, ticari uyuşmazlıklarda dava öncesinde arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olarak düzenlendiğini, söz konusu madde gereği ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru yapılmadığında dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı vekilinin 01.10.2019 tarihinde İzmir'de arabuluculuğa başvurduğunu, müvekkillerin yokluğunda 15.11.2019 tarihinde anlaşamama tutanağının tanzim edildiğini, tutanakta müvekkillerin bazı telefon numaralarından arandığını ancak ulaşılamadığını, davacı vekilinin müvekkillerin irtibat numaralarını ve adreslerini araştırmak üzere süre talep ettiğini ve bu nedenle toplantının ertelendiğini, taraflara davet mektubunun gönderildiğini ve bu davet mektuplarının müvekkiline ulaşmadığının, teslim edilmediğinin görüldüğünü, davacı vekilinin arabuluculuğa başvuru yapmadan evvel müvekkillere 13.06.2019 tarihinde İzmir Kemalpaşa 1. Noterliği aracılığı ile 07713 yevmiye nolu ihtarı çektiğini, ihtara taraflarınca .... Şirketi, ... ve ... vekili sıfatıyla 01.07.2019 tarihli İstanbul Beyoğlu 20. Noterliği'nin 12080 yevmiye nolu ihtarı ile cevap verildiğini, ihtarnamede müvekkillerin vekili oldukları gibi iletişim bilgilerinin de mevcut olduğunu, ancak davacı vekili tarafından kötüniyetli olarak arabuluculuk sürecinden müvekkillerinin haberdar olmaması amacıyla taraflarınca irtibat kurulmadığını, bu nedenle de arabuluculuk sürecinden haberdar olmalarının mümkün olmadığını, aleyhlerine anılan davanın ikame edildiğini, taraflarına kötüniyetli olarak haber verilmeden tutulan arabuluculuk son tutanağının usulsüz olduğunu, usulsüz arabuluculuk tutanağına dayanılarak dava açılması halinde dava şartının yerine getirilmemiş olacağını, mahkemece davanın usulden reddinin gerekmesine rağmen esasa geçilmek suretiyle yargılama yapılmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kaldırılması gerektiğini, yargılamanın yetkisiz mahkemede yapıldığını, müvekkili şirketin davacıya ait malzemeleri kendi iştigal sahası olan İstanbul'daki merkezinde kullandığını ve burada bulunan ihbar olunan ...nden satın aldığını, yetkili mahkemenin alım satım işinin gerçekleştiği ve müvekkil şirketin adresinin olduğu yer mahkemesi olduğunu, tüzel kişilerin ikametgâhının (yerleşim yerinin), kuruluş belgelerinde başka bir hüküm bulunmadıkça, işlerinin yönetildiği yer olduğunu, şirketlerin merkezinin de, ortaklık kuruluş sözleşmesinde yazılı olduğundan, bunlara karşı yapılacak takiplerde, genel yetkili İcra Dairesinin, bunların merkezlerinin bulunduğu yerdeki İcra Dairesi olduğunu, ... Şti’nin adresinin ".... Mah. ...Yolu No:.... ..." olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin itirazları yönünden; kabulüne karar verilen 352.000 TL'nin hangi verilere dayanarak hesaplandığının ve belirlendiğinin ne dava dilekçesinde ne alınan bilirkişi raporlarında ne de gerekçeli kararda açıklandığını, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde boya malzemesi yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedeli olarak 352.000,00 TL talep edildiğini, ancak davacının 2 ayrı talep konusu olmasına rağmen talep edilen miktarının ne kadarının boya malzemesi yatırım bedeline ne kadarının nakdi yatırım bedeline ilişkin olduğu açıklanmadığını ve yerel mahkemece de bu eksikliğin giderilmesinin istenmediğini, ayrıca 352.000,00 TL'lik miktarın neye ya da hangi verilere dayanarak hesaplandığının taraflarınca dava dilekçesinden anlaşılmadığı gibi yargılamanın herhangi bir aşamasında da anlaşılmasının mümkün olmadığını, dosyadaki kök raporda dava konusu 352.000,00 TL'lik miktara ilişkin değerlendirme bulunmadığını, taraflarınca yapılan itirazlar sonucunda aynı bilirkişiden alınan 20.04.2022 bilirkişi ek raporunda; "...davalı şirket ile sözleşmede imzası bulunan müteselsil müşterek kefil sıfatları ile ... ve ...'un dava dilekçesinde talep edilen 352.000,00 TL davacı şirkete borçlu olacaklarının kabul edilebileceği..." tespitinin yapıldığını, ancak davalıların tespiti yapılan 352.000,00 TL'lik borcun neye göre hesaplandığının açıklanmadığını, bu nedenle alınan bilirkişi raporlarının denetlenebilir nitelikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca taraflarınca cevap ve 2. cevap dilekçesinde, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde ve duruşmalarda sözlü olarak alınan beyanlarda bu hususun defaatle dile getiridiğini fakat yerel mahkemece dikkate alınmadığını, kararın gerekçesinde de bu hususa ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereği olduğunu, gerekçenin, doyurucu, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermesi gerektiğini, mahkemece keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verilip verilmediğinin ancak gerekçeden anlaşılabileceğini, ancak yapılan yargılama sonucunda yazılan gerekçeli kararda iddia ve savunmalarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığı gibi formül ifadelerle karar verildiğini, mevzuat ve mahkeme kararları ışığında, tatmin edici olmayan bir gerekçenin yasal anlamda gerekçe olarak kabul edilemeyeceğinin açık olup bu nedenlerle doğru dürüst gerekçe içermeyen, iddia ve savunmalarına neden itibar edilmediği noktasında taraflarını aydınlatamayan mahkeme kararının kaldırılmasının zaruri olduğunu, geçerli bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden davacı tarafın, sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getiren davalılardan haksız olarak boya yatırım malzeme bedeli ile nakdi yatırım bedelini talep ettiğini, Kemalpaşa 1. Noterliği aracılığı ile 13.06.2019 tarihinde 07713 yevmiye nolu ihtar ile 29.04.2014 tarihli sözleşmesinin 6.3 maddesinde belirtilen "sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilebileceği bir işletme sermayesi veya kredi sağlama olanaklarını yitirmesi ya da mali durumun faaliyetlerinin muntazam devamını tehlikeye sokacak veya devamına imkan sağlayamayacak derecede bozulması" ibaresinin gerekçe gösterilerek sözleşmenin tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, müvekkili şirket ile davacının 2000 yılından beri süregelen ticari ilişkisi olup söz konusu sözleşmenin 5 yılda bir yenilemek üzere ve uzun süreli akdedildiğini, en son akdedilen sözleşmenin ise, 2014-2019 yılları arasını kapsadığını, davacı şirket tarafından 29.09.2014 tarihinde imza altına alınan ve 2019 Eylül ayında sona erecek sözleşmenin bitimine 3 ay kala haksız şekilde feshedildiğini, müvekkili şirket ve kefil sıfatıyla diğer müvekkiller ile davacı şirket arasında imzalanan 29.04.2014 tarihli sözleşmede; sikkens boya ve alt malzemelerini 2014-2019 yılları aralığında 710.000,00 Euro+KDV tutarında satın alma talebinde bulunulduğunu, belirtilen tutarın sözleşmede bahsi geçen hedef tutar olduğuna ilişkin ulaşılması gereken hedef tutarın belirtildiğini, müvekkilin satın almayı taahhüt ettiği sikkens boya ve alt malzemelerini .... Şti.'nden satın aldığını ve hatta taahhüt ettiği hedef tutarı geçerek sözleşme süresi dolmadan 2014-2018 tarihleri arasında 1.500.000,00 Euro tutarında malzeme satın aldığını, 20.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda da davalı firmanın sözleşmede belirtilen 710.000 Euro+KDV taahhüdü üzerinede mal alımı yaptığının tespit edildiğini, dolayısıyla davalı şirket ve diğer müvekkilleri tarafından sözleşmede yer alan taahhütlerin fazlası ile yerine getirildiğini, davacı şirket tarafından sözleşme "derhal fesih" başlıklı 6.3. Maddesine dayanılarak derhal ve tek taraflı olarak feshedildiğini, dosya kapsamındaki tüm evraklarda, davacı yanın ihtarnameyi çektiği 13.06.2019 tarihinde müvekkili şirketin ekonomik problemlerinin olup olmadığına ilişkin dosya içerisinde somut delil bulunmadığının açıkça görüleceğini, bu hususun 20.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda da sözleşmenin 13.06.2019 tarihinde davacı şirket tarafından feshedildiğini, re'sen terkinin 31.07.2019 tarihinde yani sözleşmenin feshinden sonra gerçekleştiğini, davacının tanık beyanları haricinde bu hususta doğrulayıcı belge sunamadığının açıkça belirtildiğini, bu bağlamda sözleşmenin feshedildiği tarihte müvekkil şirketin ekonomik yeterliliği ve alım gücünün olup olmadığı hususunun ihtilaflı olduğunu, somut herhangi bir delil olmadığından bu açıdan sözleşmenin feshinin haklı olduğunu ileri sürmenin açıkça hatalı olduğunu, müvekkilin aynı dönemde taahhüdünün üzerinde mal alımı gerçekleştirerek ekonomik yeterliliğinin ne denli iyi olduğunu da ispat ettiğini, yerel mahkemece sözleşme hükümlerinin dikkate alınmaksızın karar verildiğini, davacı şirket tarafından sözleşmenin, "derhal fesih" başlıklı 6.3. Maddesine dayanılarak derhal ve tek taraflı olarak feshedildiğini ve bu madde ile ilintisi bulunmayan aynı sözleşmenin 6.5. Maddesine dayanılarak boya malzemesi yatırım bedeli ve 6.6. maddesine dayanılarak nakdi yatırım bedeli talebinde bulunulduğunu, sözleşmenin 6.5. ve 6.6. maddelerinde, sözleşmenin davalı şirketin sözleşmeden dönmesi, taahhütlerini yerine getirmemesi gibi davalı şirketten kaynaklanan sebeplerin varlığı halinde yatırım bedellerinin iade edileceğinin hükme bağlandığını, dolayısıyla davalı şirketin sözleşmenin derhal feshine ilişkin 6.5. ve 6.6. maddelerinde herhangi bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle sözleşmeyi 6.3. maddesine dayanarak derhal fesheden davacı şirketin davalı şirketin kusuru durumunda işleyecek 6.5. ve 6.6. maddelerine dayanarak bedel talep etmesinin mümkün olmadığını, boya yatırım bedeli ve nakdi yatırım bedelinin iadesine ilişkin sözleşmede belirtilen iade koşullarının oluşmadığını, dolayısıyla davacı şirket tarafından birbiriyle ilintisi bulunmayan sözleşme hükümlerinin bağdaştırılarak haksız talepte bulunulduğunu, bu nedenle verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedilmesi nedeni ile sözleşme hükümleri gereği davacı tarafça davalıya başlangıçta ödenen boya malzemesi yatırım bedeli ile nakdi yatırım bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kabulü ile; 352.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. İş bu karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalılar vekili tarafından sunulan 27.02.2026 tarihli dilekçe ekindeki evrakların incelenmesinden Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/991 Esas, 2024/275 Karar ve 20.03.2024 tarihli karar ile davalı şirketin iflasına karar verildiği, dava tarihinin ise eldeki istinafa konu karar tarihinden ve istinaf talebinden sonraki tarih olan 16.10.2023 olduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK'nın "Hukuk davalarının tatili" başlıklı 194. maddesine göre; Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez." Bu durumda İflasına karar verildiği anlaşılan davalı şirket ile ilgili olarak iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği, 2. alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tasfiye memurlarının atanıp atanmadığı ve yine dava konusu alacakla ilgili olarak davacı tarafça iflas masasına bir başvuru yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu konuda bir karar verilip verilmediği konusunda İİK 194. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/06/2022 tarih ve 2019/1259 Esas 2022/480 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran davalılardan alınan 6.011,30 TL istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 5-İstinaf yoluna başvuran davalılardan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalılar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 8-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 03/03/2026