Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/140 E. 2024/991 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/140
- Karar No
- 2024/991
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/400 KARAR NO:2025/519 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:31/12/2024 NUMARASI:2022/140 Esas - 2024/991 Karar DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/04/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının 2018 yılında yurt dışından tedarik ettiği ... marka motosikletleri yurtiçinde satışa sunduğunu, bu satışa ilişkin beyan ettiği ÖTV/KDV matrahlarını olması gerekenden düşük gösterdiğini, ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç, paylar ve benzeri unsurları matraha dâhil etmediğini ve satışlarına ilişkin karlılık oranlarını düşük göstererek ÖTV ve KDV yönünden bilerek ve isteyerek vergi ziyanına sebebiyet verdiğini, bu nedenle, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 05.10.2020 tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu ile davalı adına ... dönemine ilişkin özel usulsüzlük cezası verildiğini, davalının bu cezaya karşı Ankara 3. Vergi Mahkemesi 2021/245 E, sayılı dosyası ile dava açtığını, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinden taraflarınca bu dava ile haberdar olduklarını, davalının eksik vergi ödediğinin Vergi Mahkemesinde görülen dava ile tespitinin ardından, müvekkili tarafından yapılan araştırma ve müşteri beyanları neticesinde, davalının eksik vergi ödemesine bağlı olarak daha uygun fiyata satış yaptıkları tespit ettiklerini, davalı ile müvekkilinin zaman zaman müşterilerinin talepleri doğrultusunda ellerinde olmayan motosikletleri birbirlerinden tedarik ettiklerini, 05.05.2018 tarihinde müvekkili tarafından davalıdan motosiklet satın alındığını ancak, söz konusu işleme ilişkin davalı tarafından 2 adet fatura düzenlendiğini, ödeme belgelerinden eksik bedel hesaplamak suretiyle motosiklet bedellerinin bir kısmının ortaklardan ... ve davalı şirketin genel müdürü... adına açıktan alındığını, davalı tarafından kesilen 30.04.2018 tarih ve... no.lu faturanın bedelinin 105.266.15 TL olduğunu, bu fatura bedelinin bir kısmının ... Dış Ticaret tarafından ... hesabına gönderildiğini, mahkemece tayin edilecek bilirkişinin davalının ticari kayıtları üzerinde davalının kurulmuş olduğu 18/12/2006 yılından başlayarak bugüne değin benzer vergi ziyaına neden olan usulsüzlüklerin tespit edilmesini ve davalının haksız rekabet fiili sonucunda fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi (belirsiz alacak), 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabet eylemlerinin başladığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada davacı, müvekkilinin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisini olması gerekenden düşük gösterip elindeki ürünleri daha düşük bedelle satarak, bu şekilde rakiplerinden daha çok satış yaptığını iddia ettiğini, ancak davacının bu bilgiye nasıl ulaştığının anlaşılamadığını, söz konusu iddialara dayanak yapılan vergi tekniği raporu vergi mahremiyeti içerisinde yer aldığından hukuka uygun şekilde elde edilmesi mümkün olmayan bu raporun huzurdaki davaya dayanak yapılmasının kabulü mümkün olmadığını, huzurdaki davada hukuka aykırı deliller kullanıldığını, bu nedenle kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, huzurdaki davada davacının ortaya koyduğu hiçbir zararı olmadığı gibi, zarar tehlikesi de bulunmadığını, müvekkilinin, rakip sayısının az olduğu bir piyasada ticari faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkili gibi harley davıdson türkiye bayiliği yapan başka 3 şirket bulunduğunu, müvekkilin 3 rakibinden 2'sinin müvekkiline ait ticari sırları elde etmiş olması müvekkilinin mahvına yol açacağı gibi bu durum haksız rekabet teşkil edebileceğini, zararın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacının zarara uğradığı kabul edilse dahi davacı talep ettiği zararlarını bilebilecek durumda olduğundan, maddi tazminatın belirsiz alacak davası ile talep edilmesi mümkün olmadığını, davacının manevi tazminat talepleri mantık dışı ve hukuka aykırı olduğunu, her türlü haklarını saklı tutmak kaydıyla, huzurda açılan kötüniyetli, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda"...Somut olayda mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın mahkememizin 19/03/2024 tarihli celsesinde davacı vekili Av. ...'ın e-duruşma talebinde bulunduğu, celse açıldığında yapılan çağrıya rağmen katılmadığı, yapılan kontrolde e-duruşma talebinin içeriğinde ayrıca duruşmaya katılınılmadığı takdirde mazeretli sayılması talebinde bulunmamış olduğu, aynı gün mahkememizce yapılan pek çok duruşmaya başka taraf vekillerinin katıldığı, mahkememiz nezdinde herhangi bir teknik aksaklık olmadığı görülmekle HMK madde 150 hükmü kapsamında dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı vekili tarafından süresi içerisinde yenileme dilekçesi sunulması akabinde 21/03/2024 tarihinde yenileme tensip tutanağının düzenlenerek yeni duruşmanın 16/07/2024 gününe bırakıldığı, yenileme tensip tutanağının tebliğ edildiği, mahkememizin 16/07/2024 tarihli celsesine davacı vekili tarafından usulüne uygun sunulmuş yetki belgesinde yazılı olan Av. ...'ın bizzat katılması ile duruşmanın görüldüğü ve duruşmanın 31/12/2024 tarihine bırakıldığı, 31/12/2024 tarihli celse açıldığında duruşma saatinin 10:30 olmasına rağmen 10:46'da celse açılmış ve 10.50'ye kadar beklenildiğinde davacı ya da vekili tarafından katılım sağlanmadığı, UYAP'tan yapılan kontrolde herhangi bir mazeret dilekçesi sunulmadığı, aynı celsede davalı vekili tarafından "Davacının takip etmediği davayı takip etmiyoruz bu doğrultuda karar verilsin dedi." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.6100 Sayılı HMK'nın "Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması" başlığını taşıyan 150. Maddesinin "(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. (2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." şeklindeki düzenlemesi ile aynı kanunun Basit Yargılama Usulünün düzenlendiği Altıncı Kısım başlığı altında yer alan 320. Maddesinin 4. Fıkrasının "(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır."şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, mahkememizin 19/03/2024 tarihli celsesinde dosyanın HMK madde 150 kapsamında işlemden kaldırıldığı, davacı vekili tarafından süresi içerisinde yenileme dilekçesi sunulması akabinde 21/03/2024 tarihinde yenileme tensip tutanağının düzenlenerek tebliğ edildiği, dosyanın 1 kez işlemden kaldırıldıktan sonra 2. Kez işlemden kaldırılmasına karar verilemeyecek olması sebebiyle davanın HMK m.320/4 hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir.İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda istinaf incelemesine konu 16.01.2025 tarihli ek karar ile "....Davacı vekili tarafından her ne kadar sağlık sebeplerinden ötürü mazeret bildirilemediği, bu nedenle dosyada eski hale getirme hükümlerinin uygulanarak verilen kararın kaldırılması talep edilmiş ise de günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte avukatların Celse uygulaması aracılığı ile cep telefonları üzerinden dahi mazeret ibraz edebildikleri, UYAP sisteminden evrak işlem kütüğüne ilişkin yapılan kontrolde 31/12/2024 tarihli celseye ilişkin duruşma zaptının sisteme 10.54 saati itibariyle imzalanarak yüklendiği, davacı vekili tarafından 12.31 saati itibariyle duruşma zaptının açılıp okunduğu ve verilen karardan haberdar olunduğu, eski hale getirme talepli dilekçe ekinde mahkememize ibraz edilmiş olan rapor incelendiğinde 31.12.2024 tarihi saat 15.52 itibariyle hastaneye başvurularak raporun alınmış olduğu, alınan raporun duruşma gün ve saatinden öncesinde de alınmamış olduğu hususları bir bütün olarak dikkate alındığında eski hale getirme koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak dosyada nihai karar verilerek el çekilmiş olması sebebiyle davacı vekilinin mahkememizin 31.12.2024 tarihli duruşmasında verilen "HMK madde 320/4 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına" kararından dönülmesi talebinin reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili gerekçeli karara ve ek karara ilişkin istinaf dilekçelerinde özetle; dava dosyasının daha önce işlemden kaldırılmasına ilişkin 19.03.2023 tarihli karar e-duruşmaya katılınamaması nedeniyle haksız bir biçimde verildiğini, 19.03.2024 tarihli celseye e-duruşma ile katılım talebinde bulunulmuş olup, duruşmaya UYAP sisteminde online bir biçimde bulunulmasına karşın bağlanılamadığını, Mahkemece, tarafımızın mazeretli sayılmasına karar verilmesi gerekirken,19.03.2024 tarihli celsede işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, bunun üzerine e-duruşmaya teknik aksaklık nedeniyle katılınamadığı belirtilerek dosyanın yenilendiğini ve yargılamaya kaldığı yerden devam edildiğini, 30.06.2012 tarihli ve 31527 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik'in 13(9) maddesinde "Taraf veya vekln kusuru olmaksızın teknk sebeplerden dolayı e-Duruşmanın yapılamaması hâlnde, ilgili taraf veya vekil yönünden Kanunun 150 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz." hükmü bulunduğunu, davanın işlemden kaldırılmasına ilişkin verilen 19.03.2024 tarihli karar haksız bir biçimde verildiğini ancak e-duruşmaya katılmak için hazır bulunmalarına karşın bağlanılamadığından ve söz konusu karara karşı gidilebilecek başkaca bir usuli işlem bulunmadığından dosyanın taraflarınca yenilendiğini, 31.12.2024 tarihinde duruşma gününde sabahın erken saatlerinde aniden rahatsızlanması sebebiyle yüksek ateş, kusma, bulantı ve halsizlik şikayetiyle evde bulunan yakınları tarafından hastaneye kaldırıldığını, ... Hastanesinde yapılan muayene ile tarafına "..." ve "..." tanısıyla 31.12.2024-01.01.2025 tarihlerini kapsayan iş göremezlik raporu düzenlendiğini, bu süre içinde, duruşma saati ve öncesinde müvekkile ve ofiste çalışan diğer avukatlara haber verebilecek durumda olmadığından elinde olmayan ve zorunlu sebeplerle duruşmaya katılma ve mazeret bildirme imkanı olamadığını, eldeki dosyada başkaca yapılabilecek bir usuli işlem bulunmadığından engelin ortadan kalkmasını takiben 02.01.2025 tarihli dilekçe ile süresi içinde eski hale getirme talebinde bulunulduğunu ve mazeretlerinin kabulü ile 31.12.2024 tarihli "davanın açılmamış sayılması" yönündeki karardan dönülerek yeni duruşma günü tayin edilmesinin talep edildiğini ancak Mahkemece önce mazeretleri değerlendirmeye alınmadığını, eski hale getirme taleplerine ilişkin bir karar verilmeksizin davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, Mahkemece süresi içinde eski hale getirme taleplerinin kabulü ve mazeretlerinin kabulü ile 31.12.2024 tarihli "davanın açılmamış sayılması" yönündeki karardan dönülerek yeni duruşma günü tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin Anayasanın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkına da aykırılık teşkil ettiğini beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.12.2024 tarihli 2022/140 E. ve 2024/991 K. sayılı "davanın açılmamış sayılmasına" yönelik kararı ile "31.12.2024 tarihli duruşmasında verilen "HMK madde 320/4 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına" kararından HMK m. 95 hükmü uyarınca dönülmesi ve yeni duruşma günü verilmesi talebinin REDDİNE" dair ek kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, elde olmayan nedenlerle katılamadıkları duruşma nedeniyle mazeretli sayılmalarına ve yargılamaya kalındığı yerden devam edilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, 16.01.2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin eski hale getirme isteminin reddine karar verilmiş, davacı vekilince her iki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Eldeki davada, davacı vekilinin 19.03.2024 tarihinde yapılacak duruşma için e-duruşma talebinde bulunduğu ancak duruşma saatinde yapılan çağrıya rağmen e-duruşmaya katılmadığı, e-duruşma talebinde mazeretli sayılması talebinde bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemece davanın HMK 150 maddesi gereğince taraflarca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. İlgili duruşma zaptına ilişkin evrak işlem kütüğüne göre saat 10:46 itibariyle duruşma zaptının hakim tarafından imzalandığı, davacı vekili Av... tarafından saat 10:56 itibariyle mazeret dilekçesinin gönderildiği görülmektedir.Davacı vekilinin iş bu mazeret dilekçesi içeriğinde e-duruşma yoluyla bağlanma konusunda yaşanılan sıkıntı nedeniyle mesleki mazeretli sayılması talebi yer almakta ise de dosya kapsamına göre vekilin kusuru olmaksızın teknik sebeplerden dolayı e-duruşmanın yapılamadığı davacı tarafça ispatlanmamıştır. Bu nedenle, taraf veya vekilin kusuru olmaksızın teknik sebeplerden dolayı e-duruşmanın yapılamaması hâlinde ilgili taraf veya vekil yönünden Kanunun 150.maddesinin birinci fıkrasının uygulanmayacağına ilişkin Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmeliğin 13/9. Maddesi hükmünün somut olayda uygulanması mümkün olmayıp, mahkemece 19.03.2024 tarihli duruşmada dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi isabetli olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.İstinaf incelemesine konu dava, basit yargılama usulüne tabi olup, 31.12.2024 tarihli duruşmada , duruşma saatinin 10:30 olmasına rağmen 10:50'ye kadar beklenilerek davacı taraftan gelen kimsenin olmaması, davacı tarafça mazeret sunulmaması ve e-duruşma talebinin bulunulmaması nedeniyle mahkemece davalı tarafça da takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Somut olayda dosyada mevcut vekaletnameye göre davacı şirketin Av... ve Av. ... isimli iki vekili bulunmaktadır. İstifa veya azile ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığından her iki vekilin görevi de devam etmektedir. Vekillerden birinin hastalanması diğer vekilin duruşmalara katılmasına engel teşkil etmemektedir. Davacı vekili 31.12.2024 tarihinde rahatsızlandığını, hastaneye kaldırılması neticesinde duruşma saati ve öncesinde duruşmaya katılma ve mazeret bildirme imkanı olmadığını ileri sürmüş ise de ilgili duruşma zaptına ilişkin evrak işlem kütüğüne göre saat 10.30'da yapılacak duruşmanın saat 10:47'de açıldığı, saat 10:54 itibariyle duruşma zaptının hakim tarafından imzalandığı görülmekte olup, raporda belirtilen muayene saatinin duruşma saatinden sonra olmasına göre işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın, yenilenmesinden sonra duruşma gün ve saatinden haberdar olan ve iki vekili bulunan davacı tarafça davanın takipsiz bırakılması nedeniyle mahkemece HMK'nın 320/4.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 HMK'nın 95. maddesinde elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimsenin, eski hâle getirme talebinde bulunabileceği, süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 96. Maddesinde de eski hale getirme isteminin, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılabileceği, ilk derece ve istinaf yargılamalarında en geç nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunulabileceği, nihai kararın bir tarafın yokluğunda verilmiş olması halinde tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme talebinde bulunulabileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin, arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış olmalıdır. Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen sonuca, nihai kararın istinaf edilmesi suretiyle ulaşılması mümkün olduğunda eski hale getirme talebinde bulunulamayacağı gibi yargılamadan el çekmiş olan mahkemelerin, eski hale getirme yoluyla verdikleri nihai kararı değiştirme ya da ortadan kaldırmaları da usulen mümkün değildir.Davacı vekili Av... tarafından 02.01.2025 tarihli eski hale getirme talepli dilekçe ekinde sunulan 31.12.2024 tarihli istirahat raporunda muayene saatinin 15:52 olarak belirtilmesine ve sistemsel olarak davacı vekilince 31.12.2024 tarihli duruşma zaptının aynı gün saat 12:31 itibariyle açılıp okunmasına göre somut olayda HMK'nın 95.maddesinde düzenlenen eski hale getirme şartları oluşmamıştır.Kaldı ki davanın açılmamış sayılmasına dair karar, nihai bir karar olup, eski hale getirme talebinde bulunulduğu tarih itibariyle henüz istinaf süresi dolmamıştır. Bu durumda mahkemece 16.01.2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin eski hale getirme talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararı ile ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karara ve 16.01.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025