Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1194 E. 2025/69 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1194
Karar No
2025/69
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1194 Esas

KARAR NO:2025/69 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2019/1027 Esas - 2022/307 Karar

TARİH:17/03/2022

DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:23/01/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında, 01.04.2019 tarihli Personel Servis Taşıma Sözleşmesi'nin akdedildiğini; bu sözleşmeyle davacının, davalı şirketin ... Havalimanı personelini taşıma işini üstlendiğini, iş bedeli ödemelerini içeren davacı faturalarının davalı tarafından hangi vadelerde ödeneceğinin sözleşmenin 7 nolu maddesinde düzenlendiğini, davacının sözleşmeyle üstlendiği edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, fakat davalının, sözleşmenin 7'inci maddesinde öngörülmüş olan ödeme sürelerine uymadığını; davacıya ödeme olarak ileri vadeli çekler verdiğini; davacının paraya ihtiyacı olduğundan bunları ... şirketlerine kırdırdığını, son olarak da davalının, taraflar arasındaki sözleşmeyi, 15.11.2019 tarihi itibariyle haksız olarak feshettiğini; gerek akdi ilişkinin devamı sırasında davalının borçlarını ihlal etmesi gerekse davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle davacının çeşitli zararlara uğradığını; şöyle ki; davalının, sözleşmenin 7'nci maddesinde öngörülmüş olan ödeme sürelerine uymadığını; davacıya ödeme olarak ileri vadeli çekler verdiğini; davacının paraya ihtiyacı olduğundan bunları ... şirketlerine kırdırdığını; bu yüzden davacının zarara uğradığını; davacının bu zararının tazmin edilmesinin talep edildiğini, davacının düzenlemiş olduğu iş bedelı faturalarının davalı tarafından sözleşmenin 7'nci maddesinde öngörülmüş olan vadelerde ödenmemesi nedeniyle davacının fatura alacaklarına geç kavuştuğunu ve bu yüzden davacının temerrüt faizi (vade farkı) alacağına hak kazandığını; davacının hak kazandığı gecıkme faizi alacaklarının davalı tarafından ödenmesinin talep edildiğini, ayrıca sözleşmenin normal süresi sona ermeden önce davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle davacının, fesih tarihinden sözleşmenin normal olarak sona ermesi gereken tarihe kadarki kazancından (karından) mahrum kaldığını; davacının işbu kar mahrumiyeti zararının da davalı tarafından tazmin edilmesinin talep edildiğini belirterek, davalının verdiğini çeklerin ... şirketlerine vadesinden önce kırdırılmasından dolayı davacının uğradığı zararın, şimdilik 1.000 TL'lik kısmının davacıya ödenmesine, davalının vadesinde ödemediği fatura bedellerinden dolayı davacının hak kazanmış olduğu temerrüt faizi alacaklarının, şimdilik 1.000 TL'lik kısmının davacıya ödenmesine, sözleşmenin normal süresi dolmadan önce davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle davacının mahrum kalmış olduğu kardan dolayı uğramış olduğu zararın (kar mahrumiyeti zararının), şimdilik 1.000TL'lik kısmının davacıya ödenmesine, toplam 3.000TL'lik davacı zararının, sözleşmenin haksız feshedildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin, 5 nolu maddesinde yer alan hükme istinaden davalı tarafından davacıya gönderilen 09.11.2019 tarihli e-mail mesajında yer alan fesih ihtarı ile, 15.11.2019 tarihi itibariyle feshedildiğini; dolayısıyla da sözleşme ihtarlı olarak feshedildiği (eylemli olarak feshedilmediği) için, davacının davalıdan, sözleşmenin zamanından önce feshedilmesinden dolayı uğradığını iddia ettiği kar mahrumiyeti zararını tazminini talep etmeye hakkı bulunmadığını, davalının çek ile yaptığı ödemeleri davacı kabul etmiş olup, dolayısıyla sözleşmenin akdedilip ödemelerin nakit olarak yapılmasının kararmaştırılmasından sonra; taraflar arasında yapılan yeni bir anlaşma ile ödemelerin çek ile yapılması hususunda tarafından anlaştığını ve davacının da bu anlaşmaya istinaden çek ile yapılan ödemeleri ihtirazı kayıtsız (çekincesiz) olarak kabul ettiğini; bu nedenle de davacının çekleri kırdırması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazminini talep etme hakkının bulunmadığını, davalının ödemelerini vadesinden sonra (gecikmeli olarak) yapmadığını; kaldı ki bir an için vadesinden sonra (gecikmeli olarak) yaptığı farz edilse bile, asıl alacaklara ilişkin olarak yapılan davalı ödemelerini, temerrüt faizi alacaklarına ilişkin hakkını saklı tutmadan tahsil etmiş olan davacının, kanun gereği temerrüt faizi alacağına ilişkin hakkını kaybettiğini, davacının, iddia ve talep ettiği gibi tazminat ve temerrüt faizi alacaklarına hak kazanamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/03/2022 tarih ve 2019/1027 Esas - 2022/307 Karar sayılı kararında;"Dava alacak davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; tarafların sözleşmeye dayalı ticari ilişki içerisine girdikleri, davacı tarafın sözleşme nedeniyle taşıma işi yaptığını iddia ettiği ancak hak edişlerinden haksız kesinti ve haksız fesihin olduğunu iddia ettiği, bundan dolayı uğradığı zararı talep ettiği, davalı tarafın ise haklı olarak sözleşmeyi fesih ettiklerini ve haklı olarak da hak edişten kesinti yapıldığını iddia edildiği, tarafların karşılıklı yükümlülüklerin sözleşmeye uygun ifa edilip edilmediği, ifa sırası, ayrıca feshin haklı olup olmadığı, zarar oluştu ise zararın ne kadar olduğu noktasında olduğu anlaşılmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/10/2014 tarih, 2014/7542 E- 2014/16209 K. İlamında; sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi, sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması gerektiği belirtilmiştir. İş bu Yargıtay İlamından yola çıkarak davalının sözleşmenin 5. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshettiğinin anlaşıldığı, başkaca haklı bir sebep gösterilmediği, bu sebeple davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshettiği kanaatine varılarak, davacının sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle fesih tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki yaptığı muhtemel masrafların mahsubu ile kazanacağı net geliri talep edebileceği, diğer talepleri davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varılarak bu hususta ek bilirkişi raporu aldırılmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 11.247,38TL hesaplanarak bu miktar yönünden davanın kısmen kabulü ile; 11.247,38TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''Davanın KISMEN KABULÜ ile; 11.247,38TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Yargılama aşamasında yerel mahkemece alınan bilirkişi kök raporu ve bilirkişi ek raporlarına karşı mahkemeye sunduğumuz yazılı beyan ve itiraz dilekçelerimizi tekrara düşmemek adına burada öncelikle aynen tekrar edriz.İddiamız baştan beri davalı tarafça yapılan feshin kanuna aykırı olduğu yönündedir. Müvekkil şirket, 1 yıl süreceği inancı ile yatırım yaptığı işbu sözleşmenin edimlerini yerine getirdiği halde hiçbir sebep bildirilmeksizin sözleşmenin aniden fesh edilmesi kanuna aykırı olup ek raporda bu iddiamız ispatlanmıştır.Davalı taraf ile aramızdaki Uyuşmazlığın çözümü,Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre; "işbu sözleşme ihtarsız feshedildiğinde işveren firma taşıyıcı firmanın sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür" şeklindedir.Davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı, hiç bir makul haklı gerekçe göstermeden ve ihtarda bulunmadan feshettiği tartışmasızdır. O halde sözleşmenin 5 maddesine göre müvekkilin tüm zararlarını davalı ödemelidir.Davalı taraf, eğer sözleşme ihtarsız bir şekilde fesh edilse idi müvekkilin zararlarını karşılamakla yükümlü olduklarını, fesihten önce ihtar yaparak sözleşmenin 5.3. Düzenlemesine uygun hareket edildiği ileri sürülmektedir. Davlı vekilinin iş bu beyanı bizim iddialarımızı doğrulamakta ve davayı kabul anlamına gelmektedir. Sadece bu beyan bile iş bu davada haklı olduğumuzun en büyük delilidir. Zira davalı taraf hiçbir haklı gerekçe göstermeden ve ihtarat yapmadan sözleşmeyi fesh etmiştir.Davalının bu yöndeki savunması hukuki olmadığı gibi bilirkişi kurulu 06.07.2021 tarihli 1. ek raporunun 3. Sayfasında bu hususa değinmiştir. Şöyle ki; Ek raporun "Taraflar arası sözleşme ve sona ermesi süreci inceleme ve değerlendirme" başlıklı kısmında sözleşmenin 5.3. Maddesinde geçen "ihtarsız erken fesihten" kastedilen sözleşmeye aykırılıklarının uyarılması, süre tanınması ve uyarıya rağmen ihtar konusu aykırılığın giderilmediği takdirde haklı sebeple fesih imkanının tanımasının kastedildiği belirtilmiştir. Davalı taraf sözleşmeyi fesih ederken bu tanıma uygun davranmadığı açıkça ortadadır. Raporun 4. Sayfasında da belirtildiği üzere söz konusu fesih ihtarlı olmayıp, davalı şirket yönetimi tarafından tek taraflı alınan kararın müvekkile bildirilmesidir.06.07.2021 tarihli 1. Ek rapor "C" maddesinin son paragrafında da belirtildiği üzere davalı taraf, tek taraflı olarak sözleşmeyi 4 ay 15 gün öncesinde fesih ederek müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. O halde davalının, sözleşmenin 5. Maddesine göre "işbu sözleşme ihtarsız feshedildiğinde işveren firma taşıyıcı firmanın sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür" hükmü gereğince ( 4 Ay 15 günlük toplam zarar olan) 137 gün için Bilirkişi Raporunda hesaplanan 2.499,428 TL'yi müvekkil davacıya ödemesine karar verilmelidir.A- Erken Fesihten Dolayı Yoksun Kalınan Kazanç Kaybı Açısından; TTK nın 865. Maddesinin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir;Gönderen tarafından fesih MADDE 865 ''...(1) Gönderen taşıma sözleşmesini her zaman feshedebilir.(2) Gönderen sözleşmeyi feshederse, taşıyıcı;a) Kararlaştırılan taşıma ücreti ile bekleme ücretinden ve tazmini gereken giderlerden,sözleşmenin feshi sonucunda tasarruf ettiği giderlerin veya başka bir şekilde elde ettiği veyakötüniyetli olarak elde etmeyi ihmal ettiği menfaatlerin indirilmesiyle kalan tutarı veya b) Kararlaştırılan taşıma ücretinin üçte birini, isteyebilir. Taşıma sözleşmesinin feshi, taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten kaynaklanmışsa, bu fıkranın (b) bendi uyarınca bir istem ileri sürülemeyeceği gibi, sözleşmenin ifasında gönderenin menfaati yoksa, taşıyıcının bu fıkranın (a) bendinden doğan istem hakkı da düşer...'' şeklindedir.Bu yasal durum 06.07.2021 tarihli 1. Ek raporda; ''...Sözleşmenin TTK'nın 865. Madde kapsamında kaldığı, buna göre sözleşmenin feshi halinde işverenin 1/3 oranındaki hak edişi ödemekle yükümlü olduğu, yapılan hesaplamaya göre 833.142,67 TL tutarındaki miktara müvekkil şirketin hak kazandığı...'' şeklinde belirtilmiştir. Bu hesaplama hak ve nesafet kurallarına ve kanun uygundur. Yerel mahkemenin yapması gereken 865. Madde kapsamında 1/3 ücret olan 831.142,67 TL yönünden davamızın kabulü olmalıdır.Rapor içeriğinde müvekkil şirketin 137 gün karşılığı 2.499.428 TL ücrete hak kazandığı hesaplaması yapılmıştır. Ek raporda işbu sözleşmenin TTK 856 ve devamı maddelerinde düzenlenen Eşya taşıma sözleşmesi olduğu ileri sürülmüş ise de kanaatimizce maddedeki düzenleme sürekli edim değil, anî edim ihtiva eden sözleşmeleri kapsadığından müvekkil şirket, 137 gün için hesaplanan 2.499,428 TL'ye hak kazanmıştır. Ancak olayların anlatımı taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Hukuki dayanağı ne olursa olsun davalı şirketin hiçbir sebep bildirilmeksizin sözleşmeyi fesh etmesinden dolayı müvekkil davacının çok önemli ölçüde zarara uğradığı 06.07.2021 tarihli 1. ek rapordaki hesaplamalar ile ortaya çıkmıştır.B- Gecikme Faizi Açısından;Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7/son maddesinde vadenin aşılması durumunda aylık %10 gecikme faizine hükmedileceği düzenlenmiştir.06,07,2021 tarihli 1 Ek bilirkişi raporunda müvekkilin hesaplanan 213.646,94 TL gecikme faizine hak kazandığı tespit edilmiştir. İhtirazı kayıt koyulmaksızın tahsil edilen bedeller için faiz istenip istenemeyeceği noktasında ikili bir ayrım yapılmıştır.Dilekçemiz ekinde yer alan Yargıtay 11 HD'nin kararı talep edilen gecikme faizini çok güzel bir şekilde açıklamıştır. Kararda aynen şu şekilde alıntı yapılmıştır; "...Doğru bir sonuca varılabilmesi için vade farkının hukuki mahiyetinin tartışılması gerekir. Bilindiği gibi temerrüt (gecikme) faizi, bir para meblağını talep hakkına sahip bulunan alacaklıya, bu paradan belli bir süre yoksun kalması sebebiyle ödenen karşılık olarak tarif edilmektedir. Faiz esas itibariyle para borçlarında söz konusu olur. Faiz, ana paraya ilişkin alacağın bir parçası olmayıp, ondan ayrı bir talep hakkı meydana getirir, bununla birlikte faiz kural olarak asıl alacağa bağımlı (fer'i) bir karakter arz eder. Faiz, işlevi ve oluşum tarzı bakımından "Kapital faizi" ve "temerrüt faizi" olarak ayırıma tabi tutulur. Sözleşme uyarınca, alacaklıya ait bir para meblağının faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde borçlu'da kalması üzerine faiz ödenmesi öngörülmüşse kapital faizinden söz edilir (Bak. Dr. Nami Barlas-Para Borçlarının ifasında borçlunun temerrüdü 1992 sh: 124 vd). Diğer taraftan bunlardan ayrı olarak gecikme tazminatı olarak anılan bir tazmin türü daha vardır. Bu da mütemerrit olan borçlunun borcunu geç ödenmesi sebebiyle alacaklının zararını gidermek için tediyeye mecbur olduğu bir eda olarak tanımlanmaktadır. Gecikme faizi talep edebilmek için zarara uğramak şart olmadığı halde gecikme tazminatı talep edebilmek için alacaklının gecikmiş ifadan dolayı bir zarara maruz bulunmuş olması gerekir. Temerrüt faizinde para borcunun geç ödenmesinden doğan zararı kanun tarafından tesbit edildiği halde gecikme tazminatında zararı ya alacaklı ispat edecek veya tazminat miktarı sözleşmede kararlaştırılacaktır.... ...Yargıtay'ın kökleşen uygulamasına göre vade farkı mal bedelinin geç ödenmesi nedeniyle borçluya tanınan vade nedeniyle, satış bedelini yapılan ilave olup, vade farkı ile birlikte satış bedeli oluşmaktadır. Vade farkı alınmadan mal bedelinin tamamen ödendiğinin kabul edilemeyeceği benimsenmektedir. Böylece mal bedelinin bir kısmının çekince konulmadan alınmasının BK. nun 113. maddesi uyarınca vade farkı istenmesine engel teşkil etmiyeceği kabul edilmektedir. " demektedir. Karardan da açıkça anlaşıldığı üzere gecikme faizi sözleşmede açıkça kararlaştırıldığından ve ödemeler vadesinde yapılmadığından kanunen talep hakkımız mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/418 Esas, 2012/874 Karar sayılı ilamında "Borçlu, para borcunu vadesinde ödemediğinde (temerrüdü oluştuğunda) sözleşme veya yasada belirlenen gecikme faizi ödeme yükümü altına girer. Bu durumda BK'nun 103. maddesi uyarınca alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığı kabul edilmektedir. O nedenle alacaklıya, uğradığı zararı ispat yükümü verilmeksizin, en önemlisi borçlunun, kusuru olup olmadığı araştırılmaksızın yasa gereği kabul edilen zararı giderme hakkı tanınmıştır. Bunun dışında, alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizinin üstünde gerçekleşmiş olması durumlarında ise, BK'nun 105.maddesi gündeme gelecektir. Bu aşamada, munzam zararın hukuki tanımı ve kapsamı üzerinde durulmasında yarar vardır. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. BK'nun 105.maddesi, kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faiz yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, nedensiz zenginleşme, kanun veya vekâletsiz iş görme olabilir. Bu bağlamda belirtilmelidir ki, munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur...''Borçlar Kanunu’nun 113/2. maddesi (Yeni Türk Borçlar Kanunu 131. madde) hükmüne göre, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) ve saklı tutulduğunun hal ve şartlardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile borcun fer’isi olan faiz, varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir. (Y 22 HD 2013/25310 E, 2015/7203 K) Davalı şirket vadesi belli olan borçlarını vadesinden sonra ödemekle ifasını geç yerine getirmiştir. Vadesinden sonra yapılan ödeme için müvekkilin faiz isteme hakkı mevcut olup bu yönde alacağını ihtarla zaten davalıya bildirmiş ve önden temerrüte düşürmüştür. Bu konuda 06.07.2021 tarihli 1 Ek bilirkişi raporunda sözleşmenin 7. Maddesi uyarına müvekkilin 213.646,94 TL gecikme faizine hak kazandığı bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu nedenle rapor doğrultusunda gecikme faizi talebimizin kabulüne karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece yukarıda özetlediğimiz gerekçe ile talebimizin bu yönüyle red edilmesi de yasaya aykırı olmuştur. C- Çeklerin Faköting Yapılması Açısından ;Davalı taraf haksız fesihten dolayı müvekkil şirketin sözleşmeden kaynaklı uğradığı tüm zararları tanzim etmekle sorumludur. Hukukçu bilirkişi her ne kadar vadelerin uzatılması yönünde örtülü bir anlaşma olduğunu beyan etmiş ise de buna katılmak mümkün değildir. Sözleşmede davalının ödeme yapacağı tarihler net ve bellidir. Ayrıca ödemenin nakit olarak yapılacağı açıkça düzenlenmiştir. Ödeme şekli ve zamanı belli iken davalı taraf sözleşme maddelerine uymamış, ödemelerini nakit yerine vadeli çeklerle yapmıştır. Bu şekilde müvekkilin alacağına geç ve eksik kavuşmasına sebebiyet vermiştir. Bu alacak için müvekkilin ihtirazı kayıt koyma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Şöyle ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/ 13-701 Esas, 2019 /368 Karar sayılı ilamında emsal bir olaydaki uyuşmazlığı ders anlatır gibi anlatmıştır. Hukukçu bilirkişiye bu kararı okumasını şiddetle tavsiye eder kararın ilgili kısımını takdirlerinize sunarız."İfa zamanını mutlak veya nispi olarak tayin edilebilir. İfa zamanının mutlak olarak tayini belli bir zaman ölçüsüne dayanır ve bir tarih, bir takvim günü esas alınır. İfanın nispi tayininde ise bunun aksine kesin bir gün tespit edilmez, daha çok bir olay veya durum göz önünde bulundurulur.Vade ile ilgili bir başka ayrım olağan vade, belirli vade ve kesin vade kavramları arasında söz konusudur. Belirli vade, borcun muaccel olduğu zamanı ve bunun yanında borcun ifa edilmemesi hâlinde alacaklının ihtarına gerek olmaksızın mütemerrit duruma düşeceği zamanı ifade ederken, kesin vade söz konusu olduğunda borçlu ihtara gerek olmaksızın mütemerrit olur.Davacı vekili davalıya hitaben yazdığı dilekçelerde sulhname ile kararlaştırılan tazminatın (miktarı belirtilmeksizin) işlemiş faizi ile ödenmesi talebini iletmiş olduğundan, tazminatın tahsili sırasında ayrıca faize yönelik ihtirazî kayıt ileri sürmüş olması aranmayacaktır" demektedir.Davalının müvekkile ödemelerini geç ve vadeli çeklerle yapması nedeniyle, müvekkil çalışanlarına ödeme yapabilmek için cekleri vadesinden önce ... şirketlerine kırdırmak zorunda kalmıştır. Bu sebeple müvekkilin uğradığı toplam zarar miktarı 212.809,58 TL olarak kök raporda hesaplanmıştır. Bu zararında haksız fesih nedeniyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yerel mahkemenin bu talebimizi de red etmesi hukuka aykırıdır. A-Bilirkişi Heyetinden İstenen Husus Davanın Özü İle bağdaşmamaktadır: Sayın mahkeme 16.12.2021 tarihli celsede ''...dosyanın bilirkişilere tevdi edilerek fesih tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasında ki davacı tarafından yapılan muhtemel masrafların mahsubu ile kazanacağı net gelirin hesaplanmasının istenmesine...'' şeklinde oluşturduğu ara karar davanın içeriği ile uyumlu değildir. Dava dilekçelerimizde de açıkladığımız gibi; davalını haksız feshi nedeniyle uğramış olduğumuz toplam zararın ve sözleşmenin geçerli olduğu dönemlerde ödemelerin geç yapılması nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan faizi talep ediyoruz. Uyuşmazlığın çözümünde, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesinde yer alan "işbu sözleşme ihtarsız feshedildiğinde işveren firma taşıyıcı firmanın sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür" şeklindeki madde dikkate alınmalıdır. 06.07.2021 tarihli 1. Ek raporda sözleşmenin TTK'nın 865. Madde kapsamında kaldığı, buna göre sözleşmenin feshi halinde işverenin 1/3 oranındaki hak edişi ödemekle yükümlü olduğu, yapılan hesaplamaya göre 833.142,67 TL tutarındaki miktara müvekkil şirketin hak kazandığı belirtilmiştir. Müvekkil ve davalı tacir olduğuna göre EN AZINDAN TTK 865. Maddesinin somut olaya tatbiki gerekir. Bu nedenlerle mahkemenin ara kararı doğrultusunda bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamayı ve 01.02.2022 tarihli 2. ek raporu kabul etmediğimizi sayın mahkemeye bildirdik. Buna rağmen sayın yerel mahkeme bizim kabul etmediğimiz, akla, mantığa piyasa şartlarına uygun uygun olmayan iş bu rapora itibar ederek yanlış hüküm tesis etmiştir. B-01.02. 2022 Tarihli 2. Ek Rapor Denetime Elverişli Değildir: Bilirkişi heyeti raporun 2. Sayfasında ''... Davacının 2019/4-5-6-7-8-9- döneminde 6.056.142,77 TL gayri safi hasılatına karşılık hizmet maliyetinin 5.886.682,94 TL olduğu, faaliyet giderleri olan 147.407.84 TL de maliyet eklendiğinde davacının Vergi öncesi net karlılığının 6.056.142,77- (5.886.682,94 +147.407,84=22.051,99 TL olduğu, hasılat üzerinden net karlılık oranının ise 22.051,99/ 6.056.142,77=%00.364 olduğu tespit edilmiştir...'' şeklinde özetlenen bir hesaplama yapılmıştır. Bu hesaplamada mantık hatası ve çelişkiler vardır. Öncelikle bilirkişiler müvekkilin hizmet maliyetinin 5.886.682,94 TL olduğunu belirdikten sonra bu rakama faaliyet giderleri adı altında 147.407,84 TL daha eklemiş olmaları izaha muhtaçtır. Hizmet maliyeti aynı zamanda faaliyet gideri değilmidir.C-01.02. 2022 Tarihli 2. Ek Rapor Daki Hesaplama Ticari Hayat ve Teamüllere Uygun Değildir:Rapora göre müvekkil 2019 yılı 4,5,6,7,8,9 . Aylarında Toplam: 6.056.142,77 TL Gayri Safi hasılat elde etmiştir. 6 aylık bir dönemde 6 milyon TL nin üzerinde iş yapan müvekkilin EN AZINDAN bu miktarın % 25-30 kadar net gelirinin olması günün ekonomik koşullarının gereğidir. Bilirkişi Heyeti bu durumu atlayıp bir takım rakamlarla bir takım hesaplamalar yaparak sonuçta müvekkilin Toplam 4.5 aylık dönemde 11.247,38 TL NET GEİRİNİN olacağı hesaplanmıştır. Bu hesaplamayı kabul etmek mümkün değildir. Zira bu hesaplama akla, bilime ,mantığa, ticaretin kendi kurallarına, günün ekonomik koşullarına aykırıdır. Zira 6 aylık bir dönemde 6.000.000 TL den fazla Gayri Safi iş yapan basiretli bir tacirin bu miktardan çok daha fazla gelir elde etmesi gerekir. Ayrıca bilirkişilerin hesapladıklar 11.247.38 TL gelir 4 ay 15 günlük bir zaman diliminin tamamını kapsamaktadır. Bunu ay hesabıyla yaptığımızda müvekkilin aylık geliri 2499 TL ye tekabül etmektedir. Bu durumda aylık ortalama 1.000.000 TL civarında iş/ticaret yapan müvekkil bu ticaretinin karşılığında sadece aylık 2499 TL gelir elde ediyor demek akla mantığa uygun değildir.Tüm bu nedenler 2. Ek rapordaki hesaplamaları kabul etmediğimizi sayın mahkemeye bildirdiğimiz halde; Yerel mahkeme itirazlarımızı dikkate almamış, işbu rapora göre karar vermiştir. Bu nedenle yerel mahkeme kararı hukuka aykırıdır." demiştir.İleri sürerek, Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve resen dikkate alınacak sebeplere binaen istinaf dilekçelerinin kabulü ile; Denetime elverişli olmayan, Kök bilirkişi raporu ve 1. Ek bilirkişi raporundaki hesaplamalara aykırı, akla mantığa, günün ekonomik koşullarına ters olan, kabul etmeleri mümkün olmayan 01.02.2022 tarihli 2. Ek Bilirkişi Raporununa göre, yerel mahkemece ''Davanın Kısmen Kabulüne'' şeklinde kurulan 17.03.2022 tarih 2019/1027 esas 2022/307 karar sayılı yerel mahkeme kararının KALDIRILMASINI, Kök rapor ve 06.07.2021 tarihli 1. Ek raporda (yaptığımız itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla) yapılan hesaplamalar ve bilirkişi görüşleri doğrultusunda davamız sübuta erdiğinden, (fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla) sözleşmenin davalı tarafından erken ve haksız feshi sebebiyle sözleşme sonuna kadar işleyecek ücret alacağı yönünden, dava dilekçeleri ve 16.09.2021 tarihli ıslah dilekçelerinde dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini, 06.07.2021 tarihli 1. Ek raporda hesaplanan davalının ödemeleri vadesinde yapmamasından kaynaklanan faiz alacağı yönünden, 16.09.2021 tarihli ıslah dilekçelerinde dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımızın saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;"Davacı tarafından müvekkil şirket ile akdedilen 01.04.2019 tarihli Personel Servis Taşıma Sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından sözleşme hükümlerine uygun olarak feshedilmesine rağmen feshin haksız olduğu, bu nedenle de mahrum kalınan kazancın, çeklerin vadesinden önce ... firmasına verilerek kırdırılması nedeniyle uğranılan zararın ve faturaların zamanında ödenmemesi nedeniyle temerrüt faizi alacağının müvekkil şirketten tahsili talepli dava ikame edilmiş olup yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yerel mahkeme tarafından yerinde bir karar ile çeklerin vadesinden önce ... firmasına verilerek kırdırılması nedeniyle uğranılan zararın ve faturaların zamanında ödenmemesi nedeniyle temerrüt faizi alacağının reddine karar verilmiştir. Ancak mahrum kalınan kazanç yönünden kısmen kabul kararı yasa ve usule aykırı olduğundan istinaf incelemesi sonucu kısmen kabul kararının ortadan kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;Öncelikle Belirtmek İsteriz Ki Dava Konusu Sözleşme Sözleşme Hükümlerine Uygun Olarak Müvekkil Şirket Tarafından Feshedilmiş Olup Haksız Fesih Olgusu Oluşmamıştır. Bu Nedenle De Müvekkil Şirketin Herhangi Bir Sorumluluğu Bulunmamaktadır. Taraflar arasında akdedilen ve konusu personel taşıma hizmeti olan Sözleşme Müvekkil Şirket' in ticari olarak aldığı objektif karar neticesinde 15.11.2019 tarihinde, Sözleşme'nin bitim süresinden önce feshedilmiştir. Sözleşmenin 4 numaralı sayfasında tarafların sözleşmeye ilişkin yazışmaları e-posta yolu ile yapılacağı kararlaştırılmış olup bu düzenlemeye istinaden Müvekkil Şirket temsilcisi Rahmi Şen davacı tarafa gönderdiği 09.11.2019 tarihli e-posta ile taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin 15.11.2019 tarihinde feshedileceğini ihtaren bildirmiştir.Sözleşme hükümleri uyarınca belirlenmiş e-posta ile bildirim yapılması yoluna ilave olarak Sözleşmenin feshedildiğinin bir kez de noter kanalıyla bildirilmesi adına davacı tarafa Beyoğlu ... Noterliği'nin 14.11.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş ve sözleşmenin feshedildiği ihtaren bildirilmiştir.Nitekim sözleşmenin 5.3'üncü maddesi '' İş bu sözleşme ihtarsız feshedildiğinde işveren firma taşıyıcı firmanın sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür'' hükmünü haizdir. Yukarıda alıntılanan sözleşme hükmü uyarınca, Müvekkil Şirket'in olası zararlardan ancak ve ancak Sözleşme'nin ihtarsız fesih halinde sorumlu olabileceği izahtan varestedir.Müvekkil Şirket temsilcisinin ihtar yapılması suretiyle sözleşmenin feshedileceğini davacıya bildirmiş olması sonucunda Müvekkil Şirket 'in Sözleşme'nin 5.3 düzenlemesine uygun hareket ederek fesih olgusunu gerçekleştirdiği, iş bu sebeple Müvekkil Şirket'in davacını olası herhangi bir zararından sorumlu olamayacağı aşikardır. Davacı taraf dava dilekçesinde Sözleşme'nin aynı hükümlerine dayanarak Müvekkil Şirket'in zararlardan sorumlu olacağını söylemiştir. Ancak Sözleşme Hukuk kuralları kapsamında yorumlandığında Müvekkil Şirket'in hükmün düzenlenmesine uygun hareket etmesi sebebiyle Müvekkil Şirket aleyhine yorumlama yapılmasının hukuk mantığına aykırı olacağı anlaşılacaktır.Hal böyleyken, gerek yapılan feshin e-posta ile yapılmasının Sözleşme düzenlemeleri uyarınca geçerli olduğu gerekse feshin ihtaren bildirilmesi sonucunda Sözleşme'nin 5.3 düzenlemesine uygun hareket edildiği ve işbu sebeple Müvekkil Şirket'in ortaya çıkabilecek herhangi bir zarardan sorumlu olmayacağı kanıtlanmıştır.Nitekim gerek kök raporda gerekse de birinci ek raporda bilirkişi heyetinden hukukçu bilirkişi Prof. Dr. ...' in açıklama ve muhalefetinde de açıkça bu durum belirtilmiş ve sözleşmenin hukuka uygun olarak Müvekkil Şirket tarafından feshedildiği belirtilmiştir. İş bu hususların değerlendirilerek davanın tümden reddi gerekliyken kısmen kabul kararının kabulü mümkün değildir.Ayrıca belirtmek isteriz ki; sözleşmede geçen ihtar kelimesi TDK ya göre "hatırlatmak, uyarmak, dikkatini çekmek" şeklinde tanımlanmıştır. Sözleşmenin 5.3 üncü maddesinde geçen ihtar kelimesi de bu anlamda kullanılmış olup Müvekkil Şirket tarafından 15.11.2019 tarihinde sözleşmenin feshedileceği 09.11.2019 tarihinde sözleşme süresine uygun olarak e-posta yoluyla ihtar edilerek feshedilmiştir. Taraflar Arasındaki Sözleşme'nin Fesih Maddesi Herhangi Bir Yoruma İhtiyaç Olmaksızın Açık Olup Yapılan Fesih Sözleşmeye Uygun Olduğundan Kazanç Kaybına İlişkin Kabul Kararının Ortadan Kaldırılmasına Ve Haksız Davanın Tümden Reddine Karar Verilmesi Gerekmektedir.Davacı taraf dava dilekçesinde üç adet alacak kalemi talebinde bulunmuş olup bu alacak kalemlerini Sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi gerekçesine dayandırmıştır. Belirtmek isteriz ki, davacının müspet zararlarının da işbu davada değerlendirileceği varsayılacak olsa dahi davacı taraf iddia ettiği zararların varlığını ispat etmek adına yeterli açıklamaları ve iddialarını kanıtlayacak somut delilleri sunmaktan aciz kalmıştır. Öte yandan yukarıda arz edildiği üzere, dava konusu sözleşmenin 5. Maddesi gereğince, davacının sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılama yükümlülüğün şartı; sözleşmenin ihtarsız feshedilmesidir. Bir başka deyişle, müvekkil şirket, sözleşmeyi eylemli olarak feshetmiş olsa idi ( fatura borçlarının ödenmemesi, başka bir taşıma şirketi ile anlaşılması vb.) davacı, ispat edebileceği tüm zararlarını talep edebilirdi. Ancak somut olayda Müvekkil Şirket, sözleşmenin feshedileceği hususunu davacı tarafa, Sözleşmeye uygun bir usul ile ihtar ve ihbar etmiştir. Bu halde sözleşmenin 5. Maddesinde düzenlenen sorumluluk hali müvekkil şirket için geçerli olmayacaktır.Sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeni ile sözleşmenin olağan bitim süresi olan 01.04.2020 tarihine kadar işleyecek ücret alacakları davacı tarafından talep edilmiş olsa da ve yerel mahkeme tarafından iş bu husus yerinde görülmüşse de davacının iş bu talebini haklı gösterir herhangi bir belge ya da iddia ortaya konulamamış ve ispatlanamamıştır. Nitekim müvekkil şirket sözleşme hükümleri ile kendisine tanınan fesih hakkını usulüne uygun olarak kullanmış ve ihtar yaparak sözleşmenin feshedileceğini bildirmiştir. Müvekkil şirketin davacı tarafa ihtar yaparak bildirimde bulunmuş olması sebebiyle davacı nezdinde doğacak herhangi bir zarardan sorumlu olmadığını belirterek davacının sözleşmenin erken feshinden kaynaklı ne şekilde zarara uğradığını kanıtlaması gerekmektedir. Nitekim davacının bu talebi bir menfi zarar kalemi olup menfi zararın tazmini için talep edilebilecek hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının sözleşmenin süreceği yönünde hareket ettiğini ve işbu sebeple ticari olarak hangi fırsatları kaçırdığını kanıtlaması gerekmektedir. Ancak dosya kapsamından da görüleceği üzere davacı tarafından bu yönde sunulan herhangi bir belge ya da bilgi mevcut değildir.Ayrıca belirtmek isteriz ki söz konusu sözleşme davacı tarafından düzenlenmiş olup fesih ve bildirim usulü sözleşmede yoruma açık olmayacak şekilde davacı tarafından belirtilmiştir. Sözleşmedeki ihtarsız fesihten kasıt ise sözleşmenin bildirim yapılmadan feshedilmemesi halinde zararın karşılanacağıdır. Ancak taraflar arasındaki sözleşme bildirim yapılarak usulüne uygun olarak feshedilmiştir. Bu nedenle huzurdaki dava konusu sözleşmenin usulüne uygun bildirim yapılarak feshedildiğinin kabulü ile haksız davanın tümden reddi gerekmektedir.Ezcümle yukarıda ayrıntılı şekilde açıkladığımız üzere taraflar arasındaki sözleşme, sözleşme maddelerine uygun olarak müvekkil şirket tarafından feshedilmiş ve davacı tarafa bu durum yine sözleşmeye uygun olarak ihtar edilmiş olduğundan, davacı tarafından söz konusu zararlar iddiadan öteye geçmediğinden haksız ve yersiz davanın tümden reddine karar verilmesini talep ederiz."demiştir.İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve istinaf incelemesi neticesinde mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle, aleyhe olan kısım yönünden, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1027 E., 2022/307 K., 17.03.2022 Tarihli kararının kabul edilen kısım yönünden istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına ve davanın reddine, İstinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen 01/04/2019 tarihli "Personel Servis Taşıma Sözleşmesi" kapsamında belirlenen ücretin nakit olarak ödenmesi gerekirken ileri tarihli çek verilmek suretiyle vadesinde ödenmemesi sebebiyle vade farkı alacağı, çeklerin vadesinden önce kırdırılması sebebiyle oluşan zararın ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiası ile sözleşmenin fesih tarihine kadar oluşan kar mahrumiyeti zararının davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 01/04/2019 tarihli "Personel Servis Taşıma Sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmenin bir yıl süreli olduğu, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı tarafa personel taşıma hizmeti verildiği, davalı tarafından sözleşmenin 09/11/2019 tarihinde gönderilen mail ile 15/11/2019 tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirildiği, fesih ihbarında herhangi bir sebebin belirtilmediği görülmüştür. Davacı vekili, sözleşme kapsamında belirlenen ücretin nakit olarak ödenmesi gerekirken ileri tarihli çek verilmek suretiyle vadesinde ödenmemesi sebebiyle sözleşmenin 7. maddesine göre vade farkı alacağı, çeklerin vadesinden önce kırdırılması sebebiyle oluşan zararın ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiası ile oluşan kar mahrumiyetinin tahsilini talep etmiş, davalı vekili, sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen "İş bu sözleşme ihtarsız fesih edildiğinde işveren firma taşıyıcı firmanın sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür." hükmü uyarınca sözleşmenin ihtarlı olarak feshedildiğini ve davalının zarar ödemekle yükümlü olmadığını, davacının diğer taleplerinin ise haksız fesih kapsamında talebinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 19/1 maddesi; "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmünü içermektedir. Buna göre bir sözleşmenin gerek şekil gerek içerik yönünden değerlendirilmesinde kullanılan söz ve deyimler değil, tarafların birbirine uygun gerçek iradeleri esas alınmalıdır. Taraflar arasında kurulmuş olan bir sözleşmenin yorumlanması ve tamamlanması, dürüstlük kuralı ve güven esası doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesinde "İş bu sözleşme ihtarsız fesih edildiğinde işveren firma taşıyıcı firmanın sözleşme dönemi bitimine kadar tüm zararlarını karşılamakla yükümlüdür." hükmünün yer aldığı, hükmün içeriğinin açık olmadığı ve açık bir şekilde taraflara veya davalıya tek taraflı olarak sözleşmenin sebepsiz olarak feshedileceğine ilişkin bir hak vermediği gibi sözleşmenin feshinden önce ihtar süresinin de belirtilmediği, davalı tarafından sözleşmenin süresinin bitimine kısa bir süre önce ve feshin hüküm ifade edeceği tarihten yalnızca 6 gün önce feshi ihbarında bulunmak suretiyle davacının sözleşmeye aykırı herhangi bir eylemi sebep gösterilmeksizin davacının aleyhine ve çıkarlarına aykırı olacak şekilde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, zaten sözleşmenin feshinin tek taraflı karşı tarafa ulaşması gereken ihtar veya ihbar ile yapılmasının asıl olduğu, maddede fesih ihtarı için belirli bir süre belirtilmediği dikkate alındığında söz konusu ihtarın davacının yükümlülüklerine aykırı davranması halinde uyarılması niteliğinde ihtar olduğunun anlaşılması gerektiğinin dürüstlük kuralına ve tarafların menfaat dengesine uygun olduğu ve davalı tarafından herhangi bir sebep gösterilmeksizin sözleşmenin feshedilmesinin haksız olduğu anlaşılmakla Mahkemenin bu yöndeki kabulü dosya kapsamına uygun olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından nakit olarak ödenmesi gereken taşıma hizmeti ücretinin davalı tarafından ileri tarihli çek olarak verilmesi ve kendisinin çekleri ... şirketine keşide tarihinden önce kırdırması sebebiyle zarara uğradığı iddia edilmiş ise de, davacı tarafından davalının verdiği ileri tarihli çekler kendi özgür iradesi ile kabul edilip, yine kendi iradesi ile keşide tarihinden önce ... şirketine verildiğinden kendi eyleminden kaynaklanan zararın davalıdan tahsilini talep etmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Mahkemece bu talebin neden reddedildiği gerekçeli kararda açıklanmamış ise de, netice itibariyle talebin reddine karar verildiğinden kaldırma sebebi yapılmamıştır. Yine davacı sözleşmenin fesih tarihinden sözleşmenin olağan sona erme tarihine kadar olan ücretin ödenmesini talep etmiştir. Bu talep esasında mahrum kalınan kar talebidir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davacının mahrum kalınan kar bedeli gelir ve giderleri ve talep edilen sürenin makul olduğu dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış ve söz konusu hesaplamanın davacının defter ve kayıtları ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından kar mahrumiyeti hesabında TTK'nın 865 maddesi hükmünün dikkate alınması talep edilmiş ise de, anılan madde kapsamında eşya taşıma sözleşmelerinin bulunduğu, iş bu davanın konusunun personel taşıma hizmet sözleşmesi olduğu, maddenin somut uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı ve verilmeyen hizmetin ücretinin talep edilmesine olanak bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sözleşmenin 7. maddesi; " Taşıyıcı vermiş olduğu hizmet karşılığında 15 günlük dönemlerle fatura kesecektir. Ödeme nakit olarak tahsil edilecektir. 1/15 tarihli faturanın ödeme günü en geç ayın 17. günüdür. 15/30 tarihli faturanın ödeme günü en geç takip eden ayın 2. günüdür. ... ödeme için tekrardan bir ihtara yada ihbara gerek olmadığını, takip eden ayın 7. günü ödemenin muacceliyet kesbettiğini kabul etmiştir. Belirlenen vadenin aşılması durumunda aylık % 10 gecikme faizi uygulanacaktır." hükmünü içermektedir. Söz konusu hükümde davalı işveren tarafından taşıma hizmeti karşılığı ödenecek ücretin vade tarihi belirtilmiş ve ayrıca ücretin belirlenen vadede ödenmemesi halinde gecikme faizi yani davacının beyan ve istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere temerrüt faizi kararlaştırılmış ve davacı tarafından çekince konulmadan hizmet karşılığı bedelin tahsil edilmesi ve ileri tarihli çek kabul edilmesi sebebiyle temerrüt faizini talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu talebin de reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 768,31-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 192,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 576,31-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1194, K. 2025/69, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1194-e-2025-69-k-64ee7aa938c3