Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/1167 E. 2025/1279 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1167
- Karar No
- 2025/1279
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1167 KARAR NO : 2025/1279
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/03/2022 NUMARASI : 2021/... ESAS 2022/... KARAR
DAVACI : ... -...- ... VEKİLLERİ : AV. ...- ... AV. ...- ... DAVALI : ... -...- ... VEKİLİ : AV. ...- ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 23/06/2025 YAZIM TARİHİ : 26/06/2025
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; İDDİALARIN ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ..., ... ile 01.11.2018 tarihinde yaptığı temlik sözleşmesinde temlik alacaklısı olması nedeni ile davalı ...'tan bu temlik sözleşmesinden kaynaklı doğan alacağı için müvekkilinin borçludan ödeme yapmasını talep ettiğini, ancak davalı borçlunun hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için Mersin 2. İcra Dairesi 2018/... Esas sayılı dosyası ile faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, borçlu karşı taraf icra takibine 09.01.2019 tarihli dilekçesinde borca ve tüm ferilerine haksiz olarak itiraz edip, takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek borçlu tarafça yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından açılan işbu davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olmadığını, davacının tacir olmaması sebebi ile görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili aleyhine Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyalı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin işbu takibine, ödeme emrine, dosya borcuna, faize, imzaya ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı tarafından 02/02/2021 tarihinde itirazdan yaklaşık 1 sene sonra kötüniyetli olarak işbu davanın açıldığını, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan işbu davanın reddinin gerekiğini, arabuluculuk görüşmesinin de usulüne uygun olarak yapılmadığını. davacının kötüniyetli olması sebebi ile usulüne uygun arabuluculuk görüşmesi yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı ile davadışı 3. kişi arasında yapılan ve müvekkilin temlik eden şirkete borcu olduğuna istinaden yapılan temlik sözleşmesini kabul etmediklerini, dava dışı 3. kişi temlik edene karşı müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, sadece faturaların da alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığını, bu nedenlerle kabul anlamına gelmemekle birlikte temlike konu olan alacağın temlik tarihi itibariyle varlığının mahkemece araştırılmasını belirterek neticede davanın reddine, davacının kötüniyetli olması sebebi ile takip konusu alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı ile; alacaklı ... tarafından Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine faturalara ve temlik sözleşmesine dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının dava dışı ... tarafından davalıya düzenlenen ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... seri numaralı faturalar olup, işbu faturalara konu alacağın 01.11.2018 tarihli temlik sözleşmesi ile davacıya temlik edildiği ve bu doğrultuda takip başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde yapılan itiraz nedeni ile takibin durdurulduğunu, borçlunun itiraz dilekçesinde alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle borca ve ferilerine itiraz ettiği akabinde eldeki davanın açıldığını, mahkemece 04.11.2021 tarihli celsede taraflara defter ve belgelerin ibrazı için kesin süre verildiğini, ayrıca davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere 750,00.TL delil avansını yatırması amacı ile 2 hafta kesin süre verildiğini, bu konuda gerekli ihtaratların da yapıldığını, ancak yapılan ihtaratlara rağmen avansın yatırılmadığını, bu nedenle HMK 324. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçildiğini, ayrıca davacı tarafın kendi defterlerini de sunmadığını, alacağın dayanağı olan faturalara konu mal ve hizmetlerin davalıya teslimine dair bir belgenin de sunulmadığını, her ne kadar davalı tarafın delil listesi ekindeki banka kayıtlarında dava dışı ... ... ' ye iki adet ödeme yapıldığı görülmüş ise de,iş bu ödemelerin hangi ticari ilişkiye dair yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığını, bu hali ile davacının davasını ispatlamayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf talebi ile; Müvekkili ...'un, alacaklı olduğu 3.kişi ... ’ndeki alacağına karşılık olarak, davalı ...’un borçlu olduğu ticari faturaları temlik aldığını ve ...’un ödemeyi taahhüt etmesi nedeniyle uzun bir süre bekledikten sonra, tahsilat yapamayınca faturaları Mersin 2.İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile icraya koyduğunu, faturaların dayanağı olan mal, inşaat malzemesi olup, davalı ...'un müteahhitlik yapmakta olduğunu, mahkeme, açılmış olunan davayı, ”süresinde delil avansının(bilirkişi incelemesi için) yatırılmaması nedeniyle, bilirkişi incelemesi yapılmadığı ve davayı ispat edemediği gerekçesi ile reddetmiş olup, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme dava dışı ... Ltd.Şti’ne “ticari defterin temini için müzekkere yazmış”bu tebligat iade gelmiş olup, delil avansının yatırılmaması yargılamanın gecikmesine sebep olmadığını, Yargıtay kararları kesin sürede delil avansı yatırılmaması gecikmeye sebep olmamışsa, taleple ek süre verilebileceği yönünde olup, mahkeme ek süre talebini de reddettiğini, mahkeme kararının öncelikle usulden bozulmasını ve kaldırılmasını gerektiğini, mahkeme davanın ispatlanamadığını ileri sürmüş olup, oysa dosyadaki tek delil dava dışı 3.kişiden talep edilen ticari defter olmadığını, bu nedenlerle; eksik inceleme neticesinde verilmiş bulunan mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, aksi taktirde kararın kaldırılarak bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine dair karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 94. maddesinde, “Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir" düzenlemesi var iken 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile "Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder” cümlesi maddeye eklenmiştir. Bu cümle maddeye daha sonra eklenmiş ise de değişiklik öncesi halinde dahi kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için belirtilen hususların hakim tarafından yerine getirilmiş olması gerekir. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde ara kararı gereğini yapmayan veya gereken giderleri vermeyen taraf, sadece ara kararına konu edilen iş veya işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde ara kararında belirtilen işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir. Kesin süre gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle doğrudan davanın reddine karar verilemez. Kesin süreye uyulmamasının doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, taraflara bir iş veya işlemin yapılması konusunda kesin süre verilebilmesi ve kesin süre gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle yapılması istenilen iş veya işlemin tarafların yükümlülüğünde olan belirli bir iş veya işleme ilişkin olması, kesin süre verilmesine ilişkin ara kararında yapılması gereken iş ve işlemlerin neler olduğunun açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmesi, gider için kesin süre veriliyorsa ara kararında hangi iş için, nereye ve ne kadar gider yatırılması gerektiğinin de açıkça ve ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin yapılması istenilen iş veya işlemin yerine getirilebilmesine yetecek uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının taraflara açıklanması ve tarafların bu konuda açıkça uyarılmış olması zorunludur. Kesin süre verilen tarafın duruşmaya katılmış olması halinde ayrıca tebliğ yapılması gerekmez ise de duruşmaya katılmamış tarafa verilen kesin sürenin kendisine tebliğ edilmesi gerekir. Kesin sürenin başlangıç tarihi de bu tebliğ tarihine göre belirlenecektir. Kişinin tebliğ yapılarak haberdar edilmediği bir sürenin başlamış olduğu ve işleyerek dolduğundan söz edilemeyeceği için kesin sürenin sonuçları da ortaya çıkmış olmayacaktır. Verilen kesin sürenin şekli olarak yukarıdaki koşullara uygun olması yeterli olmayıp içeriği itibarıyla da ilgili olduğu kurallara uygun olarak verilmesi gerekir. Bu yönüyle somut olaydaki önemi bakımından delil avansı ve gider avansına ilişkin kurallar üzerinde de durulması gerekir. 6100 sayılı HMK’nın 120. maddesinde gider avansı, 324. maddesinde ise delil avansı düzenlenmiş olup, bu iki kavram birbirinden farklıdır. Gider avansı davanın başında davacının dava açarken Gider Avansı Tarifesi’ne göre yatırdığı, belirlenebilir bir miktarı ifade ederken, delil avansı dava aşamasında bir delile dayanan ve bu delilin toplanmasını isteyen tarafın yatırdığı miktarı ifade eder. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinin "g" bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, anılan Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında ise, bu koşulun mevcut olup olmadığını, mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında bu şartın noksanlığı tespit edilirse, davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrasında; harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda, davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir. "Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır....", ikinci fıkrasında ise; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak, delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının belirtildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45/4. maddesinin de aynı doğrultuda hükümler içerdiği görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince 04.11.2021 tarihli celsede "HMK'nun 220 maddesi gereğince davacı ve davalı tarafa ve temlik eden ... 'ye; Tüm ticari defter ve belgeleri bulunduğu yeri bildirmek ve ellerinde mevcut değil ise mevcut olmama nedenini ve nerede bulunduğunu açıklamak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, 2 haftalık kesin süre içinde defter ve belgelerin bulunduğu yer bildirilmez ve defter ve belgelerin ellerinde olduğunu inkar ederlerse, ticari defter ve belgelerin ellerinde bulunmadığına özenle arandığı halde bulunamadığına ve nerede olduğunu bilmediklerine dair ilgili tarafa yemin teklif edileceğinin, ticari defter ve belgelerin yerini bildirmesine karar verilen taraf olarak ilgili tarafın verilen sürede ticari defter ve belgeleri incelemeye esas olmak üzere yerlerini bildirmemesi, aynı süre içinde delilleri ile birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada defter ve belgelerin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul ve icra etmez ise, duruma göre mahkememizce defter ve belgelerin içeriği konusunda karşı tarafın beyanının kabul edilebileceği hususunun ihtarına, bu hususta duruşmada hazır olmayan taraflara tebligat çıkarılmasına, 2 haftalık kesin sürenin tebligatın tebliği ile başlamış sayılmasına, (duruşmada hazır bulunan taraflara ihtarat yapıldı) bu hususta dava dışı temlik eden ... 'ne tebligat yapılmasına, Eksiklikler giderildiğinde dosyanın mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek; tarafların tüm iddia ve savunmaları, dava dosyası içeriği, icra takip dosyası, tarafların ve temlik eden ... 'nin defter ve belgeleri incelenmek suretiyle; icra takip tarihi itibariyle, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve ferileri hakkında bilirkişi raporu alınmasına, bilirkişiye 750,00 TL ücret takdirine, 750,00 TL delil avansının iki haftalık kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına ve makbuzun dosyaya ibraz edilmesine, iki haftalık kesin süre içerisinde delil avansı yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesi taleplerinden vazgeçilmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut delil durumu itibariyle değerlendirilerek karar verileceği hususunun davacı vekiline ithatarına (ihtarat yapıldı.) Bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine," şeklinde ihtarat yapıldığı, davalı vekilince süresi içinde ticari defter ve belgelerin yerini bildirdiği, davacı vekili tarafından 17.12.2021 tarihinde bilirkişi incelemesi için masraf yatırıldığı görülmüştür. Mahkemece 04.11.2021 tarihli celsenin 5 nolu ara kararı incelendiğinde eksiklikler giderildikten sonra mali müşavir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek 750,00 TL bilirkişi ücreti takdir edildiği ve yatırması için davacı vekiline kesin süre verildiği ancak sırası gelmediği halde kesin süre verilerek ara karar oluşturulduğu nitekim eksiklikler giderildikten sonra bilirkişi incelemesi yapılacağı kararlaştırıldığından henüz bilirkişi incelemesinin sırası gelmediği bu sebeple kesin süre verilmesinin usulüne uygun olmadığı, davacı vekili tarafından celse talikine sebep olmayacak şekilde bilirkişi ücreti yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece süresi içinde delil avansı yatırıldığı kabul edilerek davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde istinaf eden davacıya İADESİNE,
5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olmak üzere 23/06/2025 tarihinde karar verildi.
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır