Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1030 E. 2026/76 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1030
- Karar No
- 2026/76
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1030
KARAR NO: 2026/76
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2022
NUMARASI: 2020/767 E. - 2022/153 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi tespit- İstirdat (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ile arasında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, taraflara arasında süregelmekte olan ticari ilişki kapsamında, müvekkilinin davalıdan alacağı mal karşılığı hamili bulunduğu keşidecisi .... olan ... Bankası AŞ ..Şubesine ait, ..../09/2018 keşide tarihli, .... çek numaralı, 25.000,00 TL bedelli, keşidecisi .... Şti. olan .... AŞ... Şubesine ait, .../04/2019 keşide tarihli, ... çek numaralı, 30.000,00 TL bedelli ve Türkiye .... AŞ .... Şubesine ait, .../03/2019 keşide tarihli,.... çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli çekleri ciro ederek verdiğini, ancak davalının verilen çeklere karşılık olarak edimini yerine getirmediğini, davalının buna rağmen çekleri iade etmediğini, ihtiyati haciz kararları alarak davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .-.-. Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, icra hukuk mahkemesi nezdinde itirazda bulunduklarını, ancak yargılama süreci göz önüne alındığında müvekkilinin yaşamış olduğu haciz baskısı sebebi ile söz konusu icra dosyalarına ihtirazi kayıt ile ödeme yapmak zorunda kalındığını, davaya konu ciro edilen çeklerin davalıya mal alımı karşılığında ödeme amacıyla ciro edildiğini, davalı tarafından bu süreçte hiçbir mal teslimi yapılmadığını, davalının takibe ve davaya konu çekleri çek tahsilat makbuzu ile teslim aldığını, buna ilişkin çek bordroları tanzim ederek imzaladığını, çeklerin avans niteliğinde olduğunu ileri sürerek, İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ....-.-. Esas sayılı dosyalarından icra tehdit ve baskısı altında ödenen toplam 101.949,59 TL'nin davacının ödediği 14/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının teslim almadığı malla ilgili herhangi bir sözleşme akdetmediğini, icra takibi yapılana kadar da ödeme günü geçen çekler için hiçbir hukuki yola başvurmadığını, iddianın soyut olduğunu, davacı tarafından davalıya verilen ...10.2018 tarihli , .. numaralı tediye makbuzunda çeklerin kayıtlı olduğunu, aynı gün malını teslim alan davacının davalıya tediye makbuzunu da düzenleyerek çekleri teslim ettiğini, TBK'nın 207/2. maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğunu, çekin bir peşin ödeme aracı olup mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabul edildiğini, bu kapsamda çekle satışlarda malın teslim alındığının karine kabul edildiğini, mal almadığını iddia eden davacının çeklerin karşılıksız çıktığının kendisine davalı tarafından mesajla yazıldığında hiçbir şekilde ben mal alacaktım almadım vs. gibi bir cevap vermediğini, davalının aramaları sonuç vermeyince icra takibi yoluna başvurmak zorunda kaldığını, davacının borçlu olmadığını karşı edimin ifa edilmediğini sadece ve sadece resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Keşidecisi... olan ... Bankası A.Ş. ... Şubesi’ne ait ./09/2018 tarihli, ...çek numaralı, 25.000,00-TL bedelli çek,- Keşidecisi ... Şti olan .... A.Ş. .... Şubesi’ne ait ..../04/2019 keşide tarihli, ... çek numaralı, 30.000,00-TL bedelli çek,
- .... A.Ş. .... Şubesine ait .../03/2019 keşide tarihli .. çek numaralı 20.000,00-TL bedelli çekler nedeniyle davalı tarafından aleyhine başlatılan
İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E., ... E,ve .... E sayılı icra dosyalarından icra takiplerinden ve çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve icra takiplerinden dolayı ödemiş olduğu bedellerin istirdadını talep ettiği,
Davacı tarafın 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, incelenen 2019 ve 2019 yılı ticari defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tasdik edilmiş olduğu, davacının incelenen 2018 - 2019 yılı ticari defterlerinde davalı taraftan ....11.2018 tarihi itibarıyla 151.100,00-TL alacaklı olduğu, davalı tarafın 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davalı tarafın 2019 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edilmiş olduğu, davalı tarafın incelenen 2019 yılı ticari defterlerinde davacı taraf ile hesap bakiyesinin 30.05.2019 tarihi itibarıyla kendi ticari defterlerinde 0-TL olduğu, borç ve alacağının bulunmadığının tespit edildiği,
Dava konusu çeklerden 31.04.2019 keşide tarihli ve 30.000,00-TL tutarlı çekin davacı ... tarafından dava dışı ... ... ... Şti'den alınarak yevmiye defterinde kayıt altına alındığı, ....08.2018 keşide tarihli 25.000,00-TL tutarlı çekin ... tarafından dava dışı...'dan ciro yoluyla alındığı yevmiye defterine kaydedildiği,
...03.2019 keşide tarihli 20.000,00-TL tutarlı çekin ... tarafından ... - ...'den lehdar olarak alındığı,
İlgili çeklerin davacı ... tarafından aralarındaki tesktil ticareti ile ilgili olarak ticari ilişkiden dolayı davalı ...'ya cirolandığı,
Davalı ... tarafından çeklere istinaden tekstil ticareti ile ilgili olarak herhangi bir fatura düzenlenmediği,
Davacı ...'a ait BA- BS formları incelendiğinde; ihtilafa konu çekler ile ilgili olarak dava dışı ... ... Ltd Şti'den 2019 yılında toplam 300.014,00-TL tutarlı mal alışı yapıldığı, davacı ...'ın aynı şirkete 2018 yılında KDV hariç toplam 464.013,00-TL mal satışı yapıldığı,
Davalı ...'ya ait BA-BS formları incelendiğinde; davalı ... tarafından davacı'ya KDV hariç 65.000,00-TL tutarlı fatura düzenlendiği, davalı tarafında düzenlenen Cumhuriyet Altını faturalarının tekstil ticari ile iştigal eden davacı şirketin iştigal konusuyla alakalı işlemler olmadığı, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, İcra dosyalarına yapılan ödemelerin 34.511,00-TL, 38.971,00-TL ve 25.677,00-TL olmak üzere toplamda 99.159,00-TL ödeme yapıldığı, çeklerin karşılığı olan emtianın davalı tarafından davacı tarafa verilmediği ve düzenlenen faturaların gerçek bir alışverişi yansıtmadığı, dolayısıyla davacının Menfi Tespit Talebinin kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E, ... E, .. E sayılı icra takip dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tespitine, her ne kadar kısa kararda 99.159,00-TL'nin 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verilmiş ise de, davacının talebinin kabul edilen miktardan fazla olmasından dolayı istirdat talebinin kısmen kabulüne, ispat edilemediğinden Kötü niyet tazminat talebinin reddine, fazlaya dair taleplerin reddine dair karar verilmiştir." gerekçesiyle, davacının menfi tespit talebinin kabulü ile İstanbul .... İcra Dairesinin . Esas, ... Esas ve .... Esas sayılı icra takip dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tespitine, istirdat talebinin kısmen kabulü ile 99.159,00-TL'nin 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usule, hukuka bir çok yönden aykırı olduğunu, tanık delillerinin dikkate alınmadığını, tek tanıkları olan ...'in tarafları tanıştıran ve tarafların davaya konu mal alış verişinde bizzat yanlarında bulunan kişi olduğunu, buna rağmen ....03.2021 tarihli duruşmada ara kararın 3. maddesi ile tanık dinletme talebinin reddinin hatalı olduğunu, teslim almadığını iddia ettiği malla ilgili herhangi bir sözleşme akdetmediğini, icra takibi yapılana kadar da ödeme günü geçen çekler için ne ödeme günlerinden önce ne de ödeme günlerinden sonra hiçbir hukuki yola başvurmadığını, davacı tarafındna davalıya verilen ....10.2018 tarihli, .... numaralı tediye makbuzunda da çeklerin kayıtlarının bulunduğunu, aynı gün malını teslim alan davacının davalıya tediye makbuzunu da düzenleyerek çekleri teslim ettiğini, TBK'nın 207/2. maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğunu, çekin bir peşin ödeme aracı olup mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabul edildiğini, bu kapsamda çekle satışlarda malın teslim alındığının karine kabul edildiğini, malın teslim edilmediğini iddia edenin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, davacının ticari alış verişin ne tür bir mal hakkında olduğunu, ne kadar miktarda olduğunu, teslim edilmediyse hangi tarihte kendisine teslim edileceğini, kısmen teslim edilmediyse teslim edilen, teslim edilmeyen kısımların ne kadar olduğunu, teslimatın nereye yapıldığı-nı/yapılacağını belirtemediğini, iddiasını destekleyecek bir adet delil dahi sunamadığını, ispat külfetinin borca itiraz eden ve akabinde istirdat talep eden davacıda olduğunu, çeklerin belirli bir mal verileceği için avans olarak alındığına dair bir sözleşme sunması gerektiğini, bilirkişinin "davalının kestiği fatura altın , davacının kaydı tekstildir , fatura gerçek bir ticareti yansıtmamaktadır" gibi bir kanaate de varamayacağını, çeki veren tacirin malı o an aldığını, bunun altın da tekstil ürünü de olabileceğini, davalının tekstil alanında değil de sadece kuyumculuk alanında ticari firması da olabileceğini, malı teslim alıp almadığının fatura içeriğiyle belirlenemeyeceğini, sadece bilirkişinin bu yorumu üzerine yerel mahkemenin çeklerin karşılığı olan emtianın davalı tarafından davacı tarafa verilmediği ve düzenlenen faturaların gerçek bir alışverişi yansıtmadığı, dolayısıyla davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar vermesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satımın avansı olarak verildiği iddia edilen çekler sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ile İİK'nın 72/6 maddesi kapsamında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava ve cevap dilekçelerindeki açıklamalara göre, taraflar arasında mal alım satımına dair ticari ilişki bulunduğu ve çeklerin satım sözleşmesi kapsamında verildiği anlaşılmakta olup davacı vekili, çeklerin avans olarak verildiğini, davalının mal teslimini yapmadığını ileri sürmüş; davalı vekili ise çeklerin malın teslimi ile aynı anda davalıya verildiğini, çekin peşin ödeme aracı olduğunu, peşin satış karinesi uyarınca ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen kök ve ek raporlara göre, davalıya ait BA-BS formlarında davalı tarafından davacıya KDV hariç 65.000,00 TL tutarlı fatura düzenlendiği, davalı tarafından düzenlenen Cumhuriyet altını faturalarının tekstil ticareti ile iştigal eden davacı şirketin iştigal konusuyla alakalı işlemler olmadığı, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının ticari defterlerinde çeklerin karşılığı olan emtianın davalı tarafından davacı tarafa verilmediği ve düzenlenen faturaların gerçek bir alışverişi yansıtmadığı gerekçesiyle davanın ksımen kabulüne karar verilmiştir. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. TBK'nın 207. maddesine göre, asıl olan peşin satış olup peşin satışta mal teslimi ile bedelin teslimi aynı anda olur. Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. Örneğin; somut olayda olduğu üzere menfi tespit davasında davaya konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı borçlu, bu iddiasını ispat ile mükelleftir. Somut olayda, davacı, davalının çek karşılığı malı teslim etmeyerek çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Hukuki ilişkiden mücerret olan çekteki imza da inkâr edilmemiştir. Ödeme vasıtası olarak düzenlenen çeklerin avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediği iddia edilmiştir. Bu durumda, ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden bu karinenin aksinin ispat külfeti davacıya geçmiştir. Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki menfi tespit davasında davacı borçlunun malların tesliminden önce avans olarak çeklerin verildiğini, malın teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir.Ancak mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu şeklindeki yanılgılı gerekçeyle, hüküm kurulması hatalı olmuştur. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı nazara alınarak, taraf delilleri ve dosya kapsamı itibariyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle ve eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, yukarıda açıklandığı üzere inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.01.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.