Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/993 E. 2024/1740 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/993
Karar No
2024/1740
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/993

KARAR NO: 2024/1740

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/03/2021

NUMARASI: 2016/1103 Esas - 2021/455 Karar

DAVA: Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024

Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirtkette 01/11/2004-15/05/2015 tarihleri arasında çalışmış olduğunu, son olarak pazarlama müdürü görevinde çalışıldığı, davalının iş sözleşmesi 15/05/2016 tarihinde müvekkili şirketi tarafından geçerli nedene dayandırılarak son erdirildiğini, davalının çalıştığı süre içerisinde kendisi ile 22/07/2014 tarihli "Gizlilik ve Rekabet Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme hükmünde davalı tarafça rekabet yasağına aykırı davranılmayacağı davranılması halinde cezai şartın ödeneceği hüküm altına alındığını, davalı tarafın 12/10/2015 tarihli itibarı ile müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ... San. Tic. A.Ş firmasında işe başladığının tespit edildiği, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranışının tespit edilmesi ile birlikte Kartal ... Noterliğinin 03/12/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı işlemi ile ilgili husus davalıya ihtar edildiğini, cezai şart ödemesinin yapılmasının talep edildiğini, taraflar arasında geçerli bir gizlilik ve rekabet sözleşmesi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında gizlilik ve rekabet sözleşmesi uyarınca davalının rekabet yasağı hakkında düzenleme yapıldığını, sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca davalının 1 yıllık net ücreti tutarında cezai şart bedelinin tespit edildiğini, davalının müvekkilinin ticari bilgilerine erişme imkanının bulunduğunu, son görevinin pazarlama müdürlüğü olduğunu, davalının ... firmasında işe başlamasını takip eden süre içerisinde 2 kişinin müvekkili firma çalışanın işi bırakarak ...'de çalışmaya başladığını, şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası açmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, belirsiz alacak davasının reddini, huzurdaki davanın iş mahkemesinin görevli olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin iş akdi haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiğini, davacı tarafın 16 yıldır aynı sektörde çalışmakta olduğunu taraflar arasında mevcut bulunan rekabet yasağı sözleşmesi TBK 445'de yer alan sınırlandırma maddesine aykırı olarak düzenlendiğini, davacı tarafın taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, müşteri çevresinin kendi bilgisi ve yeteneği sayesinde sağladığını, rekabet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacı ile imzalanan rekabet sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulü halinde hakim tarafından sözleşmede öngörülen cezai şart miktarının takdirin indirilmesini talep ettiğini, davacı tarafından açılmış olan ve talep edilen dava zamanaşıma uğramış olduğundan davanın zamanaşımından reddini, İstanbul Anadolu 16. İş mahkemesi 2015/369 esas sayılı işe şade dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..davalının, davacı işyerinde pazarlama müdürü olarak çalıştığı, davalının 15.05.2015 tarihinde davacı şirketteki işine son verildiği, İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinin 2015/369 Esas sayılı dosyasında davacının işe iade istemli dava açtığı, mahkemenin ... Karar numaralı karar ile davayı reddettiği ve kararın kesinleştiği, davacı ile aynı faaliyet alanında çalışan dava dışı ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nde proje yöneticisi olarak çalıştığı, davacı işyerindeki sıfatı itibariyle davacıya ait müşteri çevresine ulaşma, bu müşterileri kazanma imkan ve ihtimalinin bulunduğu, yapılan sözleşmenin yer, zaman ve işlerin türü bakımından kanuna uygun olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Sözleşmede belirlenen bu sınırlamaların davalı işçinin ekonomik geleceğinin mahvına yol açabilecek bir düzenleme olmadığı değerlendirilmiştir. Sözleşmede cezai şart 1 yıllık net ücret tutarı olarak kararlaştırılmış olup, davalının son net maaşının 7.809,90 TL olduğu, buna göre 1 yıllık net ücretin (72 x 7.809,90) 93.718,80 TL. olduğu ve iş bu dava kısmi alacak davası olarak açılmış ve 10.000-TL cezai şart talep edilmiş olmakla, TBK 182.m. uyarınca talep edilen 10.000-TL tutar dikkate alındığında tenkisi gerektirir durum olmadığı değerlendirilerek ..." davanın kabulüne karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; güncel mevzuat ve emsal içtihatlar gereğince görev itirazlarının kabulü ile davanın görevsiz mahkemede ikame edilmesi nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafça tek taraflı düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesi gereğince çalışma özgürlüğün kısıtlanmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının rekabet sözleşmesinin varlığı iddiası ile cezai şart talep edemeyeceğini, müvekkilinin rekabet yasağı uygulanabilecek bir iş ve görevde çalışmadığını, rekabet yasağı sözleşmesi kurulması için gerekli koşullar bulunmadığını, davaya konu rekabet sözleşmesinin sınırlandırılmadığından geçersiz olduğunu, Borçlar Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında sözleşmede bulunduğu iddia edilen hüküm genel işlem koşulları kapsamında geçersiz olduğunu, müvekkilin iş sözleşmesinin feshine ilişkin iddialar ile müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinden sonra görev yaptığı şirket arasında bir bağlantı ve illiyet bulunmadığını, rekabet yasağı yönünden öncelikle işverenin korunmaya değer hukuki menfaatinin bulunmaması, müvekkilinin, davacı işyerinde yaptığı işin ekonomik değerinin bulunmaması, müvekkilinin yaptığı iş nedeni ile müşterileri tanıma, iş sırlarına vakıf olma, işvereni zarara uğratma ihtimalinin söz konusu olmaması, rekabet yasağı sözleşmesinin konu ve yer bakımından sınırlandırılmaması, sürenin müvekkilinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmesi sebebi ile rekabet etmeme sözleşmesi geçersiz olup yok hükmünde olduğunu, anılan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1103 E.-2021/455 K. sayılı ve 30.03.2021 tarihli usul ve yasaya aykırı davanın kabulüne dair hükmünün duruşma açılmak suretiyle kaldırılmasına, istinaf yargılaması gereğince davanın reddine, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava; Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanunu yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, görevli mahkemenin iş mahkemesi olup olmadığı, sözleşmenin genel işlem koşulu içerip içermediği ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır. Davalı, davacı şirkette 01.11.2004 tarihinde işe başlamış olup, taraflar arasında imzalanan 16.07.2014 tarihli Gizlilik ve Rekabet Sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 3. maddesi " Çalışan, iş sözleşmesinin, işverene ait kusurlu davranışından dolayı kendisi tarafından derhal feshedilmesi dışındaki sebeplerle işveren tarafından derhal veya bildirimli feshedilmesinden sonra, şirket tarafından kendisinin davranışından dolayı haklı sebeple derhal derhal veya bildirimli feshedilmesinden yahut tarafların anlaşmasıyla sona erdirilmesinden, ya da istifa ile sona ermesinden itibaren 1 (bir) yıl süre ile İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya illerinde işverenin faaliyet alanında yer alan firmalar ve kurumlarda , şirketin işyerinde (işyerlerinden) ürettiği mallardan bazılarını ve/veya tamamını üreten ve/veya stratejik planlamaya göre üretilmesi planlanan ve programa alına ürünleri üreten ve ticaretini yapğan bir işyeri kurmamayı, belirtilen malların üretildiği başka bir işverene ait işyerinde çalışmamayı, aynı malları üreten bir ortaklığa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmamayı, danışmanlık yapmamayı veya sair bir surette doğrudan ve/veya dolaylı olarak rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Çalışan, rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinde, derhal yasal takip başlatılacağını, aşağıda belirtilen cezai şart dışında ayrıca şirketin uğradığı/uğrayacağı tüm doğrudan ve/veya dolaylı zararın kendisinden tazmin edileceğini peşine kabul eder" şeklinde düzenlenmiştir. Davalı, davacı şirket ile 22.07.2014 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalamış ve pazarlama müdürü olarak 15.05.2015 tarihine kadar çalışmaya devam etmiştir. Davalı tarafça, işçinin rekabet etme yasağını ihlale ilişkin eldeki davada karar verme yetkisinin iş mahkemesine ait olduğunu ileri sürmüş ise de davanın açıldığı tarih itibariyle Türk Ticaret Kanunu (TTK) 'nun 4/1-c maddesi uyarınca TBK'nın rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinden doğan davalar ticari dava olup, bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediğinin asliye ticaret mahkemesince değerlendirilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki 16.07.2014 tarihli Gizlilik ve Rekabet Sözleşmesinin 3.maddesi genel işlem koşulu ve sözleşme hürriyeti açısından değerlendirildiğinde; bir sözleşmenin TBK’nın 20. vd.maddeleri uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’ya, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Bununla birlikte, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK'nın 20/3.maddesi uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin davaya dayanak 16.07.2014 tarihli yazılı sözleşme yapılmadan önce 01.11.2004 tarihinde başladığı, iş akdinin feshinden önce davalının sözleşme metnine itiraz etmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça birçok hukuki ilişkiye uygulanmak üzere hazırlanmış sözleşme niteliğinde görülmeyip sadece taraflar arasındaki iş ilişkisine özel düzenlenmiş bir sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmakla sözleşme maddesinin genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Rekabet yasağına ilişkin düzenleme, sözleşme serbestisi kapsamında olup , sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin maddesinin geçersiz olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu durumda bahsi geçen maddenin genel işlem koşulu olduğundan bahisle geçersizliğine yönelik davalı iddialarına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. SGK kayıtlarına göre davalı 12.10.2015 tarihinden itibaren dava dışı ... Sistemleri San. Tic. A.Ş.'de çalışmaya başlamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirket ile dava dışı şirketin klima, ısıtma soğutma sektöründe faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacı aleyhine ikame edilen ve istinaf incelemesinden geçen İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi'nin 2015/369 Esas sayılı işe iade davasında verilen davanın kabulüne dair karar, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2019/205 Esas ve 2019/9469 Karar sayılı kararı ile "..somut uyuşmazlıkta davacının iş akdinin, şirketin diğer çalışanları tarafından şikayet edilmesi, ekibinin yönetimi konusunda açıkça zafiyet gösterdiği ve bazı ihaleleri son anda kaybetmeleri nedeniyle bilgi sızdırdığı şüphesi ile feshedildiği , davacının bayilik ve ihale için görüşme yaptığı firmalarla tam sipariş alınacakken davalı işyerinden ayrılan çalışanların bulunduğu rakip ... firmasının son anda daha yüksek teklif vererek ihaleleri alması ve davacının daha önce ilgilenmediği halde bazı ihaleler için ayrıntılı bilgi talep etmesi, toplantılara katılmamasının davalı işverende makul bir şüpheye neden olduğu ve şirkete ait bilgileri kişisel bilgisayarına aktarması, bayileriyle yeterli iletişim sağlayamaması gibi şikayetler ve mail yazışmaları gözetildiğinde davacının eylemleriyle işyerinde olumsuzluğa neden olduğu, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı artık işverenin davacı ile çalışmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği anlaşıldığından davacının iş sözleşmesinin feshi haklı neden ağırlığında olmasa da geçerli nedene dayanmakta olup mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu" gerekçesiyle bozularak ortadan kaldırılmış ve davanın reddine karar verilmiştir. TBK'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.Taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya olarak belirlenmiştir. Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerlidir. Dosya kapsamına göre davalının, hizmet akdi sona ermeden önce davacı şirket nezdinde pazarlama müdürü olarak, davacı şirketten ayrıldıktan sonra dava dışı şirkette ısıtma satış departmanı müdürü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır . Davalının davacı şirketteki pozisyonu, davacının müşteri çevresi, fiyat ve pazarlama politikası ile işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı vermektedir. Davalının rekabet yasağı sözleşmesiyle hizmet sözleşmesinden sonra 1 yıl süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen davacı ile aynı alanda aynı ilde faaliyet gösteren iş yerinde işe başlamış olması, davacı şirketteki pozisyonu itibariyle müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olarak ekonomik alanda davacı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden davacı cezai şart talep etme hakkına sahip olup , (Yargıtay 11. H.D.'nin 2015/8396 E. - 2016/3470 K. sayılı, 30.03.2016 tarihli kararı) mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir. Eldeki dava kısmi dava niteliğinde olup, davanın kısmî nitelikte olması hâlinde önceden açılan davada kesinleşen ilâmın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmî dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmî davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmî dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur(Yargıtay HGK'nın 15.02.2023 Tarih ve 2021/5-337 E.- 2023/94 K. sayılı kararı). Bir alacağın kısmi davaya konu edilebilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması gerekli olup, bu durum yargılamanın alacağın tümü üzerinden yargılama yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda alacağın tümü üzerinden yargılama yapılarak, alacak belirlendikten sonra taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekir.Somut olayda taraflar arasındaki 16.07.2014 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde davalının ''...taahhütlere uymadığı takdirde 1 yıllık net ücreti cezai şart olarak ödeyeceği" kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamına göre davalının aylık ücreti 7.809,90 TL olup, buna göre hesaplanan cezai şart miktarı 93.718,80 TL'dir. Davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmakla birlikte TBK.'nın 182/son maddesi uyarınca hakim, fahiş bulduğu cezai şartı resen tenkis edebilir. Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Buna göre davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı ile sözleşmede işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan %50 oranında bir indirim yapılması uygun, makul ve gerekli olup, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 10.000 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA;1-Davanın KABULÜ ile, 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 683,10 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 170,78 TL harçtan mahsubu ile eksik bakiye 512,32 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 4.080,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 204,28 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarfedilen 244,50 TL posta ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalının istinaf başvurusu kabul edilmekle birlikte davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf başvuru harcının ve istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/993, K. 2024/1740, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-993-e-2024-1740-k-4bfb72b5256f