Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/696 E. 2022/735 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/696
- Karar No
- 2022/735
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1668 Esas KARAR NO: 2025/611 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2022 NUMARASI: 2021/696 E.-2022/735 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili tarafından davalıya 31.05.2016 tarihinde ödünç olarak 5.000.000,00 TL verildiğini, ödünç verilen bedelin tamamının müvekkiline iade edilmediğini, 26.05.2017 tarihinde 1.000.000,00 TL, 12.06.2017 tarihinde 1.000.000,00 TL ve 05.12.2017 tarihinde 1.000.000,00 TL ödeme yapıldığını, 2.000.000,00 TL'nin halen ödenmediği, ödeme yapmaması üzerine yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının kısmi ödeme yaparak ödünç ilişkisini kabul ettiğini beyan ederek, davalının itirazının iptaline, asıl alacağın %9 oranında yasal faizi ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilini cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında pek çok konulardan kaynaklı faaliyetler geçtiğini, davacının bu faaliyetler neticesinde müvekkiline borçlandığını, müvekkiline borç verdiğini iddia ettiği ödemelerle borcunu ödediğini, müvekkiline borç verildiği iddia ediliyor ise bor verdiğini gösterir evraka bu hususta kayıt koyması gerektiğini, bunu ispatlayamayan davacının muhasebe kayıtlarının delil olarak kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere, verildiği iddia edilen ödüncün iadesi talebinde bulunmaksızın icra takibi başlatan davacının muaccel ve geçerli icra takibinden bahsedilemeyeceğini beyan ederek, davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın REDDİNE, Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf huzurdaki davada ticari defterlerini Bilirkişi incelemesi için Yerel Mahkemeye ibraz etmediğinden, Bilirkişi raporunda detaylıca incelenen müvekkili şirkete ait defter kayıtları müvekkili lehine kesin delil niteliğinde olduğunu, davalı taraf TMK 'nun 2. maddesinde belirtilen "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır" ilkesine riayet etmeyerek ticari defterlerini sunmamış ve tamamen hayali soyut iddialarla borçtan kurtulmak maksadıyla hareket ettiğini, müvekkili şirketçe davalı tarafa yapılan 5.000.000 TL bedelli havale işleminde açıklama yazılmadığı ve ispat yükünün tarafa ait olduğu belirtildiğini, davaya konu ilişki şahıslar arasında olmayıp ticari şirketler arasında vuku bulduğunu, dolayısıyla şirketlerin ticari defterlerinin hükme esas alınarak karar verilmesi gerekirken, dava konusunu sanki iki arkadaş arasında bir ödünç ilişkisi gibi nitelendiren yerel mahkeme, kanunu ve emsal yargı kararlarını görmezden geldiğini, dava konusu ödemelerin ticari defterlere kayıtlı olması koşulu ile, ödemeye ilişkin havale işlemlerinde açıklama yazılmasının zorunlu olmadığı hususu açıkça vurgulandığını, davalının HMK m.222 gereğince ticari defterlerini Mahkemeye sunmaması sonucu, müvekkili şirketin lehine kesin delil teşkil eden ticari defterlerinde, davalı şirketin 2.000.000 TL borçlu olduğu açıkça tespit edildiğini, davanın yazılı kesin delil ile ispat ettiğimizden ötürü, dilekçemizde belirttiği yemin delilinden yargılamayı gereksiz yere uzatacağından dolayı vazgeçildiğini, davalı işbu kesin delile karşı süresi içerisinde kanun belirtilen herhangi bir kesin delil de sunmadığı davalı işbu kesin delile karşı süresi içerisinde kanunda belirtilen herhangi bir kesin delil de sunmadığını Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/676 Esas, 2022/735 Karar Sayılı ve 04.07.2022 Tarihli kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, İİK'nun 67.maddesi gereğince ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya 31.05.2016 tarihinde 5.000.000,00 TL ödünç verildiğini, 26.05.2017, 12.06.2017 ve 05.12.2017 tarihlerinde toplam 3.000.000,00 TL ödeme yapıldığını, kalan 2.000.000,00 TL’nin ödenmediğini belirterek icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, kısmi ödeme yaparak ödünç ilişkisini kabul ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali, %9 yasal faizle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy ...lcra Müd.'nün ... E. Sayılı dosyasında, davacı ... İnşaat tarafından, davalı aleyhine 2.000.000,00 TL'nin avans faizi ile tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takipte borcun sebebi "31.05.2016 tarihinde ödünç verilen 5.000.000 TL den bakiye kalan alacak 2.000.000,00 TL" olarak gösterildiği, davalının süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. 31/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı tarafından ticari defter ve belge ibraz edilmediği, davacı tarafından ibraz edilen ticari defter ve belgeler ile dosya münderecatında bulunan belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından davalıya 5.000.000,00 TL ödeme yapıldığı, banka havalesi ile yapılan ödemede gönderiliş nedenine ilişkin bir şerh olmadığı, davalı tarafından davacıya 1.000.000,00 TL çek 2.000.000,00 TL banka havalesi ile olmak üzere toplam 3.000.000,00 TL ödeme yapıldığı, banka havalesi ile yapılan ödemelerde gönderiliş nedenine ilişkin bir şerh olmadığı, Davacı ticari defterlerinde işbu para ve çek alışverişi haricinde davalıya ilişkin herhangi bir işleme rastlanmadığı belirtilmiştir. İİK'nun 67.maddesi gereğince ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasında alacağın varlığını ispat yükü davacı takip alacaklısı üzerindedir. TBK madde 101'e göre, "Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. " aynı yasanın 102. Maddesine göre de ; "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı davalıya 31/05/2016 tarihinde 5.000.000,00 TL ödünç verildiğini, 3.000,000,00TL'sının ödendiğini, 2.000,000,00TL'sının ödenmediğini ileri sürdüğü, davalı tarafın ise davacının esasen müvekkiline olan borçlarını ödemek için havale gönderdiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını savunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalıya gönderilen 31/05/2016 tarihli havale işleminde davalıya borç verildiğine ilişkin açıklama bulunmadığı, davacının ticari defterine, 31/05/2016 tarihli havaleyi "borç" olarak, davalı tarafça çek ve havale ile yapılan ödemeleri ise "çekle tahsilat", "gelen havale" olarak kayıt ettiği ve borçtan mahsup ettiği, davacı tarafça usulüne uygun tutulan ticari defterlere göre davacının davalıdan 2.000.000,00 TL alacaklı olduğu ve davalı tarafça çekle yapılan ödeme ve gönderilen havalenin 31/05/2016 tarihli havaleden sonra olduğu anlaşılmıştır. Açıklama yapılmayan havalenin, borç ödemesi için yapıldığı yönünde karine mevcutsa da; karinenin aksinin davacı tarafça ispatının mümkün olduğu, davacı tarafça yapılan havaleden sonra, davalının çeşitli tarihlerde 3.000.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı tarafça banka yoluyla iki ayrı seferde yapılan 2.000.000,00 TL ödemenin hangi sebeple yapıldığının banka dekontuna yazılmadığı, hiçbir açıklama bulunmadığı, yapılan ödemenin mevcut borç için olduğu yönünde karinenin davalı yönünden de geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Davalının 1.000.000,00 TL ödemesinin ise çekle yapıldığı, çekin kıymetli evrak olup, sebepten mücerret bir ödeme aracı olduğu anlaşılmakla birlikte, çekin kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiği kabul edilmektedir. Davalı tarafça yapılan ödemelerin hangi ilişki için olduğunun izah edilemediği, davacı tarafın ödemesinin, mevcut borçların ifası için yapıldığını ileri sürdüğü, davacı defterlerinden taraflar arasında başka bir borç bulunmadığının anlaşıldığı, mahkemece 02/12/2021 tarihli duruşmada, HMK 222. Madde gereğince inceleme gün ve saatinde ticari defterlerin ibrazı için her iki tarafa kesin süre verildiği, HMK 222/3 maddesi gereğince gerekli ihtarat yapıldığı, buna rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı tarafın davalıya borç verdiğini ve 2.000.000,00 TL'lık kısmının ödenmediğini, yani karinenin aksini usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarla ispatladığı dikkate alınarak, karşı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden, mahkemenin 02/12/2021 tarihli 5 numaralı ara kararındaki ihtarata ve HMK 222/3 maddesine uygun şekilde davacı defterlerindeki kayda itibar edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, davalının takibe itirazının iptaline, takibin 2.000.000,00 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranını geçmemek üzere (dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak) değişen oranlarda yasal faiz uygulanarak devamına, alacak likit bulunduğundan, davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih, 2021/696 E. 2022/735 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-DAVANIN KABULÜNE, -Davalının, Bakırköy ... icra Müd.'nün ... E. Sayılı icra dosyasında itirazının iptaline, takibin 2.000.000,00 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranını geçmemek üzere (dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak) değişen oranlarda yasal faiz uygulanarak devamına, -Alacak likit olmakla, %20 oranında inkar tazminatının (400.000,00 TL) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 136.620,00 TL karar harcından peşin alınan 24.155,00 TL'nin mahsubu ile 112.465 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30+80,70 TL başvurma harcı, 24.155,00 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 359,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 26.162,50 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 280.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 151,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 371,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 17/04/2025 MUHALEFET ŞERHİ: Dava, İİK'nun 67.maddesi gereğince ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İİK'nun 67.maddesi gereğince ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasında alacağın varlığını ispat yükü davacı takip alacaklısı üzerindedir. Somut olayda, davacı davalıya 31.05.2016 tarihinde 5.000.000,00 TL ödünç verildiğini ileri sürmüş, davalı ise, davacının iddia ettiği ödemenin aslında davacının müvekkiline olan mevcut borçlarını kapatmaya yönelik olduğunu, davacının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini savunmuştur. Taraflar arasında yazılı bir ödünç sözleşmesi bulunmadığı gibi davacı tarafından yapılan ödemede ödünç verilen para olduğuna ilişkin bir açıklama yoktur. Aynı şekilde davalı tarafından davacıya havale edilen ödeme makbuzlarında da bir açıklama bulunmamaktadır. Davacının ticari defterlerinde 5.000.000,00 TL "gönderilen havale" olarak kayıtlara alınmıştır. Davalıdan alınan çek "çekle tahsilat ve havale tutarları ise "gelen havale" olarak bu miktardan mahsup edilmiştir. Yapılan ödemede geçerli bir açıklama bulunmadığında ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır.Bu yasal karinenin aksine , yapılan ödemenin ödünç para verilmesi olduğunu ileri süren davacı bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacının ticari defterlerindeki kayıtların dekontla ispatlandığı üzere davalıya 5.000.000 TL havale edildiğini göstermekten öte tek başına ödünç ilişkisini ispata yeterli olmadığı, somut olayda, davacının iddiasını ispat için delillerini karşı tarafın ticarî defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK’nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı, davalının defterlerini ibraz etmemesinin davacının iddiasını ispat etmiş sayılması sonucunu doğurmayacağı, aynı yasanın 220/3 maddesinde ise hakime taktir yetkisi tanınmış olduğu, davacının kendi ticari defterinde dahi "giden havale" olarak işlenen kayda dayalı olarak defter ibraz etmediği gerekçesi ile davalının borç aldığı iddiasının ispatlandığının kabulünün ispat kuralları çerçevesinde mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle ispat külfeti üzerinde olup ticaret şirketi olan davacının; davalıya yaptığı ödemenin ödünç para verilmesi olduğunu yazılı delil ile ispat edemediği gibi yemin delilinden de vazgeçtiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün olmamıştır.