Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/4894 E. 2021/10580 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/4894
- Karar No
- 2021/10580
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2024/3714 KARAR NO: 2024/3629 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/03/2024 NUMARASI: 2024/93 Esas DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 30/12/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İstanbul 13 ATM 2024/21 D.İş sayılı dosyasında talep eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin abonesi olduğu ... Sözleşme Hesap No.lu ve ... Tüketim Hizmet Nokta No.lu elektrik sayacına müvekkili aleyhine, davalı şirket tarafından usul ve yasalara aykırı olarak tahakkuk ettirilen 18.01.2024 son ödeme tarihli 412.069,40 TL bedelli ve 18.01.2024 son ödeme tarihli 276.077,27 TL bedelli iki adet kaçak elektrik faturasından dolayı, müvekkilinin abonesi olduğu ... Sözleşme Hesap No.lu ve ... Tüketim Hizmet Nokta No.lu elektrik sayacına dava konusu faturalardan dolayı uygulanan / uygulanacak olan enerji kesilmesi işlemlerinin mahkemece takdir olunacak teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasını talep etmiştir. Mahkemenin 17/01/2024 tarihli kararı ile; " İhtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,1-)18.01.2024 son ödeme tarihli 412.069,40 TL bedelli ve 18.01.2024 son ödeme tarihli 276.077,27 TL bedelli iki adet fatura borcu ile ilgili faturalarda belirtilen yer ve miktarla sınırlı olmak üzere kesme işleminin tedbiren durdurularak elektriğin kesilmemesi için toplam fatura bedeli olan 688.146,67-TL'nin %20'si tutarında teminatın süresi içerisinde yatırılması halinde karşı tarafa tedbir kararının uygulanması için yazı yazılmasına,2-)6100 sayılı yasanın 393.maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorunda olunmakla aksi durumda tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılmasına 3-)6100 sayılı yasanın 397.maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmiş olmakla, tedbir talep edenin, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorunda olduğunun tespiti ile aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkmış sayılmasına, 4-)Talep eden alacaklı vekille temsil edildiğinden A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 4.700,00 TL maktu vekalet ücretinin ve 1.192,90-TL yargılama giderinin karşı taraflardan tahsili ile talep edene verilmesine" itirazı kabil olarak karar verilmiştir. Daha sonra esas hakkında İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/93 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı,tedbire itiraz edilmesi üzerine esas davanın açıldığı bu mahkemeye itirazın değerlendirilmesi için 2024/21 D.İş sayılı dosyanın gönderildiği görülmüştür. İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili tarafından sunulan 30/01/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/21 Değişik iş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür. Mahkemece; İhtiyati tedbir kararı üzerine esas davanın açıldığı mahkemece itirazın değerlendirildiği 13/03/2024 tarihli duruşmada ;"... Boğaziçi Elektrik Dağıtım Şirketi tarafından davacının işletmesinde kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tutanak tutularak 18/01/2024 son ödeme tarihli, 412.069,40 TL bedelli ve 18/01/2024 son ödeme tarihli 276.077,27 TL bedelli iki adet kaçak elektrik faturası düzenlendiği, elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşul olduğu, kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olabileceği, bu durumun ağır ekonomik kayıba sebebiyet vereceği, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı olmak üzere davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği" gerekçesiyle; "İhtiyati tedbire yapılan itirazın reddine" dair istinafı kabil olarak karar verilmiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlığı çözer nitelikte olduğunu,ihtiyati tedbir şartlarının ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini,yönetmelik hükümlerine göre davacının kaçak elektrik kullandığının belirlendiğini,talebin yargılamayı gerektirdiğini belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. "Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş olduğu, davcının ticari faaliyetine devam etmesinde fatura bedellerinin tahsili yönünden davalı şirketin de menfaatinin bulunduğu, ihtiyati tedbir dava konusu fatura ile sınırlanmış olduğu anlaşılmakla elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi HMK 389 md hükmüne uygundur.Ayrıca 18.01.2024 son ödeme tarihli 412.069,40 TL bedelli ve 18.01.2024 son ödeme tarihli 276.077,27 TL bedelli iki adet fatura toplamı 688.146,67-TL'nin %20'si tutarında 137.629,33 TLlık kesin ve süresiz banka teminat mektubunun süresinde 23/01/2024 tarihinde dosyaya sunulduğu,ihtiyati tedbirin yerine getirilmesi için mahkemece davalı kuruma müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece belirlenen teminat miktarında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024