Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/3486 E. 2022/807 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/3486
- Karar No
- 2022/807
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 02/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE :... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :... TARİHİ :... NUMARASI :... DAVACI : .. VEKİLLERİ :... DAVACI : .. VEKİLLERİ :... DAVACI :.. VEKİLLERİ :... KONKORDATO KOMİSERİ : ... KONKORDATO KOMİSERİ : ... KONKORDATO KOMİSERİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLLERİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLLERİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :.. ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :... ASLİ MÜDAHİL :.. VEKİLİ : ... ASLİ MÜDAHİL :... VEKİLİ :... ASLİ MÜDAHİL :.. VEKİLİ :... ALACAĞI TEMLİK ALAN ASLİ MÜDAHİL : ... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin ev tektsil ürünlerinin üretilmesi, satılması, ihracatı ve pazarlamasını yapmak üzere ...'de kurulduğunu ve faaliyet gösterdiğini, şirketin özellikle Covid 19 pandemisinin etkisiyle ve satış kapasitesi sayesinde büyük ölçekli satışlar gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle şirketin pandemi süreci göz önüne alınarak makine ve teçhizat yatırımlarının yapıldığını, krediler kullanıldığını ve ciddi anlamda borç yüküne girdiğini, ilerleyen aylarda ev tekstil malzemelerine olan ihtiyacın azaldığını, üretimin durduğunu, küçülmeye gittiğini, makinelerin bir kısmını 3. şahıslara kiralayarak üretim maliyetlerini azaltıp fason olarak üretim yaptırmaya başladıklarını, var olan bir kısım gayrimenkullerin kiraya verildiğini belirterek, dava menfaatinin olumsuz etkilenmemesi ve şirketin iflastan korunması ve şirketin projesinin gerçekleştirilmesi için şahsi projeleri ile katkı sunan ... ve ...'ın projenin gerçekleştirmesine imkan tanınması maksadıyla, ... ve ... ve ... açısından ayrı ayrı olmak üzere, İİK 287 maddesi uyarınca geçici mühlet taleplerinin kabulüne, İİK 288 maddede yer alan "Geçici mühmet kesin mühletin sonuçlarını doğurur" düzenlemesi gereğince tensiben, müvekkili şirket ile ... ve ...'ın mal varlığının korunması için gerekli tedbirlerin alınmasına, müvekkili şirket ile ... ve ... aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere yapılmış her türlü icra ve iflas takibinin durdurulması ve yeni takip yapılmasının engellenmesine, ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasının önlenmesine, müvekkili şirket ile ... ve ...ın 3.kişilerdeki hak ve alacakları veya sair bir nedenle vergi daireleri ile bankalara intikal eden hak, mevduat ve alacakları üzerinde İİK 89.maddesi uyarınca önceden konmuş olan ihtiyati haciz ve muhafazaların kaldırılmasına, infazın durdurulması ile ihtiyati veya kesin haciz konulmamasına, önceden konulmuş ihtiyati hacizlerin infazının durdurulmasına ve haciz nedeni ile bloke altına alınan paraların açılacak banka hesabına aktarılmasına izin verilmesine, müvekkili şirket ile ... ve ... aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış veya yapılacak takiplerle satışların durdurulmasına ve tasdik aşamasında rehinli takiplerin bir yıl süre ile ertelenmesine, müvekkil şirket ile ... ve ... aleyhine yapılmış ve yapılacak her türlü muhafaza, teslim ve tahliyeye dair icra işlemlerinin durdurulmasına, muhafaza altına alınmış veya alınacak emtia, taşıt, makine, teçhizat vb. İade edilmesine, takas mahsup işlemleri ile hukuken veya fiilen el konulmasının engellenmesine, bankalara kredi teminatı olarak teslim edilmiş çeklerin şirketi temsile yetkili kişilerin hesabına aktarılmasına, şirket borçlarına kefil olan ve şirketin ortakları ve müdürleri olan ... ve ...hakkında mühlet kararı verilmemesi halinde, zikredilen gerekçelerle şirkete ait projenin sağlıklı bir şekilde icra edilebilmesi için, kefalete konu borçlar ile ilgili olarak 6183 Sayılı Kanun kapsamında yapılacak takipler de dahil olmak üzere icra takibi yapılmaması evvelce yapılmış icra takiplerinin durdurulması, ihtiyati haciz veya haciz kararı uygulanmamasını teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Asli müdahiller vekillerince konkordato talebine karşı beyan dilekçeleri sunulduğu görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirket açısından Konkordato da en önemli ilkelerden biri de alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesidir. Yani konkordato da alacaklılar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan ve adil dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de bu kapsamda hareket edilmesi gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta 16/11/2024 tarihli revize projede konkordatoya tabi borçlar bakımından 250.000,00 TL tutar altında bulunanların tasdik kararından itibaren 2 ay içerisinde ödeneceği, kalan tutarın ise Mart 2025 ayından başlamak üzere 36 ay içerisinde 12 eşit taksit halinde %24 faiz ilavesi ile ödeneceği teklif edilmiştir. Bu kapsamda 250.000,00 TL'ye kadar olan alacaklı grubu en genç Mayıs 2025 tarihi itibariyle alacaklarının tamamını tahsil edecekken diğer alacaklılar ise tüm alacaklarını 36 ay içerisinde tahsil edebilecektir. Bu nedenle davacı şirketin bu vade tarihlerine göre aynı ödeme gücüne sahip olup olamayacağı yada bu tarihlere kadar konkordatonun kısmen veya tamamen feshedilip edilmeyeceğinin önceden öngörmek mümkün değildir. Bu doğrultuda küçük alacaklı grubu alacağının tamamını ya da büyük bir bölümünü tahsil etmiş olacak iken diğer alacaklılar daha az oranlarda tahsil etmiş olacaklardır. Bu ödeme planı kapsamında alacaklıların adil ve dengeli bir şekilde tatmin edilmesi ilkesi de uygun olmamaktadır. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlıktaki davacı şirket yönünden revize edilen proje alacaklılar arasındaki eşitliği mutlak olarak bozmaktadır. Söz konusu revize projenin projeye olumlu uygulanacak olan alacaklı grubunun menfaatleri dikkate alınarak özel bir ödeme planı geliştirildiği, bu durumun özellikle büyük alacaklıların aleyhine olduğu, alacaklılar arasında adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı davranıldığı, alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, İcra ve İflas Kanunu'nun 302. ve 305. maddeleri kapsamında söz konusu revize edilen projede teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı anlaşıldığından davacı ...'nin konkordato tasdik talebinin reddine karar verilmiştir. Gerçek kişiler açısından; konkordato projesinin alacaklılar tarafından İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde davacı gerçek kişi açısından kabul edilmediği, İcra ve İflas Kanunu'nun 305/1-c. maddesine göre konkordato projesinin 302. maddesinde öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunmasının tasdik şartlarından biri olduğu, ancak davacı gerçek kişinin alacaklıları tarafından konkordato projesi İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde kabul edilmediğinden davacı ... ve ...'ın konkordato tasdik şartlarını sağlamadığı sabit olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 302/1.c., 305. maddeleri gereğince konkordato tasdik talebinin ayrı ayrı reddine, kesin mühletin sonuçlarının kaldırılmasına, konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine; davacı gerçek kişiler ... ve ...'ın dosya kapsamı itibariyle iflasa tabi olan bir gerçek kişi olmadığı anlaşıldığından iflası hakkında herhangi bir karar verilmediği gerekçesiyle, sonuçta davacı ....'nin konkordato tasdik talebinin reddine, kesin mühletin sonuçlarının kaldırılmasına, komiser heyetinin görevine son verilmesine, bu hususta ... Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Kurulu'na müzekkere yazılmasına, işbu dava dosyasında verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, davacı şirket açısından kesin mühletin kaldırıldığı hususunun İcra ve iflas Kanunu'nun 288. maddesindeki usulle ilanına, ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına, davacı ...'nin borca batık olmadığı tespit edildiğinden iflasına karar verilmesine yer olmadığına, davacı ...'ın konkordato talebinin reddine, davacı ...'ın kesin mühletinin kaldırılmasına, davacı ...'ın Mahkemenin iş bu dava dosyasında verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, davacı ... açısından kesin mühletin kaldırıldığı hususunun İcra ve iflas Kanunu'nun 288. maddesindeki usulle ilanına, ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına, davacı ...'ın konkordato talebinin reddine, davacı ...'ın kesin mühletinin kaldırılmasına, davacı ...'ın mahkemenin iş bu dava dosyasında verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, davacı ...açısından kesin mühletin kaldırıldığı hususunun İcra ve İflas Kanunu'nun 288. maddesindeki usulle ilanına, ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar .... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Konkordato tasdik talebimizin reddine karar veren yerel mahkemenin kararına dayanak olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/1209 Esas ve 2021/569 Karar sayılı ilamını ve henüz kesinleşmeyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1498 Esas ve 2021/1722 Karar sayılı ilamını emsal olarak gösterdiğini, yerel mahkemenin kararına emsal olarak göstermiş olduğu yargı kararlarına konu ve sunulan ödeme planları ile müvekkili şirketin sunmuş olduğu ödeme planı arasında bariz farklar bulunduğunu, zira müvekkili şirket ...in sunmuş olduğu ödeme planında 250.000,00 TL tutar altında bulunanların tasdik kararından itibaren faizsiz olarak 2 ay içerisinde ödeneceğini, kalan tutarın ise Mart 2025 ayından başlamak üzere 36 ay içerisinde 12 eşit taksit halinde %24 faiz ilavesi ile ödeneceğini belirttiğini, dolayısıyla alacağı 250.000 TL altında bulunan alacaklıların alacağına faizsiz olarak daha kısa vadede kavuşabilecekken, alacağı 250.000 TL üstünde olan alacaklıların ise her ne kadar uzun vadede olsa da alacaklarına diğer alacaklıların tersine %24 faiz ilavesi ile kavuşabileceğini, bu durumun ise müvekkili şirketin sunmuş olduğu ödeme planında adil ve dengeli dağıtım ilkesine uygun hareket ettiğini ortaya koyduğunu, yerel mahkemenin kararına dayanak olarak sunmuş olduğu emsal yüksek yargı kararlarında ise durumun tam tersi olduğunu, zira Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/1209 Esas ve 2021/569 Karar sayılı ilamına konu davada davacı şirketin sunmuş olduğu ödeme planında küçük alacaklı grubuna kısa vadede, büyük alacaklı grubuna ise aynı durum ve şartlarda uzun vadede ödeme taahhünde bulunduğunu, yine yerel mahkemenin kararına dayanak teşkil eden ve henüz kesinleşmeyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1498 Esas ve 2021/1722 Karar sayılı ilamına konu davada da davacı şirketin aynı minvalde bir ödeme planı ortaya koyduğunu, ancak somut davada müvekkili şirketin emsal davalardaki olayların aksine büyük alacaklı grubuna %24 faiz ilavesi ile ödeme teklifinde bulunduğunu, salt bu hususun dahi yerel mahkemenin kararına emsal teşkil eden mezkur kararların somut davada uygulanmasının adil olmayacağını ortaya koyduğunu, müvekkil şirketin konkordato sürecini başarılı bir şekilde yürüttüğünü ve konkordato sürecinde ise müvekkili şirketin tedbir tarihinden önceki gibi aktif ticaretine devam ettiğini, nitekim Konkordato komiser heyeti tarafından yerel mahkeme dosyasına sunulan 03/12/2024 havale tarihli konkordato komiseri konkordatonun tasdiki hakkında gerekçeli ek raporunda; davacı şirketin 30/09/2024 dönemi tarihli tespit edilen rayiç varlık yapısına göre; şirketin 17.878.048,00 TL tutarında müspet özvarlığı olduğu ve dolayısıyla da borca batık olmadığı, davacı ...'nin hali hazırda nihai gerekçeli sonuç rapor tarihi 01/01/2024-27/11/2024 tarihleri arasında yurt dışı satış hasılatının 12.097.009,40 TL, yurt içi satış hasılatının 23.872.686,40 TL olmak üzere toplam 35.969.695,80 TL satış hasılatı gerçekleştirdiği, hali hazırda devam eden ve teslimi Aralık/2024 döneminde gerçekleşecek 14.603.304,20 TL siparişin üretim aşamasında olduğu, davacı ....nin hali hazırda nihai gerekçeli sonuç rapor tarihi itibariyle üretimini ve satışını gerçekleştirdiği, üretim aşamasında bulunan satış ve siparişlerinden kaynaklı davacı şirkete girecek finansal girdi toplamının 21.022.477,81 TL tutarında olduğu, davacı ...'nin ...tedbir tarihinden sonra ticari hacminin tedbir öncesi dönemlere ulaştığı ve hali hazırda ticari hacminin artarak devam ettiği, mali yapısının güçlendiği ve kar elde etmeye ehil şirket konuma geldiğinin açıkça belirtildiğini, yine aynı raporda konkordato nisabına dahil alacaklı sayısı 71, nisap alacak toplamı 56.690.433,26 TL, 18/11/2024 tarihli toplantıya katılan ve 7 günlük iltihak süresinde projeye “KABUL” oyu veren alacaklıların sayısı 56 (%78,87) alacak toplamı 29.475.860,41 TL (%52,93) olduğundan İcra ve İflas Kanunu/nun 302. maddesinde öngördüğü çoğunluk koşulunun borçlu .... açısından gerçekleştiğinin açıkça belirtildiğini, komiser heyeti raporunda da belirtildiği üzere müvekkili şirketin nisap bakımından kanunun öngördüğü çoğunluğu büyük oranda sağlamasına ve mali yapısını güçlendirerek kar elde etmeye ehil şirket haline gelmesine rağmen yerel mahkemenin tüm bu hususları göz ardı ederek tamamen subjektif bir yorumla ödeme planının adil ve dengeli olmadığı iddiasıyla tasdik taleplerinin reddine karar vermesinin hukuka aykırı bir durum ortaya çıkardığını, İİK'nın 305/son maddesinin amir hükmünden anlaşıldığı üzere kanun koyucu hakim tarafından projenin yetersiz bulunması durumunda projede gerekli düzeltme yapılmasının sağlanması konusunda bir müdahale hakkı tanıdığını, nitekim istikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına ve emsal yargı kararlarına göre de İİK’nın 305/son maddesi uyarınca projeyi yetersiz bulan mahkemenin yapılacak değişiklik ile projenin eşitlik ilkesine uygun hale getirilmesini sağlayabileceğine ilişkin düzenleme de dikkate alınarak, re’sen revize proje tanzimi yoluna gidilip, tanzim edilecek yeni ve eşitlik kuralına uygun projenin oylamaya sunularak alacaklıların yasal çoğunluğuyla kabul edilmesi suretiyle gereğinin ifasının yapılmasını gerektiğinin belirtildiğini, dolayısıyla yerel mahkeme tarafından müvekkili şirket tarafından sunulan ödeme planının adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı olduğu düşünülse bile konkordato sürecini başarıyla yürüten ve nisap yönünden alacaklıların büyük oranda ''KABUL''ünü alan müvekkili şirket yönünden İİK 305/son maddesi uyarınca müdahale yetkisini kullanmamasının konkordatonun amacına ve ruhuna uygun düşmediğini, yerel mahkemenin kararına emsal olarak göstermiş olduğu Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/1209 Esas ve 2021/569 Karar sayılı ilamında bile ''...İİK'nın 304. ve 305/2. maddesi hükümleri uyarınca, konkordato projesi re'sen ele alınarak, projeye olumlu oy kullanacak alacaklı grubunun menfaatleri dikkate alınarak özel bir ödeme planı geliştirildiği, bu durumun özellikle bankalar olmak üzere büyük alacaklılar aleyhine olduğu, alacaklılar arasında adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı davranıldığı hususları gözetilerek, projede bu yönde düzeltme yapılmasının sağlanması....'' denilerek hakimin adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı davranıldığı hususunda bir kanaatinin olması durumunda projede düzeltme yapılmasının sağlaması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, her ne kadar İİK 305/son maddesinde kanun koyucu tarafından hakime tanınan yetki bir takdir yetkisi olsa da hakim müdahalede bulunurken konkordatonun tasdiki için kanunda belirlenen şartların yanında, genel ekonomik durumu, borçlunun geçmiş halini talepte iyiniyetli olup olmadığını da değerlendirerek sonuca gitmesi gerektiğini, bu hususun müstekar Yargıtay içtihatlarında da açıkça belirtildiğini, müvekkili şirketin konkordatonun tasdiki için belirtilen şartların tamamını alacaklıları da tatmin edecek şekilde sağladığını, toplam 71 alacaklının 56'sının KABUL yönünde oyunu aldığını, 10 alacaklının ise ...dışında bulunduğu için oy kullanamadığını ve 5 alacaklının ise red yönünde oy kullandığını, böylece müvekkili şirketin oransal olarak önemli ölçüde alacaklıların kabul yönünde oyunu aldığını, ayrıca komiser raporlarının tamamının müvekkili şirket lehine olumlu olarak tanzim edildiğini, dosyada mübrez bu raporlarda da müvekkili şirketin mali yapısını güçlendirdiği ve eski haline döndüğünün açıkça vurgulandığını, hal böyle iken, bidayet mahkemesinin büyük alacaklıların alacağına %24 faizle kavuşacağı hususunu göz ardı ederek tamamen subjektif bir yorumla adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı bir proje teklifinin sunulduğu yönündeki kararının ve kabul etmemekle birlikte, teklif edilen mezkur proje adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı olarak varsayılsa bile tamamen olumlu komiser raporlarına, alacaklı ve alacak miktarının nisabın çok üstünde bir kesim tarafından kabul edilen konkordato projesinde projeye olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermeksizin İİK'nın 305/son maddesi uyarınca düzeltme yapılması konusundaki müdahale yetkisini kullanmamasının konkordatonun amacına uygun düşmediği ve hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduklarını, yerel mahkemenin kararında İİK'nın 305/son maddesi uyarınca projede düzeltme yapılmasına ilişkin müdahale yetkisini kullanmamasını ''...yukarıda alacaklılar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi adına başta feriler olmak üzere alacakların belirlenmesi ve taksit tutarları için faize hükmedilmesi gerektiği, ancak bunun ise tespitinin mümkün olmadığı, yine bu ihtimalde dahil oylama nisaplarının tamamen değişeceği dikkate alınarak Mahkememizce İcra ve İflas Kanunu'nun 305/son maddesi uyarınca konkordato projesinde düzeltme yoluna gidilmemiştir. Yine ayrıca revize projenin 18/11/2024 tarihinde Mahkememize sunulduğu, toplantının ise 18/11/2024 tarihinde yapıldığı, bu suretle aynı tarihte sunulan ve aynı tarihte toplantısı yapılan bir projenin düzeltilmesinin de mümkün olamayacağı, çünkü oylamadan sonra Mahkemenin projeyi esas yönünden düzeltmesi halinde nisabı etkileyebileceği anlaşıldığından alacaklar toplantısı tarihinde revize proje sunulduğundan projenin revize edilemeyeceğinden bu nedenle de İcra ve İflas Kanunu'nun 305/son maddesi uygulanamamıştır.'' şeklinde açıkladığını, mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin hukuki bir temelinin olmadığını, zira yukarıda belirttikleri ve ekte sunulan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/3486 E. VE 2022/807 K. Sayılı ilamında ''...re’sen revize proje tanzimi yoluna gidilip, tanzim edilecek yeni ve eşitlik kuralına uygun projenin oylamaya sunularak alacaklıların yasal çoğunluğuyla kabul edilmesi suretiyle gereğinin ifası...'' denilerek projede gerekli düzeltmenin yapılmasının ve düzeltmesi yapılan projenin yeniden oylamaya sunulmasının hukuka uygun olduğunun açık bir şekilde belirtildiğini, dolayısıyla yerel mahkemenin oylamadan sonra projede revizyon yapılması halinde nisabı etkileyebileceği gerekçesiyle İİK'nın 305/son maddesini uygulamaktan imtina etmesinin hukuki bir mesnedinin bulunmadığını, bilakis emsal kararların tamamında projede revizyon yapılması durumunda gerektiğinde yeniden oylamaya gidilmesi gerektiği hususunun tereddüte yer verilmeksizin açık bir şekilde belirtildiğini, yerel mahkemece bu süreçte yapılması gerekenin İİK'da belirtilen yasal sınırlar çerçevesinde davacı şirket için kesin mühleti uzatması ve projenin mahkemece uygun bulunmadığı hususunun belirtilmesi suretiyle müvekkili şirkete projede revizyon yapıp yapmayacağı konusunda beyanda bulunması için süre vermesi olduğunu, yerel mahkemenin nisabın etkilenebileceği gerekçesiyle İİK'nın 305/son maddesi uyarınca müdahale yetkisini kullanmamasının hukuki bir temelinin olmadığını, yerel mahkeme nihai kararını açıklamadan önce 04/12/2024 tarihli celsenin 13 numaralı ara kararı ile ...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verildiğini, yerel mahkemenin bilirkişi heyetinden özetle konkordatonun tasdiki için teklif edilen tutarın ve oranın borçluların mal varlığı ile orantılı olup olmadığı, konkordato projesinin uygulanma kabiliyetinin olup olmadığı, davacılar yönünden tasdik şartlarının bulunup bulunmadığı ve sair hususların tespitini istediğini, ancak yerel mahkemenin bilirkişi heyeti raporunun sonucunu beklemeden ve bu husustaki ara kararından dönmeden 11/02/2025 tarihinde nihai kararını açıkladığını, fakat yerel mahkemenin bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi yönündeki ara kararından nihai kararını açıkladıktan sonra döndüğünü, usul hukukuna göre mahkeme ara kararından yargılama sonuçlanmadan önce dönebileceğini, bu yönüyle de yerel mahkemenin bilirkişi heyeti raporunun sonucunu beklemeden ve bu hususta ara karardan da dönmeden nihai kararını açıklamasının hatalı olduğunu, öte yandan bilirkişi heyetinden konkordatonun tasdiki için teklif edilen tutarın ve oranın borçluların mal varlığı ile orantılı olup olmadığı hususunun tespitini isteyen ancak raporun sonucunu beklemeden kararını açıklayan yerel mahkeme gerekçeli kararında ''...İcra ve İflas Kanunu'nun 302. ve 305. maddeleri kapsamında söz konusu revize edilen projede teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığını...'' belirttiğini, dosyada mübrez komiser raporlarında bu hususta bir değerlendime olmamasına ve bilakis tüm raporlar olumlu olmasına rağmen ayrıca bilirkişi heyetinden bu yönde bir rapor isteyen ancak sonucunu beklemeden kararını açıklayan yerel mahkemenin bu hususta hangi somut veriyle böyle bir değerlendirmeye vardığının da taraflarınca anlaşılamadığını, yerel mahkemenin nihai kararında davacı gerçek kişiler açısından ''tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi ekindeki belgeler, ön proje, değer tespiti yönünden bilirkişi heyetinin ek raporu, komiserin ara raporları ve komiserin nihai raporundaki ve nihai ek raporundaki tespitleri, yapılan yargılama neticesinde konkordato projesinin alacaklılar tarafından İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde davacı gerçek kişi açısından kabul edilmediği'' gerekçesiyle konkordato tasdik talebinin reddine karar verdiğini, yerel mahkemenin bu yöndeki kararının bir temelinin bulunmadığını, zira dosya kapsamında mübrez komiser raporlarında da görüleceği üzere gerçek kişiler açısından henüz bir oylama yaptırılmadığını, komiser heyetinin yalnızca müvekkili şirket ...yönünden oylama yaptırdığını, kaldı ki alacaklılardan ...., ..., ...., .... Ve ... vekillerinin dava dosyasına sunmuş oldukları dilekçelerinde hem davacı şirket hem de davacı gerçek kişiler açısından iltihak süresi içerisinde ''KABUL'' yönünde oy kullandıklarını belirttiklerini, haliyle komiser heyeti tarafından gerçek kişiler açısından bir oylama yapılsaydı alacaklı bankaların dava dosyasına göndermiş olduğu dilekçeleri de göz önüne alındığında İİK'nın 302. Maddesine öngörülen nisap şartının sağlanmış olacağını, dolayısıyla komiser heyeti tarafından davacı gerçek kişiler yönünden henüz bir oylama yaptırılmadığı halde yerel mahkemenin İİK'nın 302. Maddesinde öngörülen nisap şartını sağlamadığı gerekçesiyle davacı gerçek kişiler yönünden konkordato tasdik talebinin reddine karar vermesinin hukuki bir mesnedinin bulunmadığını, bu yönüyle kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, bununla birlikte dosya kapsamında mevcut müvekkili gerçek kişi ... yönünden hazırlanan 29/11/2024 ve 06/12/2024 tarihli komiser heyeti raporlarında komiser heyeti konkordatonun tasdiki konusunda olumlu yönde görüş bildirdiklerini, ancak yerel mahkemenin müvekkili ... açısından olumlu yönde hazırlanan raporları da dikkate almadığını, bilindiği üzere konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yarattığını, bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacağını, içinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğuracağını, böylece borçlunun, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanlarının da korunmuş olacağını, müvekkillerinin konkordato sürecinin başından bu yanadır iyi niyetini ortaya koyarak borçlarının ödenmesi için gerekli tüm çabayı gösterdiğini, müvekkillerinin gerek geçici mühlet gerekse de kesin mühlet sürecinde aktif ticaretini sürdürmeye devam ettiğini ve konkordato sürecinin de sağlamış olduğu olumlu katkıyla mali alt yapısını önemli ölçüde güçlendirdiğini ve tedbir tarihinden önceki mali alt yapısına kavuştuğunu, nitekim bu hususun komiser heyeti tarafından da raporlandığını, dolayısıyla müvekkillerinin bu süreçte dürüst ve iyi niyetli borçlu olduklarını ortaya koyduklarını, konkordato tasdik talepleri kabul edilseydi, müvekkillerinin konkordatonun amacına uygun olarak ticari faaliyetlerine devam edecek ve alacaklıların da alacaklarına kavuşmuş olacaklarını, ancak yerel mahkemenin herhangi bir somut veriye dayanmadan tamamen subjektif bir yorumla adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle konkordato kurallarını katı olarak uygulaması ve İİK 305/son maddesinde belirtilen müdahale yetkisini hukuki mesnedi olmayacak bir şekilde uygulamaması konkordatonun ruhuna uygun düşmeyecek şekilde hukuka aykırı bir durum ortaya çıkardığını, yerel mahkemenin nihai kararı ile müvekkilleri lehine verilen tedbirlerin de kararla birlikte kaldırılmasına karar verdiğini, tedbirlerin kaldırılmasıyla birlikte icra ve satış muamemelerine başlandığını, bu durumun müvekkillerinin ticari faaliyetlerini sürdürme ve borçlarını ödeme konusunda telafisi güç bir duruma sürüklemeye başladığını, gerek müvekkillerinin borçlarını ödemede gerekse de alacaklıların alacağına kavuşması hususunda durumun daha da güçleşmemesi ve konkordato sürecinin sekteye uğramaması için işbu istinaf başvurumuzun ivedi olarak ele alınmasını, dosya kapsamında mevcut komiser heyeti raporları ve müvekkillerinin raporlarda belirtilen finansal durumları da göz önüne alınarak dairemizce uygun görülmesi halinde istinaf yargılaması sonuna kadar müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takiplerinin, haciz ve satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesine karar verilmesini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davacı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili... yönünden henüz oylama yapılmadığını, aranan nisapların sağlanmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar İlk Derece Mahkeme Kararı'nda konkordato projesinin alacaklılar tarafından İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde davacı gerçek kişi açısından kabul edilmediği belirtilmiş olsa da, dosyada mevcut komiser raporundan da açıkça görüldüğü üzere davacı gerçek kişiler yönünden henüz oylama yapılmadığını, komiser heyeti tarafından yaptırılan oylamanın yalnızca davacı şirket ...yönünden yapıldığını, kaldı ki, konkordato projesinin aleyhlerine olduğu iddia edilen büyük alacaklılar olarak adlandırılabilecek ..., ...., .......... ve .... tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde belirtildiği üzere ilgili alacaklılar hem davacı şirket hem de davacı gerçek kişiler açısından iltihak süresi içerisinde oylarını kabul olarak kullandıklarını belirttiklerini, hal böyle iken kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte ilgili oylama yapılsaydı dahi İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde öngörülen gerekli nisapların oluşacağının açık olduğunu, yukarıda açıklanan sebeplerle davacının gerçek kişiler yönünden henüz oylama dahi yapılmamışken İlk Derece Mahkemesi tarafından nisap dava şartının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, İlk Derece Mahkeme kararının yalnızca bu yönden dahi bozulması gerektiğini, konkordato projesinin eşitlik ilkesine uygun olduğunu ilk derece mahkemesi kararı'nın projenin eşitlik ilkesine aykırı oldığu yönündeki yaklaşımının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin konkordatonun reddi gerekçesi olarak konkordato projesinin eşitliğe aykırı olduğunu gerekçe gösterdiğini ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/1209 Esas ve 2021/569 Karar sayılı ilamı ve Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1498 Esas ve 2021/1722 Karar sayılı ilamı İlk Derece Mahkemesi Kararı'na dayanak gösterildiğini, emsal gösterilen Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/1209 Esas ve 2021/569 Karar sayılı ilamına konu projenin ödeme koşulları ile işbu davaya konu proje ve ödeme şartları arasında önemli farklar bulunduğunu, ilgili Yargıtay kararına dayanarak işbu davanın reddinin mümkün olmadığını, nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin kararına konu ödeme planında belli bir tutarın altında kalan alacaklı grubu için daha kısa, bu tutarın üstünde kalan alacaklı grubu için ise daha uzun bir vade kararlaştırılmış olmakla birlikte vadeler haricinde tüm ödeme şartlarının, özellikle faizin aynı olduğunu, buna karşın işbu davaya konu projenin ödeme planında ise 250.000 TL'ye kadar olan alacaklı grubu alacaklarını daha kısa bir vadede tahsil etmekle birlikte karşılığında faiz almayacaklarını, diğer alacaklıların ise alacaklarını daha uzun bir vadede tahsil edecek olsalar da bu uzun vade karşılığında %24 faiz ödemesi elde edeceklerini, bu ödeme planının eşitlik ilkesine uygun olduğunun son derece açık olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin kararı ile kıyaslanmasının mümkün olmadığını, aynı şekilde emsal gösterilen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1498 Esas ve 2021/1722 Karar sayılı ilamındaki ödeme planında ise ana para hariç kalan faiz ve diğer bütün fer'ilerinde feragat etmiş sayılma söz konusu olduğunu, işbu dosyadaki ödeme planı ile kıyaslanamayacağını, kaldı ki, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin kararının henüz kesinleşmediğini, bu karara dayanarak konkordato talebinin reddine karar verilmesinin de İlk Derece Mahkemesi Kararı'nı tartışmaya açık hale getirdiğini, bilindiği üzere vade konkordatosunun amacının ilgili borçların vadelere yayılarak tüm ödemelerin yapılabilmesini sağlamak olup buradaki eşitlik ilkesi benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulmasına ilişkin olduğunu, alacaklılar arasında mutlak eşitlik sağlanması mümkün olmadığı gibi ticari hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, borçlunun tüm borçlarını eşit ve eksiksiz şekilde ödeyebilmesi mümkün olsaydı zaten konkordato başvurusunda bulunmayacağının da aşikar olduğunu, dosyada mevcut ödeme planının eşitlik ilkesine aykırı olmadığını vadelerde oluşan farklara karşın bu uzun süreler faiz ödemesi ile kompanse edildiğini, hal böyle iken projede teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığının söylenmesinin mümkün olmadığını, konkordato sürecinin dürüst ve ahlaklı bir şekilde yürütüldüğünü, konkordato talebinin kabul edilmesi gerektiğinin komiser raporları ile de sabit olduğunu,raporlardan da açıkça görüleceği üzere ticari faaliyetlerin devam ettiği gibi ekonomik koşullarda da ciddi anlamda iyileşme yaşandığını, konkordato komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan 29/11/2024 havale tarihli konkordato komiseri konkordatonun tasdiki hakkında gerekçeli raporunda; davacı şirketin 30/09/2024 dönemi tarihli tespit edilen rayiç varlık yapısına göre şirketin 17.878.048,00 TL tutarında müspet özvarlığı olduğu ve dolayısıyla da borca batık olmadığı, davacı şirketin halihazırda nihai gerekçeli sonuç rapor tarihi 01/01/2024 –27/11/2024 tarihleri arasında yurt dışı satış hasılatının 12.097.009,40 TL, yurt içi satış hasılatının 23.872.686,40 TL olmak üzere toplam 35.969.695,80 TL satış hasılatı gerçekleştirdiği, hali hazırda devam eden ve teslimi Aralık/2024 döneminde gerçekleşecek 14.603.304,20 TL siparişin üretim aşamasında olduğu, davacı ....nin hali hazırda nihai gerekçeli sonuç rapor tarihi itibariyle üretimini ve satışını gerçekleştirdiği, üretim aşamasında bulunan satış ve siparişlerinden kaynaklı davacı şirkete girecek finansal girdi toplamının 21.022.477,81 TL tutarında olduğunun tespit edildiği, davacı ....nin ... tedbir tarihinden sonra ticari hacminin tedbir öncesi dönemlere ulaştığı , mali yapısının güçlendiği ve kar elde etmeye ehil şirket konuma geldiği açıkça tespit edilerek İcra ve İflas Kanunu'nun 305. maddesinde öngörülen tüm koşulların gerçekleştiği, bu halde konkordato komiser heyeti olarak konkordatonun tasdiki konusunda olumlu görüşünün bulunduğunun bildirildiğini, yine 03/12/2024 havale tarihli konkordato komiseri konkordatonun tasdiki hakkında gerekçeli ek raporunda da aynı olumlu tespitlerin yapıldığını, hal böyle iken konkordato talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı gibi hukuki bir gerekçenin de mevcut olmadığının aşikar olduğunu, bilirkişi raporu beklenmeden konkordato talebinin reddine karar verilmiş olmasıırı hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, konkordato talebinin reddine karar verilmesinin öncesinde, 04/12/2024 tarihli celsenin 13 numaralı ara kararı ile İlk Derece Mahkeme ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazarak dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiğini, konkordatonun tasdiki için teklif edilen tutarın ve oranın borçluların mal varlığı ile orantılı olup olmadığının, konkordato projesinin uygulanma kabiliyetinin olup olmadığının ve davacılar yönünden tasdik şartlarının bulunup bulunmadığının tespitini istediğini, fakat İlk Derece Mahkemesinin, bu talep edilen Bilirkişi Raporunun sunulmasını beklemeden ...tarihinde konkordato talebinin reddine karar verdiğini ve Gerekçeli Kararında "İcra ve İflas Kanunu'nun 302. ve 305. maddeleri kapsamında söz konusu revize edilen projede teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığını" belirttiğini, tam olarak da bu hususun tespitine ilişkin rapor talep edildikten sonra sonucu beklenilmeksizin ve hiçbir dayanak olmaksızın teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığına kanaat getirilmesi ve konkordato talebinin reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, İlk Derece Mahkemesinin dosyayı bilirkişiye tevdi ettiği ara kararından usulüne uygun olarak dönmediğini, mahkeme tarafından projenin revize edilmesi için süre verilmemiş olmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, 2004 Sayılı ve İcra ve İflas Kanununun Konkordatonun Tasdik Şartlarına ilişkin 305. Maddesinin son hükmünde "Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." denildiğini, her ne kadar bu madde ile mahkemeye bir takdir yetkisi tanınmış olsa da yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca konkordato projesinin uygun görülmemesi halinde revize yoluna gidilerek projenin eşitlik ilkesine uygun hale getirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, konkordato projesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu kabul edilse dahi, İlk Derece Mahkemesi tarafından oylama nisaplarının değişeceği gerekçesi ile düzeltme yoluna gidilmemesinin açıkça hatalı olduğunu, aksine atıf yapmış oldukları Yargıtay kararından da açıkça görüldüğü üzere mahkeme tarafından re'esen projenin eşitlik ilkesine uygun şekilde revize edilmesi ve tekrar oylamaya sunulması gerektiğini, kaldı ki bizzat İlk Derece Mahkemesinin emsal göstermiş olduğu Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/1209 Esas ve 2021/569 Karar sayılı ilamında dahi '' İİK'nın 304. ve 305/2. maddesi hükümleri uyarınca, konkordato projesi re'sen ele alınarak, projeye olumlu oy kullanacak alacaklı grubunun menfaatleri dikkate alınarak özel bir ödeme planı geliştirildiği, bu durumun özellikle bankalar olmak üzere büyük alacaklılar aleyhine olduğu, alacaklılar arasında adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı davranıldığı hususları gözetilerek, projede bu yönde düzeltme yapılmasının sağlanması," denildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için konkordato projesinin ve ödeme planının eşitlik ilkesine aykırı olduğu kabul edilse dahi, ilgili eşitsizliğin giderilmesi için mahkemenin re'esen revize yoluna giderek projeyi düzeltmesi gerektiğini, aksi taktirde aylarca süren ve uğraşılan tüm konkordato süreci boşa gidecek olup basit bir düzeltme mümkün iken tüm talebin reddedilmesinin açıkça konkordato kurumunun amacına aykırılık teşkil edecek, finansal durumu açıkça düzelmekte olan ve borçlarını ödeyen iyi niyetli borçlunun ve alacaklarına kavuşmaya çalışan alacaklıların aleyhine olacağını, kanunlara ve yerleşik içtihatlara aykırı şekilde, kendi talep ettiği Bilirkişi Raporunu dahi beklemeksizin konkordato talebinin reddi yönünde verilen İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlarını ödemede alacaklıların ise alacağına kavuşması hususunda durumun daha da kötüleşmemesi ve konkordato sürecinin geri dönülemez bir şekilde sekteye uğramaması için işbu istinaf başvurularının ivedi olarak ele alınmasını, müvekkilinin telafisi güç hatta imkansız zarara uğramaması adına istinaf yargılaması sonuçlanıncaya dek müvekkili aleyhine başlatılmış olan tüm icra takiplerinin durması, yeni takip başlatılamaması, haciz ve satış işlemlerinin yapılamaması yönünde tedbir kararı verilmesine ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, konkordato projesinin tasdiki talebine ilişkindir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 301. maddesinde alacaklılar toplantısına davet, 302. maddesinde ise alacaklılar toplantısı ve projenin kabulü için gerekli çoğunluk düzenlenmiştir. İİK'nın 302. maddesine göre; komiser alacaklılar toplantısına başkanlık eder ve borçlunun durumu hakkında bir rapor verir. Borçlu gerekli açıklamaları yapmak üzere toplantıda hazır bulunmaya mecburdur. Konkordato projesi; a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır. Oylamada sadece konkordato projesinden etkilenen alacaklılar oy kullanabilir. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacakların alacaklıları ve borçlunun eşi ve çocuğu ile kendisinin ve evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşinin anası, babası ve kardeşi alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaz. Rehinle temin edilmiş olan alacaklar, 298 inci madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılırlar. Çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümler saklıdır. Konkordato projesinin müzakereleri sonucunda oluşturulan konkordato tutanağı, kabul ve ret oylarını içerecek şekilde derhâl imza olunur. Toplantının bitimini takip eden yedi gün içinde gerçekleşen iltihaklar da kabul olunur. Komiser, iltihak süresinin bitmesinden itibaren en geç yedi gün içinde konkordatoya ilişkin bütün belgeleri, konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine ve tasdikinin uygun olup olmadığına dair gerekçeli raporunu mahkemeye tevdi eder. İİK'nın 304. maddesinde, konkordatonun mahkemece incelenmesi ve 305. maddesinde konkordatonun tasdiki şartları düzenlenmiştir. Eldeki davada; ilk derece mahkemesi tarafından, konkordato projesinin tasdikini talep eden ... açısından, özel bir ödeme planı geliştirildiği, bu durumun özellikle büyük alacaklıların aleyhine olduğu, alacaklılar arasında adil ve dengeli dağıtım ilkesine aykırı davranıldığı, alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı gerekçesiyle, gerçek kişiler açısından ise alacaklıları tarafından İİK'nın 302. maddesinde öngörülen nisap çerçevesinde kabul edilmediği gerekçesiyle, davacıların konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. Konkordato komiserlerinin raporları ve ekindeki belgelerin incelenmesinde; konkordato talebinde bulunan gerçek kişiler ve şirket açısından İİK'nın 302. maddesi uyarınca konkordato projesinin müzakereleri sonucunda kabul ve red oylarını içerecek şekilde komiser tarafından oluşturulması gereken konkordato tutanağına rastlanmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından, İİK 302. maddesi gereği talep eden şirket açısından gerekli nisabın sağlandığı, gerçek kişiler açısından gerekli nisabın sağlanmadığı sonucuna ulaşılmış ise de, konkordato tutanağı tespit edilemediğinden, denetlenemediği anlaşılmıştır. Talep edenler vekili tarafından, gerçek kişiler açısından ayrı bir oylama yapılmadığı ileri sürüldüğünden ve ilk derece mahkemesi kararı bu konuda yeterli gerekçe içermediğinden, toplantı tutanağının denetlenememesi dikkate alınarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Kaldı ki, komiserlerin nihai raporunda talep eden Tülin açısından konkordatoya tabi imtiyazsız adi borcu bulunmaması nedeniyle çoğunluk koşuluna konu bulunmadığı, rehinli alacaklılarıyla da borç tasfiyesini yapılandırarak anlaştığı belirtilmiş, buna rağmen ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında oy nisabının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmış, bu noktada gerekçe ile dosyanın birbiriyle uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacılar tarafından yatırılan 1.846,20 TL istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6-Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin kesin mühlet süreleri dolmuş bulunmakla reddine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.