Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/1746 E. 2025/497 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1746
Karar No
2025/497
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1746

KARAR NO: 2025/497

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/12/2020

NUMARASI: 2020/430 Esas - 2020/802 Karar

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 20/08/2020

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 26/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/440E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 20/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/473E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 08/09/2020

BİRLEŞEN DAVA (Mahkememizin 2020/431 E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 20/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/435E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 26/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 26/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/443 E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 26/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/432 E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 26/08/2020

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/416 E sayılı dosyası)

DAVA: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanının Tespiti

DAVA TARİHİ: 26/08/2020

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı ... vekilince, Davalı ... A.Ş. Adına ... vekili, Feri Müdahil ... vekili ile diğer Feri Müdahiller vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

ASIL DAVADA

DAVA: Davacı mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, halka açık bir şirket olan ...'ın 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısını 29/02/2020 tarihinde yaptığını, Kamuyu Aydınlatma Platformuna 02/03/2020 tarihinde yaptığı bildirimden öğrendiğini, genel kurul toplantı yazısının KAP'a yüklendiğini görüp okuduğunu, 05/02/2020 tarihinde KAP'ta kayyım Hasan Alevlinin genel kurul çağrısı açıklamasının yayınlandığını, genel kurul çağrısında yanlışlıklar bulunduğunu, 02/03/2020 tarihinde KAP'(a yüklenen ... AŞ'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantı tutanağının üçüncü sayfasında, İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/10/2019 tarihli 2019/482 Esas 2019/900 karar sayılı mahkeme kararındaki gündem ile ticaret sicil gazetesinde yayınlanan gündemin karşılaştırıldığında ticaret sicil gazetesinde ilan edilen gündemin 7., 11., 15 ve 16.maddelerindeki mahkeme kararında belirlenen gündemde açıkça yer almadığının belirtildiğini, bu da gündemin ilanındaki hata olduğunu, 22/07/2019 tarihinde saat 09:10'da KAP'ta yapılan açıklamaya göre ... AŞ'nin en büyük ortakları olarak %51,79 hisse ile ... isimli ortağın ve %10,27 ile ... isimli ortağın göründüğünü, 02/03/2020 tarihinde KAP'a yüklenen davalı şirketin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantı tutanağının 1.,2., 3. Sayfaları incelendiğinde bu ortakların temsil edilmelerine ve katılmalarına izin verilmediğinin anlaşıldığını, bunun yanlış olup, TTK madde 447 uyarınca genel kurul kararlarının batıl olduğunu, ayrıca bu yüzden toplanma sayısının da oluşmadan karar verildiğini, büyük hissedarların temsil edilmemesinin, küçük yatırımcıların da haklarını zedelediğini, ayrıca 29/02/2020 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 6.ve7.sayfaları okunduğunda, davalı şirketin sorulan soruları cevaplamayıp bu sorulara 15 gün içinde cevap vereceklerini söylediklerini, böylece pay sahiplerinin ve yatırımcıların bilgi almalarının engellendiğini, ayrıca 9.sayfada yönetimin 2022 yılı hesaplarının görüşüleceği genel kurul toplantısına kadar seçildiğinin anlaşıldığını, fakat TTKnun 362.mad okunduğunda yönetimin en fazla 3 yıllığına seçilebileceğini, o nedenle yönetimin 3 yıldan fazla süre için seçilmesinin de yanlış olduğunu, toplantının 10:00'da başlayacağı ilan edilmiş iken, bundan tam 6 saat sonra 16:00'da başladığını, bunun bazı yatırımcıları yıldırmaya yönelik bir davranış olduğunu, seçilen yönetim hukuksuz ve iyi niyete aykırı olarak alınan kararla işbaşına getirildiğini beyanla, davalı şirketin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan bütün kararların iptaline, yokluk ve butlanının tespitine, hukuksuz bir şekilde işbaşına gelen yönetimin görevden uzaklaştırılmasına, buna ilişkin seçim kararının uygulanmasının engellenmesine ve mahkemenin belirleyeceği kişiler aracılığıyla davalı şirketin yönetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA: (İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/464 Esas 2020/464 Karar sayılı dosyası)

DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davacının davalı şirkette 250 adet hissesinin olduğunu, 29/02/2020 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantıda alınan kararların yoklukla ve butlanla malul olduğunu, üç aylık hak düşürücü sürenin dolmadığını belirterek 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline, yokluk ve butlan sebeplerinin tespitine, alınan kararların icrasının geri bırakılması ile gecikmeksizin şirkete yönetim kayyımı atanmasına, huzurunuzdaki bu davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyası birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/440 Esas 2020/387 Karar sayılı dosyası)

DAVA: Davacı mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, ... A.Ş 'nin 29 şubat 2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan bütün kararının iptali istemiyle dava açtığını; mahkememize verdiği 25/08/2020 tarihli dilekçe ile aynı genel kurul toplantısında alınan kararların butlanının tesbitine karar verilmesi için İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/430 E sayılı dosyadan dava açıldığını ve açılan bu davanın zaman bakımından bu davadan önce açılmış durumda bulunduğunu ve TTK 448 uyarınca iş bu dosyanın İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi ile birleştirilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/473 Esas 2020/358 Karar sayılı dosyası)

DAVA: Davacı mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul toplantısını 2020 yılında yaptığını, Kamuyu Aydınlatma Platformunu 02/03/2020 de yapılan bildirimde öğrendiğini, 05/02/2020 tarihinde KAP'ta kayyum ...'nin genel kurul çağrısı açıklaması yayınlandığını, toplantı ertelenirse bir daha toplantı yapmak için gereken toplanma sayısı görünmediğini, toplantının 10:00 'da başlayacağını, tutanağın üçüncü sayfasında toplantının 16:19'da başladığını, 02/03/2020 tarihinde KAP'a yüklenen ...... A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının üçüncü sayfasında İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/10/2019 tarih 2019/482 Esas 2019/900 Karar sayılı mahkeme kararındaki gündem ile Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan gündem karşılaştırıldığında Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen gündemin 7.,11.,15.ve 16.maddelerinin mahkeme kararında belirlenen gündemde açıkça yer almadığı belirtildiğini, gündemin ilanında hata olduğunu, 22/07/2019 saat 09:10'da KAP'ta yapılan açıklamada ...A.Ş'nin en büyük ortakları olarak %51,79 hisse ile ... isimli ortak ve %10,27 ile ... isimli ortak göründüğünü, 02/03/2020'de KAP'a yüklenen ...A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının birinci, ikinci ve üçüncü sayfalarında bu ortakların temsil edilmelerine ve katılmalarına izin verilmediği anlaşıldığını, davalı ....A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul toplantı Tutanağının altıncı ve yedinci sayfalarında davalı şirketin yönetimine sorulan soruları cevaplamadığını, sorulara 15 gün içinde cevap verileceği söylendiğini, pay sahiplerinin ve yatırımcıların bilgi almaları engellendiğini, Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının dokuzuncu sayfasında yönetimin 2022 yılı hesaplarının görüşüleceği genel kurul toplantısına kadar seçildiği anlaşıldığını, TTK 362.maddesine göre yönetimin en fazla üç yıllığına seçilebileceğini, borsadaki küçük yatırımcıların mağdur olduğunu ve zarar ettiğini, toplantının 10:00'da başlayacağı ilan edildiğini, toplantının 6 saat sonra 16:00'da başladığını, bu durumun şüphe uyandıran, bazı yatırımcıları yıldırmaya yönelik bir davranış olduğunu belirterek davalı ....A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan bütün kararların iptaline, yokluk ve butlanının tespitine, hukuksuz bir şekilde işbaşına gelen yönetimin görevden uzaklaştırılmasına, buna ilişkin seçim kararının uygulanmasının engellenmesine ve mahkemece belirlenecek kişiler aracılığıyla davalı şirketin yönetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA (Mahkememizin 2020/431 Esas 2020/426 Karar sayılı dosyası)

DAVA: Davacı vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davalı ... A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan bütün kararların iptaline, yokluk ve butlanının tespitine, hukuksuz bir şekilde işbaşına gelen yönetimin görevden uzaklaştırılmasına, buna ilişkin seçim kararının uygulanmasının engellenmesine ve mahkememizce belirlenecek kişiler aracılığıyla davalı şirketin yönetilmesine, dava masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/435 Esas 2020/438 Karar sayılı dosyası)

DAVA:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile, 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini ve mahkememizce re’sen gözetilecek yokluk ve butlan sebeplerinin tespitini, alınan kararların icrasının geri bırakılması ile gecikmeksizin şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve bu davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyasındaki derdest genel kurul kararının iptali davasıyla birleştirilmesini ayrıca davanın kabulü ile, ... A.Ş’nin 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan tüm kararların geçersizliklerinin (yoklukla malûl ve/veya batıl olduklarının) tespitini ve iptalini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yan üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 Esas 2020/336 Karar sayılı dosyası)

DAVA:Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ve ...'ın davalı şirketin ve davalı ... A.Ş.'nin hissedarları olduklarını, davalı ... A.Ş.'nin gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantılarının defalarca haksız olarak ertelendiğini, davalı şirket adına yapılan 29/02/2020 tarihli Genel Kurul toplantısının birçok usulsüzlük ile gerçekleştirildiğini, davalı ... A.Ş.'nin diğer hissedarı ... yönetiminin yapılan genel kurul üzerine istikrarlı olarak şirketin içini boşaltma çalışmalarına devam ettiğini, dava dışı ... yönetiminin yüklü tutarlardaki şirket borçlarını da özellikle ödemediğini, bu nedenle şirketin icra takiplerine ve hacizlere maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu, bu yönetimin devamı engellenmediğinde yatırımcıların ciddi boyutta zarar göreceğini, şirketin hakim hissedarları olan ... ve ...'ın yıllara dayalı emeklerinin heba olacağını, bu durumunda hem şirketin hemde ülke ekonomisini zarara uğratacağını, davanın sonuçlanmasına kadar beklenmesi halinde, mevcut şirket yönetiminin hukuki işlem kimliği vermeye çalışarak yapılabileceği birtakım işlemler neticesinde telafisi çok güç veya imkansız zararlarla karşılaşabileceğinin açık olduğunu, mevcut yönetimin kötü niyetli ve kişisel çıkarlarının en çok etkilenecek kesimin şirketin gelir kaynaklarını ve iktisadi dayanaklarını inceleyerek şirket hissesi edinen yatırımcıların olacağını, ... şirketinin halka açık bir anonim şirketi olduğunu, şirketin içerisindeki dengelerin değişmesi neticesinde çok sayıda yatırımcının da mağdur olmasının önüne geçilebileceğini, dava dışı ... isimli şahıs tarafından davalı ... A.Ş.'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali, yokluk ve butlanının tespiti için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın hali hazırda derdest olduğunun öğrenildiğini, işbu davanın konusunun müvekkili tarafından açılan ve mahkememizde görülen dava ile aynı hukuki uyuşmazlığa dayandığını beyan ederek anılan sebepler neticesinde öncelikle mahkememizde görülen davanın, aynı hukuki uyuşmazlığa dayanan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, akabinde başta Yönetim Kurulunun seçimi olmak üzere mahkemece herhangi bir karar verilinceye kadar dava konusu 29/02/2020 tarihli Genel Kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına ve oluşacak yönetim boyluğu nedeniyle davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ve genel kurulda alınan kararların butlana tabi olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/443 Esas 2020/434 Karar sayılı dosyası)

DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davacının, davalı ...'ın 200 adet hissesine sahip olduğunu, davanın süresinde açıldığını, ... ve ..., davalı ...’da %62 oranında pay sahibi olup hakim hissedarlar olduğunu, davalı şirkette halihazırda yönetim kurulu başkanı ve ...’ın kızı, ...’ın ablası olan ..., haksız ve hukuka aykırı eylemleriyle, ... ve ...'ı şirketten uzaklaştırdığını, davaya konu genel kurul toplantısı, azlık oluşturan hissedarlardan ...’in başvurusu üzerine İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince atanan kayyım vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, 29.02.2020 tarihli genel kurul toplantısı, kanuna aykırı bir şekilde gerçekleştirildiğinden alınan kararlar geçersizdir, geçersizliklerinin tespitine ve iptaline karar verilmesini talep ettiğini, telafisi çok güç veya imkânsız zararların meydana gelmemesi için, TTK m.449 uyarınca, davalı ... A.Ş.’nin 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların ve özellikle yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararların yürütülmelerinin geri bırakılmasına ve bu durumda oluşacak yönetim boşluğu nedeniyle davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, davanın kabulü ile, ... A.Ş.’nin 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan tüm kararların geçersizliklerinin (yoklukla malûl ve/veya batıl olduklarının) tespitine ve iptallerine, TTK m.448/2 uyarınca ve aralarındaki bağlantı nedeniyle, huzurunuzdaki bu davanın, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2020/430 sayılı dosyasındaki derdest genel kurul kararının iptali davasıyla birleştirilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA (İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/432 Esas 2020/296 karar sayılı dosyası)

DAVA:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile, 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve mahkemece re'sen gözetilecek yokluk ve butlan sebeplerinin tespiti, alınan kararların icrasının geri bırakılması ile gecikmeksizin şirkete yönetim kayyımı atanması ve iş bu davanın İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/430 E sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmişlerdir.

BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/416 Esas 2020/373 Karar sayılı dosyası)

DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davacının ve dava dışı ...'ın davalı şirkette %62 oranında pay sahibi bulunduklarını, dava konusunun davalı şirketin 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısı olduğunu, Yönetim Kurulu Kararı ile 2017-2018 yıllarına ait Genel Kurul Toplantısının 24.07.2019 tarihinde yapılacağının duyurulduğunu, 19.07.2019 tarihinde genel kurul toplantısının alınan yönetim kurulu kararı ile iptal edildiğinin duyurulduğunu, bu ertelemenin hukuka aykırı olduğunu, sonrasında bu toplantının azlık oluşturan hissedarlardan ...'in başvurusu üzerine İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/482 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile atanan kayyım vasıtasıyla gerçekleştirildiğini, dava konusu genel kurul toplantısının kanuna aykırı bir şekilde gerçekleştirildiğini ve bu nedenle alınan kararların geçersiz olduğunu, davacının şirketteki kendi payları için ve şirketin hakim hissedarı ve aynı zamanda Yönetim Kurulu Onursal Başkanı olan ...'ın 29.02.2020 tarihli Genel Kurul Toplantısında temsiline izin verilmediğini, kanuna aykırı bir şekilde diğer haklarının kullanılmasının engellendiğini, işbu dava açılmadan önce davanın konusu olan ... AŞ'nin 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017-2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali, yokluk ve butlanın tespiti için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyasında ... isimli bir şahıs tarafından dava açıldığını ve açılan bu davanın derdest olduğunu beyanla, öncelikle telafisi çok güç veya imkansız zararların meydana gelmemesi için TTK m. 449 uyarınca davalı şirketin 29.02.2020 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların ve özellikle yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karaların yürütülmelerinin geri bırakılmasına ve bu durumda oluşacak yönetim boşluğu nedeniyle davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, davanın kabulü ile dava konusu Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan tüm kararların geçersizliklerinin tespitine ve iptallerine, TTK m. 448/2 uyarınca ve aralarındaki bağlantı nedeniyle işbu davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARA

CEVAP: Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davalının beş binden fazla yatırımcısı olan halka açık ve borsaya kote bir şirket olduğunu, bünyesinde bir çok çalışan barındırdığını, işletmesinde bir çok oteli barındırdığını, ayrıca küçük, orta ve büyük ölçekli bir çok şirket ile ticari faaliyette bulunan, bir çok kredi kuruluşu ile ticari süreç yürüten bir şirket olduğunu, öncelikle davacıların şirkette hissedar olduklarını gösterir hiçbir kaydı dosyaya sunmadıklarını, davanın pay sahipleri tarafından açılabilecek bir dava olup, pay sahipliğinin de ispatının şart olduğunu, asıl davada ve birleşen davalardaki davacıların aktif husumet ehliyetine haiz olduklarını davada ispat edemediklerini bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirketin muhtemel zararları nazara alınarak her bir davanın ayrı ayrı teminat göstermesine karar verilmesi gerektiğini, teminatın yatırılmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların kötü niyetli olduklarını, davacılar ... ve ...'ın davalı şirketin eski imza yetkilileri, ... ve ...'ın ise davalı şirketin personelleri olduğunu, 15/09/2017 tarihinde davalı şirkette münferit imza yetkisini kaybeden ... ve yönetim kurulu üyeliğini kaybeden ...'ın, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve münferit imza yetkilisi ... ile şirketin yönetim kurulu üyesi ...'ın imzasını taklit ederek karar almaya çalıştığını, söz konusu kararda ...'ın kendisini münferit imza yetkilisi atadığını ve yönetim kurulu kararı altına ... ile ...'in sahte şekilde imzalarını attığını, gerçekte ise yönetim kurulu üyelerinin bu yönetim kurulu toplantısına katılmadığını ve imzaların da bu şahıslarca atılmadığını, alınan usulsüz ve sahte yönetim kurulu kararının noterde usulsüz şekilde suret tasdiki yaptırılarak akabinde bu şahıslarca ticaret sicil müdürlüğüne tescil ettirilmeye çalışıldığını, ancak bu durumun davalı şirket tarafından öğrenilince hemen ticaret sicil müdürlüğüne itiraz edilerek sahte imzalı sahte yönetim kurulu kararının tescil ve ilanının engellendiğini ve bu sahte iş ve işlemi yaparak menfaat temin etmeye çalışan ..., ... ve diğer ilgili kişiler ... ve ... hakkında ve usulsüz işlemleri nedeniyle ... hakkında davalı şirket ve şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve Yönetim Kurulu Üyesi ... tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/398 esas sayılı dosyasında ..., ..., ..., ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılıktan ceza davası açıldığını, bu süre zarfında sahte kararın yapıştırılmış olduğu yönetim kurulu defterindeki usulsüzlüklerin ortaya çıkmaması amacıyla davalı şirketin merkezinden yine ... ve ... tarafından kaçırıldığını, ilgili defter yönünden zayi belgesi verilmesi talepli dava açıldığını, ayrıca yine ..., ... ve Ankara ...Noterliği Katibi ... aleyhine de suç duyurusunda bulunulduğunu ve haklarında ceza davası açıldığını, davacıların geri bırakma talebinin mesnetsiz olduğu gibi, emsal Yargıtay kararları ve Ticaret Mahkemeleri uygulamaları gereğince geri bırakma şartlarının da oluşmadığını, söz konusu kararların yürütmesinin geri bırakılması halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususu ispat edilemediğinden tedbirin şartlarının oluşmadığını, davalı şirketin yönetiminin ihtiyati tedbir yolu ile bir kayyıma tevdi edilmesinin hukuken mümkün görünmediğini, davacıların 18/08/2020, 19/08/2020 ve 20/08/2020 tarihlerinde aynı dilekçe ile farklı şahıslar tarafından 49 adet dava açıldığını, bu davaların çeşitli Ticaret Mahkemelerine düştüğünü, işbu dava ile birleşen dava dışındaki ve bu davardan önce açılan tüm davalardan davacılarının art arda feragat ettiğini, bu şahısların halka açık bir şirket olan davalı şirkete karşı bilinçli olarak ve kötü niyetle hareket etmekte olup, şirkete zarar verdiklerini, savcılık tarafından bu kişilerin paydaşlıkları, SGK kayıtları, iletişim kayıtları incelendiğinde görünen ile asıl amacın farklı olduğunun ortaya çıkacağını, huzurdaki asıl ve birleşen davaların hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı şirkete yönelik hiçbir menfaati veya çıkarı bulunmayan kişilerin neden şirkete dava açtığı, hatta şirketle hissedarlık ilişkisi olmayan bu kimselerin neden şirkete karşı genel kurul iptali davası açmış olduklarının cevabının net olduğunu, davacıların geri bırakma talebinin mesnetsiz olduğu gibi, emsal Yargıtay kararları ve Ticaret Mahkemelerinin uygulamaları gereğince geri bırakma şartlarının da oluşmadığını, fakat buna karşı mahkeme tarafından 29/02/2020 tarihinde alınan tüm kararların icrasının geri bırakılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin halihazırda faaliyet gösteren, görev süresi dolmamış bir yönetim kurulunun bulunmakta olup, yönetim kayyımı atanmasına yönelik şartların hiçbirinin oluşmamış olmasına karşın, mahkeme tarafından şirkete kayyım atanmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar ... ve ...'ın davalı şirkette hakim hissedar olduklarına yönelik iddialarının kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanmadığını, davacılar ... ve ...'ın oy hakları ve oy haklarına bağlı olan tüm haklarının donuk olduğundan genel kurul toplantısına katılmalarının hukuken mümkün olmadığından, kayyım, bakanlık temsilcisi ve SPK gözetmeni tarafından izin verilmediğini, gerek Sermaye Piyasası kurulunun idari işlemi gerekse idare mahkememizin yürütmenin durdurulması kararlarının haklı sebeple verilmiş olup, bu kararlara uyulmamasının Anayasa'ya aykırılık teşkil edeceğinden bu şahısların genel kurula alınmamalarının yasa ve usule uygun olduğunu, oy donukluğunun, oya bağlı hiçbir hakkın kullanılamaması anlamına geldiğini, bu durumun şirkette oyları donuk olan ..., ... ve ...'in davalı şirketin genel kurul toplantısına bizzat ve/veya vekaleten katılamayacağını, oy kullanamayacağı ve toplantı nisabında yer alamayacağı anlamına geldiğini, iptali talep edilen genel kurul toplantısında toplantı nisabı aranmadığını, bu nedenle nisap eksikliğinin ileri sürülerek genel kurul iptalinin talep edilemeyeceğini, genel kurul toplantısının başlangıç saatinden önce düzenlenmiş olsaydı, ortada hukuken bir garabet olacağını, ancak toplantı tutanağının genel kurul toplantısının başlama saatinden itibaren hazirun cetveli düzenlenerek ancak 12.30'da düzenlenebilmesinin birçok yatırımcısı olan halka açık bir şirket için oldukta olağan olduğunu, yatırımcıların toplantıyı toplantıya geç başlanması nedeniyle terk ettikleri iddiasının gerçek dışı olup, aksi durum yaşansaydı dahi zaten toplantı nisabının bulunmadığı bir genel kurul toplantısında yatırımcıların toplantı alanından gitmiş olmasının herhangi bir iptal sebebini de teşkil etmeyeceğini, davalı şirketin avukatlarının, halka açık bir şirket olan ...'ın genel kurul toplantısı sürecini hukuka uygun olarak yürütülmesi amacıyla toplantıya katıldığını, davalı şirket vekillerinin, genel kurul toplantısına vekaleten oy kullanmak için değil, genel kurul toplantı sürecini gözlemlemek ve izlemek amacıyla katıldıklarını, bu nedenle davalı şirket avukatlarının genel vekaletname ile toplantı alanında bulunma haklarına haiz olduklarını, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının herhangi bir gerekçe sunma zorunluluğu bulunmadığını, davalı tarafından şirketin hiçbir yatırımcısının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmediğini, ...nar'ın ibrada oy kullandığı iddiasının, ibrayı ve buna ilişkin genel kurul kararlarını geçersiz kıldığını, genel kurul toplantısına yapılan çağrıda usulsüzlük olduğu yönündeki beyanın kötü niyetli olduğunu, davacının gündeme yönelik iddialarının mesnetsiz olduğunu, yönetim kurulu üyesi seçimi maddesinin hukuka uygun olarak alındığını ve geçerli bir madde olduğunu, genel kurul toplantılarının haklı ve geçerli sebeplere dayalı olarak ertelendiğini beyanla, davanın haksız ve kötü niyetle açılan davanın asıl ve birleşen davaların usul/esastan reddini talep etmiştir.

MÜDAHALE: Müdahil ... vekili vermiş olduğu talep dilekçesi ile, müdahil ...'in, davalının 15/09/2017 tarihinde yapılan 2015-2016 yılları olağan genel kurul toplantısında 2019 yılı hesaplarının görüşüleceği olağan genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, müdahilin söz konusu süre zarfında davalı şirkette yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, şirketi münferiden temsil ve ilzam ettiğini, sonrasında 29/02/2020 tarihinde yapılan 2017-2018 yılları olağan genel kurul toplantısında da 2022 yılı hesaplarının görüşüleceği olağan genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere tekrar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve akabinde yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, müdahilin işbu asıl ve birleşen dosyalarda ilgili taraf olduğundan feri müdahil olarak katılmasında davalı şirketin menfaati bulunduğundan, yargılama neticesinde verilecek kararın yönetim kurul başkanı olarak atanan müdahil bakımından doğrudan hukuki durumunu da etkileyeceğinden davanın davalı şirket lehine sonuçlanmasında hem davalının hem de müdahilin hukuki yararı bulunduğunu beyanla, davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Müdahil ..., ..., ... vekili vermiş olduğu talep dilekçesi ile, davadan doğrudan menfaati etkilenmiş olmaları nedeniyle yönetim kurulu üyeleri olan ..., ...ve ...'ın davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Anonim Şirket ortaklarının Genel Kurula katılma ve oy kullanma hakları pay sahiplerinin vazgeçilmez ve mutlak haklarından biridir. Genel Kurula katılma hakkı aynı zamanda pay sahiplerine görüşmelere katılma, genel kurulda konuşma, teklifte bulunma, görüş açıklama, alınan kararlara muhalefet etme, oy kullanma, seçme, seçilme, genel kurul kararları aleyhine iptal davaları açma gibi haklar sağlar. Oy hakkı müktesep bir hak olup, TTK 447. Maddesi uyarınca pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim Şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu ve butlan yaptırımına tabi olduğu açıkça düzenlenmiştir. Oy donukluğu kendiliğinden kalkmış olan ve davalı şirkette ... %51,79 - ... %10,27 hisseye sahip olan ortakların Genel Kurula alınmaması TTK 447. Maddesinde belirtilen ve mutlak butlana tabi olan bir karardır. Bu nedenle davacıların katılımı olmaksızın yapılan Genel Kurulda alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ve iptaline karar vermek gerekmiştir. Yine davacılar pay oranları dikkate alındığında ve Genel Kurulun yaklaşık %3-3,5 oranında hissedarla yapıldığı gözönünde tutulduğunda davacıların Genel Kurula alınmaması da Genel Kurulda alınan tüm kararların sonucunda etkili olmuştur. Ayrıca bir an oy donukluğunun olması kabul edilse dahi oy donukluğu olan hissedarın oy kullanmaması dahi bizzat yada vekil aracılığıyla Genel Kurula katılma hakkı mevcuttur. Şirkette %51,79 oranında hisse sahibi olan ...'ın vekaleten de olsa Genel Kurula katılmasına izin verilmemesi de bir butlan nedenidir. Yukarıdaki gerekçeyle davacılar ..., ..., ... A.ş. Ve ... A.Ş. 'nin açtığı davaların ayrı ayrı kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 1352 sicil sırasında kayıtlı ... Holding A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan genel kurulda alınan tüm kararların mutlak butlana tabi olduğunun tespitine ve bu nedenle iptaline, ..." karar verilmiştir. Ayrıca, davacı ... yönünden davanın 29/02/2020 tarihli genel kurul tarihi itibariyle hissedar olmadığından reddine; ayrı ayrı birleşen dosya davacıları ...,..., ..., ..., ... ise davadan feragat ettiklerinden ve feragat HMK 307 ve 311. Maddeleri uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan feragat nedeniyle rarar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İstinaf incelemesine konu 27/04/2021 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ara kararı veren ilk derece Mahkemesince ... AŞ adına yetkili Yönetim Kurulu Başkanı ... tarafından yapılan, feri müdahil ... tarafından yapılan, feri müdahiller ..., ..., ...ve ... tarafından yapılan istinaf başvuruları hakkında yapılan değerlendirme sonunda, "Fer'i Müdahale 6100 sayılı HMK'nın 66 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre; "üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. Müdahale talebinin kabulü halinde fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü, ancak lehine katıldığı tarafla birlikte istinaf edebilir." hükmü mevcuttur. Mahkememiz hükmünde fer'i müdahilliğine karar verilenler hakkında bir hüküm kurulmamıştır. Bu itibarla feri müdahiller tarafından yapılan istinaf talebinin kanun hükmü dikkate alınarak istinaf hakları bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Yine her ne kadar fer'i müdahil ... tarafından "... AŞ adına yetkili Yönetim Kurulu Başkanı" sıfatı ile de ayrıca istinaf dilekçesi sunulmuş ise de, davalı ... AŞ'ye mahkememiz kararı ile kayyum atandığı, bu nedenle fer'i müdahil ...'in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı sıfatının kalmadığı anlaşılmakla, bu istinaf dilekçesinin de reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ... vekilince nihai karara karşı sunulan istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararlarının yok hükmüde olduğuna ilişkin karar verilmesi gerekirken mutlak butlanına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, genel kurul kararlarının varlığı için usulüne uygun toplantı yapılmış ve karar alınmış olması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulü ile genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Feri Müdahil ... vekili tarafından 27/04/2021 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek karara karşı sunulan istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece şirkete kayyım atayıp, yönetim kurulu olan şirketi kayyım heyetinin kötü yönetimine mahkum edip, söz konusu kayyım heyetince de istinaf yapılmadığından, davalı şirket ve ...'i haklarından mahrum bırakmak amacıyla yargılamayı yürütmüş olması karşısında, hukuk ve hakkaniyet gereğince ...'in gerek kendi adına gerekse davalı ... A.Ş.yi 2019 yılı hesaplarının görüşüleceği döneme kadar yönetim kurulu başkanı olması sebebiyle temsilen istinaf hakkı bulunduğunu, yerel mahkeme tüm yargılama sürecini taraflı yürüterek, delil toplamadan, bilirkişi incelemesi yaptırmadan, ön inceleme duruşmasını dahi usulüne uygun şekilde yapmadan, aktif husumet itirazlarını davanın en başından esasa geçmeden evvel irdelemesi gerekirken bu hususa dair hiçbir inceleme yapmadan, ... ve davalı şirketin anayasal hakları, adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği ilkesi, savunma hakkı ve sair birçok hakkını ihlal ettiğinden, mahkemenin gerekçesindeki dayanakları ortadan kalktığından, davacıların oy donukluğunun iptali istenen genel kurul süresince devam ettiğini gösteren mahkeme kararları bulunduğundan, bu husus karşısında yerel mahkeme kararı bir kez daha sakatlandığından, yerel mahkemenin gerekçesinde yer verdiği davacıların hak sahipliğine ilişkin açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı ve hukuka aykırı olduğu Yargıtay ilamı ile ortaya çıktığından ve yerel mahkemenin gerekçesindeki dayanağı bir kez daha bu şekilde ortadan kalktığını, yerel mahkemenin ivedi olarak değerlendirmesi gereken tedbir itirazımızı süresinde görmeyip, yerel mahkeme, gerek bu istinaf değerlendirme kararı gerekse gerekçeli kararı ile kendi kararlarının üst mahkeme incelemesinden geçmesini engellediğinden ve istinaf başvuru dilekçelerimizdeki tüm iddialarımızı adeta tasdik ettiğini, mahkeme yargılama sürecinde çok ciddi hukuki hatalar ve aksaklıklara sebebiyet vererek ... ile davalı ... A.Ş. ve yatırımcıları nezdinde mağduriyetlere sebebiyet verdiğini, yerel mahkeme dosyadaki hatalar ve eksiklikleri açıkça gösterir istinaf başvurularını üst mahkeme incelemesine gönderilmesine engel olarak halka açık bir şirket olan ... ve müvekkil ...'i zararlandırmaya devam ettiğinden, hukuk güvenliği uyarınca buna cevaz verilmemesi gerektiğini, ... ve davalı ... A.Ş. adına yapılan istinaf başvurularının anayasal bir hak olması sebebiyle ve gerekçeli karara karşı istinaf taleplerinin de incelenerek kaldırılması için usul ve esas yönünden birçok sebep bulunduğunu, mahkeme kararının bir üst mahkeme tarafından incelenmesi ve hukuka aykırı şekilde yürütülen yargılama ve davalı şirketin organsız kaldığı, istinaf başvurusu yapılabilecek süreçte vekilsiz kaldığı, kayyımlar ile şirketin menfaatinin çeliştiği, kayyımların kendilerini atayan mahkeme kararına itiraz etmediği nazara alınarak, hak kayıplarının, şirketin ve yatırımcılarının mağduriyetinin engellenmesi ve bu sebeple şirketin ve ilgililerin üst mahkeme denetiminden mahrum bırakılmaması, adalete güven ve hukuk güvenliği ilkesi uyarınca istinaf hakkının tanınması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve istinaf dilekçesinin incelenerek davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Feri Müdahiller ..., ..., ...Ve ... vekili tarafından 27/04/2021 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek karara karşı sunulan istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, ihtiyati tedbir kararına itiraz başvurusu HMK m. 394 hükmüne açıkça aykırı olarak ilk duruşmada karara bağlanmayıp esas hakkında kararla birlikte reddedilmiş olduğundan; Kanun koyucunun öngörmediği bu somut olayın örtülü boşluk teşkil ettiği, bu nedenle HMK m. 66 hükmünün amaca uygun sınırlandırılması gerektiği ve ayrıca yönetim kurulu üyeliklerinin devam edip etmediğinin halen hukuki kesinlik kazanmaması nedeniyle müvekkillerin esas hakkında karara karşı tek başına kanun yoluna başvurmalarında menfaatleri bulunduğu6100 sayılı Kanunun 394'üncü maddesinin dördüncü fıkrasıyla, tarafların yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kabul kararlarına karşı, itiraz üzerine duruşma açılacağı ve ilgililerin duruşmaya gelmemesi halinde dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verileceği öngörülmüş, böylece ihtiyati tedbir kabul kararına yapılan itirazın, ilgililerin duruşmaya katılmamaları halinde dahi mutlak suretle karara bağlanması istenmiş ancak İstanbul 10. ATM tarafından bu en temel usul kuralı yok sayılarak ihtiyati tedbirin kabulü kararına karşı feri müdahiller tarafından yapılan itiraz, esas hakkında yargılamaya dönüştürülmüş ve esas hakkında kararla birlikte açıklandığını, tam da bu nedenle, feri müdahiller hem tedbir kararına itiraz etmişler hem de esas hakkındaki karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuş olup İstanbul 10. ATM tarafından, davalı Şirketin istinaf başvurusunda bulunmaması nedeniyle feri müdahil olarak tek başına kanun yoluna başvuramayacağına dayanılarak istinaf başvuru dilekçelerinin reddine karar verildiğini ancak feri müdahiller salt Şirketin pay sahipleri ya da verilecek karardan etkilenecek üçüncü kişiler olmadığını ve halen şirketin görevleri tedbir kararıyla askıya alınmış yönetim kurulu üyeleri olduğunu, görevlerinin askıya alınmasına ilişkin tedbir kararına karşı yapılan itirazın hâlihazırda Bam 43. Hukuk Dairesinde istinaf incelemesinde olup bu kararın feri müdahiller lehine sonuçlanması halinde şirketin yönetim kurulu üyelikleri aynen devam edeceğini dolayısıyla, şirketin görevleri askıya alınmış yönetim kurulu üyeleri olarak müvekkillerin salt bu hukuki statüleri nedeniyle tek başına kanun yoluna başvurabileceklerinin kabulü gerektiğini, kaldı ki, ihtiyati tedbire yapılan itiraz, esas hakkında kararla birlikte açıklanmış olduğundan dosyanın karara çıkması sonrası tedbir kararına itiraz edilmesi gibi hukuken emsali görülmemiş ve kanun koyucunun iradesini de yansıtmayan bir durum yaratılmış tedbir kararına itiraz başvurusunun HMK m. 394 hükmüne açıkça aykırı olarak esas hakkında kararla birlikte açıklanmasıyla oluşan fiili durum HMK m. 394 hükmündeki kanun koyucunun iradesine açıkça aykırı olduğunu, somut olay bağlamında HMK m. 66 hükmünün geniş kapsamlı, somut olayda olduğu gibi bir istisnaya yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun 394. maddesiyle güdülen amaç esas alınarak değerlendirilmesi; ortaya çıkan örtülü boşluğun ise amaca uygun olarak sınırlandırılması zorunlu olup bu kapsamda, hmk m. 394 hükmü nazara alınarak hmk m. 66 hükmünün amaca uygun sınırlandırılması ve somut olayda olduğu gibi hmk m. 394 hükmünün ihtiyati tedbire itiraz hakkı kullandırılmadan esas hakkında kararla birlikte reddedildiği uyuşmazlıklar yönünden şirketin görevleri askıya alınan yönetim kurulu üyelerinin tek başına esas hakkında karara karşı da istinaf başvurusunda bulunabileceklerinin kabulü gerektiğini aksi düşünce, somut olayın istisnai özelliklerine uymayarak incelemesi devam eden tedbir itiraz kararı sonuçlanmadan esas hakkındaki kararın Şirket yönünden kesinleşmesi gibi adalete açıkça aykırı sonuçlar doğuracağını, HMK m. 66 hükmü nedeniyle dosya tarafları dışındaki ilgililerin tek başına istinaf başvurusunda bulunulamayacağı düşünülse dahi HMK m. 394 hükmünün amacı ve ruhu esas alındığında, HMK m. 66 hükmünün somut olaya uygulanabilir olmadığını şirketi dava süresinde temsile, feri müdahil yönetim kurulu üyelerinin mi yoksa kayyum heyetinin mi yetkili olduğu bir ön sorun olarak hukuki kesinlik kazanmadan esas hakkında yargılamaya devam edilmesi hmk m. 394 hükmünün dolanılarak işlevsiz kılınması anlamına geldiğinden hmk m. 66 hükmünün hmk m. 394 hükmü gözetilerek amaca uygun sınırlandırılması suretiyle müvekkillerin tek başına istinaf başvurusunda bulunma haklarının olduğunun kabulü zorunludur. II.2. Şirkete Atanan Yönetim Kayyumlarının Davacı ...'ın avukatı ...'la uzun yıllara dayanan ilişkileri ortaya çıkarılarak haklarında suç duyurularında bulunulmuş, suç örgütüne ilişkin dosyada kısıtlılık kararı alınmış ve yine HSK'ya yapılan şikâyetler üzerine İstanbul 10. ATM başkan ve üyeleri hakkında soruşturma izni verilerek inceleme başlatıldığını, bu haliyle, bir suç örgütü yapılanmasıyla karşı karşıya kalan Şirketin menfaatlerinin korunabilmesi amacıyla esas hakkındaki karara karşı müvekkillerin istinaf başvuru haklarının bulunduğunun kabulü zaruri olduğunu, kararın hukukilik değerlendirmesi bir yana, Şirkete atanan kayyumlardan ... ve ...'ün davacı ... avukatı ...'la uzun yıllar başkaca Şirketlerde kayyum-Şirket vekili olarak birlikte çalıştıkları ve arkadaş oldukları, yine ...'ın bu kişilerle ve mahkemeyle irtibatlı olduğu tespit edilmiş, on binlerce bilirkişinin bulunduğu İstanbul'da bu durumun olağan olmadığı değerlendirildiğini, nitekim daha sonra Şirketin yönetim kurulu başkanı olan müvekkil ...'den rüşvet istenmiş, rüşvet talebine konu görüşmede rüşvet aracısı kişinin kararın nasıl alındığına ilişkin açıklamaları ve kararın ilk duruşmada 2 milyon dolar verilmesi karşılığı kaldırılabileceği beyanları müvekkil tarafından ses kaydına alınmış, sonrasında kayyum heyeti başkanı İrfan Hattatoğlu tarafından bu işteki amirinin ... ve iş ortağı olduğu İkrar edildiğini, tüm bu eylemler hakkında ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuş ve bir suç örgütünün varlığına ilişkin olarak İstanbul CBS 2021/9927 Sor. no.lu dosyasıyla ayrı bir suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılıkça suç örgütü teşkilat ve yapılanmasına ilişkin olan soruşturma dosyasında kısıtlılık kararı alınmış olup soruşturma devam etmekte ayrıca İstanbul 10. ATM başkan ve üyeleri hakkında da HSK'ya şikayette bulunulmuş olup bu şikayet üzerine soruşturma izni verilerek Mahkemeye müfettiş atanmış ve dosya hakkında inceleme başlatıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını ve istinaf dilekçesinin incelenerek davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

FERAGAT BEYANLARIDavacı ... vekili, sunduğu 27/11/2024 tarihli dilekçe ile, tarafların anlaşması nedeniyle davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davacı ... Tekstil ve Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri, sundukları 25/12/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.

GEREKÇE: Dava, anonim şirket genel kurul kararının butlanla malul olduğunun tespiti davasıdır. Davacı ... tarafından nihai karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, istinaf aşamasında davadan feragat edildiğinden, bu davacı yönünden(birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/416 Esas sayılı dosyası) davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı ... Tekstil ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından istinaf aşamasında davadan feragat edildiğinden, bu davacı yönünden(birleşen İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/432 Esas sayılı dosyası) davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş. adına ... vekili tarafından nihai karara karşı 03/02/2021 tarihinde istinaf yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesince 25/09/2020 tarihli ek karar ile; davalı şirketin 29/02/2020 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların icrasının dava sonuçlanıncaya kadar geri bırakılmasına, bu kapsamda 29/02/2020 tarihli genel kurulda yönetici olarak seçilen ..., ..., ..., ... ve ... yönetim kurulu üyeliklerinin ve davalı şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin mahkemece yeni bir karar verilinceye kadar yada dava sonucuna kadar askıya alınmak sureti ile geçici olarak kaldırılmasına, davalı şirkette yönetim boşluğu oluşmaması için, davalı şirkete ... başkan, başkan vekili olarak ..., ..., ... ve ...'ün ise üye sıfatıyla kayyım heyeti olarak atanmasına, kayyım heyetinin Başkan yada Başkan yardımcısından en az biri olmak şartıyla 3 kişilik müşterek imza ile şirketin temsil ve ilzamına, karar verilmiştir. Bu karar Dairemizin 07/07/2021 Tarih ve 2021/527 E. - 2021/893 K. Sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Davalı ... A.Ş. adına ... vekili tarafından nihai karara karşı yapılan istinaf başvuru tarihi itibariyle ...'in yönetim yetkileri kaldırılmış ve şirkete kayyım atanmış olup, ...'in şirketi temsil yetkisi bulunmadığından nihai karara karşı davalı şirketi temsilen istinaf yoluna başvurması mümkün değildir. Feri Müdahil ... vekili ve Feri Müdahiller ..., ..., ... Ve ... vekili tarafından iki ayrı dilekçe ile 27/04/2021 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ara karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. Ancak, HMK'nın 66 vd. Maddeleri uyarınca yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek mecburiyetinde bulunan feri müdahillerin karara karşı tek başlarına istinaf yoluna başvuru hakları bulunmamaktadır. Feri müdahiller ancak yanında davaya katıldıkları tarafla birlikte istinaf yoluna başvurabilirler. Eldeki davada, feri müdahillerin yanında davaya katıldıkları davalının usulüne uygun bir istinaf başvurusu bulunmadığından, ilk derece mahkemesince 27/04/2021 tarihli ara karar ile istinaf başvurularının yapılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle feri müdahillerin istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ara karara karşı yaptıkları istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine; davacı ... ve davacı ... Tekstil ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından açılan davaların HMK'nın 307. maddesi gereğince feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Feri Müdahiller ..., ..., ...Ve ... vekili ile Feri Müdahil ... vekilinin İstinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek karara ilişkin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf aşamasında yapılan feragatler nedeniyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2020 Tarih ve 2020/430 E. - 2020/802 K. sayılı kararının davacı ... ve davacı ... Tekstil ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden HMK 307 vd. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davacı ... tarafından mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6. ATM 2020/464 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden ve feragat HMK 307 ve 311. Maddeleri uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan FERAGAT NEDENİYLE RARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 2-Davacı ... tarafından mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 15. ATM 2020/4440 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden ve feragat HMK 307 ve 311. Maddeleri uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan FERAGAT NEDENİYLE RARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı ... tarafından bu dosyamız ile birleşen mahkememizin 2020/431 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden ve feragat HMK 307 ve 311. Maddeleri uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan FERAGAT NEDENİYLE RARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı ... tarafından açılan ve mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 18. ATM 2020/473 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden ve feragat HMK 307 ve 311. Maddeleri uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan FERAGAT NEDENİYLE RARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı ... SÜREN yönünden mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 7. ATM 2020/443 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden ve feragat HMK 307 ve 311. Maddeleri uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan FERAGAT NEDENİYLE RARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 6-Davacı ... tarafından açılan davanın davacının genel kurulun yapıldığı tarih olan 29/02/2020 tarihli genel kurul tarihi itibariyle hissedar olmadığı, her ne kadar dava tarihi itibariyle hissedarlığı mevcut ise de genel kurul tarihi itibariyle hissedar bulunmadığından davacının davasının bu nedenle REDDİNE, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 7-Davacı ... yönünden birleşen İstanbul 21. ATM 2020/416 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harç başlangıçta peşin olarak alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,c-Davacının yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,8-Davacı ... Tekstil ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden birleşen İstanbul 13. ATM 2020/432 Esas sayılı dosyası yönünden davacı davasından feragat ettiğinden davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,b-Harç başlangıçta peşin olarak alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, c-Davacının yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,9-Davacılar ... ve ... A.Ş. 'nin açtığı davaların ayrı ayrı KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil sırasında kayıtlı ... A.Ş'nin 29/02/2020 tarihinde yapılan genel kurulda alınan tüm kararların mutlak butlana tabi olduğunun TESPİTİNE ve bu nedenle İPTALİNE, 9-A-Davacı ... AŞ tarafından açılan; Birleşen İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 Esas 2020/336 Karar sayılı dosyası yönünden;a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, c-Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 54,40TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-B-Davacı ... tarafından açılan; Birleşen İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/435 Esas 2020/438 Karar sayılı dosyası yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,b-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54,40TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, c-Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 54,40TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-İstinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek karar yönünden feri müdahiller tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-İstinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek karar yönünden feri müdahiller tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1746, K. 2025/497, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2021-1746-e-2025-497-k-d981025f06fd