Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/10 E. 2021/61 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/10
Karar No
2021/61
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/588 KARAR NO: 2024/683 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/106 KARAR NO: 2020/877 KARAR TARİHİ: 30/12/2020 DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 15/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye ait iş yerinin müvekkili nezdinde "Kobi Paket Sigorta Poliçesi" ile sigorta teminatına alındığını, sigortalı işyerinin önünde geçen davalıya ait temiz su borusunun 05/08/2019 günü saat 01.30 sıralarında patlaması sonucunda, iş yerinin bodrum katında su baskını meydana geldiğini, sigortalı işyerinin bodrum kat tavan boyalarında, havalandırma motorunda, telefon hatlarında ve laminat parke zemin döşemelerinde ciddi hasarlar oluştuğunu, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalıya 28/08/2019 tarihinde 10.739,44 TL hasar ödemesi yapıldığını, hasara sebebiyet veren temiz su borusunun bakım ve onarımının davalının yükümlülüğünde olduğunu ileri sürerek, sigortalıya ödenen 10.739,44 TL'nin 28/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalı işyerinden Arıza Kayıt Servisine (ALO 185) 05/08/2019 tarihinde gece gelen arıza ihbarı üzerine aynı gün içinde Şube Müdürlüğü ekiplerince gecikmeye mahal vermeden olay yerine gidilerek yerinde yapılan teknik araştırma neticesinde şube yolu kaynaklı arıza tespit edildiğini, binanın ana priz vanası arızalı olduğundan suyun kapatılamadığını ve aynı gün içerisinde makinalı ekip marifetiyle hat yenilenerek şebeke bağlantısına vana koyularak tesisatçı marifetiyle arızanın giderilmesinin sağlandığını, idarenin meydana gelmesi muhtemel su arızaları için yeterli sayıda olan ekip ve ekipmanı ile arızaya zamanında müdahale ederek sorumluluğunu yerine getirdiğini, idarenin herhangi bir kusur yada ihmali olmadığını, illiyet bağı bulunmadığını bu nedenle idareye husumet yöneltilemeyeceğini, bina sakinlerince su taşkınlarına karşı gerekli önlemlerin alınmadığının ve binanın harici su baskınlarına karşı tedbirsiz olduğunun tespit edildiğini, binaya ait yapı ruhsat ve projeleri getirtilerek binanın projeye uygun yapılıp yapılmadığı, İmar ve İSKİ mevzuatına uygun olup olmadığı, projeye uygun kullanılıp kullanılmadığının tespitinin gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "...davalının sorumluluk alanında kalan su tesisatı kaynaklı hasar zararının sigorta poliçesi kapsamında olduğu aksi ispatlanana kadar sigorta ekspertiz raporlarının zarar bakımından delil olarak gözetileceği hususu dikkate alındığında eksper tarafından belirlenen bedelin kadri marufunda olduğunun hükme elverişli inşaat teknik bilirkişi raporundan anlaşılması karşısında davacının ödeme yaparak sigortalısına halef olduğu bu davada sigorta poliçesi kapsamında rücuen tazmin talebinde bulunabileceği kanaatine varılmakla davacının 10.739,44 TL bedelli ödemesinin somut olaya uygun kadri marufunda olarak zarar miktarı karşılığı olduğundan davacı tarafça ödenen tazminata konu zararın davalı ... sorumluluk alanında meydana gelen su borusundan kaynaklı boru patlaması ve su baskını kaynaklı zarar olduğu hükme elverişli bilirkişi raporundan anlaşıldığından davanın kabulü ile 10.739,44 TL tazminatın ödeme tarihi olan 28/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle (davacı sigortacının dava dışı şirkete halef olarak onun yerine geçerek bu davayı açması ve davalı kurumun özel hukuk tüzel kişi şirketi olması nedeniyle her iki tarafın tacir olduğu gözetildiğinde avans faizine hükmedilmiştir.) birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, binada teknik bakımdan dıştan gelecek herhangi bir su yada başka basınçlara karşı betonarme perde duvar yapılmadığını, yasal mevzuat gereği alınması gerekli izolasyon tedbirlerinin alınmadığımı, drenaj sisteminin yetersiz olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususların değerlendirilmediğini, İmar mevzuatına uygun olmayan ve müvekkili idarece herhangi bir uygunluk görüşü bulunmayan yapıda meydana gelen hasardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla gerçek zararın tespit edilmesi gerektiğini, ödenen bedelin fahiş olduğunu ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı .... A.Ş.'ye ait "... Mah. ... No:... Sultangazi/İstanbul" adresindeki iş yeri için 01/10/2018-2019 tarihlerinde geçerli olmak üzere ... no.lu "Kobi Paket Sigorta Poliçesi" düzenlendiği, poliçede dahili su hasarının teminat altına alındığı, dava konusu hasarın 05/08/2019 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 28/08/2019 tarihinde 10.739,44 TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davanın görevli mahkemede açıldığı ve davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Ekspertiz raporunda; İSKİ'ye ait temiz su borusunun patlaması neticesinde akan suların, sigortalıya ait işyerine sirayet ettiği, su baskını nedeniyle bodrum kat tavan boyalarında, havalandırma motorunda, telefon hatlarında ve ofis laminat parke zemin döşemelerinde hasar oluştuğu, biriken suyun tahliyesi için 9 kişinin çalıştığı, su tahliyesi esnasında set oluşturmak amacıyla 120 kg kumaşın zayi edilmek zorunda kalındığı, tavan boya ve alçı işleri 7.200,00 TL, laminat parke zemin döşemesi onarımı 495,00 TL, su çekme ve temizlik 1.500,00 TL, yeni tesisat döşenmesi 444,44 TL, telefon hattı onarım bedeli 200,00 TL, havalandırma motoru onarım bedeli 900,00 TL olmak üzere toplam hasarın 10.739,44 TL olduğu hesaplanmıştır. Mahkemece inşaat mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda; dava konusu hasar oluşmasına neden olacak yapı kusuru ve kullanım açısından sigortalıya atfedilebilecek bir tedbirsizlik ve izolasyon eksikliği tespit edilemediğinden sigortalıya atfedilecek bir kusurun olmadığı, yapının incelenmesinde su saatinin yapının içerisinde olduğu ve su saatine kadar gelen ana hattaki pprc boruda hasar olduğu, buradan bina içerisine su dolduğu ve bu hususta sigortalının alabileceği bir önlem olmadığı, tek önlemin bina önündeki ...'ye ait ana vananın kapatılması olacağı, davalı ...'ye ait ana vana kısa sürede kapatılsaydı bu hasarın meydana gelmeyebileceği, ayrıca hasarın bireysel tüketici sorumluluğunda olan su sayacı sonrasında da meydana gelmediği, bu nedenle aşırı tazyikten veya su borusunda meydana gelen deformasyondan yada her ne sebeple olursa olsun meydana gelen zararın davalının sorumluluk alanında gerçekleştiği, su baskını sebebiyle yapıda oluşan hasarın makul ve somut olaya uygun harcamalara dayandığı, kadri marufunda bir zarara karşılık geldiği hususlarında görüş bildirilmiştir.Uyuşmazlık; dava konusu hasarın hangi nedenden kaynaklandığı, hasara sebebiyet veren borunun ... sorumluluğunda olup olmadığı, oluşan zarardan davalının kusur ve sorumluluğunun yada kusursuz sorumluluğunun, sigortalının yada 3.kişilerin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde İSKİ'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. İSKİ Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 3.maddesinde "Şube yolu: ... tarafından döşenen ana boru ile bina arasındaki boru ve teçhizatlardan meydana gelen tesisattır.", ... Tarifeler Yönetmeliğinde "Şube yolu: Ana musluğun ana boruya bağlandığı noktadan başlayıp, bahçeli nizamlarda parsel sınırından bahçe duvarından en fazla bir metre içerde, bahçesi olmayan binalarda ise cephe duvarına kadar olan kısımdır." şeklinde tanımlanmıştır. Yine Yönetmeliğin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile İSKİ'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.2560 sayılı Kanun ve yukarıda ifade edilen Yönetmelik hükümleri değerlendirildiğinde; söz konusu hasarın ...'nin bakım sorumluluğunda olan binanın şube yolu olarak nitelendirilen kısmında temiz su borusunun patlaması neticesinde meydana geldiği sabittir. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde İSKİ'ye ait temiz su borusunun patlaması sonucunda hasar meydana geldiği, bu sebeple yapı maliki olan ve yasa uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunan davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, davalının savunmasının aksine binanın ruhsat ve yapı kullanma izin belgesinin mevcut olduğu, illiyet bağını kesecek bir olgunun olmadığı, sigortalının yada dava dışı 3.kişilerin kusurunun bulunmadığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, bilirkişi raporuna göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kadri maruf olduğu anlaşılmakla; davalının kusur, illiyet bağı ve zarar miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Ayrıca davalı tacir olup 6102 sayılı TTK 19/1 maddesindeki "bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır..." hükmü uyarınca uygulanacak faiz 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesindeki avans faizidir. Bu nedenlerle davalı, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte hasar bedelinden sorumludur.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygundur. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 183,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 244,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.15/05/2024 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/10, K. 2021/61, T. 27.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-10-e-2021-61-k-d896e9db4229