Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/10 E. 2021/61 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/10
- Karar No
- 2021/61
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/236 KARAR NO: 2024/161 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/24 Esas KARAR NO: 2020/325 KARAR TARİHİ: 03/03/2020 DAVA: İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı alacaklı şirket tarafından düzenlenen "13.Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför Fuarına" katılmak için tarafların sözleşme akdettiğini fuar stand yeri kirası karşılığı bedel sözleşmede kararlaştırılan sürede davalının ısrarlı talep ve uyanlarına rağmen davalının borcunu ödemediğini, müvekkili şirketin sözleşmeye dayalı 9.263,59-EURO asıl alacak 70,05 EURO işlenmiş faizi olmak üzere toplam 9.333,64-EURO karşılığı 37.409,23-TL alacağının tahsili için davalı şirket aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünde ... E. sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını, davalı borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, davalının takibe itirazda sözleşme koşullarının davacı tarafından değiştirildiği fatura katılmalarının engellendiği ve ticari itibarının zarara uğratıldığı iddia edildiğini, bu hususun takip hukukuna ilişkin bir itiraz ve iddia olmamakla beraber tamamen hilafı hakikat bir iddia olduğunu belirterek davalı şirketin takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına davacı şirket lehine icraen talep edilen toplam alacak üzerinden %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap süresinden sonra sunmuş olduğu beyan dilekçesinde; davaya görev yönünden itiraz ettiklerini, görevsiz mahkemede açılan davanın kamu düzenine aykırılı teşkil ettiğini belirterek davanın usulden reddine, sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırılık teşkil ettiği ve davacının sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçeleriyle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ... dosya kapsamına sunulan e-mail görüntülerinden taraflar arasındaki uyuşmazlığın sergi (stand) alanının belirlenmesi noktasında çıktığı, fuar sırasında çekilen fotoğraftan davalı firmanın kendisine tahsis edilen alanda fuara katılım sağlamadığının görüldüğü, davalı şirket yetkilisi kaşe ve imzasını taşıyan 20/12/2016 tarihli Sözleşmede davalıya 3 cepheli 34 m2 sergi (stand) alanı tahsis edileceği hususunun kararlaştırıldığı, Sözleşmenin 3. maddesinde davacı şirketin bu koşullara uygun stand alanı tahsis etmekle yükümlü olduğu, serginin genel güvenliği ve selametinin gerektirdiği durumlarda gerekli görüldüğü takdirde davalıya tahsis edilen stand alanının yerinin değiştirilebileceği, davalı firmanın bu karara uymakla yükümlü olduğu düzenlemelerinin de yer aldığı, Sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmeyi imzalayarak sergi ve fuara katılmayı kabul eden davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra cayma iradesinde bulunmasının sözleşme bedelinin ödenmesine engel olmadığı hükmünün mevcut olduğu, nitekim davacı firma 34 m2 alan için belirlenen fuar katılım ücretini takipte talep etmekle davalıya sözleşmedeki koşulları sağlayan 3 cepheli 36 m2'lik alan tahsis ettiği halde davalı firmanın fuara katılım sağlamayarak sözleşme bedelini ödemediği, bu hususların hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği, nitekim davalı yanca sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğu savunmasında bulunulmuş ise de; sözleşme yapma özgürlüğüne ilişkin TBK. m. 26 hükmüne göre, “Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler’', yine TBK. m. 27/1 hükmüne göre, “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür”, nihayet TBK. m. 28/1 hükmüne göre de "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir"; söz konusu hükümler dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşme imzalandıktan sonra cayma iradesi gösterilse dahi sözleşme bedelinin ödeneceğine ve stand yerinin davacı tarafça değiştirilmesi halinde bu değişikliğe uyulmak zorunda olunduğuna dair hükümlerin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde kararlaştırıldığı, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, davalının tacir olduğu göz önünde bulundurulduğunda basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle davalının “zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiğinin” ve sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu hususunun ileri sürülmesinin de olanaksız olduğu sonucuna varılmakla, davalı yanca irade bozukluğu (TBK. m. 30 vd.) bulunduğuna ilişkin bir iddianın da bir yıl içinde (TBK. m. 39) ileri sürülmemiş olduğu, böylece taraflar arasında sözleşmede fuar bedelinin ödeneceğine ve stand yerinin değiştirilebileceğine ilişkin hükümlerin, matbu sözleşmelerde yer almaları sonucu, geçersiz oldukları bir başka deyişle genel işlem şartlarına aykırı oldukları hususlarının ileri sürülemeyeceği, anılı düzenlemelerin geçerli oldukları tespit edildiğinden, fuar bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptalinin gerektiği " gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 9.263,59 EURO asıl alacak, 70,05 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.333,64 EURO alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile takibin asıl alacak üzerinden, asıl alacak 9.263,59 EURO'ya takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi gereğince değişen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacağın % 20'si oranına tekabül eden 7.481,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davaya konu sözleşme tip sözleşme olup genel işlem koşullarına aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemece bu hususta aksi şekilde değerlendirmede bulunulması kabul edilemeyeceğini, davacı, hiçbir geçerli neden göstermeksizin sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede belirtilen özelliklere uygun olmayan herhangi başka bir stant alanının kabulüne davalının zorlandığını, bu sebeplerle, davacının kendi edimini yerine getirmeden davalının edimini yerine getirmesi beklenemeyeceğini, söz konusu durum TBK'na aykırlık teşkil ettiğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın iş bu davada dayandığı sözleşmenin 3. maddesi hükmü şartlarının somut olayda mevcut olduğuna ilişkin hiçbir gerekçe gösterilmediği gibi herhangi bir delil ve emare de sunulmadığını, bu nedenle davalı yan, davacının bu hukuka aykırı davranışları sebebiyle fuara katılım sağlayamadığını davacı yanın icra takibinde ve işbu davada sözleşmeyle kararlaştırılan ücreti talep etmesi, önerdiği iddia edilen yeni stant bedelini talep etmemesi davacı lehine bir durummuş gibi düşünülmemesi gerektiğini, çünkü davacının bu ücret değişikliği olmayacağına ilişkin davalıyı usulüne uygun bilgilendirip onayını almadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, faur katılım sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... A.Ş. Tarafından davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine davaya konu fuar katılım sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden 9.263,59 Euro asıl alacak, 70,05 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.333,64 Euro alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre; Davacı ... Anonim Şirketi ile Davalı ... Ticaret Limited Şirketi arasında 27-29 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi (İFM)'de davacı tarafından düzenlenmesi öngörülen 13. Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför Fuarı'na davalının katılımı için 20.12.2016 tarihinde bir Fuar Katılım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre stant alanı 34 m2 üç cepheli olup genel güvenlik ve genel hol temizliği hizmetleri, elektrik bağlantı ücreti, kayıt ücreti ile birlikte KDV dahil toplam sözleşme bedeli 9.263,59.-Euro olup sözleşmenin 4. Maddesinde, sözleşmeyi imzalayarak sergi ve fuara katılmayı kabul eden davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra cayma iradesinde bulunmasının sözleşme bedelinin ödenmesine engel olmadığı kararlaştırıldığı görülmüştür. Davalı yan, sözleşmenin tip sözleşme olup genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan stant alanının tahsis edilmediğinden davacının sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Mali Müşavir ile sektör bilirkişisinden alınan raporda özetle " dosyaya sunulan e-posta yazışmaları, fuar yerleşim planı ve sözleşme örneği incelendiğinde, davalının, "alacaklı tarafın sözleşme koşullarını değiştirerek fuara katılımlarının engellendiği " iddiasının taraflar arasında 20.12.2016 tarihinde imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesinde öngörülen yerin sonradan değiştirilmesi ve davalının da bunu kabul etmeyip ödemelerini yapmamış olmasından kaynaklandığı, cevaplanması gereken teknik sorunun, davacı fuar şirketinin sözleşmenin imzalanmasından sonra katılımcının yerini değiştirip değiştiremeyeceğine ilişkin olup katılımcılar belirlendikçe birbirlerine benzer grupların oluşturulması, salonların sınıflandırılması ve yerleşimin şekillenmesi zaman içinde olduğundan başlangıçta tasarlanan Fuar düzenlenmesi sonradan değişebileceği, bu nedenle genel olarak fuar şirketlerinin gerektiğinde önceden tasarlanmış yerleşim yerlerini değiştirebilecekleri yeni yerin neresi olacağının ise katılımcı ile iletişim halinde belirlenmesi gerektiği söylenebileceği, Somut olayda, sözleşme 20.12.2016 tarihinde imzalanmış olup Fuar 27-29 Nisan 2017 tarihlerinde yapılacağından yaklaşık 4 ay sonra gerçekleşecek fuarın katılımcıları yeni yeni belirleneceğinden yer değişiminin olası olduğu, yer değişimin yapıldığı davalı tarafa 16.02.2017 tarihinde (ilk e-posta) fuardan 2,5 ay önce bildirildiği, yazışmalardan katılımcı ile iletişim kurulamadığı anlaşıldığı, sözleşmenin Platform'un Yükümlülükleri başlıklı 3. Maddesinde: sözleşmede gösterilen boyutlarda ve şekilde sergi alanı tahsis yükümlülüğü, katılımcının Platform'un öngöreceği düzenlemelere uymak zorunda olduğu, katılımcının stant alanının yerinin değiştirilebileceği belirtildiği, katılımcıya önerilen yeni yer önceki yerden 2 m2 büyük olup önerilen yeni yer 3 cepheli olduğu, bu nedenle davacının sözleşmede gösterilen boyutlarda ve şekilde sergi alanı tahsis yükümlülüğüne uyduğunun kabulü gerektiği, öte yandan davalı şirket sözleşmeyi herhangi bir şerh koymadan kabul ve imza etmiş olduğu için davacının öngöreceği düzenlemelere uymak zorunda olduğunu ve stant alanının yerinin değiştirilebileceğini kabul ettiği, bu değişiklik yapılırken davalı şirkete gönderilen yeni sözleşme örneğinde artan m2 nedeniyle bir fiyat artışı olmuş ise de icra takibinde ve davada bu artan bedelin değil de ilk sözleşmede öngörülen bedelin talep ediliyor olması ... Şirketi'nin Katılımcı'nın durumunu ağırlaştırmamış olduğu, bu nedenle davacı şirketin, davalı katılımcı şirketten imzalanan fuar katılım sözleşmesi gereğince katılım bedelini talep etmesinde haklı olduğu " mütalaa edilmiştir. Somut olayda; davalı, davacı tarafın sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığını iddia etmiş ise de sözleşme hükümlerine göre; davacının, davalı katılımcının stant alanının yerinin değiştirilebileceği kararlaştırıldığı, yeni yerin sözleşmenin 3. Maddesinde gösterilen boyuttan 2m2 daha fazla olmasına rağmen fiyat farkının talep edilmediği, davalının aleyhine bir durum oluşturmadığı, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi stant alanın 3 cepheli olduğu, bu nedenle davacının sözleşmede gösterilen boyutlarda ve şekilde sergi alanı tahsis yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiası yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 4. Maddesinde, sözleşmeyi imzalayarak sergi ve fuara katılmayı kabul eden davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra cayma iradesinde bulunmasının sözleşme bedelinin ödenmesine engel olmadığı kararlaştırılmış olması nedeniyle davacı, sözleşme ile belirlenen hizmet bedelini talep edebilecektir. Davalı yanın diğer bir istinaf nedeni söz konusu sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu iddia etmiş ise de sözleşmenin hangi hükümlerinin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu belirtmemiştir. Davalının savunması, davacının sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığı, farklı bir stant alanın tahsis edilmesine ilişkin olduğundan genel işlem koşulunun bu madde yönünden değerlendirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesinde sözleşme özgürlüğü başlığı altında bir sözleşmenin içeriğinin, sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almakla birlikte, bu kuralın istisnası TBK 27/1 fıkrasında ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu belirtilerek açıklanmıştır. Kanuni bir yetki söz konusu olmaksızın sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğünün tek taraflı olarak kullanıldığı, bu doğrultuda taraflardan birinin sözleşme hükümlerini önceden kısmen veya tamamen belirlediği ve diğer tarafın da yalnızca bu sözleşmeyi yapıp yapmama yönünde karar verdiği sözleşmeler, iltihaki veya katılma sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır (Oğuzman, M.K/Öz, M.T.; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, c.1, 13. bası, İstanbul 2015, s.26; Reisoğlu, S.; Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. bası, İstanbul 2012, s.70). Bu tür sözleşmelerde sözleşmeyi düzenleyen tarafın, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak, karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri ise genel işlem koşuludur. Genel işlem koşulları TBK'nın 20 ila 25.maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 20. maddesinde genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri şeklinde tanımlanmıştır. TBK'nun 21. maddesinde ise, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağı, 25. Maddesinde genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamayacağı düzenlenmiştir. Her ne kadar 6098 sayılı TBK'nun 20 ila 25. maddeleri arasında düzenlenmiş olan genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler yönünden de uygulanabilirse de, TTK 18/2. maddesi hükmü karşısında tacirler bakımından genel işlem koşullarının uygulanıp değerlendirilmesinde her somut olayın özelliğine göre daha dikkatli davranılması gerekmektedir. Somut olayda; davaya konu sözleşme tip sözleşme olup hazırlanışı açısından TBK'nun 20.maddesindeki unsurları taşıdığı söylenebilir. Bu sözleşmelerin geçerliliği, davacının sözleşmede yer alan koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesi yanında dürüstlük kuralına ters düşecek ölçüde karşı tarafın menfaatine aykırı olmamasına bağlıdır. Aksi takdirde TBK'nun 21. ve 25. maddesi uyarınca bu koşullar yazılmamış sayılacaktır. Davaya konu sözleşmenin, fuarlar katılımcıların ürünlerini tanıttıkları, yeni müşterilerle bağlantı kurdukları, rakip marka ve ürünleri izleyebildikleri ve satış imkanı bulabildikleri organizasyonlara ilişkin olup fuar organizasyonundan çok önceden imzalanan sözleşmeler olduğu, bilirkişi raporunda ifade edildiği gibi söz konusu fuarlar büyük organizasyonlar olduğundan katılımcıların sayı ve ürün gruplarına göre birbirine benzer grupların oluşturulması, salonların sınıflandırılması ve yerleşimin şekillendirilmesi, yer düzenlemeleri değişebileceği, hayatın olağan akışında; fuara katılmak isteyen bir tacirin tüm bu hususların analizini yapmış olması ve ticari faaliyeti kapsamında yükümlülüklerinin bilincinde olarak TTK 18/2 maddesi uyarınca basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği gibi sözleşmede kararlaştırılan stant alanında değişiklik yapılacağına ilişkinin düzenlemenin dürüstlük kuralına ters düşecek şekilde karşı tarafın menfaatine aykırı olduğundan da söz edilemeyeceğinden davalı tarafın söz konusu sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan 6100 sayılı HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-HMK' nın 353/1.b.1 Maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 639,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 211,70 TL' nin karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine, 4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/02/2024