Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/601 E. 2022/135 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/601
- Karar No
- 2022/135
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1643 Esas KARAR NO:2025/660 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/601 Esas- 2022/135 Karar TARİH:07/02/2022 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:24/04/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şti.'ye ait birinci kalite 8 palet taze yeşil erik emtiasının, İstanbul Türkiye'den Toronto Kanada'da bulunan alıcı ...(...) gönderilmek üzere... Acentesi aracılığıyla taşıyan olan davalı firma ...'na taze ve sağlam olarak teslim edildiğini, müvekkilinin emtiaları taşıması için ... ile 30.05.2020 tarihli havayolu konşimentosunun (...) düzenlendiğini, müvekkiline ait taze erik emtiasının, davalı bünyesinde yer alan ... (...) tarafından TK ... nolu sefer ve ... konşimento numarası ile nakliyesi esnasında yapılan muameleden dolayı bozulduğunu, emtia sahibi müvekkili şirketin büyük bir zarara uğradığını, söz konusu olayda 8 palet bozulabilir ürün olan birinci sınıf taze yeşil erik emtiasının İstanbul-Toronto arası davalının kargosu ile nakliye edilmesi sırasında yüksek sıcaklık sebebiyle sararak yumuşaması ve bozulması sonucu kalitesinin düşmesi nedeniyle zayi olduğunu, havayolu konşimentosunda (...) taşınan ürünün "bozulabilir kargo” olduğunun belirtildiğini, konşimentonun "..." (elleçleme bilgilerinde) bölümüne "..." (lütfen 42 / 48 C arasında saklayınız) yazılarak ürünlerin hangi sıcaklıkta taşınması gerektiğinin şerh düşüldüğünü, ancak davalının taze erik emtiaları için konşimentoda belirtilen sıcaklık aralığına riayet etmeyerek ürünleri çok yüksek sıcaklıkta taşıdığını, davalının ... Havalamanı'na ürünleri indirmesi sonucu alıcı tarafından teslim alındığını, teslim edildiği anda alıcı firma tarafından ürünlerin sararmış ve yumuşamış olduğunun farkedildiğini, ürünlerin bozulmuş olduğunun tespit edilmesi üzerine hiç vakit kaybetmeden alıcı firma tarafından, Toronto ... Havalimanı'nda ... süpervizörü olarak çalışan ...'ın emtiaların zayi olmasından haberdar edildiğini, ...'ın ürünleri görmüş ve gerekli tutanakların hazırlanacağı bilgisini alıcı...(...)'a ilettiğini, alıcı firma havalamanında bilgilendirmeler sonrası yine vakit kaybetmeden ürünlerden bir palet içerisine müvekkili bilgisi dahilinde yerleştirilen dijital sıcaklık ölçer aletini bilgisayar ortamında açarak, taşıma sırasındaki sıcaklık raporunu çıkardığını, rapor kaydında ürünler teslim alındıktan sonra alıcıya teslim edilene kadar, yani 31.05.2020 den 02.06.2020 tarihine kadar, taşınması talep edilen ve konşimentoya şerh düşülen 2 ile 8 derece arasındaki sıcaklıkta neredeyse hiç taşınmadığı, tam aksine ortalama 15 derecenin üstünde taşındığının anlaşıldığı, taşımanın yanlış sıcaklıkta yapılması sebebiyle ürünlerin kalitesi düşmüş, sararmış, yumuşamış, bozulmuş ve dolayısıyla raf ömrünün etkilenmiş olduğunu, müvekkili tarafından birinci kalite olarak satılan taze erik emtiasının, talep edilenden çok yüksek sıcaklıkta taşındığı için bozulduğunu, davalı ...'nın bozulabilir kargo kurallarına uymayarak ürünlerin kalitesinin düşmesinden bizzat sorumlu olduğunu, taze erik emtiası için alıcı firma Kanada Tarım Baklanlığı'ndan zayiat raporu alındığını, bu raporda ürünlerin %15'ten fazlasının kalite kaybına uğradığının belirtildiğini, hal böyleyken alıcı firma bu rapora dayanarak sararmış ve yumuşamış 2.kaliteye düşmüş ürünler için ödeme yapmama, teslim almama hakkına sahipken, davalının müvekkilini zor duruma düştüğünü görmüş ve uzun süreli ticari ilişki tesis etme amacıyla ürünlere şerh koyarak teslim alındığını, ürünlerin piyasa değerinin bu duruma göre değiştiğini, müvekkilinin alıcıyla birinci kalite 8 palet yeşil erik emtiası için 33.600 Kanada Doları üzerinden anlaştığını ve faturalandırıldığını, ancak davalının yüksek sıcaklıkta ürünleri taşıması sonucu ikinci kaliteye düşmesi sebebiyle alıcı firmanın, şerh koyarak teslim aldıkları ürünleri ikinci kalite olarak sattığını, fatura bedeli olan 33.600,00 Kanada Doları yerine satıştan elde ettiği tüm geliri yani 25.040,00 Kanada Doları kadar meblağı müvekkiline ödediğini, ürünlerin kalitesi düşmesi sebebiyle arada kalan tutar 8.560,00 Kanada Dolarının müvekkilinin zararı olduğunu, davalı Türk Havayolları'nın, taşıma sırasında meydana gelen zarardan Türk Ticaret Kanunu'na göre sorumlu olduğunu, davaya konu emtia hasarı ile ilgili hava taşıması ile ilgili Montreal Sözleşmesi'nin 18/1 maddesinin taşıyıcının sorumluluğunu düzenlediğini, zararın meydana gelmesinde davalı taraf sorumlu olduğundan, müvekkili tarafından zararın davalıya ihbar edilmesi sonucu davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağının bildirildiğini beyanla fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 8.560,00 -CAD (8.560,00-CAD x 5.7144 = 48.915,26 -TL)'nin hasarın davalıya ihbar edildiği 11.06.2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtilafa konu taşıma 01.06.2020 tarihinde İstanbul'dan Kanada'ya yapılmış olup uluslararası bir taşıma olduğunu, bu nedenle dava konusu olaya 28 Mayıs 1999 tarihli olan ve Ülkemiz açısından 26.03.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren “Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme” (Montreal Sözleşmesi) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, taşıması yapılan kargoda meydana geldiği iddia edilen hasar kargonun müvekkili ortaklık uhdesinde olduğu süre içerisinde gerçekleşmediğini, müvekkili ortaklık nezdinde yapılan incelemede muhteviyatı “yeşil erik” olan 8 palet 4080 kg’lık kargonun ..-... seferi ile Toronto’ya sevk edilmiş olduğu ve 01.06.2020 tarihinde alıcısına teslim edildiği ve bunun neticesinde ilgili ... ye ait hasar tazminat başvurusunda bulunulduğunun tespit edildiğini, davacı dava dilekçesinde taşıması yapılan eriklerin yüksek sıcaklıkta taşındığını ve bu sebeple zayii olduklarını belirtmiş ise de, müvekkili ortaklık tarafından yapılan araştırmalar neticesinde; ... bağlantılı olan emtia için mal kabul işlemi yapılıp, 05:00 seferi için 00.27 de B3 Soğuk Hava Dolabına alınarak opsiyon süresi ve hazırlık kurallarına riayet edildiği bilgisinin alındığını, dolap içerisindeki en yüksek ısının 5.5 derece olduğunun görüldüğünü, mezkur taşımanın, davacının konişmentoya düştüğü ''+2 / +8 C arasında saklayınız '' şerhine uygun olarak yapıldığını, hasarın sorumlusunun müvekkili olmadığını, müvekkili ortaklığın malı alıcıya teslim tarihi olan 01.06.2020 tarihinde, alıcının herhangi bir aksaklık raporu tutturmadan ve teslim belgelerine hasar/aksaklığına ilişkin hiçbir kayıt düşmeden koşulsuz teslim aldığını, malın evsafına uygun gönderilmediğini, malın evsafının gerektirdiği ısı aralıklarında kalmasını sağlayacak bir düzenek içinde gönderilmediğini beyanla davacının ileri süreceği hususlara ilişkin beyanda bulunma ve davacının göstereceği delillere karşı delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla taşıtanın emtiayı yetersiz paketlemedeki kendi kusuru ve hasar ile taşıma arasında illiyet bağı olmadığı dikkate alınarak davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 07/02/2022 tarih 2020/601 Esas- 2022/135 Karar sayılı kararında;"Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. ...Davacıya ait 8 palet taze eriğin davalı tarafından İstanbul’dan Torontoya taşındığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı taraf ürünlerdeki bozulmanın yükün tesliminden sonra veya ambalajlama veya yükün kusurundan kaynaklandığını beyan etmektedir.Taşıma sözleşmesi ve olaya uygulanması gerekli Montreal konvansiyonu hükümleri gereği taşıyıcı taşıma sırasındaki kusurlarından dolayı sorumludur. Davacı tarafça taşınan ürünlerin içine yerleştirilen ısı ölçer kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde davalının sözleşmede taahhüt edilen orandan daha yüksek sıcaklıkta ürünleri taşıdığının ve taşınan ürünlerin depolama sıcaklığının artması halinde olgunlaşma sürecinin hızlandığının, ürünlerin gittiği Kanada makamlarınca yapılan denetim sonucu ürünlerde bozulma ve çatlaklık tespit edildiğinin anlaşılması karşısında davalının taahhüt ettiği sıcaklık koşullarında ürünü taşımayarak bozulmaya sebebiyet verdiği, ürünün bozulması nedeniyle hemen teslim alınmadığı ve bu süreçten sonra bozulmanın arttığı kabul edilse bile ürünün taahhüt edilen sıcaklıkta taşınmaması sebebiyle bozulma başladığı ve bu nedenle hemen teslim alınmadığı ve bundan davalının sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi ile sunulan tüm belgeler üzerinde inceleme yapıldığından ve sonradan farklı bir belge sunulmadığından hazırlanan rapora itibar edilmiştir. Gıda mühendisi bilirkişi tarafından kanada makamlarınca üründeki bozulmaya ilişkin tespit gözetilerek yapılan değerlendirmede talep edilen zarar miktarının gerçek zarar miktarına uygun olduğunun anlaşılması karşısında davanın kabulüne karar verilmiş dava dilekçesinde açıkça yabancı para talep edildiği belirtilmeden Türk parası belirtilmesi ve avans faizi talep edilmesi karşısında dava tarihindeki kura göre açılan Türk parası üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile'' 1-DAVANIN KABULÜNE, 2-48.915,26 TL'nin davalının temerrüt tarihi olan 11/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 08/06/2022 tarihli ek kararı ile; ''Mahkememizden verilen 07/02/2022 tarih 2020/601 Esas 2022/135 sayılı karar hakkında davalı vekili tarafından 09/05/2022 tarihli dilekçesi ile istinaf yoluna başvurulmuş ise de, istinaf defterine kayıt yapılan dilekçenin istinaf karar harcının eksik yatırıldığı, yatırılması gereken istinaf karar harcı hususunda Mahkememizin 17/05/2022 tarihli muhtırasının davalı vekiline 23/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren muhtıra gereği bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması gereken istinaf karar harcının yatırılmadığı anlaşılmakla, HMK'nun 344/1 maddesi uyarınca davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile,''Davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurunun muhtıraya rağmen bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması gereken istinaf karar harcı yatırılmadığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN YAPILMAMIŞ SAYILMASINA,'' karar verilmiş ve davacı vekili tarafından gerekçeli karara, davalı vekili tarafından ise gerekçeli ve ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, dosya muhteviyatı kapsamında huzurdaki davada müvekkili şirketin haklılığı ortaya konulmuş olup davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını ancak Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilirken açıkça yabancı para talep edilmediği ve avans faizi talep edildiği gerekçesiyle dava tarihindeki kura göre 48.915,26 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de, dava dilekçesinde açıkça yabancı para talep edilmesine rağmen dava tarihindeki TL değeri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Davaya konu edilen, müvekkili şirket nezdinde davalının ayıplı hizmeti sebebiyle oluşan zararın Kanada doları üzerinden doğduğunu, dava dilekçesinde de Kanada doları üzerinden tazmin talebinde bulunulduğunu ancak Yerel mahkeme tarafından, dava dilekçesinde mevzuat gereği yalnızca "harca esas değeri göstermek için parantez içerisinde yazılan türk lirası değerine" atıf yapılarak davanın dava tarihindeki TL kuru üzerinden karara çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu talebin döviz alacağı olarak talep edildiğini, nitekim uygulamada döviz alacağının yanında parantez içerisinde belirtilen dava tarihi itibariyle TL karşılığının harca esas değerin belirlenmesi ve peşin harcın hesaplanması için gösterildiğini, döviz alacağının TL olarak karara bağlanmasının talep edildiğini göstermeyeceği, talebin döviz alacağı üzerinden karara bağlanması gerektiğinin Yargıtay’ın da kabulünde olduğunu;Bir an için aksi düşünülerek davacı alacaklının döviz alacağını; aynen ifa mı (veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden) yoksa dava tarihindeki kura göre TL karşılığı üzerinden ifa mı talep ettiği, diğer bir ifade ile seçimlik hakkını hangi yönde kullandığına ilişkin açıklık bulunmadığı takdirde HMK m.31 gereğince netice-i talebin açıklattırılması ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, ancak huzurdaki davada döviz alacağı üzerinden tahsil talep edildiği açık olduğundan işbu HMK prosedürünün işletilmesine gerek olmaksızın seçimlik hakkın aynen ifadan yana kullanıldığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerektiğini;Avans faizi talep edilmiş olmasının, döviz alacağına ilişkin seçimlik hakkın dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden kullanıldığı anlamına gelmeyeceğini, fer'i nitelikte bir talep üzerinden varsayıma dayalı olarak asli talebin yorumlanması ve sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından verilen gerekçede avans faizi talep edilmesine de atıf yapılarak dava tarihi itibariyle TL karşılığı üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini ancak fer'i nitelikteki faiz talebinin türünün asli döviz alacağı talebinin dava tarihindeki TL kuru üzerinden talep edildiğine karine oluşturmasının mümkün olmadığını, nitekim alacağın tahsili talebi ile faiz talebi bağlantılı olmakla birlikte birbirinden farklı talepler olup ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, avans faizi talebinin döviz alacağında uygulanmayacağına yönelik kanaat oluşması halinde Yargıtay'ın kemikleşmiş muhtelif içtihatları ile de benimsenen "çoğun içinde azı da vardır" kuralı gereğince sonuca gidilmesi gerektiğini beyanla Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/601 E., 2022/135 K. ve 07.02.2022 tarihli kararının ortadan kaldırılarak 8.560,00 CAD'ın (kanada doları) hasarın davalıya ihbar edildiği 11.06.2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili esasa ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki işbu dava ile davacının, kendilerine ait olan yeşil erik emtiasının müvekkilinin ... NOLU seferi ve ... NOLU konşimento ile nakliyesi sırasında hasara uğradığından bahisle 8.560 Kanada Dolarının 01.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, Yerel mahkemece savunmaları dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verildiğini, taşıması yapılan kargoda meydana geldiği iddia edilen hasarın kargonun müvekkili ortaklık uhdesinde olduğu süre içerisinde gerçekleşmediğini, müvekkili ortaklık nezdinde yapılan incelemede muhteviyatı “yeşil erik” olan 8 palet 4080 kg’lık kargonun ... seferi ile Toronto’ya sevk edilmiş olduğu ve 01.06.2020 tarihinde alıcısına teslim edildiği ve bunun neticesinde ilgili ... ye ait hasar tazminat başvurusunda bulunulduğunun tespit edildiğini;Davacının dava dilekçesinde taşıması yapılan eriklerin yüksek sıcaklıkta taşındığını ve bu sebeple zayii olduklarını belirttiğini, ancak müvekkili ortaklık tarafından yapılan araştırmalar neticesinde; ... bağlantılı olan emtia için mal kabul işlemi yapılıp, 05:00 seferi için 00.27 de B3 Soğuk Hava Dolabına alınarak opsiyon süresi ve hazırlık kurallarına riayet edildiği bilgisinin alındığını, işbu durumun müvekkili ortaklığın kargonun bulunduğu dolaptaki ilgili tarihlere ait olan telemetri kayıtlarında da görüleceğini, ilgili tablo incelendiğinde dolap içerisindeki en yüksek ısının 5.5 derece olduğunun görüldüğünü, mezkur taşımanın; davacının konişmentoya düştüğü +2 / +8 C arasında saklayınız şerhine uygun olarak yapıldığını, “taşıma” ile oluştuğu iddia edilen "hasar" arasında bir illiyet bağı olmadığından müvekkilinin hiç bir surette kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını;Müvekkili ortaklığın malı alıcıya teslim tarihi olan 01.06.2020 tarihinde, alıcının herhangi bir aksaklık raporu tutturmadan ve teslim belgelerine hasar/aksaklığına ilişkin hiçbir kayıt düşmeden koşulsuz teslim aldığını,Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşmesi”nin (Montreal Sözleşmesi/ Konvansyonu) Dokümantasyonun Kanıt Gücü başlıklı 11. maddesi uyarınca müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini;Davacının hükme göre hiçbir aksaklık kaydı düşmeden malı koşulsuz teslim aldığını ve teslim tarihinden sonra 07.06.2020 tarihinde müvekkiline tazminat talebi ile ... A.Ş. tarafından başvurulduğunu, malda oluştuğu iddia edilen hasarın pekala malın alıcının uhdesinde olduğu süre içinde ya da malın müvekkiline tesliminden önce oluşmuş olmasının kabil olduğunu, davacı Kanada Gıda Denetim Dairesi'nden almış olduğu Taze Meyve ve Sebze Denetim Sertifikası sunmuş olsa da, bu sertifikanın 03.06.2020 tarihinde düzenlenmeye başladığını, taşımada meydana geldiği iddia edilen hasarın pekala bu sürede de gerçekleşebileceğini; Ayrıca malın evsafına uygun gönderilmediğini, emtianın, müvekkili ortaklığa yaz mevsiminde teslim edildiğini, hava taşımasının doğasında uzun beklemeler olduğunu, malın müvekkilinin uhdesinde olduğu her saniye istenen sıcaklıklarda muhafazası temin edilmiş dahi olsa, yaz sıcağında içine ısı sabitleyicisi olmaksızın gönderilen bir emtiada ısı farklılıklarının gümrük geçişlerinde ve yükleme esnasında mümkün olabileceğini, özetle, malın evsafının gerektirdiği ısı aralıklarında kalmasını sağlayacak bir düzenek içinde gönderilmediğini, Montreal Sözleşmesinin 18/2. maddesinin kargonun kendi içinde bulunduğu kusurlardan, kalite ve kötülüğünden kaynaklanana hasardan taşıyıcının sorumlu olmayacağını düzenlediğini, taşıma sözleşmesinin düzenlendiği tüm kanun metinlerinde yer bulan paralel düzenlemelerde, malın hasarın doğması riskini yükselten yapısından söz edildiğini;Konşimento ve taşıma belgelerinde aksinin belirtilmemesi karşısında Konvansiyonun 18/2-b hükmüne göre taşıyıcının malın doğru paketlenmemesi sonucu ortaya çıkan zararlardan, malın paketlenmesindeki kusur oranında sorumlu olmayacağını, Montreal Konvansiyonunun 11/2. maddesine göre, kargo senedindeki kayıtlar, kargonun paketlenmesine ve aynı zamanda paketlerin sayısına ilişkin kesin olmayan karine teşkil ettiğinden,18/b maddesinde paketleme işinin taşıyıcı/adamları dışında biri tarafından yapılması halinde, paketlemeye bağlı kusur sebebiyle doğan zarardan taşıyıcının bu kusur oranında sorumlu olmayacağının düzenlendiğini, muhteviyatı yiyecek olan malın uçaktan indirme, bindirilmesi esnasında mevsim de nazara alındığında aşırı sıcağa maruz kalacağı düşünülerek, sadece palete yükleyerek değil, ısı sabitleyici aygıtlar içinde gönderilmesi gerektiğini, emtianın müvekkilinin mal kabulünden önceki durumunun bilinmediğini, emtiayı teslim etmeden önce nasıl muhafaza ettiği, mal teslimine frigolu araçla mı getirdiğine ilişkin hiçbir beyanda bulunmayan davacının emtianın hasar görmesinden müvekkili ortaklığı sorumlu tutmasının mesnetsiz olduğunu;Müvekkili ortaklığın paketleme uzmanı olmadığını, paketlerin içinde bulunan mala uygun bir paketleme yapılıp yapılmadığını değerlendirmek zorunda olmadığını, Montreal Konvansiyonu'nun taşıyıcıya böyle bir kontrol görevi ya da yükümlülüğü getirmediğini, muhtevası yiyecek olan malın hiçbir önlem alınmadan paletlere yüklenerek taşınması halinde bu tür bir olayın yaşanmasının mevsim şartları düşünüldüğünde olağan olduğunu, oluştuğu iddia edilen zarar ile malın taşınması istenen koşullar arasında nedensellik olduğunu;İhtilafa konu taşımanın 01.06.2020 tarihinde İstanbul'dan Kanada'ya yapıldığını, uluslararası bir taşıma olduğunu, bu nedenle dava konusu olaya 28 Mayıs 1999 tarihli olan ve ülkemiz açısından 26.03.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren, “Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme” (Montreal Sözleşmesi) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Montreal Sözleşmesi’nin 22/3. maddesine göre her halükarda müvekkili ortaklığın sorumluluğunun sınırlı olduğunu ancak Yerel mahkeme tarafından müvekkili ortaklığın sınırlı sorumluluğu dikkate alınmadan ve bu konuda herhangi bir gerekçe belirtmeden davanın tamamen kabulüne karar verildiğini, bu yönüyle de karar hatalı olduğundan bozulmasını talep ettiklerini;Montreal Sözleşmesi’nin 23/1. maddesine göre davacı tarafından ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, davacı tarafından geriye dönük olarak ödeme tarihinden itibaren faiz talep olunamayacağını beyanla Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.02.2022 tarih ve 2020/601 E., 2022/135 K., sayılı kararının bozularak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ek karara karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf karar harcının kendileri tarafından süresi içerisinde tam ve eksiksiz olarak tamamlandığı halde, hatalı bir şekilde "karar harcı yatırılmadığı" gerekçesiyle "istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına" şeklinde Mahkemece verilen kararın hatalı ve yanlış olduğunu, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.02.2022 tarih ve 2020/601 E., 2022/135 K., kararına karşı karşı süresi içerisinde kendileri tarafından istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulduğunu, Mahkeme tarafından 18.05.2022 tarihinde, e-tebliğat vasıtasıyla kendilerine 17.05.2022 tarihli bir muhtıra gönderilerek, bir haftalık kesin süre içerisinde 754,65 TL istinaf karar harcının yatırılması gerektiğinin ihtar edildiğini, bunun üzerine muhtırada belirtilen 754,65 TL'nin 19.05.2022 tarihinde (yani muhtıranın tebliğinden 1 gün sonra) mahkeme veznesine Uyap üzerinden kendileri tarafından ödendiğini ancak yapmış oldukları bu ödemenin Mahkeme tarafından hataen gözden kaçırılarak, sanki ilgili karar harcı yatırılmamış gibi 08.06.2022 tarihli kararı ile,"Muhtıraya rağmen bir haftalık kesin süresi içinde yatırılması gereken karar harcı yatırılmadığından İstinaf Başvurusunun Yapılmamış Sayılmasına" şeklinde karar verildiğini, Mahkemenin bu kararının hatalı olduğunu beyanla istinaf başvurusunun kabul edilerek Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.02.2022 tarih ve 2020/601 E., 2022/135 K. Sayılı kararı ile verilen kararın kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası hava yolu ile taşınan emtiada oluşan bozulma nedeniyle uğranılan zararın taşıyıcıdan tazmini talebine ilişkindir.Davacı taraf, Kanada'da bulunana alıcıya teslim edilmek üzere, davalı tarafından havayolu ile İstanbul'dan Kanada'ya taşınan ve taze meyve olan emtianın, uygun saklama koşulları sağlanarak taşınmaması, yüksek sıcaklıkta taşınması sebebiyle bozulduğunu, bu nedenle alıcı tarafından eksik ödeme yapıldığını ve zarara uğradığını, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu beyan ederek 8.560 Kanada Doları'nın, hasarın davalıya ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, emtianın niteliğine uygun koşullarda, soğuk hava dolabında taşındığını, hasarın kendisinden kaynaklanmadığını, alıcı tarafından teslim tarihinde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin emtianın teslim alındığını, davacı tarafından uygun paketleme yapılmadığını, bu nedenle hasarın oluşmasında davacının kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuş, Mahkemece davalı vekilinin verilen kesin süre içerisinde istinaf karar harcını yatırmadığından bahisle ek karar ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, verilen ek karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesinde alacağın Kanada Doları olarak hüküm altına alınması talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece Türk Lirası olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğuna;Davalı vekili tarafından ek karara ve esasa ilişkin olarak ileri sürülen istinaf sebepleri ise; Mahkemece verilen kesin süre içerisinde istinaf karar harcının yatırıldığı, bu sebeple ek kararın hatalı olduğu, taşımanın, davacının konişmentoya düştüğü +2 / +8 C arasında saklayınız şerhine uygun olarak yapıldığı, hasarın taşıma sırasında oluşmadığı, alıcı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmeksizin emtianın teslim alındığı, emtianın taşımadan önce veya teslimden sonra da bozulmuş olabileceği, davacı tarafından emtianın niteliğine uygun paketleme yapılmadığı, bu nedenle davacının hasara kusuru ile sebep olduğu, Montreal Konvansiyonu'na göre davalının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olduğu ve aynı Konvansiyon uyarınca davacının ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğine ilişkindir.Mahkemece verilen gerekçeli karar davalı vekiline 22/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 09/05/2022 tarihinde istinaf başvuru dilekçesi sunulmuş, Mahkemece 17/05/2022 tarihli muhtıra ile davalı vekiline eksik 754,65 TL istinaf karar harcını yatırmak üzere bir haftalık kesin süre verilmiş, muhtıra davalı vekiline 23/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve istinaf karar harcı 19/05/2022 tarihinde, yani bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılmış olduğundan Mahkemenin ek kararının hatalı olduğu anlaşılmış ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilerek gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusu incelenmiştir.Dava konusu hasarın, davalı ...'nin uluslararası hava yolu ile kargo taşıması sırasında meydana geldiği iddia edildiğinden, uyuşmazlıkta emtianın taşındığı Kanada ile ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşme olan 1929 tarihli Varşova Sözleşmesi ile bu sözleşmenin devamı-özeti mahiyetindeki 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu hükümlerinin, bu uluslararası sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde TTK'nın taşıma hukuku hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Montreal Konvansiyonu'nun "kargonun hasara uğraması" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında, hasara sebep olan olayın havayolu ile taşınması sırasında meydana gelmiş olması halinde, taşıyıcının bu hasardan sorumlu olduğu kabul edilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise sorumluluktan kurtulma halleri düzenlenmiştir.Somut olayda; emtia davalıya 31/05/2020 tarihinde teslim edilmiş, taşıma senedine emtianın 2/8 derece sıcaklıkta (soğuk zincir) taşınacağı şerh edilmiş, emtia 01/06/2020 tarihinde alıcısına teslim edilmiş ve dava dışı alıcı tarafından 02/06/2020 tarihinde hasar ihbarında bulunulmuştur.Davacı tarafından sunulan mail yazışmalarından, emtianın uçağın hava limanına inmesinden hemen sonra depoya götürülmediği, depoya götürülerek buradan alıcısına teslim edilecek süre içerisinde de davalının sorumluğunda olduğu anlaşılmıştır. Alıcısı tarafından teslim alınan emtiada kısmi olarak bozulmanın meydana geldiği tespit edilerek rapor alınmak üzere, 02/06/2020 tarihinde Kanada Gıda Denetim Dairesi'ne başvuruda bulunulmuş, ilgili kurumca dava dışı alıcının deposunda 03/06/2020 tarihinde yapılan inceleme neticesinde; iyi düzenlenerek uygun şekilde paketlenmiş olan emtiada kısmen yumuşama, kabukta çatlama, renk bozulması ve çizikler oluştuğu tespit edilmiş ve bir palet içerisine davacı tarafından yerleştirilen dijital ısı ölçer aletinden alınan 31/05/2020 ila 02/06/2020 tarihleri arasındaki ısı derecelerini gösterir raporda; ısının 01/06/2020 tarihi saat 00:10'dan itibaren 8 derecenin çok üzerine çıktığı, 02/06/2020 tarihine kadar bu yükseklikte devam ettiği tespit edilmiştir. Emtia, kalitesi düşmekle birlikte bozulmaması nedeniyle alıcısı tarafından kabul edilmiş ancak ikinci sınıf kabul edilerek daha az bedel ödenmiştir. Sonuç olarak davalı, taşıma senedine düşülen kayda rağmen, niteliğine uygun şekilde paketlenmiş emtiayı taşıma sürecinin başlamasından alıcısına teslim edilene kadar istenilen ısı derecesinde muhafaza etmemesi nedeniyle hasarın oluşmasına sebep olmuştur. Bilirkişi raporunda Montreal Konvansiyonu'nun 22. maddesi uyarınca yapılan hesaplamada, davacının gerçek zararının sınırlı sorumluluk miktarının altında kaldığı tespit edilmiş olduğundan Mahkemece, davacının gerçek zararının kabulüne karar verilmesi isabetli olmuş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Son olarak her ne kadar davalı taraf HMK'nın 357. maddesine aykırı şekilde ilk kez istinaf dilekçesinde, Montreal Konvansiyonu'nun 23/1. maddesi uyarınca davacının ancak karar tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep edebileceğini iddia etmiş ise de, anılan maddede bu yönde bir düzenleme bulunmadığı gibi sunulan Yargıtay içtihadının da farklı bir hususa ilişkin olması sebebiyle emsal teşkil etmediği anlaşıldığından istinaf başvurusu tümü ile haksız bulunmuştur.TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağın aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.Somut olayda davacının, alıcısı tarafından Kanada Doları üzerinden anlaşılan alış bedelinin düşürülmesi nedeniyle oluşan zararı Kanada Doları cinsinden olup, davacı dava dilekçesinin talep sonucunda 8.650 Kanada Doları'nın hasarın davalıya ihbar edildiği tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline, yani alacağın aynen ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olmasına rağmen Mahkemece, tespit edilen zararın Türk Lirası'na çevrilmesi suretiyle TL tazminata hükmedilmiş olması hatalı olmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Yabancı para cinsinden olan alacak için ancak emredici hüküm olan 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde düzenlenen faiz oranının talep edilmesi mümkün olduğundan davacının avans faizi talebi yerinde değildir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının 08/06/2022 tarih ve 2020/601 Esas- 2022/135 Karar sayılı ek karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih, 2020/601 Esas ve 2022/135 Karar sayılı ek kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davalının esasa yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, -Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2022 tarih, 2020/601 Esas 2022/135 Karar sayılı gerekçeli kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 4-Davanın kabulü ile 8.650 Kanada Doları'nın 11/06/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca Kanada Doları üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile davalıdan tazmini ile davacıya ödenmesine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Karar ve ilâm harcı olan 3.341,40 TL harçtan peşin alınan 835,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.506,04 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan 889,76 TL harç ile 363,50 TL tebligat+posta gideri olmak üzere toplam 1.253,26 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 11-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 3.341,40 TL nispi harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında peşin yatırılan 835,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.506,05 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 13-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,14-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 15-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 16-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi