Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3718 E. 2025/2565 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3718
Karar No
2025/2565
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/148 E., 2024/1231 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/230 E., 2022/103 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı/karşı davalı vekili; davacı müvekkilinin radyoloji profesörü olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında 05.05.2014 tarihinde workshop, kongre, saha ziyaretleri ve ...'u isimli medikal cihaz siparişi ve komisyon bedelleri hususunda sözleşme imzalandığını, sözleşmenin birinci maddesi gereğince davacının çalışmalara katılması halinde tüm giderlerin ve ihtiyaçların karşılandıktan sonra kendisine 250,00 Euro verilmesi hususunda anlaşıldığını, sözleşmenin ikinci maddesinde ise cihazın siparişi için adet başına davacıya 75,00 Euro prim ödeneceğini, ilk yıl için 210 adet cihaz sipariş verebileceği ve primin satıştan bağımsız olarak ödeneceğini, ilk 6 aylık sipariş miktarı olan 105 adet cihaz satışının gerçekleşmesi halinde 75,00 Euro olan primin 100,00 Euro olacağını ve kalan 105 adet için de ek olarak 2.625,00 Euro daha ödeneceğini, sözleşmenin 4. maddesinde ise sözleşmenin devamı halinde 2. yılda ve devam eden diğer yıllarda sipariş edilen adet başına davacıya 100,00 Euro komisyon ödeneceği hususlarında anlaştıklarını, bugüne kadar yapılan siparişlerden davacı müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek ödemenin yapılmasının talep edildiğini, davalı tarafından noter ihtarnamesi ile verilen cevapta ilgili cihazın SGK ödeme tutarının azaltıldığı, 01/10/2015 tarihinde ürünün SGK ödeme kapsamından çıkartıldığı ve hastanede satışının yasaklandığı, bu nedenle cihazı ithal edecekleri dava dışı şirket ile karşılıklı anlaşmaya varılarak alım satım yapılmadığını, bu nedenle ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede SGK ödemeleri ile ilgili bir husus bulunmadığını, halen ilgili cihazın SGK ödemesi kapsamında olup satışının da davalı şirket tarafından yapıldığını beyanla, belirsiz alacak davası olarak ilerde alacak tam olarak tespit edildikten sonra arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı/karşı davalı vekilinin 16.06.2022 tarihli dilekçesi ile davasını 62.775,00 Euro bedel ile ıslah ettiği anlaşılmıştır. II. CEVAP Davalı/karşı davacı vekili; her iki tarafın tacir ve işin ticari iş kapsamında olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerde alacağın tam miktarının belirtilmesi nedeni ile belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının sözleşmede belirlenen hiçbir edimini yerine getirmediğini, davalı adına hiçbir fatura kesmediğini, danışmanlık yapabilecek izin ve sertifikalarının bulunmadığını, sözleşmeye konu ürünün SGK geri ödeme fiyatının düşürüldüğünü, daha sonra da ürünün tamamen satışının yasaklandığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini, ayrıca karşı davalı olarak da davacı/karşı davalı ile 05.05.2014 tarihli pazarlama, danışmanlık ve komisyon sözleşmeleri imzalandığını, davaya konu cihazın satıcıdan yapılan siparişleri için davacı/karşı davalıya komisyon olarak 06.01.2015 tarihinde 1.000,00 Euro, 07.01.2015 tarihinde 1.000,00 Euro, 12.01.2015 tarihinde 2.000,00 TL ödeme yapıldığını ancak davacı/karşı davalı tarafından hiçbir fatura kesilmediğini, bu konuda sözleşmenin D/2. maddesinde düzenleme bulunduğunu, bu sebeple davacı/karşı davalıya ödenen bedelin iadesinin gerektiğini beyanla; karşı davanın kabulü ile 2.000,00 Euro ve 2.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli kararıyla; uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli kararıyla; somut olayda; uyuşmazlığın çözümünde TBK'nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, simsarlık sözleşmesinin TTK'nun 4/1.c maddesinde sayılan mutlak ticari işlerden olmadığı, davacı/karşı davalının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari iş niteliğinde de bulunmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, mahkemece işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen 05.05.2014 tarihli sözleşme gereğince davacının, davalı şirket ile dava dışı Medwaves şirketi arasındaki distribütörlük sözleşmesinin kurulmasına aracılık ettiği, bu sözleşmede kararlaştırılan ücretin prim şeklinde olduğu, davacının 17.04.2017 tarihli ihtarname ile ücretini talep ettiği, bu ihtarnameden önce davalı şirket tarafından simsarın özen borcunu ihlal ettiği vb. gibi nedenlerle sözleşmenin feshedildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davacıya sözleşme gereği 2000,00 Euro ve 2000,00 TL ödenmiş olduğu, bu hususta taraflar arasında çekişme bulunmadığı, çekişmnin bu ödemenin neye ilişkin olduğu hususunda olduğu, bu noktada, 11.08.2022 tarihli bilirkişi ek raporundaki açıklamalara üstünlük tanındığı ve TBK 102. maddesi uyarınca 1.672,49 Euro'nun davacıya ödenecek tutardan mahsup edilmesi uygun görüldüğü, sözleşmede yer alan yıllık 210 adet prob alımından sonra 6 aylık miktara isabet eden 105 adet prob'un satışının gerçekleşmesi halinde 100 Euro üzerinden bu şart gerçekleşmemesi halinde 75 Euro üzerinden hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacı vekilinin 16/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi gözetildiğinde hesaplamanın 75 Euro üzerinden yapıldığı bu hususun davacının kabulünde olduğu anlaşıldığı ve 75 Euro üzerinden hesaplama yapılarak 1.672,49 Euro mahsup edilerek 61.102,51 Euro'nun dava tarihindeki Merkez Bankası kur hesabına göre 268.777,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davacı yan ıslah tarihindeki kur üzerinden talebini ıslah etmiş ise de bu değer üzerinden davanın kabulü uygun görülmediği, karşı davada davacının herhangi bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 268.777,72 TL'nin dava tarihi olan 25.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karşı davanın reddine kararı verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı/karşı davalı vekili; taraflar arasında yapılan 05.05.2014 tarihli sözleşmenin ödeme yeri başlıklı maddesinde müvekkilinin Euro hesabı ile ıban numarasını belirttiğini, 16.06.2022 tarihli talep arttırım (ıslah) dilekçelerinde de alacağın bilirkişi raporunda belirlenen miktarlardan 62.775 Euro alacağın vadeli mevduat euro hesabına devlet bankalarınca uygulanan yıllık en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ederek aynen ödeme istendiğinin açıkça belirttiklerini, Mahkemece euro talepleri kabul edilmese dahi alacağın fiili ödeme tarhindeki kur üzerinden TL olarak karara bağlanması gerektiğin ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. Davalı/karşı davacı vekili; davacı/karşı davalının sözleşme ile belirlenen ve üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini, davacı/karşı davalının, dava açmadan önce keşide ettiği 17.04.2017 tarihli ihtarname ile talep ettiği alacakların 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait olduğunu ve 98.192,98 Euro alacak talebiyle alacağın belirlenebilir olduğunu açıkça belirttiğini, simsarlık sözleşmelerinin 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğundan ve davacı tarafından kısmi dava açıldığından, 16.06.2022 ıslah tarihi itibariyle ıslah dilekçesinde talep edilen tüm alacaklar zaman aşımına uğradığını, davacı/karşı davalının, ticari defterleri hiç incelenmediğini, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 05.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili, karşı dava ise sözleşme gereğince davacı/karşı davalıya yersiz ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava dilekçesinde açıkça TL cinsinden talepte bulunan davacı/karşı davalı vekilinin, TBK'nın 99. maddesi gereğince tercihini ve seçimlik hakkını TL cinsinden ödeme yönünde kullandığı yargılama sırasında bu tercihinden dönerek, ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre sipariş üzerine prim ödenmesi için satış şartının bulunmadığı, dava dilekçesinde davacının açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını beyan ettiği, davacı/karşı davalının tarafı olmadığı distribütörlük sözleşmesi gereğince dava dışı şirketten kaç adet tıbbi cihaz siparişi verildiğini ve kaç adetinin satıldığını bilebilecek durumda olmadığı, talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün bulunmaması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğu, davacı/karşı davalı tarafından yargılama sırasında HMK’nun 107/2. maddesi gereğince iddianın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın talebini arttırabileceği, davacı/karşı davalı tarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesinin talep arttırım dilekçesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3718, K. 2025/2565, T. 05.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3718-e-2025-2565-k-e191e40c8f4e