Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/448 E. 2020/669 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/448
Karar No
2020/669

T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2579 - 2024/507 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2579 KARAR NO : 2024/507 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Müvekkilinin 03/02/2021 tarihinden itibaren davalı şirket bünyesinde Onkoloji dalında Uzman Doktor olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin, davalı kurum bünyesinde çalıştığı dönemde alacaklarının kendisine ödenmemesi nedeniyle iş sözlşemesini haklı nedenle feshettiğini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL Muayene/Konsültasyon/Hasta Takibindeki Kurum Ödemelerinin %25 Ciro Alacağı (Belirsiz Alacak), 10,00 TL Robotek Kemoterapi İşlem Ücret Cirosunun %12'sine İlişkin Alacak (Belirsiz Alacak), 10,00 TL Özel Sigorta Ve Peşin Ödemeli Hastaların Muayene Ve Takiplerinden Alınan Ödemelerin Toplamının %45'ine ilişkin Alacak (Belirsiz Alacak), 10,00 TL Kemoterapi Hastalarının Kemoterapi İlaç Çirosunun %2'sine ilişkin Alacağın (Belirsiz Alacak), 10,00 TL PET-CT Cirosunun %2'sine ilişkin Alacağın (Belirsiz Alacak),10,00 TL 2023 Yılı İçin 120.000.000 TL'yi aşan Kısmın %15'ine ilişkin Alacağın (Belirsiz Alacak), 10,00 TL Yatan Hastaların Medikal Yatışlarda Oluşan Hekimlik Hizmet Alacağın (Belirsiz Alacak) dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının davalı şirkete ait özel hastanede iş sözleşmesi ile uzman doktor olarak çalıştığı, SGK kayıtlarına göre davacının sigortalı çalışan kaydının bulunduğu, davanın iş sözleşmesine ilişkin alacak kalemlerine ilişkin olduğu, yargılama yapmakla görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; taraflara arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olmadığını, açılan davanın hizmet sözleşmesine dayalı alacak istemi olduğunu, davacının istemlerinin haksız kazanç sağlamaya yönelik istemler olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, hizmet (iş) ilişkisinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; davacı İbrahim Hakkı Dursun'un SGK hizmet dökümünde 03/02/2021 tarihi ile 31/07/2022 tarihi aralığında davalı şirket bünyesinde SGK girişinin bulunduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. İş mahkemelerinin görevi ilk olarak mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre, “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının” çözülmesi görevi iş mahkemelerine aittir. Öte yandan 25/10/2017 tarihinde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (7036 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi ile 5521 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, 7036 sayılı Kanun ile de göreve ilişkin yeni kurallar ihdas edilmiştir. Bu kapsamda 7036 sayılı Kanun’un görevi düzenleyen 5. maddesi “İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar”. hükmünü içermektedir. 6098 sayılı TBK m. 393(1) hükmünde hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında hizmet (iş) sözleşmesinin, "iş görme", "ücret" ve "bağımlılık" unsurlarından oluştuğu açıktır. Esasen, 6098 sayılı TBK m. 393 hükmünde düzenlenen hizmet sözleşmesi kavramının da 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenen iş sözleşmesi kavramından herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Bu sebeple TBK’da düzenlenen hizmet sözleşmesi de iş mevzuatına dâhil olan ve iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını kendi bünyesinde barındıran bir tür sözleşme olup anılan sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklar da iş mahkemelerinin görev kapsamına dâhildir (Bkz. Yargıtay HGK'nın, 14/09/2021, E. 2017/11-2408, K. 2021/998, §19). 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi "Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir." şeklindedir. 5510 sayılı kanunun 3/11 maddesi "Hizmet akdi: 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdini ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesini veya hizmet akdini .... ifade eder." hükmünü; aynı Kanun'un 4. Maddesi ise: " Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, sigortalı sayılırlar." hükmünü taşımaktadır. Hizmet sözleşmesinde yer alan bu düzenlemeler ve davacının SGK kayıtları dikkate alındığında, davacının davalı işyerinde, davalı işverenin belirlediği kurallar kapsamında, işverenin emir ve talimatlarına ve sözleşmede belirlenen çalışma saatlerine bağlı olarak davalının hastalarına hekimlik hizmeti verdiği, sözleşmede belirtilen ücret karşılığında çalıştığı, bağımlılık unsurunun mevcut olduğu, dolayısıyla taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu kuşkusuzdur (Aynı yönde bkz. İstanbul BAM 30. HD'nin 2020/448 E., 2020/669 K. sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcının davalı tarafça yatırılan peşin harçtan mahsubu ile harcın yeterli olması nedeniyle başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-c hükmü uyarınca KESİN olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.12/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/448, K. 2020/669, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-448-e-2020-669-k-127dfac65064