Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/41 E. 2022/42 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/41
- Karar No
- 2022/42
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/647 Esas KARAR NO:2024/1949 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/01/2022 NUMARASI:2020/41 E. - 2022/42 K. DAVANIN KONUSU:İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ... sayılı takip dosyasından, 120.000 USD bedelli, 15/02/2016 tanzim tarihli, düzenleme yeri İstanbul olan 15/02/2017 vade tarihli senede istinaden toplam 125.245,48 USD alacağın tahsili için kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, takibe konu senedin imza atılan boş kağıtların sonradan doldurulması suretiyle oluşturulduğunu, bu nedenle takibin iptali için İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını, mahkemenin 2018/176 Esas 2019/220 Karar no ile karar verildiğini, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, takibe konu bononun senet vasfını taşımadığını, alacaklı ile borçlu arasında alacak-borç ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu senet incelendiğinde; beyaz bir kağıda müvekkilinin 3 adet imzasının bulunduğunun görüleceğini, bu imzaların üzerinin sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin imzalı kağıtlarını, kendisine çıkacak kredide kullanmak üzere alan ve geri vermeyen, ... A.Ş... şubesi müdür olan alacaklı ...'ın kardeşi banka müdürü ... ve alacaklı ... hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/30860 soruşturma numarası ile takip başlatıldığını, söz konusu belgede tanzim tarihi ve yeri olarak yazılı belirtilen alanda "15/02/2016/ İstanbul" yazılı olduğunu, oysa müvekkilinin bu tarihte Türkiye'de bulunmadığını, 13/02/2016 günü ülkeden çıkış yaptığını, kambiyo senedi vasfı taşımaması nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ayrıca, taraflarınca takibin iptali için açılan İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas sayılı dosyası nedeniyle 02/05/2018 tarihinde 95.500 TL tutarlı teminat yatırıldığını, ancak ... sayılı dosyası ile bu tutara da haciz konulduğuna dair yazı tebliğ edildiğini, bu nedenle teminat olarak yatırılan iş bu bedelin de ihtiyati tedbir yolu ile ödemesinin durdurulması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmez ise davalı yanın haksız olarak müvekkilinde parayı tahsil etmesinin kesinleşeceğini ve istirdada konu olacağını bu nedenle icra dosyasına yatırılan 95.000 TL bedelli teminatın 02/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının menfi tespit ile ayrıca 95.500 TL tutarın istirdadına karar verilmesini talep ettiğini, arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, harcın eksik yatırıldığını, davacı tarafın Türkiye'de mutad meskeninin olmaması nedeniyle HMK 84 gereğince teminat yatırılması gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, İİK'nın 72/7 nolu bendine göre istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu oysa ... takip dosyasına yatırılan 95.000 TL'nin 11/01/2019 tarihinde alacaklı tarafa ödendiğini, davanın ise 15/01/2020 tarihinde açılması nedeniyle 1 yıllık sürenin geçirildiğini, davacı tarafından bahsetmiş olduğu savcılık dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalının kardeşi olan ...'ın ...bank'ta değil ... Bankası... şubesinde 14 yıldır müdür olarak görev yaptığını, davacının, davalının kardeşinin çalıştığı bankaya kredi başvurusunda bulunmadığını, senedin düzenleme tarihinde davacının Türkiye'de olmaması sebebiyle senedin kambiyo vasfına haiz olmadığı iddiasının yersiz olduğunu, nitekim aynı senetle ilgili olarak davacı tarafından açılan İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas ve 2019/220 Karar nolu ilamında da bu hususun açıkça vurgulandığını, davacı ile davalının arkadaş olup davacının işlerinin iyi gitmediği dönemde müvekkilinin davacıya borç para verdiğini, karşılığında da imzası inkar edilmeyen senedin müvekkiline teslim edildiğini, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, senet üzerinde birden fazla borçluya ait imza bulunmasının bono vasfını değiştirmeyeceğini belirterek davanın reddine ve haksız- kötüniyetli borç inkarı nedeniyle %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir . İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "Davacının iddiasını anlaşmaya aykırı olarak doldurulan senet olduğu hususu değerlendirildiğinde ise; TTK'nın 778. Maddesiyle bonolarda da uygulanması gereken TTK 680. Maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Bu tür bir bono düzenlenirken veya tamamen doldurulmamış bir bono tedavüle çıkarılırken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile ispat olunmadığı sürece bono üzerinde yazılı olan rakam, yazı, tanzim ve vade tarihleri gerçekliğini ve varlığını koruyacaktır. Bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yükü davacı taraftadır ve bu iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davacı iddialarını ispatlayan kesin delil sunamamıştır. Delil listesinde yemin delili olması nedeniyle davacıya davalı tarafa yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılmış ancak davacı taraf yemin delilini kullanmayacağını bildirmiştir. Davacı davasını ispat edemediğinden aşağıdaki şekilde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de , mahkememizce verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin aşağıdaki şekilde reddi" şeklinde gerekçesi ile; Davacının davasının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin, davalının iddia ettiği düzenleme tarihinde, iddia ettiği düzenleme yerinde olmadığını tarafıca yazılı delil ile ispat edildiğini, davalı taraf ise müvekkilin düzenleme tarihinde düzenleme yerinde bulunduğunu ispat edemediğini, kambiyo senedinin sahtecilik sonucu tanzim edildiğinin bu şekilde ispat edildiğini, İcra Hukuk Mahkemelerine taraflar arasındaki borç ilişkisini inceleme yetkisinin yalnızca bir senedin kambiyo vasfının bulunup bulunmadığını inceleme yetkisi verildiğini, huzurdaki mahkemenin genel yetkili mahkeme olup görülen davanın ise menfi tespit davası olduğunu, yerel mahkemece yalnızca bononun kambiyo senedi vasfı olup olmadığını taraflar arasındaki borç ilişkisinin var olup olmadığı hususunda derin bir araştırma yapılması gerektiğini, Yerel Mahkeme bir senette neden 3 imzanın olabileceğini, bu imzaların sonradan boş bir kağıda basılmış olabileceğini, iddialarını araştırması gerekir iken mahkemece dar yetkili icra mahkemesi gibi değerlendirme yapıldığını, dava dışı ....Ltd.Şti'nin şubelerinden kredi kullandığını, kredinin teminatı olarak davacı ...'ün maliki bulunduğunu, taşınmazın teminat olarak alındığını, davalı ...'ın kardeşi dava dışı ...'ın ise , ilgili şube de müdür olarak görev yaptığı bildirildiğini, dosyada celp edilen, İstanbul Anadolu C.Başsavcılığı'nın 2016/30860 Sor. Dosyası, ... Bankası A.Ş. 'den gelen yazı cevaplarını, ... tapu sicil müdürlüğünden gönderilen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı, sunulan kambiyo senedinin sahte olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından ...sayılı dosyasına ilişkin takip konusu senedin kambiyo vasfını taşımadığı gerekçesi ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve 95.500,00 TL tutarın istirdatına karar verilmesi talep edildiğini, sayın mahkemece davacı tarafın tüm iddiaları incelediğini, bildirilen hatta ve hatta delil listesinde dahi bulunmayan deliller toplandığını, davacı tarafın iddialarının tamamı mahkemece incelenmiş olup, tüm iddiaları yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, iddialarının reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep ettiğini, davacı taraf defaatle mahkeme nezdinde bu iddiaları ileri sürmüş olmak ile birlikte öncelikle hem yurt dışında bulunduğu hem de senette üç imza bulunduğunu, yönündeki iddialarının İstanbul 11 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19.02.2019 tarihli, 2018/176 E ve 2019/220 K sayılı dosyasında incelendiği ve bu dosyanın İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçmek sureti ile incelenerek senedin kambiyo vasfını haiz olduğu tespit edildiğini, davaya konu senedin kambiyo vasfını haiz olduğu yönünde hukuken kesinleşmiş bir karar bulunmakta olduğunu, davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkil ile davacı ...'ün arkadaş olduğunu, davacının işlerinin iyi gitmediği dönemde müvekkil davacıya borç para verdiğini, borcun karşılığı olarak da davacı imzasını inkar etmemiş olduğu senedi müvekkile teslim ettiğini, müvekkil borcunu ödemesini talep etmek için davacı ile iletişim kurmayı denediğini, davacı müvekkilin aramalarına cevap vermediği ve borcunu da ödemediğini, müvekkil, davacı aleyhine .... sayılı dosyasından takip başlattığını, İcra takibine konu "senet" kanunda tanımlanan tüm unsurları ihtiva ettiğini, davacı tarafın icra takibine koyulan senedin bono vasfını taşımadığı iddiası kesinlikle yerinde olmadığını, davacı tarafça senedin altındaki imzanın kendisine ait olduğu da kabul edildiğini, ve imza inkarında bulunulmadığını, senedin düzenleme tarihinin gerçek düzenleme tarihi olmasına ya da düzenleme yerinin gerçek düzenleme yeri olmasına gerek bulunmadığını, iddialara ilişkin davacı taraf, müvekkilim tarafından icra takibi başlatılması ile birlikte suç duyurusunda bulunmuş olup, hem müvekkil hem de müvekkilin kardeşi hakkında KYOK kararı verilmiş ve bu karar şikayetçi tarafın itiraz etmemesi ile kesinleştiğini, sırf borcu ödemekten imtina ettiklerini ispat ettiğini, senete karşı senetle ispat kuralı gereği davacının iddialarının ancak bu mahiyetteki senetle ispat edilmesi gerektiğini,müvekkilin aradaki anlaşmalara aykırı olarak senedi dolduğu iddiasını davacı ancak yazılı belge ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafın yargılama boyunca dosyada borcu ödememe gayesi ile kötü niyet ile hareket etmiş olup, bu hususa ilişkin bir kaç örnek verme zarureti doğduğunu, imza itirazları olmadığını, dosyada bilirkişiye gönderilmesi taleplerinin bulunmakta olduğunu, mahkemenin bu taleplerinin reddini dahi istinaf gerekçesi yapmamış olduğunu, bilirkişi talebinin yargılamayı uzatmak ve ödemeden imtina ettiğini, davacının tebligat adresi ile ilgili olarak ta çelişkili ifadeler verdiğini ve mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, davacı tarafın tüm iddialarının ve istinaf sebeplerinin reddi ile usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile, ... nolu dosyasına konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas nolu dosyası kapsamında davacı tarafından yatırılan 95.500 TL teminatın üzerine, icra dosyasından haciz konulması sebebi ile ödendiği takdirde bu miktarın istirdadı olduğu, teminat olarak yatırılan bu miktar üzerine konulan haciz nedeni ile alacaklıya ödendiği ve ödenen bedelin istirdadını talep ettiği anlaşılmıştır... nolu dosyasında; Alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 15/02/2016 tanzim, 15/02/2017 vade tarihli 120.000 USD'lik bonoya dayalı olarak , 120.000 USD asıl alacak, işlemiş faiz ve komisyon bedeli olmak üzere toplam 125.245,48 USD alacağın tahsili için kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas 2019/220 Karar sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği, istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bölge Adliyesi 22. Hukuk Dairesinin 10/07/2020 tarih 2019/2774 Esas 2020/1492 Karar nolu ilamı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 12. HD'nin 11/03/2021 tarih 2020/7454 Esas 2021/2766 Karar nolu ilamı ile istinaf kararının onanmasına karar verildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/30860 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde, ... tarafından ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, dilekçede ...'ün ... ile ticaret yaptığını, ...'ın banka şube müdürü olan ... kanalı ile , firması olan...Ltd. Şti için ... Bankası ... şubesinden kredi kullandığını, ...'ın krediye kefil olması için ...'e başvurduğunu, kefalet için gerekli evrakların ... tarafından hazırlanarak Amerika'ya gönderildiğini ve işaretli yerleri imzalaması istediğini, şikayet edenin de imzalayarak evrakları geri gönderdiğini, boş kağıtlara imza attığını, imzalı boş kağıtların davalıların elinde olduğunu, hatta müvekkiline ait bir gayrimenkulün de ipotek edildiğini, borç bittikten sonra da ipoteğin kaldırıldığını, ...'ın değişik ortamlarda müvekkiline yönelik olarak elinde boş kağıda atılı imzaların bulunduğunu, gerekirse kullanacağını söylediğini belirterek şikayet ettiği , savcılık tarafından bankaya yazı yazılarak kefaletle ilgili evrakların istendiği, 17/02/2015 tarihli banka cevabi yazısında ...Ltd. ŞTi firması lehine ... tarafından verilen kredi bulunmadığının bildirildiği, C. Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma akabinde 11/03/2016 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, Kararda; atılı suçun boş kağıtlara atıldığı iddia edilen imzalar ya da kağıtların kötüye kullanımı ihtimalinden ibaret olduğu, bu evrakların resmi işlemlerde kötüye kullanıldıklarına dair iddia ve delil bulunmadığı, bu haliyle hukuki mesele kapsamında bulunduğu belirtilmiştir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Somut olayda, davacı tarafından boş kağıda üç adet imza atarak davalıya verdiğini davalı tarafından imzalı boş kağıdın doldurularak bono haline getirildiğini ve taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını ve senedin düzenleme tarihi 13/02/2016 tarihinde yurt dışında olduğunu bu şekilde bononun sonradan doldurulduğunu ispat ettiğini ileri sürmüştür.Mahkemece davacının, davalının kardeşinin bankasından kredi kullanmak üzere verdiği imzalı kağıdın sonradan üzerinin doldurularak bono haline getirildiğine yönelik iddiası yönünden araştırma ve inceleme yapılmadığı, ... Bankası A.Ş ... Şubesinden davacının kredi kullanıp kullanmadığının araştırılmadığı, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılarak ve raporun ve gelen yazı cevabının sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile eksik inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2022 tarih, 2020/41 E. 2022/42 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024