Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/381 E. 2021/791 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/381
Karar No
2021/791
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1046 Esas KARAR NO: 2024/1772 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2021 NUMARASI: 2020/381 Esas - 2021/791 Karar DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı borçlu ... San. ve Tic.A.Ş.'nin asıl borçlu, diğer davalı ...'ün müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili banka tarafından kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıldığını ve ticari nitelikte kredi kartı verildiğini, borçlunun kredi bedelini ve business kart ile yaptığı harcama bedellerini geri ödememesi üzerine davalılara Gebze ... Noterliği'nin 23.01.2020 gün ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilerek, verilen süre içerisinde borcun ödenmesi ve ayrıca 5941 sayılı Çek Kanunu gereğince çek yaprak bedellerinin depo edilmesi ve çek karnesinin iade edilmesinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen verilen süre içerisinde borcun ödenmediğini ve bu nedenle davalı borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, ancak davalıların icra takibine ve borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini belirterek davalıların itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara yasaya uygun olarak tebligat yapıldığını, karşın, davalıların davayı takip etmediklerini, yazılı bildirimde de bulunmadıklarını, H.M.K nun 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiklerinin varsayıldığını, İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/11/2021 tarih ve 2020/381 Esas - 2021/791 Karar sayılı kararında; "....İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile davalı kredi lehdarı ... şirketi arasında; 09/11/2017 tarihli Business Kart sözleşmesi ile 26/06/2019 tarihli tarihli 500.000,00-TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiği, genel kredi sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle kredi lehdarı davalı şirketin ortağı olan davalı ...'ün aynı limitle ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, kefaletin TBK'nun 583 maddesi kapsamında geçerli olduğu, yukarıda belirtilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete taksitli ticari krediler kullandırıldığı, kredili mevcuat hesabı kredisi kullandırıldığı, kredi kartı verildiği ve 10 yapraklı çek karnesi verildiği, davalı şirkete kullandırılan kredilerden ... nolu kredinin ilk üç taksinin ödendiği, sonraki taksitlerin ödenmediği, bunun üzerine tüm krediler yönünden hesabın 22/01/2020 tarihinde kat edildiği, toplam 341.497,79-TL nakit borcun ödenmesi ve 10 adet çek yaprağı için sorumluluk bedeli olan 20.300,00-TL'nin bankaya depo edilmesi için davalılara 24 saat süre verildiği, uyarılı hesap kat ihtarnamesinin davalıların sözleşmedeki adreslerine tebliğe çıkarıldıkları, davalı şirket adına çıkartılan tebligatın 25/01/2020 tarihinde iade döndüğü, davalı kefil adına çıkartılan tebligatın ise aynı tarihte tebliğ edildiği, sözleşmenin 13/2-a bendi uyarınca tebligatın davalı şirkete de 25/01/2020 tarihinde yapıldığının kabulünün gerektiği, buna göre her iki davalı yönünden temerrüt tarihinin 27/01/2020 olduğu anlaşılmıştır. Bilimsel verilere göre hazırlanmış, teknik açıdan yeterli, ihtimalli ve denetime açık bilirkişi raporu ile takip tarihi itibariyle davacının, davalı kredi lehdarı şirketten takip tarihi itibariyle; temerrüt faiz oranın %35,10 olarak kabul edilmesi halinde 341.395,61-TL asıl alacak, 4.374,14-TL işlemiş temerrüt faizi, 218,71-TL BSMV olmak üzere toplam 345.988,46-TL alacaklı, temerrüt faiz oranının %48,60 olarak kabul edilmesi halinde 341.395,61-TL asıl alacak, 5.344,99-TL işlemiş temerrüt faizi, 267,25-TL BSMV olmak üzere toplam 346.997,95-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11/b.maddesinde temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış, muacceliyet tarihi itibariyle bankanın TCMB ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına yüzde otuz ilavesi ile bulunacak oranın uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1650 esas, 2019/507 karar sayılı ve 02/05/2019 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümde atıf yapılan mevzuat 3095 sayılı Kanun hükümleri olup, 3095 sayılı Kanunda akdi faiz oranı yönünden bir sınırlama mevcut değildir. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan, ticari işlerde 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. Maddeleri uygulanamaz. Öte yandan bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınamayacağı yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilmiştir. Bu durumda sözleşmede temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış olduğundan, temerrüt faiz oranının tespitinde bankanın kredi lehdarına kullandırdığı ticari krediye uyguladığı akdi faiz oranı esas alınarak temerrüt faiz oranı belirlenmelidir. Somut olayda da taraflarca temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamıştır. Bu nedenle davacı bankanın takip talebinde her bir kredi kalemi yönünden hangi oranda temerrüt faizi talep edebileceği, yukarıda belirtilen esaslara göre tespit edilmek durumundadır. Bankaca dava dışı kredi lehdarına üç ayrı taksitli ticari kredi için yıllık %27 akdi faiz uygulanmıştır. Buna göre davacı banka, sözleşmenin 11/b maddesi uyarınca bu akdi faiz oranına %30 ilave ile bulunan temerrüt faiz oranını talep edebilecektir. Yapılan hesaplama ile yıllık temerrüt faiz oranının taksitli ticari krediler için %35,10 olduğu tespit mahkemeizce kabul edilmiştir. Davacı banka takip talebinde taksitli ticari krediler için yıllık %48,60 n %46,80 oranında temerrüt faizi talep etmiştir. Bu oran yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde sözleşmeye uygun olmayıp bankaca talep edilebilecek temerrüt faiz oranı yıllık %35,10'dur Bilirkişi tarafından bu orana göre de ihtimalli hesaplama yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı banka tarafından kredi kartı ve kredili mevcuat hesabı alacağı için yıllık %24 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir. 5464 Sayılı Kanunun kredi kartlarında faiz hesaplanmasına ilişkin 26/4 maddesi uyarınca;Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit ve ilan etmeye yetkilidir. Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)' de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2014/6) gereğince; "kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenen azami oranları geçemez" hükmü gereği kredili mevduat hesabı borçlarına TCMB tarafından belirlenen kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir. Hesabın kat tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCMB'nin 2019/51 sayılı tebliğine göre kredi kartlarına uygulanacak azami akdi faiz oranı yıllık %16,80, azami temerrüt faizi oranı yıllık 20,40'dır. Bilirkişi tarafından bu oranlar esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde; davalılara kat ihtarının tebliğ edildiği de göz önünde bulundurulduğunda, davalı kredi lehdarı şirketin asıl borçlu sıfatıyla, davalı kefilin TTK'nun 7 ve TBK'nun 589 maddeleri uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla; yukarıda tespit edilen nakdi borçtan ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından kat ihtarında, davalı kredi lehdarına verilen 10 yapraklı çek karnesinin her bir yaprağı yönünden banka sorumluluk tutarının depo edilmesi talep edilmiştir. Oysa takip talebinde çek yaprakları bankaya ibraz edilerek sorumluluk bedelleri tazmin edilmemiş olmasına rağmen; çek depo bedeli nakdi alacak kalemi olarak talep edilmiştir. Şu halde davacı bankanın, gayrınakdi alacak yönünden yapmış olduğu bir takip bulunmadığı, sorumluluk bedelleri takip tarihi itibariyle ödenmemiş olduğundan (bilirkişi raporunda bir adet çekin sorumluluk bedelinin dava tarihinden sonra tazmin edildiği tespit olunmuştur.), bu kalemde nakdi alacağının da mevcut olmadığı anlaşılmış, fazlaya ilişkin bu nakdi alacak tutarının da reddine karar verilmiştir. Yine davacı banka tarafından ihtarname makbuzu dosyaya sunulmamış olduğundan, ihtarname masrafı adı altında takibe konu edilen alacak kalemi de mahkememizce yerinde görülmemiştir. İzah edilen gerekçelerle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere); 341.395,61-TL asıl alacak, 4.374,14-TL işlemiş temerrüt faizi, 218,71-TL BSMV olmak üzere toplam 345.988,46-TL alacak yönünden İPTALİ ile, takibin, takip tarihinden itibaren asıl alacağın, 298.723,09-TL'na yıllık 35,10 oranında, 42.672,52-TL'na yıllık %20,40 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacının hüküm altına alınan alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazlarında haksız bulundukları anlaşıldığından, İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince davalılar aleyhine takdiren tespit edilen toplam alacak tutarının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir."gerekçesi ile, ''DAVANIN KISMEN KABULÜNE; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere); 341.395,61-TL asıl alacak, 4.374,14-TL işlemiş temerrüt faizi, 218,71-TL BSMV olmak üzere toplam 345.988,46-TL alacak yönünden İPTALİ ile, takibin, takip tarihinden itibaren asıl alacağın, 298.723,09-TL'na yıllık % 35,10 oranında, 42.672,52-TL'na yıllık %20,40 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hüküm altına alınan toplam 345.988,46-TL'nın takdiren % 20 si oranında(69.197,69-TL) icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinde temerrüt faizi açıkça kararlaştırıldığını, Müvekkili banka ile davalılar arasında imzalanan Genel Kredi Ve Teminat Sözleşmesinin ilgili maddesinde "müşteri temerrüt halinde, belli vadeli borçlarda bu vade tarihinde hesap kapatma (hesap kesme, kat etme) ihbarı ile muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden; bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kendiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği tarihten itibaren, bunları banka'ya bu sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın kullanmış olduğu tüm kredilere, mevzuatta farklı bir faiz oranının uygulanması zorunlu kılınmadıkça; bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 (yüzde otuz) ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisini ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, temerrüt faiz oranının tespitinde, TL borç için, bankanın TCMB'ye TL krediler için bildirmiş olduğu, muacceliyet tarihi itibari ile geçerli olan, en yüksek kredi faiz oranının %30 ( yüzde otuz) fazlası dikkate alınacağını, müşteri'ye uygulanacak temerrüt faizinin hiçbir durumda; bu sözleşmenin faiz maddesinde belirtilen azami kredi faiz oranlarına; bu oranın %100 ( yüzde yüz) ilavesi ile bulunacak oranı aşmayacaktır." denilerek taraflar arasında temerrüt faizi oranı kararlaştırıldığını, Taraflarca akdedilen sözleşmede muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 (yüzde otuz) ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi uygulanacağı açıkça kararlaştırıldığını, ihtar tarihine göre faiz genelgesinde belirtilmiş olan en yüksek kredi faizi %36 olduğundan bu bedelin %30'unun ilavesi ile borçluya uygulanacak olan temerrüt faizi oranı %46,80 hesaplanması gerektiğini, taraflar arasında imzalan sözleşme ile temerrüt faizi oranı açıkça belirlenmiş olduğundan sözleşmedeki faiz oranının dikkate alınması gerekirken Sayın İlk Derece Mahkemesi tarafından hatalı değerlendirme ile temerrüt faizi oranı %35,10 olarak belirlendiğini, verilen bu karar açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu faiz oranı taraflar arasında serbestçe belirlenmiş olduğundan aksi şekilde yapılan hesaplama kanuna aykırı olduğunu, Huzurdaki Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi tarafların özgür iradeleriyle imzalanmış olup davalı imzalamadan önce aleyhe olan hususlar konusunda bilgilendirildiğini, davalı tacir olduğunu, ticari işlerde TTK m. 88 ve 120 hükümlerinin uygulanması söz konusu olmadığını, ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğini öngören TTK m. 8/f.I hükmü, TBK m. 88 ve 120 hükümlerine göre özel hüküm niteliğinde olduğunu ve öncelikle uygulanması gerektiğini, somut olayda taraflar arasında sözleşme ile yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceği kararlaştırıldığını, sözleşmedeki şartlar bakımından ayrıca davalı - borçlularda bilgilendirildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından sözleşmede temerrüt faizinin açıkça belirlenmemiş olduğundan %35,10 faiz oranının uygulanmasına yönelik verilen karar haksız ve usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı aynı zamanda tacir olduğunu, tacir olması sebebiyle işlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, tarafların karşılıklı olarak mutabık kaldığı sözleşmede müvekkili banka ile huzurdaki sözleşmeyi imzalamış ve ön bilgi formu ile bilgilendirilmiş olan davalının faize yönelik itirazlarının haksız olduğu gibi İlk Derece Mahkemesi tarafından faize yönelik verilen kararlarda haksız ve usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili banka tarafından borçlulara verilen ve iadesi yapılmayan çeklerin garanti tutarlarının ödenmesi gerektiğini, Müvekkili banka tarafından davalılara verilen ve iadesi yapılamayan 10 adet çek bulunmakta olduğunu, 10 adet çekin toplam banka sorumluluk tutarı olan 22.250,00-TL'nin davalılar tarafından ödenmesi yapılması gerektiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip talebinde ilgili tutarlar gayri nakit ( depo talep edilen) miktar olarak talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından haksız olarak ilgili tutarların nakit olarak talep edildiğinden bahisle toplam 10 adet çekin banka sorumluluk bedeli olan 22.250,00-TL'den borçluların sorumlu olmadığı yönünde hüküm kurulduğunu, verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin "Çek Karnesi verilmesine Bağlı Gayrinakdi Kredi" köşe başlıklı 9.21. maddesinde " Müşteri 'ye teslim edilen çek karnesindeki her bir çek yaprağı için bankanın ilgili mevzuat kapsamında ödemekle sorumlu olduğu tutarlar nedeni ile müşteri hesabına gayri nakdi çek asıllarının iadesi, çeklerin hükümsüz kaldığına dair kesinleşmiş mahkeme kararının ibrazı veya ilgili mevzuat kapsamında gayrinakdi risk sona erene kadar işbu gayrinakdi risk kaydı müşteri hesabında devam edeceğini, Banka tarafından çek sorumluluk bedelinin ödenmesi halinde, gayrinakdi olarak takip edilen risk, nakde dönüşecek ve herhangi bir bildirime gerek olmaksızın Sözleşme'de yazılı temerrüt hüküm ve faiz oranları geçerli olacaktır." şeklindeki ifade ile taraflar arasında çek bedellerinin bankaya depo edileceği kararlaştırıldığını, Ayrıca yine aynı sözleşmesinin "Kredinin Müteselsil Kefalet Karşılığı Kullandırılması ve Müteselsil Kefillerin Sorumluluğu" başlıklı 10.13. Maddesinde, "Müteselsil kefiller; Banka'nın merkez ve şubelerinde Müşteri lehine, gerek işbu sözleşme'nin imzalandığı tarihten önce açılmış gerek işbu sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra açılacak olan her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından (Çek Kanunu uyarınca Banka'nın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) ve gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğduğunu ve doğacak bütün borçlarından bankaya karşı aşağıda her bir Müteselsil Kefil'in el yazısı ile belirtmiş oldukları kefalet limitlerine kadar; müteselsil kefil sıfatıyla imza tarihinden itibaren 10(on) yıl süreli olarak sorumlu olduklarını, sorumlu oldukları azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazılarıyla belirtmek suretiyle ve imzalarıyla TBK'nın ilgili hükümlerine uygun olarak aşağıda kabul etmişlerdir." Şeklindeki ifadeler ile taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Ve Teminat sözleşmesinde bankaya iade edilmemiş çek yaprakları sebebiyle borçluyla birlikte müteselsil kefillerinde sorumlu olduğu belirtildiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/19-932, K. 2021/868 sayılı ilamında "5941 Sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlü olduğunu, aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklandığını, bu ödeme külfeti, sözü edilen Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu, davacı, bankadan aldığı çek yapraklarının bir kısmının boş ve imzasız olarak çalınmak suretiyle elinden çıktığını, söz konusu çekler nedeniyle hesabına bloke konulduğunu ileri sürerek bu bedelin ödenmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiğini, 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; davalı banka, davacıya teslim edilen ve iade edilmeyen çekler nedeniyle ödemek zorunda kalabileceği yasal sorumluluk bedelinin depo edilmesini istemekte haklı olduğunu, bu durumda mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla davalı bankanın kayıt ve defterleri de incelenmek suretiyle, davacının ne kadar çek yaprağı iade etmesi gerektiği ve davalı bankanın borç altına girebileceği miktar belirlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle direnme kararı bozulmuştur." Taraflar arasında imzalanmış olan Genel Kredi Ve Teminat sözleşmesinde açıkça borçlu ve kefillerin çeklerin depo bedellerinden sorumlu olması gerektiği kararlaştırıldığını, Ayrıca, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip talebinde ilgili tutarlar gayri nakit ( depo talep edilen) miktar olarak talep edildiğini, müvekkilinin bankanın ödemek zorunda kaldığı garanti tutarlarından borçlu ve müteselsil kefillerin birlikte sorumlu oldukları Yargıtay kararları ile de hüküm altına alındığını, netice olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen huzurdaki karar usule, yasaya ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Sunulan sebeplerden, Mahkeme tarafından verilen 30.11.2021 tarih ve 2020/381 E., 2021/791 K. Sayılı kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili şirketin davacı bankadan 4 adet taksitli kredi kullandığını ve 4 krediden 5.036 TL. taksit tutarlı kredinin 16 taksidini, 7.618,41 TL.taksit tutarlı krediden 13 taksit ,1.617 TL. taksit tutarlı krediden 4 taksit ,2.857,31 TL.taksit tutarlı krediden 6 taksit, 2.000 TL.taksit tutarlı krediden 2 taksit ödediğini, ayrıca yapılandırma sonrası 3 taksit ödediğini, bu ödemelerin dikkate alındığında müvekkili şirketin asıl alacak borcunun 261.000 TL. olması gerektiğini, icra takibinde 298.000 TL. olarak talep edilmesinin doğru olmadığını, ayrıca, bilirkişinin müvekkili şirketin yapılandırma öncesi ödemelerini dikkate almadığını ve mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığını, Hesap kat ihtarının müvekkili şirkete usulünce tebliğ edilmediğini, bu sebeple müvekkili şirket hakkında başlatılan takibin usulüne uygun başlatılmadığını, usulüne uygun başlatılmayan takip hakkında itirazın iptaline ve tazminata karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, Taraflar arasında faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış olduğundan müvekkili şirketin faiz oranına yaptığı itirazın haklı olduğunu, buna rağmen, mahkemece %35,10 oranında faize karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili ... hakkında geçerli bir kefalet olmamasına rağmen davanın davalı ... hakkında reddi gerekirken kabulünün hukuka uygun olmadığını, İleri sürerek, mahkeme kararı hesap kat'ı ,asıl alacak, faiz, çek sorumluluk bedelleri ve kefalet yönünden hukuka uymadığından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarihli kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince HMK.nun 344. maddesi gereğince İstinaf karar harcının ikmali hususunda düzenlenen 10/02/2022 tarihli İstinaf Harç - Masraf Tamamlatılması Hk. Muhtıranın davalılar ..., ... Tekstil San.ve Tic. A.Ş. vekili Av. ...'a 15.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğe rağmen verilen sürede harç ikmal edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesi 24/03/2022 tarih ve 2020/381 Esas - 2021/791 Karar sayılı Ek kararı ile; ''Somut olayımızda; davalılar ..., ... Tekstil San.ve Tic.A.Ş. vekili Av.... mahkememizin 30.11.2021 tarih, 2020/381 Esas 2021/791 Karar sayılı nihai kararına ilişkin olarak 09.02.2022 havale tarihli dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu, HMK.nun 344. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru için gerekli harcın ikmali hususunda gönderilen muhtıranın davalılar ..., ... Tekstil San.ve Tic.A.Ş. vekili Av.... 'a 15.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğe rağmen verilen sürede harcın ikmal edilmediği anlaşılmakla, HMK.nun 344. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. '' Gerekçesi ile; Davalılar ..., ...Tekstil San.ve Tic.A.Ş. vekili Av....'un 09.02.2022 havale tarihli istinaf dilekçesinin reddine, karar verildiği, verilen ek kararın davalılar vekili Av. ...' a elektronik olarak ve usulüne uygun şekilde 29/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği halde, davalılar vekili tarafından bu ek karara yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesince HMK.nun 344. maddesi gereğince istinaf karar harcının ikmali hususunda düzenlenen 10/02/2022 tarihli İstinaf Harç - Masraf Tamamlatılması Hk. Muhtıranın davalılar vekili Av. ...'a 15.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğe rağmen verilen sürede harç ikmal edilmediğinden İlk Derece Mahkemesi 24/03/2022 tarihli ek karar ile; Davalılar ..., ... Tekstil San.ve Tic.A.Ş. vekili Av....'un 09.02.2022 havale tarihli istinaf dilekçesinin reddine, karar verildiği, verilen ek kararın davalılar vekili Av. ...' a elektronik olarak ve usulüne uygun şekilde 29/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği halde, davalılar vekili tarafından bu ek karara yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla; Dairemizce, davalılar vekili tarafından gerekçeli karara yönelik yapılan istinaf başvuru sebepleri incelenmemiştir. Davacı ... Bankası A.Ş. ile davalı ... San. ve Tic.A.Ş. arasında, 26.06.2019 tarihinde, sözleşme ön bilgi formunu da içeren 500.000,00 TL tutarlı Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalanmadan önce 09.11.2017 tarihinde ayrıca ... Kredi Kartı Sözleşmesi imzalandığı, Davalı ...'ün Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde 500.000,00 TL tutarında Müteselsil kefil sıfatıyla imzasının mevcut olduğu, Sözleşmenin Kefalet bölümünün, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 583. Maddesinde belirtilen şartlara göre düzenlendiği, ayrıca adı geçen kefilin davalı şirketin ortağı ve münferit yetkili yönetim kurulu başkanı olduğu, bu sebeple TBK'nın 584. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, şirket ortakları ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilecek kefalet için eşin rızasının aranmadığı, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Ve Teminat Sözleşmesine istinaden, davacı banka tarafından davalı asıl borçluya krediler kullandırıldığı, ...-... seri no.lu 10 yapraklı Çek Karnesi verildiği, ayrıca davalı ...'ün kullanıcısı olduğu 40.000,00 TL limitli ... Kredi Kartı verildiği anlaşılmıştır. Davacı ... Bankası A.Ş. Tarafından, davalı muhataplara Gebze ... Noterliğinden gönderilen 23.01.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; Kullandırılan kredilerden kaynaklanan ve 22.01.2020 kat tarihi itibariyle toplam: 341.497,79 TL nakit borcun, bu tarihten itibaren işleyecek faiz, fon, gider vergileri ve noter masrafı ile birlikte 24 saat içinde Banka veznelerine ödenmesi, ayrıca iade edilmemiş 10 adet çek yaprağının banka sorumluluk tutarından kaynaklanan 20.300,00 TL gayri nakdi borcun 24 saat içinde Banka veznelerine nakit olarak depo edilmesi, aksi halde yasal yollara başvurularak tahsili yoluna gidileceğinin ihtaren bildirildiği, davalı asıl borçlu şirkete gönderilen ihtarnamenin, muhatap adresten ayrılmış açıklaması ile 25.01.2020 tarihinde iade olduğu, kefil ...'e gönderilen ihtarnamenin ise muhatapla aynı adreste ikamet eden eşine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı asıl borçlunun sözleşmedeki adresine ihtarname gönderildiğinden,sözleşmenin 13/2.a maddesine göre davalı asıl borçluya gönderilen tebligatın geçerli olduğu, bu durumda, davalı asıl borçlu ile davalı kefile ihtarnamede verilen 24 saatlik sürenin dolmasıyla (verilen süre hafta sonuna denk geldiğinden) 27.01.2020 tarihinde temerrüde düştükleri, ihtarnamede belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile toplam: 370.436,75 TL. nakdi alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibinde bulunulduğu, davalı borçluların borca itiraz etmesi üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkemece bankacı bilirkişiden rapor alındığı, davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesi ile; bilirkişi raporundaki terditli hesaplamanın usule aykırı olduğu, temerrüt faizinin GKS. Göre %46,80 olarak banka hesaplamasının usule uygun olduğu, takipteki alacak talebi içerisinde 10 adet çek yaprağından kaynaklı gayrinakdi alacak tutarınında bulunduğu belirtilerek itirazlarına göre yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, davalılar vekili de bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesi ile; kefilin kefaletinin geçerli olmadığı, asıl alacak,faiz hesabının hatalı olduğuna yönelik itiraz edilerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, gerekçesi açıklanmak suretiyle bilirkişi raporundaki tesbitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekilinin temerrüt faiz oranına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Dosyada mevcut 26.06.2019 tarih ve 500.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinin “TEMERRÜT” başlığını taşıyan 11. maddesinin b bendinde; “………..BANKA’ nın mevzuat gereğince TCMB ‘ ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisini ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder………..” hükmü düzenlenmiştir. Mahkemece 25/05/2021 tarihli duruşmanın 3 nolu ara kararı uyarınca; Davacı bankanın Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 12/07/2021 günü, saat 14:00'de mahkeme duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, davacı banka vekili 27.05.2021 tarihli beyan dilekçesi ile; Müvekkili bankanın ticari defter ve belgelerinin hacimli olması ve ibrazının mümkün olmaması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu 218. Maddesi gereğince, Sayın Bilirkişi'ye "... Mah. ... Cad. No:.. Fatih/İstanbul adresinde bulunan ... Bankası Sultanhamam Mısır Çarşısı Şubesi'nde yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece 12/07/2021tarihli teslim tutanağı ile dosyanın bankacı bilirkişiye verildiği ve alınan bilirkişi raporunda; Dosya kapsamına ve davacı taraftan temin edilen belgeler doğrultusunda rapor hazırlandığı belirtilmiş olup bilirkişinin HMK. 278 Madde uyarınca davacı Banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda; Kredi hesabının kat edildiği tarihte dava konusu ticari kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz yıllık % 27 olduğundan sözleşmenin 11/b maddesi uyarınca temerrüt faizinin uygulanmakta olan akdi faizin %30 fazlası oranında %35,10 oranında temerrüt faizi talebinde bulunabileceği belirtilmiştir. Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde; Bu durumda sözleşmede temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış olduğundan, temerrüt faiz oranının tespitinde bankanın kredi lehdarına kullandırdığı ticari krediye uyguladığı akdi faiz oranı esas alınarak temerrüt faiz oranı belirlenmesi gerektiğini, somut olayda; davacı bankanın takip talebinde taksitli ticari krediler için yıllık %46,80 oranında temerrüt faizi talep ettiğini, bu oran sözleşmeye uygun olmayıp bankaca talep edilebilecek temerrüt faiz oranının yıllık %35,10 olduğu belirtilip bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir. 6102 sayılı Kanun’un 8 inci maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Taraflar arasında akdedilen GKS ticari iş niteliğinde olduğuna göre sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin hükmü taraflar bakımından bağlayıcıdır ve uygulanması gereken temerrüt faizinin bu hüküm gözetilerek belirlenmesi gerekir.Temerrüt faizi oranının tespiti yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, bilirkişi tarafından ilgili banka şubesinde yerinde inceleme yapılarak, banka kayıtları incelenip dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı belirlenip bu orana sözleşmenin 11/b maddesinde belirtilen % 30 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar, Yargıtay 11 HD. 2021/9135Esas - 2023/655 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir. ) Bu durumda mahkemece, bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilip banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, bankanın temerrüt tarihinde aynı tür ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenip, bu orana sözleşmenin 11. maddesinin b bendinde belirtilen %30 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı ile banka alacağının tespiti yönünde ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarih ve 2020/381 Esas - 2021/791 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4- Davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile maktu istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/381, K. 2021/791, T. 27.05.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-381-e-2021-791-k-2a74445193d6