Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/300 E. 2022/72 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/300
Karar No
2022/72

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/1234 Esas KARAR NO:2025/188 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:13/04/2022 NUMARASI:2020/300 E. - 2022/72 K. DAVANIN KONUSU:Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan cezai şart ve tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: sözleşme ihlalinden doğan taraflarca kararlaştırılmış 20.000 Euro cezai şartın davalılar ... Şti ve ...dan alınarak davacıya verilmesi, davalılar ... ve ...'ın 02/04/2013 tarihli sözleşme ihlalleri nedeniyle davacının fsek'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğinin tespitini, söz ve müziği davacıya ait olan "..., ..." isimli eserlerin davacının rızası olmadan izinsiz yayınlanması nedeniyle mali ve manevi hakların ihlal edildiğinini tespitine, şimdilik belirsiz alacak hükümlerine göre 1000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, ... isimli eserin davalılarca her türlü mecrada kullanımının tedbiren önlenmesine, esere tecavüzün red ve men'ine eser sahibi olarak davacının isminin yazılmasına, davacının ... isimli esere ilişkin klibin başta youtube olmak üzere tüm dijital ve sosyal mecralarda kullanımının önlenmesi tecavüzün ref ve men'ine ve tedbire hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı itirazları olduğunu, sözleşme ile belirlenen yükümlülükler yönünden tarafların karşılıklı anlaşmalarına uygun davranılmış olması nedeniyle ceza-i şart veya tazminatı gerektirir herhangi bir ihlalin söz konusu olamayacağını, tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine ve davacının ihlalini iddia ettiği hususları bilerek haberdar olmasına rağmen, çok uzun yıllar sessiz kalıp dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra cezai şart ve tazminat talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini, davacının ceza-i şart talep hakkı bulunmamakla beraber, sözleşmeyi hâlen ayakta tuttuğunu beyan ederek aynı anda hem ifayı hem de cezai şartı talep etmesinin de mümkün olmadığını, davacının manevi ve mali haklarının zarar görmesine yol açan bir ihlal de söz konusu olmayıp tazmini gereken bir zararı olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Sözleşme ihlali kapsamında 20.000 Euro cezai şartın ... ve ... AŞ ‘den alınarak davacıya verilmesine,Davacı yanca talep edilen diğer taleplerin (maddi ve manevi tazminat) REDDİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın hukuka, aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu sözleşmeye dayalı talepler için davalı şirket yanında şirket temsilicisine husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve bu sürenin dolduğu gözetilmediğini, ihtilafa uygulanacak zamanaşımının süresine ilişkin herhangi bir değerlendirme veya gerekçe gösterilmediğini, davacının aradan uzun yıllar geçmesini bekledikten ve karşı tarafta haklı bir güven oluşturduktan sonra ileri sürdüğü cezai şart taleplerinin "hakkın kötüye kullanılması" niteliğinde olduğunu , davacı ile ... Şirketi arasında 02/04/2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede söz ve müziği davacıya ait "..." isimli eser karşılığında davacıya 15.000 Euro ödenmesi ve bazı yan yükümlülüklerin kararlaştırıldığını belirtilen bedelde ödeme yapılarak diğer yükümlülüklerin de fazlasıyla yerine getirildiğini, tanık dinletilme taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, bilirkişi raporunda da davacının iddialarının yerinde olmadığının belirtildiğini, zamanaşımı ve hak kaybı sebebiyle ceza-i şart taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece fahiş ceza miktarında indirim yapılmadan hüküm kurulmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının sözleşmeden asıl ve bütün menfaati elde ettiğini, 20.000 Euro tutarındaki cezai şartın , davacıya kazandırılan maddi ve gayri maddi menfaatlerin yanında, davalı tarafı elverişsiz bir duruma sokarak zarara uğratacağını, mahkemece şirket yanında sorumlu tutulan ...'ın tacir sıfatı bulunmadığını, hem taraf hemde tacir sıfatı olmaması nedeniyle mahkemece cezai şartın TBK’nun182/son maddesi hükmüne göre, bir indirime tabi tutulmamasının hatalı olduğunu beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tümden reddini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davacının FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğinin tespiti,meni, refi, maddi ve manevi tazminat ile taraflar arasındaki sözleşmenin ihlaline dayalı cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.Davacı vekili, 02/04/2013 tarihli sözleşme kapsamında "..." isimli parçaya klip çekilmediğini, yine sözleşmeye göre davacı adına çıkarılan "..." isimli maxi single albümünün sözleşmeye göre dava dışı ... üzerinden çıkarılması gerekirken davalı ... Şti. üzerinden yayınlandığını, albümde 3 şarkı bulunduğu sözleşmeye uygun olarak 3 şarkı 1 remix şeklinde çıkarılmadığını , belirtilen sayıda promosyon basılmadığını, ayrıca albümdeki "..." isimli eser için çekilen klibin kalitesiz olduğunu bu şekilde sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini ileri sürerek 20.000 Euro cezai şart bedelinin tahsilini, davalı eylemlerinin fsek'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlali olduğunun tespiti,meni, refi, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 22/11/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda;Davaya konu ... isimli ve... isimli yaratımların FSEK 3 anlamında musiki eseri oldukları, eserlerin FSEk 11’deki karine çerçevesinde sahibinin davacı olduğu, davacının 2013 yılında yapılan sözleşme çerçevesinde sözleşme konusu yükümlülüklerin önemli bir bölümünün yerine getirilmesi, davacıya albüm yapılması, klip çekilmesi bir kısım promosyon yapımlarının yapılması dikkate alındığında eksik kalan yükümlülüklerin üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen davacının sessiz kalması ve davalıda bu yönde bir beklenti oluşturduktan sonra 2019 tarihinde ihtar çekmesi dikkate alındığında sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığının takdiri hukuki bir değerlendirme olması nedeniyle ancak Mahkemece değerlendirilebileceğini, sessiz kalma söz konusu olmadığı takdirde ise Davalının sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemleri dikkate alındığında davacının sözleşmenin 6 ıncı maddesine dayalı cezai şart talebinde bulunabileceği,Davacı cezai şart dışında ayrıca FSEK’e dayalı maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunmuş olup; taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmeye aykırılık hâklinde cezai şarta ek olarak ifanın da talebinin isteneceğine ilişkin açık bir kararlaştırma bulunmadığından davacının sadece cezai şart talebinde bulunabileceği, bununla birlikte Mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimalinde davacının cezai şarta ek olarak talep ettiği FSEK 68 ve FSEK 70’e dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin de değerlendirilmesinin gerekeceği,Davacının ... isimli şarkıya klip çekilmemesi dolayısıyla eser sahibi olduğu eserin istediği şekilde umuma arz edilmemesi sebebiyle umuma arz hakkının ihlal edildiği, ... isimli klibin istenilen kalitede olmadığı, youtube da eser sahibi olarak adına yer verilmediği, ... yerine...’ın albüm yapmasının umuma arz yetkisinin ihlali olduğu şeklindeki gerekçelerinin eser sahibinin manevi hak ve yetkilerine ilişkin olup manevi hakkın ihlali halinde FSEK 68 çerçevesinde talepte bulunulamayacağı, ... isimli şarkıya klip çekilmemesi dolayısıyla eser sahibi olduğu eserin istediği şekilde umuma arz edilmemesi sebebiyle umuma arz hakkının ihlal edildiği, ... isimli klibin istenilen kalitede olmadığı, youtube da eser sahibi olarak adına yer verilmediği, ... yerine ...’ın albüm yapmasının umuma arz yetkisinin ihlali olduğu şeklindeki FSEK 70’e dayalı manevi tazminat talebi yönünden ise;Taraflar arasındaki sözleşmenin bütünü dikkate alındığında davacının eser sahibi olduğu ...isimli ilk umuma arzının albümde okuma şeklinde olup klibin daha sonra çekilecek olması dikkate alındığında eserin umuma arzının klibin yayımı şartına bağlı tutulmaması dikkate alındığında umuma arz yetkisinin ihlali sonucu doğurmayacağı sadece sözleşmeye aykırılık oluşturacağı, Youtube yayınlarında ... isimli eserin klibinde eser sahibi olarak eser sahibi davacının adına yer verilmemesi FSEK 15 çerçevesinde manevi haklarının ihlali sayılabileceği, Davacının FSEK 70’e dayalı manevi tazminat talebinin bu çerçevede Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Türk Ticaret Kanunu’nun 39. maddesi gereği olarak “Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.” Davaya konu 02/04/2013 tarihli sözleşmenin davacı ile davalılardan ... Şti arasında düzenlendiği , ancak davalı ...'ın , davalı şirketin yetkilisi sıfatı ile değil şirket kaşesi yada şirket unvanı belirtilmeden kendi adına sözleşmeyi imza ettiği , bu nedenle husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı ve davalı ... şirketi arasında düzenlenen 02/04/2013 tarihli sözleşmenin, 2 inci maddesine göre sözleşmenin konusunun; "söz ve müziği ...'ne ait olan ... adlı müzik eserinin albüm parçası olarak ,albüm adı olarak ve albümün “..." yüzü ilk parçası olarak , albümün ilk çıkış video klibinin bu esere çekilmesi (...'a) .Bilimum mecralarda kullanılması ve eser üzerindeki mali hakların ,... tarafından ...'nin üyesi bulunduğu Mesleki Birliğe yapılacak ve bu şekilde ...'ne yapılacak ödemeler hariç olmak üzere ...'a devri ile ... ,...'ne , “...'” isimli müzik eseri karşılığı 15.000 Euro nakit para ile ... tarafından ve ...'a ait müzik şirketinden çıkarılacak 1 maxi single hazırlanması,2000 adet promosyon albüm hazırlanması ve klip çekilmesi, Sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl süre ile tüm ... ve organizasyon çalışmalarının yapılması, hazırlanacak olan maxi single albümün (3 şarkı ve 1 ... den oluşan toplam 4 eserlik albüm) 15 haziran 2013 tarihinde piyasaya sürülmesi, müzik marketlere dağıtımının yapılması ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi" olduğu görülmektedir.Taraflar arasındaki sözleşmede , davacının eser sahibi olduğu ... isimli eserin mali haklarının devri ile devralan tarafından davacı adına maxi single albüm çıkarılmasına ilişkin hak ve yükümlülükler düzenlenmiştir. Bu hali ile 02/04/2013 tarihli sözleşme karma sözleşme niteliğinde olup, sözleşmedeki davaya konu davalının yerine getirilmediğini ileri sürdüğü edimlerin " ... tarafından ve ...'a ait müzik şirketinden çıkarılacak 1 ... hazırlanması,2000 adet promosyon albüm hazırlanması ve klip çekilmesi, Sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl süre ile tüm ... ve organizasyon çalışmalarının yapılması, hazırlanacak olan ... albümün (3 şarkı ve 1 remix den oluşan toplam 4 eserlik albüm) 15 haziran 2013 tarihinde piyasaya sürülmesi, müzik marketlere dağıtımının yapılması" olduğu , bu hali ile sözleşmedeki bu kısmın eser (istisna) sözleşmesi mahiyetinde olduğu, TBK 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalının süresi içinde zamanaşımı definde bulunduğu, davanın 23/09/2020 tarihinde açıldığı dava konusu istemin zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerine yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın kısmen kabulü yönündeki kararın isabetli olmadığı, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davalılar vekilinin, İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/04/2022 tarih, 2020/300 E. 2022/72 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN REDDİNE 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40- TL karar harcından peşin alınan 3.941,48- TL'nin mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 3.326,08‬-TL harcın davacı tarafa talebi ve isteği halinde iadesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000.00- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 150,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 370,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/300, K. 2022/72, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-300-e-2022-72-k-2bbe1fb8ffc7