Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/765 E. 2025/81 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/765
- Karar No
- 2025/81
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/723 KARAR NO: 2025/820 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/01/2025 NUMARASI: 2024/765 E.- 2025/81 K. DAVANIN KONUSU: Alacak İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 24/04/2025 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/01/2025 tarih ve 2024/765 E - 2025/81 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete ait, davalı ...'ın da imzaısının bulunduğu 2018 tarihli protokolde yer alan 8. Madde gereğince müvekkili şirkete ait forklift, 2 adet vinç, bir adet boy kesim hattı o dönemde hissedar bulunan davalı ...'ın kullanımına bırakıldığını, davalının o dönem şirket ismi ... Ltd. Şti nin hissedarı olan eşi adına kayıtlı şahıs şirketi olan firmaya ilgili makinelerin satışına dair fatura düzenlediğini, bunun gerçek bir satış olmadığını, müvekkil firma ... olan ismini ... Metal olarak değiştirdiğini, ve dava konusu malların bulunduğu adresinden güncel mernis adresine taşıdığını, dava konusu olan malların hala aktif kullanıldığını, davalılar tarafından taahhüt edilen diğer alacakların firma hissedarları tarafından alınamamış olduğu, bu durumda verdikleri malları geri isteme durumu ortaya çıktığını, ilgili sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca yine müvekkil firma ortaklarına vinç verileceği taahhüdünde bulunulduğunu fakat bu hususunda yerine getirilmediğini tüm bu sebeplerden dolayı ... Metal ... Mah. ... Sok. No:... .../ KAYSERİ adresinde bulunan dava konusu malların dava sırasında başkasına devredilmesini önlemek için taşınır malların güvenilir kişiye teslimine karar verilmesini veya dava konusu malların işlevleri itibariyle yıpranan ve bozulabilecek mallar olması sebebiyle değerinde aşırı düşme meydana geleceğinden dava konusu şeyin mühürlenmesi, kilit altına alınması, davalılar tarafından kullanılmamasına yönelik uygun görülecek ihtiyati tedbir karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın davasında nereden bakılırsa bakılsın davacının davasının haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı ...'ın davaya konu ettikleri sözleşmede taraf değil şahitolarak imzasının olduğunu, davalı ...'ın ise sözleşmenin ne tarafı ne de şahidi olmadığını, sözleşmede adının da geçmediğini, davada bahis konusu edilen sözleşmenin 16 maddesine bakıldığında bu sözleşeye bağlı doğabilecek sorunun çözümünde hakem heyetinin kararının geçerli olacağı yönünde olup davacının hakem yoluna başvurmak yerine dava açmış olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacının iddialarını asla kabul etmediklerini, davacının davaya konu ettiği forklift, 2 adet vinç ve bir adet boy kesim hattının müvekkiline verildiğinden bahsetmiş ise de bu malların müvekkilde kaldığına ya da teslimine ilişkin bir belge sunamadıklarını, ayrıca davaya konu ettiği şeylerin cinsini, markasını, modelini hiçbir özelliği tasvir etmediklerini, neye göre talepte bulunduklarının anlaşılmadığını, davacı tarafın iddia ettiği adreste müvekkilleri adına bir şirketin yada ticari faaliyetin olmadığını, tüm bu izahlarla davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut olayda davaya konu limited şirket payları davacı şirketin ortaklar genel kurulunun onayı ile geçerli olduğu (TTK m.595/2), devrin gerçekleştiği, davalı şirket ortağı ...'ın şirket ortaklığının sona erdiği, durumun ticaret sicili müdürlüğüne bildirilmesi suretiyle ticaret siciline tescil ve ilân edildiği, bu yönüyle yapılan devrin şirketçe bilindiği ve kabul edildiği anlaşılmaktadır. Şu halde bu devirden doğan alacak taleplerinin 13/11/2018 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, 13/11/2023 tarihinde zamanaşımının dolduğu, bu süre zarfında zamanaşımını kesen veya durduran bir durumun mevcut olmadığı, davacı şirketin kendi ortakları arasında düzenlenen 17/10/2018 tarihli (limited şirket paylarının devrine ilişkin hükümlerin şekle uyulmaksızın düzenlenmesi nedeniyle kesin hükümsüz olduğu) sözleşme veya protokole dayalı olarak alacak ve/veya tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı davalıların usulüne uygun ve esasa cevap süresi içerisinde sunmuş oldukları cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürdükleri anlaşılmakla davanın adı geçen davalı yönünden zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Davanın davalı ... yönünden zamanaşımı yönünden reddine, Davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada yerel mahkeme protokolünün şirket payı devir sözleşmesi olarak değerlendirdiğini, delil olarak sunulan fatura ilgili taşınırların davalı ... imzası ile diğer davalı adına aktarılmasını tespit amaçlı olduğunu, yalnızca faturadan kaynaklı bir alacak taleplerinin olmadığını, sözleşme yekün halinde incelendiğinde pay devri olmayıp taşınır ve taşınmaz satış vaadi içeren ve bunlara karşılık taraflara borç ve alacak yükleyen bir sözleşme olduğunu, şekil şartları itibariyle geçersiz olan sözleşmenin şirket payı sözleşmesi olarak değerlendirilip TBK'nın 147. maddesi gereğince 5 yıllık zaman aşımı süresine tâbi tutulması yasa ve usule aykırı olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı ifa edilen edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alınabileceğini, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, mahkemece bu sürelerin ne zaman başlayıp sonlandığına dair de bir tespit yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının yasa ve usule aykırı bulunduğunu, yerel mahkemece davalı ... yönünden yapılan pasif husumet yokluğu şeklindeki değerlendirmenin yasa ve usule uygun bulunmadığını, dava ve talep konusu itibariyle istenilen alacakların sebepsiz zenginleşme kapsamında talep edilen alacaklar olduğunu, ... dava konusu protokol'de imzası bulunmasa da eşi olan diğer davalı ...'ın geçersiz olan sözleşmeden dolayı almış olduğu vinç ve diğer dava konusu eşyaları zilyetliğinde bulundurduğunu, ilgili protokolde yazılan dava konusu taşınırları eşi davalı ...'a ait olan şahıs şirketine aktardığını, bu nedenlerden dolayı husumet yokluğu değerlendirmesini kabul etmediklerini ileri sürerek yerel mahkemece verilen kararın bozularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın salt süreci uzatmak adına yapmış olduğu haksız ve dayanaksız istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davacı tarafça ara karara yönelik istinaf başvurusu yapılırken davasının ispatı olarak faturaya dayandığını ve istinaf başvuru dilekçesinin ekinde fatura sunduğunu, şimdi ise davanın reddi kararına karşı istinaf başvuru dilekçesinde faturadan kaynaklı bir alacak taleplerinin olmadığını ileri sürdüklerini, kaldı ki dosyaya sundukları faturaya bakıldığında kapalı fatura olduğu ve dolayısı ile bahse konu faturadan kaynaklı herhangi bir alacak vereceğinde olmadığının görüleceğini, ayrıca faturadan kaynaklı alacaklar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini, davacı tarafın davasına dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin 14. Maddesine bakıldığında müvekkili ...'ın ... Ltd. Şti'deki hissesini devredeceğine dair maddenin yer aldığının görüleceğini, dolayısı ile de yerel mahkemenin kararında belirttiği üzere davacının talebinin zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, kaldı ki müvekkili ...'ın davaya konu ettikleri sözleşmede taraf olarak değil şahit olarak imzasının mevcut olduğunu, davalı müvekkili ... ise sözleşmenin ne tarafı ne de şahidi olmayıp adının dahi geçmediğini, ...'ın bahse konu sözleşmede imzası olmasa da vinçleri zilyetliğinde bulundurduğu gerekçesi ile husumet yöneltildiğini ileri sürmüşler ise de bunu da kabul etmenin mümkün olmadığını, zira bahse konu vinçlerin ...'ın zilyetliğinde olduğuna dair dosya içerisine delil sunamadıklarını, iş bu sebeple müvekkili ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi kararının yerinde olduğunu beyan ederek davacı tarafça yapılan istinaf başvuru talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu sac rulo açma işinde kullanılan forklift, 2 adet vinç (tavan vinci), bir adet boy kesim hattı'nın davalı/davalılar'dan alınarak tarafımıza verilmesi bu mümkün değil ise mevcut rayiç değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile değeri kadar tazminat talebine ilişkindir. Davacı davaya konu sac rulo açma işinde kullanılan forklift, 2 adet vinç (tavan vinci), bir adet boy kesim hattı'nın şirket ortakları arasında imzalanan 17.10.2018 tarihli sözleşmenin sekizinci maddesi doğrultusunda ...'a verildiğini, bahse konu makinelerin davalı ...ın ve eşinin hissedarı olan ... limited şirketi adına fatura edildiklerini, bu satışın gerçek bir satış olmadığını davalıların protokol uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini belirterek eldeki davayı açmıştır. Davanın var cevap dilekçelerine husumet itirazı zaman aşımı ilk itirazı ile birlikte bahse konu makinelerin ...'a teslim edilmediğini ileri sürmüşlerdir. Somut olayda uyuşmazlık davaya konulu makinelerin daha 17.10.2018 tarihli sözleşme uyarınca davalılara devir ve teslim edilip edilmedikleri, teslim edilmiş iseler eldeki dava yönünden taleplerin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, zaman aşımına uğramamış ise davacı şirketin makineleri veya bedellerini talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan 17.10.2018 tarihli "sözleşme" isimli başlıklı belge incelendiğinde; ... ..., ..., ... ortaklığı aşağıdaki şartlar kapsamında ayrılma kararı almışlardır. 8-Şirkete mevcut forklift 2 adet vinç bir adet boy kesim hakkıyla cep başa verilecektir 9-... tarafından ... bölgesindeki yeni yapılan fabrikanın ölçülerine uygun 100.000 TL değerinde ödeme ödeme verilecektir. 10-... şirketine ait alacaklar ve borçlar tamamen ..., ..., ...'a(...) aittir. 14-... Limited Şirketindeki ...(...) Hissesinin tamamını ... ve ...a devir edilecektir." Şeklinde düzenlemeler olduğu görülmüştür Davalı ...'ın 13.11.2018 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı dosyaya sunulan kayıtlardan görülmüştür. Dosya sunulan ... Limited şirketi tarafından ... Metal (...) adına düzenlenen ... sıra numaralı 06.11.2018 tarihli fatura incelendiğinde 2 adet elektrikli tavan vinci, 1 adet ... model ... marka forklift (dizel) bir adet boy kesme makinesinin satışına ilişkin düzenlendiği görülmüştür. Davacının talepleri dava konusu iş makinelerinin mülkiyetinin tarafına ait olduğunu tespitine ilişkin olup uyuşmazlığın çözümü açısında yasal mevzuata değinmekte fayda vardır. 4721 sayılı TMK'nun 763. Maddesinde "Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devrinin gerektiği, Bir taşınırın zilyetliğinin iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimsenin, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olacağı düzenlendikten sonra 777. Maddesinde ise Başkasının taşınır bir malını davasız ve aralıksız beş yıl iyiniyetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kimsenin, zamanaşımı yoluyla o taşınırın maliki olacağı, Zilyetliğin irade dışı kaybedilmesi hâlinde zilyetin, bir yıl içinde eşyayı ele geçirmesi veya açacağı bir dava yoluyla onu yeniden elde etmesi halinde kazandırıcı zamanaşımının kesilmiş olmayacağı, kazandırıcı zamanaşımı süresinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiştir. Araçların Satış Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 3/ 1-a/1 maddesinde Araç: Karayollarında kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adı olarak belirtildikten sonra aynı yönetmeliğin 3/b-13 maddesinde; İş makinası: Paletli veya madeni tekerlekli traktör, biçerdöver ve yol inşa makinaları ile benzeri tarım, sanayi, bayındırlık, milli savunma ile çeşitli kuruluşların iş ve hizmetlerinde kullanılan; iş amacına göre üzerine çeşitli ekipmanlar monte edilmiş; karayolunda insan, hayvan, yük taşımasında kullanılamayan motorlu araç olarak tanımlanmıştır. İş Makineleri Sürücü Eğitim Kursları ile ilgili Yönergenin tanımlar başlıklı 4./5g-1 maddesinde Forklift: Yükleri çatallı kolları ile alıp kaldıran, muhtelif yerlere taşımaya, yüklemeye ve istiflemeye yarayan ve en az 15 kw-20 hp motor gücüne sahip taşıma kapasitesi 600 kg ve yükleme yüksekliği 2 metre olan makine olarak tanımlanmıştır. İş makinelerinin devir ve tescil işlemleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından 17.10.2008 tarihinde yürürlüğe konulmuş olan İş Makinelerinin Tescili İle İlgili Esaslar'a göre yapılması gerekmektedir. Anılan esasların 11. maddesinde iş makinelerinin el değiştirmesi (satış ve devirler) düzenlenmiş olup, anılan maddenin 1/a maddesine göre iş makinelerinin satış ve devirlerinin noterlerce yapılmasının zorunlu olduğu, bunun dışında yapılan her türlü satış ve devirlerin geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda davacı şirket tarafından davaya konu forklift iş makinasının kendisine ait olduğuna dair noterce düzenlenmiş satış ve devir sözleşmesi sunulmadığı gibi dava dışı ... şirketine devrine ilişkin belgelerde sunulmamıştır. Bilindiği üzere ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde noterce düzenlenmiş satış ve devir sözleşmesi bulunmaması halinde davacı şirketin davaya konu forkliftin kendisine iadesini veya tescilini talep etmesi mümkün bulunmayıp geçersiz satım nedeniyle ancak verdiğini geri istemeye hakkı bulunmaktadır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/5484 Esas 2014/7753 Karar) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğine; Davalı ...'nin davacının sunduğu 17.10.2018 tarihli sözleşmede taraf değildir. Sözleşmede taraf olarak imzası bulunan davalı ...'in şirketten 13.11.2018 tarihinde ayrıldığı davaya konu edilen makinelerin dava dışı ... şirketi tarafından 06.11.2018 tarihli fatura ile ...'a teslim edildikleri eldeki davanın 23.09.2024 tarihinde açıldığı görülmüştür. Limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 520/son maddesine göre payın devri veya devir vaadi hakkında ki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmez.Bu sebeble hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih geçerli olarak hisse devrinin yapıldığı tarihtir. Hisse devir bedeli alacağına ilişkin dava ise TBK 147/4 maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabiidir.(Yargıtay 11. H.D 2022/7142 Esas 2024/4539 Karar) İncelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/01/2025 tarih ve 2024/765 E - 2025/81 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025