Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3059 E. 2025/4068 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3059
Karar No
2025/4068
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/523 E., 2024/1389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/376 E., 2023/1163 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı asil ...'ın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu ve davalıların murisi ... tarafından önce 16.05.1989 tarihli tevkil vekaletnamesi ile daha sonra da 21.11.1994 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin edildiğini, müvekkili tarafından vekalete konu dosyaların takip edilerek sonuçlandırıldığını, takip edilen davalarda bütün yargılama giderlerinin de müvekkili tarafından karşılandığını, davacının müvekkilinin 24.11.2011 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçı olarak davalıların vekalet ücretinden sorumlu olduğunu, vefat eden müvekkil ... ile taşınmazın rayiç satış bedelinin %15 oranında vekalet ücreti ödeneceği konusunda şifahi sözleşme yapıldığını, davalılar adına tescil edilen taşınmaz üzerine yapılacak bilirkişi incelemesi ile rayiç değerin tespiti ile müvekkiline ödenecek vekalet ücretinin hesaplanmasının mümkün hale gelebileceğini ileri sürerek; Avukatlık Kanunu 164/4. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; vekalet ücretinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında yazılı bir vekalet ücret sözleşmesi mevcut olmadığını, davacının vekillik görevini ve sorumluluklarını kanuna uygun olarak yerine getirmeyip, talep edilmesine rağmen hesap vermeyi reddettiğini, vekalet ilişkisi süresince masrafların murisleri ve vasi tarafından ödendiğini, davacının alacak talebine dayanan Pendik Kadastro Mahkemesinin 1991/14 E. sayılı dosyasının (yeni esas 2010/23 E. sayılı) 14.04.2014 tarihinde kesinleştiğini, davacının ücret alacağının 15.04.2016 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, taşınmaz satış bedeli üzerinden vekalet ücret sözleşmesi kurulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı, davacı her ne kadar sözlü ücret sözleşmesini bulunduğunu iddia etmiş ise de vekilin de vefat etmesi sebebiyle bu durumun ispatının mümkün olmadığı, vekalet akdinden doğan davaların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, avukatlık sözleşmesinden meydana gelen alacağın muaccel hale gelmesinden itibaren 5 yılın geçmesi ile zaman aşımına uğradığı, yazılı ücret sözleşmesinin ispat edilemediği, davacını vekil olarak görev aldığı dava dosyasının 2011 yılında kesinleştiği ve alacağın zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın, Pendik Kadastro Mahkemesinin 1991/14 E. sayılı dosyası ve sonrasında aynı Mahkemenin 2010/23 E. sayılı dosyasında davalıların murisini, vekil sıfatıyla temsil ettiği ve bu dosyada verilen kararın 14.04.2011 tarihinde kesinleştiği, davalıların murisinin de 24.11.2011 tarihinde vefat ettiği ve ölümle vekalet ilişkisinin sona erdiği, davacının alacağının zamanaşımına uğradığı, her ne kadar davacı, taşınmaz satış bedeli üzerinden vekalet ücret sözleşmesi kurulduğu, tescil ve satıştan sonra vekalet ücreti ödeneceği hususlarında şifahen anlaştıklarını ileri sürmüş ise de bu hususu ispatlayamadığı, dava tarihi olan 18.11.2018 tarihine kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun TBK’nın 147. maddesindeki beş yıllık süre dolduğu ve tüm alacak iddialarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece yapılan duruşmada hazır ettiği halde tanığının dinlenmediğini, taşınmazların satışı ile ücret ödenmesinin yapılacağı konusunda anlaşması yapıldığını, davalıların sadece vekalet ücreti ödememek için huzurdaki bu davanın açılmasına sebebiyet verdiklerini, davalıların taşınmazları satmaya çalıştıkları, bu haliyle alacağın muaccel hale geldiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacı avukat ile davalıların murisi ile yapılan vekalet sözleşmesi gereğince vekalet ücretinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinde; “Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.” şeklinde düzenleme gereğince avukatlık sözleşmesinin diğer tarafı olan müvekkilin ölümü halinde avukatlık sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Müvekkilin ölümü halinde taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdiğinden avukat artık müvekkili adına yeni bir dava açamayacağı gibi müvekkilin ölümünden önce açılmış ve derdest olan davalarda temsil edemez. Mirasçılar avukata yeni bir vekalet verebilir ya da sözleşmeyi sonlandırabilirler. 4721 sayılı TMK'nın 641. maddesin de; "Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Müvekkilin ölümü halinde avukatın isteyebileceği vekâlet ücretinden dolayı mirası red etmeyen tüm mirasçılar müteselsilen sorumludur. Vekil, vekil edenin ölümü nedeni ile vekâlet ilişkisinin kendiliğinden sona ermesi nedeniyle vekaleten takip ettiği işler nedeni ile ölüm tarihi itibari ile vekâlet ücreti talep edebilecektir. Somut uyuşmazlıkta; vekil eden olan murisin 24.11.2011 tarihinde vefat ettiği, vekaletin ölümle sona erdiği ve bu tarihten itibaren davacı avukatın alacağının muaccel hale geldiği, davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinde dolduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3059, K. 2025/4068, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3059-e-2025-4068-k-84e6db83eeb9