Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/254 E. 2021/524 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/254
Karar No
2021/524
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/746 KARAR NO: 2024/711 KARAR TARİHİ: 15/05/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/10/2018 NUMARASI: 2014/399 Esas - 2018/861 Karar DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2024 Mahkememizden verilen 22/04/2021 tarih ve 2020/254 E. 2021/524 K. sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/02/2023 tarih ve 2021/5384 E. 2023/843 K. sayılı ilamıyla bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 24/04/2010 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin işbu sözleşme uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından Antalya ve havalisi sigorta acentesi olarak yetkilendirildiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin haksız bir fesih olduğunu, davalı tarafın sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamesine taraflarınca Beyoğlu ... Noterliği'nin 29/01/2013 tarihli ihtarnamesiyle cevap verildiğini, müvekkilin acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkil şirket üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, davalının müvekkilin bilgisi dışında başka bir acenteye taksi poliçeleri konusunda yetki vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli tutumlarını tarım sigortaları kapsamında da devam ettirdiğini, her geçen yıl daha yüksek oranda poliçe düzenlediğini, bu nedenlerle TTK 121/4 maddesi dikkate alınarak belirlenecek uygun bir tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'sinin sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işlemiş avans faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsilini, 30/11/2012 vade ve 27/07/2012 tanzim tarihli 14.933,71TL bedelli senet karşılığı müvekkil şirketçe davalıya ödenmiş olmasına rağmen müvekkile iade edilmemiş olması karşısında işbu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 10/12/2014 tarihinde sunduğu talep arttırım dilekçesi ile denkleştirme tazminatı alacağını 60.965,78 TL'yı çıkarmıştır.Davacı vekili 12/07/2018 tarihinde sunduğu talep arttırım ve ıslah dilekçesi ile denkleştirme tazminatı alacağını 75.038,54 TL'ye ıslah etmiş, 3 aylık ekran kapama nedeniyle iş kaybı tazminatı alacağını 18.759,63 TL'ye çıkarmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı acentenin 27/04/2010 tanzim tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkil sigorta şirketinin poliçe üretmeye ve prim tahsil etmeye yetkili acentesi olarak çalıştığını, mezkur acentelik sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından Beşiktaş ... Noterliği'nin ihbarnamesi ile tek taraflı sona erdirildiğini, davacı acente tekne poliçelerinden bahsetmiş ise de böyle bir projeye müvekkil şirket kayıtlarında rastlamak mümkün olmadığını, davacının bilgisi ve onayı olmadan komisyon hesabından ya da kredi kartından tahsilat yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, acentelik sözleşmesinin feshinin acentenin herhangi bir kazanç kaybına yol açmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ilk derece Mahkemesince dava hakkında, " Türk ticaret kanununun 121/1 -c. 1 maddesinde, "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı anlaşılmakla davacı taraf belirsiz süreli acentelik sözleşmesini üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak olağan fesih yöntemiyle feshettiği dosya kapsamıyla sabit olup mahkememizin de kabulündedir. TK 121/4’te, “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla; davacı taraf belirsiz süreli acentelik sözleşmesini üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak olağan fesih yöntemiyle feshettiğinden başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararın tazmini menfi veya müspet zarar kapsamında talep edemez. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 104-1. maddesindeki aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalıyla ilgili olarak birden fazla acenta atanamaması konusunda yer alan düzenlemenin aksine yanlar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi (i) bendinde davalı şirketin serbest olduğu düzenlemesine edildiğinden davacı yanın davalı şirketin aynı bölgede başka acentalar marifetiyle üretimde bulunduğu iddiası yerinde görülmemiş ve bu kapsamda davacı yanın başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararın tazmini talebinin reddi gerekmiştir. ... Nak. Tar. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden kestiği 49.623,89TL'yi iade talebi açısından ise ; her ne kadar mübrez raporlarda davacı tarafın kendi isteği ile ödendiği ve iadesinin talep edilemeyeceği mütalaa edilmişse de; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davacının bilgisayar sisteminin davalının bilgisayar sistemine entegresi suretiyle uygulandığı, üretimlerin bu şekilde gerçekleştirildiği, dolayısıyla ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında ödemenin davacının komisyonlarından kesilmek suretiyle gerçekleştirildiği, davacının iradeyi bir ödemesinin olmadığı, dava dışı sigortalının prim borcunu herhangi bir kefaletinin bulunmadığı, bu yönde teamül gerçekleştiğinin ileri sürülemeyeceği, yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği mahkememizin kabulünde olduğundan davacının bu yöndeki talebi yerinde görülmüştür. Davacı ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davacının bilgisayar sisteminin davalının bilgisayar sistemine entegresi ve sanal post kullanılmak suretiyle uygulandığı, bu süre içerisinde davacının sistemini kullanmasının engellendiği, son heyet raporunda davacının 12.193,76 TL zarara uğratıldığının belirtilmesine rağmen, son heyetin ek raporunda 16.759,63TL ekran kapatılma zararı talep edilebileceği belirtilmiş ise de; ek raporda son heyetin raporundaki %35 masraf kesintisi yapılmadığından bu zarar kalemi 12.193,76 TL olarak benimsenmiş ve davacının ekranın üç ay süreyle kapatılması ve üretime izin verilmemesi sebebiyle uğradığı zarar kalemi bu miktar üzerinden yerinde görülmüştür. Davacı yanın denkleştirme tazminatı diğer adıyla portföy tazminatı talebi açısından belirti süreci sözleşmelerin kanunlarda sözleşmeye uygun olarak olağan desi yöntemiyle feshedilmiş olmasında dahi davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebi yerinde olup son heyet raporunda her ne kadar davacı tarafın zararı 75.038,54 TL olarak belirlenmiş ise de; tespit edilen portföy tazminatında hakkaniyet indirimine ilişkin takdirin mahkememizde olduğunun mütalaa edilmiş olması karşısında hakkaniyet indirimi kapsamında mahkememizce öncelikle raporlarla daha düşük olarak tespit edilen 60.965,78TL portföy tazminatı esas alınarak bu miktar alacak talebi yönünde görülmüştür. Davacı yanın; menfi tespit talebi yönünden 30.11.2012 vade tarihli ve 27.07.2012 tanzim tarihli 14.933,71 TL bedelli bononun ödendiği ancak iade edilmediği anlaşılmakla davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı yan; tarafından sunulan miktara ilişkin 1. dilekçe böyle alacak davası zımmında bedel artırımına ilişkin olup 2. dilekçe ıslah dilekçesi olarak benimsenmiştir. Aksi durum bedelsiz olarak davasının ruhuna aykırılık teşkil eder. Mahkememizce icra edilen yargılama ve dosya mündericatından edinilen vicdani kanaat gereğince; menfi tespit davasının kabulü ile; 30/11/2012 vade tarihli ve 27/07/2012 tanzim tarihli 14.733,71 TL bedelli bononun ödendiği ancak davacıya iade edilmediği anlaşılmakla bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının alacak davasının kısmen kabulü ile; 49.623,89TL (dava dışı sigortalı ... San Nak Tarım İnş Turizm Tic Ltd Şti için yapılan proje kapsamında davacıdan tahsil edilenin iadesi) , takdiren 60.965,78TL portföy tazminatı ve 12.193,76TL( tarım, tekne ve taksi poliçelerine ilişkin ekranın kapatılmasından kaynaklı zarar ) olmak üzere toplam 122.783,43TL'nin 62.623,89TL'sine dava tarihinden bakiye kısmına 12/07/2018 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından yapılan sözleşmenin feshi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, tazminata hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, acentelik sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunu ve sözleşmenin TK'ya göre taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebileceğini, sözleşmenin 24. Md. De de yer alan feshin olağan fesih hali olduğunu, bir sebebe dayanmadan sözleşmeyi sona erdirebileceğini, davalının 24. Maddeye göre sözleşmeyi feshettiğini, hukuka uygun olduğunu, davacının ekranını üç ay süreyle kapatılması ve üretime izin verilmemesi sebebiyle uğradığı zarar kalemi için 12.193,76 TL'ye hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında uzmanlıklarının bulunmadığı açıkça belirtilmiş olduğunu, ekranların kapatılıp kapatılmadığının kesin olarak tespiti yapılmadan hüküm kurulduğunu, davacının yalnızca davalı acenteliğini yapmayıp pek çok şirketin acenteliğini yaptığını, davacı acentenin sözleşmesinin devam etmekte iken fesih esnasında ve sonrasında birden fazla sigorta şirketlerinin de acenteliğini sürdürmeye devam etmekte olduğunu ve yapılacak üretimlerin çalıştığı diğer sigorta şirketlerinden de gerçekleştirme imkanı bulunduğunu, davalının acentelik sözleşmesinin feshinden sonra bir müşteri kazanımı elde etmediğini, bilirkişi raporunda çelişki olduğunu, ....tic.ltd.şti.'nin düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacnıın hak edişlerinden kestiği 49.623,89 TL'yi iade talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça ödenen primlerin iadesine karar verilirken davacının sigorta ettiren ...'dan bu primleri tahsil edip etmediğin araştırılması gerektiğini, davacı tarafça sigorta ettirenden bu meblağ alınmış ise sebepsiz zenginleşme olacağını ve hükmün bu hali ile hukuka aykırı olduğunu, çek bedellerinin ödenmesine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, davacının davasının 2. Kez ıslah etmiş olduğunu, HMK md. 176'ya göre ıslah dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği tazminatların zamanaşımına uğradığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık nedeniyle tazminat, sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı, haksız tahsil edilen bedelin istirdatı, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit), başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, acentenin ekranının kapatılıp kapatılmadığı, kapatılmış ise acentenin bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı, sözleşmenin feshinden sonra davacının kazandırdığı müşterilerin davalı portföyünde kalıp kalmadığı ve davalının önemli bir menfaat temin edip etmediği, çeklere ilişkin ödemelerin davacının isteği ile yapılıp yapılmadığı, davanın birden fazla ıslah edilip edilmediği ve taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Taraflar arasında 27/04/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirsiz süreli olarak akdedilen sigorta acenteliği sözleşmesi davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliği'nin 07/12/2012 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 ay sonra geçerli olmak üzere sözleşmenin 24. maddesi uyarınca feshedilmiştir.Davacı tarafça, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve haksız kesilen 49.623,89 TL alacağın tahsili isteminin yanında ekranların erken kapatılması nedeniyle uğranılan zararın tazminine, devam eden işler nedeniyle tazminat ile denkleştirme tazminatının tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "Menfi tespit davasının kabulü ile; 30/11/2012 vade tarihli ve 27/07/2012 tanzim tarihli 14.733,71 TL bedelli bononun ödendiği ancak davacıya iade edilmediği anlaşılmakla bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacının alacak davasının kısmen kabulü ile; 49.623,89TL (dava dışı sigortalı ... Tic Ltd Şti için yapılan proje kapsamında davacıdan tahsil edilenin iadesi) , takdiren 60.965,78TL portföy tazminatı ve 12.193,76TL( tarım, tekne ve taksi poliçelerine ilişkin ekranın kapatılmasından kaynaklı zarar ) olmak üzere toplam 122.783,43TL'nin 62.623,89TL'sine dava tarihinden bakiye kısmına 12/07/2018 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 22/04/2021 Tarih, 2020/254 E. 2021/524 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak; Davanın menfi tespit istemi yönünden kabulüne, tazminat ve istirdat istemleri yönünden reddine, davacının, 30/11/2012 vade tarihli ve 27/07/2012 tanzim tarihli 14.733,71 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce uyulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/02/2023 Tarih ve 2021/5384 E., 2023/843 K. sayılı bozma ilamı ile; "Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Davacının denkleştirme tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi denkleştirme tazminatına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup buna göre müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Esasen Bölge Adliye Mahkemesince de bu ilke isabetli olarak tespit edilmiştir. Ancak sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin bulduğu müşteriler sayesinde davalının önemli menfaatler elde ettiğinin davacı yanca ispatlanamadığı gerekçesi ile bu kalem bakımından tazminat talebi reddedilmiştir. Oysa ki 15.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda da işaret edildiği gibi sözleşmenin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelerin olup olmadığının araştırılması gerekmekte olup Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Davacı ve davalı defterlerinde yapılacak inceleme sonucunda davacının bulduğu müşterilerin sözleşme sona erdikten sonra da davalı şirket ile yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı tespit edilerek varsa elde edilen menfaatin kanunda belirlenen hesaplama yöntemleri uyarınca hesaplanarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.Davacının ekranlarının haksız olarak kapatılmasından dolayı zarara uğradığı iddiasına ilişkin olarak ise iddia olunan tarihlerde yapılan ekran kapatmalarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup olmadığı değerlendirilmeksizin bu kalem bakımından da talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, her bir sigorta çeşidi yönünden ekranların hangi tarihler arasında kapatıldığının tam olarak tespit edilmesi ile bu ekran kapamalarının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, varsa zararın tespiti şayet zarar tam olarak tespit edilemiyorsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış Davacı vekilin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına" karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma kararına uyulması halinde, bozma ilamı kapsamında inceleme yapılması ve karar verilmesi gerekir. Dairemizce Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda denkleştirme tazminatı ve ekranların erken kapatılması nedeniyle tazminat hesabı için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyetince 75.038,54 TL denkleştirme tazminatı ve 5.824,19 TL ekran kapama tazminatı hesaplanmıştır. Ayrık rapor sunan bilirkişi ise denkleştirme tazminatını 77.103,00 TL hesaplamış, ancak gider tenzili ile bu miktarın 61.682,00 TL, peşinat tenzili halinde ise bu miktarın 55.514,00 TL olacağı hesaplanmıştır. Ancak, bahsi geçen peşinat tenzili hususunun somut olayda uygulama yeri yoktur. İlk derece mahkemesince 02/10/2018 tarihli kararda 60.965,78 TL denkleştirme tazminatına hükmedilmiş olup bu karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı nazara alındığında, Dairemizce alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan tutarı geçmemek üzere denkleştirme tazminatı davasının 60.965,78 TL yönünden kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Ekran kapama yönünden ise Dairemizce alınan rapor hüküm kurmak için elverişli değil ise de, ilk derece mahkemesince alınan son bilirkişi heyet raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğundan bu rapor doğrultusunda davanın 12.193,76 TL yönünden kabulü gerekmiştir. Yargıtay bozma kararı kapsamında yapılan yargılama sonunda, dosyada mevcut deliller, yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya mündericatı değerlendirildiğinde; denkleştirme tazminatı ve ekran kapama tazminatı davasının koşullarını oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın menfi tespit istemi yönünden kabulüne, denkleştirme tazminatı ve ekran kapama tazminatı yönünden kısmen kabulüne, tamamlanmamış işler yönünden tazminat istemi ve istirdat istemi yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davanın menfi tespit istemi yönünden KABULÜNE; denkleştirme tazminatı ve ekran kapama tazminatı yönünden kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; tamamlanmamış işler yönünden tazminat istemi ve istirdat istemi yönünden REDDİNE,2-Davacının, 30/11/2012 vade tarihli ve 27/07/2012 tanzim tarihli 14.733,71 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 3-Denkleştirme tazminatı 60.965,78 TL ve ekran kapama tazminatı 12.193,76 TL olmak üzere toplam 73.159,54 TL'nin; 63.965,78 TL'sinin dava tarihinden, kalan 9.193,76 TL'sinin 12/07/2018 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.341,60 TL harcın ıslah ve tamamlama harcı 1.395,40 TL ile birlikte, alınması gerekli olan 6003,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.266,99 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 24,30 TL, posta ve tebligat gideri 369,00 TL, bilirkişi ücreti 7.300,00 TL olmak üzere toplam 7.693,3 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 4.248,60 TL yargılama masrafına, peşin harç 1.341,6 TL, ıslah ve tamamlama harcı 1.395,40 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 6.985,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 3.444,7 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kabulüne karar verilen menfi tespit davası yönünden yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.080,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,6-Davalı taraf reddedilen çek bedelinin istirdatı davası yönünden yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 7.251,11 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kabul edilen maddi tazminat davası yönünden davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Reddedilen maddi tazminat davası yönünden davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 10-Kanun yolu yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafın kanun yolu yargılaması aşamasında yapmış olduğu posta ve tebligat gideri 132,00 TL, bilirkişi ücreti 12.000 TL olmak üzere toplam 12.132,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafın kanun yolu yargılaması aşamasında yapmış olduğu posta ve tebligat gideri 234,70 TL, istinaf başvuru harcı 98,10 TL olmak üzere toplam 332,80 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,11-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/254, K. 2021/524, T. 15.05.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-254-e-2021-524-k-c68a98010fcb