Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/217 E. 2022/219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/217
Karar No
2022/219
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1720 KARAR NO : 2025/600 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.03.2022 NUMARASI : 2020/217 E. - 2022/219 K. DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin İptali KARAR TARİHİ : 11.04.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.04.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.03.2022 tarih 2020/217 E. - 2022/219 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, taralar arasında yapılan anlaşmaya göre Bandırmada faaliyette bulunan yem katkı fabrikasına müvekkilinin %50 ortak olarak katılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin kendisine düşen katkı payını ödeyince yeni bir şirketin kurularak bu şirkette müvekkili ve davalı ...'in eşit hisseli ortak olacaklarını, kararlaştırılması sonucunda müvekkiline ait 3 dairenin davalı ... adına bedelsiz devredildiğini, ayrıca ortaklık adına çekilen 200.000,00 TL krediye kefil olduğunu ve bu krediyi sonradan ödemek zorunda bırakıldığını, sonradan fabrikanın techizatını yenilediğini, gerekli bakımları yaptığını, işletme için gerekli ham madde ve sarf malzemelerini satın alarak 22.05.2012 tarihinde esas sözleşmeyi imzaladıklarını, ... isimli şirketin kurulduğunu, müvekkilince fabrika binasına ek binanın yapıldığını, şirket kurulduktan sonra davalıların kendilerine düşen edimleri süresinde yerine getirmediğini, taraflar arasında sorunların baş gösterdiğini, fabrika binası ve demirbaşların şirkete özgülenmediğini, fabrikanın davalı ... tarafından yönetildiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkilinin yaptığı yatırımları durdurarak davalılara ihtarname gönderdiğini, tarafların bir araya gelerek sözleşme gereklerini yerine getirmek için anlaştıklarını ancak davalı tarafça verilen sözlerin yerine getirilmediğini, davalıların fabrika üzerindeki yargısal sorunları halledip işletmeye geçeceklerini beyan ettiklerini ancak buna rağmen davalılarca fabrikanın işletme izin ve ruhsatlarının alınamadığını, davalılar tarafından kendisine sunulan bilgi ve belgelere inanarak çok karlı bir işe giriştiği konusunda yanılgıya düşürüldüğünü, davalılar ile yapılan görüşmeler sonrasında alınan kararların uygulanmaması nedeniyle davalıların gerçek hedefinin müvekkilinin mal varlığını ele geçirmek olduğunu anladığını, bu şekilde müvekkilinin davalılar tarafından bilerek hileli hareketler silsilesi ile hataya düşürüldüğünü, TBK'nın 36/1 maddesinde açıklandığı üzere yanılmanın esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılamayacağını ileri sürerek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasında akdedilen ön sözleşme ile 22.05.2012 tarihli ana sözleşmenin iptaline, sözleşme gereği devredilen 3 adet taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, aynen iade mümkün olmaz ise, sebepsiz zenginleşme miktarı olan taşınmazların dava tarihindeki değerinin şimdilik 200.000,00 TL'sinin işleyecek ticari faizi ile davalı ...'den tahsiline, müvekkili tarafından ödenen 200.000,00 TL kredi miktarının ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fabrika binası üzerinde yaptırılan ek binalar ile alınan makinaların, ham maddelerin ve sarf malzemelerine karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, devredilen gayrimenkulün kira ecrimisil gelirleri, davalıları ifaya zorlayan masraflar, müvekkilinin oğlu tarafından vekaleten yapılan 2 yıllık bedelsiz fiili çalışma karşılığı, fabrikanın işleri için kullanıma sunulan halen davalıların zilyetliğinde bulunan diğer oğluna ait ticari aracın bedeli olmak üzere munzam zararlarına karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, sözleşmede imzası bulunan tarafların tacir sıfatının bulunmadığını, davanın ticari dava olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın hak düşürücü süreden ve zamanaşımından reddi gerektiğini, BK'nın hileye ilişkin hükümlerinde hak düşürücü süre olarak belirtilen 1 yıl sürenin geçtiğini, ayrıca BK'nın sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerine göre ceza-i şartın icra takibi marifetiyle talep edildiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini, 22.05.2012 tarihli sözleşmede belirtilen edimlerin açık ve net olduğunu, hilenin bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir ve iş adamı gibi davranmak zorunda olduğunu, adi ortaklık sözleşmesinin geçerlilik şartı için herhangi bir şekil şartı ön görülmüş olmasa dahi yazılı olmasının ispat açısından arandığını, bu nedenle 22.05.2012 tarihinden önce yapıldığını iddia ettiği sözleşmenin kurulduğunun davacı tarafça ispatı gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi sözlü sözleşme yapıldığı dönemden sonra yaşanan ihtilaf ve sıkıntıların varlığı karşısında davacının iddiasını ispata muhtaç olduğunu, bu hususların 22.05.2012 tarihli sözleşmede yazmadığını, davacı tarafça ödeme yapıldığını ispat eden yazılı belge, sözleşme, irsaliye, fatura vs. belgelerin sunulmadığını, taşınmazların devrinin resmi şekil şartına bağlı olması nedeniyle ortaklık sözleşmesinin de resmi şekle uygun yapılması gerektiğini, ortaklık payı olarak devrettiğini iddia ettiği 3 adet taşınmaz üzerinde çok sayıda haciz ve ipotek borcu olduğunu, 22.05.2012 tarihli yazılı sözleşmeden 1 yıl önce haciz ve satış tehdidi altında bulunan davacıya nakit desteği sağlamak amacıyla daha taşınmazlar inşaat aşamasındayken müvekkili ... tarafından piyasa rayiç bedelinin altında bedel ödenerek satın alındığını, bu devirlerin ortaklık sözleşmesi ile ilgisinin olmadığını, 21.05.2012 tarihli 2 adet taahhütnamenin bu hususu ispat ettiğini, davacının bu belgeleri imzalarken ortaklık anlaşması yapıldığından bahsetmediğini, taraflar arasında ilk kez 22.05.2012 tarihinde sözleşme hazırlanarak imzalandığını, davacı nakit darboğazından kurtulmak amacıyla şirket kurmak istediğini, 2012 yılı başında bu nedenle ... şirketinin kurulduğunu, davacının şirketin faaliyet alanı ile ilgili ticari projeler için nakit koyma imkanının bulunmadığını, bu nedenle davalı ...'ya kredi çektirilerek kredinin davacıya teslim edildiğini, asıl davalıların uğradıkları zararın geri ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında ihtilaf ve husumet oluştuğunu, davacıya yardım edilmesi amacıyla bu sözleşmenin imzalandığını, kredi taksitlerinin kurulan şirket tarafından ödeneceğinin sözleşmede kararlaştırıldığını, bu sözleşmenin her iki ortak arasında kurulan ... şirketinin idamesi ve ticari faaliyetine esas üretim ve satışının başlaması için imzalandığını, sözleşmede kredi borcunun şirket tarafından ödenememesi sonucunda taraflarca ödeneceğine dair açık bir kabul beyanı olmadığını, davacının müteselsil kefil olarak ödediği kredi borcunun tahsili için mükerrer dava açtığını, daha önce alınan ihtiyati haciz kararı üzerine icra dosyasında takibe konulduğunu, sözleşmede kararlaştırılan edimleri için asgari bir süre belirlenmediğini, kısa sürede yerine getirilmesi imkanının olmadığını, 3 adet taşınmaz üzerindeki hacizleri kaldırmayı taahhüt etmesine rağmen kaldırmayıp temlik alacaklısı eşi vasıtasıyla satışlarını talep ettiğini, sözleşmede belirtilen ceza-i şartın tahsili için yapılan icra takibi neticesinde haciz uygulanmasından sonra tarafların arasındaki diyaloğun sona erdiğini, sözleşme şartlarının hayata geçirilemediğini, bu sözleşmeden önce yada sonra davacının ödediği yada aktif mal varlığından çıkan hiç bir bedel olmadığını, davacının sözleşmeden döndüğü 2012 yılının Ağustos ayından beri neden dava açmadığının anlaşılamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 22.05.2012 tarihli sözleşmede daha evvelce kurulan ... şirketinin nerede faaliyet göstereceğinin, fabrika binası, arsa ve demirbaşlarının ne şekilde özgüleneceğinin, şirketin kira bedellerinin ne şekilde kim tarafından ödeneceği hususlarının belirlendiği, açıklayıcı sözleşme niteliğinde olduğu, bir ortaklık sözleşmesi olmadığı, ... Ltd. Şti'nin davaya konu sözleşmeden önce kurulduğu, sözleşme taraflarının tacir olmadığı, davanın bir ticari dava olmadığı, tapu iptali davalarının mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi dava niteliğinde ve borçlunun tasarrufunun iptaline yönelik olduğu, mahkemenin bu davada görevli olmadığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI : Dairemizce, davanın TTK 4.maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliği taşımakta olup TTK 5.maddesi uyarınca Asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan mahkemece görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan yargılama sefahatinde davacı tarafın, davasını takip etmediği ve iptal ve tescili istenen taşınmazların değeri üzerinden hesaplanan eksik peşin harcı tamamlanmadığı, davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu davası ile, davacının tapu iptali tescil ve ifa imkansızlığı halinde, bedelin iadesine ilişkin davasının, Harçlar Kanunu 30 ve HMK 150 maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırma tarihi itibarı ile üç aylık süre içerisinde harç ikmali ile davanın yenilenmediği, davacı tarafça davalıların aldatması sonucu, 22/05/2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, bu sözleşme kapsamında, adına kayıtlı olan taşınmazları davalıya devrettiği ve davalı ... tarafından çekilen kredi borcunun ödenmesine ve fabrikada iyileştirmeler ve emek sarfiyatı ile zararına sebebiyet verildiği iddiasında bulunulmuş ise de, dava konusu taşınmazların, üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu halde, taraflar arasındaki sözleşmeden önce devrinin yapıldığı ve devrin hacizler ile birlikte yapıldığı, hacizden kaynaklı borçların davalı tarafça ödendiğine dair savunmanın aksini gösterir kanıt sunulmadığı, taraflar arasındaki iptali istenen sözleşmenin yapıldığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında geçen beş yıllık süreç içerisinde aldatma nedeniyle, sözleşmeyle bağlı olunmadığına dair iradenin ortaya konulmamış olması ve yine davacı tarafça sözleşmeye konu fabrika binasında iyileştirmeler ve onarımlar yapıldığı, ayrıca bedelsiz emek katkısında bulunulduğu iddia edilmiş ise de, iş bu iddianın ispatına yönelik yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde, taraflar arasındaki sözleşmeye konu fabrika binasının atıl ve harabe nitelikte olması nedeniyle, herhangi bir tespit yapılamadığı gerekçesiyle, davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedelin iadesi istemine ilişkin dava ile davacının, davalı ... aleyhine açmış olduğu sözleşmenin iptali ve alacak istemine ilişkin davanın HMK 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davacının, davalı ...'e yönelik sair istemlerine ilişkin davası ile davalılar ... ve ...'e yönelik açılmış davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, davalıların davaya cevap verme yasal süreleri en geç 13.04.2017 günü sona ermesine ve davalıların cevap dilekçesi ve eki delilleri 19.04.2017 günü hukuk önbürodan sunulduğu dikkate alındığında cevap süresinin geçirildiğini bu nedenle davalıların tanıklarının dinlenmesi ve delil sunmalarına izin verilmemesi gerektiğini, ıslah harcı yatırılmadığından davanın takip edilemediğini, bu nedenle karşı yan lehine verilen red kararı ve karşı vekalet ücretinin hatalı olduğunu, zira süresinde yatırılmayan harç nedeniyle ıslahın yok hükmünde olduğunu, her ne kadar terditli açılan davada tapu harçları tamamlanamamışsa da işbu durumun diğer terditli taleplere etkisi bulunmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeyle tarafların şirket kuruluşu için anlaştıklarını, bir kısım davalılar vekilince sunulan cevap dilekçesinde taraflar arasında sözleşme imzalandığının ikrar edildiğini, davalıların kullanımında olan araç hakkında ve müvekkilinin ödediği 200.000,00-TL kredi ödemesi ve faizi yönünden yine müvekkili ve oğlu tarafından icra takip dosyalarına yapılan ödemelerin tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken bunun yapılmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, davalılarca sunulan davaya cevap dilekçesinde ...'tan 200.000,00 TL kredinin şirket için çekildiği hususunun da açıkça kabul edildiğini, sözleşmedeki bazı edimlerin imza tarihinden önce ifa edilmiş olması, yazılı sözleşme akdedilmeden önce fabrika ilave inşaatlarının yapılması, makinaların yenilenmesi ve hammaddelerin alınmasının bir ön sözleşmenin varlığını ispatladığını, davalı ...'in bedel ödemeden 3 daire maliki olduğunu, davalı ... arazisi üzerine yapılan fabrika binaları ve mevcut binaların iyileştirilmesi ile arazisine değer kattığını, ... müvekkili tarafından satın alınan hammadeler ile yapılan üretim ve geçmişten gelen borçlarının üstlenilmesi ile zenginleştiğini, ... ise çekilen krediyi nakden aldığını, davacının bu krediyi kefil sıfatıyla ödediğini, bu şekilde davalıların sebepsiz zenginleştiğini, davacının bu şekilde davalılar tarafından ortaklaşa olarak kendisine sunulan ... Fabrikası projesine inandırılarak 3 dairesini göstermelik bir bedelle ortaklık bedeli olarak verdiğini, diğer ortağa şirket için çekilen banka kredisine kefil olup kredisini ödemek zorunda kaldığını ve fabrikaya ilave inşaatlar yapıp hammadde satın aldığını, davalıların sözleşme ile kendilerine yüklenen edimleri ifa etmediği, fabrika binasının ve demirbaşların ...'e özgülenmediği, fabrikayı halen ...'in yönettiği anlaşılınca, sözleşmenin feshi yoluna gidildiğini, fakat davalılar imzalanan sözleşmenin hayata geçirilmesinin mümkün olduğunu fabrika üzerindeki yargısal sorunları halledip işletmeye geçileceğini beyan edip, hileli davranışlarıyla sözleşmenin her aşamasında var olmaya devam ettiğini, 2014-2015 yıllarının davalılar tarafından fabrikanın çalışma ruhsatları tamamlanmayınca davacının aldatıldığını anladığını, sözleşmede belirlenen ve açıkça konulan tazminat şartının müvekkilimin sözleşmeyi imzalamasındaki güvencesi olduğunu, davalıların sözleşmedeki edimlerini ifada temerrüde düşmüş olup, bu tazminatı ödemek zorunda olduklarını belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, taraflar arasında düzenlenen 22.05.2012 tarihli limited şirketinin faaliyete geçirilmesi ile ilgili yapılan sözleşmenin iptali, sözleşme gereği devredildiği iddia olunan 3 adet taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescili, aynen iade mümkün olmaz ise taşınmazların dava tarihindeki değerinin tahsili, sözleşme gereği davacı tarafından yapıldığı iddia olunan ödemelerin ve munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının, davalı ... aleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedelin iadesi istemine ilişkin dava ile davalı ... aleyhine açmış olduğu sözleşmenin iptali ve alacak istemine ilişkin davanın HMK 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davalı ...'e yönelik sair istemlerine ilişkin davası ile davalılar ... ve ...'e yönelik açılmış davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davacı vekili 22.05.2012 tarihli sözleşme ile davacı ile davalı ...'nın ortağı olduğu limited şirketinin faaliyete geçirilmesi, üretim ve satışın başlaması hususunda anlaşmaya varılmasına karşın, aradan geçen uzun süre boyunca davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmesine karşın, davalılarca edimlerin yerine getirilmediğini ve neticede dava konusu fabrikanın faaliyete geçirilmediğini, sözleşmeyi feshetme isteğinin davalılarca engellendiğini, bu şekilde davalılarca davacının iradesinin TBK'nun 36/1 maddesi uyarınca aldatma yoluyla sakatlandığını ileri sürerek sözleşmenin iptali, sözleşme gereği devredildiği iddia olunan 3 adet taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescili, aynen iade mümkün olmaz ise taşınmazların dava tarihindeki değerinin tahsili, sözleşme gereği davacı tarafından yapıldığı iddia olunan kredi ödemelerinin ve fabrika ek binası için yapılan masraflar ile teçhizatın bakım, onarım ve yenilenmesi konusunda yapılan masraflar ile munzam zararın tahsilini istemiştir. Taraflar arasında düzenlenen 22.05.2012 tarihli sözleşme ile; taraflardan ... ve ...'in % 50 eşit hisselere sahip olduğu ... Ltd Şti ünvanlı bir şirket kurulacağı, davacının ortaklık payı payı karşığında ... İli, ... İlçesi ... ada ... parselde kayıtlı B blok 3 ve 8 nolu bağımsız bölüm ile A blok 18 nolu bağımsız bölümü ...'e 24.05.2011 tarihinde bila bedel devredeceği, ...'in maliki bulunduğu fabrika binası ile içindeki mevcut tüm demirbaşları bila bedel yeni kurulacak şirketin faaliyetine özgüleyeceği, ...'nın fabrikadaki mevcut işletmesini kapatarak, daha önceki işletmesi vasıtası ile kurduğu tüm tüm ticari bağlantılarını yeni şirkete yönlendireceği, ...'in de fabrika binasının ana taşınmazını yeni kurulan şirketin faaliyetine aylık 750,00 TL bedelle özgüleyeceği, bu şekilde sözleşmenin limited şirketin nerede faaliyet göstereceği, fabrika binası, arsa ve demirbaşlarının ne şekilde özgüleneceği, şirketin kira bedellerinin ne şekilde kim tarafından ödeneceğine ve limited şirket hissedarları ve diğer davalılar arasında limited şirketin işletilmesine dair hükümler içerdiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 10/11/2021 tarihli oturumunda, davacı tarafın davayı takip etmemesi ve eksik harcı tamamlamaması nedeniyle, davalı ... aleyhine açılan dava ile davalı ...'e yönelik ve tapu iptali tescil ile diğer terditli talepler yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırılan davanın süresi içerisinde yenilenmemesi nedeniyle bu talepler yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, diğer taraftan davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşmeye konu fabrika binasında iyileştirmeler yapıldığı, bu miktarın ve munzam zararın da davalılardan tahsilinin talep edilmesi nedeniyle talimat yoluyla dava konusu fabrika binasının bulunduğu mahalde makine ve inşaat mühendisi bilirkişiler eşliğinde yapılan keşif sonucunda davacı tarafça yapıldığı iddia olunan iyileştirmelerin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise yapım tarihi itibarı ile yapım maliyetlerini gösterir rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyetince dosyaya ibraz edilen 02/02/2022 tarihli raporda mahallinde yapılan incelemede, fabrika olarak belirtilen alanın aktif olarak kullanılmadığı, alan üzerinde fabrika olarak nitelendirilebilecek vasıfta yapıların veya makine teçhizatlarının bulunmadığı, alanın terkedilmiş ve atıl vaziyette olduğu, sadece zemin betonlarının yerinde mevcut olduğunun görüldüğünü davacı tarafça yapıldığı iddia olunan iyileştirmeler ile ilgili keşif tarihi itibari ile yerinde mevcut herhangi bir iyileştirme tespit edilemediğinin belirtilmesi üzerine davacının bu yöndeki taleplerinin mahkemece reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, TBK'nun 36/1 ve devamı maddeleri uyarınca davacının iradesinin aldatma yoluyla sakatlandığı gerekçesiyle açılan sözleşmenin iptali ve sözleşme konusu edimlerin ifası nedeniyle uğranılan zararlar ile munzam zararın tahsili istemine ilişkin davada, mahkemece mahallinde yaptırılan keşif sonucunda aldırılan ve karar vermeye elverişli olduğu Dairemizce de gözlemlenen heyet raporu doğrultusunda davacı tarafça sözleşmeye konu fabrika binasında iyileştirmeler yapıldığına ilişkin iddianın kanıtlanamadığı tüm dosya kapsamından ve aldırılan rapordan açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Aynı şekilde davacının, davalı ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedelin iadesi istemine ilişkin dava ile davalı ... aleyhine açmış olduğu sözleşmenin iptali ve alacak istemine ilişkin davanın HMK 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesinde ve reddolunan dava değeri dikkate alınarak karşı vekalet ücreti belirlenmesinde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık ve bu nedenle bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilerek, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 11.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/217, K. 2022/219, T. 11.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-217-e-2022-219-k-92de32a4673d