Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3008 E. 2025/3077 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3008
Karar No
2025/3077
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; nakit ihtiyacı içinde olduğu dönemde önceden tanıdığı davalı ...'den borç para istediğini, davalı ...'nın da vereceği borca karşılık teminat olarak maliki olduğu dava konusu 554 ada 1 parseldeki 40 nolu bağımsız bölüm üzerine ortak çalıştığı dava dışı ... adına ipotek tesis edilmesini istemesi üzerine 05.09.2012 tarihinde dava konusu taşınmaz üzerine dava dışı ... lehine 300.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ancak ipotek tesisinden sonra davalı ...'nın çeşitli bahanelerle ipotek işlerinin uzun sürdüğünü belirtilerek kendisine herhangi bir para vermediğini, ekonomik olarak iyice dara düştüğünü, bir kaç ay sonra davalı ...'nın taşınmazın adına devrinin gerektiği telkini üzerine bu kez kendisine borç para vereceği inancıyla taşınmazını davalı ...'ya bedelsiz devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediği gibi davalı ...'nın taşınmazı daha sonra diğer davalı ...'a devrettiğini, tüm davalıların birlikte hareket ettiğini, davalıların işbirliği içerisinde hareket ederek teminat olarak taşınmazı devretmesi karşılığında kendisine borç vereceklerine inandırarak hiçbir bedel ödemeksizin taşınmazın hile ile adlarına tescilini sağladıklarını, davalılar tarafından kandırıldığını, dava konusu taşınmazın hala kendisi tarafından kullanıldığını taşınmazda teyzesinin ikamet ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ...; emlakçılık yaptığını, davacının işletmekte olduğu restoranını devretmek istediğini ve müşteri bulmasını rica ettiğini, kendisinin de müşteri olarak bulduğu dava dışı ... ve ...'ı davacı ile bir araya getirdiğini, dava dışı ... ve davacının 410.000,00 TL bedelle işyerinin devri konusunda anlaştıklarını, dava dışı ...'ın devir bedeli olarak 410.000,00 TL'yi davacıya peşin olarak verdiğini, verilen bu paraya teminat olarak ... lehine dava konusu taşınmaz üzerine 300.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, kalan 110.000,00 TL için ise davacı tarafından senet düzenlendiğini, aradan geçen zaman içinde işyeri devri gerçekleştirilemediğinden dava dışı ...'ın işyerini devralmaktan vazgeçtiğini ve verdikleri paraların iadesini istediğini, davacının ise kısa vadede bu parayı bulamayacağını söyleyerek taşınmazı kendisine satmayı teklif ettiğini, yapılan pazarlık sonucunda taşınmazı 375.000,00 TL bedelle ipotekli ve hacizli şekilde satın aldığını, taşınmazın üzerindeki 300.000,00 TL ipotek bedeli, 27.000,00 TL haciz bedeli ve 11.000,00 TL tapu devir harçları düşüldükten sonra kalan 37.000,00 TL'yi davacıya elden ödediğini, bir süre sonra taşınmazı diğer davalıya satış yoluyla devrettiğini, kardeşinin yakın arkadaşı olan davacıya yardım etmek amacıyla taşınmazı satın alıp davacının ipotek alacaklısına olan borcunu ödediğini, ayrıca davacının inançlı işlem iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı satın aldığını, davalı ...'i öncesinde tanımadığını, yapılan pazarlık sonucu taşınmazı 390.000,00 TL bedelle satın aldığını, 90.000,00 TL'yi nakit verdiğini, kalan 300.000,00 TL'sini ise konut kredisi kullanarak davalı ...'ya ödediğini, iyi niyetli olduğunu, taşınmazı satın alırken davalı ...'in taşınmazda davacının kiracı olarak devam etmesi şartını ve ricasını kırmayarak davacı ile kira sözleşmesi yaptıklarını, ancak davacının kiralarını ödemediğini, davacının biriken kira borçlarını ödememek için kötüniyetli olarak eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davacı tarafından dava dışı ... aleyhine açılan menfi tespit davası sonucunda davacının dava konusu taşınmaz üzerine konan 300.000,00 TL ipotek nedeniyle dava dışı ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, hile iddiasına dayalı eldeki davada tüm dosya kapsamıyla, davalı ...'nın ve dava dışı ...'ın birlikte hareket ederek hileli hareketlerle davacının iradesi fesada uğratarak dava konusu taşınmazın davalı ... adına tescilini sağladığı, tanık beyanlarından taşınmazın daha sonra ... tarafından aralarında tanışıklık bulunan diğer davalı ...'a devredildiğinin anlaşıldığı, davacı tanıklarının beyanlarına göre davalı ...'ın "...bu işler ile ... uğraşmaktadır, ben emanetçiyim..." dediği, dava konusu taşınmazda davacı değil dava dışı başka kişiler kiracı olarak oturduğu halde davalı ...'ın davacı ile yaptığı kira sözleşmesini sunduğu, davalı ...'ın hileyi bildiği ve iyi niyetli kabul edilemeyeceği, davalıların el ve işbirliği içerisinde olduğu, davacının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından davacının ekonomik nedenlerden dolayı işyerini devretmek istediği, dava dışı ... ile işyerinin devri konusunda görüştükleri, neticede taşınmazın davacı tarafından davalı ...'ya satış suretiyle devredildiği, davacı, devrin hileli olduğunu ileri sürmüş ise de hile iddiasını ispatlayamadığı, taşınmazın davalı ...'ya inançlı işlem ile devredildiği iddiasının da yazılı delille kanıtlanamadığı, yine davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ekonomik olarak darda olduğu dönemde borç para arayışına girdiğini, eskiden tanıdığı davalı ...'nın davacıya yardımcı olabileceğini belirterek davacıyı işbirliği içinde olduğu dava dışı ... ve ... ile tanıştırdığını, davalı ...'nın hile ve yönlendirmesi ile ilk önce taşınmaz üzerinde dava dışı ... lehine 300.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, davacının uzun bir dönem ipotek tesisinden sonra kendisine para verilmesini beklediğini, ancak davalı ...'nın bu ipotek işinin uzun süreceğini belirterek taşınmazın adına devrini talep ettiğini, davalı ...'nın, ekonomik olarak zor durumundan faydalanarak taşınmazın hile ile adına tescilini sağlayıp daha sonra da muvazaalı olarak işbirliği içindeki tanıdığı olan diğer davalı ...'a devrettiğini, davalı ... savunmasında 300.000,00 TL ipotek bedelini dava dışı ...'a ödeyerek satış bedelini ödediğini savunmuşsa da davacı tarafından dava dışı ... aleyhine açılan ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/469 Esas, 2015/434 Karar sayılı menfi tespit davasında davacının 300.000,00 TL ipotek nedeniyle borçlu olmadığına, ipoteğin teminat ipoteği olduğuna karar verildiğini ve kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, dolayısıyla davalı ...'nın olmayan ipotek borcunu ödemesinin söz konusu olmadığını, bu durumun dahi hileyi gösterdiğini, davalı ...'nın satış bedelini ödediğine dair hiçbir belge sunamadığını, kısa bir zaman içinde taşınmazı diğer davalı ...'a sattığını, davalı ...'ın dava dışı ... ve ... ile yakın arkadaş olduklarının tanık beyanlarıyla açıklığa kavuştuğunu, davalı ...'ın da davalı ... ile birlikte hareket ettiğini, davalıların hile ile taşınmazı ele geçirdiklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu dava konusu 554 ada 1 parseldeki 40 nolu bağımsız bölüm üzerinde ilk olarak dava dışı ... lehine 05.09.2012 tarihinde 300.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, daha sonra taşınmazın davacı tarafından ipotekle yüklü olarak 08.02.2013 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle devredildiği, taşınmaz üzerindeki ipoteğin 13.03.2013 tarihinde terkin edildiği, taşınmazın davalı ... tarafından 02.04.2013 tarihinde diğer davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, diğer yandan ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/469 Esas, 2015/434 Karar sayılı dosyası üzerinden davacı tarafından dava konusu taşınmaz üzerine konulan ipotek hakkında dava dışı ... aleyhine açılan menfi tespit davası sonucunda, ...'ın ipotek karşılığında davacıya herhangi bir bedel ödediğini ispatlayamadığı, ipoteğin teminat ipoteği olduğu, bu haliyle ipoteğe konu paranın davacıya borç olarak verildiğinin ya da mevcut alışveriş karşılığı davacıya bir ödeme yapıldığının davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle dava konusu 554 ada 1 parseldeki 40 nolu bağımsız bölüm üzerine konan 05.09.2012 tarihli ve 300.000,00 TL bedelli ipotekten dolayı davacının ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesince onanarak 15.09.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan; hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Somut olaya gelince; davalı ... dava konusu taşınmazın satış bedelinin 390.000,00 TL olduğu, bu bedelin 300.000,00 TL'lik kısmını davacının borcu nedeniyle taşınmaz üzerine konan 300.000,00 TL ipotek borcunu ipotek alacaklısı dava dışı ...'a ödeyerek karşıladığını savunmuşsa da, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/469 Esas, 2015/434 Karar sayılı dosyasıyla davacının dava konusu taşınmaz üzerine konan 300.000,00 TL bedelli ipotekten dolayı ...'a borçlu olmadığının tespit edildiği, dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamından davalı ... ile dava dışı ...'ın öncesinde birbirlerini tanıdıkları, davalı ...'nın davacının ekonomik olarak zor durumda olmasından faydalanarak dava konusu taşınmazın teminat olarak devredilmesi halinde borç para vereceği yönünde davacıyı inandırıp bu yönde davacının iradesini ifsad ederek hile ile önce taşınmaz üzerine dava dışı ... lehine ipotek koydurup daha sonra taşınmazın adına devrini sağladığı, devirden sonra davacıya herhangi bir bedel ödendiğinin kanıtlanamadığı, ikinci el konumundaki diğer davalı ...'ın ise taşınmazı gezip görmeden aldığı, dava konusu taşınmazda halen davacının teyzesi ve eniştesinin oturmaya devam ettiği, davacı tanığı olarak dinlenen davacının teyzesi ve eniştesinin beyanlarında "...evin satıldığını öğrendikleri yeni malik ...'ın yanına gittiklerinde,...'ın kendilerine dava konusu evle ilgisinin olmadığını, kredi çekmek için evin üzerine yapıldığını, evle ilgilenen kişinin ... olduğunu, kendisinin emanetçi olduğunu söylediğini..." beyan ettikleri, yine davalı tanığı olarak dinlenen dava dışı ...'ın abisi olan ...'ın beyanında davalı ... ile ...'ın üniversiteden arkadaş olduklarını ifade ettiği, tüm bu somut olgular birlikte değerlendirildiğinde, hile iddiasının ispatlandığı, son kayıt maliki davalı ...'ın da ediniminde iyi niyetli olmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanmayacağı sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3008, K. 2025/3077, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3008-e-2025-3077-k-ef1bf32a5476