Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/148 E. 2012/7041 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/148
- Karar No
- 2012/7041
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/170 - Karar No:2025/1011 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/170 KARAR NO : 2025/1011 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2022 NUMARASI : 2020/170 E-2022/208 K DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/10/2025 Eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında Erzurum "Erzurum AYR - İspir Yolu Km.27+360-42756G/49+000 İ-63+880 Kesimi; Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Tünel (Elektrik, Elektronik ve Elektromanyetik İşler Dahil) Üst Yapı İşleri Yapımı İkmal İşi" kapsamında 26/07/2017 tarihli 102.431.790,95 TL + KDV bedelli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, ana sözleşmenin idare ile davalı şirket arasında olduğunu, işin müvekkili tarafından yapılmasına karşın faturanın davalı tarafından idareye kesileceği ve hakediş ödemelerinin davalı hesabına geleceği, müvekkilinin sözleşme ve 28.07.2017 tarihli zeyilname uyarınca hakkediş bedeli üzerinden %11,76 tenzilatla davalıya fatura kesmesi ve hakediş bedeli idareden tahsil edildiğinde 5 gün içinde müvekkili alacağının ödenmesi gerektiğini, işe başlandıktan sonra müvekkilinin yapmış olduğu imalatlara karşılık olarak dava dışı idare tarafından davalıya toplam 16 hakediş ödemesi yapıldığını, 12. hakediş öncesine ait alacaklar için icra takibi başlatıldığını, davalının takiplere itiraz ettiğini itirazın iptali için dava açıldığını, icra takibine ve itirazın iptaline konu alacak dışında sonradan doğmuş 13-14-15-16 nolu hakedişlerden kaynaklı alacaklar için işbu davanın açıldığını, alt yüklenici sözleşmesi kapsamında işin tamamının %5 tenzilatla müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin araç ve ekipman temini hazırlıklarını tamamladıktan sonra davalının kötü niyetli olarak tenzilat oranının %5'ten %11,76'ya çıkarılmasını dayattığını, müvekkilinin yapmış olduğu hazırlıklar nedeniyle bu değişikliği kabule mecbur kaldığını, buna rağmen davalının, müvekkilinin ödemelerini zamanında yapmadığını, asıl yüklenici sıfatıyla idareye faturayı kendisi kestiği ve hakedişler kendi hesabına geldiği için bunu müvekkiline karşı baskı ve pazarlık unsuru olarak kullandığını, müvekkilinin her bir hakediş döneminde sözleşme gereğince alacağına ilişkin fatura düzenleyerek davalıya ibraz ettiğini, BA–BS bildirimlerini yaptığını, davalının bu faturaları kabul ederek kayıt altına aldığını ve itirazda bulunmadığını, sözleşme gereğince davalının ödemeleri kendisine ödeme yapıldıktan sonraki 5 gün içerisinde sözleşmeye uygun şekilde yapmadığını, müvekkilince gönderilen 18/09/2019 tarihli ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, son olarak idare tarafından davalıya 19.12.2019 tarihinde 16 nolu hakedişin yapıldığını ancak yine ödenmesi gereken tutarın tam olarak ödenmediğini, iş devam ederken ödemeler zamanında yapılmadığından müvekkilinin kredi kullanmak zorunda kaldığını ve 26.07.2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı alacaklarının %70'ini kredilerine teminat olarak bankalara temlik etmek zorunda kaldığını, temlik tutarlarının davalı hesabına yatmaksızın doğrudan temlik alacaklılarına ödendiğinden davalı firmanın bu tutarlara müdahale edemediğini, hakediş alacağından müvekkili hesabına ödenmesi gereken %30'luk kısmına denk gelen 159.051,69 TL tutarın ise idare tarafından davalı hesabına yatırıldığını ancak bu tutarın müvekkiline ödenmediğini, müvekkili firma için %30’luk kısma denk gelen ve davaya konu ödeme hayati önem taşımakta olup, bir kısım personel ödemeleri ve işin yapımı için aldığı malzeme ödemelerini yapabilmesi için bu tutara ihtiyacı bulunduğunu, arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek müvekkilinin davalıdan alacağı olan 159.051,69 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili : Taraflar arasında 26/07/2017 tarihli taşeron sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede %5 olarak belirtilen tenzilat miktarının daha sonra %11,76 olarak revize edildiğini, davacının muaccel alacağı bulunmadığını, davacının 12 nolu hakedişe kadar olan alacağı için takip yaptığını, sonrasında Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/148 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığını, işbu davanın 13,14,15 ve 16 nolu hakedişlere ilişkin olduğunu, davacının işi anahtar teslimi olarak üstlendiğini, ancak kendisi için faydalı olan imalatları yapıp diğer imalatları yapmaksızın şantiye sahasını terk ettiğini, 16 nolu hakediş raporunun henüz taraflar arasında karara bağlanmadığını ve imzalanmadığını, dolayısıyla yapılmayan iş bakımından alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda davacının iddia ettiği alacakların muaccel hale geldiğinden bahsedilemeyeceğini, davacının kredi borçlarını ödemekten imtina ettiği için bu sözleşmeden doğan alacaklarını temlik ettiğini, davacının kredi borçları sebebiyle alacağı temlik etmiş olması karşısında ihale makamı idarece bu temlik kesintilerinin temlik alana ödendiğini, davacının sözleşmeden doğan alacakları temlik etmiş ve temlik borçları da ödenmiş olduğundan müvekkilinden ayrıca alacak talebinde bulunamayacağını, davacının alacağı bulunmadığı gibi üstlenmiş olduğu işi sözleşme hükümleri uygun tamamlamadığını, ödemezlik defiinde bulunduklarını, ihtara rağmen davacının edimini ifa etmeksizin işi terk ettiğini ve alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2020/148E. sayılı davada davacı vekili özetle: Asıl davadaki beyan ve iddialarını tekrarla taraflar arasında akdedilen taşeronluk sözleşmesi gereğince müvekkilinin yapmış olduğu imalatlara karşılık ve hakediş alacağının ödenmesi için 11.01.2019 tarihinde davalıya ihtarname keşide edildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine müvekkili tarafından 05.07.2019 tarihinde sözleşmenin feshedildiği bildirilerek alacaklarını yeniden talep ettiğini, davalının ise, icra takibinden sonra 05.09.2019 tarihli ihtarname ile imalatların tamamlanmasını, aksi taktirde 3.kişilere tamamlatılacağını bildirdiğini, müvekkilinin 18.09.2019 tarihli ihtarla kendi edimini yerine getirmeyen tarafın talepte bulunamayacağını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini karşı tarafa bildirdiğini ve alacağın tahsili için Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/8703 sayılı dosyasında 588.524,36 TL hakediş alacağı ve 33.898,31 TL hakediş teminat kesintisi alacağı olmak üzere toplam 622.422,67 TL üzerinden icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu, 11.01.2019 tarihli ihtarla davalının temerrüdünün gerçekleştiğini, idare tarafından 30.05.2019 tarihinde davalıya hakediş ödemesi yapıldığını, ancak müvekkiline ödenmesi gereken tutarın tam olarak ödenmediğini, sözleşmeden kaynaklı alacaklarının %70’inin kredilerine teminat olarak temlik etmek zorunda kalındığını, müvekkili hesabına ödenmesi gereken %30’luk kısmın ise idarece davalı hesabına yatırıldığını, ancak bu miktarın ödenmediğini, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2020/148E. sayılı davada davalı vekili özetle: Davacı tarafça eksik harcın ikmali gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte alacağın zamanaşımına uğradığını, esas bakımından ise davacının sözleşmeyi fesih yetkisinin bulunmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmekten imtina ettiğini ve sözleşmeye aykırı davrandığını, davacının tek taraflı fesih hakkının olmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların yerinde bulunmadığını, davacının edimini yerine getirmediğini ve iş sahasını terk ederek işi tamamlamadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davacının kusuru nedeniyle müvekkilinin hakedişi uhdesinde tutma hakkının mevcut olduğunu, icra inkar tazminatı için yasal şartların gerçekleşmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, talep edilen faize de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine, en az %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2021/232E. sayılı davada davacı vekili: Asıl davadaki iddialarını tekrar ederek davalının sözleşmede kararlaştırılan ödeme hükmüne rağmen ödemelerde temerrüde düştüğünü, müvekkilinin alacaklarını ödemediğini, bu nedenle müvekkilince hakedişlerinden kaynaklanan alacaklar için yaptığı icra takibi sonucunda Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/170 esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, davanın devam ettiğini, bu süreçte sözleşmeden kaynaklı 15 nolu ve 16 nolu hakedişlere ilişkin ödemelerde temerrüde düşülmesi nedeniyle Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı dosyası üzerinden 1.052.348,48 TL'lik alacak için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2021/232E. sayılı davada davalı vekili: Davanın miktar bakımından yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu, dava dilekçesinde bir harca esas değerin belirtilmediğini, eksik harç varsa tamamlatılması gerektiğini, davacının ilk olarak Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/170 esasında alt yüklenici sözleşmesine istinaden 13,14,15 ve 16 nolu hakedişlerden kaynaklı alacakları için dava açtığını, davacının söz konusu davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gibi eksik ödenen miktarın 159.051,69 TL olduğunu ikrar ettiğini, davacının ikinci olarak müvekkiline karşı Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/148 esasında itirazın iptali talepli dava açtığını ve toplam 622.422,67 TL miktarlı alacak için itirazın iptalini talep ettiğini, eldeki işbu dava ile de davacının 15 ve 16 nolu hakedişlerin ödenmediğinden bahisle yaptığı takibe ilişkin olarak itirazın iptali talebinde bulunduğunu, davacının daha evvel 15 ve 16 nolu hakedişlerin de dahil olduğu alacak davası ikame etmiş olması nedeniyle aynı konuda açılmış dava bulunmakla derdestlik itirazında bulunduklarını, taleple bağlılık ilkesi ve derdestlik itirazlarının gözetilmesi gerektiğini, fazla hakların saklı tutulmadığını, davacının muaccel bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasında henüz 16 nolu hakedişin imza edilmediğini, dolayısıyla kabulü yapılmayan iş bakımından alacak talebinde bulunulamayacağını, alacağın muaccel hale gelmediğini, davacının alacağı bulunmadığı gibi üstlendiği işi sözleşme hükümlerine uygun yapmadığından ödemezlik definde bulunduklarını, davacının iş sahasını terk ettiğini, müvekkili tarafından SGK prim ödemelerinin davacı adına ifa edildiğini, imzalanmamış onaysız tek taraflı düzenlenmiş hakediş raporunun alacağı muaccel hale getirmeyeceğini belirterek davanın usul, derdestlik, zamanaşımı ve esas bakımından reddine ve en az %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Asıl davanın taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında 13,14,15 ve 16 nolu hakedişlerden kaynaklı alacağın tahsili, birleşen 2020/148 esas sayılı davanın aynı sözleşmeye dayalı 12. hakediş dönemi ve öncesinde doğmuş hakediş alacaklarına ilişkin girişilen icra takibine itirazın iptali, birleşen 2021/232 esas sayılı davanın aynı sözleşmeye konu 15 nolu hakediş ve faturadan bakiye, 16 nolu hakediş ve faturaya konu alacağın tahsili isteğiyle girişilen icra takibine itirazın iptali isteğine ilişkin olduğu, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/8703 sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu hakkında alt yüklenici sözleşmesine dayalı hakediş faturaları bakiyesi ve teminat kesintisine bağlı cari hesap alacağına dayalı olarak 622.422,67 TL alacağın tahsili isteğiyle 19/06/2019 tarihinde ilamsız takibe geçildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresinde sunulan dilekçe ile borca itiraz edilmekle takibin bu aşamada durdurulmuş olduğu, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı takip dosyasının uyap kayıtlarının incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu hakkında 15 nolu hakediş ile fatura ve 16 nolu hakediş ile faturaya dayalı olarak 15 nolu hakediş sebebiyle 38.267,99 TL fatura alacağı, 16 nolu hakediş sebebiyle 967.390,20 TL fatura alacağı, işlemiş faizleri ile birlikte toplam 1.052.348,48 TL alacağın tahsili isteğiyle 15/02/2021 tarihinde takibe geçildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresinde sunulan dilekçe ile borca itiraz edilmiş olduğunun anlaşıldığı, Karayolları Genel Müdürlüğü 12. Bölge Müdürlüğüne yazılarak dava konusu işe ilişkin bilgi, belge, hakediş kayıtları ve tüm belge örneklerinin celp edildiği, dosya ve tarafların ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, elektrik yüksek mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetinden 17/03/2021 tarihli raporun alındığı, asıl rapora itirazların değerlendirilmesi ve birleşen dava dosyalarına ilişkin olarak mevcut bilirkişi heyetine davanın eser sözleşmesine ilişkin olması da gözetilerek bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişi de eklenerek rapor alınmış olup, bilirkişi heyetinin 14/02/2022 tarihli raporlarında; inceleme ve değerlendirmeler sonrası sonuç itibariyle asıl dava yönünden mahkemece davacının asıl davadaki talebinin 13, 14, 15 ve 16 nolu hakedişler olduğunun kabulü halinde davacının talebiyle bağlı kalınarak davacının davalıdan 159.051,69 TL'nin tahsilini talep edebileceği, mahkemece davacının asıl davadaki talebinin 13 ve 14 nolu hakedişler olduğunun kabulü halinde davacının talebiyle bağlı kalınarak davacının davalıdan 159.051,69 TL'nin tahsilini talep edebileceği, birleşen 2020/148 esas sayılı dava yönünden; davacının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/8703 sayılı dosyasında talep edebileceği toplam alacağın 587.928,16 TL ilk 12 hakedişin bakiyesi, 33.898,31 TL ilk hakedişten yapılan teminat kesintisi olmak üzere toplam 621.826,47 TL olduğu, davacının davalının sözkonusu icra takibine yönelik itirazının 621.826,47 TL asıl alacak yönünden iptalini talep edebileceği, birleşen 2021/232 esas sayılı dosya yönünden; mahkemece davacının asıl davadaki talebinin yorumunun davacının işbu davadaki talebini de belirleyeceği, mahkemece davacının asıl davada 13, 14, 15 ve 16 nolu hakedişler için fazlaya dair haklarını saklı tutmadan 159.051,69 TL olarak talepte bulunması nedeniyle artık asıl dava tarihinden sonra başlattığı bu birleşen davaya konu icra takibi ile aynı hakedişler için talepte bulunamayacağı kabul edildiği takdirde davacının bu birleşen davaya konu icra takibi (Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312) ve bu birleşen dava ile davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı, mahkemece davacının asıl davadaki talebinin 13 ve 14 nolu hakedişler olarak kabul edilmesi halinde davacının işbu davaya konu icra takibi ve işbu dava ile 15 ve 16 nolu hakkedişlerin %30'u için talepte bulunabileceği, buna ilişkin yapılan hesaplamalar sonucunda ve davacının talebiyle bağlı kalınarak 15 nolu hakedişten kaynaklı alacağın 38.267,99 TL ve 16 nolu hakedişten kaynaklı alacağın 967.390,20 TL olacağı, davacının davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı dosyasındaki itirazının 15 nolu hakediş için 38.267,99 TL asıl alacak ve 16 nolu hakediş için 967.390,20 TL asıl alacak yönünden iptalini talep edebileceği, takipteki işlemiş faiz talebi yönünden faiz başlangıç tarihine ilişkin bir açıklama yapılmadığı için hesaplama yapılamadığı, davacının temerrüt tarihi olarak hangi tarihi esas aldığını açıklaması ve temerrüdü gösterir dayanak belgelerini sunması halinde takipte talep edilebilecek işlemiş faizin 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca avans faiz oranları üzerinden hesaplanacağının bildirildiği, davacı vekilinin 14/03/2022 tarihli dilekçesi ile asıl davayı tamamen ıslah ettiğini bildirdiği ve bu dilekçe ekinde asıl dava olan hakediş ödemesi ve faturaya dayalı cari hesap alacağı davasını tamamen ıslah sonrası yeni dava dilekçesini sunduğu ve işbu dilekçesinde davanın 13. hakediş dönemi ve 14. hakediş dönemine ilişkin olduğunu ve 13 ve 14 nolu hakedişler bakımından davacı müvekkiline ödenmesi gereken tutarın faizler hariç 159.051,69 TL olduğunu bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 159.051,69 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteminde bulunduğu, davalı vekilinin tamamen ıslah dilekçesine karşı itirazlarını içerir 22/03/2022 tarihli dilekçe sunmuş olduğu, dosya kapsamından; taraflar arasında 26/07/2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesi düzenlendiği, idare veya işverenin Karayolları 12. Bölge Müdürlüğü, yüklenici ... Enerji... A.Ş., ana sözleşmenin idare ile yüklenici arasında yapılmış Erzurum 3. Noterliğinin 02508 yevmiye numaralı ve 10/03/2017 tarihli "Erzurum AYR - İspir Yolu Km.27+360-42756G/49+000 İ-63+880 Kesimi; Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Tünel (Elektrik, Elektronik ve Elektromanyetik İşler Dahil) Üst Yapı İşleri Yapımı İkmal İşi"ne ait sözleşme, alt yüklenicinin ... İnş... A.Ş., alt yüklenici sözleşmesinin yüklenici ile alt yüklenici arasında imzalanan işbu sözleşme olup, sözleşmenin konusunun ana sözleşme ve ekleri ile tarif edilen işler arasından yüklenici tarafından alt yükleniciye bildirilecek ve alt yüklenici sözleşmesi ve eki keşif cetvelinde belirtilen işlerin tamamı olup sözleşme konusu işlerin 2.maddede belirtildiği, sözleşme bedelinin 102.431.790,95 TL olarak kararlaştırıldığı ve toplam 17 maddeden ibaret olduğu, taraflar arasında 28/07/2017 tarihli zeyilname düzenlendiği, zeyilname ekinde yer alan birim fiyat teklif cetvelinde işin toplam tutarının 95.159.781,14 TL olduğu, dava konusu işe ilişkin olarak 22/08/2017 tarihli iş yeri teslim tutanağı düzenlendiği, davacı tarafından davalıya Ankara 13. Noterliğinden 11/01/2019 tarih, 775 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği, davalı tarafça davacıya Ankara 18. Noterliğinden 18/01/2019 tarihli 2193 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamenin keşide edildiği, davacı tarafça 28/01/2019, 05/07/2019, 05/09/2019, 18/09/2019 tarihli ihtarnameler keşide edildiği ve 18/09/2019 tarihli ihtarnamede ayrıca sözleşmenin haklı olarak feshedildiği, tüm tazminat haklarının ayrıca talep edileceği, ihtarın ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesinden kurtulmayı sağlamayacağı, tüm ödemelerin avans faizi ile birlikte ödenmesinin istenildiği, hakedişlerin 16 adet olup, 15 nolu hakedişin 21/11/2019 tarihli, 16 nolu hakedişin 19/12/2019 tarihli olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesine konu ilk 12 adet hakedişi Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/8703 sayılı dosyasında takibe konu ettiği, itiraz üzerine Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2020/148 esas sayılı dosyasından itirazın iptali davasını açtığı, aynı gün asıl davadan 13-14-15-16 nolu hakedişlere karşılık idarece hakedişlerin %70'in temlik alacaklılarına ödendiği ve kalan %30'unun davalı tarafından davacıya ödenmediği gerekçesiyle %30'u olarak belirtilen 159.051,69 TL için alacağın tahsili talebinde bulunduğu, işbu davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı takip dosyası ile 15 nolu hakediş sebebi ile fatura alacağı ve 16 nolu hakediş sebebi ile fatura alacağı ve buna ilişkin işlemiş faizleri takibe konu ettiği, itiraz üzerine Ankara Asliye 13. Ticaret Mahkemesinin 2021/232 esasına kayıtlı davayı açtığı, asıl dava ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları, taraf defter kayıtları içeriği, hakediş raporları, ihale kapsamında düzenlenen sözleşme ve hakediş ve dayanak belgeler ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında düzenlenen alt yüklenici sözleşmesi kapsamında 16 hakediş düzenlendiği, işbu davada dava dilekçesinde 13-14-15-16 nolu hakedişlerden kaynaklı alacaklar için işbu davayı açmak zorunda kalındığı belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaksızın 159.051,69 TL alacağın tahsili isteğinde bulunulmuş, daha sonra davanın tamamen ıslahı ile bu davadaki alacağın 13-14 nolu hakedişlere ilişkin olduğu belirtildiği, faturalar içeriği, taraf defter kayıtları, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları içeriği ve tüm dosya kapsamı itibariyle asıl davada 13-14-15-16 veya 13-14 nolu hakedişlerden alacak 159.051,69 TL olup, yapılan kesin hesapta bu şekilde belirlendiği ve yerinde olduğu anlaşılmakla asıl davanın bu miktar üzerinden kabulüne, alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar vermek gerektiği, işbu davada tamamen ıslah yapılmış olmakla ıslah hususunun bu davada değerlendirilmesi gerektiği, ıslah müessesinin HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, asıl ve birleşen 2020/148 esas sayılı dosyada davacı vekilinin asıl davaya yönelik ıslah talebinin, ıslahın içeriği, itibariyle dava konusu değiştirilmeksizin, talep artırımı yapılmaksızın, 13-14-15-16 nolu hakedişlerden kaynaklı fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaksızın açılan davada tamamen ıslahla 13-14 nolu hakedişlerin bu davaya konu olduğu belirtilerek talep daraltma niteliğinde olup, bu şekliyle ıslahın mümkün olmadığı, ıslahın içeriği de nazara alınarak reddine karar vermek gerektiği, birleşen 2020/148 esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları, taraf defter kayıtları içeriği, hakediş raporları, ihale kapsamında düzenlenen sözleşme ve hakediş ve dayanak belgeler ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında 1 nolu hak edişten 12 nolu hakediş (12 nolu hakediş dahil) alacağın tahsili için icra takibine geçildiği, dosya kapsamı ve denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor içerikleri itibariyle bu dosyada talep edilebilecek toplam alacağın 587.928,16 TL ilk 12 hakedişin bakiyesi ile 33.898,31 TL'lik ilk hakedişten yapılan teminat kesintisi olmak üzere toplam 621.826,47 TL olup, yapılan kesin hesapta bu şekliyle belirlendiği ve yerinde olduğu anlaşılmakla bu miktar asıl alacağa itiraz yerinde görülmeyerek birleşen 2020/148 esas sayılı dosyası ile açılan davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak eser sözleşmesinden kaynaklı olup likit sayılamayacağından kabul edilen miktar üzerinden davacının, davacı tarafça kötüniyetle takibe geçildiği hususu kanıtlanamadığından reddedilen miktar üzerinden davalının yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, birleşen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları, taraf defter kayıtları içeriği, hakediş raporları, ihale kapsamında düzenlenen sözleşme ve hakediş ve dayanak belgeler ve tüm dosya kapsamına göre, işbu dava taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye konu 15 ve 16. hakediş bedellerine ilişkin Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı takip dosyasına konu alacağa itirazın iptali isteğine ilişkin olduğu, asıl davada dava dilekçesinde 13 ve 14 nolu hakedişler dışında 15 ve 16 nolu hakedişlerin de dava konusu edildiği belirtilerek dava açıldığı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı, davanın, eser sözleşmesine konu alacak isteğine ilişkin olup belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı, esasen dava dilekçesinde belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak da belirtilmeyip tam davanın açıldığı, HMK'nın 109.maddesi kısmi dava başlıklı olup, 1.fıkra; "Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir." 3.fıkra; "Dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." hükmüne haiz olduğu, asıl davanın içeriği itibariyle belirsiz alacak davası olmayıp, kısmi dava olarak açılabilecek davalardan olduğu, ancak dava açılırken kısmi dava olarak açılmadığı, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı bu haliyle asıl davada HMK'nın 109.madde hükmü uygulanamayacağı, kısmi dava açılması halinde talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, oysa dava dilekçesi içeriği itibariyle bu durumun olmadığı, yargılama sırasında 24/03/2021 tarihli dilekçe ile asıl davadaki talebin 13 ve 14. hakediş dönemine ait alacak olduğu belirtilmiş ise de, karşı tarafın kabulü, muvafakati olmaksızın yapılamayacağı, asıl davanın açıldığı tarihte 15 ve 16 nolu hakedişlerin düzenlendiği, birleşen Ankara Asliye 13. Ticaret Mahkemesinde açılan davaya konu icra takibinin tarihinin sonra olmasının alacağın varlığının da sonradan oluştuğunun kanıtı sayılamayacağı, arabuluculuğa da bu icra takibine itiraz üzerine başvurulduğu, bu haliyle birleşen Ankara Asliye 13. Ticaret Mahkemesi'nin 2021/232 esas sayılı davasına konu 15 ve 16 nolu hakedişler asıl davaya da konu olmakla ve davalı tarafça süresinde sunulan dilekçe ile derdestlik itirazında bulunulmuş olup, dava konusu, tarafları itibariyle derdestlikten ve esasen miktar farklı olsa da asıl davada dava konusu edilmekle yeniden aynı hakedişlere ilişkin farklı miktarlar belirtilip dava açılamayacağından davanın reddine, davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususu kanıtlanamadığından davalının yasal koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davada; davanın kabulü ile, 159.051,69 TL'nin 11/03/2020 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2020/148 esas sayılı davada; davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/8703 sayılı dosyasında itirazının 621.826,47 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tarafların tazminat taleplerinin reddine, birleşen 2021/232 esas sayılı davada davanın derdestlikten reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilleri istinaf dilekçelerinde özetle:Dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve vakıaları tekrar ederek davalının, müvekkilinin ödemelerini zamanında yapmadığını, müvekkilinin her bir hakediş döneminde sözleşme gereğince alacağına ilişkin fatura düzenleyerek davalıya ibraz ettiğini, davalının bu faturaları kabul ederek kayıt altına aldığı ve içeriğine dair hiçbir itirazda bulunmadığını, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre boyunca müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının, idareden davacının yaptığı işlere ilişkin hakediş ödemelerini tahsil etmiş olmasına rağmen sözleşme hükümlerine göre idare tarafından kendisine hakediş ödemesi yapıldıktan sonraki 5 gün içerisinde müvekkiline hakediş ödemesi yapılması gerektiği, müvekkili tarafından davalıya gönderilen Ankara 13. Noterliğinin 18.09.2019 tarihli18147 yevmiye numaralı ihtarnameyle ihtar edildiği ve davalının temerrüde düşürüldüğünü, idare tarafından davalıya 19.12.2019 tarihinde 16 nolu hakedişin ödemesinin yapıldığını, ancak müvekkiline ödenmesi gereken tutarın tam olarak ödenmediğini, taraflar arasında iş devam ederken müvekkili ödemeleri zamanında alamadığı için kredi kullanmak zorunda kaldığını ve 26.07.2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı alacaklarının %70'ini kredilerine teminat olarak bankalara temlik etmek zorunda kaldığını, temlik tutarları, davalı hesabına yatmaksızın doğrudan temlik alacaklılarına ödendiğinden davalı tarafın bu tutarlara müdahale edemediğini ve hakediş alacağından müvekkiline ödenmesi gereken %30'luk kısıma denk gelen 159.051,69 TL tutarın ise idare tarafından davalı hesabına yatırıldığı ancak bu tutarın müvekkiline ödenmediğini, bunun 2020/170 Esas sayılı davanın açıldığı ve söz konusu dava açıldıktan sonra Ankara 10.İcra Müdürlüğü'nün 2021/2312 sayılı dosyasına konu fatura karşılığı hak ediş alacakları muaccel olduğundan ve takibe davalı şirket tarafından haksız yere itiraz edildiğinden Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/232 Esas sayılı davasının açıldığı ve işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiğini, esas dava ve birleşen davalar yönünden derdestlik olduğuna ilişkin kurulan hükmün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasındaki Alt Yüklenici Sözleşmesinden doğan müvekkilinin alacaklarına ilişkin, 12. hakediş ve öncesinden doğan alacakların Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2019/8703 sayılı icra takibine konu edildiğni ve takibe yapılan itiraz doğrultusunda Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/148 E. sayılı itirazın iptali dosyasının eldeki dosya ile birleştirildiği, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/170 Esas sayılı dosyası ile 13-14-15-16 numaralı hakedişlerden doğan alacakların tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığı ve son olarak Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/170 Esas sayılı davasına konu alacak için yapılan başvurudan daha sonra muaccel olan ve faturası kesilip ödenmeyen meblağlar için Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı dosyası ile 15 ve 16 numaralı hakedişlerden doğan alacakların geri kalanına ilişkin icra takibi başlatıldığını ve itiraz sonucu Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas sayılı itirazın iptali dosyasının eldeki dava ile birleştirildiğini, her bir davanın ve icra takibinin konusunun birbiri ile bağlantılı ve aynı işe ilişkin imzalanan sözleşmeden doğan farklı dönemlerde muaccel olan alacaklara ilişkin olduğunu, 2021/232 Esas sayılı birleşen davasının 15 ve 16 numaralı hakedişlerin, 2020/170 Esas sayılı dosyası ile talep edilemeyen kısmına ilişkin olduğunun gerek bilirkişi raporunda gerekse dosyada mevcut belgelerden açıkça anlaşıldığını, HMK'nın kısmi dava müessesesini düzenleyen 109. maddesinde talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğine dair açık hükmün düzenlendiğini, 2020/170 Esas sayılı dava dilekçesinde hiçbir suretle müvekkilinin davalıdan alacağının geri kalan kısmına ilişkin feragat ibaresi geçmediğini ve dava açıldığında birleşen 2021/232 Esas sayılı davasına konu alacakların muaccel olmadığını, bu nedenle davalının derdestlik ve zımni feragate ilişkin iddialarının mesnetsiz olduğunu, 2021/232 E. sayılı birleşen dosyasının dava dilekçesinde de asıl davadaki dava konusu haricinde kalan bakiye alacağa ilişkin başlatılan icra takibinin söz konusu olduğunun beyan edildiğini, dosyalar arasında derdestlik ilişkisi bulunmadığı gibi mükerrer ödemenin de söz konusu olmadığını, 2020/170 Esas sayılı dosyasına konu edilen alacağı aşan bakiye kısım için Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 Sayılı icra takibinin başlatıldığını ve takibe itiraz neticesinde 2021/232 Esas sayılı itirazın iptali davasının açıldığını, davalının cevap dilekçesinde derdestlik itirazına dayanak yaptığı HGK kararlarının mülga HUMK hükmü uyarınca değerlendirme yapılarak kurulduğunu ve HMK'nın yürürlüğe girmesi ile kısmi dava ve alacağın kalan kısmından açıkça feragat edilmesi hallerine ilişkin esaslı değişiklikler yapıldığını, sunulan kararların eldeki davaya emsal teşkil etmesinin mümkün bulunmadığını, davalının idareden ödeme almasına rağmen aldığı ödemeleri müvekkiline aktarmadığını ve bu sebeple haksız yere zenginleştiğini, müvekkilince sözleşme ile taahhüt edilen tüm işlerin eksiksiz olarak ve zamanında yapıldığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmenin 8.5 maddesi nazara alındığında müvekkilinin taahhüt ettiği tüm işleri tamamladığı, müvekkilin kendisi için faydalı olan imalatları yapmış ve tüm sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen; davalı tarafça sözleşemeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ve bu durumun katlanılamaz bir hal alması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle müvekkili tarafından feshedildiğini, davalının dava konusu uyuşmazlık yönünden 16 nolu hakediş raporunun henüz taraflar arasında karara bağlanmadığı ve imzalanmadığı, dolayısıyla kabulü yapılmayan iş bakımından alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı şeklindeki beyanıyla, 13-14-15. hakedişlerin usulüne uygun bir şekilde imza altına alındığını zımnen ikrar ettiğini, müvekkiline bu hak edişlerden doğan alacaklarını hiçbir surette ödemediğini, 2020/170 Esas sayılı asıl davada yapılan bilirkişi incelemesi ile tanzim edilen 17.03.2021 havale tarihli raporda davalının, iş sahibi idareden 13-14-15-16 numaralı hak edişlerin tamamını tahsil ettiği, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda kayıtların bir kalem hariç birbiriyle uyumlu olduğu, söz konusu uyumsuzluğun davalı tarafından iade edilen 16. hakedişe ilişkin faturanın iadesi sebebiyle kendi defterlerinde bulunmamasından kaynaklı olduğu ve davalı .... Şirketinin 16. nolu hak edişe ilişkin faturayı iade gerekçesinin hak edişe ilişkin idare ile karşılıklı imzaların tamamlanmamasının gösterilmesine rağmen bu iddianın gerçeği yansıtmadığı ve idare ile imzaların tamamlanarak faturaya konu hak edişin idareden tahsil edildiğini tespit ettiğini, bu nedenle birleşen 2021/232 Esas sayılı davasına konu kısmının derdestlik sebebiyle reddinin müvekkili alacağının bir kısmını alamamasına ve davalının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağı gibi, söz konusu kararın hakkaniyet ve adalet ilkesiyle bağdaşmamakla birlikte usul ekonomisine de aykırı olduğunu, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2021/2312 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın tamamiyle haksız ve kötüniyetli olduğunu, icra takibine konu alacak miktarı ve alacağın hangi işlerden kaynaklı faturalar neticesinde düzenlendiğinin sabit olduğunu, kaldı ki 17.03.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda da müvekkilinin alacak kalemlerinin ayrıca ve açıkça tespit edilerek gösterilmiş olmasına rağmen icra inkar tazminatına konu alacağın belirsiz olduğundan bahisle karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalının temerrüde düşmesi sebebiyle alacaklı olduğunu, davalının itirazında da kötü niyetli davrandığını, buna rağmen tazminat bakımından davalı tarafa bir müeyyide öngörülmediğini, mahkemece uyuşmazlığa konu davalarda faiz başlangıcının dava ve takip tarihi olarak belirlendiğini, ancak faiz başlangıcının sözleşmeye göre belirlenmesi gerektiğini, TBK 117.madde hükmüne göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.5 maddesi uyarınca faiz alacağının hesaplanması gerektiğini, sözleşmenin 8. maddesinde "Fiyatlar, Ödemeler ve Teminatlar" başlıklı kısmının 8.5 alt maddesi uyarınca borçluya yapılacak hakediş ödemelerini takip eden günden sonraki 5 gün içerisinde müvekkil firmaya hakediş ödemesi yapması gerektiğini, bu sürenin taraflar arasında belirlenmiş kesin bir süre olup, ayrıca temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın davalının temerrüte düştüğünün kabulünün yasa gereği olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte vadenin kesin vade olmadığı düşülse dahi TTK m. 1530’da, 2 ila 8. fıkralar arasında ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, borçlunun temerrüde düşme şartları ve temerrüdün sonuçları bakımından genel hükümlerden ayrılan düzenlemeler yapıldığını, TTK m. 1530/f.II’ye göre ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, sözleşmede öngörülen tarihte veya belirlenen ödeme süresi içinde ödeme yapmayan borçlu, bu tarihlerin geçmesi ile ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşeceğini, birleşen 2020/148 esas sayılı davada 622.422,67 TL olarak başlattıkları icra takibine davalının itirazı üzerine mahkemece 621.826,47 TL üzerinden itirazın iptaline karar verildiğini, davaya konu edilen alacak miktarı net olarak takip talebinde belirtilen tutar olup tamamı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme yapılmadığı için 621.826,47 TL üzerinden itirazın iptaline karar vermesi ve en azından iptal edilen kısım üzerinden icra inkar tazminatına karar vermemesinin hukuka aykırı olduğunu, takibe konu alacak miktarı mahkeme kararına oldukça yakın olup likit olmadığından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilince işin yapıldığını, davalının müvekkili tarafından yapılan işi asıl yüklenici olarak idareye fatura ettiğini ve bedelini aldığını, müvekkili tarafından kendisine kesilen faturayı itiraz etmeksizin kayıtlarına işlediğini, ancak bedelini ödemediğini, dolayısı ile söz konusu alacağın likit olduğunu ve icra inkar tazminatına karar verilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda hataya düşüldüğünü, bilirkişi raporuna itirazlarını bildirdiklerini, mahkemece davanın tamamen ıslahı konusundaki dilekçelerinin kabul edilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, ilk dava dilekçesindeki alacak miktarı ile davanın tamamen ıslahı sonrası alacak miktarının tamamen aynı olduğunu, değişenin davanın hukuki sebebi ve dayanağı olduğunu, alacak miktarından vazgeçme veya talep sonucunu daraltmanın söz konusu olmadığını, zira asıl davada tamamen ıslah öncesi verilen dava dilekçesinde de alacak dönemleri belirtilmemiş sadece alacak miktarının belirtilmiş olduğunu, tam ıslah talebini reddeden mahkemenin taleplerini HMK. 183.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, 13.hakediş dönemine ilişkin olarak davalı tarafından idareye 24/07/2019 tarihinde, müvekkili tarafından davalıya 08/08/2019 tarihinde, 14.hakediş dönemine ilişkin ise davalı tarafından idareye 08/08/2019 tarihinde, müvekkili tarafından davalıya 09/08/2019 tarihinde yapılan işlere ilişkin faturalar düzenlenerek gönderildiğini, bilirkişi heyetinin kök raporunda yer alan yapılan işlere ilişkin tarihler göz önüne alındığında 15.hakediş dönemine ait işin 13 ve 14.hakediş dönemlerine ait alacakların arabuluculuk sürecinin bitmesinden 2 gün sonra 21/11/2019 tarihinde idare tarafından kabul edildiği, davalının bu işe ilişkin olarak 25/11/2019 tarihinde fatura düzenlediği, 16.hakediş dönemine ait işin idare tarafından kabulünün arabuluculuk sürecinin sonuçlanmasından çok sonra 19/12/2019 tarihinde yapıldığı ve davalı tarafından idareye 23/12/2019 tarihinde fatura edildiğinin dosya kapsamında sabit olduğunu, müvekkilinin ise 16. döneme ilişkin olarak faturayı dava tarihinden çok sonra 05/10/2020 tarihinde düzenlediğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dilekçede yer alan ibarenin yazım hatası olarak kabulünün hukuk ve hakkaniyet gereği olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına davaların kabulü ile birlikte icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Cevap dilekçelerindeki savunma ve vakıaları tekrarla davacının 2020/170 esas sayılı davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gibi davayı kısmi yahut belirsiz alacak davası olarak nitelendirmediğini, neticeten tam dava olarak açtığını, özellikle birleşen 2020/148 Esas sayılı dosya yönünden bilirkişi raporuna itirazlarını sundukları halde belge ve itirazları nazara alınmaksızın hüküm tesisi yoluna gidildiğini, asıl dava yönünden de davacının haksız nedenle sözleşmeyi feshettiği ve muaccel alacak bulunmadığı hususları değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de açıkça belirttikleri üzere davacının 12 nolu hakediş ve öncesi için müvekkili uhdesinde kalan herhangi bir alacağının bulunmadığını, 12 nolu hakedişin fatura tarihinin 31.05.2019 ve 13 nolu hakedişin fatura tarihinin 08.08.2019 olduğunu, kök raporda tarafların ticari defterlerinin 13 ve devamı hakedişler için incelenmiş olup raporun ekinde davacı firmanın cari hesap tablosu ile de 13 nolu hakediş faturasından önce yani 12 nolu hakediş dahil cari hesabı etkileyecek nitelikte 26.07.2019 tarihinde 616.699,90TL bedelli davacının temlik alacağının ödendiğini, dosyaya sundukları cari hesap özetlerinde de bu hususa ilişkin kayıt bulunduğunu, 2020/148 Esas sayılı dosyasının 11.03.2020 tarihinde açıldığını, 588.524,36 TL bakiye sonrası yine davacının temliklerine istinaden KGM tarafından 26.07.2019 tarihinde 13 nolu hakediş faturasından önce 616.699,90TL ödeme yapıldığını ve 12 nolu hakediş - 13 nolu hakediş öncesinde ve nihayeten dava tarihinde davacının müvekkili şirkete 28.175,54TL borcunun bulunduğunun sabit olduğunu, netice itibariyle; 12 nolu hakediş ile birlikte 13 nolu hakedişe değin davacının temlik borçlarına istinaden 228.190,70TL + 1.339.806,65TL + 616.699,90TL olmak üzere ödeme yapıldığını, temlik ödemesi toplamının 2.184.697,25TL olduğunu, 31.05.2019 tarihi itibariyle 2.156.521,71TL alacaklı olan davacı için 13 nolu hakediş faturası öncesinde toplam 2.184.697,25TL temlik ödemesi yapılmış olup netice itibariyle davacının 26.07.2019 tarihi itibariyle müvekkiline (2.184.697,25-2.156.521,71=28.175,54TL borçlu olduğunu, dava dilekçesi ile davacının da ikrarında olduğu üzere davacının söz konusu işten kaynaklı alacaklarını temlik ettiğini, temliklerin birden fazla bankaya ve birden fazla borca istinaden yapıldığını, ihale makamı idareye sunulan temliklerin onaylandığını ve hakediş dönemlerinde ödeme durumu kurumca gözetilmekle davacı firma adına ödendiğini, bu kapsamda davacının da dava ve hatta takip tarihi itibariyle söz konusu alacaklarının temlik borçlarına ödendiğini yahut ödeneceğini bildiğini, yani itiraz tarihi itibariyle davacının zaten bir alacağının bulunmadığını, zira idare tarafından ödemelere ilişkin kısımların kesintiye uğratıldığını, ödemeleri sıraya aldığı ve 12 nolu hakedişin fatura tarihinden 13 nolu hakediş fatura tarihine kadar sırasıyla ödemeleri yaptığını, itirazın iptaline konu edilen icra takibinde, davacının 12 nolu hakediş dahil ve öncesi için bakiye hakediş alacağı ve teminat iadesi talebinde bulunduğunu, dava tarihinde davacının 12 nolu hakediş yönünden müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, 2019 yılında davacının tuttuğu cari hesap ekstresinde de bilirkişi ve mahkemenin dikkatinden kaçan 616.699,90 TL ödeme kaydı bulunduğunu, davacının ticari defter ve kayıtlarına delil olarak başvurduğunu, alacak iddialarının haksız olduğu hususunu kendi kayıt ve delilleri ile de ikrar ettiğini, müvekkili kayıtlarının da bu hususla uyumlu olup aynı ödemenin müvekkili kayıtlarında da bulunduğunu, bu halde davacının taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, yine davacının, hakediş alacağının yanı sıra hakediş teminat kesintisi yönünden de takip başlattığını, davacının iş bu dava ile hakediş teminat kesintisinin iadesini talep ettiğini, sözleşmenin 9.2.maddesinde teminatın iadesi şartlarının düzenlendiğini, davacı tarafından bu şartların sağlanmadığını ve dolayısıyla teminat iadesi talep edemeyeceğini, sonuçta davacının 12 nolu hakedişten kaynaklı müvekkili şirket uhdesinde herhangi bir alacağı bulunmadığından ve teminatın iadesi yönünde şartlar oluşmadığından birleşen davanın reddi gerektiğini, asıl dava ile davacının 13, 14, 15 ve 16 nolu hakedişler yönünden alacak talebinde bulunduğunu, ancak davacının kendisi için faydalı olan imalatları yapıp diğer imalatları yapmaksızın şantiye sahasını terk ettiğini, davacı her ne kadar 13, 14, 15 ve 16 nolu hakedişler yönünden alacak talebinde bulunmakta ise de 16 nolu hakediş raporunun henüz karara bağlanmadığı ve imza edilmediğini, dolayısıyla kabulü yapılmayan iş bakımından alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmayacağını, bu kapsamda davacının iddia ettiği alacaklarının muaccel hale geldiğinden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacıya hakediş ödemelerinin sözleşme koşullarına uygun olarak yapıldığını, alacağın devri sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere, davacının kredi borçlarını ödemekten imtina ettiği için iş bu sözleşmeden doğan alacaklarını temlik ettiğini, 12 nolu hakedişe ilişkin temlik ödemelerinin de yapılması ile birlikte müvekkilinin 28.175,49 TL alacaklı konumuna geçtiğini, bu hususun taraf kayıtlarında belirli olduğunu, 13 nolu hakedişe istinaden davacının 741.821,08TL net alacağa ilişkin fatura düzenlediği ve müvekkilince bu faturanın kayda alındığını, 06.08.2019 tarihinde 19.764,33TL stopaj, 09.08.2019 tarihinde 314.299,34TL KGM 12. Bölge Müdürlüğü Temlik ödemesi, 28.11.2019 tarihinde 223.999,31TL KGM 12. Bölge Müdürlüğü Temlik ödemesi, 30.12.2019 tarihinde 2.589.310,75TL KGM 12. Bölge Müdürlüğü Temlik ödemesi yapıldığını ve 13 nolu hakediş dönemi sonu itibariyle davacının müvekkiline 2.433.728,14 TL borçlu olduğunu, davacının ticari defter ve kayıtlarında da 27.12.2019 tarihi itibariyle 2.433.728,19TL borçlu olduğunun görüldüğünü, 14 nolu hakedişe istinaden davacının 367.994,17TL net alacağa ilişkin fatura düzenlediği ve müvekkilince bu faturanın kayda alındığını, 14 nolu hakediş dönemi sonu itibariyle davacının müvekkiline 2.065.734,02TL borçlu olduğunu, bu hususun davacı ticari defterleri ile de sabit olduğunu,15 nolu hakedişe istinaden davacı tarafça 262.267,30TL net alacağa ilişkin fatura düzenlediği ve müvekkil şirketçe bu faturanın kayda alındığını,15 nolu hakediş dönemi sonu itibariyle davacının müvekkil şirkete 1.803.466,72TL borçlu olduğu, bu hususun davacı ticari defterleri ile de sabit olduğunu, bu kapsamda davacının ticari defter ve kayıtları ile uyumlu müvekkili kayıtları ile davacının müvekkilinden alacağının bulunmadığı ve müvekkiline borçlu olduğunu, temlik borçlarına ilişkin ödemelerin doğrudan KGM tarafından yapıldığını, müvekkilinin bu hususta bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle ayrıca bir alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, davacı işi tamamlamadan iş sahasını terk ettiğini, haksız ve mesnetsiz olarak sözleşmeyi feshettiğini, bu hususun davacının işbu davayı açmada hukuki yararının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirilmesini talep ettiklerini, davacının eksik imalatları ve işi terk etmesi nedeniyle mevcut işin tasfiye dahi edilemediğini, bu hususun müzekkere cevaplarıyla da sabit olduğunu, işin tamamlanması için başka bir alt yüklenici ile anlaşma yapılmak zorunda kalındığını ve işin gecikmesi, hatalı ifalar nedeniyle maliyetlerin artması sonucu müvekkili şirketin zararı doğduğunu, bu hususlar değerlendirildiğinde davacı tarafın iş bu davada haksız olduğu ve dolayısıyla projenin kalan kısmı için müvekkilince tasfiye talebinde bulunulduğundan ve idarece bir kısım imalatların tamamlanması halinde tasfiyeye karar verilebileceği bildirildiğinden, kalan işin yapılması yahut yaptırılması ile ilgili olarak yaklaşık maliyetin Karayolları Genel Müdürlüğünden sorulması gerektiğini, kalan kısım için yapılacak harcamaların davacının hakediş ve teminatlarından kesilebileceğinden ve davacının bu hususta itiraz hakkı da bulunmadığından, onaylanmamış ve mutabakata bağlanmamış hakediş yönünden davacının talepte bulunmasının da hem sözleşme hem de hukukun genel ilkeleri gereği mümkün bulunmadığını(sözleşme 10.3md., 10.4md., 10.13md.,) davacının dilekçesinde de belirttiği üzere 01.01.2019 tarih ve 775 yevmiye nolu ihtarname ile bakiye hakediş alacaklarının ödenmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceklerini bildirdiğini, müvekkilince 18.01.2019 tarih ve 2193 yevmiye nolu ihtar ile davacı tarafa cevap verildiğini, davacının borçları nedeniyle verilen temliklerin ödemelerinin yapılmaya devam edildiği ve diğer alacakların da ödendiğini, dolayısıyla herhangi bir borcun bulunmadığı hususunun beyan edildiğini, davacının 05.07.2019 tarihli 13520 yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmeyi feshettikleri yönünde bildirimde bulunduğunu, 05.09.2019 tarihli 32350 yevmiye nolu ihtar ile sözleşme konusu işin yerine getirilmediği, işyerinin haksız terk edildiği, eksik imalatlar nedeniyle ihale makamı idare ile tasfiye işlemlerinin dahi yapılamayacağı, hal böyle iken sözleşme ile üstlenilen edimin yerine getirilmemiş olması karşısında davacı tarafından yapılan fesih bildiriminin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, işbaşı yapılmak suretiyle eksik imalatların ikmal edilmesi gerektiği hususunun davacıya ihtaren bildirildiğini, ticari defter ve kayıtlardan ve dosya içerisinde mevcut temlik belgelerinden de anlaşılacağı üzere davacı temlik ödemelerinin varlığına rağmen alacakların ödenmediği iddiası ile sözleşmeyi feshettiğini beyan etmekte ise de, yapılan ödemeler ve davacının borçları nedeniyle temlik ödemeleri doğrultusunda doğmuş ve sıraya alınmış ödemeler doğrultusunda davacının fesih iradesi gösterdiği tarihlerde müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının salt işi terk etmek amacında olduğunu, sözleşme hükümleri ve beyanlar doğrultusunda davacının iş sahasını haksız terk etmesi nedeniyle müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, işin yarım, eksik ve hatalı bırakılması nedeniyle devam edecek imalatların maliyetlerinin arttığını, sözleşme gereği müvekkilinin ödemezlik defi ileri sürebileceği gözetildiğinde davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını ve tüm davaların reddi gerektiğini, nitekim bu hususta delil tespiti yoluna başvurulduğunu, Erzurum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/7D.İş sayılı dosyası ile davacının söz konusu iş ile ilgili olarak hata, kusur ve müvekkiline vermiş olduğu zararlara ilişkin rapor alındığını, tespit dosyasının duruşma esnasında mahkemeye bildirilmesine rağmen celp edilmek yerine hüküm tesisi yoluna gidildiğini, işbu raporun istinaf dilekçesine ek olarak sunulduğunu, sözkonusu raporun işbu dava yönünden ödemezlik defi ve diğer itirazlarının açık ispatı niteliğinde olduğunu belirterek asıl dava yönünden kurulan hüküm ile birleşen 2020/148 Esas sayılı dosyasında tesis edilen hükmün müvekkili aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına, asıl ve birleşen 2020/148 Esas sayılı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, birleşen davalar itirazın iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve taraf vekillerince incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle sözleşmenin 8.5 maddesindeki" Alt yüklenici hakediş ödemeleri idare tarafından yükleniciye kısmen veya tamamen yapılmış ödemelere paralel yapılacaktır. İdare tarafından yükleniciye yapılan ödemeleri takip eden 5(beş) gün içinde alt yükleniciye hakediş ödemesi yapılacaktır..."şeklindeki düzenleme kesin vade niteliğinde olmayıp alacağın muacceliyet tarihini gösterir nitelikte olduğu ve temerrüde esas alınamayacağı (Yargıtay Kapatılan 15 HD 2012/3650E- 2012/7041K. sayılı 12.11.2012 tarihli ilamı) gibi dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde faiz başlangıç tarihine ilişkin olarak netice-i talep kısmında ayrıca bir tarihin de gösterilmemiş olmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70TL harcın asıl davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 10.864,82 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.717,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.147,82 TL harcın asıl davanın davalısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2020/148 esas sayılı davada davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5- Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2020/148 esas sayılı davada davalıdan alınması gereken 42.476,97 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL ve 10.539,00 TL olmak üzere toplam 10.619,70TL harcın mahsubu ile bakiye 31.857,27 TL harcın birleşen 2020/148 esas sayılı davanın davalısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2021/232 esas sayılı davada davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 03.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır