Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/1182 E. 2025/316 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/1182
- Karar No
- 2025/316
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2020/1182 KARAR NO : 2025/316
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : Doç.Dr. ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/508 Esas-2019/795 Karar
Taraf vekillerince; yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 25.02.2016 tarihinde (1) ay süreli temizlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının istihdam ettiği işçilere işçilik alacaklarını ödemediğini, dava dışı işçilerin açtıkları davalar sonucunda müvekkili tarafından işçilerin alacaklarının ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 13.1.2. maddesi ile 5521 sayılı Kanun uyarınca sorumluluğun davalı yüklenicide olduğunu ileri sürerek 36.410,71 TL'nın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi'nce "Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklı işçilik alacakları kapsamında ilama dayalı icra ile yapılan ödemelerin tahsili istenilmektedir. Yanlar arasında Afşin-Elbistan Termik Santrali İşletme Müdürlüğünün genel temizlik işi ile ilgili olarak dava dışı işçilerin davalının işçileri olduğu ve yanlar arasındaki sözleşmenin ihale ile davalı uhtesinde yapıldığı ve sözleşme hükümlerinin varlığı konusunda tereddüt olmadığı belirlenmiş, sözleşme hükümlerinin rücuya ilişkin bu davada talep edilebilirliği araştırılmıştır. Nitekim, davada uyuşmazlık: davacı ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesi gereği davalı şirketin çalıştırdığı işçilerin işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle işçiler tarafından ilama dayalı olarak tüm alacaklarını icra yolu ile ödemek zorunda kalan davacının bu ödenilen miktarları davalıdan talep etmekte haklı olup olmadığı noktasındadır. Davacı vekilinin davalı alt işverenin ihale konusu işte çalıştığını bildirdiği, dava dışı 2 işçinin işçilik haklarından kaynaklı alacaklarının dava dışı işçilere ödendiği konusunda da sunulu ödeme belgelerine göre aksi savunulmamış ve ödeme dekontlarına göre ödemenin varlığı mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının iki işçi için hesapladığı ve ödediği toplam miktarın 36.410,71 TL olduğu ve bu miktar içerisinde vekalet ücreti, arabuluculuk v.s eklendiği belirlenmiştir. Davacının üstlenmek zorunda olduğu ve karşıya yüklenemeyecek kalemlerin varlığı anılan bilirkişi raporuna rağmen resen denetlenmiştir. Bu kapsamda yasal sorumluluk yüklenemeyecek bölümlerin rücu isteğine konu edilemeyeceği değerlendirilmiştir. İş sözleşmesi; 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 8. Maddesinde "bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme" olarak tanımlanırken, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 393. maddesinde hizmet sözleşmesi " işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmıştır. 4857 sayılı İş Kanunun 2/6. Maddesinde asıl işveren- alt işveren ilişkisine dair hüküm yer almakta olup bu ilişkide asıl işveren -alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olacakları anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında yukarıda hükümleri açıklanan hizmet alımlarına ait tip sözleşme uyarınca anılan iş kanunundan kaynaklı olarak davalı ile davacının müteselsil sorumluluğu söz konusu olup teselsül eden bu ilişkide nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda tarafların kendi aralarında sözleşme yapabileceği kabul edildiği, nitekim Borçlar Kanunun 146.maddesi kapsamında müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olduklarını ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği ifade edilmiştir. Müteselsilen sorumlu bulunan borçlular arasında bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise tarafların serbest iradeleriyle düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun ödediği miktarı iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü borçludan rücuen tahsilini talep edebilecektir. Mahkememizce bu yasal çerçeve nezdinde yanlar arasındaki sözleşme ve teknik şartname ile dava dışı işçilerin işçilik haklarından kaynaklı ödeme dayanağı belgeler ile ilamlar ve eki icra dosya örnekleri ile tüm kanıtlar dosyaya eklenmiş, incelenmiş ve bu konuda uzman bir bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından yargı kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri nedeniyle toplam 36.410,71 TL'nin davalı yana rücu edilebileceği hesaplanmıştır. Somut olayda; yanlar arasındaki sözleşmenin ve teknik şartnamenin yapılan incelenmesinde açıkça torba yasa sonrasında düzenlenen bu maddelerde kıdem tazminatının davalıya rücuu yönünde hüküm düzenlenmemiş bulunması ve bu konuda Yargıtay 13.HD'nin kıdem tazminatının eşit paylaşımının gerektiği nazara alınmıştır.Buna göre kıdem tazminatındaki eşit paylaşım kapsamında 8.100,00 TL'lik kıdem tazminatı miktarının (...'a ait alacak kapsamındaki) 1/2'si hesaplanmış, davalının bu miktardan 4.050,00 TL'sinden sorumlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Bundan ayrı arabuluculuk faaliyetinin yasal zorunlu uygulanması gereken masraflardan bulunması ve davacının bu sorumluluk masrafının davalı yana yükleyemeyeceği kanaatiyle 440,00 TL miktarındaki bu masraf kaleminin davacı uhtesinde bırakılması gerektiği değerlendirilmiştir. Mahkememizce sonuç olarak; anılan kalemler dışındaki tüm alacak kalemleri hakkında davacı ile aralarındaki olumsuzluklardan davacının sorumlu olmayacağı yüklenicinin çalıştıracağı işler ile ilgili tüm kanun vecibelerini yerine getirmeyi, doğacak her türlü kanuni yükümlülük ve tazminatları ödemeyi kabul ettiği şeklindeki düzenleme dikkate alınarak hizmet alımı yapılan davalı yanın işçilerine ilama dayalı olarak yapılan ödemeler toplamından çalışan ... için ödenen ve rücuen talep edilen 10.650,00 TL’nin ödeme tarihi 11/07/2018 tarihinden, çalışan ... için ödenen ve rücuen talep edilen 21.270,71 TL’nin 18.690,71 TL’si 24/05/2018, kalan 2.580,00 TL’sinin ise 11/07/2018 ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin ise yukarıda açıklanan miktarların toplam tutardan çıkartılması neticesinde bu bölüm yönünden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taraflar arasındaki sözleşmenin 13.1.2- ve 3.maddelerine göre her türlü işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu, oysa mahkemece davanın kısmen kabul edildiğini, davalının tamamen sorumlu olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davaya konu alacaklarla ilgili sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığını, bilirkişi raporunda işçi ... yönünden kıdem ve ihbar tazminatına, Burak Sümbül yönünden de tüm sorumluluğun davacı işverene ait olduğunun belirtildiğini, davanın reddi gerektiğini, vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIK : Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen temizlik hizmet sözleşmesi uyarınca davacı işveren tarafından dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından davalı yüklenicinin sorumlu olup olmadığı ve miktarları hususlarında toplanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında akdedilen temizlik hizmet sözleşmesi uyarınca davacı işveren tarafından dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. I-Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. II-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; Sözleşmenin 13.1.-2 ve 3.maddeleri uyarınca istihdam edilen tüm işçilerin işçilik alacaklarının tamamından davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; mahkemece davanın tamamen kabulü gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulünde isabet görülmemiştir. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek davanın kabulü yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Yukarıda (1) nolu bentte anlatılan nedenlerle; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/508E., 2019/795K. sayılı dava dosyasında verdiği 05/11/2019 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, II-Yukarıda (2) nolu bentte anlatılan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/508E., 2019/795K. sayılı dava dosyasında verdiği 05/11/2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre: "1-Davanın kabulü ile; çalışan ... için ödenen ve rücuen talep edilen 15.140,00 TL’nin ödeme tarihi 11/07/2018 tarihinden, çalışan ... için ödenen ve rücuen talep edilen 21.270,71 TL’nin 18.690,71 TL’si 24/05/2018, kalan 2.580,00 TL’sinin ise 11/07/2018 ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. fazlaya ilişkin isteğin reddine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 2.487,21- TL harçtan peşin alınan 621,81 TL'nin indirilmesiyle 1.865,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına, Davacı tarafından yapılan 1.748,70 TL yargılama gideri, 657,71 TL harç masrafı ve 148,60 TL istinaf başvuru harcı ile istinaf aşamasında sarfedilen 75,00 TL posta gideri toplamı 2.630,01 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı yan kendisini davada vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Sarfedilmeyen avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine," II-a)Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, b)-Harçlar Yasası gereğince davalıdan alınması gereken 2.180,50 TL harçtan peşin alınan 545,13 TL'nın mahsubu ile bakiye 1.635,37 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, III-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, IV-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 26/03/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza