Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/5678 E. 2019/20807 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/5678
Karar No
2019/20807
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/590 Esas KARAR NO:2024/1440 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/690 Esas - 2021/890 Karar TARİHİ:13/10/2021 DAVA:Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:26/09/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili tarafından Nakliyat Emtia Sözleşmesi ile sigortalı dava dışı .... Şirketi'ne ait emtianın davalı tarafça taşındığını, emtiada hasar tespit edildiğini, sigortalıya hasar tazminatı ödendiğinden müvekkili .... A.Ş tarafından .... Şti aleyhine, .... sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, Davalı, borçlu .... Nakliyat tarafından 24/06/2020 tarihinde takibe ve yine müvekkile borcu bulunmadığından bahisle borca itirazda bulunulmuş olduğunu, bu nedenlerle Davalarının kabulü ile, Borçlunun takibe, ödeme emrine, asıl alacağa , faize ve ferilerine ilişkin haksız itirazlarının iptalini, .... sayılı icra dosyasındaki takibin devamını, Davalı borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin, fiili taşıyan olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, aksi durumun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, ihbar talebi bulunduğunu, zarar iddiasının ve miktarının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini iddia edilen hasardan müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gönderinin ambalajlanması ve etiketlenmesinin müvekkili şirket yükümlülüğünde olmadığını, hasarın yetersiz ambalajlamadan kaynaklandığından teminat kapsamında olmadığını, sigortalıya yapılan ödemenin hatır ödemesi niteliğinde olduğunu, aksi düşünülse dahi sorumluluğun sınırlı sorumluluk hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 13/10/2021 tarih ve 2020/690 Esas - 2021/890 Karar sayılı kararında; "Dava, davacının, rücuen tazminat alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 25.780,80 TL asıl alacak, 1.363,51 TL işlemiş faiz, 728,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.871,88 TL alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için sigorta ödemesine dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi heyeti 28/05/2021 havale tarihli raporunda; davacı ödemesinin dosya kapsamında mevcut ödeme dekontu ile teyit edildiği, sigorta ekspertiz raporu, poliçe ve ödeme dekontu gözetildiğinde davacının aktif husumet ehliyetini haiz olduğu, ödemesi miktarı ile sınırlt olmak üzere işbu rücuen tazmin talepli davayı ikame edebileceği, CMR taşıma senedi üzerinden düşülen ihtirazi kayıt gözetildiğinde, davalı yana süresi içinde hasar ihbarı yapıldığının gözetilmesi gerektiği, davalının taşıma işleri organizatörü-akdi taşıyıcı sıfatı ile parsiyel yük taşımasına aldığı, yükün gereği gibi istiflenmemesi ve sabitlenmemesinden sorumlu olması gerektiği, meydana gelen zararın dosyada mevcut eksper raporları, fotoğraflar ve sair deliller ile 11.100 EURO satış fiyatı gözetilerek 25.780 TL miktarında somut olaya uygun ve tam makine de hasar kaynaklı hesaplandığı, CMR m.25 ve m.23 kapsamında hesaplanan tazminatın tamamının davalıdan rücuen tazmin talep edebileceği, dava dışı - ihbar olunanlar, fiili taşıyıcı ve sorumluluk sigortacısının sorumluluğunun davalı ile olan akdi ilişkiye göre analiz edilmesi gerektiği, işbu dava konusu değerlendirme kapsamı dışında kaldığı, hükmedilecek tazminata, takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi uygulamasının mümkün olduğu, ancak talep edilen faiz oranmın da gözetilmesi gerektiği, işlemiş faiz talebinin somut olaya uymadığını bildirmişlerdir.İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı sigorta şirketine nakliyat emtia sözleşmesi ile sigortalı dava dışı şirkete ait emtianın davalı tarafça taşınması sırasında davalının sorumluluğundayken hasarlandığı iddiasıyla dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili talebiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasında, davacı tarafından sigortalısına 24/09/2019 tarihinde ödeme yapıldığı, bu hususun dosyadaki akbank ödeme dekontu ile teyit edildiği, davacının sigortalısının haklarına halef olduğu anlaşılmıştır.Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, incelenen fatura ve CMR fatura senetlerinden davalının taşıma işleri organizatörü olduğu ve TTK'nun 927.maddesi gereği taşıyıcı sayıldığı, dava dışı ...firmasının ise fiili taşıyıcı olduğu tespit edilmiştir.Dava konusu makine için düzenlenmiş aylık CMR taşınmaz senedi suretinin dosyada mevcut olduğu, taşıma senedi incelendiğinde "transformatörün hasarlı teslim edildiği, hasarın taşıma sırasında ve gereği gibi araç üzeri sabitlemesi yapılmadığı için hasar oluştuğu yönünde ihtirazi kayıt mevcut olup, bununda ambalaj değil, taşıma güvenliğine uygun yükleme yapılmadığı şeklinde tespit yapıldığını gösterdiği senetten İstanbul'dan yola çıkan yükün Finlandiya'da hasarı olduğunun teyit edildiği görülmüştür.Yük niteliği gereği, tanımlanan ambalaj dışında hususi ambalaj gerektiren bir emtia olmadığı, 4000 kg miktarında yekpare bir makine-transformatör emtiası olduğu, dıştan şrink ve altında ahşap takozlar üzerinde sardıkla taşımaya verildiğinin anlaşıldığı, bu şekilde parsiyel taşımaya alınan emtianın karayolu taşıtında TTK m.863 hükmüne uygun bir şekilde “taşıma güvenlikli” araca konularak, istiflenerek, sabitlenerek taşınması halinde hasar meydana gelmeyeceğinin değerlendirildiği, aracın normal seyrinde eğer yük hareketlenmiş ve çeşitli şekilde çarpma-çarpışma-sürtünme şekline taşıt üzerinde hasarlanmış ise bunun sebebi yükleme-sabitleme hataları olduğu yaptırılan teknik incelemede değerlendirilmiştir.Davalı, TTK 927.maddesi gereği toplama yük taşıtması sebebiyle yükleme hasarından sorumlu olup, hasar zararı hesabı somut olaya uygun bulunmuş, davacı yanca ödenen tazminatında sınırlı sorumluluk limitleri dahilinde kaldığı anlaşılmakla, davacı davasında haklı bulunmuş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.Ödenen hasar miktarı belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "Davanın kabulü ile 25.780,00 TL asıl alacak yönünden davalının .... sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına; Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranını geçmemek suretiyle talep doğrultusunda yasal faiz oranının uygulanmasına,Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 5.156‬,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme tarafından verilen kararın yasaya ve hukuka uygun olmadığını, Dava konusu olan hasarın, davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunda dahi tespit edildiği üzere "yetersiz ambalajlamadan" ileri geldiğini; ekspertiz raporunda taşıma konusu emtianın ambalajlanmasında "naylon streç" kullanıldığının tespit edildiğini ve emtia resimleri ile de bu durumun tasdik edildiğini; bu noktada davacının, yeterli ambalajlama yapılmış oluğunu ve istiflemenin taraflarınca usulüne uygun olarak yapılmış olduğunu ispat etmesi gerektiğini; bu hususun davacı tarafından ispat edilmemiş olmakla birlikte tanzim edilen bilirkişi raporunda "yük niteliği gereği tanımlanan ambalaj dışında hususi ambalaj gerektiren bir emtia değildir" şeklinde afaki bir yorumda bulunulduğunu fakat naylon strecin 4000 kg ağırlığında olan bir ürünü nasıl koruyabileceğinin taraflarınca anlaşılamadığını Meydana gelen hasarın çarpma-çarpışma-sürtünmeden hasarlanmış olabileceği değerlendirilmişse de öncelikle tespit edilmesi gereken noktanın eşyanın yola ve sefere uygun ambalajlanmış olup olmadığı hususu olduğunu; yetersiz ambalajlama halinde taşıma konusu yükler gerektiği gibi sabitlenmiş olsa dahi en ufak bir çizilme veya çarpmada yükte kalıcı hasar bırakabileceğini ve ürünün niteliğini etkileyebilecğini; bu sebeple ambalajlama konusunda gerekli inceleme yapılmadığından hatalı kanaatlerle tanzim edilen işbu rapora itirazlarının değerlendirilmeden hükme esas alındığını,CMR 17. Madde gereğince, yeterli ambalajlama, istifleme ve yükleme hususlarının kural olarak göndericinin sorumluluğunda olup, bu nedenlerle oluşacak zararlar nedeni ile taşıyıcı sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını; davacı tarafça dosyaya sunulan 19.07.2019 tarihli Ekspertiz Raporunda 4 ton ağırlığındaki emtianın yalnızca naylon streçe sarıldığı ve ayaklarına takoz yerleştirildiğinin tespit edildiğini; bu denli ağır bir yükün kırılmaz plastik eşya taşınıyormuş gibi ambalajlama yapılması; olayın yetersiz ambalajlamadan kaynaklandığını açık ve net bir şekilde gösterdiğini,Yüklemenin, istif, sabitleme faaliyetleri gönderenin yükümlülüğünde olduğunu; dosyada mübrez bilirkişi raporunda da ambalajlama- istif -yükleme ve sabitleme hususlarının kural olarak gönderende olduğu "Yük taşıma güvenliğine uygun yükleme-istifleme ve sabitleme bakımında "aksine sözleşme veya teamül yoksa" gönderenin görevidir." şeklinde vurgulandığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/6286 esas, 2016/414 karar sayılı kararında "...Sözleşmenin 17. Maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğu yükün kendisine teslimiyle başlayıp teslim edene kadar olan dönemi kapsar. Yükleme ve istifleme üstlenmediği sürece taşıyıcının görevi kapsamında değildir." şeklinde hüküm kurulduğunu, bu tespite göre iddia edilen hasardan müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için durumun aksinin davacı tarafça ispatlanması; yani ambalajlama- istif -yükleme ve sabitleme faaliyetlerinin müvekkili şirkete ait olduğunu belirtir şerh, sözleşme vb yazılı hususlar ile ortaya koyması gerektiğini fakat davacı tarafın bu durumu ispatlar herhangi bir somut delil sunulamaması neticesinde raporda tespit edilen hasar sorumluluğunun dava dışı sigortalı/ gönderen şirkette olduğunun izahtan vareste olduğunu,Neticeten hasarı ve kusuru kabul anlamına gelmemek üzere bir an için müvekkili şirketin de kusurunun bulunduğu varsayılsa dahi hasarın nedeni göz önüne alındığında asli kusurlu tarafın gönderen/sigortalı olduğu, bu nedenle müvekkili şirketin ancak müterafik kusur kapsamında sorumluluğuna gidilebileceğini; bu nedenle kabul anlamına gelmemekle beraber olası bir sorumluluk halinde, gönderen/dava dışı sigortalının müterafik kusurunun varlığı dikkate alınarak tazminat miktarının buna göre hesaplanması gerekirken mahkeme tarafından kurulan hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmekte olduğunu, ilk derece mahkemesinin yalnızca alıcı tarafından belirtilen hasar notuna göre değerlendirme yaptığını ve ilgili hasarın ambalajlamadan ziyade "taşıma güvenliğine uygun yükleme yapılmadığı"na kanaat getirdiğini; tek taraflı ve henüz herhangi bir inceleme yapılmadan yazılan bu kaydın objektif ve delil niteliği henüz tartışmalı iken salt bu kayda bakılarak hüküm kurulmasının son derece hatalı olduğunu,Bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin ek rapor alınmadan hüküm tesis edilmiş olmasının işbu yerel mahkeme kararının yeterli incelemeden uzak eksik ve çelişkili bir rapor neticesinde tesis edildiğini göstermekte olduğunu, taraflarınca ilgili hasarın ambalajlama eksikliğinden kaynaklandığı, bu durum sigorta teminatı kapsamında yer almadığı ve bu sebeple davacının sigortalısının haklarına halef olmadığına ilişkin beyanda bulunulmuşsa da dosyada sadece tek bir bilirkişi raporu alındığını, raporda çelişkili ifadeler yer aldığını ve ilgili hasarın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığı kati suretle değerlendirilmediği halde mahkemece ek rapor alınmadığını, işbu denetimden uzak ve hatalı rapora göre hüküm tesis edildiğini (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2019/5678 E. 2019/20807 K. T.11.11.2019), aksine hüküm bulunmadıkça yükleme-istifleme-sabitleme faaliyetlerinin gönderenin sorumluluğunda olduğu tespit edilip akabinde tüm kusurun müvekkili şirkete atfedildiği, uluslararası taşımanın söz konusu olduğu işbu uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanması gerekirken TTK hükümlerini baz alan bilirkişi rapora göre kurulan ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasını talep ettiklerini,... sigorta teminat kapsamında olmadığından davacı tarafından sigortalıya yapılan ödemenin lütuf ödemesi olduğunu ve 3.kişilere rücu edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan 19/07/2019 tarihli Ekspertiz Raporunda 4 ton ağırlığındaki emtianın yalnızca naylon streçe sarıldığı ve ayaklarına takoz yerleştirildiğinin tespit edildiğini; bu durumun hasarın yetersiz ambalajlamadan kaynaklandığını açık ve net bir şekilde göstermekte olduğunu; ... poliçe nolu .... Poliçesi'nde ".... " hükümlerinin uygulanacağı belirtildiğini, ....'nda "... [A], 4.3. Sigorta edilen şeyin ambalajlanma veya hazırlanmasındaki yetersizlik ya da uygunsuzluğun neden olduğu zıya,hasar veya masraf. [ Konteynır veya liftvan(1) içine yapılan istifleme, bu sigorta başlamadan önce ya da sigortalı veya adamları tarafından yapıldığında, bu 4.3 Klozu bakımından “ambalajlama” ya dahil sayılır]. " düzenlemesi bulunduğunu, meydana gelen hasar sigorta teminat kapsamı dışında olduğundan davacının sigortalısının haklarına halef olduğundan bahsedilemeyeceğini; bu durumlarda sigorta şirketleri tarafından yapılan ödeme hatır (lütuf) ödemesi niteliğinde olduğundan 3. Kişilere de rücu edilemeyeceğini; gerek bilirkişi raporu gerekse ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda bu durumu değerlendiren herhangi bir tespit bulunmamakta olduğunu, Alacak likid olmadığından yerel mahkeme tarafından hükmedilen icra inkar tazminatının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; davacının icra inkar tazminatı istemini reddedilmesi gerekmekte olduğunu; davanın konusu olan hasarlanan emtiaların bedeli, tarafların kusur durumu göz önüne alındığında likid olmadığından ve yargılamaya muhtaç olduğundan, Yerel Mahkeme tarafından icra inkar tazminatı karar verilmesinin yasaya usule ve hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda müvekkili şirket yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu hazırlanmış hatalı bir rapor olduğunu; 4 ton ağırlığındaki yükün yalnızca streçe sarılması ve ayaklarına takoz konulmasının, göndericinin ambalajlama konusunda gerekli dikkati ve özeni göstermediğini, dolayısıyla zararın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu açık bir şekilde göstermekte olduğunu, Ayrıca taşıma sırasında aracın karışmış olduğu herhangi bir kaza olmadığı gibi diğer emtiaların da birbirleri ile çarpışma veya devrilmesinin söz konusu olmadığını; bilirkişi raporudaki tespit ve değerlendirmelerin hiçbir suretle kabul edilemeyeceğini,Dava konusu hasara ilişkin olarak davacı tarafın, müvekkil şirketin sigortacısı... A.Ş. 'ye rücu başvurusunda bulunduğunu; ... A.Ş. yapılan başvurunun incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucu verdiği cevapta "Tarafımıza sunulan evrak ve resimlere istinaden, söz konusu hasarın yetersiz ambalaj ve sabitlemeden meydana geldiği açıkça anlaşılmaktadır" dediğini ve bu sebeple de rücu talebinin reddedildiğini bildirdiğini, CMR Konvansiyonu Madde 17/4; 17/4-b ve 17/4-c gereği; ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması veya hatalı ambalajlanmış olmasından kaynaklanan hasarlardan taşımacının sorumlu tutulamayacağını; dolayısıyla fiili taşıyıcı olan müvekkil şirketin ve akdi taşıyıcı olan davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olmadığının kabulü gerektiğini; bu sebeple verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/05/2019 tarihli, 2017/4495 Esas ve 2019/3657 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/01/2016 tarihli, 2015/6286 Esas ve 2016/414 sayılı ilamı"Hasarın meydana gelişinin, teminat dışı bırakılan yetersiz ambalaj ve sabitlemeden kaynaklanmakta olduğunu; olayısıyla davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalıya yaptığı ödeme hatır ödemesi (ex gratia ödeme) niteliğinde olduğundan davacının halefiyete bağlı rücu hakkı bulunmadığını; bu sebeple de Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Dava konusu zararın tespiti yargılamaya muhtaç nitelikte olduğundan alacağın likid olmadığını; bu sebeple de davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan sebepler ve re'sen dikkate alınacak hususlar dahilinde; istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/690 Esas ve 2021/890 Karar sayılı kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilemesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; uluslararası karayolu taşımasında hasarlanan emtia nedeniyle, sigortalısına ödeme yapan davacı sigortacının ödediği tutarın, taşıyıcıdan rücuen tazmini amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ve ihbar olunan ... Lojistik vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece; icra dosyası, poliçe, hasar dosyası ve taşıma belgeleri de celbedilip taraf delilleri toplanarak, bir taşıma uzmanı ve bir elektrik mühendisinden oluşan bilirkişi marifetiyle dosya üzerinde inceleme yaptırıldığı ve rapor doğrultusunda, davacının akdi taşıyıcı oldupu, dava konusu taşımanın CMR Konvasiyonu hükümlerine tabi olduğu, 4000,00-kg ağırlığındaki yekpare transformatör emtiasının taşıma esnasında yetersiz yükleme istifleme nedeniyle hasarlandığı ve alıcı tarafından bu hususun CMR senedine şerh düşüldüğü, davacının TTK'nun 927 maddesi uyarınca toplama yük nedeniyle yükleme hasarından sorumlu olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne, davacının %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; hasarın yetersiz ambalajlama nedeniyle meydana geldiği, yükleme ve istiflemenin davacının sigortalısı olan göndericiye ait olduğu, kabul anlamına gelmemek üzere davalının sorumluluğunun ancak nezaret yükümlülüğü kapsamında değerlendirilebileceği, hasar teminat kapsamında olmadığından yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğu, bilirkişi raporuna bu yönden yapılan itirazları karşılanmak üzere yeniden rapor alınmadığı, alacak likit nitelikte olmadığından inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğu yönündedir. Davacının sigortalısı ile davacı arasındaki 03/02/2019 başlangıç, 03/02/2020 bitiş tarihli nakliyat emtia sigorta poliçesi ve bu poliçeye bağlı 05/04/2019 başlangıç, 04/06/2019 bitiş tarihli nakliyat emtia alt sigorta poliçesi ile davacının sigortalısı .... Şirketi tarafından Finlandiya'daki alıcısına göndereceği transformatör emtiasının nakliyesi sırasında meydana gelecek hasarların özel ve genel şartlar kapsamında teminat altına alındığı, davacının sigortalısının emtianın Ankara Finlandiya arası nakliyesi hususunda davacı ile anlaştığı, davalının ise bu nakliye işini alt/fiili taşıyıcı ihbar olunan .... Şirketi'ne verdiği, dava konusu emtianın sigortalının Ankara'daki adresinde .... plakalı araca yüklendiği ve bu emtiaya ilişkin 08/04/2019 tarihli CMR senedinin düzenlendiği, fiili taşıyıcının ayrıca 09/04/2019 tarihli ... nolu CMR senedi ile dava dışı ... firmasına ait tekstil ürünleri de aracına alarak, her iki yük için Türkiye Finlandiya arası taşımayı gerçekleştirdiği, dava konusu emtianın alıcısı tarafından 08/04/2019 tarihli CMR senedi üzerine "Transformatör hasarlı olarak teslim edilmiştir. Nakliye sırasında hasar görmüştür. Soğutma fanlarındaki hasar nedeniyle mevcut haliyle kurulamamaktadır" kaydıyla 24/04/2019 tarihinde teslim alındığı, akabinde emtianın davacı sigortalısına geri gönderildiği, davacıya yapılan hasar bildirimi akabinde açılan hasar dosyası kapsamında düzenlenen ekspertiz raporunda, hasarın emtiadaki hasarın, araç içerisinde sabitleme ve emniyete almada yetersizlik ve/veya araç içi diğer sabit yapılar ile diğer emtialara fiziksel olarak çarpması sonucu oluşmuş olabileceği, davacıya rücu edilebileceği kanaatinin bildirildiği, hesaplanan hasar tutarının davacı tarafından sigortalısına 24/09/2019 tarihinde ödendiği tespit edilmiştir.Dosyaya mübrez ekspertiz raporunda ambalajlamanın yeterli olup olmadığına ilişkin bir tespit mevcut olmayıp, emtianın sevkiyat öncesi ambalaj formunu gösterir fotoğraf mevcuttur. Mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda, yükün niteliği gereği, tanımlanan ambalaj dışında hususi ambalaj gerektiren bir emtia olmayıp, 4000 kg miktarında yekpare bir makine emtiası olduğu, dıştan şrink ve altında ahşap takozlar üzerinde sandıkla taşımaya verildiğinin anlaşıldığı, bu şekilde parsiyel taşımaya alınan emtianın taşıma güvenlikli araca konulup, sabitlenip, istiflenerek taşınması halinde hasarın meydana gelmeyeceği, hasarın sebebinin yükleme sabitleme hatası olduğu, toplama yükleme yaptıran taşıma işleri organizatörü davacının TTK'nun 927 maddesi uyarınca yükleme ve istiflemeden sorumlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Davacı vekilinin dava konusu makinenin naylon poşete sarılmaktan ibaret ambalajlamasının yeterli kabul edilemeyeceği, ayrıca ambalaj yetersizliğinden kaynaklanan hasarın teminat kapsamında olmaması nedeniyle, ödemenin hatır ödemesi olduğu ileri sürülmüş ise de; bilirkişi heyeti raporunda ekspertiz raporundaki fotoğrafların incelenmiş olması ve yükün bu şekilde ambalajlanmış olmasının yeterli olduğunun, şayet yeterli sabitleme yapılsa idi emtianın hasar görmeyeceğinin belirtilmiş bulunması karşısında davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava konusu taşıma uluslararası karayolu taşıması mahiyetinde bulunduğundan CMR hükümlerine tabi olup, Konvansiyonun 17/2 fıkrası uyarınca taşıyıcının sorumluluğu yükün kendisine teslimiyle başlayıp teslim edene kadar olan dönemi kapsayacaktır. Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından, Konvansiyonda hüküm bulunmaması halinde, MÖHUK'un 29/2 fıkrası uyarınca TTK'nun taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulama alanı bulacaktır. TTK'nun 927/1 fıkrası uyarınca, taşıma işleri komisyoncusu kendi hesabına yapılmış bir taşıma sözleşmesine dayanarak, eşyayı başka bir gönderenin eşyası ile birlikte taşıtma hakkına sahip olup, hükmün ikinci fıkrası uyarınca bu hakkını kullanan komisyoncunun, toplama yükün taşınması konusunda taşıyıcının veya taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olacaktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve mahkeme gerekçesinde belirtiltiğinin aksine anılan hükümde toplama yük söz konusu olduğunda yükleme ve istiflemenin kimin sorumluluğunda olduğuna dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Konvansiyonda da yükleme ve istiflemenin kimin sorumluluğunda olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığından bu konuda TTK'nun 863/1 fıkrası uygulama alanı bulacaktır. Buna göre sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, göndere eşyayı taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koymak, istiflemek, bağlamak ve sabitleyerek yüklemek zorunda olup, taşıyıcının ise yüklemenin işletme güvenliğine uygunluğunu sağlamak yükümlülüğü bulunmaktadır. Somut olayda, davacı ile davalı arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmadığı, navlun faturasında ve fiili taşıyıcı tarafından imzalanan 08/04/2019 tarihli dava konusu emtiaya ilişkin CMR senedinde yükleme ve istiflemenin taşıyıcı sorumluluğunda olduğunu gösterir bir kayıt mevcut olmaması ve hasarın emtianın araca uygun şekilde yüklenip sabitlenmemesinden kaynaklandığının sabit bulunması karşısında, yükleme ve sabitlemenin davacının sigortalısının/gönderenin sorumluluğunda olduğunun, davacının sorumluluğunun, kendisi bakımından ifa yardımcısı olan fiili taşıyıcının nezaret ve denetim yükümlülüğü ile sınırlı olduğunun mahkemece nazara alınmaması isabetsiz olmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Dairemizce yapılan değerlendirme neticesinde, dava konusu taşımada, emtianın tek parça makne emtiası olduğu, bunun dışında araca yalnızca tekstil ürünü yüklendiği, emtianın sevkiyat sırasında sabit kalmayıp hareket etmesi nedeniyle hasarlandığı dikkate alındığında, yükleme ve makinenin araca minimum hareket edecek şekilde sabitlenmesi hususunda davacı sigortalısına uyarıda bulunmayan ve emtiayı CMR senedine herhangi bir kayıt düşmeksizin bu şekilde teslim alan fiili taşıyıcının ve onun fiillerinden sorumlu olan davacının hasarın meydana gelişinde %50 oranında müterafik kusurlu olduğu, 25.780,00-TL tutarındaki hasar bedelinin yarısından sorumlu bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Dava konusu edilen tazminat alacağı likit nitelikte olmadığından, mahkemece İİK 68 maddesine göre koşulları oluşmayan inkar tazminatı isteminin reddi gerekirken kabul edilmesi hatalı olmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. İhbar olunan ... Lojistik vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmiş ise de, ihbar olunanın davaya feri müdahil olarak katılmaması nedeniyle karara karşı istinaf başvurusunda bulunmasına yasal olanak bulunmadığından istinaf talebinin usulden reddi gerektiği anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ihbar olunan tarafından yapılan istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne, yasal koşulları oluşmayan inkar tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhbar olunanın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih ve 2020/690 Esas - 2021/890 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın 12.890,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu tutara takip tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile devamına; fazla istemin reddine, 4-Yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 880,52-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 440,26-TL harcın mahsubu ile bakiye 440,26‬‬‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan 440,26-TL peşin harç ve 54,40-TL başvurma harcı toplamı olan 494,66‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 250,00-TL posta/tebligat gideri 1.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.750‬,00-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 875‬,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesap edilen 12.890,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 12.890,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN:12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılması gereken istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 13-İhbar olunan tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde ihbar olunana iadesine, 14- Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 15- İhbar olunan tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 16-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/5678, K. 2019/20807, T. 11.11.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-5678-e-2019-20807-k-2cff174e579f