Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/197 E. 2021/155 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/197
- Karar No
- 2021/155
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1695 KARAR NO: 2024/1689 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/02/2021 NUMARASI: 2019/197 E. - 2021/155 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında değişik tarihlerde müvekkilinden mal ve hizmet aldığını, müvekkilinin satın alınan mal ve hizmetin temin ve tedarikini sağlayarak davalıya teslim ettiğini, davalının ise bedelini ödeme borcunu yerine getirmediğini, cari hesap tablosuna göre müvekkilinin davalıdan 22.779,26-TL alacaklı olduğunu, bu alacağa ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davacının itirazındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan mutabakat metninde de tarafların 22.779,26-TL üzerinde mutabık kaldıklarını, davalının mutabakat metnini imzalamasına karşın borcunun bulunmadığını söylemesinin iyi niyetten yoksun olduğunu, tarafların ticari defter ve diğer kayıtları ile cari hesaplar incelendiğinde alacağın sabit olacağını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız ve usule aykırı olarak ikame edildiğini, icra takibine yapılan itirazda da belirtildiği üzere takibe konu borcun bulunmadığını, müvekkilinin üstlenmiş olduğu ... isimli projenin peyzaj işleri için gerekli toprakların davacı şirketten temin edilmesi amacıyla davalı ile ticari ilişki kurulduğunu ve ürün alımına başlandığını, davacı tarafından öncelikle proje teknik şartnamesinde istenen toprak karışımlarına uygun olarak müvekkili şirkete fiyat verildiğini, 26,00-TL olarak belirledikleri fiyat teklifi sonrası 35,00-TL olarak revize edildiğini, devamında proje için davacı şirket tarafından getirtilmesi taahhüt edilen toprak karışımı ile ilgili İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanlığından alınan analiz sonuçlarının müvekkili şirkete iletildiğini, Analiz ve Değerlendirme Raporunda mevcut karışım oranlarına uygun olarak toprak verileceğinin taahhüt edildiğini, davacı şirketten 10/06/2017, 12/06/2017,22/06/2017 tarihlerinde müvekkili şirkete 51 metreküp toprak gönderildiğini, numune toprak örneği ve toprak analiz sonuçlarına göre toprakların sahaya alınmasına ve ticari ilişki kurulmasına işveren proje sahibi ... AŞ tarafından onay verildiğini, 06/07/2017 tarihinden itibaren toprak alımına başlandığını, daha sonra işveren ...'in rutin olarak sahaya dökülen topraklardan kontrol amacıyla alınan numunelerin analiz için İstanbul Üniversitesine gönderildiğini, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanlığının 03/08/2017 tarihli raporunda karışım örneğinin oranlarının teknik şartnamede belirtilen değerlere uymadığı, PH değerinin yüksek olduğu değerlendirmelerinde bulunulduğunu ve bu rapordan sonra ... tarafından toprak sevkiyatının durdurulduğunu, toprak karışımlarının uygun olmaması nedeniyle ...'in toprak temini ve seriminden %10 nefaset kesintisi yapılması ve bedelsiz olarak toprağın iyileştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasının müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin hak edişlerinden yapılan kesinti, iyileştirme masrafları yapılması ve toprağın ayıplı olması nedeniyle kesintiden sorumlu olduğu hususunun davacıya iletildiğini, davacının dönüş sağlamadığını, kesinti ve iyileştirme masrafları nedeniyle davacı tarafa borçlarının bulunmadığını, davacının ayıplı mal satması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, yapılan masrafları davacının ödemesi gerektiğini ve buna ilişkin dava haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; 2004 sayılı İİK madde 67 uyarınca; "takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde Mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir". İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ... Limited Şirketi olduğu, takibin 22.779,26 TL asıl alacağa ilişkin olduğu, takip dayanağının cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağa dayalı ilamsız takip olduğu, 08/02/2019 takip tarihli ödeme emrinin 12/02/2019 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 14/02/2019 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına dair bir kararın alacaklı/vekiline tebliğine dair takip dosyası kapsamında mazbataya ve sair bilgi belgeye rastlanmamakla birlikte, eldeki itirazın iptali davasının 03/04/2019 tarihinde açıldığı, alacaklı/vekiline itiraz üzerine takibin durdurulması kararının tebliğine dair mazbata, sair bilgi belge bulunmadığından İİK madde 67'de öngörülen bir yıllık sürenin işlemeye başlamadığı gibi takip tarihi ile dava tarihi arasında da 1 yıldan az süre bulunduğu görülmekle eldeki itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve dayanağı belgelerin incelenmesi suretiyle hazırlanan 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılında başladığı ve aynı yıl sona erdiği, davacı tarafından kesilen tüm faturaların davalı kayıtlarında mevcut olduğu ve davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin davacı kayıtlarında yer aldığı, 2017 yılı için C/H muavin defter kayıtlarının birebir uyumlu olduğu, asıl alacağı doğuran faturaların, tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, birbirini teyit ettiği ve davacının davalıdan 22.779,26 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, ayrıca davalı şirketin 2018 yılı içerisinde davacıya iade faturası düzenleyerek davalı defterlerinde borcun sıfırlandığı hususu da tespit edilmiştir. Davalı tarafın ayıp hususundaki iddiaları bakımından dosya kapsamı incelendiğinde, davalı tarafın, ayıp hususunun tespitine dayanak yaptığı İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanlığının 03/08/2017 tarihli raporu ile teslim edilen toprakların karışım örneğinin oranlarının teknik şartnamede belirtilen değerlere uymadığı ve pH değerinin yüksek olduğu, böylece teslim edilen malların ayıplı olduğu hususunda bu raporla birlikte haberdar olacağı, bu raporla haberdar olmadığı kabul edilse dahi cevap dilekçesi ekinde yer alan davalının hakedişleri ve kesintileri incelendiğinde 18/12/2017 tarihli ve 13/07/2018 tarihli hakedişlerde yapılan kesintilerle haberdar olacağı anlaşılmaktadır. Ayıbın niteliği Mahkememizce bir bilirkişi aracılığıyla tespit edilmemişse de açık veya gizli ayıp olup olmadığı hususunda değerlendirme yapmaksızın; davalının en geç 13/07/2018 tarihli kesin hakedişle, hakedişinden yapılan kesinti ile haberdar olduğu kabul edilse dahi bu tarihten yaklaşık 5 ay sonra iade faturası kesildiği görülmüştür. Ayıp, gizli ayıp niteliğinde dahi olsa ayıbın tespit edildiği tarihten itibaren derhal bildirimde bulunulması gerekmekte olup, dosya kapsamında ayıp ile ilgili davalı tarafından davacıya ihbar yapıldığına dair herhangi bir bilgi belge bulunmadığından davalının ayıp itirazına itibar edilmemiştir. Bu nedenle davanın kabulü ile davalının takip dosyasına yaptığı itirazının 22.779,26-TL alacak üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK madde 67/2.maddesi uyarınca; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Mahkememizce davanın kabulüne karar verildiğinden ve alacak likit olduğundan hükmolunan 22.779,26-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının 22.779,26 TL alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %9 faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, alacağın %20'si oranında 4.555,85-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, eksik inceleme ile karar verildiğini, mahkeme kararında her ne kadar müvekkili şirket tarafından ayıp ihbarı yapılmadığı belirtilmiş ise de, toprakların ayıplı çıkması üzerine davacı taraf ile müzakerelere başlandığını, fakat her defasında müvekkili şirkete konunun değerlendirildiği, iade alınacağı, belirtilerek müvekkilinin oyalandığını, bu sebeple birkaç ay süresince davalı yanca davacı tarafın toprakları iade alınması ve ayıbın giderilmesinin beklendiğini, herhangi bir aksiyon alınmaması nedeniyle iade faturası düzenlendiğini, müvekkili tarafından ayıplı topraklara yönelik müzakerelerin başlatıldığı ve bildirimde bulunulduğunun tanık ifadeleri ile ispat edileceğini, mahkemece ispat koşulu yönünden tanık deliline dayanmalarına rağmen tanık dinlenmeksizin ispat koşulunun yerine getirilmediğinin belirtilmesinin haksız olduğunu, ayıplı ürünlere yönelik yaptıkları bildirimlerin mevcut olduğu tanık beyanları ile ispat edilebileceğinden celse açılarak tanık dinlenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, toprak karışımlarının uygun olmamasından dolayı müvekkilinin işvereni ... tarafından toprak temini ve seriminden %10 nefaset kesintisi yapılmasına ve bedelsiz olarak toprağın iyileştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasına karar verilip müvekkiline bildirildiğini, müvekkili şirketin hak edişlerinden kesinti yapıldığını, toprağın iyileştirilmesi açısından oldukça yüklü masraflar yapıldığını,, müvekkili şirketin itibar kaybı yaşamasına ek olarak maddi zarara uğramasına sebep olunduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap bakiye alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği toprak bedelinden alacağı bulunduğunu, bu sebeple icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise; davacının davalıya satıp teslim ettiği ürünlerin talep edilen ve teknik şartnamede belirtilen kalitede olmadığını, alınan analiz raporunda toprağın PH değerinin yüksek olduğuNU, bu sebeple iade faturası düzenlediğini, davalının borcu olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 22.779,26 TL alacak yönünden 08.02.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 08.02.2019 tarihli, 22.779,26 TL cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 12.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 14.02.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili, iade faturası düzenlendiğini, satın alınan toprağın teknik şartnameye aykırı olarak PH değerinin yüksek olduğunu, bu sebeple ayıplı olduğunu, ayıba ilişkin tanıklarının dinlenmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Tacir olan taraflar arasında satım ilişki bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.''hükmünü içermektedir. Yine TTK'nın 18/3. maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü bir mektupla veya telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı, karar içeriğinde işaret edildiği üzere, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması gerekir. Yukarıda yer alan tespit ve bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; teslim edilen toprağın ayıplı olduğu savunmasında bulunan alıcı-davalının TBK'nın 223/2. maddesi uyarınca gerekli incelemeyi yaptıktan sonra bunu davacı-satıcıya bildirdiğine dair herhangi bir yazılı delil sunamadığı görülmektedir. Ayıp ihbarının yapıldığı hususu tanık ile ispat edilemeyeceğinden ve istinaf aşamasında yeni delil ileri sürülemeyeceğinden, davalı vekilinin tanık dinlenmesi gerektiği, bu sebeple Dairemizce celse açılarak tanıklarını bildirmesi için süre verilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı taraf İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanlığınca düzenlenen 03.08.2017 tarihli analiz raporu ile satın alınan toprağın ayılı olduğunu iddia etmekteyse de, ayıbın yukarıda belirtilen sürede davacı tarafa ihbar ettiğini yazılı delille ispatlayamadığı, davalının, davacının düzenlediği faturaları defterlerine kaydettiği, 2018 yılı başında kendi ticari defterlerinde davacıya 22.779,26 TL borçlu görünürken 04.12.2018 tarihli bir iade faturası düzenlediği, iade faturasının dayanağının ispat edilemediği, bu faturanın davacı defterlerinde yer almadığı dda nazara alındığında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması da doğru olmadığından yeniden hüküm kurulurken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, resen hüküm kurulması sebebiyle ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline dair Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda,1-Davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının 22.779,26 TL alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %9 faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, 2-Alacağın %20'si oranındaki 4.555,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 1.556,05 TL harçtan peşin alınan 389,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.167,03 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 389,02 TL peşin harç, 700,00 TL bilirkişi ücreti, 94,70 TL tebligat/posta masrafı olmak üzere toplam 1.228,12 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-Karar kesinleştiğinde yatırılan gider avansından artan bakiyenin yatırana iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine 10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.