Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/323 E. 2020/682 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/323
- Karar No
- 2020/682
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/540 KARAR NO: 2024/29 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/11/2020 NUMARASI: 2019/323 E. - 2020/682 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 27.03.2018 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile tapuda davalı taraf adına kayıtlı olan "... İli ... İlçesi, ...Mah., ... Cad. ... Pafta, ... Ada, ... Parsel'de" kayıtlı bulunan taşınmazın, müvekkil şirket tarafından satın alındığını, müvekkil tarafından fabrika olarak kullanmak amacıyla satın alınmış olan taşınmazın kapalı alanının 8000 m2 olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgenin çok yüksek ve dağlık olduğunu, müvekkilinin taşınmazı devraldığında çevre düzenlemesi yapılmadan, alt katında makine ve ekipmanın bulunduğunu, üretim tesisat parçalarının olduğunu, devralındığında yapılan teknik incelemede çatıdaki su sızdırma/akıtma, fosseptik kuyusuna yerleştirilmemiş pompalar, tır girişine uygun olmayan yükleme alanının genişletilmesi, trafo etrafının betonlanması, satış anlaşmasına göre sökülen yağ soğutma sisteminden dolayı düzgün bırakılmayan kazan dairesinin düzenlenmesi, imes yönetiminin şart koştuğu mazgal açılması, ön cephedeki kaldırımların yeniden yapılması, peyzaj işleri vb gibi birçok eksiğin kaleme alındığını ve ayıp tespit edildiğini, taşınmaz satın alındıktan ve kullanılmaya başladıktan sonra Kocaeli genelinde ve fabrikanın bulunduğu yerde Mayıs ayında başlayıp Haziran ayında da devam eden olumsuz hava koşulları nedeniyle meydana gelen sağanak eklinde yağan yağmurlarla birlikte taşınmazın çatısı akıtmaya başladığını, sair eksikliklerle bu durumun davacı şirketin yetkilisi ... tarafından davalı çalışanı ... 19.06.2018 tarihinde e-mail gönderildiğini, bu kapsamda toplantı yapıldığını, toplantıya ilişkin notların toplanıp 26.06.2018 tarihinde davalı çalışanına e-mail olarak gönderildiğini, yine aynı hususlarda ve yaşanan sürece ilişkin Temmuz ve Ağustos ayları içerisinde muhtelif tarihlerde defalarca davalı şirket çalışanı ... ile müvekkil şirket yetkilisi ... arasında whatshap üzerinden yazışmalar yapıldığını, özellikle de çatıdaki akıtma, su - sızdırma durumuna ilişkin ihbarlarla birlikte çözümlenmesi gerekliği yönünde taleplerin iletildiğini, ancak sonuç alınamadığını, müvekkilinin daha fazla zarara uğramasının önüne geçmek adına, konuyla ilgili farklı firmalardan görüş alınmak zorunda kalındığını, sorunun "çatıda ışıklandırma boşlukları standardın dışında fazla bırakıldığı ve eksik malzeme kullanıldığı vs bir takım” bilgisinin edinildiğini, ayrıca devam eden yağışlar nedeniyle, ivedilikle müdahale edilmemesi halinde müvekkil şirketin fabrikada bulunan ürünlerinin ıslanacağı ve olası bir kar yağışının meydana gelmesi halinde çatıdaki ışıklandırmaların çökme tehlikesi ile karşı kaşıya olduğu bilgisinin edinildiğini, davacının daha fazla zarara uğramaması için ve görüşmelerden de neticeye ulaşılamamış olması sebebiyle dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'den çatının onarımının gerçekleştirilmesinin talep edildiğini, bir kısım onarım işlemi gerçekleştirildiğini, yapılan işlemler ilgili firmaya 17.08.2018 tarihinde 19.470,12 TL ödendiğini, ancak çatıya yapılan onarımın netice vermediğini, çatının akıtmasının devam ettiğini, tüm bu hususların müvekkil şirket tarafından yine davalı şirket çalışanı ...'ye 28.11.2018 tarihli e-mail'de izah edildiğini, ama netice elde edilemediğini, dava dışı firmanın daha kapsamlı ve köklü değişikliklerin yapılması gerektiği yönündeki görüşü de dikkate alınmak suretiyle sorunu ortadan kaldırabilecek, kapsamlı onanmın gerçetleştirilebilmesi için bu kere de başka bir firma ... Limited Şirketi ile 06.12.2018 tarihli sözleşme akdedilerek onarımın yaptırıldığını bu şirkete de fatura karşılığında 90.000,00 TL ödendiğini, ödenen bu miktarların davalı yanca ödenmesi için gönderilen ihtarnameye rağmen davalı yanca ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 109.470,12 TL'nin satım tarihinden işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkil tarafından davacıya söz konusu gayrimenkulü gözden geçirmesi için gereken sürenin verildiğini, davacının basiretli bir tacir olarak dava konusu gayrimenkulü etraflıca gezip, incelediğini ve mevcut hali ile kabul ederek satın aldığını, gayrimenkulün çatısının 2016 yılının şubat ayında tamamlandığını ve daha sonra hiçbir sızıntı ve akıntı yapmadığını, satış sırasında da çatıda herhangi bir ayıp iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından çatının önceden de aktığını iddia ettiğini fakat olayın hangi tarihlerde vuku bulduğunun davacı tarafından gizli tutulduğunu, davacının 19.470,12 TL masrafla çatıyı tamir ettirdiğinden bahsettiğini, ancak yaptırmış olduğu onarımın gerekliliği ve niteliğinden bahsedilmediğini, davacının söz konusu ödemeyi yaptıktan sonra müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunmadığını, e-mail yazışmalarının ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyeceğini, davacının ihbarının şekil şartına uyulmadığından geçersiz olduğunu, ayıp ihbarı müvekkil şirketi temerrüde düşürme maksadında olduğunu, fabrikanın natamam şekilde satın ve teslim alındığını, kabul ve teslim alındığında mevcut durumda çatıda herhangi bir ayıp olmadığını, söz konusu meydana gelen hava olaylarından dolayı yağan yağmurlar doğal afet niteliğinden olup, İstanbul'un bir çok yerinde sel, çökme ve ağır hasarlara neden olduğunu, oluşan akıntı ve sızıntının mücbir sebep sonucunda oluşmuş olup, müvekkil şirkete herhangi bir kusur yükletilmesinin mümkün olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememiz 13/01/2020 tarihli celse ara kararı uyarınca, Gebze ATM'ye talimat yazılarak dava konusu taşınmaz üzerinde keşfen inceleme yapılmak ve dosyadaki deliller değerlendirilmek suretiyle taşınmazın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise gizli ayıp olup olmadığı, ayıp nedeniyle yapılan tamiratın tespiti, ayıp nedeniyle ortaya çıkan zararın ne kadar olduğu, ayıbın ortaya çıktığı tarih itibariyle ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği, davalı tarafın sorumlu olup olmadığı belirlenerek davacının ayıp nedeniyle rücu edebileceği miktar olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, İnşaat Mühendisi ... ve Mali Müşavir ... tarafından ibraz edilen 14/09/2020 tarihli raporda; "Gerek dosya içinde bulunan belgelerden ve resimlerden, gerekse mahallinde yapılan inceleme ve araştırmalarda, davaya konu binanın çatısının su sızıntılarının ve akmaların, çatının yeterli teknik ve fenni kurallara uyulmadan yapıldığı, Policarbon levhaların yeterli bindirme payı ile montajının yapılmadığı ve altlarının yastıklanmadığı için zamanla boşluklar oluşarak su sızıntılarına sebebiyet verdiği, bu nedenle yapılan imalatın gizli ayıp olarak sonradan ortaya çıktığı, ayıbın ortaya çıktığı tespit edilen 19.06.2018 tarihinden hemen sonra 19.07.2018 tarihinde yapılan Whats-up görüşmelerinde ve 14.08.2018 tarihinde ilk düzenlenen fatura ile ayıp ihbarında bulunulduğu ve onarımın yapılmaya çalışıldığı görülmektedir. İhbar sürelerine uyulup uyulmadığı Yüce Mahkemenin takdirinde olduğu, incelemeye ibraz eden şirketin defterleri üzerinde yapılan usul incelemesinde, 2018-2019 yılına ait defterlerin e-defter beratlarını ve 2018-2019 yılı envanter defterinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapılmış olduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığından: 19 Aralık 2012 Tarihli ve 28502 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ticari defterlere ilişkin tebliğ'in 13. ve 17. maddelerine göre 2018/08 ve 2019/02 aylarına ait yevmiye defterinin e-defter beyanından onayının yapıldığı ve e-defter beratının alındığı, defterlerinin delil kudretinin olup olmadığının takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu, 14.08.2018 tarihinde .... Tic. Ltd. Şti.'den BGS Aksesuar, Hakliye, Vinç Çalışması, Silikon, Vida açıklamalı ve KDV dahil 19.470,12 TL tutarında fatura aldığı, bu faturayı 2018 yılı yevmiye defterinin 14.08.2018 tarih ve ... nolu yevmiye maddesine kayıt ettiği, yine, 04.02.2019 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti.'den Çatı Polikarbon ve Genel Bakım Bedeli açıklamalı ve KDV dahil 90.000,00 TL tutarında fatura aldığı, bu faturayı 2019 yılı yevmiye defterinin 04.02.2019 tarih ve ... nolu yevmiye maddesine kayıt ettiği, yapılan ayıplı imalatlardan davalı firmanın sorumlu olduğu, davacının, bu gizli ayıp nedeniyle onarımını yaptırmaya çalıştığı/yaptığı ve maliki olduğu bina çatısındaki su akıntıları için toplam 109.470,12 TL bedeli, davalı şirkete rücu edebileceği" görüş ve kanaatine ulaşılmıştır. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava; gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında satın alınan taşınmazda ayıp nedeniyle meydana gelen zararın tahsiline ilişkindir. Davacı taraf, davalı taraftan satın aldığı gayrimenkulun ayıplı olduğunu, ayıp nedeniyle zarar meydana geldiğini beyan ederek meydana gelen ve ödenmek zorunda kalınan zararın davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı taraf, davacının taşınmazı inceleyerek mevcut haliyle kabul ettiğini, iddialarının doğru olmadığını, ayıp ihbarının yapılmadığını, sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Dosya kapsamından taraflar arasında 27.03.2018 tarihli "Gayrimenkul Satış Vadi Sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmeye istinaden davalı adına kayıtlı "... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi ... Pafta, ... Ada, ... Parsel"de bulunan taşınmazın davacıya satıldığı ve tapuda devrinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; taşınmazda gizli ayıp olup olmadığı, ayıp nedeniyle meydana gelen zararlardan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.TBK m.246'da; taşınır satışına ilişkin kuralların, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanacağının düzenlendiği, m.223'de; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağının düzenlendiği, m.227'de; alıcının ayıp halinde onarım bedeli ve masrafı ile tazminat isteme hakkının bulunduğunun düzenlendiği görülmüştür. Yargılama sırasında taşınmaz üzerinde keşfen yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda; davaya konu binanın çatısının yeterli teknik ve fenni kurallara uyulmadan yapılması sebebiyle su sızıntısı ve akmasına neden olduğu, ayıbın sonradan ortaya çıktığı ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, ayıp nedeniyle davalının sorumlu olduğu, davacının ayıp nedeniyle uğradığı zarara ilişkin 109.470,12 TL'yi davalıya rücu edebileceği belirtilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi uyarınca; " Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkca belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır."6098 Sayılı TBK'nın 223/2 maddesi gereğince, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde TTK.nun 23.maddesi hükümü uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa durumun hemen satıcıya bildirilmesinin gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı hususu düzenlenmiştir. Açık ayıp, malın tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Somut olayda, ayıp gizli nitelikte olduğundan TBK m.223/2 uyarınca makul bir süre içerisinde satıcı davalıya bildirilmelidir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taşınmazın gizli ayıplı olduğu, davacının mail yoluyla ayıp ihbarında bulunduğu, ilk onarıma rağmen ayıpların devam etmesi üzerine ayıbın giderilmesi için 06.12.2018 tarihinde başka bir firma ile anlaştığı, Beyoğlu ... Noterliği'nin 07.12.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu durumun yine davalıya bildirildiği, gizli ayıp bulunması sebebiyle ayıp ihbarının süresinin makul olduğu ve süresinde yapıldığı, ayıp ihbarının geçerliliğinin bir şekle tabi olmadığı, ispat açısından nasıl yapıldığının önem arz ettiği, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönündeki itirazının yerinde olmadığı, TBK m.227 uyarınca davacı tarafın ayıp nedeniyle uğradığı zararı ve taşınmazın onarımına ilişkin yapmış olduğu masrafları davalıdan talep edebileceği, davacının ayıp nedeniyle toplam 109.470,12 TL zarara uğradığı anlaşıldığından davanın kabulüne, 109.470,12 TL'nin ihtarnamenin tebliği ve ihtarnamede tanınan sürenin sonu olarak tespit edilen 14/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, 109.470,12 TL'nin temerrüt tarihi olan 14.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli sektörlerde ihtiyaç duyulan her türlü hammadde, yarı mamül ve mamül maddelerin üretimi, montajı, alımı-satımı, pazarlaması, ithalatı- ihracatı ile temsilcilik, mümessillik, bayilik, acentalık vb. hizmetlerin sunulması, otomotiv sektöründe her türlü yedek parça ve aksesuarlarla oto koltuk kılıfı, oto dış örtüsü, otomobil çocuk koltuğu, oto paspası, güvenlik araç gereçleri vb. ürünlerin üretimi, montajı, alımı-satımı, ithalatı- ihracatı ile iştigal ettiğini, inşaat, tadilat ve tamirat yapma gibi bir faaliyeti bulunmadığını, üretim ve depolama amacı ile müteahhit ve taşeronlara yaptırmış olduğu binayı komple satış kararı alarak davacıya sattığını, davacı yetkililerinin binayı gezerek ve teknik elemanlara kontrol ettirerek taşınmazı satın aldığını, bu yüzden müvekkilinin olayda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, davacının esaslı bakım ve onarımdan önce, uzmanları getirtip küçük çaplı bir onarım yaptırmış ise de bundan sonuç alamadığını, bunun da müvekkilinin söz konusu inşai faaliyetin ayıplı olduğunu bilmesinin mümkün olmadığının bir göstergesi olduğunu, davacının ihtarda “Fabrikanın bulunduğu Kocaeli İlinde bir süredir yaşanan olumsuz hava koşulları nedeniyle meydana gelen yağmurlar sonrasında, taşınmazın çatısının akıtmaya başladığını” bildirdiğini, bu sebeple, bilirkişi heyetinin gizli ayıp olarak değerlendirme yapmasına katılmanın mümkün olmadığını, dava dilekçesinde söz konusu eksiklik ve aksaklıklar liste halinde yazıldığını, gizli ayıp varsa, bunların nasıl ortaya çıkarıldığını, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının dava dilekçesinde liste halinde sunduğu eksiklik ve aksaklıkları bilecek durumda olduğunu, gerekli araştırmaları yaparak satın alması gerektiğini, doğrudan doğruya listeleme yapmış olmasının da bu hususları bilecek durumda olduğunu gösterdiğini, ortada herhangi bir gizli ayıbın bulunmadığını daha önce yapmış olduğu bakım ve onarımın da bunu gösterdiğini, yapılan her iki tamirat bedelinden, gizli ayıptan dolayı satıcının sorumlu tutulamayacağını, açık ayıp var ise süresinde başvuru yapılmadığını, çatının su almasının tamamen olağanüstü hava şartlarına göre geliştiğini, davacının liste yaptığı aksaklıkların gizli ayıp olmasının mümkün olmadığını, gizli ya da açık ayıp olması durumunda ise herhangi bir kusuru bulunmadığından sorumlu tutulamayacağını, davacının iki kez bakım ve onarım yaptırmasından da müvekkilinin sorumlu tutulması gerektiği yönündeki bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın da değerlendirilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma konu taşınmazın gizli ayıplı olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıdan 27.03.2018 tarihli sözleşme ile dava konusu taşınmazı fabrika olarak kullanmak üzere satın aldığını, ancak taşınmazın çatı kısmının yağan yoğun yağmurla sonrasında su akıttığının tespit edildiğini, taşınmazdaki bu ayıbın gizli ayıp olduğunu, davalıya ayıp ihbarında bulunulmasına rağmen bir çözüm bulunmaması üzerine çatının tamir ettirildiğini, tamir bedelinin dava dışı firmalara ödendiğini, bu miktardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüş; davalı ise, davacının taşınmazı natamam teslim aldığını, taşınmazda ayıp bulunmadığını, kendisinin bunu bilmesinin mümkün olmadığını, kusuru bulunmadığını, e-mail yazışmalarının ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, ayıbın gizli ayıp olduğunu, TBK'nın 223/2 maddesi uyarınca olağan bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek nitelikte olduğu, davacının e-mail ile ayıp ihbarında bulunduğu, ayıp ihbarının şekle bağlı olmadığı, ispat açısından nasıl yapıldığının önem arz ettiği, gizli ayıp bulunduğundan ihbarın makul sürede olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava ticari satım konusu malların ayıplı olduğu iddiasına dayanılarak TBK'nın 227. maddesi gereğince uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Tacir olan taraflar arasında satım ilişki bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir. Somut olayda davacının 27.03.2018 tarihli sözleşme ile davalıdan dava konusu taşınmazı satın almış olup mahkemece hükme esas alınan ve Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın çatısının su sızıntılarının ve akmaların, çatının yeterli teknik ve fenni kurallara uyulmadan yapıldığı, policarbon levhaların yeterli bindirme payı ile montajının yapılmadığı ve altlarının yastıklanmadığı için zamanla boşluklar oluşarak su sızıntılarına sebebiyet verdiği, bu nedenle yapılan imalatın gizli ayıp olarak sonradan ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Buna göre taşınmazda gizli ayıp olduğu, davacının bu ayıbı 19.06.2018 ve 26.06.2018 tarihinde e-mail yoluyla davalı tarafa bildirdiği görülmektedir. Davacı tarafından 2018 yılı Ağutos ayında yaptırılan tamiratta sorunun çözülmediği, bu nedenle 19.470,12 TL ödeme yaptığı, davacının bunun üzerine ikinci kez tamirat yaptırdığı, 90.000,00 TL ödeme yaptığı, buna göre davalının gizli ayıp nedeniyle davacının uğradığı bu zararlardan sorumlu olduğu anlaşılmış olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.295,35 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.01.2024