Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/1455 E. 2008/536 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/1455
Karar No
2008/536
Karar Tarihi

T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/489 KARAR NO: 2024/206 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI: 2020/55 Esas 2022/122 Karar DAVA: Tazminat İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:02/02/2024 YAZILDIĞI TARİH:02/02/2024 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/55 Esas 2022/122 Karar sayılı kararı davacılar vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalılardan ...'nın sürücüsü ...'nın sahibi olduğu ve diğer davalı ... şirketine sigortalı olan ... plaka sayılı aracın çarparak ölümüne neden olduğu müteveffa ...'un eşi ve çocukları olduğunu, murisin ölümüne neden olan ...'nın 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1455 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, ...'nın bu kazada tam, asli ve ağır kusurlu olduğunu, kaza sonucu müvekkillerinin murislerinin desteğinden yoksun kaldıklarını, müteveffanın işletme mezunu olup muhasebeci olarak çalıştığını, müvekkilinin bir yandan eşini hayat arkadaşını kaybetmiş olmanın ağır üzüntüsü ile psikolojisinin bozulduğunu, diğer yandan henüz daha yaşları küçük olan müşterek çocukların babasız kalmaları da müvekkilini derinden etkilediğini, işbu dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğunu ancak arabuluculuk aşamasında anlaşılamadığını ileri sürerek; murisin eşi olan ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın müşterek çocuklar olan ... ve ... için ise velayet 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, ... için 75.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL, ... için ise 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılara ... ve ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Almanya'da yaşadığını buna rağmen tebligatın usulsüz olup yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın sigorta şirketinden ödeme almış bulunduğunu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca aldırılmış olan 04/07/2019 tarihli kusur raporunda çelişki bulunduğunu, tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere sürücü ...'nın 40-50 km/s hızla seyretmekte olduğunu, bir kimsenin kontrolsüzce yola fırlayıp aracın üzerine doğru koşmasının öngörülebilir bir durum olmadığını, vefat eden ...'un 04/07/2019 tarihli raporda da sabit olduğu üzere ağır kusurlu olduğunu, müvekkili şoförün yerleşim birimi içerisinde uygulanan yasal hız limitlerine uyarak seyrettiğini, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca aldırılmış olan 04/07/2019 tarihli kusur raporunda çelişki bulunduğunu, tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere müvekkilinin 40 - 50 km/s hızla seyrettiğini, bir kimsenin kontrolsüzce yola fırlayıp aracın üzerine doğru koşmasının öngörülebilir bir durum olmadığını, vefat eden ...'un 04/07/2019 tarihli raporda da sabit olduğu üzere ağır kusurlu olduğunu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını savunarak davanın reddin, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, 25/09/2019 tarihinde 74.473,51 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, bakiye alacaktan bahsedilemeyeceğini, dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda KTK madde 52 gereğince yalnızca tali kusurdan sorumlu tutulabileceğini, SGK'dan davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulmasını talep ettiklerini, destekten yoksun kalma hesabında müteveffanın yaşı, öğrenim durumu, kendisi ve ailesinin sosyal durumu nazara alınarak Hazine Müsteşarlığı'na kayıtlı bir aktüer tarafından hesaplanması ve yetiştirme masraflarının da hesaplanıp tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...... günü davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile... Bulvarı üzerinden ... istikametine doğru sol şeritte seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde sol dikiz ayna kısımları ile orta refüjden ani ve koşarak yola giren müteveffa yaya ...'a çarptığı, müteveffanın KTK 68 ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138/b maddesi uyarınca tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise bir anda önüne atlayan kişiyi öngörmesi imkansız olduğundan davalı ...'a kusur izafe edilemeyeceğinden davanın reddine" dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece karar gerekçesinde soruşturma dosyası kapsamında alınan raporun mahkemece bizzat dosya kapsamına göre alınan raporun, ceza yargılaması kapsamında alınan ATK ve İTÜ raporları olmak üzere 4 ayrı rapordan bahsedilldiğini, mahkemece bizzat dosya kapsamına göre alınan rapora itibar edilmediği gibi ceza dosyası kapsamında alınan ve karar tarihi itibariyle ceza mahkemesi tarafından henüz karar dahi verilmemiş olmasına rağmen ceza dosyası kapsamında alınan İTÜ raporuna göre hüküm kurulmuş olup, karar gerekçesinde ise hangi gerekçe ile İTÜ raporuna itibar edildiğinin mahkemece bizzat aldırılan rapora ise neden itibar edilmediği dahi açıklanmaksızın eksik inceleme, değerlendirme ve gerekçelendirilme ile hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, ceza yargılaması kapsamında alınan raporun hukuk yargılamasında toplanan deliller ve hukuk dosyası nazara alınmaksızın ceza dosyası kapsamı nazara alınarak tanzim edilmiş olup, hukuk mahkemesince söz konusu ceza mahkemesince aldırılan rapor hükme esas alınarak hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, müteveffanın asli kusurlu olduğu, sanığın kusursuz olduğu yönündeki eksik inceleme ile yapılan değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffanın hiçbir kusuru bulunmamakta olup, kazanın meydana gelmesinde tek, tam ve asli kusurlunun davalı sürücü olduğunu, tanzim edilen raporda her ne kadara davalı sürücünün müteveffanın yola çıkabileceğini öngöremeyeceği değerlendirmesi ile rapor tanzim edilmiş ise de bizzat davalı sürücünün beyanı ile kaza öncesinde müteveffayı gördüğü ancak hiçbir önlemi tedbir alamadığının sabit olduğunu, hem davalı hem de davalının aracının arkasında yer alan araçta bulunan tanıkların seyir halindeyken müteveffanın orta refüjden hareket halinde olduğunu gördüklerini beyan etmiş olup, çarpma anının öncesinde hem davalı hem de davalının aracının arkasındaki araçta yer alan tanıklar müteveffanın gelişini daha önceden görmüş olup, bu da çarpma anından önce fren yapacak, korna çalacak, manevra yapacak veya tedbir alacak bir sürenin olduğunu, ancak davalının tedbirsiz, dikkatsiz ve hızlı seyrine devam etmesi nedeniyle müteveffaya çarptığını gösterdiğini, tüm bu hususlar nazara alındığında ilk derece mahkemesince karara dayanak alınmış olan İTÜ trafik kürsüsü tarafından hazırlanan ve davalı sürücü tarafından müteveffanın yola çıkabileceğinin öngörülemeyeceğinden bahisle tanzim edilen raporun dosya kapsamına, davalının bizzat gördüm şeklindeki kabul beyanına ve tanık beyanlarına aykırı olup, söz konusu raporun hükme esas alınmış olmasının hatalı olduğunu, öncelikle müteveffayı çarpmadan önce gördüğünü beyan eden davalının başvurabileceği ilk tedbirin fren tedbiri olduğunu, söz konusu tedbirin kazayı önleyebileceği gibi aracın hızını azaltacağı, yaya ile araç arasında mesafenin katedildiği süreyi azaltacağı, böylelikle hem araca hem de yayaya manevra imkanı sağlayacağı, çarpmanın şiddetini azaltacağı buna bağlı olarak da oluşabilecek zararı azaltacağının açık olduğunu, davalı tarafından her ne kadar suçtan kurtulma kastı ile müteveffayı gördüğünde frene bastığını iddia edilmiş ise de dosya kapsamındaki tutanaklar, kamera görüntüleri, yolda çarpma anından önce fren izinin bulunmadığı nazara alındığında davalının kazanın gerçekleşmemesi için fren tedbirine başvurmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davalı tarafın ceza dosyası kapsamında mahkeme huzurundaki beyanında da bizzat havanın yağışlı olması sebebi ile aracın kaymaması için kurtarırım düşüncesi ile fren tedbirine çok sert başvurmadığını beyan ve kabul ettiğini, yani araçta hasar oluşmasını değil, bir insana çarpmayı seçtiğini, kaldı ki dosya kapsamı ile de sabit olduğu üzere çarpma öncesi davalı tarafın fren tedbirine hiç başvurmadığını, sürücü davalının fren tedbiri ile birlikte başvurması gereken diğer bir tedbirin ise korna tedbiri olup, dosya kapsamı ve tanık beyanları da sabit olduğu üzere müteveffayı çarpmadan önce gördüğünü beyan eden davalının korna tedbirine de başvurmadığını, hem davalı hem de davalının aracının arkasında yer alan araçta bulunan tanıkların seyir halindeyken müteveffanın orta refüjden hareket halinde olduğunu gördüklerini beyan etmiş olup, çarpma anının öncesinde hem davalı hem de davalının aracının arkasındaki araçta yer alan tanıkların müteveffanın gelişini daha önceden görmüş olmalarına rağmen davalı tarafın aracın çok hızlı olması sebebi ile hiçbir tedbire başvurmadığını, şayet davalı sürücünün korna tedbirine başvurmuş olsa idi müteveffanın yola inmeyeceği böylelikle elim kazanın da gerçekleşmeyeceğini, müteveffayı çarpmadan önce gördüğünü beyan eden davalının başvurabileceği diğer bir tedbirin ise manevra tedbiri olduğunu, davalının ceza mahkemesindeki ifadesi ile çelişkili olarak emniyetteki ifadesinde müteveffaya çarpmamak için orta şeride yöneldiğini iddia etmiş ise de davalının bu yöndeki iddiasının da dosya kapsamındaki kayıtlara, aracın konumunu gösteren fotoğraflara ve tanık beyanlarına aykırı olup, davalı sürücünün bu yönde bir manevra tedbirine de başvurmadığını ancak davalının bu beyanı çarpmadan önce müteveffayı gördüğü, manevra yapma imkanı olduğu halde manevra yapmadığını anlamak bakımından önemli olduğunu, hem davalı hem de davalının aracının arkasında yer alan araçta bulunan tanıkların seyir halindeyken müteveffanın orta refüjden hareket halinde olduğunu gördüklerini beyan etmiş olup, çarpma anının öncesinde hem davalı hem de davalının aracının arkasındaki araçta yer alan tanıklar müteveffanın gelişini daha önceden gördüklerini ancak davalı sürücünün aracın çok hızlı olması sebebi ile hiçbir tedbire başvurmadığını, davalı sürücünün manevra tedbirine başvurmuş olsa idi söz konusu çarpışmanın gerçekleşmeyeceğini, davalı tarafın kontrolsüz bir şekilde trafikte seyretmesi neticesinde davaya konu kazanın meydana geldiğini, davalı sürücünün hızlı olduğunu, hız kurallarına aykırı olacak şekilde hızını hava, yolun fiziki şartlarına uygun olacak şekilde ayarlamadan hızlı bir şekilde seyrettiğini, müteveffanın orta refüjden geldiğini gördüğünü söyleyen davalı sürücünün korna tedbirine başvurup korna çalmış olsa idi müteveffanın yola çıkmayacağıını, bu halde de dava konusu kazanın gerçekleşmeyeceğini yani davalı tarafın bir sürücünün öncelikle başvurması gereken hiçbir tedbire başvurmadığını, İTÜ trafik kürsüsünce tüm bu hususlar nazara alınmaksızın rapor tanzim edildiğini, davalı tarafın trafikteyken uyması gereken hiçbir kurala uymamış kazanın meydana gelmemesi için hiçbir önleyici tedbire de başvurmadığını, bu haliyle davalı tarafın tam kusurlu olduğunu, söz konusu kazanın gerçekleşmesinde ve müteveffanın vefatı ile sonuçlanmasında en büyük etmenlerden bir tanesinin davalı tarafın gerekli tedbirlere başvurmaması olup, İTÜ trafik kürsüsünce bu hususlar irdelenmeksizin, davalı sürücünün beyanının aksine müteveffanın yola çıkabileceğini öngöremeyeceği değerlendirmesi ile tanzim edilen raporun dosya kapsamına, gerçek duruma aykırı olup, söz konusu rapora istinaden eksik inceleme ve değerlendirme ile dosya kapsamına aykırı olarak hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, davalı sürücünün ve tanıkların beyanı ile müteveffayı daha önce gördüklerini beyanla, davalı tarafın tedbir alma imkanı var iken tedbire başvurmadığını, hem davalı hem de davalının aracının arkasında yer alan araçta bulunan tanıkların seyir halindeyken müteveffanın orta refüjden hareket halinde olduğunu gördüklerini beyan etmiş olup, çarpma anının öncesinde hem davalı hem de davalının aracının arkasındaki araçta yer alan tanıkların müteveffanın gelişini daha önceden görmüş olup, bu da çarpma anından önce fren yapacak, korna çalacak, manevra yapacak veya tedbir alacak bir sürenin olduğunu, ancak davalı tarafın tedbirsiz ve dikkatsiz seyrine devam etmesi nedeniyle müteveffaya çarptığını gösterdiğini, bu yönüyle de söz konusu rapora istinaden eksik inceleme ve değerlendirme ile dosya kapsamına aykırı olarak hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, yine davalı tarafın dosya kapsamındaki beyanında hızının 50-55km/sa olduğunu iddia etmiş ise de, dosya kapsamında dinlenen tanıkların yan yoldan çıktıkları için kendi hızlarının davalının hızından çok daha yavaş olduğunu beyanla birlikte kendi hızlarının 40-50km/sa olduğunu beyan ettiklerini, bu doğrultuda davalı tarafın kendi hızına ilişkin iddialarının doğru olmadığı, suçtan kurtulmak gayesi ile daha fazla olan gerçek hızını doğru söylemediğini, meydana gelen kazanın akabinde çarpmanın etkisi ile müteveffanın havaya fırlayarak çarpma noktasının 4 metre ilerisine düştüğünü, davalı tarafın sürüş hızının işlek, meskun mahaldeki hızının bulunulan bölge, yol ve hava durumuna uygun olmadığı, davalı tarafın sürüş hızının çok yüksek olduğu dolayısıyla davalı sürücünün kusurlu olduğu nazara alınmaksızın, bu hususun tanzim edilen raporda hiç tartışılmaksızın rapor tanzim edilmiş olmasının hatalı olduğunu, bu yönüyle de söz konusu rapora istinaden eksik inceleme ve değerlendirme ile dosya kapsamına aykırı olarak hüküm kurulmuş olmasının da hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda hava koşullarına ilişkin hususun kazanın oluşuna etkisinin de hiç tartışılmadığını, davalı tarafın kaza öncesi fren tedbirine ve manevra tedbirine başvurmadığı sabit olmakla birlikte davalı tarafın ceza dosyası kapsamında mahkeme huzurundaki beyanında havanın yağışlı olması sebebi ile aracın kayabileceğinden dolayı sert fren tedbirine başvuramadığını ikrar etmiş olması karşısında raporda bu yönde bir değerlendirme yapılmamış olmasının da dosya kapsamına aykırı olduğunu, söz konusu rapora istinaden eksik inceleme ve değerlendirme ile dosya kapsamına aykırı olarak hüküm kurulmuş olmasının da hatalı olduğunu, dosya kapsamında bulunan kamera kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporu içeriği ile de anlaşıldığı üzere davalı sürücünün sevk ve idare etmiş olduğu kamyonet tipi aracı ile 2918 sayılı kytk 46. madde hükmüne aykırı olacak şekilde sürekli bir şekilde sol şeritte ve tedbirsiz, dikkatsiz bir şekilde seyir etmiş ve yasanın açık hükmüne aykırı hareket etmesi nedeniyle müteveffaya çarptığını ve ölümüne neden olduğunu, davalı sürücünün kullandığı araç kamyonet niteliğinde bir araç olup, hareket, manevra kontrol kabiliyeti diğer araçlara göre daha zor olduğundan davalı sürücünün kamyonet niteliğindeki aracı ile sürekli sol şeritte seyir etmiş olması nedeniyle ktk m.46 gereğince kusur verilmesi gerekirken bu hususun kusur değerlendirmesi yapılırken hiç nazara alınmamış olmasının da hukuka aykırı olduğunu, bu husustaki itirazları da giderilmeden söz konusu rapora istinaden eksik inceleme ve değerlendirme ile dosya kapsamına aykırı olarak hüküm kurulmuş olmasının da hatalı olduğunu, mahkemesince aldırılan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından yeni bir rapor alınmasını, üniversiteler arası oluşturulacak bilirkişi kurulundan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından yeni bir rapor alınması yönündeki itirazları hiç nazara alınmadan yeniden rapor alınması talebinin red gerekçesi dahi belirtilmeden eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmiş olmasının kaldırma nedeni olduğunu, davalıların arabuluculuk görüşmelerine katılmamış olup, müvekkili tarafından yatırılmış olan harçların, yapılan masrafların ve yargılama giderlerin müvekkilleri üzerine bırakılmış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatı ve 56/2. maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/02/2022 tarih, 2020/55 Esas 2022/122 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı, destekten yoksun kalma tazminatı davasının ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.). Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir. Somut olaya bakıldığında; düzenlenen trafik kaza tespit tutanağına göre kaza, "... ili, ...ilçesinde, ... Mahallesi, ... Bulvarı, ... numaralı elektrik direği hizasında ... istikametinden ... sitesi No:... istikametine doğru karışıdan karşıya geçmekte olan destek yaya ...'a sol şeritten seyreden davalı ...'nın sevk ve idarisindeki ... plaka sayılı kamyonetin çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, trafik kazası neticesinde yaya ...'un 2918 sayılı KTK'nın 68/B maddesini ihlal ettiğini, sürücü ...'nın ise trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığının ..." tutanak altına alındığı; Kayseri 16.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1455 E. sayılı ceza dava dosyası kapsamında hazırlık aşamasında trafik bilirkişisi ...'ndan alınmış olan 04/07/2019 tarihli kusur raporunda, "destek yaya ...'un KTK'nın 68/1-b-1 maddesinde düzenlenmiş olan yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerdeki yaya geçitlerine uymamak ve KTY' 138/b.maddesinde yayanın karşıdan karşıya geçişini düzenleyen kuralı ihlal etmiş olduğundan" trafik kazasının meydana gelmesinden asli(ağır) kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise KTK'nın 52/1-b.maddesinde düzenlenen "sürücüler, aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" trafik kuralını ihlal ettiğinden trafik kazasının meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun rapor edildiği; yine ceza dosyasında Ankara ATK'dan alınmış olan ... tarihli trafik kusur raporunda, "müteveffa yaya ...'un olay mahallinde karşıdan karşıya geçmeden önce yol üzerinde ilk geçiş hakkına sahip araçların geçişini beklemesinin ardından kontrollü bir şekilde karşıya geçmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek orta refüjden kontrolsüzce koşarak yola indiği esnada sağından gelen davalı sürücü idaresindeki kamyonetin sol ön yan kısımlarının sadmesine maruz kaldığı, kazadan dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmakla trafik kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığının" rapor edildiği; ceza dosyasında, trafik kaza tespit tutanağı, trafik kusur bilirkişisi ... ile Ankara ATK. Trafik İhtisas Dairesinin raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ trafik kürsüsünden seçilen heyetten alınmış olan ... tarihli kusur raporunda, trafik kazasının meydana gelmesinde müteveffa yayanın davranışının etkili olduğu, trafik kazasının meydana gelmesinde müteveffa yayanın asli derece kusurlu olduğunun, davalı sürücü ...'nın ise herhangi bir ihmalinin olmadığının rapor edildiği; eldeki dosyada ise trafik kusur bilirkişisi ...'dan alınmış olan 08/06/20221 tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü davalı ...'nın %15 oranında kusurlu, müteveffa yayanın ise %85 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, ilk derece mahkemesince 6098 sayılı TBK'nın 74.maddesi gereğince, sübuta ilişkin hususlar dışında ceza hakiminin beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı kuralını dikkate alınmayarak, ceza mahkemesinde hükme esas alınmış olan kusur raporunun eldeki dosyada alınan kusur raporuyla çelişkisi giderilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş olup, davacılar vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olduğu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilen heyetten kusur rapor alınmak suretiyle, raporlar arasındaki çelişki giderilerek oluşacak sonuca göre yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın HMK'nın 353/1-a/6.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği görülmüştür. Yukarıda izah edilen sebeplerle davanın çözümünü sağlayacak ve esasına etki edecek nitelikteki deliller usulünce ve tam manasıyla toplanmadan dolayısıyla değerlendirilmeden ilk derece mahkemesince hüküm kurulmuş olunduğundan, davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-) Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/55 Esas 2022/122 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 3-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvurana iadesine, 4-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 7-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1-a/6. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1 - a, 362/1 - g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/1455, K. 2008/536, T. 11.10.1989, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-1455-e-2008-536-k-1bafde698a8c