Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/67 E. 2018/1225 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/67
Karar No
2018/1225
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/297 KARAR NO: 2025/1398 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/10/2024 NUMARASI: 2018/1384 Esas - 2024/851 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin yarı hisseye sahip iki ortağı bulunduğunu, aynı zamanda şirket müdürü olan ... ile davalı ortak ... arasında yaşanan sorunlar sebebi ile davacı şirket yetkilisinin 14.07.2012 tarihinden itibaren işe gitmediğini, bu dönemde karşı komşusunun şirket yetkilisini arayarak iki adet pres makinesinin söküldüğünü haber verdiğini ve şirket adresine giden müvekkilinin, şirkete ait iki adet pres makinesinin icradan satıldığını öğrendiğini, sonradan yaptığı araştırmada, şirketin kirada bulunduğu işyerinin sahibi olan davalı ...'nun kira alacağı sebebi ile icra takibi yaptığını ve müvekkili yetkilinin bilgisi haricinde takibin kesinleştirilerek şirkete ait iki adet makinenin davalılardan ...'ya satıldığını öğrendiğini, kıymet takdirine itirazda bulunduklarını, satışın iptalini talep ettiklerini ve ihalenin usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile ihalenin feshedildiğini ve kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, ihalenin feshinin kesinleşmesi sebebi ile şirkete ait pres makinelerinin ihale alıcısından iadesinin istendiğini ancak iade edilmediğini, davacıya ait toplam 290.000,00 TL değerindeki makinelerin haksız ve hukuka aykırı olarak toplam 16.000,00 TL bedel ile satılması sebebiyle zarara uğradığını belirterek bu tutarın ihalenin feshinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin iki hissedarlı olduğunu, kendisinin hissedarlardan biri, diğerinin ... olduğunu, 02/11/2011 tarihli toplantı ile ...'nın 2 yıl süre ile şirketi temsile ve idareye yetkili müdür seçildiğini, 02/11/2013 tarihinde bu sürenin dolduğunu, davacı vekilinin dava açmaya yetkili/yeterli vekaletinin bulunmadığını, davacı şirketçe bu davanın açılmasına yönelik alınmış bir karar bulunmadığı, davanın diğer hissedar ...'yı sorumluluktan kurtarmak amaçlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davalı ...'ın davacı şirketin bulunduğu binanın sahibi olduğunu, davacı şirketin aylarca kirasını ödemediği gibi kiralananı da boşaltmadığını, bu sebeple icra takibi başlatıldığını, takip kapsamında 2 adet pres makinasının icra yoluyla satıldığını, ihalenin feshi davasının kesinleşmesi ile icra müdürlüğünden tahsil etdilen bedelleri yine icra müdürlüğüne geri ödediklerini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; Uyuşmazlık konusu pres makinalarını ihale yoluyla satın aldığını, ihaleye tek katılanın kendisi olmadığını, satın aldığı makinaları daha sonra sattığını, ihalenin feshi davasında alınmış herhangi bir tedbir kararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Dava açılması sırasında sunulan 20/01/2012 tarihli vekaletnamenin davacı şirketi temsilen ... tarafından verilmiş olup, davacı şirkete ilişkin ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde, mevcut son sicil kaydının 20/01/2012 tarihli olduğu, buna göre davacı şirketin iki ortaklı olduğu, ortakların ... ve ... olduğu, davacı şirketçe alınan 02/11/2011 tarih ve 2011/04 nolu ortaklar kurulu kararı ile ortaklardan ...'nın 2 yıl süre ile yeniden müdür seçilmesine, şirket unvanı altında atacağı münferit imza ile şirketi temsil ve ilzam edeceğinin kararlaştırıldığı, davanın 13/04/2015 tarihinde açılmış olup dava tarihinden önce, davacı şirket adına ...'nın temsil yetkisinin son bulmuş olduğu, bu sebeple davanın açıldığı tarih itibariyle davacı vekilince sunulmuş usulüne uygun bir vekaletnamenin bulunmadığı, dava şartına yönelik bu eksikliğin yargılama aşamasında giderilebileceği, buna istinaden davacı vekiline kesin süre verildiği ve ihtarat yapıldığı, buna rağmen dava şartına yönelik bu eksikliğin giderilmediği, dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen nazara alınacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 2018/67 E. - 2018/1225 K. Sayılı ilamıyla; ".... Dosya kapsamından, dava dilekçesine ekli vekaletnamenin incelenmesinde 20/01/2012 tarihli vekaletnamenin davacı şirketi temsilen ... tarafından verildiği, vekaletnamenin verildiği tarihte ...'nın şirket yetkilisi olduğu görülmüştür. Tüzel kişinin organı (temsilcisi) durumunda olan kişinin değişmesi halinde bu organ temsilci kişinin organ iken vermiş olduğu vekalet son bulmaz. (Baki Kuru Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı syf.188) Bu itibarla davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,...." karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince; "... davacı şirket için fesih ve tasfiyesi için İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1191Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı anlaşılmış ve ilgili dosyanın kesinleşmesi beklenmiştir. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1191Esas-2018/1020 esas sayılı dosyası mahkememiz dosyasına uyap üzerinden kazandırılmış ve incelenmesinde davanın kabulüne karar verildiği, dosyamız davacısı olan şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, fesih ve tasfiyesine karar verilen dosyamız davacısı şirket için tasfiye memuru atandığı, ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2022/245Esas-2022/284Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, istinaf kararı temyiz edilmemekle dosyamız davacısı olan limited şirketin fesih ve tasfiyesine dair kararın 05/04/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Tekmil dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Eldeki dava devam ederken dosyamız davacısı ... Mak. Ltd. Şti.'nin mezkur mahkeme ilamı doğrultusunda fesih ve tasfiyesine karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği ve davacı şirket adına tasfiye memuru atandığı, bu durum üzerine mahkememizce tasfiye memurunun göreve başlaması için gerekli prosedürü işletmesi ve davacı vekiline usulüne uygun tasfiye memurundan alınacak yeni vekalet sunması için gerekli ihtaratı havi ihtarın kesin süre de verilmekle 23/05/2024 tarihli celsede yapıldığı, ancak usulüne uygun ihtarata rağmen davacı vekilince tasfiye halindeki davacı şirketi temsile yetkili olduğunu gösteren usulüne uygun tasfiye memurundan alınmış vekaletnamesinin dosyaya sunulmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-f maddesi gereğince somut olayda da olduğu üzere vekil ile takip edilen davalarda vekilin usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunmasının dava şartı olduğu, mahkememizce de giderilmesi mümkün olan bu dava şartının tamamlanması için davacı vekiline usulüne uygun ihtaratı havi olarak 2 hafta kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde, eksikliğin tamamlanmadığı, bir ticaret şirketinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyetinin son bulmayacağı, zira, şirketin tüzel kişiliğinin tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam edeceği, şirketin davada taraf olarak kalmayı sürdüreceği, yalnız şirketin davada tasfiye memurları tarafından temsil edileceği,(Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, İstanbul 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, İstanbul 1975, s. 209 )şirketin ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini koruyacağı, bu sebeple, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade edeceği, (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309), davacı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmekle dava takip yetkisi ve taraf sıfatının artık tasfiye memuruna ait olacağı, tüm bu yapılan açıklamamalar çerçevesinde vekil ile takip edilen davalarda vekaletnamenin ibrazını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 114/1-f maddesi gereğince usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamenin dosyaya sunulmuş olmasının zorunlu olduğu, davacı şirketin tasfiye haline girmesi ile birlikte vekili ile olan vekalet ilişkisi sona ereceğinden kesin süre içeren usulüne uygun ihtaratın da yapıldığı ancak eksikliğin tamamlanmadığı, usulüne uygun vekaletin dosyaya sunulmadığı mahkememizce anlaşılmış ve açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. (bknz: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/2232 Esas - 2021/14070 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2020/2243Esas-2021/1924 Karar) .... Açılan davanın HMK 114/1-f ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,.... Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Tasfiye dosyasının davacısı ... tarafından tasfiye masrafları yatırılmadığından tasfiye memuru atanamadığını, bu sebeple tasfiye memurundan vekaletname alınmasının mümkün olmadığını, vekaletnameyi sona erdiren sebepler gerçekleşmediğinden temsil yetkisini haiz olduklarını, kanunda sayılan vekaleti sona erdiren sebepler gerçekleşmediğinden temsil yetkilerinin bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nda vekaleti sona erdiren haller sınırlı sayıda sayılmış olup tüzel kişinin vekaletini sona erdiren TBK 513. Maddesi gereğince taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesine kadar vekaletin geçerli olacağını, şirket tasfiye haline girmiş olmakla birlikte şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İhale sebebiyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-f maddesi gereğince vekil ile takip edilen davalarda vekilin usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamesinin bulunması dava şartıdır. Somut olayda; Davacı şirketin fesih ve tasfiyesine dair kararın istinaf incelemesinden geçerek 05/04/2022 tarihinde kesinleştiği, davacı şirket adına tasfiye memuru atandığı,davacı vekiline usulüne uygun tasfiye memurundan alınacak yeni vekalet sunması için kesin sür everilerek ihtarat yapıldığı, kesin süre içerisinde tasfiye memurundan usulüne uygun alınmış vekaletnamesinin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 114/1-f maddesi gereğince davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1384 Esas 2024/851 Karar sayılı 31/10/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/67, K. 2018/1225, T. 14.07.2012, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-67-e-2018-1225-k-45c908906060