Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/479 E. 2019/670 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/479
Karar No
2019/670

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/485 KARAR NO: 2025/690 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI: 2017/333 Esas - 2021/692 Karar DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat KARAR TARİHİ: 30/04/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 16/02/2017 tarihinde yolun karşısına geçmeye çalışırken davalı ...'e ait ve davalı ...'in kullandığı ... plakalı aracın çarptığını, sigorta şirketine 15/03/2017 tarihinde başvurulduğunu, ancak ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 100 TL maluliyet tazminatının davalı sigorta şirketinden başvuru tarihinden, diğer davalılar için ise kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte, 20.000 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kendilerine usulüne uygun başvurmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde özetle davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; davacı taraf 17/12/2018 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinden feragat ettiğinden maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... ve ... vekili, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ortada herhangi bir somut delil ve müvekkillerinin kusurunu gösterecek bir emare yokken mahkemenin vicdani kanaate göre karar verdiğini, müvekkillerinin kusurlu davranışlarından bahsedilecek somut olgu bulunmadığını, kusur izafesinin mahkemece yapılamayacağını, müvekkilinin alkollü olmadığının trafik kazası alkol testi tutanağından görüleceğini, davacının tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, feragat edilen maddi tazminat talebi nedeniyle müvekkili lehine yargılama giderine hükmedilemesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden müvekkilleri lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nin 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış, görev ilişkisi haline gelmiştir.HMK'nin 1 ve 115. maddeleri gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Açılan davada zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da davalı tarafta yer almaktadır. Sigorta Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda taraflar arasında zorunlu trafik sigorta poliçesinden dolayı oluşacak ihtilafın çözümünde Türk Ticaret Kanununda hükümler uygulanacağından başka bir ifadeyle ihtilafın TTK'de düzenlenen hususlardan olması nedeniyle mutlak ticari bir dava söz konusu olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.Bu nedenle, dava şartları dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinden, maddi tazminat davasından feragat edilmiş olsa da davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesine devam edilmesinde isabetsizlik yoktur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Diğer yönden, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hâkimi kural olarak ceza hâkiminin belirlediği kusur oranıyla bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/479 E. 2019/670 K. dosyasında alınan 27/06/2019 tarihli ATK raporuna göre kırmızı ışık ihlalinin hangi tarafça yapıldığı tespit edilemediğinden alternatifli kusur raporu düzenlenmiş ve buna göre kırmızı ışık ihlalini sürücü yapmış ise sürücünün tam kusurlu, yaya yapmış ise yayanın tam kusurlu olduğu belirterek, bu konudaki takdir mahkemeye bırakılmıştır. Ceza mahkemesi de kusur konusunda kesin delil olmadığından delil yetersizliğinden sanığın beraatine karar vermiş ve bu karar istinaf incelemesiyle kesinleşmiştir. Yukarıda açıklanan ceza mahkemesi kararında hukuk hakimini bağlayıcı bir maddi olgu bulunmamakla, kazanın oluşumunda davalının kusurunun bulunduğuna dair dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu husustaki istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1. maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Anılan madde gereğince hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Son olarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 332. maddesinin 2. fıkrasında "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü gereğince yargılama giderlerinin, haklılık oranına göre taraflara yüklenmesi gerekmekte ise de; 14/03/2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 332. maddesinin 2. fıkrası manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden, reddedilen manevi tazminat davası yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde isabetsizlik yoktur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 683,1‬0 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 341,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 341,54‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... ve ...'in istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/479, K. 2019/670, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-479-e-2019-670-k-515cfd9964fc