Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/355 E. 2018/1587 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/355
Karar No
2018/1587
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1564 Esas KARAR NO: 2025/587 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/692 Esas- 2022/164 TARİH: 23/02/2022 DAVA: Alacak(Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 10/04/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/355 Esas sayılı dosyasında müvekkili şirket için 01/10/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet, 01.01.2019 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, geçici mühlet kararının kesin mühletin sonuçlarını doğuracağını, ayrıca konkordato sürecinde takas hususunu düzenleyen 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 294.maddesinin 4.fıkrasında ilgili maddenin uygulamasında geçici mühletin tarihinin esas alınacağının belirtildiğini, bu sebeple davalının 01.10.2018 tarihinden itibaren takas ve mahsup hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davalı Şekerbank'a genel toplamı 1.017.661,07-TL bedelindeki çekleri teminat amacıyla teslim ettiğini, işbu çek bedellerinin davalı banka tarafından müvekkilinin konkordato mühleti içerisinde olmasına rağmen hukuka aykırı bir şekilde banka alacağına mahsup edildiğini, konkordato tedbirleri kapsamında takas ve mahsup hakkının sınırlandırıldığını, iflastaki sıkı takas ve mahsup yasaklarının konkordato mühletinde de geçerli olacağını, nitekim, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 294.maddesinin 4.fıkrasında, mühlet sırasında talep edilen takasın İİK’nın 200.. ve 201. maddelerine tabi olacağının belirtildiğini ve bu maddelerin uygulanmasında ise "iflasın açılmasından sonra" ifadesinin "geçici mühletin ilanı" olarak esas alınacağının hükme bağlandığını, ilgili İİK 200.maddesine göre müflisin borçlusu iflas açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olursa, müflisin alacaklısı iflas açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu olursa, alacaklının alacağı hamile muharrer bir senede müstenit ise bu hallerde takas yapılamayacağını, madde düzenlenmesinde yer alan iflasın açılması şeklindeki ifadenin, geçici mühletin ilanı olarak anlaşılması gerektiğinin kanunda açık bir şekilde (md 294/4) düzenlendiğini, konkordato mühletine rağmen, alacaklarına karşılık çek teminat bedellerini mahsup eden davalı bankadan alacaklarının doğduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı ..bank'ın, konkordato mühletine rağmen teminat olarak verilen çek bedellerini alacağına mahsup etmesinin usul ve yasaya aykırı olup iş bu bedellerin müvekkiline iadesinin gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00-TL’lik alacaklarının her bir çek bedelinin tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu çeklere ilişkin uygulanacak takas ve mahsup işlemi sonucunda müvekkili bankanın davacıdan olan alacağından düşüleceğini, takas ve mahsup işleminden davacının hiçbir zararı bulunmayacağından davacının iş bu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından konkordato kararı veren Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/355 E. sayılı dosyasına takas ve mahsuba ilişkin tedbir talebinde bulunulduğunu fakat mahkemece 10.06.2020 tarihli arar karar ile konkordato talep eden vekilinin bankalara teminat amaçlı verilen çeklerin tahsil edilen bedellerinin firmaya ödenmesine ve hesaplarına mahsup edilmemesine ilişkin tedbir talebinin reddine karar verildiğini, verilen kararın 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 287/6 maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğunu beyan ederek davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, davanın ve karşı tarafın tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 23/02/2022 tarih 2021/692 Esas- 2022/164 sayılı kararında; "Dava, davalının takas ve mahsup işlemlerinden kaynaklanan alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirketin konkordato mühleti içerisinde iken davalı bankanın takas ve mahsup hakkını kullanmasından dolayı davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, teminat olarak verilen çek bedellerini davalının alacağına mahsup etmesinin usule ve yasaya uygun olup olmadığı, çeklerin vade tarihlerinin, geçici mühletin ilan tarihi olan 01.10.2018 tarihinden sonraya tekabül etmesi nedeni ile takas ve mahsuba konu olup olamayacakları hususlarındadır. Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/355 E 2020/83 K sayılı 24/09/2020 tarihli kararı ile, davacı şirket hakkındaki, 1-Konkordato talebinin alacaklılar yönünden Kabulü ile Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ...San.Tic.A.Ş'nin konkordato projesinin alacaklılar yönünden İ.İ.K 305 ve 306. maddeleri gereğince tasdikine, 2-Talep eden şirketin İ.İ.K 302. mad. uyarınca alacaklılar yönünden konkordato projesi kapsamındaki tüm borçlarından 25.141.520,25 TL'nin %10'unu 12 ay eşit taksitlerle kalan bakiyenin tamamını ise 2.yıldan başlamak üzere 48 ay taksitler halinde ödenmesine,3-Konkordato talep eden borçlu ... yönünden 240.967,49 TL'nin konkordato projesinin tasdiki tarihinden sonra başlamak üzere 36 ayda eşit taksitlerle ödenmesine, 4-Konkordato talep eden borçlu... yönünden 175.897,39 TL'nin konkordato projesinin tasdiki tarihinden sonra başlamak üzere 36 ayda eşit taksitlerle ödenmesine, 5-İ.İ.K 307/1 mad. gereğince rehinli alacaklara rehinli olan malların (taşınır ve taşınmazların) muhafazası ve satışının işbu karar tarihinden itibaren 6 ay süre ile Ertelenmesine, şirket hakkında verilen diğer tüm tedbirlerin karar ile birlikte Kaldırılmasına, 6-Alacağı itiraza uğramış alacaklıların İ.İ.K 308/b mad. uyarınca tasdik kararının ilanından itibaren 1 ay içerisinde dava açabileceklerinin ihtarına, 7-Konkordato komiseri ...'nun komiserlik görevinin son verilmesine, İ.İ.K 302 mad. Gereğince konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli olmak üzere kayyım olarak ...'nun görevlendirilmesine, ...'na göreve başlamasından itibaren aylık 2.500,00 TL ücret takdirine, ücretin her ayın onbeşinden ve talep eden şirket bünyesinden ...'na ödenmesine, kayyım tarafından borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçları ödeme kabiliyetine yönelik göreve başlamasından sonra 2 ayda 1 rapor sunulmasına, 8-İ.İ.K 306/3 mad. gereğince konkordato tasdik kararının İ.İ.K 288. mad. uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/355 E. sayılı dosyasına davacı şirket tarafından takas ve mahsuba ilişkin tedbir talebinde bulunulduğu, mahkemece 10.06.2020 tarihli arar karar ile konkordato talep eden vekilinin bankalara teminat amaçlı verilen çeklerin tahsil edilen bedellerinin firmaya ödenmesine ve hesaplarına mahsup edilmemesine ilişkin tedbir talebinin " ... Celp edilen banka kayıtları, alınan bilirkişi raporu uyarınca, tedbir talebine konu edilen müşteri çeklerinin alacaklı bankalar ile yapılan kredi sözleşmeleri kapsamında teminat olarak konkordato talebinden önce muhatap bankalara temlik cirosu ile devredildiği, söz konusu çekler temlik cirosu ile devredildiğinden hak sahipliğinin bankaya ait olduğu, tedbir talebine konu çeklerin hak sahipliği bankaya geçtiğinden, tedbir talebinde bulunanların, çekler yönünden alacaklı sıfatı bulunmadığı, bu sebeplerle tedbir talebinin haklı ve kabul edilebilir olmadığı kanaatine ulaşılarak reddine karar verildiği..." gerekçesi ile reddine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 287/6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu mahkeme hükmü çerçevesinde yapılan, davalı bankanın teminat olarak aldığı çeklere ilişkin takas mahsup işleminin usulüne uygun olduğu, davacının davalı bankadan takas mahsup işlemine yönelik alacağı bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile ''Davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından konkordato mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin red edilmesi gerekçe gösterilerek huzurdaki davanın reddine karar verildiğini, ancak konkordato mahkemesinde verilen ihtiyati tedbir talebinin reddinin işbu davanın esasını etkilemediğini, kanunda açık hüküm yer aldığından, yukarıda belirtilen ve haksız mahsuba konu olan çeklerin vade tarihlerinin, geçici mühletin ilan tarihi olan 01.10.2018 tarihinden sonraya tekabül ettiği ve dolayısıyla takas ve mahsuba konu olamayacaklarının sabit olduğunu, işbu sebeple sayın Yerel mahkemenin kararının bozulması gerektiğini; Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/355 E. Sayılı dosyasında müvekkili şirket için 01/10/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet, 01.01.2019 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, geçici mühlet kararının kesin mühletin sonuçlarını doğurduğunu, ayrıca konkordato sürecinde takas hususunu düzenleyen 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 294. maddesinin 4.fıkrasında ilgili maddenin uygulamasında geçici mühlet tarihinin esas alınacağının düzenlendiğini, bu sebeple davalının 01.10.20118 tarihinden itibaren takas ve mahsup hakkını kullanmasının mümkün olmadığını; Müvekkili şirketin, davalı ... bank'a genel toplamı 1.017.661,07-TL bedelindeki çekleri teminat amacıyla teslim ettiğini, işbu çek bedellerinin davalı banka tarafından müvekkilinin konkordato mühleti içerisinde olmasına rağmen hukuka aykırı bir şekilde banka alacağına mahsup edildiğini; Konkordato tedbirleri kapsamında takas ve mahsup hakkının sınırlandırıldığını, iflastaki sıkı takas ve mahsup yasaklarının konkordato mühletinde de geçerli olacağını, nitekim, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 294. maddesinin 4. fıkrasında, mühlet sırasında talep edilen takasın İİK’nın 200. ve 201. maddelerine tabi olacağının belirtildiğini ve bu maddelerin uygulanmasında ise "iflasın açılmasından sonra" ifadesinin "geçici mühletin ilanı" olarak esas alınacağının hükme bağlandığını, madde düzenlenmesinde yer alan iflasın açılması şeklindeki ifadenin, geçici mühletin ilanı olarak anlaşılması gerektiğinin kanunda açık bir şekilde düzenlendiğini; Kanunda açık hüküm yer aldığından haksız mahsuba konu olan çeklerin vade tarihlerinin, geçici mühletin ilan tarihi olan 01.10.2018 tarihinden sonraya tekabül ettiği ve dolayısıyla takas ve mahsuba konu olamayacaklarını, nitekim dava dosyasına sunulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin kararının da işbu iddiaları pekiştirir nitelikte olduğunu, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. Hukuk Dairesi, 2018/2349 E. 2018/1587 K. 11.10.2018 tarihli kararı) ilgili kararda da açıkça görüleceği üzere bankaların takas ve mahsup hakkını konkordato sürecinde kullanamayacaklarını, bu durumun hem borçlunun borçlarını rahat bir şekilde ödemesini, hem de alacaklıların alacağına belirlenen vadede kavuşmasını sağlayacağını, bu nedenle konkordato mühletine rağmen, alacaklarına karşılık çek teminat bedellerini mahsup eden davalı bankadan alacaklarının doğduğunu; Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/355 Esas - 2020/83 Karar sayılı dosyasında müvekkili şirket adına konkordato tasdik edildiğini, akabinde dosyada istinaf incelemesi başladığını, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2021/1777 E. 2021/2093 K. Sayılı dosyası ile şirketin muamele merkezinin belirlenmesi ve bu duruma göre karar verilmesi adına ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığını, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiğini ve Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/98 E. Numaralı dosyası ile yargılamanın başladığını, görüleceği üzere konkordato süreci halihazırda devam ederken davalı bankanın müvekkili şirketin teminat amaçlı verdiği çekleri alacaklarına mahsup ederek diğer alacaklılara göre avantaj sağladığını ve dava değeri olan 1.017.661,07-TL'yi konkordato süreci tamamlanmadan elde ederek işbu tutarda avantaj elde ettiğini; Konkordatoda asıl olanın konkordato projesinde yer alan alacakların ödenmesi olduğunu, diğer alacaklar hak kaybına uğrayacak şekilde bir alacaklıya ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, ayrıca bu durumun tasdik edilen konkordato projesinin uygulanmasını da olumsuz etkilediğini, dolayısıyla davacının müvekkili şirketin zarara uğramadığına ilişkin beyanının önem arz etmediğini, burada dikkat edilmesi gereken hususun davalı bankanın da konkordato projesinde yer alan diğer alacaklılar gibi alacağına ulaşması olduğunu, müvekkili şirketin davalı bankaya vermiş olduğu söz konusu çeklerin, bir borca mahsup edilmek üzere değil, bir borcun teminat altına alınması amacıyla bankaya teslim edildiğini, bu sebeple davacının çekler üzerinde takas mahsup hakkını kullanması durumunda hem konkordato projesinin uygulanmasının güçleşeceğini, hem de müvekkili şirketin diğer alacaklıları yönünden avantaj sağlayacağını, bu durumun da konkordato projesinin uygulanma amacına aykırı olduğunu, işbu sebeple de sayın Yerel mahkemenin kararı hatalı olup bozulması gerektiğini beyanla Yerel mahkemenin 2021/69 Esas, 2022/164 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ''bozularak'' ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda ''davanın kabulüne'' karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı bankaya teminat amacıyla verdiğini iddia ettiği çeklerin, davacı şirket hakkında konkordato dosyasında geçici mühlet kararı verilmesinden sonra ve geçici mühlet hükümlerine aykırı olarak tahsil edilip kredi borcuna mahsup edildiklerinden bahisle bedellerinin davacıya ödenmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamından; davacı tarafça dava konusu edilen toplam 1.017.661,07 TL bedelli çeklerin davalı bankaya teminat amaçlı olarak verildiğinin iddia edildiği, davalı banka tarafından cevap dilekçesinde çeklerin ne amaçla verildiği hususunda bir beyanda bulunulmadığı, Mahkemece davalı bankadan çek suretleri, çek tevdi bordroları, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri, ödeme tabloları, varsa kredi kat ihtarnameleri ve diğer belgeler getirtilerek dava konusu çeklerin davacı tarafından davalı bankaya hangi tür ciro ile devredildiği, teminat amacıyla verilip verilmedikleri, bedellerinin tahsil edilip edilmediği hususunda bir inceleme yapılmadığı, Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/355 Esas sayılı konkordato dosyasında verilen 10/06/2020 tarihli ara kararda, çeklerin davalı bankaya geçici mühlet kararından önce teminat amaçlı olarak temlik cirosu ile devredildiği ve temlik cirosu nedeniyle çekler üzerindeki hak sahipliğinin davalı bankaya geçtiğinin kabul edildiği, açıklanan ara kararda, alınan mali bilirkişi raporunda çeklerin ne tür ciro ile devredildiğinin anlaşılamadığına ilişkin tespite yer verildiği, Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince alınan mali bilirkişi raporu ve çek fotokopilerinin dosya ve uyap sistemi içerisinde bulunmadığı, Mahkemece söz konusu tedbir kararı esas alınarak başkaca bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın, çeklerin davacı tarafından davalı bankaya teminat amacı ile temlik cirosu ile devredildiği ve takas mahsup işleminin usulüne uygun olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İstinaf incelemesine konu karar ile emsal teşkil eden bir kararın temyizen incelenmesi neticesinde verilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1251 Esas, 2022/1999 Karar sayılı ve 11/04/2022 tarihli kararında; "....Kambiyo senedinin mülkiyeti ile birlikte senetten doğan hakları karşı tarafa devretmek amacıyla yapılan ciroya temlik cirosu denir. Cironun hangi amaçla yapıldığı anlaşılmıyor ise temlik için yapıldığı kabul edilir. Alacaklının, kendisine bir temsilci atayarak senet bedelinin tahsilini amaçlamak için yaptığı ciro ise tahsil cirosudur. Poliçe ve bononun aksine çekte rehin cirosu yapılmasına cevaz verilmemiştir. Bunun sebebi çekin bir kredi aracı değil de ödeme aracı olarak düşünülmüş olmasıdır. Çekin görünürde temlik cirosu ile devredilmiş olmasına rağmen gizli rehin cirosu ile devredildiği anlaşılıyor ise bu ciro geçersizdir ve banka gizli rehin cirosu ile aldığı çekin yetkili hamili olarak hak talebinde bulunamayacaktır... İcra ve İflas Kanunu’nun 294/6. maddesi uyarınca; “Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür.” Çekin temlik cirosu ile devredildiği kabul edilmiş olması halinde davacı şirketin geçici mühletin ilanından önce davalıya ciro ettiği ve mühlet ilanından sonra muaccel olan ileri tarihli çekten kaynaklanan devir, yukarıdaki hüküm uyarınca geçersiz olacaktır." denilmek suretiyle geçici mühlet kararından önce bankaya devredilen ve mühlet kararından sonra bankaca tahsil edilen çek bedellerinin iadesi gerektiği içtihat edilmiştir. Buna göre Mahkemece; öncelikle Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin konkordato dosyasının akıbetinin araştırılması, açıklanan eksik belgelerin davalı bankadan getirtilmesi, dava konusu çeklerin ne amaçla ve hangi tür ciro ile davalı bankaya devredildiği, davalı bankanın geçici mühlet kararından önce kat edilmiş kredi alacağının bulunup bulunmadığı, çek bedellerinin alacaklardan mahsup edilip edilmediği, edilmiş ise bedelinin tespit edilmesi, gerekli olması halinde banka kayıtları ve dosya kapsamı üzerinde bu hususlarda bankacı bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, bundan sonra tüm dosya kapsamının konkordato dosyası ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin açıklanan içtihadı ile bilikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2022 ve 2021/692 Esas ve 2022/164 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/355, K. 2018/1587, T. 11.10.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-355-e-2018-1587-k-8f57d723c41f