Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/130 E. 2025/49 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/130
Karar No
2025/49
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/702 - 2025/942 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/702 KARAR NO : 2025/942 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.05.2025 NUMARASI : 2025/305 Esas 2025/321 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03.07.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.07.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 30.01.2024 tarihinde davalı ...'a ait davalı ...'un iradesindeki ... plakalı aracın davacıya ait, dava dışı ...'ın idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması ile davacıya ait aracın çarpmanın etkisiyle korkuluk ve bariyerlere çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının aracında hasar oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde davacı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davalıya ait aracın sigortacısı ... Şirketi tarafından araçtaki maddi hasar sonucunda aracın perte çıkartılmasına karar verildiğini, aracın olması nedeniyle güncel rayiç piyasa bedelinin ödenmesi gerektiğini, ... şirketi tarafından ilk olarak 1.450.000,00 TL daha sonrasında ise 1.150.000,00 TL değer biçilerek davacı aracının pert bedeli olarak yaklaşık 945.500,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin 200.000,00 TL'sinin sigorta limiti dahilinde ... AŞ tarafından, 745.500,00 TL'si ise sovtaj bedeli olarak yapıldığını, sigorta şirketi ile davacı arasında imzalanan mutabakatnamede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, aracın piyasa değerinden çok daha düşük bir miktar ödenmesi sebebiyle hak kaybına uğradığını, belirsiz alacak olarak, şimdilik 100.000,00 TL bakiye pert bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., icra dairesine 40.000,00 TL ödeme yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacının kusur ve zarar miktarına yönelik iddialarını kabul etmediklerini, davacının zararının karşılanmış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece toplanan delillere göre; davalı ... yönünden açılan davada; davacının kazaya karışan aracın maliki olduğu, aracın ticari /kamyon olup kullanım amacının ticari olduğu, bu sebeple davalının taşımacılık faaliyeti kapsamında tacir olduğu, her iki taraf için davanın ticari dava niteliğinde olduğu, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararının18.03.2025 tarihinde kesinleştiği, davanın davalı ... açısından, arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacı vekilinin görevsizlik kararından sonra, dosya mahkemeye tevzi edilmeden önce arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini mahkemeye sunulması için kesin süre verildiği, davacı vekilinin 21.03.2025 tarihli dilekçesinde dosyanın mahkemeye gönderilmeden önce, dava şartı arabuluculuk görüşmeleri yapılarak 21.02.2025 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini belirttiği, ancak arubuluculuk bürosuna başvuru tarihinin, görevsiz mahkemede açılan dava tarihinden sonra olduğu, dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, davalı araç sürücüsü ... yönünden açılan davada ise bu davalı açısından ticari işletmesi ile ilgili yada tacir olmasından kaynaklı olmadığından mahkemenin görevli olmadığı belirtilerek, davalı ... yönünden açılan davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... yönünden açılan davanın Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının c bendi ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince mahkeme görevsiz olduğundan dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine, dosyanın Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davalarda arabuluculuk dava şartı bulunmadığını, görevsizlik kararı sonucu Asliye Ticaret Mahkemesinde dava şartı olan arabuluculuk şartı ön inceleme duruşmasından önce yasal süre içerisinde yerine getirildiğini, tensip zaptı ile arabuluculuk tutanağını sunmak üzere verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dosyaya sunulduğunu, diğer davalı ... hakkında ise, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/130 E. Sayılı dosyasında yapılan inceleme nezdinde tarafların tacir olduğunun tespit edildiğini, 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da davalı ... yönünden mahkemenin görevli olduğunun kabul edildiğini, davalılardan biri için görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi ise diğer taraf tacir olmasa dahi asliye ticaret mahkemesinin görevli olacağını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 30.01.2024 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu araç ile davacıya ait aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araca pert total işlemi uygulandığını belirterek karşı araç sigortacısı tarafından ödenen bedelin mahsubu ile bakiye araç zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2024/130 E, 2025/49 K. Sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 18.03.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın tevzii edildiği mahkemece davalı ... yönünden dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... yönünden mahkemenin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. 1-Davalı ... yönünden istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda davacı vekili tarafından 21.03.2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 13.02.2025 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş, kararın istinaf edilmeksizin 18.03.2025 tarihinde kesinleşmiş, 19.03.2025 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmiş, davacı vekili tarafından 21.03.2025 tarihli dilekçe ile sigorta şirketi ile yürütülen arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını belirterek 07.03.2025 tarihli arabuluculuk uzlaşamama tutanağını dosyaya sunmuş. mahkemece 02.05.2025 tarihinde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu itibarla, görevli mahkeme olan ticaret mahkemesine dosya gönderilmeden önce (21.02.2025) ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden önce (07.03.2025) arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından, mahkemece davanın esasına girilerek delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2757 E., 2022/17299 K. Sayılı ilamı), 2- Davacı vekilinin davalı ... yönünden istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1.maddesi gereği göreve ilişkin kurallar, kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Dava konusu olayda, asliye hukuk mahkemesine açılan dava dosyasının görevli asliye ticaret mahkemesine tevzi edildiği, dava dilekçesinde, davanın sürücü ... ile birlikte araç işletenine de husumet yöneltildiği, mahkemece davalı ...'in sürücü olup, tacir olduğuna dair dosyada delil olmaması, davacı bakımından dava ticari dava niteliğinde ise de bu davalı açısından ticari işletmesi ile ilgili yada tacir olmasından kaynaklı olmadığı gerekçesi ile davaya bakma görevinin genel mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; davacı, araç işletenine karşı da dava açmış olup, dosyanın görevsizlikle gönderildiği Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde aracın kamyonet kullanım amaçlı ticari araç olduğu değerlendirilmiştir. Davanın 30.01.2024 tarihinde davacı şirkete ait ... plakalı otomobil ile ... plakalı kamyonetin çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacıya ait aracın hasar gördüğü belirtilerek bakiye araç zararının davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın açıklanan bu niteliğine göre davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, davacı vekili tarafından dava açıldığında kazaya neden olduğu belirtilen aracın işleteni ve sürücüsüne birlikte husumet yöneltilerek dava açıldığı, görevin dava açıldığı tarihteki koşullara göre belirlenmesi ve müteselsil borçlu olan davalılar yönünden daha özel nitelikteki asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetildiğinde davalı hakkında açılan davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esasına girilerek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2025/22207 esasına yatırılan 40.368,96 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/130, K. 2025/49, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-130-e-2025-49-k-6c6bb22e317a