Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/632 E. 2020/65 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/632
Karar No
2020/65
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2381 KARAR NO: 2024/181 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 30/01/2020 NUMARASI: 2017/632 E. - 2020/65 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "..." ve "..." ibareli markaların tescilli sahibi olduğunu, ... markasının müvekkili şirketin ticaret unvanının da asli unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ve "... " ibareli markalarını taşıyan orijinal tasarım sahibi ürünleri ülkemizde ürettiği ve dünyanın pek çok farklı ülkesinde satılmakta olduğunu, genç tüketiciler nezdinde çok popüler ürünler olduğunu, 2015 yılında on milyonun üzerinde ürün sattığını, davalıların iş yerinde müvekkiline ait markaları izinsiz taşıyan ve müvekkiline ait orijinal tasarımların birebir aynısı taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığını, davalı yanca piyasaya sürülüp pazarlanan ürünler üzerinde müvekkilinin tescilli markalarının birebir aynılarının kullanıldığını, davalıya ait dava konusu ürünlerin doğrudan müvekkili markalarına referans yapılarak müvekkilinin markalarının reklam değerini/itibarını sömürmeyi hedeflediğini, müvekkilinin yoğun emek harcadığı ve bütçe ayırdığı, geniş bir ekip çalışması ürünü modellerinin genel görsel bütünlüğü ile tüketici zihninde oluşturdukları genel intiba yönünden tüketiciler nezdinde karışıklığa ve iltibasa yol açacak nitelikte kopyası olduğunu, davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davalının iş yerinde dava konusu markalara ilişkin taklit ürünlerin satışının devam ettiğini, müvekkili aleyhine yapılan ihlalin yoğunluğunun çok ağır olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ve eylemlerinin haksız rekabet ve markaya tecavüz teşkil ettiğini, davalının kasten gerçekleştirdiği marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri vasıtasıyla müvekkilinin ticari itibarına önemli ölçüde zarar vererek ciddi boyutta haksız kazanç elde ettiğini iddia ederek, davalının iş yerinde tespit yapılmasını ve davaya konu ürünlerinin tasarım, dizayn modelleri itibariyle müvekkilinin ürün tasarımları ile iltibas ve bu suretle davalının eylemlerinin tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tesipitine, durdurulmasına, önlenmesine ve men'ine, tekrarının yasaklanmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vd.tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelerin davalıya ait yerler veya ticari amaçla elinde bulunduran üçüncü şahıslar yeddinde el konularak masrafları davalıdan alınmak suretiyle imhasına ve hükmün ilanına karar verilmesini, 06/11/2019 havale tarihli talep arttırım dilekçesi ile 5.000 TL maddi tazminat talebini 2.390 TL arttırarak 7.390 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 31/08/2016 tarihinde ihtarname keşide ettiğini, dava konusu olaylardan haberdar olduğunu ortaya koyduğunu, bu tarih üzerinden bir yıl geçtikten sonra davayı açtığını, davanın süresi içinde açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek esasa ilişkin, davacının Türkiye'de satışı ve pazarının olmadığını, davacı markasının Türkiye'de kullanılmadığını, bu nedenle bir zararının oluşmasının söz konusu olmadığını, fiili zararı söz konusu olmadığından tazminat talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin maddi tazminattan sorumlu tutulabilmesi için davacının marka hakkını kusurlu olarak ihlal etmesi gerektiğini, davacının markasının diğer giyim markaları gibi bilinen meşhur markalardan olmadığını, müvekkilinin dava konusu ürünlerin tescilli marka olduğunu bilmeden hareket ettiğini, bu nedenle markaya zarar verme kastından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinde tespit edildiği iddia edilen ürünlerin satışa arz edilmediğini, ihtarname sonrası markanın tescilli olduğunu öğrenen müvekkilinin bu ürünleri satışa arzdan çektiğini, satışını durdurduğunu, ürünleri koyabileceği başka bir yer olmadığı için işyerinin deposunda markaları silinmek üzere beklediğini, davacının herhangi bir manevi zararının oluşmadığını, müvekkilinin davacı markasına zarar kastının söz konusu olmadığını, müvekkilinin ihtarname keşide edilene kadar bu ürünlerin tescilli olduklarını bilmediğini, davacı markasına karşı haksız rekabet ya da marka reklam değeri ile kazanç elde etme amacının bulunmadığını, davacı markasının Alman markası olduğunu ve Türkiye'de yaygın olarak satışının yapılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri yukarıda izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davacının ... tescil nolu "..." ibareli 18, 25 ve 42. sınıflarda tescilli markanın ve ... tescil nolu "..." ibareli 18, 25 ve 28. sınıflarda tescilli markanın sahibi olduğu, davalılara ait iş yerinde davacıya ait tescilli markaları içeren 20 civarında sivitşört ve 100 civarında tişört satışının yapıldığının tespit olunduğu, davalı taklit ürünlere dayalı kullanımlarının izahı yapılan mevzuat kapsamında davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, davacının tescilli markaları ile iltibasa yol açan her türlü kullanımının önlenmesine, taklit ürünlere ait etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vb. tanıtım araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan malzemelere (davalı uhdesinde bulunan) el konularak imhasına karar vermek gerekmiş, tasarım tecavüzüne yönelik iddialar yönünden davacının ülkemizde tescilli tasarımının bulunmadığı, davaya konu ürünlerin davacının Wipo tescilleri öncesinde piyasaya sunulduğu, SMK nın tescilsiz korumaya ilişkin hükümleri gözetildiğinde davacının ürünleri ilk kez Türkiye de sunduğunu ispatlayamadığı dikkate alındığında tescilsiz koruma şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla bu yöndeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiş, tazminat talepleri yönünden; her ne kadar davacı SMK 151/2 -b kapsamında net kazanca dayalı tazminat talep etmiş ise de davalıya ticari kayıtlardan ürünlerden ne kadar kar elde ettiğinin tespit olunamadığı, zararın TBK 50 kapsamında takdiren belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla ele geçirilen ürün sayısı ve kullanım yoğunluğu dikkate alınarak ve 150/2 kapsamında talep olunan itibar tazminatı yönünden hakka konu ürünün taklit suretiyle piyasaya sunulduğu göz önünde bulundurulduğunda sınai mülkiyet hakkında itibar kaybının oluştuğunun kabulünün gerektiği anlaşılmakla takdiren ve taleple bağlı kalınarak SMK 151/2-b +150/2 kapsamında 7.390,00 TL tazminatın yerinde olacağına kanaat getirilmiş yine SMK 151/4 kapsamında talep olunan tazminat kalemi yönünden dosya kapsamı dikkate alındığında ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varılmakla takdiren 500,00 TL'nin daha hakkaniyet gereği takdir olunan tazminata eklenmesi gerektiğine kanaat getirilmekle bu miktar da eklenmek suretiyle tazminat talebinin toplamda 7.890,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, yine yasal şartları oluşan manevi tazminat talebinin de ürün sayısı ve kullanım yoğunluğu gözetilerek 3.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne, dosya kapsamı tecavüzün niteliği göz önünde bulundurulduğunda hükmün ilanında davacının menfaatinin bulunmadığına kanaat getirilerek ilan talebinin reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; -davacının Türkiye'de pazarının olmadığı, davacının tescilsiz tasarım olarak SMK hükümlerinden faydalanamayacağı dikkate alınmadığını, davacının fiili zararı söz konusu olmadığından tazminat talebinin de yerinde olmadığını, davacının TPMK nezdinde tescilli olmayan markasının tescilsiz tasarım olarak SMK hükümlerinden faydalanabilmesinin mümkün olmadığını, ‘ilk kez Türkiye’de kamuya sunulma’ şartının davacı tarafından sağlanmadığını, bilirkişi raporunda orijinal ürünlerin Türkiye’de ilk defa ne zaman kamuya sunulduğunun tespit edilemediğinin belirtildiğini,-davalı elinde 10 sweatshirt, 100 t-shirt yakalandığı iddia edilmiş iken işyerinin tüm gelir üzerinden yapılan değerlendirmenin bu dava açısından hiçbir sonuç vermeyeceğini, müvekkilinin işyerinde 13.11.2017 tarihinde Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/54 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte müvekkilinin işyerinde 10 sweatshirt, 100 t-shirt yakalandığının iddia edildiğini, oysaki müvekkilinin işyerinde mobilya, ayakkabı ve diğer butik ürünleri de dahil olmak üzere yüzlerce ürün türü bulunduğunu, iş yerinde bulunan ürünlerin 1/100'ini dahi teşkil etmeyen dava konusu ürünlerin markasının satışa kattığı değeri hesaplayabilmek için işyerindeki tüm satışlar üzerinden değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yapılması gerekenin elde edilen 120 adet ürünün markasının satışa kattığı değerin hesaplanması olduğunu, -müvekkilinin dava konusu ürünlerin tescilli marka olduğunu bilmeden hareket ettiğini, markaya zarar verme kastı olmadığını, müvekkilinin tasarımın davacıya ait olduğunu öğrenir öğrenmez ürünlerin satışını durdurduğunu,-şirket yetkilisi olan davalı ...'un tüm hadiselerden sonradan haberdar olduğunu, şahsen gerçekleştirdiği hiçbir eylem olmadığını, şirket yetkilisi için karar verilmesinin uygun olmadığını,-hüküm kısmının 6-a) ve b) kısmında, haksız rekabetin önlenmesi ve maddi tazminat için ayrı ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini ancak davacının ayrı harç yatırmış olmadığını, tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ürünlerin, Türkiye'de üretilip yurt dışına ihraç edildiğini, ürünlerin üretiminin Türkiye'de yapıldığını, küreselleşen ticaret hayatında, markalara ait ürün ve tasarımların çok çeşitli şekillerde kamuya sunulmasının mümkün olduğunu, SMK'da tescilsiz tasarımın korunması için aranan kamuya sunulmasını takiben 3 yıllık süre şartının müvekkilinin tasarımları açısından sağlandığını, tasarımlarının 6769 s. SMK m. 59/2 vd. hükmünde belirtilen tescilsiz tasarıma ilişkin korumadan istifade etmesi gerektiğini ayrıca 6102 s. TTK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde korunacağını, maddi tazminat yönünden yapılan hesaplamanın rapora göre de doğru olduğunu, davalının ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun tutmadığını, satışın devam ettiğinin,13.11.2017 tarihinde yapılan keşfin ardından yine davalılar adresinde Alanya ... İcra Müdürlüğü vasıtasıyla 16.01.2018 tarihinde ihtiyatı tedbir kararının icrası neticesinde anılan ürünlerin satışa arz edilmiş şekilde tespit olunması ile olduğunu, ihtiyati tedbirin icrasına dair tutanak ile tüm bu hususların sabit olduğunu, tacir olan davalıların kötü niyetli haksız eylemlerinin 6102 s. TTK md. 18/2 uyarınca basiretli davranma, 4721 s. MK md. 2 uyarınca dürüst davranma yükümlülükleri ile de bağdaşmadığını, aynı sektörde faaliyette bulunan davalıların, sektöründe tanınmış müvekkili şirket ile dünya çapında pek çok tescille korunan markalarından ve tanınmış modellerinden haberdar olduğunu, 13.11.2017 tarihli keşif tutanağı ve 16.01.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararının davalılar adresinde infazı neticesinde düzenlenen tutanakta davalı ...'nin imzası bulunduğunu, davalılardan “...”, diğer davalı “... Şirketi”nin yetkili müdürü olduğunu, kusurlu fiillerden dolayı tüzel kişiyle birlikte organın da şahsen sorumlu bulunduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, markaya ve tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile manevi tazminat talebine ilişkindir. TPMK kayıtlarına göre, ... tescil nolu, "..." ibareli markanın 18, 25 ve 42.sınıflarda ... adına tescilli olduğu ve 29/09/2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle yenilendiği, ... tescil nolu, "..." ibareli markanın 18, 25 ve 28.sınıflarda ... adına tescilli olduğu ve 28/07/2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle yenilendiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, tespitin talimat Mahkemesince yapıldığı, ve Bilirkişi ...'nun ayrı olarak vermiş olduğu 29.11.2017 tarlhli Bilirkişi Raporu'nda özetle; Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.11.2017 tarihirnde yapmış olduğu tespitteki ürünlerin, taklit ve kopya ürünler olduğunu, ",,,” ve “...” markalarına birebir benzer markalı ürünler olduklarını, marka hakkına tecavüz edildiğini haksız rekabete yol açtığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilirkişi ...'ın ayrı olarak vermiş olduğu 06.12.2017 tarihli Bilirkişi raporu özetle: Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.11.2017 tarihinde yapmış olduğu tespitteki ürünlerin, orijinal “*...” markalı ürünler olmadığını, taklit olarak üretildiklerini, üzerlerinde “,,,” markasının kullanıldığını, ürünlerin marka taklidi ürünler olduğunu, aldatıcı özelliklere sahip olduğunu, iltibasa sebebiyet vereceklerini, marka hakkına tecavüz fiilinin işlendiği sonuç ve kanaatine varmıştır.Bilirkişiler ... ve ... hazırlamış oldukları raporda, 13.11.2017 tarihinde yapmış oldukları keşifli incelemede, ... tabelası bulunan işyerinde tezgahlarda satışa arz edilmiş şekilde, dava konusu "...” ve “...” markalı ürünlerden 20 civarında sivitşört ve 100 civarında tişört tespit etmişler ve keşif esnasında birer adet numune alınmıştır. 15.12.2017 Tarihli bilirkişi raporuna göre; Sweatshirt için satınalma fiyat aralığı 30 TL ile 45 TL arası olup, ortalama satınalma fiyatı 37,50 TL'dir. Tshirt için satınalma fiyat aralığı 15 TL ile 25 TL arası olup, ortalama satınalma fiyatı 20,00 TL'dir. Satış fiyatları keşif sırasında teslim alınan 1'er adet ürün üzerindeki etikette yazan fiyatlar baz alınarak tespit edildiği anlaşılmıştır. 24/10/2018 tarihli raporda bilirkişilerin; incelenen (i) taklit yeşil renkli kapüşonlu tişörtte kullanılan tasarım ile (ii) taklit siyah kapüşonlu sweatşhirtte kullanılan tasarımın, davacı tarafa ait orijinal ürün tasarımları ile "genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer" olduğu, diğer yandan bu orijinal tasarımların davacı tarafça TPMK nezdinde tescil edilmediği, davacı tarafın bu tasarımlara ilişkin olarak SMK md. 55 ve devamında düzenlenen "tescilsiz tasarım"lara dair hükümler kapsamında SMK korumasından yaralanabileceği ve fakat davacı tarafça orijinal tasarımların Türkiye'de kamuya sunulduğuna dair bir delilin dava dosyasına sunulmadığı, orijinal tasarımların davacı tarafça Türkiye'de kamuya sunulduğunun ispatlanması şartı ile, davacıya ait tescilsiz tasarım (tişört ve sivitşört) haklarının, davalılar tarafından SMK md. 55 ve SMK md. 59/11 kapsamında ihlal edildiği ve davalılar tarafından ayrıca TTK md. 54 ve TTK md. 55/1-a (4) kapsamında haksız rekabete sebebiyet verildiği, hususlarında görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir.Somut olayda, mahkemece toplanan tüm deliller, bilirkişi raporları ile davalının " davacıya ait ...” ve “ ... .” ibareleri içeren ürünleri satmak suretiyle davacı adına tescilli ... tescil nolu ve ... tescil tescil no'lu markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğu sabittir. Davalı taraf, davacının Türkiye'de pazarının olmadığı, davacının tescilsiz tasarım olarak SMK hükümlerinden faydalanamayacağını istinaf istemi olarak ileri sürmüş ise de, davacının davasını sadece tasarıma yönelik açmadığı, marka hakkına tecavüzün bulunduğu ve markanın Türkiye'deki satışlarda kullanıldığı, davalıya bu konuda ihtar çekildiği ve ihtardan sonra yapılan tespitte ürünlerin bulunduğu, davalının zarar kastının olduğunun kabulünün gerektiği, Davacı taraf marka hakkına dayalı olarak tazminat isteminde bulunmuş olup, SMK 151/4 maddesi uyarınca talep hakkının bulunduğu bu nedenlerle istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalılar vekilinin en fazla 120 adet ürünün markasının satışa kattığı değerin hesaplanması gerektiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; dava tarihinde yürürlükte olan 6769 Sayılı SMK 151/2-b maddesinde, 554 Sayılı KHK'da yer alan "hakkın kullanılması yoluyla" ifadesinin madde düzenlemesine alınmadığı, markanın davacı faaliyet karına etkisinin maddi tazminat denkleminden çıkarıldığı, AB Direktifinde de "hakkın kullanılması ile" ibaresine karşılık gelecek ibare bulunmadığı gözetilerek istinaf sebebi haklı bulunmamış, dosya kapsamında net bir zarar tespitinin mümkün olmadığı, davalıların elde edilen ürünler dışında piyasaya sunduğu ürünün ne olduğu belli olmadığı, dava dikkate alındığında, hükmedilen maddi, manevi tazminat dosya kapsamına göre olayın oluş şekli ihlal süresi ve miktarı itibariyle isabetli görülmüştür.Davalının vekalet ücreti yönünden yapmış olduğu istinaf incelemesi neticesinde; objektif dava yığılması olarak davanın açıldığı ve her bir ayrı talep içini ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından bu konudaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. TMK 50. Madde de; "Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar." hükmü düzenlenmiş olmakla, davalı şirketin yetkilisi de oldukları ve TMK 50/2 maddesindeki; tüzel kişinin kanun yada esas sözleşmeye göre yetkili organları tarafından yapılan hukuki işlemler ve diğer bütün fiiller tüzel kişiyi bağlar kuralı uyarınca sorumlu olduğundan, davalı ...'a husumet düşmeyeceğine ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/01/2020 tarih ve 2017/632 E. 2020/65 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 743,89-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 185,97-TL harcın mahsubu ile bakiye 557,92-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/632, K. 2020/65, T. 15.12.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-632-e-2020-65-k-d43d8ef9d6cb