Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/14001 E. 2018/15797 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/14001
Karar No
2018/15797
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1644 KARAR NO : 2025/842 KARAR TARİHİ : 22/04/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2021 NUMARASI : 2020/373 Esas 2021/547 Karar DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 22/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2025 Davalı ... Şti. vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İdarelerinde temizlik hizmet işinin, 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun ve 4857 Sayılı İş kanunu'nun verdiği yetki ile 4734 Sayılı kanun uyarınca hizmet satın alınması yoluyla yapılıp, davalılar ile bu kapsamda hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını, dava dışı işçi ...'ın, 24.02.2013-31.05.2014 tarihleri arasında ... Şti. ile 01.06.2004-14.07.2005 tarihleri arasında ... A.Ş. ile 01.10.2005-30.09.2006 tarihleri arasında ... ile 01.10.2006-31.05.2007 tarihleri arasında ... A.Ş.ile 01.07.2007-30.04.2008 tarihleri arasında ... Şti. İle 01.05.2008-30.04.2009 tarihleri arasında ... Şti. *05.05.2009-31.12.2010 tarihleri arasında ... Şti. 01.01.2011-15.06.2014 tarihleri arasında dava dışı ... Tic. A.Ş. işçisi olarak çalıştığını, ... tarafından idareleri aleyhine açılan İzmir 2.İş Mahkemesi'nin 2014/462E sayılı dosyasının Yargıtay 22.H.D.2017/14001E ve 2018/15797K sayılı ilamı ile 26.6.2018 tarihinde kesinleştiğini, mahkeme ilamının İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2015/17107 sayılı dosyası takibe konularak asıl işveren sıfatıyla 60.010,14 TL ödemek zorunda kaldıklarını, söz konusu dava sebebiyle 1.481,35 TL karar ilam harcı, 1.459,57 TL karar ilam harcı, 626,35 TL temyiz yoluna başvurma harcı 80,00 TL gider avansı, 100,00 TL delil avansı ödeyerek toplam 63.298,56 TL masraf yapmak zorunda kaldıklarını ve söz konusu miktardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya yarılamadığını, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2.maddesi asıl işveren alt işveren ilişkisinin düzenlendiğini, asıl işveren alt işveren ilişkisinde alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 Sayılı Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu .. den doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumlu tutulduğunu, asıl işverenin alt işveren işçisine herhangi bir ödemede bulunmuşsa bu ödemeyi alt işverenden kendi aralarında yaptıkları alt işverenlik sözleşmesi hükümlerine dayanarak rücuen talep edebileceğini, idare ile davalı şirketler arasında imzalanan temizlik hizmeti ihale sözleşmelerinin işçilik ücretlerinin ödenmesi ve ödenecek kıdem ve ihbar vs. tazminatların ve yargılama giderlerinin ödenmesinden gerçek işveren olan yüklenici şirketlerin sorumlu olduğunun hükme bağlandığı nedenle ...'a ödenen alacakları ile yargılama gideri olmak üzere toplam 63.298,56 TL'nin davalılann kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı işçinin alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacı şirket ile müvekkil şirketleri arasında hizmet sözleşmesi mevcut olduğundan asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, bu nedenle müteselsil sorumluluktan bahsedilmeyeceği, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, dava dışı ...'ın müvekkil şirketlerinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin hakkaniyet ve ölçülülük ilkesi ile bağdaşmadığını, söz konusu sözleşmede rücu edileceğine ilişkin bir hüküm bulunması halinde iş bu hükmün ilgili emredici kanun maddesine aykınlık teşkil ettiğini, dava dışı işçinin çalıştığı döneme ilişkin tüm hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, kıdem tazminatından doğrudan kamu kurumunun sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kamu ihale sözleşmesiyle gördürülen iş nedeniyle asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatından sorumlu olduğunu, kıdem tazminatı talebinin her işveren nezdinde çalışmış olduğu süre ile orantılı olarak hesaplanması ve bu oran üzerinden rücu edilmesi gerektiğini, dava dışı işçinin 24.2.2003-31.5.2004 tarihleri arasında çalıştığını, işin sona ermesi nedeniyle çıkış işlemi yapılarak ihaleyi alan diğer davalı nezdinde çalışmaya başladığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte kıdem tazminatı ödemesinin yarısından sorumlu olacağını, dava dışı işçinin feshe bağlı haklardan olan ihbar ve yıllık izin ücretinden davalı müvekkil şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığını, temerrüde düşürülmediğinden bahisle faiz işlemesinin temerrüt tarihinden itibaren hukuka uygun olacağı nedenle davanın reddini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Tic.A.Ş. tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Alacakların zamanaşımına uğradığını, Limited şirketi olarak 1.5.2018-30.4.2009, 5.5.2009-30.6.2009, 1.7.2009-31.12.2009, 6.1.2010-31.12.2010 tarihleri arasında ...ne bağlı otobüslerin iç ve dış temizliği ile bina ve tesislerin temizlik hizmeti işini yaptığını, söz konusu personelin iş akdinin taraflarından feshedilmediğini, dava dışı işçinin tüm alt işverenler SGK'lısı olarak kısa süreli iş sözleşmesi imzalayarak ve asıl işveren bünyesinde çalışarak çalışma hayatını sürdürdüğünü, personelin... bünyesinde müvekkil şirketin sigortalısı olarak işçi statüsünde çalıştığını, bütün emir ve talimatları belediye yönetiminden aldığını, işe alım ve işten çıkarmaların belediye tarafından belirlendiğini, şirketin ... ihalesini alıp belediyenin belirtmiş olduğu işçi listesinde yer alan işçiler ile işe başlayıp, belirtilen sürelerde işi yürüttüklerini, işçilik alacaklarından asıl işveren konumunda olan belediyenin sorumlu olması gerektiğini, bu nedenle davanın müvekkili şirket açısından reddini talep ve beyan etmiştir. Diğer davalıların esasa cevap süresi içinde davayakarşı cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları, dava konusu ihale sözleşmesi ve idari şartnamelerin bulunduğu CD, ödeme talep yazıları ve tebliğ belgesi suretleri dosyamız içerisindedir. İzmir 2. İş Mahkemesi'nin 2014/462 Esas sayılı dosyası getirtilerek dosyamız arasına alınmış, dosyanın yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine 01/07/2014 tarihinde açılan dava sonunda, mahkemenin 15/06/2015 kararı ile davacı lehine 26.052,86-TL kıdem tazminatına, 2.636,09-TL net yıllık izin alacağına ve 24,30-TL genel tatil ücreti alacağına yönelik hüküm kurulduğu, hükmün temyiz edildiği, Yargıtay 22.H.D. Nin 2017/14001 E. 2018/15797 K. 26/06/2018 tarihli ilamı ile kesinleştiği görülmüştür. İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17107 esas sayılı takip dosyası getirtilerek dosyamız arasına alınmış, dosyanın yapılan incelemesinde; ... tarafından davalı ... aleyhine 24/11/2015 tarihinde başlatılan takibe ilişkin olduğu, yapılan takip sonrasında 60.010,14-TL nin 10/08/2018 tarihinde ... tarafından alacaklı ...' a ödendiği, 404,64-TL nin İcra Müdürlüğü tarafından 10/08/2018 tarihli havale ile ... hesabına iade edildiği görülmüştür. Mahkememizce dosya ve ekleri İş Hukuku alanında uzman bir bilirkişiye tevdii edilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davacının dava dışı işçi nedeniyle icra dosyasına ödediği bedeli davalılardan rücuen talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarı hususlarında rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 07/12/2020 havale tarihli raporda özetle; Davalılar ile yapılan sözleşmelerde, hüküm altına alınan tazminat ve işçilik haklarına ait sorumluluğun yüklenicilere ait olduğu, kanundan doğan müteselsil sorumluluğu nedeniyle davacının, icra takibi sonrasında dava dışı işçiye mahkeme kararıyla hükmedilen takibe konu işçilik alacaklarını icraen ödemek zorunda kalmış olduğu, Asıl işverence ödenen toplam 59.605,50 -TL sını davalı alt işverenlerden dönemleri ile sınırlı olacak şekilde talep hakkı bulunduğu , Dava ve uyuşmazlığın iş hukuku değil, borçlar hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, "İş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmelerin" iş bu rücu davasında hükme esas alınmadığını, Yargıtay 13.H.D. sinin ve 23. H.D. sinin kararlarının bu yönde olduğu, Davalılardan ... şirketinin 3.620,23 TL, ... şirketinin 10.500,24 TL, ... şirketinin 5.720,28 TL, ... şirketinin 4.764,28 TL, ... şirketinin 5.720,28 TL, ... şirketinin 9.544,24 TL sorumluluğu bulunduğu yönünde görüş belirtilmiştir. Davacı vekili ve davalı ... Şti. vekilinin bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda, itirazların değerlendirilerek ek rapor tanzim etmek üzere dosya kök raporu hazırlayan bilirkişiye yeniden tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 17/05/2021 havale tarihli ek raporda özetle; Kök rapordaki tespitlerine ek olarak, icra dosyası harç ve masraflarının incelenmesi sonucunda davacı tarafça icra dosyasına 59.605,50-TL +3.649,16-TL olmak üzere toplam 63.254,66-TL ödeme yapıldığı, dava dışı işçinin hizmet sürelerinin toplam 4036 gün olduğu, buna göre; davalılardan ... şirketinin 10.531,09 TL, ... şirketinin 15.272,20-TL, ... şirketinin 8.320,00- TL, ... şirketinin 6.929,52- TL, ... şirketinin 8.320,00 TL, .... şirketinin 13.881,85 TL sorumluluğu bulunduğu yönünde görüş belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen davalılardan tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. Davacı tarafça dava dışı ...' ın kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağına ilişkin İzmir 2. İş Mahkemesi'nin 2014/462 esas sayılı dosyasına dava dışı işçi ... tarafından açılan dava nedeniyle İzmir 22.İcra Müdürlüğü' nün 2015/17107 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu ödemenin diğer davalılardan rücuen tahsilini talep etmiştir. İzmir 2. İş Mahkemesi'nin 2014/462 esas sayılı dosyasında dosyamız davacısına karşı dava dışı işçi ... tarafından dava açıldığı ve Mahkemenin 15/06/2015 kararı ile 26.052,86-TL kıdem tazminatı, 2.636,09-TL net yıllık izin alacağı ve 24,30-TL genel tatil ücreti alacağının dava dışı işçi ...' a verilmesine yönelik hüküm kurulduğu, hükmün temyiz edildiği, Yargıtay 22.H.D. Nin 2017/14001 E. 2018/15797 K. 26/06/2018 tarihli ilamı ile kesinleştiği görülmüştür. Davacı tarafça İzmir 22.İcra Müdürlüğü' nün 2015/17107 esas sayılı dosyasına istinaden toplam 63.254,66-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. TBK nun 167/2 maddesinde; "Kendisine düsen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödedigi fazla miktarı diger borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Mahkememizce davacının davalılardan rücuen talep edebileceği bir bedel olup olmadığının tespiti için bilirkişi ...' den aldırılan raporun kısmen ve ek raporun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle itibar edilmiş, davacı şirket ve davalı şirketler arasında imzalanan sözleşmelerde hüküm altına alınan tazminat ve işçilik haklarına ait sorumluluğun yüklenicilere ait olduğu, dava konusu uyuşmazlığın borçlar hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu, İş Kanununun 2. maddesi gereği işçilik alacaklarından müteselsil borçluluğun işçi ile işverenler arası ilişki bakımından geçerli olduğu, borçluların (alt işverenlerin) kendi aralarındaki ilişki bakımından ise müteselsil borçluluk değil kısmi borçluluk olgusunun söz konusu olacağı anlaşıldığından, dava dışı işçinin davalı şirketlerde çalıştığı sürelere göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya itibar edilerek, davanın kısmen kabulü ile 10.531,09 TL nin davalı ... Ltd Şti den, 15.272,20 TL'nin ... Ltd Şti den, 8.320,00 TL'nin ...Tic Ltd Şti den, 6.929,52 TL'nin ... Ltd Şti den, 8.320,00 TL'nin ... Ltd Şti den ,13.881,85 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile;"DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 10.531,09 TL nin davalı ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 15.272,20 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 8.320,00 TL'nin ...Tic Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 6.929,52 TL'nin ... Tem. Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 8.320,00 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 13.881,85 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, " karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında asıl işveren-alt işverenlik ilişkisi bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu olayda iki bağımsız işveren bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında hizmet sözleşmesi mevcut olup işverenler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu doğrultuda müvekkili şirket ile diğer işveren arasında müteselsil sorumluluktan bahsedilmesinin açıkça usule ve yasaya aykırı olup müvekkil şirketin ilgili olayda husumeti olmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, işverenin üstlendiği işi zamanında yerine getirebilmek, kendisinde bulunmayan bilgi, teknoloji ve teçhizattan yararlanabilmek veya kendi uzmanlık alanı dışındaki işlerde daha kaliteli hizmet sunabilmek için işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünü, bu işte uzman başka işverenlere devretmeyi daha uygun bulduğunu, işin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, gerek sosyal sigortalar kanunu, gerekse iş kanunu açısından bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk hali söz konusu olmayacağını, benzer şekilde, işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkili şirket ile arasında asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisi olduğu düşünülse dahi kamu ihale kanununa göre ihale edilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımları kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesi hakkında yönetmelik'te kıdem tazminatının ihaleyi düzenleyen asıl işveren tarafından karşılanacağı ifade ettiğini, Yargıtay bu konuda yapılan işin iş sahibi idarenin işi olması, yükleniciler tarafından istihdam edilen işçilerin çalışma saatlerinin tamamını iş sahibi idarenin bünyesinde geçirmeleri, kamu ihale sözleşmelerinin taşeronluk sözleşmesi niteliğinde olduğu gibi argümanlara dayandığını, aşağıda yer vermiş oldukları üzere taraflar arasındaki ihale sözleşmesi ile de açıkça görüleceği üzere taraflar arasında geçerli bir asıl işveren – alt işveren hukuki ilişkisi kurulmadığını, bilirkişi raporunda asıl-alt işveren ilişkisinden dolayı kıdem ve diğer alacaklardan tüm alt işverenlerin dönemi itibariyle sorumlu tutulması yönünde beyan verilmiş ve Yerel Mahkemece tarafımızca itiraz edilen işbu rapor hükme esas alındığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri hakkaniyet ve ölçülülük ilkesi ile bağdaşmadığını, davacı yanın iddia ettiği sözleşmesinde rücu edileceğine ilişkin bir hüküm bulunması halinde işbu hükmün ilgili emredici kanun maddesine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sorumlu olmadığı bir bedeli ödemesi hak kaybına yol açacağını, müvekkili şirket tarafından dava dışı işçinin şirket bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin hak etmiş olduğu tüm alacakları dava dışı işçiye ödenmiş olup dosya muhteviyatına sunulan belgeler ile de bu husus sabit hale geldiğini, davacının 2003-2004 yılları arasındaki çalışmasına karşılık olarak hak etmiş olduğu kıdem tazminatı müvekkili şirketçe hesaplanmış olup bu husus işçinin alacağını nakten ve defaten elden teslim aldığına dair beyanı ve imzasıyla ikrar ettiği tazminat hesaplama tablosuyla sabit olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki, dava dışı işçi, müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin olarak tüm hak ve alacaklarını müvekkil şirketten aldığına dair "hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır" beyanında bulunarak bu beyanını imzası ile de ikrar ettiğini, alacakları zamanaşımına uğrayan dava dışı işçinin kıdem tazminatı hakkının bulunmadığının kabulüne karar verilmesini, eğer mümkün değilse asıl yüklenici konumundaki kamunun, müvekkili şirketin kıdem tazminatı sorumluluğunun yarısından sorumluluğu olduğu yönünde hüküm kurulması gerektiğinden bahisle İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/373 E. 2021/547 K. sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı taraf uhdesine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasında imzalandığı belirtilen Hizmet Alım Sözleşmeleri gereğince davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davanın kısmen kabulü ile, 10.531,09 TL nin davalı ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 15.272,20 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 8.320,00 TL'nin ...Tic Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 6.929,52 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 8.320,00 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 13.881,85 TL'nin ... Ltd Şti den ödeme tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine " karar verilmiştir. İş bu karar davalı ... Şti. vekili tarafından istinaf edilmiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesine göre; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanunudan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. "Taraflar arasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenler ile müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olduğundan alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise, İş Hukuku değil, Türk Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku hükümleri esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim TBK’nın 167. (mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan davalı borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki; müteselsil borçlular arasında aksi yönde bir kararlaştırmanın bulunmaması halinde, kural olarak borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu iseler de, bu kuralın istisnalarının da bulunduğu, TBK'nın 167. (mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten de, müteselsil borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, aksine bir anlaşma olmasa dahi müteselsil borçluların, alacaklıya yapılan ifadan eşit oranda sorumlu olmamalarını, tam aksine müteselsil borçlulardan birinin borcun tamamından sorumlu olmasını gerektirebilir. Öte yandan; asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalıştığı her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından ilgili alt işveren sorumlu olacağından, alt işverenlerin sorumlulukları da sadece kendi dönemleri ile sınırlı olmalıdır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup asıl işveren tarafından yapılan ödeme, iş mahkemesi ilamına dayalı ise, alt işverenlere karşı açılan rücuen alacak davasında da, iş mahkemesi ilamındaki hesaplamalar dikkate alınmalıdır. Ne var ki, asıl işveren ve alt işveren arasındaki rücuen alacak davası, sözleşmeden doğan borç ilişkisinden (hizmet sözleşmesi) kaynaklandığından, bu uyuşmazlığın, İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle İş Hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler, rücu davalarında hükme esas alınamaz (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 03/12/2015 tarih ve 2014/38758 Esas, 2015/35433 Karar sayılı emsal ilamı). Alt işveren yükleniciler, asıl işverene karşı kıdem tazminatından işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları gibi, hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan da yine işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Alt işverenin, "son işveren" olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla beraber, feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatı ile (sözleşmenin feshi ile kullanılmayan yıllık izinler ücrete dönüşeceğinden) yıllık izin ücretinden ise, diğer alt işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile asıl işveren, dava dışı işçiye ödediği ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretlerini ancak son işverenden talep edebilir. Asıl işveren, bunun dışındaki diğer tüm işçilik alacaklarını ise, işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere alt işverenlerden talep edebilir. Yine asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlara ilişkin ödemeleri de aynı şekilde kendi dönemleri ile sorumlu oldukları oranda yüklenicilerden rücuen tahsilini talep edebilir. Asıl işveren ve alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik alacakları nedeniyle tarafların müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin bir kararlaştırmanın bulunmaması halinde; İş Kanunu gereğince işçilik alacaklarını ödemek zorunda kalan asıl işverenler tarafından alt işverenler (yükleniciler) aleyhine açılan rücu davalarında, ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadıkları gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Bu nedenle açılacak davalarda (alacak, menfi tespit, itirazın iptali vs.) her bir davalı aleyhine ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2021 tarihli, 2021/1763 Esas, 2021/2455 Karar; 06/12/2021 tarihli, 2021/2215 Esas, 2021/1999 Karar sayılı kararları ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin aynı yöndeki kararlarında da belirtildiği üzere; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilmektedir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin (yüklenicinin), İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. Gerçekten de TBK’nın 167. (mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden de açıkça anlaşılacağı üzere, (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de bu sonucu gerektirmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu hizmet alım sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren (yüklenici) tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmaması, dolayısıyla (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, asıl işveren ile alt işverenlerin, İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde taraflar arasında bulunan sözleşme hükümlerinin uygulanmasının, sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olması, işçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işveren yüklenicinin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" ilişkin bir hüküm bulunduğunun da iddia ve ispat edilmemiş olması dikkate alındığında, davacı asıl işverenin, ödediği işçilik alacakları ve fer'ilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işveren yüklenicilerden (dönemleri ile sınırlı olmak üzere) talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. O halde davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamının davalı alt işverenlerden (dönemleri ile sınırlı olmak üzere) rücuen tahsiline karar verilmesi gerekmektedir...." Dava konusu somut olayda; Dosya içerisinde bulunan İzmir 2.İş Mahkemesi'nin 2014/467 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, dava dışı işçi ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde 2015/294 Karar ve 15/06/2015 tarihli karar ile 26.052,86 TL net kıdem tazminatı, 2.636,09 TL net yıllık izin ücreti ve 24,30 TL net genel tatil ücretinin her biri için kararda belirtilen tarihlerden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tahsiline" karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Dava dışı işçi ... tarafından iş bu ilamın davaya konu İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2015/17107 Esas sayılı dosyasıyla, toplam 41.132,62 TL üzerinden icra takibine konu edildiği, iş bu icra takibi nedeniyle davacı tarafça dava dışı işçiye 60.011,14 TL ödendiği ayrıca davacı tarafça 1.481,35 TL karar ve ilam harcı, 1.459,57 TL karar ilam harcı, 626,35 TL temyiz başvuru harcı, 80,00 TL gider avansı, 100,00 TL delil avansı olmak üzere yapılan masraflarla birlikte toplam 63.298,56 TL ödeme yapıldığı belirtilerek ödenen bu tutarın her bir davalının dava dışı işçiyi kendi bünyesinde çalıştırdığı dönemlerle sınırlı olmak kaydıyla davalılardan tahsili için eldeki iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, dava dışı işçinin işçilik alacaklarına ilişkin olarak açmış olduğu dava ve yapmış olduğu icra takibi nedeniyle, davacı tarafça yapılan toplam ödeme ve masraflar toplamının 63.254,66 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan dava dışı işçinin her bir davalıda çalıştığı dönemler dikkate alınarak her bir davalının sorumlu olduğu tutara ilişkin yapılan hesaplama neticesinde davalı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun 10.531,09 TL, davalı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun 15.272,20 TL, davalı ...Tic Ltd Şti'nin sorumluluğunun 8.320,00 TL , davalı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun 6.929,52 TL, davalı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun 8.320,00 TL ve davalı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun 13.881,85 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından 23/12/2020 tarihli rapora beyan dilekçesi ekinde davalılardan ... Ltd.Şti. ile yapılan sözleşmenin bir sureti sunulmuş olup, iş bu sözleşmenin "Genel Kurallar" başlıklı 9/n maddesine göre yüklenici tarafından çalıştırılan elemanların her türlü sosyal güvenlik ve yasal haklarının sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun kararlaştırıldığı, yine sözleşme ekinde bir sureti sunulan İdari Şartnamenin " Genel Kurallar" başlıklı 17/s maddesinde ise "firma tarafından çalıştırılan elamanların her türlü sosyal güvenlik ve yasal haklarının sorumluluğu ihaleyi alan firmaya aittir." şeklinde olduğu görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, denetime elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı ... Şti. vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih, 2020/373 Esas ve 2021/547 Karar sayılı kararına karşı davalı ... Şti. vekili istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Şti. tarafından alınması gereken 719,37 TL istinaf nispi karar harcı başlangıçta yatırıldığından, fazla yatan 90,00 TL harcın yatırana iadesine, Davalı ...Şti. tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 22/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/14001, K. 2018/15797, T. 31.12.2010, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-14001-e-2018-15797-k-92ac8db05238