Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/409 E. 2022/62 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/409
- Karar No
- 2022/62
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/578 KARAR NO : 2025/1303 KARAR TARİHİ : 08/07/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2022/632 Esas 2024/724 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 08/07/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2025 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; "Davacı vekili dava dilekçesiyle; Davacı vekilinin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin bir kısım alacaklarının tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2019/3006 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, anılan icra dosyasından gönderilen -7- örnek ödeme emrine davalı vekilince itiraz edilmesiyle icra takibinin durduğunu, takibin durdurulduğunun taraflarına tebliğ edilmediğini, itiraz dilekçe örneğini icra dosyasından tebellüğ ettiklerini, akabinde İzmir Arabuluculuk Bürosu 2019/2831 başvuru numarası ile arabuluculuk yolunu denediklerini ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, bu durumun defter kayıtları, kargo ve teslim-tesellüm belgeleri ile sabit olduğunu, taraflar arasında temel ilişkinin bulunduğunu, Yüksek Mahkemenin istikrar arz eden kararlarının bu yönde olduğunu, davalının usule ve esasa ilişkin itirazlarının tamamen haksız ve yersiz olduğunu, davalının 07/03/2019 tarihli itiraz dilekçesinde yalnızca zamanaşımı itirazında bulunduğunu, borca veya imzalara itiraz etmediklerini, dolayısıyla ortada bir zımni kabulün söz konusu olduğunu, takibe konu senetlerin alacaklı müvekkili elinde bulunması sebebiyle Yüksek Mahkemenin istikrar arz eden kararları çerçevesinde ödenmemiş sayıldıklarını beyanla davalının haksız olarak yapmış olduğu borcun esasına yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının limited şirket olduğunu, işbu davayı Ticaret Mahkemelerinin görmeye yetkili ve görevli olduğunu, görev ve yetki itirazında bulunduklarını beyanla davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06/07/2020 tarih 2019/409 E. - 2020/122 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği ve davanın mahkememizin 2021/600 Esas sırasına kaydının yapıldığı, iş bu dosyada verilen 31/01/2022 tarih 2021/600 E.-2022/62 K. Sayılı ilamı ile "Davacının davaya konu ettiği dava ve takip dosyasında belirtilen toplamda 17 adet senedin 3tanesinin vade tarihinin 2011, 12 tanesinin vade tarihinin 2012, 2 tanesinin vade tarihinin 2013 olduğu, bonoların ise 27/02/2019 tarihinde takip yapıldığı ve sonrasında itirazın iptali davası açıldığı, davalı vekilinin ise cevap dilekçesinde senetler ve bunlardan doğan alacaklar için TTK hükümleri gereğince zamanaşımı defiinin süresinde yapıldığı anlaşılmakla davacının davasının TTK 732/4 gereğince zamanaşımı nedeniyle REDDİNE" hükmüyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17.HD'nin 2022/1122 esas-2022/1239 karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3006 esas sayılı dosyasının uyap çıktısı, İzmir 21.İcra Müdürlüğünün 2018/5922 esas sayılı dosyasının uyap çıktısı, SMMM bilirkişi....tarafından hazırlanan 12/03/2023 havale tarihli bilirkişi raporu, 28/06/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporu ve 06.04.2024 havale tarihli bilirkişi 2.ek raporu, SMMM bilirkişi ...tarafından hazırlanan 21/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ve 10/03/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporu dosyamız arasındadır. İzmir 12. İcra Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü. İncelenmesinde; Mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine 162.825,94 TL alacağın tahsili bakımından ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür. Mahkememizce 19/12/2022 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği bilirkişi .... tarafından hazırlanan 12/03/2023 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde rapora karşı itirazlar olduğu anlaşıldığından mahkememizin 17/05/2023 tarihli celsesinde davalı tarafın itirazlarını irdeler şekilde davalı ticari defterlerinin yerinde incelenerek ek rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi .... tarafından hazırlanan kök ve 1.ek raporda özetle; "davacı ile Davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı ve davalı taraf arasında imzalanmış olan Ticari Bir sözleşmenin dava dosyası içeriğinde bulunmadığı, davacı ...Şti.’nin 2012-2013-2018-2019-2021 yılı Yasal Defterlerinin Lehine Delil Teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davalı ... tarafından Resmi Defter ve Belgelerinin İnceleme İçin Sunulmamış olduğu, İzmir 12. İcra Müdürlüğü 2019/3006 Esas Sayılı takip dosyası ile, Alacaklı/Davacı ...Şti. firması tarafından Borçlu/Davalı ...’e karşı 27.02.2019 tarihli (örnek 7) ödeme emri ile, 88.500,00.- TL asıl alacak, 1.423,30.-TL Protesto Gideri, 72.902,64.- TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 162.825,94.-TL Alacak tutarına istinaden takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar işleyecek 88.500,00.-TL için %19,50 Avans Faizi, 1.423,30.-TL için % 9 Yasal Faiz oranında hesaplanacak olan faizi ile birlikte ilamsız takip yoluyla takipte bulunulduğu, Ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğu, Borçlu vekili tarafından 07.03.2019 tarihinde icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ile; "Alacaklı vekili tarafından ... aleyhinde yapılan yukarıda dosya nosu yazılı icra takibinde icra takibine mevzuu tüm bonolar (senetler) yeni TTK yürürlüğe girmeden önce düzenlenmiş vadeleri ihtiva etmektedir. Vade tarihlerinden itibaren 3 yıl ve 5 yıl süreler geçmiş olduğundan zaman aşımına uğramışlardır. Tüm senetlere (bonolara) zaman aşımı itirazında bulunuyoruz. Zaman aşımı itirazımız nedeniyle icra takibinin durdurulmasını talep ederiz. Tüm bu senetlerle (bonolarla) daha önce aynı alacaklı tarafından icra takibi yapılmış ve İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi’ne zaman aşımı itirazlarımız nedeniyle icra takibi iptal edilmiştir. Bu nedenle yapılan işbu icra takibi mükerrer nitelikte icra takibidir. Alacaklının takibat icra hakkı bu nedenle mevcut değildir. 88.500 TL asıl alacak, 1.423,30 TL protesto gideri, 72.902,64 TL işlemiş faiz, 162.825,94 TL alacağa, tüm faizlerine, tüm faiz oranlarına, tüm faiz ferilerine BK 100 md. uygulama istemine vs tümü ile itiraz ediyoruz. Neticeten, ... tüm borcu ve ferilerini kabul etmediğinden tüm borca ve ferilerine itiraz ediyoruz. ... aleyhindeki icra taki|)inin durdurulmasına kararverilmesini gereğini ... adına arz ve talep ederiz.” şeklinde itiraz edilmesi üzerine, icra dairesi tarafından 07.03.2019 tarihinde icra takibini durdurma kararı verilmiş olduğu, davacı .... Şti. firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; Taraflar arasında ki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2012 yılından önce başlamış olduğu Davacı ve Davalı taraf arasında imzalanmış olan Ticari bir sözleşme bulunmadığı ve 890,53.-TL’lik Davalı ...’in Davacı .... Şti. firmasındaki 01.03.2019 tarihindeki dosya masraf harcı işlemi ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, ve buradan hareketle....Şti. firmasının Davalı ... firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 27.02.2019 İcra Takip Tarihi İtibari ile Borç yada Alacak Bakiyesinin bulunmadığı Hesap Bakiyesinin sıfır -0- olduğu, 01.03.2019 Cari Hesap Tarihi İtibari ile de Davacı .... Şti. firmasının Davalı ... firmasına 890,53.-TL tutarında borçlu olduğu, davacı ... Şti. firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; Taraflar arasında ki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2012 yılından önce başlamış olduğu Davacı ve Dava Dışı firma arasında imzalanmış olan Ticari bir sözleşme bulunmadığı ve 5.533,38.-TL’lik davalı dava dışı ... Şti.’nin davacı ... Şti. firmasındaki 24.12.2021 tarihindeki tahsilat makbuzu işlemi ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, ve buradan hareketle Davacı .... Şti. firmasının Davalı ... firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 27.02.2019 İcra Takip Tarihi İtibari ile 58.433,38.-TL tutarında alacaklı olduğu, 24.12.2021 Cari Hesap Tarihi İtibari ile de Davacı .... Şti. firmasının Dava dışı ....Şti. firmasından borç yada alacak bakiyesinin bulunmadığı Cari Hesap Bakiyesinin sıfır -0- olduğu, icra Dosyası içerisinde bulunan Senetler Üzerinde yapılan incelemede Senetlerin Davalı ... tarafından Davacı ... Şti. firması adına düzenlenmiş olduğu görülmüş olup Senetler üzerinde Dava dışı ... Şti. firması ile ilgili herhangi bir kayıt tespit edilemediği, bu minvalde Yukarıda Yapılan İnceleme ve Tespitler Neticesinde Davacı ....Şti. firmasının 27.02.2019 icra takip tarihi itibari ile Davalı ... ’den talep edebileceği alacak bakiyesi bulunmadığı, görüş ve kanaatine varılabilecek olup nihai takdir sayın mahkemenin olduğu, kök rapordaki yapmış olduğu tespit ve değerlendirmeleri değiştirecek herhangi bir hususun bulunmadığı görüş ve kanaatine varılabilecek olup nihai takdir sayın mahkemenin olduğu" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince ve davalı vekilince beyan dilekçelerinin sunulduğu görülmüştür. Mahkememizin 30/10/2023 tarihli celsesinde mükerrer takibe ilişkin icra dosyasının bildirilmesi halinde yeni bir SMMM uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, icra dosyasının bildirildiği ve bilirkişi ... tarafından hazırlanan 12/03/2023 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde 21/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde "davalı ...’in 27/02/2019 icra takibi tarihi itibariyle davacı .... Şti.’ne borcunun olmadığı,...Şti.’nin 13/04/2013 tarihi itibariyle davacı ... Ltd. Şti.’ne 58.433,38 TL borcunun olduğu, bu borca ilişkin ilk tahsilatın 01/09/2021 tarihinde yapıldığı; 27/02/2019 takip tarihi itibariyle 58.433,38 TL borcunun olduğu, 2021 yılı Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayında yapılan ödemeler (12/03/2023 Tarihli bilirkişi raporunun 6. ve 7. Sayfalarında ayrıntılı olarak gösterilmiştir.) neticesinde 24/12/2021 tarihi itibariyle .... Şti.’nin de davacı .... Şti.’ne borcunun olmadığı" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince ve davalı vekilince beyan dilekçelerinin sunulduğu görülmüştür. Mahkememizin 14/02/2024 tarihli celsesinde muavin dökümlerinde yer almayan ödeme bulunup bulunmadığı,sanal bir ödeme olup olmadığına ilişkin, dosya kapsamnda yer alan SMM Bilirkişilerden davacı vekilinin rapora ilişkin itirazları ile davalı vekilinin rapora ilişkin beyanlarının dosyada toplanan tüm deliller ve incelenen belgeler göz önünde tutulmak suretiyle değerlendirilmesi için bir başka ek rapora gerek bırakmayacak nitelikte ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime elverişli nitelikte ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi ... tarafından hazırlanan 06/04/2024 havale tarihli 2. ek raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu 2. ek raporun incelenmesinde özetle; "davalı ...’in 27/02/2019 icra takibi tarihi itibariyle davacı .... Şti.’ne borcunun olmadığı, .... Şti.’nin 13/04/2013 tarihi itibariyle davacı .... Ltd. Şti.’ne 58.433,38 TL borcunun olduğu, bu borca ilişkin ilk tahsilatın 01/09/2021 tarihinde yapıldığı; 27/02/2019 takip tarihi itibariyle 58.433,38 TL borcunun olduğu, 2021 yılı Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayında yapılan ödemeler (12/03/2023 tarihli bilirkişi raporunun 6. ve 7. Sayfalarında ayrıntılı olarak gösterilmiştir.) neticesinde 24/12/2021 tarihi itibariyle .... Şti.’nin de davacı .... Şti.’ne borcunun olmadığı, davacı tarafından 10.01.2024 tarihinde; davalı ... tarafından 26.01.2024 Tarihinde Beyan / İtiraz yazılarının sunulmuş olduğu tespit edildiğini, bilirkişi Tarafından Sayın Mahkemenin 14.02.2024 tarihli 7 Nolu Ara kararında verilen görevlendirme kapsamında; davacı firmanın 2019 yılı itibari ile muavin dökümlerinde yer almayan ödeme bulunup bulunmadığı, dosyaya 10.03.2024 tarihinde bilirkişi tarafından sunulan Bilirkişi 1. Ek Raporunda Yapılan Tespit, Değerlendirme ve Kanaatlere aynen katılarak/İştirak edilerek Bilirkişi Tarafından yapılan tespitlerin Doğru Olduğu Görüş ve Kanaatine tarafınca da varılmış olup Bilirkişi tarafından sayın mahkemeye sunulan 10.03.2024 tarihli Bilirkişi 1. Ek Raporunda tüm tespitler yapılmış olması sebebi ile tarafınca ayrıca yazılmamış olup takdir sayın mahkemenin olduğu" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince beyan dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, bonolara dayalı olarak girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce daha önce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17.HD'nin 2022/1122 esas-2022/1239 karar sayılı ilamı ile, taraflar dava konusu senedin lehdarı ve keşidecisi olduğu, aralarında temel ilişki bulunduğunun kabulü gerektiği, bu durumda zamanaşımına uğramış bono taraflar açısından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, alacaklı iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabildiği, olayda uygulama yeri bulunmayan TTK'nın 732.madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin açıklığa kavuşturulması yönünden taraflara ait ticari defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişisi tarafından inceleme kararı alınmış, mahkememizce de yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli bilirkişi raporuna göre, davacı defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, lehine delil teşkil eder vaziyette olduğu, davalı tarafın ise defter sunmadığı, davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı davalının firması olan ...Şti firmasından borç-alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacının kendi defterleri ile bu durumun sabit olduğu, takibe konu senetlerin ... tarafından düzenlendiği, senetler üzerinde dava dışı ....ŞTİ ile ilgili herhangi bir kayıt tespit edilemediği, tanık anlatımları ile de davalının davacıya borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, bu itibarla davalının davacıya borçlu olmadığı ,davacının davasında haksız olduğu kanaati ile işbu davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine, dair karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalarının ....Ltd. Şti'nin müvekkili şirkete olan borcuna karşılık verdiği zaman aşımına uğramış senetlere dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğunu, davalı tarafın borca ve imzalara itirazı olmadığını, mahkemece dinlenen tanıkların da davalının senet bedelleri kadar borçlu olduğunu ifade ettiklerini, mahkemece sadece müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, davalı tarafın müvekkiline ödeme yapmadığını, ödeme yapılsa belge almama ihtimali olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELLİLER VE GEREKÇE : Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı vekilince, müvekkili şirketin bir kısım alacaklarının tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2019/3006 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin defter kayıtları, kargo ve teslim-tesellüm belgeleri ile sabit olduğu, davalının 07/03/2019 tarihli itiraz dilekçesinde yalnızca zamanaşımı itirazında bulunduğu, borca veya imzalara itiraz dolayısıyla ortada bir zımni kabulün söz konusu olduğu, takibe konu senetlerin alacaklı müvekkili elinde bulunması sebebiyle ödenmemiş sayılması gerektiği beyanıyla davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilince, icra dosyasına yaptıkları itirazları tekrarla icra takibe konu bono ve bunlardan doğan alacakların zaman aşımına uğradığı, davacı şirket ile . ... Ltd. Şti. arasında alışveriş olmuşsa da davacının vaad ettiği dekarosyonu yapmadığı, taraflar arasında alacak kalmadığı, müvekkilinin Bilgin şirketi ile ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki alacak iddiasının müvekkili ile ilgisi bulunmadığı, müvekkilinin davada taraf sıfatı bulunmadığı, İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğu beyanıyla davanın reddini talep edilmiştir. İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesince görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine dairemizin esastan reddine ilişkin kararıyla kesinleşmiş, davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde devam etmiştir. Mahkemece verilen ilk karar ile; Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2019/3006 sayılı takip dosyası ile yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de dosya kapsamına göre; İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5922 esas dosyası hakkında İzmir 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/464 esas nolu hükmü ile aynı bonolarla yapılan icra takibinde zaman aşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına ve icra takıbinin iptaline ilişkin karar verildiğinin davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile bildirilerek zamanaşımı itirazında bulunulduğu, Dava, zamanaşımına uğramış bonolara dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili; müvekkilinin borcu bulunmadığını ve zamanaşımına uğramış olan bonolar nedeniyle vade tarihleri olan 2011 yılı, 2012 yılı ve 2013 yılını takip eden 3 (üç) yıldan sonra sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 1 (bir) yıl içerisinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. zamanaşımına uğramış bonoya dayalı taleplerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 732. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davacı tarafın yasanın amir hükmünde belirtilen 1 (bir) yıllık süre içinde talepte bulunmadığı anlaşılmakla davacının davaya konu ettiği dava ve takip dosyasında belirtilen toplamda 17 adet senedin 3tanesinin vade tarihinin 2011, 12 tanesinin vade tarihinin 2012, 2 tanesinin vade tarihinin 2013 olduğu, bonoların ise 27/02/2019 tarihinde takip yapıldığı ve sonrasında itirazın iptali davası açıldığı, davalı vekilinin ise cevap dilekçesinde senetler ve bunlardan doğan alacaklar için TTK hükümleri gereğince zamanaşımı defiinin süresinde yapıldığı anlaşılmakla davacının davasının TTK 732/4 gereğince zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 2022/ 1122 Esas 2022/1239 Karar sayılı ilamı, ile " Tüm dosya kapsamına göre taraflar dava konusu senedin lehdarı ve keşidecisi olup, aralarında temel ilişki bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda zamanaşımına uğramış bono taraflar açısından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, alacaklı iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. Mahkemece somut olay bakımından bu yön gözetilmeksizin olayda uygulama yeri bulunmayan TTK'nın 732. madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin açıklığa kavuşturulması yönünden taraflara ait ticari defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişisi tarafından inceleme kararı alınmış, mahkememizce de yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli bilirkişi raporuna göre, davacı defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, lehine delil teşkil eder vaziyette olduğu, davalı tarafın ise defter sunmadığı, davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı davalının firması olan ....Şti firmasından borç-alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacının kendi defterleri ile bu durumun sabit olduğu, takibe konu senetlerin ... tarafından düzenlendiği, senetler üzerinde dava dışı....ŞTİ ile ilgili herhangi bir kayıt tespit edilemediği, tanık anlatımları ile de davalının davacıya borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, bu itibarla davalının davacıya borçlu olmadığı ,davacının davasında haksız olduğu kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2019/3006 Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine keşidecisi ... bir kısmın lehdarı boş bir kısmının lehdarı .... olan 17 adet bonoya istinaden 88.500,00 TL asıl alacak 1.423,30 TL protesto gideri 72.902,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 162.825,94 TL alacağın tahsili için 27.02.2019 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 01.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 07.03.2019 tarihinde bonoların zaman aşımına uğradığı beyanıyla borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği anlaşılmıştır. Dava, İİK 67. maddede düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına , mahkemece aldırılan bilirkişi raporundan davacının davalı ile olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak icra takip tarihi itibari ile borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacı şirketin dava dışı .... şirketinden borç-alacak bakiyesinin bulunmadığının anlaşılmasına göre aşağıdaki husus dışında istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davacının iddialarını yazılı delille ispat edilemediği gözetilerek, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2024 Tarih, 2022/632 Esas ve 2024/724 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran taraftan alınan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 8-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 08/07/2025