Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1167 E. 2022/293 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1167
- Karar No
- 2022/293
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1567 KARAR NO: 2024/1306 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI: 2017/1167 Esas - 2022/293 Karar DAVA: Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/09/2024 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalı ... şirketi arasında 10/05/2016 tarihli depolama hizmeti sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşmeye dayanılarak bir kısım malların davalı ...... tarafından 01/05/2012 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu diğer davalı kiralayan ... İstanbul... Şirketine ait depoya konulduğunu, 10/01/2017 tarihinde sabaha karşı, bahse konu deponun çatısının çökmüş, müvekkil şirketin depoda bulunan faturalarda belirtilen mallarının enkaz altında kaldığını, hasara uğradığını ve zarar gördüğünü, söz konusu malların davalılardan kiralayan depo sahibi ... İstanbul tarafından diğer davalı ... Sigorta şirketi nezdinde sigorta ettirildiğini, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu müvekkilinin zararının 76.764,03 USD olarak belirlendiğini, davalı ... zararın kendisinden isteneceğinden bahisle, noter aracılığı ile ihtarname çekerek diğer davalılardan net zarar bedelinin müvekkile ödenmek üzere kendi hesaplarına ödenmesini istediğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ve müvekkil şirketin davalılarca mağduriyetine sebep olunduğunu beyanla müvekkilinin konu edilen zararının davalılarca müştereken ve müteselsilen karşılanmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı ... Şirketinin Bahçelievler İstanbul adresinde bulunan deponunu maliki olduğunu, diğer davalı ... şirketinin ise...'nun kiracısı olduğunu, ...'nun müvekkil şirket tarafından sigorta örtüsü altına alındığını, müvekkilinin ancak sigortalının kusuru ile zarar arasındaki illiyet bağının ispat edilmesi halinde, sigortalının kusuru oranında ve Genel Şartlar ile Özel Şartlar dahilinde sorumlu olabileceğini, davacının doğrudan muhatabının ve sorumlusunun .. şirketi olduğunu, davanın müvekkil yönünden husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, çatının kar ağırlığı sebebiyle çöktüğünü ve hasarın olağan dışı bir doğa olayının gerçekleşmesi ile ortaya çıktığını, ortada mücbir bir sebebin olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu deponun davalılardan ... 'ye kiralandığını, diğer davalı sigorta şirketi tarafından ise sigortalı olduğunu, deponun çatısının yoğun kar yağışı nedeniyle kar ağırlığına dayanamayarak çöktüğünü, BK'nun 69. maddesi gereğince bir binanın veya bir yapı eserinin malikinin bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu, binanın yapımında bozukluk olmadığı gibi bakımının da usulüne uygun yapıldığını, hızlı ve yoğun kar yağışına karşı müvekkilinin tedbir alması beklenemeyeceğini, mücbir sebebin söz konusu olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev itirazlarının bulunduğunu, görevli mahkemenin olaya genel hükümler uygulanacağından Asliye Hukuk mahkemeleri olduğunu, ayrıca yetki itirazlarının da bulunduğunu, yetkili mahkemenin ise Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilin dava konusu deponun kiracısı olduğunu, sorumluluğun kirayan malike ait olduğunu, müvekkile husumet yüklenemeyeceğini, yine dava ile müvekkil arasındaki sözleşme gereğince müvekkil şirkete kusur izafe edilemeyecek hallerde ziya ve hasardan müvekkilin sorumlu tutulamayacağının düzenlendiğini, müvekkilin atfı kabil kusurunun bulunmadığını, bu sebeple talepte bulunulamayacağını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..hükme esas alınan yönleri bulunan bilirkişi raporlarından ve celp edilen meteoroloji kayıtlarından tespit edildiği üzere; depo olarak kullanılan binanın yapımında bir bozukluk olmayıp binanın elverişsiz olmadığı, çatıya biriken karların düzenli olarak temizlenmemesi nedeniyle çatının çöktüğü, olayın meydana geldiği tarihte doğal afet seviyesinde bir kar yağışının olmadığı, bu nedenle illiyet bağını kesen bir mücbir sebebin somut olayda bulunmadığı, davalı ...'nun yapı maliki olması sebebiyle TBK'nun 69. maddesi uyarınca binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu, davalı sigortanın ise davalı ...'nun sigortacısı sıfatıyla sorumlu bulunduğu, davalı ...'nin ise doğrudan davacı ile sözleşme ilişkisi içinde bulunan taraf olup kendisine bırakılan malları özenle saklama borcuna aykırı davrandığından sorumlu olduğu, davalıların davacı karşısında müteselsilen sorumlu oldukları görüldüğünden davalıların husumet itirazlarına itibar edilmediği, davalı ...'nin davacı ile aralarındaki depolama sözleşmesinin 14. maddesinin eşyalarda hasar veya ziyaa oluşması halinde ...'nin sorumlu olmadığına ilişkin hükmüne dayanarak yaptığı savunmasının, anılı sözleşme hükmünün doğmamış haktan feragat edilemez ilkesine aykırı olması sebebiyle dikkate alınamayacağı, meydana gelen hasar üzerine ... firması tarafından hazırlanan 13.03.2017 tarihli raporda davacının zarara uğrayan mallarının değeri 76.764,03 USD olarak belirlenmiş olmakla, zararın belirli olmadığına ilişkin davalı itirazlarının yerinde olmadığı, söz konusu ekspertiz raporundaki zararın kadri marufluğunun değerlendirilmesi amacıyla bilgisayar mühendisi bilirkişinin dahili ile yeniden rapor alınmış olmakla; malların olay tarihindeki faturalı fiyatları 97.264,03 USD iken, aradan geçen zaman ve gelişen teknoloji ile bilişim ürünlerinin de sürekli yeni modellerinin çıkması dolayısıyla piyasada sıfır fiyatı tespit edilemediği için bazı ürünlerde ikinci el fiyatı tespit edilebilen 20 kalem cihaz için güncel fiyatın 75.747,10 USD olarak bulunduğu, davacı zararının olay tarihi itibarıyla tespiti gerektiğinden ve fatura tarihi 2016 yılından ek raporun verildiği 2022 tarihine kadar gelişen teknoloji sebebiyle fatura konusu malların güncel fiyatlarının azalmış olmaları olağan olduğundan, mahkememizce ... Ekspertiz raporunda ilk olarak tespit edilen 76.764,03 USD üzerinden talep nazara alınarak hüküm kurulması cihetine gidildiği, malların davacı tarafça USD cinsinden satın alınmış olması ve davacı talebinin de USD cinsinden olması sebebiyle son ek rapordaki TL üzerinden yapılan hesaplamaya mahkememizce itibar edilemeyeceği, davalı ... Sigorta'nın poliçesindeki üçüncü şahıslara ait emtia teminat limiti 1.650.000,00 TL olduğundan davalı sigortanın sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlandırılmasının gerektiği, davacı yanın dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin ise yerinde olduğu anlaşılmakla, açıklanan gerekçelerle davanın kabulü ile 76.764,03 USD'nin (davalı ... Sigorta Şirketi 1.650.000,00 TL'ye kadar sorumlu olmak kaydıyla) 27/12/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi gereğince işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından yapılan yargılama esnasında tarafların sorumlulukları ve Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinin yeterince irdelenmediğini, ancak işbu dava kapsamında müvekkili şirket yalnızca kiracı sıfatını haiz olup, davanın müvekkili yönünden reddi gerektiğini, mahkeme tarafından hükme dayanak teşkil eden ...'in raporunun yanlış değerlendirildiğini, ... Ekspertiz raporunda zarar tespitine ilişkin bir hesaplama yer almadığı gibi raporda müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının da açıkça belirtildiğini, gerekçeli kararda, dosyaya taraflarınca sunulan ... firmasınca yapılan ekspertiz raporuna göre davacının zararının 76.764,03 USD olarak hesaplandığı belirtilmişse de söz konusu raporda böyle bir hesaplama yapılmadığını ve hatta dosya kapsamında hasarlandığı iddia olunan ürünlere ilişkin bir hasar hesaplaması olmadığını, ayrıca belirtilen ekspertiz raporunda bilakis müvekkili şirketin sorumsuzluğuna karar verildiğini, müvekkili şirket ile zarar arasında hiçbir şekilde illiyet bağı bulunmadığını, hükme esas alınan mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi raporlarında kusur incelemesi yapılmadığı gibi tarafların kusur oranlarının da tespit edilmediğini, açıklanan gerekçelerle Mahkemenin kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun ortada olduğunu, mahkeme işbu davayı tahlil ederken; Borçlar ve Ticaret Hukuku Hükümlerini doğru analiz edemediğini, dosya kapsamında hatalı inceleme yaptığını, her türlü ortadır ki müvekkilinin işbu davada sorumluluğunun bulunmadığını, açıklanan sebeplerden ötürü, dosya kapsamında eksik inceleme yapılarak hüküm kurulan Mahkeme kararı isabetsiz olup bozmayı gerektirdiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/1167 E. ve 2022/293 K. Sayılı, 19.04.2022 tarihli “Davanın Kabulüne” dair kararının bozulmasına, neticede işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ile talep olunan zarar ve müvekkili şirketin kusuru arasında illiyet bağı bulunmadığını, işbu sebeple müvekkili şirket yönünden davanın reddi yerine verilen davanın kabulü kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TBK'nın 69. maddesi uyarınca müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunu kesinlikle kabul etmemekle beraber bir an için müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilecek olsa bile kusur oranının her bir davalı için ayrı ayrı belirlenmemiş olmasının bozma nedeni olduğunu, mahkeme tarafından dosyada bilirkişi raporları aldırılmışsa da tarafların kusuruna ilişkin hiçbir rapor alınmadan dosyada karar verildiğini, söz konusu sebeplerle davanın reddi yerine kabulü kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulü kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda hükme alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, somut olaya müştereken müteselsilen sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket'in sigortalısının somut olayın meydana gelişinde kusuru bulunmadığını, bilindiği üzere bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasındaki uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenlerden birisinin mücbir sebep olduğunu, bilirkişi raporlarında binanın/çatının yapısal hiçbir değerlendirme yapılmadığını, herhangi bir teknik detay ve değerlendirme sunulmadığını, dava konusu olayın meydana geldiği tarihlerde istanbul'da kar kalınlığı 122 cm'e ulaşmış olup, olağanüstü kar yağışı nedeniyle hayatın felç olduğunu, 09-11.01.2017 tarihlerinde doğal afet ilan edilmemesinin, ortada mücbir sebep olmadığı anlamına gelmeyeceğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu kesinlikle kabul etmemekle beraber bir an için müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilecek olsa bile kusur oranının her bir davalı için ayrı ayrı belirlenmemiş olmasının bozma nedeni olduğunu, mahkeme tarafından verilen hatalı ve eksik incelemeye dayalı kararın incelenerek ortadan kaldırılmasına ve davanın müvekkili Şirket yönünden reddine karar verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kar yağışı sonucu çatının çökmesi nedeniyle davacıya ait malların zarar görmesi iddiasına dayalı saklama sözleşmesi ve yapı malikinin sorumluluğu kapsamında, oluşan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Somut olayda; davacı ile davalı ... Lojistik Hizmetleri A.Ş. arasında 10.05.2016 tarihli depolama ve lojistik sözleşmesinin bulunduğu, sözleşme kapsamında davalı ... Lojistik Hizmetleri A.Ş'nin kiracı olarak kullandığı diğer davalı ... Sey. Ve Taş. Tic. Ltd. Şti.'nin malik olduğu depo çatısının 10.01.2017 tarihinde kar yağışı sonrası hasar görerek çökmesi sonucu davacı ürünlerinin hasar gördüğü, davalı ... Taş. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında 29.04.2016-29.04.2017 dönemi için “ İşyeri Paket Sigorta Poliçesi” ile yangın, yıldırım, infilak, dahili su,fırtına, yer kayması, duman, kar ağırlığı, sel su baskını, kara-hava taşıtları çarpışması- terör nedeniyle 3.kişilere ait emtia için 1.650.000 TL limitle teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. İstinafa konu uyuşmazlık temelde, hasara neden olan kar yağışının mucbir sebep sayılıp sayılamayacağı, kar yağışı sonucunda davalı ... Lojistik Hizmetleri A.Ş'nin işletiği deponun çatısının çökmesinin binanın yapımından ve bakımındaki eksiklikten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalı ... A.Ş'nin kusurunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun ya da borcun ihlaline, kaçınılmaz ve mutlak şekilde neden olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir hal olarak tanımlanmaktadır. Zararla, hukuka yahut sözleşmeye aykırı eylem arasındaki illiyet bağını keserek, hem kusur sorumluluğunu hem olağan sebep sorumluluğunu hem de tehlike sorumluluğunu ortadan kaldıran mücbir sebebin unsurları; zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan doğal, sosyal, hukuki yahut insana bağlı bir olayın varlığı, bu olay nedeniyle bir davranış normunun yahut sözleşmesel yükümlülüğün ihlali, mücbir sebep teşkil eden olayın kaçınılmaz ve önlenemez şekilde davranış normunun yahut sözleşmenin ihlaline yol açmış olması, bu olayın doğuracağı sonuçların önceden öngörülemez olması olarak özetlenebilir (bkz. Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 8.Bası, Ankara, 2003, s.518 ve devamı) Mücbir sebebe ilişkin yukarıda verilen bilgilere göre, hasara neden olan yağışın harici bir doğal olay olması, yağışın sorumluluğu ortadan kaldıracak türden bir mücbir sebep olarak kabulüne yeterli değildir. Diğer ifade ile tüm önlemler alınmasına rağmen, kaçınılmaz ve önlenemez şekilde yağışın çatı çökmesine sebep olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Somut olayda Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından bu tarihte meydana gelen kar yağışı ile ilgili bilgiler dosya kapsamına alınmış olup, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda Meteoroloji Genel Müdürlüğü müzekkere yazısından 09-10-11.01.2017 tarihlerinde doğal afet sayılacak ölçüde kar yağışı teyidi olmadığı, celp edilen deliller arasında 09-11.01.2017 tarihlerinde doğal afet mahiyetinde 122 metreyi bulan ve müdahale ile önlenmeyecek ölçüde çatıda ağırlık yapacak kar miktarı teyit edilmediği , dava konusu taşınmaza yakın mesafede olan Atatürk Havalimanı İstasyonundan kaydedilen kar yağışı verilerine göre çatı çökmesinin olduğu 09.01.2017 tarihine kadar 17+23+15= 55cm kadar kar yağışı olduğu, çatının teknik olarak bir eksikliği olmamasına karşın çatıdaki çökmenin çatıda aşırı biriken karın temizlenmemiş olmasına bağlı gerçekleşmiş olabileceği belirtilmiştir. Dosyadaki veriler ışığında 10.01.2017 tarihinde meydana gelen çatı çökmesinin tüm önlemler alınmasına rağmen, kaçınılmaz ve önlenemez şekilde doğal afet sayılabilecek kar yağışından kaynaklanmadığı aksine çatıda aşırı biriken karın temizlenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmakla hasara neden olan kar yağışı davalılar yönünden mücbir sebep niteliğinde olmayıp, mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir. Bu nedenle davalıların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı, davalı ... Sey. Ve Taş. Tic. Ltd. Şti. yönünden davasını yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine, davalı ... Lojistik Hizmetleri A.Ş yönünden saklama sözleşmesine dayandırmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda(TBK) yapı malikinin sorumluluğu 69. maddede düzenlenmiştir. TBK'nin 69. Maddesi gereğince " (1)Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.(2)İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar. (3)Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır." Belirtilen yasal düzenleme gereğince, davalı, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan yapının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nin 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Kural olarak bina maliki, binanın bakım ve onarımından (muhafazasından) doğan zararlardan kusuru bulunmasa bile ve hatta bu bakım ve muhafaza yükümlülüğü üçüncü bir şahsa (örneğin kiracıya) bırakılmış olsa dahi tazminat ile sorumludur. Muhafaza ve bakım, zarar doğmaması için gerekli olan zorunlu ve mutat nitelikteki tedbirlerdir. Bu kapsamda yapı maliki, binanın yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden sorumlu olup, kişilerin can ve mal güvenliği açısından tehlike arz etmeyecek şekilde bozukluk ve bakımındaki eksiklikleri gidermek amacıyla önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür. 6098 sayılı Kanun’un 561. maddesinde düzenlenen saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Saklayanın geri verme borcu 6098 sayılı Kanun’un 564. maddesinde, saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24/11/2022 tarih 2021/3(13) - 76 E. 2022/1587 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi vedia alan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, taşınırı geri vermemekten veya kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Zira burada TBK’nın 112. maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Başka bir deyişle geri verme vedia alanın kusuru sonucunda gerçekleşemiyorsa geri verme borcu yerini tazminat borcuna bırakacaktır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında dosyadaki fotoğraflardan çatı eğiminin 30 derece altında olması nedeniyle statik hesaplarda alınması gereken karın yaklaşık 38cm yüksekliğine tekabül ettiği, dava konusu taşınmazın maruz kaldığı kar yükünün hesaplarda kullanılan değerin üzerinde olması nedeni ile çatıda biriken yükün çatının çökmesine neden olduğu, çatıda biriken karın 08.01.2017 tarihi itibariyle 17+23= 40cm'lik yağış etkisinde çatının çökmemiş olmasının çatı statik hesaplamaları ile ilgili bir eksikliğin olmadığını gösterdiği, çatının teknik olarak bir eksikliği olmamasına karşın çatıdaki çökmenin çatıda aşırı biriken karın temizlenmemiş olmasına bağlı gerçekleşmiş olabileceği, çatıda biriken karın zaman zaman aktarılması, depoculuk işi yapıldığından çatının kar birikmesine elverişsiz daha dik açılı olması ve sürekli karı tahliye ediyor olması ve ticari ardiyecilik faaliyetinde kullanılan depo çatısının kar birikmesine engel olacak şekilde tasarlanması gerektiği, bu hususların kar yağması ve birikmesinin işletmenin basiretli özeni göstermediğine işaret ettiği, gerek ... Taş. Tic. Ltd. Şti.'nin, gerekse ... Lojistik Hizmetleri A.Ş'nin sorumluluğunun bina sahibinin kusursuz sorumluluğundan ziyade “depolama-ticari saklama işine elverişsiz depoda saklama” sebebine dayandığı, davalı ... Ve Taş. Tic. Ltd. Şti 'nin bina sahibinin kusursuz sorumluluğu hükümlerine göre de sorumlu olmasının esas olduğu belirtilmiştir. Somut olayda çatı çökmesine ilişkin rizikonun meydana gelmesinde kar yağışının mücbir sebep içerisinde değerlendirilemeyeceği, davalı yapı malikinin sorumluluğu yönünden illiyet bağını kesmediği, mahkemece aldırılan bilirkişi kök ve raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup, binanın çatısında biriken karın temizlenmesi konusunda kendisine düşen özen ve bakım yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetildiğinde TBK 69. Madde çerçevesinde kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı yapı maliki ve sigortacısı olan davalı ... A.Ş., davacının depoda bulunan ve hasar gören ürünleri nedeniyle oluşan zararından sorumludur. Emtianın saklanması ve korunması hususunda kusursuz, tam bir özen sorumluluğu bulunan kiracı ve aynı zamanda depo işletmecisi olan davalı ... A.Ş'nin basiretli bir tacir olarak işlettiği deponun çatısında biriken karların temizlenmesi hususunda yeterli dikkat ve özeni göstermediği, zararın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu ispatlayamadığı gözetildiğinde davalı ... A.Ş de davacının depoda bulunan ve hasar gören ürünleri nedeniyle oluşan zararından sorumludur. Bu nedenle davalıların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı TBK'nın müteselsil sorumluluk (dış ilişkide) başlıklı 61. maddesi; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." şeklindedir. Dava konusu hasar olayında davalı ... Tic. Ltd. Şti.nin yapı maliki olarak, davalı ... A.Ş ise depolama sözleşmesinden kaynaklı olarak sorumluluğu mevcut olup sorumlulukları farklı hukuki sebeplere dayansa da kanunun emredici hükmü gereği müteselsil sorumlukları söz konusudur. Yine TBK'nun 62. madde hükmü saklı olup iç ilişkide tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Bu düzenlemeler ve her iki davalının müteselsil sorumlu olmaları nedeniyle tazminata ilişkin hükümde her bir davalı için kusura göre tazminata karar verilemeyeceğinden davalı bina maliki ile davalı ... Lojistik Hizmetleri A.Ş.nin kusuru yönünden eldeki davada bir değerlendirme yapılmasının gerekmediği, iç ilişkide birbirlerine rücû aşamasında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla bu yöne ilişen davalıların istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince ... Ekspertiz firması tarafından hazırlanan 13.03.2017 tarihli raporda davacının zarara uğrayan mallarının değerinin 76.764,03 USD olarak belirlendiği ve söz konusu ekspertiz raporundaki zararın kadri marufluğunun değerlendirilmesi amacıyla bilgisayar mühendisi bilirkişinin bulunduğu 07.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda malların olay tarihindeki faturalı fiyatları 97.264,03 USD iken, aradan geçen zaman ve gelişen teknoloji ile bilişim ürünlerinin de sürekli yeni modellerinin çıkması dolayısıyla piyasada sıfır fiyatı tespit edilemediği için bazı ürünlerde ikinci el fiyatı tespit edilebilen 20 kalem cihaz için güncel fiyatın 75.747,10 USD olarak bulunduğu ve 2016 yılından ek raporun verildiği 2022 tarihine kadar gelişen teknoloji sebebiyle fatura konusu malların güncel fiyatlarının azalmış olmaları olağan olduğu belirtilerek ... Ekspertiz raporunda ilk olarak tespit edilen 76.764,03 USD üzerinden karar verilmiştir. Davacının hasar gören ürünlerine ilişkin ayrıntılı inceleme ve yeterli araştırma yapılarak hazırlanan ekspertiz raporunda belirlenen zarar miktarı, bilirkişi heyetince de kadri maruf bulunmuş olmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle ... Lojistik Hizmetleri A.Ş'nin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Her bir davalı yönünden alınması gerekli olan 20.051,05 TL harçtan davalılar tarafından başvuru sırasında ayrı ayrı yatırılan 5.012,76 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 15.038,28 TL istinaf karar harcının davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/09/2024