Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1159 E. 2020/623 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/1159
Karar No
2020/623
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1188 KARAR NO:2024/1350 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:20/10/2020 NUMARASI:2017/1159 E. - 2020/623 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkide, 6.709,72 TL alacak sebebi ile davalı aleyhine... sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalının taraf icra takibine karşı, müvekkil şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını ve takibin açıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğunu belirterek itiraz ettiğini, davalının, davacıdan mal satın aldığını, ancak bedelini ödemediğini, davacı para alacaklısı olduğundan icra takibinin yetkili icra dairesinde açıldığını, davacının malları teslim ettiğini, buna ilişkin de faturaları keserek davalıya ilettiğini, davalının iş bu faturalara süresinde itiraz etmeyerek faturaları kabul ettiğini, ticari defterlerine işlediğini, ancak bugüne kadar davalı ile yapılan sözlü görüşmeler ve yazışmalar neticesinde bu ödemelerin halen yapılmadığını, cari hesapta davalıdan 6.709,72 -TL alacaklı olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep eve dava etmiştir. Davalıya, usulüne uygun tebliğ yapıldığı, ancak davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle, İİK 67. Maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmış, yargılama sırasında 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. Maddesi ile 6102 sayılı T.T.K.'nın 4. Maddesinin 2. Fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle basit yargılama usulüne geçilerek dava sonuçlandırılmıştır.İcra dosyası celp edilmiş, davacı tarafça dosyaya sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Davalı borçlu tarafından icra müdürlüğünün yetkisine ilişkin yapılan itirazın değerlendirilmesinde; söz konusu itirazın itirazın, iptali davaları bakımından dava şartı niteliğinde olduğu, davanın satış sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla başlatılan itirazın iptali davası olduğu, TBK 89, HMK 10 ve İ.İ.K 50 maddeleri uyarınca para borcunun götürülecek borçlardan olması sebebiyle davacı alacaklının adresinin bulunduğu yer icra dairelerinin yetkili olduğu değerlendirilerek, davalı borçlunun bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmış, her ne kadar bu husus duruşma zabtına ara karar olarak yazılmamış ise de bu eksiklik geçerli karar yazımında fark edilmiş ve giderilmiştir.İtirazın iptali istemine konu ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 6.709,72 TL asıl alacağın tahsili için 31/03/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın hak düşürücü süre içeresinde açıldığı anlaşılmıştır.Konunun incelenmesinin uzmanlık gerektiren yönleri olması ve davacı tarafça delil olarak ticari defterlere dayanılmış olması sebebiyle dosya öncelikle davalının adresi gözetilerek Karaburun İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalının belirlenen günde ticari defterlerini hazır etmemesi sebebiyle davalı yan defterleri incelenememiş, mahkememizce yazılan talimat bila ikmal iade edilmiş, akabinde davacı yanın 2015-2016 yılları ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için dosya mali müşavir ...'e tevdi edilerek rapor alınmış, anılan bilirkişi tarafından sunulan 04/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda; icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturanın davalı tarafa teslimine ilişkin dava dosyasında bir belge bulunmadığı, icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2016 yılına ait 2 adet faturanın davacı tarafın 2016 yılına ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının 2016-2017 yılı ticari defterlerinin incelenmesinde takip tarihi itibariyle davalıdan 6.709,72 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle incelemediği bildirilmiş, söz konusu bilirkişi raporunun ilgili kısımları HMK 282. Maddesi kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Ön inceleme duruşmasında davacı vekiline mal teslimine ilişkin olarak delillerini sunması için verilen süre içerisinde herhangi bir delil sunulmamış, davacı vekilinin sunmuş olduğu rapora itiraz dilekçesindeki beyanlarında mal tesliminin BA/BS formlarının celbi halinde ispatlanacağını bildirmiş olması ve bu hususta duruşmada tekrar eden talep üzerine alacağa dayanak faturaların 5.000,00 TL'nin altında olması ve vergi usul uygulaması gereği BA formlarının bu tutarın üzerinde yer alan faturalara ilişkin olarak düzenlenebileceği dikkate alınarak davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında mal satışına ilişkin ticari ilişki kapsamında fatura ve cari hesap alacağı için başlatılan takip tarihi itibariyle davacının davalıdan muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda itirazın iptali ve icra inkar tazminatı hüküm koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, icra dosyası içeriği ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre, taraflar arasında mal satışına ilişkin yazılı olmayan sözleşme kapsamında ticari ilişki kurulduğu ve davacının satıcı davalının ise alıcı olduğunun iddia edildiği, davalı yanın icra dosyasına yapmış olduğu itirazında davacıya herhangi bir borcu olmadığını belirttiği, defter incelemesi yapılmasına yönelik yazılan talimat dosyasından usulüne uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve dayanakları sunmaması sebebiyle davalı yan defter ve kayıtlarının incelenemediği, huzurdaki davada ispat yükünün davacıda olduğu, davacının incelenen 2015-2016 yılları ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, dava konusu alacağın 2 adet faturadan bakiye ödenmeyen alacak iddiasına dayandığı, davacı yan defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 6.709,72 TL alacaklı olduğu, yerleşik içtihatlar uyarınca ticari defter ve kayıtların tek başına alacağın ispatını sağlamadığı, davacının alacağın varlığına ilişkin kayıtlar ile mal teslimini de ispat etmesi gerektiği, davacı vekiline duruşmada verilen süreye rağmen mal tesliminin yapıldığına dair delilleri dosyaya sunmadığı, alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bu hususta davalının BA formlarının celbi halinde teslimin ispatlanmış sayılacağı yönünde beyanda bulunduğu, alacağa dayanak fatura tutarlarının 5.000,00 TL nin altında olması sebebiyle 350 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği hükümleri uyarınca mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formlarının 5.000,00 TL ve üzeri olarak belirlendiği, dolayısıyla davacının bu yöndeki isteminin reddi ile mal teslimini ispat etmeye yönelik delillerini dosyaya sunmadığı gerekçesiyle davacının alacak iddiasını ispat edemediği değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafından dosyaya cevap verilmemiş olması sebebiyle mahkemece sadece inkar hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece mal teslim hususunun irdelediğini, dava konusu uyuşmazlığın malın teslim edilip edilmediği ihtilafına dayanmadığını, dava konusu uyuşmazlığın faturalar sebebiyle müvekkilinin alacaklı olup olmadığına ilişkin olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme tarafından taraflarca getirme ilkesinin hakim olduğu yargılamada uyuşmazlık olarak tespit edilmeyen işbu gerekçeyle haklı davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında mal teslimine ilişkin itiraz bulunmadığı takdirde işbu vakıanın inceleme konusu yapılamayacağının da açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2006/643 Esas, 2006/5636 Karar sayılı kararında "Hal böyle olunca davalıların takibin dayanağı faturalara konu malların teslimine ve bedeline karşı bir itirazı bulunmaması karşısında davacının alacağını kanıtladığının kabulü gerekmesine ve davalıların da mal bedelini ödediğini iddia ve ispat etmemiş olmasına göre mahkemece alacağın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir." denildiğini, dava konusu faturaların müvekkilinin ticari defterlerin kanuna ve usule uygun olarak işlendiğini, ticari defterlerde müvekkilinin davalıdan 6.709,72 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davacının alacağın varlığının ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ile ispatlandığını, davalının, müvekkilinden faturaları tebliğ aldığını, davalının ne davaya cevap verdiğini, ne de süresi içerisinde ticari defterlerine ne talimat dosyasına ne de esas dosyaya ibraz etmediğini, ayrıca davalının iş bu faturalara karşı itiraz da etmediğini, somut olayda buna ilişkin bir savunma yapmadığını, davalının ticari defterlerinin aleyhine delil oluşturduğunu, Yargıtay içtihatlarında da bu hususun "Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engelolduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir." denilerek ifade edildiğini, davalıyla olan ticari ilişki ve sevk irsaliyelerinin yerine getirildiği vergi dairelerine müzekkere yazılarak BA / BS formları istendiği takdirde ispatlanacağını, ancak mahkemece bu taleplerinin miktar itibariyle reddedildiğini, alacağımızın ispatlanmadığı yönünde hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin fatura ve açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacı müvekkilinin davalıya ticari ilişki kapsamında mal sattığını, ancak davalının satın aldığı malların bedelini ödemediğini ileri sürerek, icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmış, davalı ise, davaya karşı cevap vermemiştir. Bu durumda HMK'nın 128. maddesi gereğince davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakaların tamamını inkar etmiş sayılır.Dosya kapsamında bulunan .... sayılı icra 6.709,72 TL asıl alacak yönünden 04.04.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturadan ve cari hesaptan doğan bakiye alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 07.04.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 13.04.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine, yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacının alacağı faturadan doğan para alacağı olduğundan davacı alacaklının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı yerinde olmayıp mahkemece de bu yönde tespitte bulunulmuştur.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmış ve davacı delillerini davalının ticari defterlerine hasretmemiştir.Somut olayda, takip konusu faturalardan dolayı alacaklı olduğunun ispat yükü, davacı alacaklıdadır. Takip ve dava konusu alacağın dayanağı faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte, fatura konusu mal ve hizmetin de davalıya tesliminin kanıtlanması gerekir. Tek başına fatura düzenlenmiş olması ve bunun davacı defterinde kayıtlı olması alacağı kanıtlamaya yeterli değildir. Kaldı ki alacağa dayanak gösterilen faturaların davalıya tebliğ edildiği de kanıtlanmamıştır. Davacı tarafından malların teslim edildiğine dair herhangi bir delil de sunulamamıştır. Bu nedenle, alacağın varlığının kanıtlandığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince dava ve alacağa dayanak faturalarla ilgili BS formlarının celbi talepleri karşılanmaksızın hüküm kurulmasının da yerinde olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. 2010 Ocak ayından itibaren fatura parasal sınırı KDV hariç 5.000,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere davacının alacağa dayanak gösterdiği iki adet fatura ayrı ayrı 5.000,00 TL altında bedelli oldukları dikkate alındığında, bu faturalara ilişkin BS formlarının celb edilmemesi sonuca etkili olmayıp, bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.03.10.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/1159, K. 2020/623, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-1159-e-2020-623-k-2798a20a6414