Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/5525 E. 2018/1101 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/5525
- Karar No
- 2018/1101
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/344 KARAR NO:2024/1385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:15/11/2023 NUMARASI:2021/531 Esas - 2023/704 Karar DAVA:İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili Banka ile davalılardan .... Şirketi arasında 26.02.2014 tarihinde 2.000.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanarak kredi kullandırımı yapıldığını, diğer davalı ...'ın da bu kredi sözleşmesine 2.000.000 TL limitle müteselsil kefil olarak imza attığını, ayrıca adı geçen şirket ile 100.000 TL limitli .... Kartı sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ...'ın da bu sözleşmeye 100.000 TL limitle kefil olduğunu, kullandırılan kredi kartının borcunun ödenmemesi üzerine hesabı kat edildiğini, hesabın kat edildiğine dair davalılara Beyoğlu ...Noterliği’nden 05/08/2020 tarih ... no'lu ihtarname gönderilerek 50.903,16-TL kredinin ödenmesinin ihtar edildiğini, söz konusu ihtarnamenin davalılara 08/08/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı-borçlunun alacak kalemine ilişkin itirazının yerinde olmadığını, söz konusu ihtara rağmen kredinin ödenmemesi üzerine 21/10/2020 tarihinde, 53.520,85 TL üzerinden, ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalıların 03/11/2020 tarihinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin davalılar yönünden takip durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, davalı-borçluların itirazında haksız olduğunu, ayrıca; kredi kartı sözleşmesine göre temerrüt faiz oranının yıllık % 20,40 olduğundan söz konusu tutar üzerinden hesaplanan işlemiş faiz ile faiz oranı hukuka uygun olduğunu, bunun yanında kredinin müvekkili bankanın Bilecik şubesinden kullandırıldığından yetkili icra dairesinin Bilecik İcra Müdürlüğü olduğunu ifade ederek; davanın kabulü ile; itiraza uğrayan tüm alacak yönünden takibin devamına, borçlunun borca itirazının iptaline, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,Yetkili mahkemenin, taraflar arasında yazılı sözleşme ile belirlenen İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın Bilecik Mahkemeleri'nde görülmesini sağlayacak şekilde ortada bir hukuki durum bulunmadığını, davacı tarafın icra müdürlüğüne sunmuş olduğu sözleşmede yetkili yer olarak İstanbul Mahkemeleri'nin olduğu kararlaştırıldığını, davacı tarafın yetkili mahkemede dava açmadığından, davasının yetki yönünden reddinin gerektiğini, müvekkillerin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, gönderilen hesap kat ihtarnameleri usule ve hukuka aykırı olduğunu, tebliğlerin usulüne uygun olmadığını, müvekkili şirket ile davacı banka arasında bir takım sözleşmeler imzalandığını, diğer müvekkili ... için icra dosyası kapsamında diğer davalı şirkete kefaletinin olduğu iddiası ile takip başlatıldığını, ancak taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin geçersiz olup geçersiz sözleşmeye dayalı olarak müvekkili hakkında takip yapılmasının hukuka uygun olmadığını, banka ile yapılan kefalet sözleşmelerinde müvekkiline atfedilen ve müvekkili tarafından yazıldığı iddia edilen, tarihler, kefalet limitleri, kefalet türü, sorumlu olunan azami miktar vd. Kefaletin geçerlilik şartı olan yazılara itirazlarının bulunduğunu, kefalet türünün dahi el yazısı ile yazılmadığını, davacı banka tarafından, Müvekkil ... hakkında icra takibi usulsüz olarak başlatıldığı için ve dava haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını belirterek, davanın yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, akabinde davanın reddine, davacının, müvekkili ... yönünden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava ve takip, yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede ya da icra dairesinde açılacağından taraflara arasında İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılındığı halde Bilecik İcra Müdürlüğü'nde takibin başlatıldığı anlaşılmıştır. İcra takibinin başlatıldığı ... sayılı dosyasında) takipte yetkili olmadığı, yetkili icra dairesinden başlatılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşılarak itirazın iptali talebiyle açılan davanın yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından HMK 114/2 md ve 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine ve davacının dosya kapsamında kötüniyetli olarak takip başlattığı ispat edilemediğinden koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve icra dosyasına dayanak olan, davalılarca Banka arasında düzenlenen 26.02.2014 tarihli kredi sözleşmesinin 13 numaralı maddesinde; uyuşmazlık halinde yetkili Mahkemeler'in belirlenmesi konusunda yetki anlaşması yapıldığını, işbu durumda davaya konu uyuşmazlığın para alacağının istemine dayandığından HMK'nın 10.maddesinden yapılan atıfla TBK'nın 89. maddesi ve HMK'nın 14. maddesi gereği davalılara kredi / kredi kartı kullandıran yer dava dışı ...Bankası'nın Bilecik şubesi olduğundan Bilecik Mahkemeleri ve Bilecik İcra Daireleri'nin yetkili olduğunun kabulü gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından icra takibinin yetkisiz yerde başlatıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesine yönelik usul ve yasaya aykırı kararı kabul etmediklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın istinaf dilekçesinde Bilecik İcra Daireleri'nin de yetkili olduğu ileri sürdüğünü, ancak Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vermiş olduğu yetkisizlik kararının istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğini, işbu yetkisizlik kararı kesinleştikten sonra davacı tarafın anılan iddialarının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, yetki hususunda kesinleşmiş karar varın olduğunu, İcra müdürlüğü dosyasının Bilecik İcra Müdürlüğünde açıldığını ve yetkili yerden usulüne uygun bir şekilde açılmış icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, Genel kredi sözleşmesine dayalı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı, özel dava şartı olan usulünce yapılmış takip bulunması koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, usulüne uygun icra takibi bulunup bulunmadığı ve mahkemece verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından Bilecik İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile davalılar hakkında toplam 53.520,85 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlular tarafından icra dairesinin yeksine, imzaya ve borca itiraz edildiği, yetkili icra dairesi olarak İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacı Bankanın Merkezi Beşiktaş/İstanbul, 26/02/2014 tarihli Genel Kredi sözleşmesinin ve dosya başvuru formu ve son sayfası sunulan 28/02/2014 tarihli ... karta ilişkin iki adet sözleşmenin bankanın Ümraniye şubesince akdedildiği, Yine takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla davalı yerleşim yerinin Sancaktepe/İstanbul olduğu anlaşılmaktadır.Taraflar arasında 26.02.2014 tarihinde düzenlenen Genel kredi sözleşmesinin 47. Sayfasında; "Her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, Türk Hukuku'nun uygulanacağını ve İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri ile Banka'nın Genel Müdürlüğü'nün bulunduğu yerdeki Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkili olacağını, Kanunen yetkili Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkilerinin saklı olduğunu kabul ederler." düzenlemesi bulunmaktadır. İİK'nın 50. Maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." düzenlemesi içermektedir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerince değerlendirme yapılması gerekmektedir.HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise, diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılmamaktadır. Sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Eğer usulünce yetki itirazında bulunulmamış ise veya bulunulmasına rağmen yetki itirazından vazgeçilmiş ise mahkemece kendiliğinden gözetilemez. (Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/5525 E. 2018/1101 K. Sayılı ilamı) Eldeki uyuşmazlıkta az yukarıda metni verilen yetki şartının münhasır yetki olmadığı anlaşılmaktadır. sözleşme ile belirlenen İstanbul mahkemeleri ve Banka Genel müdürülüğünün bulunduğu Beşiktaş ilçesini bağlı olduğu İstanbul icra ve mahkemelerinin aynı yer olduğu anlaşılmakla İstanbul (Çağlayan) Adliyeleri yetkilidir. Yetki şartı ile belirlenen İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yanında HMK 6 maddesi gereği genel yetkili borçluların adresi olan İstanbul Anadolu Adliyesi icra daireleri, TBK 89 ve HMK 10 maddesi ve HMK 14 maddesi gereği sözleşmeyi yapan banka şubesinin bulunduğu Ümraniye ilçesinin bağlı bulunduğu İstanbul Anadolu Adliyesi ve icra daireleri yetkilidir. Davacı alacaklı tarafından sözleşme ve HMK genel hükümlerince belirlenen yetkili icra dairlerinin dışında Bilecik İcra Dairesinde takip başlatılmıştır. Bu durumda yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip sonrası birden fazla yetkili icra dairesinin bulunması halinde seçim hakkı davalı borçludadır. Davalı borçlu halen yetkili olmaya devam eden İstanbul Anadolu Adliyesi icra dairelerinin yetkili olduğunu bildirmiştir. HMK 19/2 maddesine uygun yetkili icra dairesinin de doğru olarak bildirildiği bir yetki itirazı bulunduğu takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça uyuşmazlığa dayanak sözleşmelerin Bilecik şubesince akdedildiği bu durumda TBK 89 ve HMK 10 maddesi gereği Bilecik icra dairesinin de yetkili olduğu iddia edilmiş ise de dosyada kendilerince sunulan sözleşme sayfaları incelendiğinde sözleşmelerin ... şubesince düzenlendiği, sözleşmelerin Bilicik şubesince düzenlendiğine dair yazılı bir belgenin sunulmadığı görülmektedir.İtirazın iptali davalarında usulüne uygun ve yetkili icra dairesinde açılmış bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Eldeki uyuşmazlıkta usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılmış bir takip bulunmadığı anlaşılmakla; gerekçesi yerinde olmamakla birlikte sonucu itibarıyla doğru olan mahkemenin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,83 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,77 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024