Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/3858 E. 2017/2944 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/3858
- Karar No
- 2017/2944
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/680 KARAR NO: 2024/534 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2021 ESAS NO: 2019/652 KARAR NO: 2021/62 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 01/10/2019 KARAR TARİHİ: 24/04/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Çağrı merkezi alanında faaliyet gösteren müvekkil şirket ile davalı ile çağrı merkezi hizmet alımı kapsamında cari hesap ilişkisi içinde çalıştıklarını, müvekkil şirket, davalı şirketin müşteri ilişkileri kapsamında her türlü işlemi için çağrı merkezi faaliyeti verdiğini, cari hesap içerisinde faturalı ve muntazam kayıtlı çalışıldığını, müvekkil şirket vermiş olduğu hizmet kapsamında davalı borçluya 31.03.2019 tarih ... numaralı 17.346 TL, 30.04.2019 tarih ... numaralı 17.474,49 TL ve 22.05.2019 tarih ... numaralı 17.346 TL'lik faturalı keserek e-fatura olarak göndermiş, ancak davalı borçlu dava konusu 3 adet fatura olan toplam 52.166,49 TL'yi ödememiş, ödeme yapılmadığından, bu defa İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu itirazda bulunmuş, İİKmd.67 gereği, iş bu itirazların iptalini ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ;davalı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkinin kabul edilmediğinin anlaşıldığı, mahkememizce bilirkişi incelemesi yapıldığı, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu, faturaların ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, ancak yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere faturanın davacının defterlerine kayıtlı olmasının alacağın varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, bu nedenle davacının çağrı hizmeti verdiğine ilişkin edimini dava değeri itibariyle HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiği, davacının defterlerinde ve dosya içerisinde faturaya konu hizmetin verildiğine ilişkin belge bulunmadığı, davacının yemin deliline açıkça dayandığı. Mahkememizce 2. celse yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı vekiline yemine ilişkin beyanda bulunması aksi halde yemin hakkından vazgeçmiş sayılacağına ilişkin süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilinin mail yazışmalarını sunduğu ve gerekirse ses kayıtlarının yerinde incelenmesini talep ettiği, yemin deliline dayanılmadığı, davalı vekilinin sonradan sunulan delile muvafakatinin olmaması ve iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmakla delilin Mahkememizce değerlendirilmediği ve beyan dilekçesinde belirttiği ses kayıtlarına dava dilekçesinde dayanılmadığı ve davalı vekilinin de muvafakatinin olmaması ve iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmakla inceleme talebinin reddine karar verildiği, verilen süre içerisinde yemin deliline dayanılmadığı anlaşılmakla yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davacı tarafın faturalara konu hizmetin davalıya verildiği iddiasını ispata elverişli deliller vasıtasıyla kanıtlayamaması nedeniyle takibe konu faturalara konu hizmetin verildiği ispatlanamadığından söz konusu faturalardan kaynaklı olarak davacı tarafın davalıdan alacaklı olduğu sabit olmayıp alacağın varlığı hukuka ve usule uygun delillerle kanıtlanamadığından davalı borçlu tarafça icra takibine yönelik yapılan itirazın haklı olması nedeniyle davacı tarafça açılan itirazın iptali davasının reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;mahkemece fatura ticari defterlere kayıt edilmişse artık HMK m.222 (gerekçeli kararda sehven TTK m.222 yazılmış ise de) bakılması gerektiği ve ticari defterlere kaydedilmiş bir faturanın akdi ilişkinin varlığını da kanıtladığı, faturayı ticari defterlerine kaydeden kimsenin akdi ilişkiyi kabul etmiş sayıldığı ve bu durumun aksini yazılı delillerle ispatlaması gerektiği bizzat kararda ifade edilmiştir. Davalı şirketin tacir olduğu ve işbu hususun ticari işletmesini ilgilendirdiği göz önüne alındığında ticari defterlerinin kesin delil olarak hüküm ifade edeceği açıktır. Nitekim davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile faturaya dayalı alacağın ve hizmet ilişkisinin varlığı ortaya konulabilecekken, davalının defterleri incelenmeksizin hüküm kurulması yerinde olmamıştır. İlk derece mahkemesi tarafından davalı yanın ticari defterlerini sunmadığı belirtilmiş olmasına karşın davalının defterlerini incelemek için davalıya herhangi bir kesin süre verilmemiş ve/veya ihtarat yapılmamış ve davalı muhtemelen aleyhine delil teşkil edecek defterlerini ibrazdan imtina etmiş böylece mahkemece eksik inceleme yapılmış ve hüküm kurulmuştur. Kaldı ki, mahkemece dosya kapsamına alınana bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere uzman bir kişiden hizmet ilişkisi ile ilgili ek rapor alınmamış, tarafımızca 19.01.2021 tarihli celsede ses kayıtları üzerinde teknik inceleme yapılması talebimiz reddedilmiş, alacağın ve hizmet ilişkisinin varlığına ilişkin olarak Vergi Dairesi gibi makamlardan celp edilmesi gereken belgeler celp edilmemiş ve yalnızca bilirkişi raporunun bir paragrafında yer alan hizmet ilişkinin mevcut olmadığı iddiasına dayanarak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece bu hususa ilişkin eksik inceleme ile hüküm kurulduğu açıktır. Mahkemece, tarafımızca 22.10.2020 tarihli dilekçemiz ekinde sunulan hizmet ilişkisinin varlığını ispatlayan mail yazışmaları iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında sayılarak incelemeye konu edilmemiştir. Tarafımızca sunulan belgelerde davalı şirket yetkilileri ile yapılan yazışmalarda alacağın ve hizmet ilişkisinin varlığı açıktır. Tarafımızca sunulan belgelerin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesi usulen hatalıdır. Davacı tarafından ileri sürülen husus, dava dilekçesinde bildirdiği olayların kanıtı ise bu davanın genişletilmesi sayılmamaktadır. (kuru/arslan/yılmaz (2004), s. 367.) Dava dilekçemizde taraflar arasında hizmet ilişkisinin mevcut olduğu bildirilmiştir. Dava dilekçemizin 1. Paragrafında müvekkil şirketin davalıya çağrı hizmeti verdiği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu hususa ilişki belgelerin sunulması yasak kapsamında değerlendirilemez. Davalı şirketin davayı uzatmak, alacağın tahsilini zorlaştırmak amacıyla davayı sürüncemede bıraktığı açıktır. Dosya kapsamına sunduğumuz mail yazışmaları alacağa ve hizmet ilişkisine yönelik delildir. Mahkemece değerlendirilmemesi iddia hakkımızın ihlalidir. Bu hususlara ek olarak, Davalı şirket halihazırda konkordato sürecindedir. Müvekkil Şirket’e Konkordato Komiserliği’nden tebliğ edilen ve davalı şirketin bizzat kendi kaşesini içeren 20.10.2020 tarihli alacak kabul dilekçesinde, Davalı, Müvekkil Şirket’in alacaklı olduğunu bizzat kabul etmiştir. İlgili alacak kabul evraklarını dilekçemiz ekinde sunarız. Davalı şirket alacak kabul dilekçesinde alacağı kabul etmesi ile hizmet ilişkisinin varlığını da kabul etmiştir. Hal böyle iken gerek alacağın varlığı gerek hizmet ilişkisinin varlığı sabittir." şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf davalı ile çağrı merkezi hizmet alımı kapsamında cari hesap ilişkisi içinde çalıştıklarını, 31.03.2019 tarih ... numaralı 17.346 TL, 30.04.2019 tarih ... numaralı 17.474,49 TL ve 22.05.2019 tarih ... numaralı 17.346 TL'lik faturaların e-fatura olarak davalıya gönderildiğini, ancak 3 adet fatura bedeli olan 52.166,49 TL'nin ödenmediğini, icra takibine haksız olarak yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir. Davalı taraf icra dosyasına itiraz dilekçesinde davalıya herhangi bir borcunun olmadığını belirterek borcun tamamına, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 3 adet faturaya istinaden 52.166,49 TL asıl alacak ve 1.832,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.999,42 TL borcun ödenmesi amacıyla 29/07/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 06/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 06/08/2019 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, 07/08/2019 tarihinde borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı delil olarak faturalara, ticari defter ve kayıtlara, tanık ve yemin deliline dayanmıştır. Davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını Mahkemece belirlenen inceleme gününde sunması (sunmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunda ihtar edilerek) için tebligat yapıldığı ancak davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının ibraz edilen ticari defterlerinde dava konusu yapılan faturaların usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu, 29.07.2019 takip tarihi itibariyle takip konusu faturaların cari hesap bakiyesinden dolayı davalıdan 52.166,49 -TL alacağı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, uyuşmazlık konusu faturalara da yer alan hizmetleri davalıya verildiğinin tespit edilmesi uzmanlık alanımızın dışında olduğu, bu konuda konusunda ( Bilişim uzmanı ) uzmanı görüş alınması gerektiği, davacının dava konusu faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olup, olmadığı alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğu hususu fatura içeriğindeki hizmetin verilip, verilmediği konusunda Bilişim uzmanından görüş alınmasıyla ortaya çıkacaği" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Davalı taraf, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının hizmeti verdiğini ispatlayamadığını beyan etmiştir. Davacı taraf, bilirkişi raporundan sonra tahkikat aşamasında hizmetin verildiğini ispatlamak için taraflar arasındaki mail yazışmalarını sunmuştur. Mahkemece fatura düzenlenmesinin tek başına ispata yeterli olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının hizmet verdiğini kanıtlayan delil sunmadığı, hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığı, sonradan sunduğu delillere davalının muvafakat etmediği, bu delillerin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 E. 2017/2944 K. sayılı ilamında ticari defterlerin delil kabiliyeti "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." şeklinde açıklanmıştır. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2022 tarihli 2021/2158 E. 2022/2285 K. sayılı ilamında ifade edildiği gibi; "...uyuşmazlık konusu alacağın dönemi belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği ve bilirkişinin inceleme görev alan ve sınırlarını HMK hükümlerine göre belirlemek suretiyle davalıya ticari defterlerin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesi, davalının mahkemece usulüne uygun olarak kurulan ara karara rağmen defterlerini ibraz etmemesi halinde ise HMK'nın 220. maddesi gereğince davalı defterleri ibraz etmeme nedeni hakkında defterleri elinde olmadığı özenle aradığı halde bulamadığı ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilmesi, davalı tarafça verilen kesin sürede ibraz etmeme hakkında delilleri ile birlikte kabul edilebilir bir mazeret gösterilmemesi ve teklif edilen yeminin kabul ve icra edilmemesi halinde ise davacı defterlerini de dikkate alarak ibraz etmeme sonucuna göre usulüne uygun olarak tutulan açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtları ve diğer delilleri taktir ve değerlendirerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir..." Mahkemece defter incelenmesine yönelik oluşturulan ara kararda, uyuşmazlık konusu alacağın dönemi belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin, hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği hususlarını içermediği, defterlerin ibraz edilmemesi halinde sonuçların ihtar edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; davalı tarafa ait defterlerin incelenmesi hususunda emsal kararda da ifade edildiği şekilde ve HMK'nın 222.maddesinde yer alan hükümler de dikkate alınmak suretiyle usulüne uygun ara karar oluşturularak davalı vekiline gerekli ihtaratın ve usulüne uygun tebligatın yapılması gerekmektedir. Yaptırılacak inceleme neticesinde davalı tarafça defterler ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulduğunun, lehine delil vasfına sahip olduğunun tespiti halinde; ihtilafa konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı ise bu durumda davacının alacağını ispatladığı kabul edilmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı). 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Yukarıda belirtilen içtihatlar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; davacının düzenlendiği e-faturaların davalıya teslim edilip edilmediği bilirkişi tarafından değerlendirilmemiştir. Mahkemece ilgili döneme ilişkin tarafların BA-BS formalarının ilgili vergi dairesinden celbi gerekmektedir. Ayrıca davalının dava konusu alacağa yönelik konkordato dosyasındaki beyanları da celp edilmelidir. Öncelikle yukarıda belirtildiği gibi usulüne uygun şekilde ihtar edilerek davalı defterlerinin incelenmesi için ara karar oluşturulması gerekmektedir. Dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti halinde; faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Mahkemece bu hususta araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/652 E. 2021/62 K. Sayılı 19/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/04/2024