Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/342 E. 2024/1362 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/342
- Karar No
- 2024/1362
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/619 KARAR NO: 2025/655 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/03/2025 (Ara Karar) NUMARASI: 2024/378 Esas (Derdest) TALEP: İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; Davalı şirketin yönetim kurulunun 29/05/2024 tarih ve 2024/004 sayılı kararının batıl karar olduğunun tespiti ile 29/05/2024 tarih ve 2024/004 sayılı yönetim kurulu kararının aynı zamanda kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle de dürüstlük kurallarına aykırı karar olduğunu bu nedenle TK'nun 460/5. maddesi gereğince iptali taleplerinin bulunduğunu, TTK'nun 460/5. Maddesinde "Bu davaya 448 ilâ 451 inci maddelerin kıyas yolu ile uygulanır." şeklinde olduğunu, TTK'nun 460/5. göndermede bulunduğu ve kıyas yolu ile uygulanacağını bildirdiği maddenin TTK'nun 449. Maddesi olduğunu, HMK 'nun 369.maddesi gereğince durum ve koşulların değişmesi sebebiyle her zaman yeniden ihtiyati tedbir istenebileceğini, HMK'nun 390/3 maddesi ile ihtiyati tedbir talebi için davanın esası yönünden yaklaşık olarak haklılığını ispat etmesinin yeterli olduğunu, Ceza mahkemesince yapılan yargılama sonunda kesinleşen ceza mahkeme kararının, ceza mahkemesinde yargılanmış olan sanıkları bağlayacağını, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 223/7. Maddesinin bir kısmında , "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm ve açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." şeklinde olduğunu, kanun hükmü nedeniyle de ceza yargılamasında kesin hükümden bahsedilebilmesi için aynı fiil nedeniyle, aynı sanıklar hakkında hüküm kurulmuş olması gerektiğini, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.01.2023 tarih ve E. 2021/2528, K. 2023/182 sayılı kararı, o davada yargılanmış olan sanıklar için kesin hüküm teşkil etmekte ve ceza mahkemesinin kararı da, kararda adları yazılı olan sanıkları bağladığını, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu kesinleşen karar, müvekkilleri için kesin hüküm teşkil etmediğini ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararı ille , " iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının saklı kalmak kaydıyla" müsadereye karar verildiğini, mahkememizde açmış oldukları dava da müvekkilleri olan davacıların, davalı şirkete karşı iyi niyetli üçüncü kişiler olduklarının ispat edildiğini, iyiniyetin , 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 3. maddesiyle düzenlendiğini, TMSF vekilinin, Mahkemenizin 2023/461 Esas sayısında kayıtlı davaya vermiş olduğu 27.10.2023 tarihli 2. cevap dilekçesinin, 2. sayfasının 3 numaralı başlığında; Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 E. Ve Karar Sayılı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.01.2023 Tarih Ve 2021/2528 E. Ve 2023/182 Sayılı "düzeltilerek onanmasına" ve iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla muradiye elektrik üretim anonim şirketinin TCK'nın 54/1 maddesi uyarınca müsaderesine" ilişkin kararı davacı vekilinin müvekkillerine yönelik bir karar olmayıp" şeklindeki beyanlarının bulunduğunu, TMSF vekili, ceza mahkeme kararlarının, davacılar müvekillerine yönelik bir karar olmadığını kabul ettiğini, bu beyanında ise davacılar müvekkillerinin iyiniyetli üçüncü kişi olduklarının ikrarı olduğunu, müvekkillerinin davalı şirkete karşı iyiniyetli üçünçü kişi olduklarını gösteren başkaca delillerde olduğunu bunların, davalı şirket avukatlarının, davalı şirketin teknik iflas halinde bulunduğunu bildirdiğini ve müvekkillerinden şirket ortağı olarak ödeme yapmalarını noter aracılığı ile gönderdikleri ihtarname ile istemiş olmaları olduğunu, davalı şirkete ... tarafından atanan yöneticiler tarafından şirket ortağı olan ... A.Ş.'ne 130 adet nama yazılı pay senetlerini fiziken teslim edildiğini, ... tarafından davalı şirketin sermayesinin 50.000.000,00 TL'den, 97.100.000,00 TL'ye çıkartılması kararı üzerine ... dışındaki müvekkillerinin tamamının artırılan sermaye nedeniyle hisselerine isabet eden sermaye tutarlarını ödediklerini, davalı şirketin, müvekkillerinden ... hakkında da sermaye artışı ile ilgili olarak icra yoluna başvurduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili ... adına düzenlenmiş olan 30.11.2024 tarihli, ... nolu, e- arşiv faturası ile ; "Mal Hizmet" olarak "Faiz Geliri 11/2024" şeklinde açıklaması ile 138.976,87 TL tutarında alacak talebinde bulunulduğunu ve davalı şirket vekilinin de bu fatura ile ilgili olarak beyanında, bu fatura konusu alacağın, davalı şirketin, müvekkili ...'ya borç para verdiğini bildirdiğini, davalı şirkete kayyım atandıktan sonra müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'in davalı şirketten olan alacaklarının, 17/04/2019 tarihinde kayyımlar tarafından ödenmiş olduğunu, ödemeye dair banka dekontlarında, ödemenin sebebinin kayyımlarca, "borç geri ödemesi " şeklinde açıklanmış bulunduğunu beyan ederek davalı şirketin %100 oranındaki payının ... tarafından 09/04/2025 tarihinde satılacak olması, müvekkillerinin, davalı şirketin % 14 oranında payına sahip ve davalı şirkete karşı da iyi niyetli üçüncü kişiler olmaları, % 100 oranındaki payın 09/04/2025 günü satılması halinde mevcut durumunda meydana gelecek değişme nedeniyle, müvekkillerinin % 14 oranındaki paylarını elde etmelerinin artık tamamen imkansız hale geleceğini, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği hususlarının da nazara alınarak, müvekkillerine ait olan % 14 oranında payın, 09/04/2025 günü yapılacak olan satışının teminat karşılığında ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "İhtiyati tedbir talep edenin daha önceki sunmuş olduğu delilleri tekrarlayarak ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, değişen durum ve koşulun söz konusu olmadığı, yukarıda özetlenen istinaf ilamlarında da belirtildiği üzere yaklaşık ispat koşulununda oluşmaması göz önünde bulundurularak davacılar vekilinin tekrarlayan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili 27/03/2025 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Davada, davalı şirketin yönetim kurulunun 29/05/2024 tarih ve 2024/004 sayılı kararının batıl karar olduğunun tespiti ile birlikte 29/05/2024 tarih ve 2024/004 sayılı yönetim kurulu kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle de dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, TTK'nun 460/5. maddesi gereğince iptali de talep edildiğini, TTK'nun 460/5. maddesi, yönetim kurulu kararının iptali davasında, TTK'nun 448 ilâ 451 inci maddelerinin kıyas yolu ile uygulanacağını bildirmiş, TTK'nın 460/5. maddesinin göndermede bulunduğu ve kıyas yolu ile uygulanacağını bildirdiği maddelerden, TTK'nun 449. maddesinde; " Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. " şeklinde hüküm bulunduğunu, işbu davada, TTK'nun 460/5 maddesi gereğince yönetim kurulu kararının iptali de talep edilmiş olduğundan, TTK'nun 449. maddesine yapılmış olan gönderme nedeniyle, dava konusu yönetim kurulu kararının yürütmesinin geri bırakılması konusunda da bir karar verilmesi gerektiğini, HMK'nun 396. maddesindeki düzenlemeye göre durum ve koşulların değişmesi halinde her zaman ve yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkün olduğunu, mahkemesinin, "değişen durum ve koşulun söz konusu olmadığı" şeklikteki gerekçesinin hatalı olduğunu, TMSF Başkanlığı tarafından, davalı şirketin %100 oranındaki payının 09/04/2025 tarihinde satışı yapılacağını, bir önceki satışta davalı şirketin %100 payının muhammen bedeli 2.100.000.000-TL iken, bu satışta davalı şirketin %100 oranındaki payının muhammen bedeli 1.800.000,000 TL düşürülmüş her şeyin bedeli artarken ve ülkemizin en çok ihtiyacını duyduğu enerji de, elektrik enerjisi olmasına rağmen HES Tesisi olması nedeniyle suya dayalı olarak elektrik enerjisi üreten ve üretmiş olduğu elektrik enerjisini de Amerikan Doları cinsinden bedel ile bir Devlet kuruluşu olan ... Genel Müdürlüğüne satan bir hidro elektrik santraline sahip olan davalı şirketin paylarının TMSF Başkanlığı tarafından sırf satışı gerçekleştirebilmek maksadıyla dürüstlük kurallarına aykırı olarak muhammen bedeli tam 300.000.000 TL (Üçyüzmilyon Türk Lirası) birden düşürüldükten sonra hidro elektrik santraline sahip olan davalı şirketin payının tamamının satışa çıkartılmış olması, durumun ve koşulların değişmiş olduğunu açıkça göstermekte olup değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman ve yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceğine göre TMSF Başkanlığınca, Resmi Gazetede yayımlanmış olan ve muhammen bedel düşürülerek yapılmış olan satış ilanını ibraz ile 09/04/2025 tarihinde yapılacak olan satışta, %14 oranındaki davacıların paylarının satışını ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesini talep etmeye davacıların haklarının bulunduğunu, HMK'nun 390/3. maddesi ihtiyati tedbir talebi için davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin yeter olduğunun bildirildiğini, sunulan deliller davanın esası yönünden davacıların kendilerinin haklılığını yaklaşık olarak değil, gerçek olarak ispat etmiş durumda olduğunu, somut olayda HMK'nun 390/3 maddesinde yazılı olan yaklaşık haklılık durumu da aşılmak suretiyle gerçek haklılığın ispat edildiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve müvekkillerine ait olan davalı şirketin % 14 oranında payının satışının teminat karşılığında ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine, TTK'nun 449. maddesi gereğince yönetim kurulu kararının yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Talep, yönetim kurulu kararının butlanı istemli davada şirketin %14'e tekabül eden hisselerinin satışının önlenmesi ve yönetim kurulu kararının yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep edilen ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Ceza mahkemesince yapılan yargılama sonunda kesinleşen mahkeme kararı ile, iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla ... A.Ş.'nin TCK'nın 54/1. Maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi üzerine, davalı şirket yönetim kurulunun 29/05/2024 tarih ve 2024/004 sayılı kararı ile "geçici ilmühaber çıkarılması" hakkındaki karar ile çıkartılan geçici ilmühaberlerin geçersiz olduğundan iptali ile şirketin yeni pay sahipliği yapısına uygun olmak üzere 97.100.000,00 TL nominal değere sahip 3.884.000 adet şirket hissesini temsil etmek üzere " TC Hazine ve Maliye Bakanlığı adına payların tamamını temsil edecek şekilde çıkartılmasına" karar verilmiştir. İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, yönetim kurulu kararının batıl olduğu iddiasıyla açılan davada davalı şirketin %100 oranındaki payının ... tarafından 09/04/2025 tarihinde satılacak olması, müvekkillerimin, davalı şirketin %14 oranında payına sahip ve davalı şirkete karşı da iyi niyetli üçüncü kişiler olmaları, %100 oranındaki payın 09/04/2025 günü satılması halinde mevcut durumunda meydana gelecek değişme nedeniyle, müvekkillerim % 14 oranındaki paylarını elde etmeleri artık tamamen imkansız hale geleceğinden, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği hususlarının nazara alınarak, müvekkillerime ait olan % 14 oranında payın, 09/04/2025 günü yapılacak olan satışının teminat karşılığında ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine; TTK'nun 460/5. göndermede bulunduğu ve kıyas yolu ile uygulanacağını bildirdiği madde olan TTK'nun 449. maddesi gereğince işbu davanın konusu olan davalı şirket yönetim kurulunun 29/05/2024 tarih ve 2024/004 sayılı kararının yürütmesinin geri bırakılmasına, karar verilmesi talep edilmiştir. Davacılar vekilince, daha önce aynı dosyada talep edilen ihtiyati tedbir ilk derece mahkemesinin 01/07/2024 tarihli ara kararı ile reddedilmiş ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Dairemizin 26/09/2024 Tarih ve 2024/1230 E. - 2024/1362 K. sayılı kararı ile değerlendirilmiştir. Böylelikle önceki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar kesinleşmiştir. Daha sonra ilk derece mahkemesinden tekrar talep edilen ihtiyati tedbir 18/11/2014 tarihli ara karar ile reddedilmiş ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Dairemizin 14/01/2025 Tarih ve 2024/1861 E. - 2024/1984 K. sayılı kararı ile değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu aşamada kesinleşen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara karardan önceki durum ve koşullar hakkında yeniden değerlendirme yaparak ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığı tekrar istinafa konu edilmesi mümkün değildir. Davalı şirkete ... tarafından atanan yöneticiler tarafından şirket ortağı olan ... A.Ş.'ne 130 adet nama yazılı pay senetlerini fiziken teslim edilmiş olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı tarafın talep dilekçesi ekinde sunduğu satış ilanında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF veya Fon), Hazine mülkiyetinde bulunan %100 oranındaki ... Anonim Şirketi (... Elektrik) paylarını satışa sunduğu ifade edilmiştir. İncelemeye konu istemde öne sunulan diğer hususlar daha önce dava dosyasına sunulmuş hususlara ilişkin olup, Mahkemenin kanaatini değiştirmeye elverişli yeni bir delil veya başka bir hukuki sebep niteliğinde değildir. Dosyanın bulunduğu aşama ve geçirdiği safahat nazara alındığında ilk derece mahkemesince şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025