Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1992 E. 2016/3088 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1992
- Karar No
- 2016/3088
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/674 KARAR NO : 2025/2296 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI: 2023/510 E - 2024/964 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalının 15/11/2021 tarihli ve ... sayılı faturaya dayalı (fatura içeriğindeki "Geçmişe Dönük Düzeltme Kalemi" adı altında KDV dahil belirtilen tutar) olarak müvekkilinden haksız yere para tahsil ettiğini, müvekkilinin söz konusu bedeli ihtirazı kayıtla ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinden haksız yere yapılan söz konusu tahsilatın dayanağının 21/10/2021 tarihli ve 10509-16 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (...) kararı olduğunu, bahsi geçen ... kararının hukuka aykırı olması sebebiyle öncelikle ... aleyhine Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın yargılaması sonunda söz konusu kararın hukuka aykırı olduğuna ve kararın iptaline karar verildiğini, iptal kararı bağlamında davacının müvekkilinden yaptığı tahsilatın hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmasıyla birlikte haksız tahsilatın işlemiş faiziyle (en yüksek banka mevduat faizi) birlikte iadesi için davalı şirket aleyhine İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, ancak ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonra davalı borçlunun herhangi bir gerekçe göstermeden takibi ve borca itiraz ettiğini, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yukarıda esas numarası belirtilen icra takibi başlatılmışsa da icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine takipten sonra davalı herhangi bir gerekçe göstermeksizin itiraz ettiğini, takibin durdurulması sonrasında bir kısım ödeme yapıldığının davalı şirket mailiyle tespit edildiğini, davalı şirketin böylece temel borç ilişkisini de açıkça kabul ve ikrar etmiş olduğunu, temel borç ilişkisinin varlığının açıkça ikrar edilmiş ve icra takibinin başlatılmasına neden olunmuş olmasına rağmen, davalı borçlu şirketin takibe haksız yere itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vermiş olduğunu, her ne kadar takip sonrasında davalı tarafından müvekkiline kısmi ödemelerde bulunulmuş ise de, ana para alacağının bir kısmı ile takip sonrası işlemiş olan faiz, icra masrafları, avukatlık ücreti ve fer'ilerinin ödenmediğini, dolayısıyla kısmi olarak yapılan ödemenin TBK'nun 100.maddesi uyarınca öncelikle takip masraflarına mahsup edilmesi sonucunda davalı borçlunun icra dosyasına halen borçlu bulunduğunu, davalının yasal süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin haksız yere durmuş olması nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, davalının faiz oranına itirazının yersiz olduğunu, zira her iki tarafın da tacir olması nedeniyle en yüksek banka mevduat faizi isteyebileceğini, idari yargı kararlarının geçmişe dönük sonuç doğurmakta olup, söz konusu kararlar sonrasında iptal edilen idari işlemlerin hukuk düzeninde hiç doğmamış gibi sonuç ve etki doğuracağını, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olay bağlamında davalı şirketin müvekkilden yaptığı tahsilatın da, tahsilatın yapıldığı tarih itibarıyla kendiliğinden ve herhangi bir mahkemeden karar alınmasına gerek olmaksızın hukuka aykırı hale geleceğini; davacı tarafından yapılan tahsilatın dayanağı olan ... kararı iptal edilmesi üzerine davacının haksız yere tahsil ettiği tutarın işlemiş faiziyle birlikte davacıya geri ödemesi gerektiği halde, davalının bu borcunu ifa etmediğinden müvekkilinin davalı aleyhinde icra takibine başvurmak zorunda kaldığını, ancak davalının bununla kalmayıp, haksız yere kötü niyetli olarak borca ve takibe itiraz etmiş olmasından dolayı davalının %20 oranında icra inkar tazminatına da mahkum edilmesini talep etmek zorunda kaldıklarını, açıklanan nedenlerden dolayı, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (...) tarafından davacı hakkında 21.10.2021 tarihli 10509-15 ve 10509-16 sayılı kararların tesis edildiğini, söz konusu kararlar sonrasında elektrik piyasası işletmecisi olan müvekkili ... tarafından davacıdan tahsil edilmesi gereken bedellerin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanan faiz de dahil olmak kaydı ile hesaplandığını, 626.480,21 TL + KDV’lik tutarın Ekim 2021 tarihli uzlaştırmasında davacı ...Elektrik Üretim A.Ş.ye borç olarak yansıtılmış ve davacıya düzenlenen 15.11.2021 tarihli faturada "Geçmişe Dönük Düzeltme Geliri" kalemi olarak yer aldığını, söz konusu fatura bedelinin davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden ödendiğini, bu ödemeden sonra davacı tarafından müvekkil ... aleyhine 21.11.2022 tarihinde İstanbul 7.icra Müdürlüğünün 2022/29697 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkili tarafından açılan takibe haklı olarak itiraz edildiğini, 19.12.2023 tarihinde ...'nın müvekkili ...'a yazdığı 19.12.2023 tarihli yazıda "Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyası ile ... aleyhine açılan davada söz konusu mahkemenin 31.10.2022 tarih ve 2022/2111 Karar sayılı kararı ile “21.10.2021 tarih ve 10509-16 sayılı işlemin iptaline, 21.10.2021 tarih ve 10509-15 sayılı işlem yönünden ise davanın reddine” karar verildiğinin belirtilerek mahkeme kararının uygulanmasının istenildiğini, ancak söz konusu davada müvekkili ...'ın taraf olmayıp açılan davadan hiçbir şekilde bilgi sahibi de olmadığını, ...'nın 19.02.2023 tarihli yazısı sonrasında müvekkili ...'ın da gecikmeksizin ilk uzlaştırma dönemi olan Şubat 2023 uzlaştırmasında 626.480,81 TL+ KDV miktarındaki tutarı davacıya alacak olarak yansıttığını, 15.03.2023 tarihinde davacının "GDDK" kalemi altında 626.480,81 TL'yi müvekkili ... adına düzenlemiş olduğu faturaya yansıttığını; müvekkili ...'nin davacının düzenlendiği 15/03/2023 tarihli fatura bedelini faturanın tebliğ edildiği tarihten itibaren süresi olan 24/03/2023 tarihinde ... Bankası A.Ş. üzerinden ödemiş olduğunu; müvekkili ...'ın 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 11.maddesi uyarınca kurulduğunu, müvekkilinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (...) aldığı "piyasa işletim" lisansı kapsamında ülkemizin elektrik piyasasını işletmekte olup, ...'ın elektrik piyasasında üretilen elektriği alıp satmamakta olup, müvekkilinin elektriği üreten, satan ve alan katılımcıları buluşturan bir platformu işletmekte olduğunu, ...'ın satıcı ve alıcılar arasında "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" hükümleri uyarınca aracı konumunda olduğunu, borçlu durumda olan piyasa katılımcılarından tahsil ettiği tutarları alacaklı durumunda olan piyasa katılımcılarına ödemekte olduğunu, müvekkili ...'ın davacıdan yaptığı tahsil işleminin "piyasa işletmecisi" sıfatı ile tek yanlı ve kamu gücünü kullanarak tesis ettiğini, müvekkilinin bu hizmetinin "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile ... kararlarının uygulanması kapsamında kendisine verilmiş bir görev olduğunu,; davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olup, asliye ticaret mahkemesinin ödeme fatura tutarlarının istirdadı amacıyla açılan davada görevli olmadığından, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle, usulden reddini talep ettiklerini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2022/91 Esas, 2022/557 Karar sayılı kararın gerekçesinde ... Kurul Kararının icra edilmesi kapsamında elektrik piyasası mevzuatı hükümlerine göre müvekkili ...'ın düzenlendiği fatura işlemleri hakkında adli yargıda açılan menfi tespit davasının usulden reddedildiğini, davalının söz konusu kararın bir kısmını dilekçesinde alıntı yaparak görev itirazını tekrarladığını, konu ile ilgili emsal nitelikte İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2022/2061 Esas sayılı dosyasından verilen ara karardan dilekçesine alıntı yaparak davanın idare mahkemesinde görülmesini iddia etmiş olduğu, müvekkili tarafından davacı adına düzenlenen 15/11/2021 tarihli faturalandırma işleminin idari yargı denetimine tabi idari bir işlem olduğunu, Danıştay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, hukuken ... her ne kadar "Anonim Şirket" şirket olsa da yürüttüğü elektrik piyasası işletmeciliği kapsamındaki işlemlerinin "kamusal faaliyet" niteliğinde olduğunu, müvekkili ...'ın tesis ettiği işlemlerin düzenleyici düzenleyici idari kurum olan ...’nın Kurul kararları ile "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin" icra edilmesi ile Elektrik Piyasası mevzuatındaki emredici hükümlerin uygulanması sonucunda tesis edildiğini, Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2016/1992 E.-2016/3088 K. Sayılı kararından dilekçesine alıntı yaparak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini tekrar ettiği, davacının alacak takibinin dayanağı olan Ankara 2. İdare Mahkemesi 2021/2641 Esas, 2022/2111 Karar sayılı kararını gösterdiğini ancak, söz konusu kararın kesinleşmediğini, karar sonucunun işbu dava sonucunu etkilemesi söz konusu olduğundan işbu dava sonucunun bu dava yönünden bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini; davanın esasına yönelik olarak da, davacı adına düzenlenen 15/11/2021 tarihli faturanın hukuka uygun olup, faturanın dayanağının ...' nın 21/10/2021 tarihli 10509-16 sayılı Kurul kararı olduğunu, karar örneğini ekte sunduklarını, ...'nın 21/10/2021 tarihli Kurul kararında davacının 2018 ve 2019 yıllarında lisansında kayıtlı ve geçici kabulü yapılmış kurulu güç ile saatlik olarak gerçekleştirilebilecek azami üretim miktarının aşılarak mevzuata aykırı şekilde fazladan gelir elde ettiğinin tespit edildiğini, aynı kurul kararında lisans sahibi tüzel kişinin ilgili dönemlerde lisansına derç edilmiş ve geçici kabulü tamamlanarak ticari işletmeye alınmış kurulu güç ile saatlik olarak gerçekleştirebileceği azami üretim miktarının üzerindeki uzlaştırmaya esas veriş miktarlarına istinaden hesaplanan YEK toplam bedelinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte ... tarafından tahsil edilmesine karar verildiğini, müvekkili ... ve piyasa katılımcısı olan davacının söz konusu Kurul kararını uygulamakla yükümlü olduğunu, müvekkili ... tarafından davacıdan tahsil edilmesi gereken bedellerin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanan faizi de dahil olmak kaydı ile "Geçmişe Dönük Düzeltme Geliri" kalemi altında KDV hariç toplamda 626.480,21 TL olarak 15.11.2021 tarihli faturada yer aldığını, söz konusu fatura bedelinin davacı tarafından 23/11/2021 tarihinde ödendiğini; ...'nın müvekkili ...'a hitaben yazmış olduğu 19/02/2023 tarihli yazıda "Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyası ile ... aleyhine açılan davada mahkemenin 31.10.2022 tarih ve 2022/2111 Karar sayılı kararı ile “21.10.2021 tarih ve 10509-16 sayılı işlemin iptaline, 21.10.2021 tarih ve 10509-15 sayılı işlem yönünden ise davanın reddine” karar verildiğinin belirtilerek, mahkeme kararının uygulanmasının istendiğini, Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyasında müvekkili ...'ın davanın tarafı olmadığını, mahkeme kararı ile müvekkili ...'ın yerine getirmiş olduğu bir işleminin iptal edilmediğini, ...'ın söz konusu dava ve mahkeme kararından hiçbir şekilde bilgi sahibi olmadığını, o nedenle, müvekkili ...'ın ...'nın yazılı bildiriminden önce hiçbir sorumluluğunun olamayacağını, ...'nın 19/02/2023 tarihli yazısı sonrasında müvekkil ...'ın gecikmeksizin ilk uzlaştırma dönemi olan Şubat 2023 uzlaştırmasında (Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümleri uyarınca faturaların birer aylık aylık uzlaştırma dönemlerinin sonunda düzenlendiğini belirterek) 626.480,81 TL+ KDV 'lik tutarı davacıya alacak olarak yansıtmış olduğunu, davacının "GDDK" kalemi altında 626.480,81 TL+KDV''yi 15/03/2023 tarihli ...'a gönderdiği faturada düzenlediğini, müvekkili tarafından davacının 15/03/2023 tarihli faturasının tebliğ tarihinden itibaren süresi içerisinde 24/03/2023 tarihinde ... Bankası A.Ş. üzerinden eksiksiz bir şekilde ödediğini, müvekkilinin bu nedenle, davacıya asıl alacak, faiz vesair başkaca hiç bir borcu bulunmadığını, elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma yönetmeliği uyarınca piyasa işletmecisi olan müvekkilinin bir piyasa katılımcısına ödeme yapabilmesi için mutlaka piyasa katılımcısının fatura düzenlemiş ve ...' a göndermiş olması gerektiğini, davacının ise, 626.480,81 TL + KDV'yi içeren faturasını icra takibinden sonra 15/03/2023 tarihinde düzenlediğini, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Faturalama" başlıklı 132/C maddesine göre ödeme yapılacak piyasa katılımcılarının öncelikle fatura düzenleyip bunu piyasa işletmecisi müvekkil ...'a göndermeleri gerektiğini, yönetmeliğin "Faturalama" başlıklı 132/C maddesinde "(4) Ödeme yapılacak piyasa katılımcıları, nihai uzlaştırma bildiriminin PYS aracılığı ile ilgili piyasa katılımcılarına duyurulduğu günden itibaren yedi gün içinde, geçerli nihai uzlaştırma bildiriminde yer alan tutarlara göre; gün öncesi “piyasası”, gün içi piyasası, dengeleme güç piyasası faaliyetleri ve dengesizliklerin uzlaştırılmasına ilişkin düzenlenen faturayı Piyasa İşletmecisine gönderir." denildiğini, takip tarihi itibariyle davacının düzenlemiş olduğu bir fatura olmadığını, davacının 626.480,00 TL + KDV'ye ait faturayı 15/03/2023 tarihinde düzenlemiş olduğunu; Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin "Ödemeler ve Tahsilat" başlıklı 132/Ç maddesinin 9 uncu fıkrasına göre, piyasa işletmecisi piyasa katılımcılarının düzenlediği faturayı en geç fatura tebliğ tarihini takip eden yedinci iş günü içerisinde ödemesi gerektiğini, müvekkilinin de davacının düzenlemiş olduğu faturayı 24/03/2023 tarihinde ödediğini, yönetmeliğin "Ödemeler ve Tahsilat" başlıklı 132/Ç maddesinde "(9) Piyasa katılımcıları tarafından Piyasa İşletmecisine iletilen faturaların bedelleri, gün öncesi piyasası ve gün içi piyasası faaliyetlerine ilişkin avans ödemeleri ve aynı piyasa katılımcısının fatura borçlusu olması durumunda borç tutarı toplamı fatura bedelinden düşülmek kaydı ile Piyasa İşletmecisi tarafından alacaklı piyasa katılımcılarına yapılacak ödemeler, en geç fatura tebliğ tarihini takip eden yedinci işgünü içerisinde, ilgili fatura dönemi için piyasa katılımcılarından tahsil edilen tüm tutarların net alacak tutarlarına oranına göre, Piyasa İşletmecisi tarafından işletilen piyasalara ilişkin olarak piyasa katılımcısının süresinde ödenmemiş borçları düşülerek Piyasa İşletmecisinin merkezi uzlaştırma kuruluşundaki hesabından, aracı bankalar kullanılarak ödenir." denildiğini; icra takibinde talep edilen faiz türünün de hukuka aykırı olduğunu, ...'nın 21/10/2021 tarihli Kurul kararında davacının ödemesi gereken tutarın hesabının 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'a göre yapılmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin ekte sundukları hesaplama tablosundan da anlaşılacağı üzere davacının borcunu hesaplarken yasal faiz üzerinden hesapladığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ödemiş olduğu bedele dair talebini ancak yasal faiz oranına göre talep edebileceğini, müvekkili ile davacı arasında kamu bankalarınca mevduata uygulanan faize hususunda herhangi bir anlaşma bulunmamakta olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı davacının "kamu bankalarınca mevduata uygulanan faiz talebi"nin hukuka aykırı olduğunu; bununla birlikte davalı müvekkilinin borcu ödemede temerrüde düşürülmeden takipte işlemiş faiz talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, TBK'nun 117.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede iyi niyetli olunan hallerde temerrüt için bildiriminin zorunlu olduğunu, davacının icra takibinde 25/01/2021 tarihinden itibaren alacağa faiz işleterek işlemiş faiz kalemi adı altında 270.205,73 TL miktarında temerrüt faizi talep etmiş olduğunu, halbuki, söz konusu tarihte davacının müvekkiline ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyasının da tarafı olmadığını, söz konusu mahkeme kararı ile müvekkilinin davacı aleyhinde yapmış olduğu herhangi bir işleminin de iptal olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyasından verilen iptal kararı sonrasında müvekkilin davacıdan yapmış olduğu tahsilatın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapmış olduğu tahsil işleminde hiçbir kusuru ve kötü niyetinin bulunmadığını, TBK 117.maddesindeki "Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." hükmü uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmeden borçludan faiz talep edilemeyeceğini, icra takibinden önce davacının müvekkiline yönelik geçerli bir bildiriminin de bulunmadığını, bundan dolayı, icra takibinde "işletilmiş faiz alacağı" adı altında davalı müvekkilinden talep edilen 270.205,73 TL miktarında faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu; faizi kabul anlamına gelmemek kaydıyla birlikte işletilmiş faiz alacağının başlangıç tarihinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının takipte işletilmiş faiz alacağı olarak talep ettiği 270.205,73 TL'nin 25/01/2021 tarihinden itibaren işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının asıl alacak olarak talep talep etmiş olduğu 626.480,81 TL+ KDV''sini müvekkil şirkete 23/11/2021 tarihinde ödediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ancak, ödeme tarihinden sonraki döneme ait faiz talebinde bulunabileceğine, paranın müvekkilinin uhdesinde olmayan bir tarihten itibaren müvekkilinden faiz talep edilemeyeceğini, bununla birlikte müvekkilin düzenlemiş olduğu 15/11/2021 tarihli faturanın hukuka uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, söz konusu fatura hakkında herhangi mahkemenin iptal kararı bulunmadığını, ...'nın davacıya yapılması gereken ödemeyi davalı müvekkiline 19/02/2023 tarihli yazı ile bildirildiğini, davacının da müvekkili adına 15/03/2023 tarihinde fatura düzenlediğini, bundan dolayı da asıl alacağa 25/01/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin ve işletilmiş faizden müvekkili ...'ın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını; davacının talep ettiği icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, açıklandığı üzere, müvekkili ...'ın "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile ... kararlarına uygun hareket ettiğini, Ankara 2.İdare Mahkemesi kararının ... tarafından müvekkiline bildirilmesinden sonra ödenmesi gereken paranın geciktirilmeksizin ödendiğini, müvekkilinin 15/03/2023 tarihli fatura bedelini davacıya eksiksiz ödediğini, davacının kötü niyet iddiasını da ispat edememiş olması nedeniyle, icra inkar tazminatı talebinin de reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerden dolayı, davanın öncelikle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile davanın ve ayrıca esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün 2022/29697 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça davalı hakkında 739.234,82 TL asıl alacak, 270.205,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.009.440,55 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır.Mahkeme,"Somut olayda davalının kötü niyetli olmadığının anlaşıldığı, takip tarihinde önce temerrüde düşürülmediği, ancak takip tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürede işleyecek faizden sorumlu olduğu, asıl alacaktan bu dönemdeki işlemiş faiz ve masrafların düşülmesi gerektiği anlaşılmakla dosya önceki heyete yeniden tevdi edilerek talimatlar doğrultusunda rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 739.234,82 TL asıl alacağın takip tarihi olan 21/11/2022 ila 739.259,56 TL'nin davalı tarafından davacıya ödendiği tarih olan 24/03/2023 tarihi arasındaki süreye ait faizinin yıllık %9,00 yasal faiz oranı üzerinden hesaplanarak ve 24/03/2023 tarihinde yapılan 739.259,56 TL miktarındaki kısmi ödemenin TBK'nun 100.maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları, icra masraflarından sayılan icra vekalet ücreti ile icra tahsil harcından mahsubu suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davalı borçlunun bakiye dosya borcu 24/03/2023 tarihi itibariyle 231.903,03 TL olarak belirlenmiştir. Davalının takip tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce davacıya yaptığı 739.259,56 TL'den faiz ve feriler düşüldükten sonra kalan 231.903,03 Tl Kısım bakımından itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.6098 Sayılı TBK 117 maddesi gereği, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşecek olup, temerrüt; ihtar, dava açılması, takip başlatılması vs. suretiyle gerçekleşir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için, sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren başlayacaktır. Somut olaydan davacının takip tarihinden evvel davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, bu haliyle davalının takip tarihi ile temerrüde düştüğü ve davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, reddi gerektiği" gerekçesi ile;"1-Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2022/29697 sayılı dosyasındaki icra takibine vaki itirazın kısmen iptaline, takibin 231.903,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar vermiştir.Kararı davacı vekili ile davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ve inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş olup, "kısmen red" ve inkar tazminatının reddi yönünde verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan, istinaf yoluna başvurmak gerektiği,.dava dilekçesinde belirtildiği üzere, 21/10/2021 tarihli ve 10509-16 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (...) kararının Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı davası ile iptal edildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay 13. Daire Esas No:2023/1465, Karar No:2023/3699 sayılı ilamı ile temyiz başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, iptal kararı bağlamında, davacının müvekkilinden yaptığı tahsilatın hukuka aykırı olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte haksız tahsilatın işlemiş faiziyle (en yüksek banka mevduat faizi) birlikte iadesi için davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, idari yargı kararları geçmişe dönük sonuç doğurmakta olup söz konusu kararlar sonrasında iptal edilen idari işlemler hukuk aleminde hiç doğmamış gibi sonuç ve etki doğurduğunu, uyuşmazlık konusu olay bağlamında davalı şirketin müvekkilinden yaptığı tahsilatın da, tahsilatın yapıldığı tarih itibarıyla kendiliğinden ve herhangi bir mahkeme kararı dahi alınmasına lüzum olmaksızın hukuka aykırı hale geldiğini,davalı her ne kadar mahkeme kararından haberdar olmadığını ileri sürmüş ise de, mahkeme kararı ... tarafından davalıya 19/02/2023 tarihinde bildirilmiş ve mahkeme kararının uygulanmasını istemiş (davalı cevap dilekçesinde bu durumu belirtmektedir); ayrıca icra takibinde dayanak belge olarak mahkeme kararı dahi sunulmuş ve ödeme emri ile birlikte davalıya tebliğ edilmiş ve dolayısıyla davalının mahkeme kararından haberdar olduğunu,davacı tarafından yapılan tahsilatın dayanağı olan ... kararı iptal edilmesi üzerine davacının, haksız yere tahsil ettiği tutarı işlemiş faiziyle birlikte davacıya geri ödemesi gerektiği halde, bunu yapmadığı gibi davacı tarafından icra takibi başlatılmasına sebep olduğunu,davalı bununla da yetinmemiş, yapılan takibe haksız yere kötü niyetle itiraz etmiş olması dolayısıyla % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini,04/11/2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde talep ettiği hesaplamalar yapılmadan karar verildiğini, iptal kararı bağlamında, davalı/borçlunun müvekkilinden yaptığı tahsilatın hukuka aykırı olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte haksız tahsilatın işlemiş faiziyle (en yüksek banka mevduat faizi) birlikte iadesi için davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını,bilirkişi kurulunca ihtilaf konusu olayda yıllık % 9 yasal faiz uygulanacağını kabul ederek hesaplamalar yapmış, talepleri uyarınca en yüksek banka mevduat oranı yönünden bir hesaplama yapılmadığından hesaplamaya itiraz edildiğini,tarafların her ikisinin de tacir olması nedeniyle uygulanacak faiz oranının en yüksek banka mevduat faizi olması gerektiğini, bilirkişi heyetinin hem yasal faiz, hem de en yüksek banka mevduat faizine göre terditli hesaplama yapması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiş,davalı istinaflarının da reddini istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; uyuşmazlığın temelinin dava dışı ...'nın almış olduğu 20/10/2021 tarih 10509-16 sayılı karar olduğu,...'nın bu kararı sonrasında davalı/müvekkili ..., davacıdan 23/11/2021 tarihinde 905.287,46 TL tahsilat yaptığını, davacı ...'nın kararına karşı açtığı davada (müvekkilinin tarafı olmadığı, bilgisi olmadığı) sonrasında (karar kesinleşmeden) idari süreçleri beklemeden doğrudan müvekkili/davalı ...'a haksız ve hukuka aykırı icra takibi başlattığını, dava dışı ... kararının iptal edilmiş olması sebebiyle, davalı/müvekkili ...'In, söz konusu idari işlemden kaynaklanan faiz ve zararı ödeme yükümlülüğü olmadığını, müvekkili ...'tan tarafı olmadığı, davacı ile dava dışı ... arasındaki mahkeme sürecini takip etmesi ve o mahkeme kararını uygulamasının hukuken beklenemeyeceğini, davacıdan yapılan tahsilatın ...'nın Kurul Kararı ile olduğu,davacıya yapılacak geri ödeme de yine ancak ...'nın Kurul kararı ile olmak zorunda olduğunu,çünkü müvekkili ...'ın davacıya ödeme yapması gerektiğine dair hiçbir mahkeme kararı bulunmadığını, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin E.2021/2641 sayılı davasında müvekkili ...'ın taraf olmadığını, ...'ın bir işleminin iptal edilmediğini,Organize Elektrik Piyasasında Aracı Kuruluş olan ..., düzenleyici Kurum olan ...'nın talimatlarını, Kurul kararlarını uygulamakla yükümlü olduğunu, (Elektrik Piyasası Kanunu, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği) ... 21.10.2021 tarihli kararı tesis etmiş ve uygulanması için ...'a bildirdiği, ...'da idari karara uymakla yükümlü olduğundan kararı uyguladığını,daha sonra ... yeni bir karar tesis ederek uygulanması (davacıya geri ödeme yapılması)için ...'a bildirmiş ve ... gecikmeksizin piyasa kurgusu kapsamında ilk uzlaştırma döneminde davacıya 24/03/2023 tarihinde 739.259,56 TL ödediğini, davacının bu süreci beklemeden doğrudan ...'a icra takibi açmasının hukuka aykırı olduğunu,. haksız açılan icra takibi nedeniyle müvekkilinin icra masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını,bu hususun bilirkişi raporunda da kabul edildiğini, bu husustaki itirazları kabul görmemiş olup İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının bu kısmının hukuka aykırı olduğunu,bildirdikleri emsal mahkeme kararının dikkate alınmadığını, 11/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun 10.sayfasında 8 ve 9.maddelerde davalının haklı bulunduğunun belirtildiğini,yine raporun gerekçeli sonuç kısmının 1.maddesinde de, müvekkili şirketin her husus yönünden itirazında haklı olduğu yönünde görüş bildirildiğini,mahkeme gerekçeli kararında, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını tespit etmiş, takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediğini tespit etmiş ve fakat hatalı, hem bilirkişi raporuna hem de emsal nitelikteki mahkeme kararlarının aksi yönünde, asıl alacaktan bu dönemdeki işlemiş faiz ve masrafları (icra takibi masraf ve vekalet ücretlerini) düşülmesi gerektiğine karar verdiğini, müvekkilinin tüm itirazında haklı kabul edilip, davacıya zaten ödeme yapmış olması sebebiyle, haksız ve yersiz açılan icra takibine ilişkin hiçbir masraf ödememesi gerektiğini,kararın bu kısmı yönünden istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılması ve davanın tamamının reddine karar verilmesini talep ettiklerini,sonuç olarak; davacı ile dava dışı ... arasındaki yargı süreci tamamlandıktan sonra, ...'nın 19.02.2023 tarihli yazısı müvekkili ...'a ulaşmış ve sonrasında müvekkili ... gecikmeksizin ilk uzlaştırma dönemi olan Şubat 2023 uzlaştırmasında (Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümleri uyarınca faturalar 1 er aylık uzlaştırma dönemlerinin sonunda düzenlenmektedir.) 626.480,81 TL+ KDV 'lik tutarı davacıya alacak olarak yansıttığını, davacının "GDDK" kalemi altında 626.480,81 TL+KDV''yi 15.03.2023 tarihli ...'a gönderdiği faturada düzenlediğini,davalı/müvekkili tarafından davacının 15.03.2023 tarihli faturası tebliğ tarihinden itibaren de süresi içerisinde 24.03.2023 tarihinde ... Bankası A.Ş. üzerinden eksiksiz bir şekilde ödendiğini,24/03/2023 tarihinde davacıya yapılan 739.259,56 TL ödeme ile müvekkili ...'ın sorumluluğunu yerine getirdiğini, icra masrafları, faiz ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,davacıdan haksız alındığı ileri sürülen bedelin iadesi sonrası faiz tutarının tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün 2022/29697 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça davalı hakkında 739.234,82 TL asıl alacak, 270.205,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.009.440,55 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (...) tarafından davacı hakkında 21.10.2021 tarihli 10509-15 ve 10509-16 sayılı kararların tesis edildiğini, söz konusu karar gereği ... tarafından davacıdan tahsil edilmesi gereken bedellerin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca hesaplanan faizi de dahil olmak kaydı ile "Geçmişe Dönük Düzeltme Geliri" kalemi altında KDV hariç toplamda 626.480,21 TL olarak 15.11.2021 tarihli faturada belirtildiği gibi,ayrıca söz konusu fatura bedelinin davacı tarafından 23/11/2021 tarihinde ödenmesi sonrasında bu kez "Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyası ile ... aleyhine açılan davada mahkemenin 31.10.2022 tarih ve 2022/2111 Karar sayılı kararı ile “21.10.2021 tarih ve 10509-16 sayılı işlemin iptaline, 21.10.2021 tarih ve 10509-15 sayılı işlem yönünden ise davanın reddine” karar verildiği,bununla birlikte ...'nın davalı ...'a yönelik 19/02/2023 tarihli yazı içeriğinde ise "Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyası ile ... aleyhine açılan davada mahkemenin 31.10.2022 tarih ve 2022/2111 Karar sayılı kararı ile “21.10.2021 tarih ve 10509-16 sayılı işlemin iptaline, 21.10.2021 tarih ve 10509-15 sayılı işlem yönünden ise davanın reddine” karar verildiği,bu açıdan mahkeme kararının uygulanmasının istenildiği bildirilmiştir.Davacıdan davalının tahsil ettiği tutar ... kararlarına istinaden davalı ... tarafından tahsil edilmiştir. Davalı tarafça 24/03/2023 tarihinde yapılan 739.259,56 TL miktarındaki ödemenin yapıldığı,buna göre yapılan ödemenin ödemenin iadesinin de yine aynı şekilde gerçekleştiği görülmekle birlikte,davacı taraf ödenen kısım dışında faiz ve icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.Hükme dayanak kök ve ek raporda ,takipten sonra yapılan ödeme değerlendirilerek, 739.234,82 TL asıl alacağın takip tarihi olan 21/11/2022 ila 739.259,56 TL'nin davalı tarafından davacıya ödendiği tarih olan 24/03/2023 tarihi arasındaki süreye ait faizinin yıllık %9,00 yasal faiz oranı üzerinden hesaplanarak ve 24/03/2023 tarihinde yapılan 739.259,56 TL miktarındaki kısmi ödemenin TBK'nun 100.maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları, icra masraflarından sayılan icra vekalet ücreti ile icra tahsil harcından mahsubu suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davalı borçlunun bakiye dosya borcu 24/03/2023 tarihi itibariyle 231.903,03 TL olduğu hesaplanmıştır.Bu doğrultuda takipten sonra yapılan ödeme nedeniyle davalı takip öncesi temerrüde düşmemekle birlikte takipten sonra temerrüde düştüğünden,takip ve ödem tarihi arasındaki işlemiş faiz ve masraflardan sorumlu olacağından,yapılan ödeme TBK 100.madde kapsamında işlemiş faiz ve icra masraflarına mahsup edileceğinden,yapılan hesaplama sonrası davacının işlemiş faiz ve masraf yönünden davalıdan davalının takip tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce davacıya yaptığı 739.259,56 TL'den faiz ve feriler düşüldükten sonra bakiye 231.903,03 TL alacaklı olduğu ortaya çıkmıştır.Bu nedenle hükme dayanak bilirkişi raporundaki bu seçenek olaya uygun değerlendirilerek bilirkişi raporu taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalıdan alınması gereken 15.841,30 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.960,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.880,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/09/2025