Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1125 E. 2024/480 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1125
- Karar No
- 2024/480
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1576 Esas KARAR NO: 2024/1664 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/06/2024 NUMARASI: 2024/244 Esas - 2024/480 Karar DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 24/10/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... İnş. Ltd. Şti.'ni hasım göstererek İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2016/1125 esas sayılı dosyası ile hizmet tespit davası açtığını, şirketin ticaret sicilinden genel kurul kararı ile terkin edildiğinin yapılan yargılama sırasında ortaya çıktığını, mahkemenin bu nedenle şirket hakkındaki davayı tefrik ederek 2023/721 esas sayısıyla kaydettiğini ve bu dosyada taraflarına şirketin ihyası için dava açmak üzere mehil verildiğini, açıklanan nedenlerle ... İnş. Ltd. Şti.'nin ihyasına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK M.32 ve yönetmeliğin M.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M.547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin husumet ehliyeti bulunmadığını, ihyası istenilen şirketin davacıya karşı muaccel bir borcunun bulunmadığını, davacının bir kısım sigorta primlerinin ödenmediğinden bahisle hizmet tespit davası açtığını, davacının ihyası istenilen şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ihyası istenilen şirket nezdinde kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ihyası istenilen şirketin tasfiye işlemlerinin usulüne uygun bir şekilde yapılarak şirketin ticaret sicilinden terkin işlemlerinin yapıldığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/06/2024 tarih Tarih ve 2024/244 Esas - 2024/480 Karar sayılı kararında; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller uyarınca davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, TTK 547 maddesine dayalı olarak açılan ihya davalarında şirket tasfiye memurunun davalı olarak yer almasının zorunlu olduğu dolayısıyla davalı tasfiye memurunun husumet itirazının yerinde olmadığı yine TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya davasında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin bulunmadığı, bu davanın her zaman açılabileceği, sicilden terkin edilen Tasfiye HalindeTasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/721 esas sayılı dosyada yürütülen yargılama ile sınırlı olmak kaydıyla TTK 547 maddesi uyarınca ihyası ve ek tasfiyesinin gerektiği, davacının talebinin TTK 547 maddesi koşullarını taşıdığı görülmekle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan Tasfiye Halinde ... İnşaat Limited Şirketi'nin İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/721 esas sayılı dosyada (Mahkemenin 2016/1125 E. Sayılı dosyasından tefrik edilerek oluşturulan ) yürütülen yargılama ile sınırlı olmak kaydıyla TTK 547. Maddesi uyarınca ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin önceki tasfiye memuru davalı ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, şirketin ticaret siciline tesciline, karar kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmiş, davalı ... Sicil Müdürlüğü dosyada yasal hasım durumunda olup ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması uygun görülmüş, buna karşılık ihyası talep edilen şirketin davadan haberdar olduğu yargılamada vekil ile temsil edildiği, dava açıldıktan sonra tasfiye kararı alınarak sicilden terkin işleminin yapıldığı, bu nedenle dava açılmasına sebebiyet verildiği kabul edilerek tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunun kabulü ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, '' 1-DAVANIN KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/721 esas sayılı dosyada yürütülen yargılama ile sınırlı olmak kaydıyla TTK 547. Maddesi uyarınca İHYASINA, Ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin önceki tasfiye memuru davalı ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, Şirketin ticaret siciline tesciline,Karar kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına,2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL harç dava açılırken peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,4-Davacı tarafından yapılan 488,40 TL ilk masraf, 507,00 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 995,40 TL yargılama giderinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya karşı cevaplarının, toplanmasını istedikleri delillerin karşılanmadan, beyanlarının, dosyadaki belge ve bilgiler değerlendirilmeden acele bir şekilde karar verildiğini, somut gerçeklere ve dosya münderecatına aykırı değerlendirmeler içeren yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, istinaf gerekçeleri doğrultusunda, yeniden karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, öncelikle huzurdaki davaya zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden itiraz ettiklerini, zira huzurdaki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından, öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Ticaret Sicil Kayıtlarından da anlaşılacağı üzere tasfiyesi istenen ... İnşaat Limited Şirketi Bakırköy .... Noterliğinin 12.12.20218 tarih ve ... yevmiye numaralı, 10.12.2018 tarihli genel kurul kararı uyarınca tasfiye ve terkin edildiğini, huzurdaki davanın 02.04.2024 tarihinde açılmış olduğunu, 5 yıllık hak düşürücü sürenin çoktan geçtiğini, bu nedenle süresi içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, 6335 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici 7. madde gereğince Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini, Dolayısıyla huzurdaki davanın süresi içerisinde açılmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Husumet itirazlarının dikkate alınmamasının yanlış olduğunu, Huzurdaki davanın müvekkili ...'e karşı ikame edilmiş olduğunu, müvekkilinin husumet ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, İhyası istenen şirketin davacıya karşı muaccel bir borcu bulunmadığını, davacı ...'in, bir kısım sigorta primlerinin ödenmediğinden bahisle hizmet tespit davası açıldığını, Ancak davacının ihyası istenen şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, İhyası istenen şirket için İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi nezdinde açılan 2023/721 esas sayılı davasının 2 defa müracaata bırakıldığını, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak davacı tarafa ihya yetkisi verildiğini, Verilen yetkinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle davacının huzurdaki davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/721 Esas sayılı dosyasında 13.11.2023 tarihinde takipsiz kalan işbu dava dosyasının HMK 150/1. ve müteakip maddeleri gereğince yenileninceye kadar 1.kez işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, Yine aynı dosyada daha önce davacı taraf 04.03.2021 tarihinde de davayı takip edilmediğini, davanın müracaata kaldığını, bu nedenle 04.03.2021 tarihinde 1. kez işlemden kaldırılmış olan dava dosyası 13.11.2023 tarihinde 2. kez işlemden kaldırıldığını, Bu ahvalde davanın yasa gereği açılmamış sayılması gerekirken, mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca davanın bir kere işlemsiz bırakılabileceğini, ikinci işlemsiz kalmanın yaptırımının davanın açılmamış sayılması olması gerektiğini, davanın, ikinci kere işlemsiz bırakıldığında duruşma tarihi itibariyle yasa gereği açılmamış sayılması gerektiğini, bu hususta gerekli itirazların İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi nezdinde yapılmış olduğunu, mahkemece bu hususta karar verildiğini, dolayısıyla aynı mahkemece verilen ihya davası için yetki verilmesi yönündeki kararın yok hükmünde olduğunu, zira adı geçen mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş bulunduğunu, itirazları üzerine adı geçen mahkeme tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, Davacının, ihyası istenen şirket nezdinde bir alacağı söz konusu olmadığını, dolayısıyla davacının ihyası istenen şirket nezdinde kesinleşmiş bir alacağı bulunmadığından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, İhyası istenen şirketin tasfiye işlemlerinin usulüne uygun bir şekilde yapılarak şirketin ticaret sicilinden terkin işlemleri yapıldığını, Şirketin alacaklı ve borçlularına ellerindeki belgelerle birlikte başvurmaları gerektiği Ticaret Sicil Gazetesi ile usul ve yasaya uygun olarak ilan edildiğini, davacı tarafça bu hususta hiç bir başvuru yapılmadığını, dolayısıyla davacı tarafın huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararın da bulunmadığını, müvekkili tarafından usul ve yasaya uygun bir şekilde tasfiye işlemleri gerçekleştirildiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, zira müvekkilinin şirket yetkilisi olduğunu, yargılama giderlerinden bizzat kendisi değil, tasfiyesi istenen şirketin sorumlu olması gerektiğini, eski şirket yetkilisi olarak müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, diğer yandan dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, bu nedenle de vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya akırılık teşkil ettiğini, İleri sürerek; Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve istinaf mahkemesince re'sen nazara alınacak hususlara binaen, öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile açılmış olan icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulması için İCRANIN TEHİRİNE, İstinaf başvurusunun kabulüne, istinaf gerekçeleri doğrultusunda İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.06.2024 tarih ve 2024/244 E. 2024/480 K. Sayılı usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına , yeniden karar verilerek, açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edilmiş şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için TTK 547. maddesine göre ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, tasfiye edilerek ticaret sicilden 13/12/2018 tarihinde kaydı silinen ihyası istenilen şirket hakkında tasfiye kapanmadan önce hakkında davacı tarafından 05/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2016/1125 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açıldığı, 09/11/2023 tarihli duruşmada ... Ltd. Şti. yönünden davanın tefrikine karar verilerek mahkemenin 2023/721 esasına kaydının yapıldığı, bu dosyada davalı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine, davacı tarafa ihya davası açmak üzere süre verildiği, taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ilgili şirketin yeniden tescilinin zorunlu olduğu, buna göre davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin olmayıp ihyası istenilen şirketin TTK.nun 547.maddesi uyarınca ek tasfiyesi talebine ilişkin olup TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada ise zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir, bu nedenle davalı tasfiye memuru vekilinin hak düşürücü süre, zamanaşımı süresi içerisisinde dava açılmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14921 Esas - 2014/16864 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Türk Ticaret Kanununun 547. maddesi uyarınca açılacak ihya davasının, tasfiye memuru ve ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekir. İlgili şirket ticaret sicilden terkin edilmekle tüzel kişiliği sona erdiğinden ihya davalarında şirketin hasım gösterilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu davada ihya kararı verilmesi halinde şirkete tasfiye memuru da atanması zorunlu olduğundan, iş bu davada davalı tasfiye memurunun pasif husumetinin mevcut olduğu, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Tasfiye halinde bulunan şirket hakkında İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2016/1125 Esas Sayılı dosyası (tefrik edilmesi sonucu mahkemenin 2023/721 esasına kaydının yapıldığı ) açılmış derdest dava olduğu halde tasfiye sonunda 13/12/2018 tarihinde ticaret sicilden kaydı silinen şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlandığından söz edilemeyecektir. Bu durumda tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemlerinin yapılması zorunlu olmakta ve kaydı silinen şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması bakımından ihyası gerekmektedir. Mahkemece ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirketin ihyasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddesindeki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, ihya karar verilmesi ve şirketin son tasfiye memuru olan ...'in tasfiye memuru olarak atanması TTK. 547/2 madde uyarınca yerindedir. HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte dosya kapsamı birlikte değenlendirildiğinde ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı tasfiye memuru vekilinin delilleri toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.TTK.547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası koşullarının oluşması, davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olduğu ve davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olup tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı, 6100 sayılı HMK' nın 326. maddesinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmesine göre, tasfiye memuru aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin gerekmesi, hükmedilecek bu giderlerin tasfiye ek gideri olarak tasfiye edilen şirketten alınabilecek olması karşısında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla, tasfiye memuru vekilinin aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. (Yargıtay 11 HD. 2014/7827 Esas- 2014/10350 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11 HD.nin 2019/5292 Esas- 2020/612 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.) Davalı tasfiye memuru vekilinin, diğer istinaf sebepleri iş mahkemesinde görülmekte olan davaya ilişkin olup ihya davasının konusunu teşkil etmediğinden, yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı Tasfiye Memuru ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.