Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2021/526 E. 2024/758 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/526
Karar No
2024/758
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/526 KARAR NO: 2024/758 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2015/930 Esas KARAR NO: 2020/607 KARAR TARİHİ: 10/11/2020 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İtirazın İptali BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/218 ESAS, 2017/337 KARAR SAYILI DOSYASI: DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 29/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 21.02.2017 tarihli yetkili servis sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalının, Ankara Dikmen, Çankaya, Yıldız, Balgat, Öveçler ve 100.Yıl mahallelerinde bulunan müşterilerine, davalı adına servis hizmeti sağlamak hususunun kararlaştırıldığını, ancak ortada bir sebep yokken sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğini, sözleşmenin 21.02.1997 tarihli olup, her yıl kendiliğinden yenilendiğini, ancak davalının, sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca 1 ay önceden müvekkilini bilgilendirmeden sözleşmeyi feshettiğini, davalı şirketin 01.05.2009 tarihinden itibaren müşteriler tarafından servis alma taleplerini ... veya ... nolu telefonlar vasıtasıyla Genel Müdürlüğüne bağlı müşteri iletişim merkezi tarafından alınmaya başlanılmasıyla müvekkil şirketin zarara uğradığını, öne sürerek; davalı tarafın, 01.05.2009 tarihinden itibaren servis taleplerini (arıza,montaj vs) müşteri iletişim merkezine doğrudan alması ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle bu tarihten sonra uğradığı zararın, davalı tarafından kurulan VİP hizmet ve kendi elamanları doğrultusunda verilen hizmet sonrası haksız rekabet koşulları gereği uğradığı zararın, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle uğranılan kar kaybının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL nin 01.05.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 05/04/2016 tarihli dilekçesi ile talep etmiş olduğu zararlardan sözleşmeye aykırılık nedeniyle 1.000,00 TL, haksız rekabet koşulları nedeniyle 1.000,00 TL, haksız fesih sonucu kazanç kaybından dolayı 8.000,00 TL olmak üzere tazminat talebini somutlaştırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davacı arasında 21.02.1997 tarihinde imzalanan sözleşmenin 15.01.2010 tarihinde yenilendiğini ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu sözleşme ile devam ettiğini, bu sözleşme ile servis hizmetlerinin nasıl yürütüleceği ve yetkili servis standartları ile servis hizmetinin kriterlerinin belirlendiğini, 15.01.2010 tarihli sözleşmenin 1 yıl üzerinden akdedildiğini, sözleşmenin 5.maddesinde, sözleşme süresinin sona ermesinden en az 1 ay önce tarafların sözleşmenin tecditi için bir araya geleceğinin belirtildiğini, nitekim tarafların 15.01.2011 tarihinde sona erecek olan sözleşmenin süresinin uzatılması için yeniden bir araya gelerek 15.01.2011 tarihinde “Yetkili servis sözleşmesi ek protokol”ünü imzaladıklarını, bu protokolle sözleşme süresinin 15.01.2011 tarihinden 15.01.2012 tarihine kadar geçerli olmak üzere 1 yıl süreyle uzatıldığını, bu sürenin de sona ermesiyle tarafların yeniden bir araya gelerek bir ek protokol daha imzaladığını ve 15.01.2013 tarihine kadar 1 yıl süreyle uzatıldığını, 15.01.2010 tarihli sözleşmede, sözleşmenin fesih ve süresine ilişkin farklı hükümler belirlendiğini, 5. maddesinde, sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 yıl süreyle geçerli olacağı hüküm altına alındığını, yine aynı maddede de sözleşme süresinin sona ermesinden en az 1 ay önce tarafların sözleşmenin tecditi için bir araya gelecektir hükmünün kabul edildiğini, bu maddede belirtilen bir araya gelme hükmünün, tarafların mutlak bir şekilde sözleşmeyi yenileyeceği şeklinde yorumlanamayacağı açık olup, tarafların yeni koşullar çerçevesinde anlaşmaya varması halinde sözleşmenin yenileceğinin hüküm altına alındığını, bu çerçevede taraflar arasında 1997 yılında imzalanan yetkili servis sözleşmesinin 15.01.2010 tarihinde imzalanan yeni bir yetkili servis sözleşmesi ile ortadan kaldırıldığını ve sözleşmenin süre ve feshine ilişkin olan hükümlerinin yeniden düzenlendiğini, bu çerçevede davacı tarafça dayanak gösterilen 1997 yılına ait sözleşme hükümlerinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığından, sözleşmenin feshine ilişkin davacının iddia ettiği süreye uyma mecburiyetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin servis yapılanmasında yenilik yapması durumunun sunduğu hizmetin kalitesini artırmaya dönük bir planlama olduğunu, bu nedenle davacının zarar iddiasının dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı ile müvekkili şirket arasında yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşme hüküm ve şartlarına uygun olarak ... A.Ş.nin ürettiği yada satışını yaptığı ... markalı veya başka markalı tesisat ve yapı malzemeleri ile cihazlara ilişkin yetkili satıcı olarak hareket etmeleri konusunda taraflarca anlaştığını, müvekkil şirketin cari hesap alacağını tahsil edememesi nedeni ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile aleyhine takibe geçildiğini, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilesini, kötü niyetli borçlunun %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Öncelikle mahkemeniz dava dosyasının, tarih olarak daha önce açılmış olan İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/930 E.sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, birleştirme olmadığı takdirde, zamanaşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın müvekkil nezdinde hiçbir hak ve alacağı bulunmadığı gibi aksine müvekkilin davacı şirket nezdinde alacağı bulunmadığını, alacağın tahsili amacıyla davacı ... A.Ş.aleyhine tarafımızdan İstanbulAnadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/930 E. sayılı dava dosyası ile sözleşmeye aykırılık, haksız rekabet ve haksız fiilden kaynaklı alacak davası ikame edildiğini, bu davanın yargılama süreci devam ettiğini, müvekkil ile davacı şirket arasında akdedilen bir diğer yetkili servis sözleşmesi ile ilgili olarak İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2014/361 E. 2014/448 K. sayılı dava lehe sonuçlandığını, davanın esastan reddi ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibinin iptaline, davacı aleyhine alacağın yüzde 20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötünüyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Gerek davalının servis ağını kendisinin dilediği gibi belirlemesi gerekse davacı ile 2010 tarihli sözleşme içeriğinde bu durumun aksini gösterir bir hükmün olmaması gerekse davalının sözleşmeyi 3 kez uzatması ve bu süreçte herhangi bir talepte bulunmadığı gibi ihtiraz-i kayıt koymadığı, davalının davacı haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin olmadığı ve taraflar arasında imzalanan 2010 tarihli sözleşmenin 5. maddesine göre 1 yıl süre ile geçerli olacaktır. Aynı maddede “sözleşme süresinin sona ermesinden en az 1 ay önce taraflar sözleşmenin tecditi için bir araya gelecektir” hükmü ve maddenin bir sonraki fıkrasında davalı ... 10 iş günü önceden haber vermek üzere hiçbir sebep göstermeden tek taraflı fesih hakkına sahiptir hükmüde nazara alındığında davacının servis politikasının değişimi nedeni ile zarara uğradığı , haksız rekabet nedeniyle zarara uğradığı veya sözleşmenin haksız feshi nedeni ile zarara uğradığı iddialarının reddine ve bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dosya bakımından davalı cevap dilekçesi ile süresinde zaman aşımı definde bulunmuştur. Yapılan incelemede icra takibine dayanak olan cari hesap dökümünün son hesap hareketi tarihi olan 07.12.2012 esas alındığında, 6102 s. lı TTK m. 101’de yer alan 5 senelik zamanaşımı süresinin birleşen dava tarihi olan 21.02.2017’de dolmadığı anlaşılmıştır.Taraf defterleri bilirkişi aracılığıyla incelenmiş davacının defter kayıtlarında 10.030.27 TL bakiye alacağın olduğu tespit edilmiştir. Davalının defter incelemesinde davalı defterlerin kayıp olduğundan bahisle defter ibraz etmemiştir. Her ne kadar davacının defter kayıtlarından alacaklı olduğu gözükse de davacı faturaya konu malların davalıya teslimine ilişkin delil sunamadığından davanın reddine " karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Kararın gerekçesi hukuken tatmin edici olmadığını, emsal nitelikteki dosyaya sunulan İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/361 E, 2014/448 K sayılı 27.11.2014 tarihli kararında, davalı ... şirketinin servis taleplerini merkezden almaya başlamasının haksız rekabet koşullarının oluşturduğuna kanaat getirildiğini, hükme dayanak bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, haksız rekabet iddiamıza ilişkin dosyada delil mevcut olmadığı değerlendirmesi tarafımızdan kabul edilemez olduğunu belirterek asıl davanın reddine dair mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Birleşen davacı ... şirketi vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı taraf yasal defterlerini ibraz etmediğinden HMK 222 uyarınca müvekkil şirket kayıtları lehe delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, HMK 222. maddesi dışında HMK 220/3 maddesine ilişkin yargıtay yorumu çerçevesinde de davanın ispatlanamadığının kabulü hatalı olduğunu, ayrıca müvekkil şirket ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme uyarınca HMK madde 193'e göre müvekkil şirketin defter ve kayıtları münhasır delil olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek birleşen dava yönünden verilen red kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava, Yetkili Servis sözleşmesinin feshinden ve fesih öncesi sözleşme hükümlerine aykırılıktan dolayı uğranılan zararın istemi ile birleşen dava, cari hesap alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; birleşen davacı ... A.Ş'nin yetkili servis sözleşmesi ve cari hesap ekstresine istinaden toplam 10.030,27 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, ... A.Ş’nin satış sonrası servis hizmetlerini yerine getirme konusunda taraflar arasında 1997 yılından itibaren ticari ilişki bulunduğu, en son 15.01.2010 tarihli ve 1 yıl süreli yeni bir yetkili servis sözleşmesi düzenlendiği, "Süre ve Fesih " başlıklı sözleşmenin 5. Maddesinde, sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 yıl süreyle geçerli olacağı, bunun ilk üç ayının deneme süresi olup bu süre içinde taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi ihbarsız fesih hakkına sahip olduğu, sözleşmenin süresinin sona ermesinden en az 1 ay önce tarafların, sözleşmenin tecditi için bir araya geleceği, bu fıkra hükmünden ve daha önce belirtilen fesih nedenlerinden ayrık olarak Demirdöküm’ün, sözleşme süresinin devamı boyunca her zaman sözleşmeyi 10 gün işgünü öncesinden yazılı olarak bildirimde bulunmak kayıt ve şartı ile hiçbir sebep ve gerekçe göstermeksizin derhal etkili olacak şekilde tek taraflı olarak feshetmek hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir. 15.01.2011 tarihli düzenlenen “Yetkili Servis Sözleşmesi Ek Protokol” ile; tarafların ana sözleşmenin “Süre ve Fesih” başlıklı 5.maddesinde yer verilen süreye ilişkin “sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl süreyle geçerli olacaktır.” şeklindeki düzenlemenin, tarafların karşılıklı mutabakatı ile “15.01.2011 tarihinde sona eren ana sözleşme, sona erme tarihinden itibaren 15.01.2012 tarihine kadar geçerli olacaktır.” şeklinde değiştirildiği, işbu ek protokolün, ana sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu, 15.01.2012 tarihli düzenlenen “Yetkili Servis Sözleşmesi Ek Protokol” ile, tarafların ana sözleşmenin “Süre ve Fesih”başlıklı 5.maddesinde yer verilen süreye ilişkin “sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl süreyle geçerli olacaktır.” şeklindeki düzenlemenin, tarafların karşılıklı mutabakatı ile “15.01.2012 tarihinde sona eren ana sözleşme, sona erme tarihinden itibaren 15.01.2013 tarihine kadar geçerli olacaktır.” şeklinde değiştirildiği, işbu ek protokolün, ana sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu kararlaştırıldığı görülmüştür. Sözleşmenin feshine ilişkin bir ihtarname dosyaya sunulmamış ise de davalı vekili 24.12.2015 tarihli dilekçesinde, sözleşmenin 15.01.2013 tarihinde sona erdiği, tarafların yeni bir sözleşme imzalamaması ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle sözleşme ilişkisinin 15.01.2013 tarihinde sona erdiği hususunu beyan etmiştir.Somut olayda, davacı yan sözleşmenin her yıl kendiliğinden yenilendiğini, yenilen sözleşmenin haksız şekilde feshi nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep etmiş ise de en son düzenlenen 15/01/2010 tarihli sözleşme ile sözleşmenin bir yıl süre ile geçerli olduğu, yenilenmesi için, sürenin sona ermesinden en az 1 ay önce tarafların karşılıklı anlaşması gerektiği, nitekim 15/01/2011 ve 15/01/2012 tarihli protokoller ile sözleşmenin önce 15/01/2012 akabinde, 15/01/2013 tarihine kadar uzatıldığı, 15/01/2013 tarihinde süresinin dolması ve taraflarca yenilenmemesi nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi nedeniyle haksız feshe dayalı tazminat iddiası yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, haksız feshe dayalı tazminat istemi yanında, davalı şirketin 01.05.2009 tarihinden itibaren servis taleplerini, müşteri iletişim merkezine doğrudan alması ile müvekkiline iş yönlendirmemesi, davalı tarafından kurulan VİP hizmet ve kendi elamanları doğrultusunda hizmetin verilmesi nedeniyle haksız rekabet, sözleşmeye aykırılık ve haksız fiiller sonucu uğradığı zararların tazminini talep etmiştir. Davacı vekili her ne kadar dosyaya sunulan raporlarda çelişki olduğunu, bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de raporlar arasındaki çelişkinin haksız rekabete ilişkin olduğu, 17/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda davalının, faaliyetinin, dürüstlük kuralına aykırı olarak TTK 54 ve devamı maddelerinde haksız rekabet teşkil ettiği yönünde değerlendirme yapıldığı ancak somut uyuşmazlıktaki sözleşme hükümlere aykırılık ile haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı hususu, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu konudaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı ... şirketine karşı, dava dışı başka bir şirket tarafından benzer mahiyette açılan davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2015 tarih 2013/327 E. 2015/777 K. Sayılı ilamında " ...Davacı taraf haksız rekabet , haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık gerekçelerine dayandığı, dosyada bir sureti bulunan kararında Rekabet Kurulu' nun yukarıda belirtilen yönde bir organizasyona gidilmesini rekabet kısıtlayan bir uygulama olarak değerlendirilmediği sonucuna vardığının görüldüğü , davacının davalının 01.05.2009 tarihinden itibaren başladığı uygulamadan ötürü uğradığı kâr kayıplarını istemesinin mümkün olmadığı,anılan uygulamanın rekabeti kısıtlayıcı bir yönünün bulunmadığının Rekabet Kurulu kararıyla tespit edilmesi bir yana, anılan uygulamaya geçildikten sonra davacı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt sürülmeden sözleşme ilişkisine devam edildiği ve üstelik bir sözleşme süresi sonunda karşılıklı anlaşmayla birer yıl daha uzatıldığı bu haliyle anılan uygulamanın davacı tarafça da örtülü olarak benimsenmiş olduğu ve dolayısıyla bu uygulamanın sözleşmeye aykırılığına dayanarak tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup verilen karar davacı şirket tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/11/2016 tarih 2016/6489 E. 2016/14401 K. Sayılı ilamı ile " kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına " karar verilmiştir.Emsal nitelikte mahkeme kararı ve Yargıtay onaması ve mahkeme gerekçesinde ifade edildiği üzere, davalının 01.05.2009 tarihinden itibaren başladığı satış sonrası servis hizmetleri uygulamasının, rekabeti kısıtlayıcı bir yönünün bulunmaması, söz konusu uygulamaya geçildikten sonra davacı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt sürülmeden sözleşme ilişkisine devam edilmesi, gerek 2010 öncesi gerek 2010 yılında düzenlenen sözleşmede bu yönde bir kısıtlama bulunmaması, 2010 tarihli sözleşme süresinin sonunda, aynı şartlarla karşılıklı sözleşmenin iki kez uzatılması nedeniyle söz konusu uygulamanın davacı tarafça benimsenmiş olması nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf nedeni yönünden; Davacı ... şirketi tarafınran, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap ekstresine dayalı 10.030,27 TL alacağın tahsili amacıyla takip başlatılmış olup mahkemece, davacının defter kayıtlarında 10.030.27 TL bakiye alacağın olduğu tespit edildiği, davalının defter incelemesinde davalı defterlerin kayıp olduğundan bahisle defter ibraz edilmediği, her ne kadar davacının defter kayıtlarından alacaklı olduğu gözükse de davacı faturaya konu malların davalıya teslimine ilişkin delil sunamadığından davanın reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen 15/01/2010 tarihli sözleşmenin " Delil Anlaşması" başlıklı 11 maddesinde, taraflar arasında işbu sözleşme nedeniyle doğabilecek her türlü ihtilaf ...'ün defter ve kayıtları münhasır delil kabul edilerek çözüleceği, işbu hüküm HUMK 287. Maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olduğu kararlaştırılmıştır. O halde, tarafları bağlayan delil anlaşması uyarınca, uyuşmazlık halinde davacı şirket kayıtlarının esas alınacağı kararlaştırıldığı, davacının defter ve kayıtlarına göre 10.030,27 TL alacaklı olduğu tespit edilmekle aksi davalı tarafça ispatlanamadığından birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.İİK 67/2.maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almaktadır. Davaya konu takip tutarı taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağı olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine, birleşen dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine, birleşen dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/930 E. 2020/607 K. sayılı 10/11/2020 tarihli kararının, birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/218 Esas, 2017/337 Karar Sayılı Dosyası yönünden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,2-Birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20117/218 Esas Sayılı Dosyası Dosyası Yönünden; a-Davalının Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalli ile takibin 10.030,27 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacak tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, b-Asıl alacak olan 10.030,27 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 685,17 TL ilam harcının, peşin alınan 171,30 TL'den mahsubu ile bakiye 513,87 TL harcın birleşen dosya davalısı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına, c-Davacı tarafından yatırılan 171,30.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bunun dışında davacı tarafça sarfedilen başvuru ve vekalet harcı: 36,00 TL, posta davetiye gideri: 279,80 TL ile bilirkişi ücreti 2.250,00 TL olmak üzere toplam 2.565,80-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.030,27 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iade edilmesine,2-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Taraflarca yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye gelir kaydına,b-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının taraflarca ayrı ayrı yatırılan 59,30 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 736,60 TL harcın asıl dosya davacısı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına, c-Birleşen dosya davacısı tarafından sarf edilen 221,40 TL istinaf harcı ile 22,00 TL istinaf posta masrafı olmak üzere toplam 243,40 TL yargılama giderinin asıl dosya davacısı ...'den alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/05/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2021/526, K. 2024/758, T. 29.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-45-hukuk-dairesi-2021-526-e-2024-758-k-984b42e76633