Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/25 E. 2015/53 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/25
Karar No
2015/53
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/157 KARAR NO: 2025/683 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 07.07.2021 NUMARASI: 2018/1057 Esas - 2021/893 Karar DAVA: Tazminat (Şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin hissedarı olduğunu ve şirketin şirketin genel kurul toplantılarına katıldığını, hukuka aykırı şekilde şirketin yönetim kurulu üyelerine tanınan rekabet iznine ilişkin yetki ve iznin iptalinin istendiğini, ... AŞ.'nin 12.08.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gündeminin 4. maddesinde ki yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı TTK'nın 334. ve 335. maddelerinde yazılı yetkinin verilmesine ilişkin iznin Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/25 E. 2015/53 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7672 E. 2018/3569 K. sayılı 15.05.2018 tarihli ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, davalı şirketin, uzun zamandır ... A.Ş'nin yönetimini hakimiyetlerinde bulduran ... ailesinin bir aile şirketi olduğunu, ayrıca davalı şirketin hakim ortaklarından davalılar ... ve ...'in, ... A.Ş.'nin hissedarı olduğunu, davalılar ... ve ...'nın 2011 yılından sonra, hatta bu davadan sonra da anılan şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, ... AŞ'nin başlangıçta ...bank'a bağlı bir müessese olarak faaliyetini sürdürdüğünü, uzun yıllar önce kurulan ... Şirketinin ortaklık yapısının zamanla değiştiğini, özelleştirme sonucu ... AŞ'ye davalı şirketin de aralarında bulunduğu 3 ailenin mensuplarının hakim hissedar olduklarını, bu durumun şirketi halka açık şirket olmaktan çıkararak bir aile şirketine dönüştürdüğünü, davalı şirket ve ortakları ile diğer hakim ortakların ... A.Ş.'nin mal satımlarında hakim hissedar oldukları aile şirketlerine öncelikle tanımak ve ihaleleri vermek sureti ile şirketin zararına sebep olduklarını, ... A.Ş.'nin hisse çoğunluğunun şirketi ile aynı sektörde faaliyet gösteren 3 ailenin elinde bulunduğu ve yönetimdeki kişilerin rakip şirketlerin yönetiminde olduğunun sicil kayıtlarından kolaylıkla anlaşılabileceğini, ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin 3 ailenin mutabakatı ile seçildiğini, genel kurullarda yetki alınarak bu ailelerin hakim ortak olduğu aile şirketleri dışındaki şirketlerin daha yüksek birim fiyattan demir satıldığını, kendilerinin hakim pozisyonunda oldukları şirketlere daha düşük fiyattan satış yapıldığını, ticari teamüllere ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak, başka şirketlerin siparişlerinin bekletilmesine karşın, aile şirketlerinin siparişlerinin karşılandığını, ... A.Ş.'nin karının azaltılırken kendi şirketlerinin karlılıklarını artırdıklarını, yöneticilerin SPK mevzuatına aykırı hareket ederek örtülü kazanç elde edip ortaklığı zarara uğrattıklarını ve elde ettikleri menfaati iade etmeleri gerektiğini, ortaklığın menfaatine aykırı işlemler yapıldığını ileri sürerek, 2011 yılında yapılan genel kurulda TTK 334.maddesi kapsamında yöneticilere rekabet izni verilmesine ilişkin iznin iptal edilmesi nedeniyle şimdilik 30.000,00 TL, 335.maddesindeki izninin iptali nedeniyle şimdilik 30.000 TL tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile ... San. ve Tic. A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; ... A.Ş.'nin demir çelik sektöründe tekel olduğu ve müvekkillerinin bu şirketin hakim hissedarları olduğu yönündeki iddiaların doğru olmadığını, şirketin piyasada hakim pozisyonda dahi bulunmadığını, ülkenin çelik üretiminin yaklaşık %5'ini ... A.Ş tarafından gerçekleştirildiğini, ... A.Ş dışında davacı şirketin de bulunduğu onlarca çelik üreticisi bulunduğunu, demir çelik ürünleri için coğrafi pazarın ülke sınırlarını aşar şekilde dünya piyasaları olduğunu, ürünlerin tüm ülkelere ihraç edilebildiğini, kütük demirin birçok ülkeden ithal edilebildiğini, davacı şirketin kütük üretim kapasitesinin ... A.Ş.'den fazla olduğunu, müvekkillerinin ... A.Ş.'nin hakim hissedarı olmadıklarını ve müvekkillerinden daha fazla payı olan ortaklar bulunduğunu, müvekkillerinin genel kurulda istedikleri kararları aldıramayacaklarını, müvekkillerinin şirket zararına bir eylemi veya dürüst rekabete aykırı ve örtülü kazanç aktarımı anlamına gelebilecek eylemleri bulunmadığını, davacının iddiaları üzerine Karabük l. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/531 Esas sayılı doyasında yapılan yargılama sonucunda verilen beraat hükmünün Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2017/5904 E.2018/6312 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, yargılamada alınan bilirkişi raporu ile müvekkillerinin eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığının belirlendiğini, 2011 yılında yapılan genel kurulda alınan 4 nolu kararın iptaline ilişkin hukuki süreçte ve kararın iptaline yönelik gerekçede, ceza davası bulunması nedeniyle yöneticilere rekabet izni verilmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, daha sonra ceza mahkemesince haksız rekabet oluşturacak eylem bulunmadığının tespit edildiğini ve ceza dosyasının bu dava için kesin delil oluşturacağını, davacı şirketçe davalı ... A.Ş. aleyhinde İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/902 Esas sayılı dosyasında açtığı davada verilen 05.04.2018 tarihli karar ile benzer iddialar ile ... A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/468 Esas sayılı dosyasında açılan davaların reddine karar verildiğini ve kararların onanarak kesinleştiğini, müvekkillerinin davranış ve eylem birlikteliği olmadığının Rekabet Kurumunun 07.09.2017 tarih ve 2010-1-313 dosya.no 17-28/481-207 sayılı kararı ile belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının tazminat talebi esasen TTK.nun 553,555 maddelerine dayalı sorumluluk davasıdır. Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde ve ilerleyen tüm aşamalarda davanın 6762 sayılı TTK.nun 334,335 (6102 sayılı TTK.nun 395,396) maddelerine dayalı tazminat davası olduğu ileri sürülmüşse de, yasanın yöneticiler için getirdiği yasal zorunluluklara (işlem yapmama, rekabet etmeme) uyulmaması halinde tazminat yahut, menfaatin şirkete ait olduğunu talep etme hakkı doğrudan şirkete aittir. Davacı şirket ortağı olarak, ancak yöneticilere karşı sorumluluk davası açarak, zararın şirkete ödenmesini talep edebilir. TTK.nun 334,335 maddelerine dayalı davada davacının aktif husumeti, sorumluluk davası esaslarına göre de davalı ... şirketinin pasif husumeti bulunmamaktadır. Bu nedenle dava, davalı yöneticiler yönünden sorumluluk davası olarak nitelendirilerek esasa geçilmiştir. Bu hukuki vasıflandırma zamanaşımı itirazını da bertaraf etmiştir. Davalılar 6762 sayılı TTK.nun 334,335 (6102 sayılı TTK.nun 395,396) maddelerine göre üç ay, her durumda 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, 13/09/2018 tarihinde açılan davada zamanaşımının dolduğunu ileri sürmüşlerse de, yöneticinin sorumluluğu davası olarak nitelendirilmesi gereken davada zamanaşımı süresi dolmamıştır.Davada, asıl mesele, genel kurul kararının iptal edilmesi ve iptalin kesinleşmesinin hukuki sonuçlarına ilişkindir. Bilindiği üzere, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri kural olarak şirket konusuna giren işlerde şirketle kendi adına veya başka bir kişinin temsilcisi sıfatıyla işlem yapamaz, şirkete borçlanamaz, ortaklığın işletme konusu ile ilgili rekabet edemez. Ancak TTK.nun 395,396 (e TTK 334,335) maddelerine göre genel kurulda yönetim kurul üyelerine süreli veya süresiz biçimde bu hususta izin verilebilir. Bu izin başlangıçta olabileceği gibi, şirket sonradan da icazet verebilir. Genel kurul kararlarının iptaline dair kararın kesinleşmesi, ortaklık içi ilişkilerde ve genel hukuki ilişkinin unsuru veya geçerlilik koşulu oluştuğu hallerde geçmişe etkilidir. (Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul, 2017, s.363 ) İyiniyetli üçüncü kişilerin genel kurul kararına dayalı kazanımları korunur. (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, İst, 2019, Cilt I, s.612) Bir diğer ifadeyle, somut olayda uygulanacak 6762 sayılı TTK nun 334,335 maddelerine aykırı olarak yönetim kurulu üyesine verilen izin iptal edilse de, bu tek başına bu yönetim kurulunun mevcut ve iptal edilene kadar da geçerliliğini koruyan genel kurul kararına uygun olan işlemlerini hükümsüz hale getirmez. Dava dışı şirketin devam eden yıllarda da yine yönetim kurulu üyelerine aynı şekilde işlem yapma ve rekabet etme izin verdiği düşünüldüğünde, şirketin izni iptal edilse dahi, sonradan verilmiş icazeti söz konusudur.(Benzer şekilde Y, 11 HD nin 2010/2021 E, 5217 K sayılı kararda da '30.03.1994 tarih ve 1993/15-860 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilamı ile Dairemiz'in 25.10.1991 tarih ve 6515/5628 sayılı ilamında da açıklandığı ve doktrinde de kabul edildiği üzere, genel kurul işleme açık veya zımmi olarak icazet verebilir. Zira, ortaklıkla yapılan işlem, re'sen batıl olmayıp iptali kabildir. Batıl sayma yetkisi genel kuruldadır. Genel kurulun işlemi takip eden yıllarda aksine bir karar almaması, yönetim kurulunun ibra edilmesi, bu işlemlerin de bilançoda, kar tablolarında gelir olarak yer alması ve onaylanması, kâr dağıtımının bu işlemlerin geliri üzerinden yapılması, uzun süre genel kuruldan aksi yönde bir karar çıkmaması, kurumlar vergisinin bu gelirlere göre ödenmesi gibi olgularla zımni olarak genel kurulun işlemlere icazet vermesi mümkündür. Şirket kayıtları üzerinde bu yönde inceleme yaptırılması sonrasında bunun tespiti halinde, mahkemenin artık anılan maddeyi re'sen uygulama yetkisi bulunmamaktadır' denerek TTK.nun 334 maddesine aykırı şekilde yönetim kurulu üyesinin şirket adına verdiği taşınmaz tapusunun mahkemece iptaline karar verilemeyeceğini belirtmiştir.) Davacının yönetim kurulu üyelerinden tazminat talep edebilmesinin tek yolu sorumluluk davası olup, bunun ön koşulu da zarar, kusur ve zarar ile kusur arasında uygun bir nedensellik ilişkisinin mevcut olmasıdır. Dava dışı ... AŞ nin defterleri üzerinde (talimat yoluyla) ; sonrasında da davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle incelemeler yaptırılmıştır. Dava dışı ...AŞ nin şirketin defterlerinin incelendiği 27/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda 'sektördeki dalgalanmalar satış fiyatlarını değişken kıldığından, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş ortalama on beş günde bir fiyat listesi güncellediği, bu sebepten dolayı toplam satışların toplam fiyata bölünerek birim fiyatın bulunması yönteminin değerleme açısından bir sonuç vermeyeceğinden dolayı satış faturaları ... A.Ş'nin kamuya açıkladığı fiyatlar karşılaştırılmış, ilişkili olamayan kişilerle yapılan satışların etüt edilmiş, ... End. A.Ş'nin mal alımlarında uygulanan fiyat ve vadelerin kamunun bilgisine açık olan fiyat listesi ile uyumlu olduğu' belirtilmiştir. Davalı şirketin defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamında yaptırılan incelemede, 16/04/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, 'davalının 2011 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikinin bulunmadığı, 2012 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığını, 6762 sayılı TTK.m.383 (aynı yönde 6102 sayılı TTK.m450) uyarınca, genel kurul kararının iptaline ilişkin kesinleşmiş ilamın bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade ettiği; buna karşılık iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının korunduğunu, şirketle işlem yapma yasağına şirketçe önceden izin verilebileceği gibi sonradan da bu işteme icazet verilerek geçerlik tanınabileceği; icazet açık olabileceği gibi zımnî de olabileceğini, rekabet yasağı düzenlemeleri ile amaçlanan şirketin zarar görmesinin önlenmesi olduğu; şirket rekabet yasağına aykın hareket eden üyeden ve iş birliği halinde ilişkili kişiden tazminat talep edebileceği; şirketin bu hakkın kullanabilmesi zararın varlığına ve bunun ispatına bağlı olduğunu; tazmini talep edilen zarar daha çok, bu işlemin şirketin ad ve hesabına yapılmamış olmasından doğan kâr kaybı olduğunu; Borçlar Kanunu'nun sistematiğinde de tazminatın uğranılan zarardan fazla olamayacağını, davalı şirkete satılan ürünler dolayısıyla dava dışı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı ve haksız rekabet yönünden; dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş/nin kamuya açıkladığı fiyatlar ile talimatla incelenen dava dışı şirketin satış kayıtları ve davalı ... Endüstri A.Ş.'nin 2011-2012 yıllarında dava dışı şirketten almış olduğu mallann fiyatlarının yapılan karşılaştırmasında, alınan fiyat ile kamuya açıklanan fiyatın uyumlu olduğu, SPK Seri: IV NO:... Sayılı Tebliğine göre yapılan inccleme sonucunda düzenlenen değerleme raporlarında 2012 yılında dava dışı ... Şirketinden mal alımlarında uygulanan fiyat ve vadelerin kamunun bilgisine açık olan fiyat listesiyle birebir uyumlu olduğunun, 2012 yılı satın mal alımlarının piyasa değerinin üzerinden gerçekleştirildiğinin belirtildiği, tarafımızca yapılan hesaplamada da aynı şekilde dava dışı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünlerden dolayı herhangi bir zararının bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde davalıların haksız rekabet teşkil edecek eylemlerinin bulunmadığı' mütalaa edilmiştir. Davacı rapora itirazlarında, yöneticilere verilen iznin iptal edilmesi kararının geriye etkili sonuç doğuracağını, bu nedenle de hiçbir zarar koşulu aranmaksızın yapılan tüm işlemler sebebiyle tazminat sorumluluğunun doğduğunu ileri sürmüşse de buna itibar etmek mümkün değildir. Bir kere 6762 sayılı TTK'nın 334,335 maddelerine göre istenen tazminatı talep etme hakkı şirketin kendisine aittir. Davacı ortağın talebi ancak yöneticinin sorumluluğu kapsamında mümkün olabilir ki bunun için de yöneticinin eylemi, şirketin zararı ve zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının ortaya konması gerekir. 01/07/2012 tarihinde 6102 sayılı TTK.nun yürürlüğe girmesinden önceki dönem için istenen tazminatta, kusurun olmadığını ispat yükü yöneticilere (yönetim kurulu üyelerine) aittir. Diğer bir ifadeyle eski TTK döneminde yöneticiler kusursuz olduklarını ispatlamadıkça zarardan sorumlu idiler. Öte yandan şirketin zararı olduğunu gerek eski gerekse yeni TTK döneminde davacı ispat etmek zorundadır. Zararın mevcut olduğu ortaya konamamıştır.Alınan bilirkişi raporlarına, özellikle Rekabet Kurumunun 2010-1-313 dosya no 17-28/4814-207 karar sayılı kararında yapılan tespitlere, bu tespitlere davacının itirazı üzerine açılan Ankana 11. İdare mahkemesinin 2018/553 E, 2019/1218 K sayılı kararı, (bu karara karşı Ankara 8 İdari Dava Dairesi 2019/3372 E, 2021/103 K sayılı kararı ile, bu karara karşı Danıştay 13. Dairesinin 2021/1531 E, 2021/2387 K sayılı ,22/06/2021 tarihli kararı) nazara alındığında, şirketin bir zararının olmadığı, yöneticilerin kusurlu bir davranışının olmadığı, yöneticilerin alınan bir genel kurul kararı doğrultusunda, kamuya açık olarak piyasaya bildirilen fiyatlara göre işlem yaptığı, iptal kararının tek başına yöneticinin işlemini hukuksuz hale getirmediği anlaşıldığından davanın davalı yöneticiler ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir. (Benzer dava İst. Anadolu 7 ATM.nin 2018/1083 E, 2020/574 K sayılı dosyasında da görülmüş, gerekçeli karardan bir suret dosya içine konmuştur.) Diğer davalı ...AŞ yönünden yukarıda açıklanan gerekçelerle husumet yokluğundan ..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkete yönelik davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira işlem yapma yasağının uygulama alanı bulması için yönetim kurulu üyelerinin işlemi bizzat yapmasının şart olmadığını, yönetim kurulu adına üçüncü de ortaklıkla yaptığı işlemin de bu yasağın kapsamında olduğunu, davalı gerçek kişilerin genel kuruldan izin almadan kendisi veya başkası adına yasak olan işlemleri yapamayacağını, bu davalıların davalı şirketin yönetiminde olmakla başkası adına yasak işlemleri yaptığını bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilebileceğini, gerçek kişilere ilişkin ret gerekçesinin hatalı olduğunu, Karabük 2.AHM'nin 2015/25-53 E. K. sayılı kararının kesinleşmesi ile iptal edilen kararların geçmişe etkili olarak iptal edildiğini, bozucu yenilik doğuran bu kararın geçmişe etkili olacağının açık olduğunu, mahkeme kararının ise bu kararın uygulanmasını imkansız hale getirdiğini, alınan rekabet izni kararının baştan itibaren hukuka aykırı olduğunun dikkate alınmadığını, davadaki taleplerin karşılanması için dava dışı ... AŞ'nin zarar görmesinin gerekmediğini, eski TTK zamanında yürürlükte olan 334 ve 335. maddelere göre yöneticilerin rekabet etme yasağına uyma yükümlülüğü altında olduklarını, iptal edilen genel kurul kararı süresince elde edilen tüm menfaatlerin ... AŞ'ye aktarılması gerektiğini, şirket ile rekabet için genel kurulda izninin verileceğini, sonradan başka bir makamın yapılan işleme icazet veremeyeceğini, sonradan icazet de verilmediğini, dosyadaki bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rekabet yasağına aykırı eylemler nedeniyle bir zararın doğumunun gerekli olmadığını, alınan kararın iptali nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin aile şirketleri yararına işlem yapmalarının yasak olduğunu, işlem yapılmasının yeterli olup, ayrıca ... AŞ'nin zarar görmesine gerek bulunmadığını, bu davanın haksız rekabete ve rekabet hukukuna ilişkin olmadığını, Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile 2011 yılındaki kararın rekabet iznine ilişkin 4. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle, bu kararın uygulandığı dönemde yapılan işlemlerden elde edilen tüm menfaatlerin ... şirketine aktarılması gerektiğini, bunun için ayrıca bir zarar olgusunun ispatlanması gerekmediğini, davanın haksız rekabet davası olmamasına rağmen mahkeme gerekçesinde ve bilirkişi raporunda rekabet yasağına aykırı eylemlerden kaynaklanan tazminat davası şeklinde nitelendirme yapılmasının hatalı olduğunu, sunulan delillerinin toplanmadan ve uzman görüşü dikkate alınmadan karar verildiğini, ulusal ve uluslararası piyasalardaki veriler celp edilmeden davalı şirketlerin mali incelemesi yapılmadan ve itiraz edilen bilirkişi raporundaki hukuksuzluklar yok sayılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ... AŞ'nin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların aynı zamanda davalı şirketin yöneticisi olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiğini, davalı gerçek kişilerin hakim ortak oldukları davalı şirket üzerinden dava dışı ... AŞ ile işlem gerçekleştirdiğini, aynı iş kolunda rekabet ettiğinin bilirkişi raporuyla ortaya konulduğunu, uluslararası piyasalardaki kütük demir alış ve satış fiyatları dikkate alındığında şirketin Türkiye'de de geçerli bulunan bu fiyat listelerinin çok çok altında davalı şirketlere satış yaparak davalıların kendi çıkarları doğrultusunda ... AŞ'yi büyük zararlara uğrattığını, itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, yargılama konusu döneme ilişkin sermaye piyasası kurulu tarafından düzenlenen raporda davalıların haksız eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece raporun yok sayılarak karar verildiğini, raporun 29.08.2012 tarihli olduğunu, davalıların hem davalı şirketlerin hem de dava dışı ... AŞ nin yönetim kurulu üyesi olduklarını, hakim hissedar olan davalı aile şirketleri ile dava dışı şirket işlemleri yaptığını, rekabet düzenlemelerine ve işlem yapma yasaklarına aykırı davranmış olması nedeniyle sorumluluğun doğduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, AŞ yöneticilerine genel kurul kararı ile TTK'nın 395. ve 396. maddeleri gereğince verilen iznin mahkemece iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, iptal tarihine kadar yapılan rebet yasağına aykırı işlemler nedeniyle şirket zararının 396. madde uyarınca tazmini ile dava dışı şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dilekçesi ve ilk derece mahkemesince yapılan 19.06.2019 tarihli duruşmadaki tespite göre, rekabet izni mahkeme kararı ile iptal edilen yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet yasağına aykırı şekilde yaptıkları iş ve işlemler nedeniyle, davalı şirketin elde ettiği kazanımların ... AŞ'ye kazandırılması istemine ilişkindir. Dava dilekçesindeki açıklamalarda, davalı şirketin TTK'nın 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturacak bir eylemi ileri sürülmemiş, aksine davalı gerçek kişilerin hem davalı şirketin hem de dava dışı ortaklığın yönetiminde bulundukları, 2011 yılında yapılan genel kurulda, verilen rekabet izni kararının Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/25-53 E.K. sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle, bu davalılar veya başka kişilerin davalı şirket adına yaptığı her türlü harcamanın dava dışı ortaklığa verilmesi istenmiştir. İddianın ileri sürülüş şekline göre davalı şirketin haksız rekabeti oluşturan bir eylemi ileri sürülmediğinden, mahkemece davalı yöneticilerin eylemleri kapsamında ileri sürülen eylemler nedeniyle davalı şirket yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin buna ilişkin istinaf başvurusun reddine karar verilmiştir. Davacı şirket ile davalı şirketin dava dışı ... AŞ'nin ortaklarından olduğu, davalı gerçek kişilerin davalı şirkin ortak ve yöneticileri olduğu, dava dışı ... AŞ'nin 12.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan gündemin 4. maddesinin mahkeme kararı ile iptal edildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, iptal kararının geçmişe etki sonuç doğurması nedeniyle bu tarihten itibaren 19.06.2019 tarihli duruşma tutanağına göre 18.08.2011 ile 24.04.2012 tarihleri arasında, davalı gerçek kişilerin dava dışı ortaklı yöneticileri sıfatıyla davalı şirket adına yaptıkları işlemlerden kaynaklı kazanımların davacı şirkete verilmesi talep edilmiştir. Davalılar ... ile ... 12.08.2011 tarihinde yapılan ... AŞ'nin genel kurul toplantısında yönetim kurlu üyeliğini seçilmişlerdir. Uyuşmazlık, iptal edilen genel kurulu kararı soncunda davalılar tarafından genel kurulda alınan karar kapsamında rekabet yasağına aykırılık teşkil eden ve dava dışı şirket zararına neden olan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, genel kurul kararının iptal hükmünün geçmişe etkili olup olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yas aya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... San ve Tic AŞ'nin şirketin yönetim kurulunun 12.08.2021 tarihinde yapılan genel kurulunun 4. maddesi ile şirket yöneticilerine TTK'nın 334 ve 335. maddeleri uyarınca yetki verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ortak Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/691 Esas sayılı dosyası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/13078 - 19027 E.K. sayılı ilamı ile yöneticiler hakkında ceza davası bulunması nedeniyle, aynı yöneticilere yeniden rekabet izni verilmesinin iyi niyet kurallarına uygun olmadığı ve genel kurul kararının iptali gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak 2015/25 - 53 E.K. sayılı kararıyla 4 nolu gündem maddesinin iptaline karar verilmiş, bu karar Yargıtay 11. HD'nin 2015/5878 Esas - 2016/2676 Karar sayılı ilamıyla onanmış, karar düzeltme istemi reddedilerek karar kesinleşmiştir. Dosya kapsamında bulunan başka mahkeme ilamlarının incelenmesinde, davacı tarafından davalı şirket ile davalı gerçek kişiler aleyhine 08.08.2014 tarihinde yapılan genel kurulda alınan rekabet yasağının kaldırılması kararının iptali nedeniyle İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/956 Esas sayılı dosyasında benzer iddialarla tazminat talep edilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verildiği, davacının istinaf başvurusunun İstanbul BAM 43. HD'nin 2021/1151 Esas - 2024/1771 Karar sayılı ilamı ile reddedildiği görülmüştür. Davacının aynı iddialarla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1083 Esas sayılı dosyasında ... A.Ş., ... San A.Ş., ... İhracat A.Ş.ve ...'e açtığı tazminat davası ile aynı kişilere karşı İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/995 esas sayılı dosyalarından açılan davaların reddine karar verildiği, ret kararlarına yönelik istinaf başvurusunun sırasıyla İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin, 2021/472 Esas ve Dairemizin 2021/1230 Esas sayılı dosyaları ile reddine karar verildiği ancak kararların henüz kesinleşmediği görülmüştür. Karabük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/531 Esas, 2015/639 Karar sayılı dosyasında, sanıklar arasında davalı gerçek kişilerin bulunduğu, mahkemece sanıkların haksız rekabet oluşturan bir eyleminin bulunmadığı tespit edildiği, 6102 sayılı TTK'ya muhalefet nedeniyle açılan ceza dava sonucunda mahkeme tarafından davalılar dahil olmak üzere sanıkların beraatlerine karar verildiği, ceza dosyasında suç tarihinin 07.07.2011 olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, dosyaya taraf delilleri celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi raporu alınmıştır. Talimat yolu ile alınan 27.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin fiyat listelerinin ortalama 15 günde bir yenilendiği bu nedenle toplam satışların, toplam fiyatlara bölünerek bir fiyat bulunmasının mümkün olmadığı, ... Şirketinin fiyatlarının kamuya açıkladığı, şirketle ilişkisi olmayan kişilerle yapılan satışlarla davalı şirkete yapılan satışların birbirine uygun olduğu, 05.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda da tarafların iddia ve savunmaları, rekabet yasağına ilişkin yasa hükümlerinin amacı değerlendirilerek tazminat talebinin yernide olmadığı belirlenmiştir. Davacı, iptal kararlarının geçmişe etkili şekilde hüküm ifade edecek olması nedeniyle kararların alındığı tarihten itibaren yapılan işlemlerin dava dışı ortaklık adına yapılmasını talep etmektedir. Mahkemece, 2011 yılında alınan karar iptal edilmiş olsa bile sonraki kararlarla, yeniden rekabet izni verildiğinden, şirketçe yöneticilerin işlemlerine zarar vermeyeceği, davacının yönetim kurulu üyelerinden tazminat talep edebilmesi için sorumluluk davası şartlarının oluşması gerektiği belirlenmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporları değerlendirilmiş ve bilirkişiler yapılan işlemlerin kamuya açık fiyat listesine uygun olduğu ve davalıların haksız rekabet teşkil edecek bir eylemi bulunmadığı, Rekabet Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurumu tarafından yapılan incelemelerde hukuka aykırı bir yön tespit edilmediği belirlenmiştir. Yargıtay kararlarında genel kabul gören uygulama gereği iptal kararlarının ileriye dönük etkili olması ve iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğurması nazara alındığında söz konusu 12.08.2011 tarihinde alınan kararın iptaline dair kararın 2016 yılında kesinleşmiş olması nazara alındığında söz konusu iptal edilen kararın hüküm ve etkisini gösterdiği 2011 ila 2016 yılları arasında alınan kararlara etki etmeyeceği dikkate alınmalıdır. ( İzmir BAM 11. HD.2019/1881 , 2020/567 ,Yargıtay 11. HD. 2009/12053 E, 2011/6174 K. Yargıtay 11. HD. 2006/2545 E, 2007/5470 K., Yargıtay HGK. 2013/11-1048 E, 2014/430 K. Sayılı ilamları )Davacı tarafça TTK'nın 450. maddesi gereğince genel kurul kararlarının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararının kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade edeceği düzenlemesi dikkate alınarak davalıların genel kurul gündemi ile kabul edilen yetkiler kapsamında rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeniyle dava dışı şirketin zarara uğradığını iddia ederek, davalılardan zararın tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak yer verildiği ve Yargıtay HGK'nın 2007/11-149 Esas - 2007/159 Karar ve 21.03.2007 tarihli ilamında belirtildiği üzere iptali gereken kararlar baştan itibaren geçersiz olmadıklarından iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Bu sebeple, davacı tarafın aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, dava dışı ... AŞ'nin de söz konusu yetkilerin kullanılmasından dolayı herhangi bir zarara uğramadığı da alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde dosyadaki delillerin toplanmadığını, ulusal ve uluslararası piyasalardaki veriler celp edilmeden, davalı şirketlerin mali incelemesi yapılmadan ve itiraz edilen bilirkişi raporundaki hukuksuzlukların yok sayılarak karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirtmiş ise de dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın ilgili hükümleri uyarınca, delillerin ne şekilde ibraz edileceği ve celp edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup bu kapsamda dava ile ilgili olan tüm delillerin dosya içerisine celp ve ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca zarar gördüğü iddia edilen dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları da incelenmiştir. Bu kapsamda davalıların defter ve kayıtlarının incelenmesinde, HMK'nın 31. maddesi dikkate alındığında, herhangi bir hukuki yarardan söz edilemeyecektir. Çünkü öncelikle iptal tarihinden önceki döneme ait işlemlerden dolayı zaten davalıların sorumluluğunun kabulü mümkün değildir. Yasal düzenlemeler kapsamında şirketin yönetim kurulu üyesi ve yönetici oldukları şirketlerin söz konusu şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasağına uyma taahhüdü bulunsa dahi genel kurul yasal düzenleme kapsamında sonradan açılan dava ile iptal kararı verilmiş olsa bile yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine dair karar almıştır. Diğer taraftan, HMK'nın 266. maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Aynı Yasanın 28172. maddesinde ise mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi tayin edeceği duruşmada sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği belirtilmiştir. Tarafların aynı maddenin 1. fıkrası gereğince itiraz ve beyan hakları olmakla birlikte, itiraz ve beyanları değerlendirerek bu konuda karar verme görev ve yetkisi, yasal düzenleme gereğince mahkemeye aittir. HMK'nın 282. maddesinde hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceğine yer verilmiştir. Somut davada, gerek talimat yoluyla alınan, gerekse de mahkemece alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. Davacı vekilinin rapora dair aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince istinaf dilekçesinde yargılama konusu döneme ilişkin sermaye piyasası kurulu tarafından tanzim edilmiş denetleme raporu bulunduğunu, raporda davalıların haksız eylemlerde bulunduğunun tespitinin yapıldığını, tespitlerin yok sayılarak karar verildiğini ifade etmiştir. Dosya kapsamındaki belgeler, ... A.Ş.tarafından yazılan 15.03.2019 tarihli değerlendirme raporunun 2011 yılına ilişkin olan denetim raporu dikkate alındığında, tazminatı gerektirir herhangi bir neden bulunmamaktadır. Yöneticinin sorumluluğu kapsamında tazminata hükmedilebilmesi için kusurlu bir eylem ile gerçek bir zararın varlığı gerekmektedir. Hukukumuzda borcun kaynağı yasa, sözleşme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme olabilir. Bu sebeplerden biri olmaksızın soyut olarak yapılan bir işlemin başka bir kişiye isnat edilerek, hiçbir şekilde oluşmamış zararın tazminine karar verilemez. Bu şekilde bir kabul tazminat hukukunun temel düzenlemesine aykırıdır. Zira davacının dayandığı maddelerdeki temel amaç, şirketle rekabet edilmeyerek şirketin zararına neden olunmamasıdır. Rekabet yasağı şirket genel kurul kararıyla kaldırılıp işlemler yapıldıktan ve zarar oluşturan herhangi bir işlem bulunmadığı tespit edildikten sonra, iptal kararının geriye yürütülerek, dava dışı ortaklığın sebepsiz zenginleşmesine neden olacak şekilde tazminat kararı verilemeyeceğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/25, K. 2015/53, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-25-e-2015-53-k-7a3031067d00