Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/213 E. 2012/26 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/213
Karar No
2012/26
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1759 KARAR NO:2025/723 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:08.07.2021 NUMARASI:2014/782 Esas - 2021/352 Karar DAVA:Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/04/2012 tarihinde yürürlüğe girmek üzere akdedilen münhasır satıcılık sözleşmesi ile ... marka cep telefon ve tablet bilgisayarlarının pazarlamasının ve satışının müvekkili şirket tarafından münhasıran yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin iş bu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini aksatmadan ifa etmesine rağmen, davalı tarafça sözleşme hükümlerine uyulmadığı gibi herhangi bir neden gösterilmeksizin sözleşmenin, davalı ... tarafından 14/02/2014 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinden gönderilen ...yevmiye nolu ihtarname ile tek taraflı olarak feshedildiğini, davalı tarafından yapılan fesih bildiriminde 3 aylık süreye riayet edilmediğini, müvekkilinin sözleşme gereğe 18 personel istihdam ettiğini, bu personellerin kullanımına ... marka ve logoları ile donatılmış olarak toplam 3 araç tahsis edildiğini, bunun yanında münhasır olarak yetkilendirildiği ... marka üzerinden satacağı firmalara bağlayıcı taahhütlere girdiğini, zincir mağazalar giriş bütçesi, ürün raf bedeli, yeni mağaza açılış bedeli ödemelerini ifa ettiğini, bu ödemelerin bir kısmını fatura altı iskonto ile bir kısmının da doğrudan fatura karşılığı yaptığını, 2000 adet cep telefonu ürünün bedeli olarak 876.000-USD miktarı 17/05/2013 tarihinde ödemiş olmasına rağmen söz konusu ürünlerin teslimi için belirlenen tarih olan 30/05/2013 tarihinde müvekkiline teslim edilmediğini, ancak 24/06/2013 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin teslim taahhüdünde bulunduğu firmalara zamanında teslim yapılamamasından kaynaklı olarak ticari itibar ve müşteri kaybı yanında tazminat ödemek zorunda bırakıldığını, ayrıca ... markasına ilişkin taahhütlerini yerine getiremediğinden belirtilen ... gibi bazı büyük firmaların müvekkili şirket ile çalışmasını sonlandırdığını, bununla birlikte geç ifa nedeniyle ciddi oranda satış ve kar kaybı yaşadığını, dava konusu sözleşmenin 3.5 sayılı hükmünde belirtilen taahhüdünü hiçbir zaman yerine getirmemiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.9 sayılı maddesi ile, sözleşme ekinde yer alan zincir mağazalarda, sözleşme konusu ürünlerin satışının münhasıran müvekkiline bırakıldığını, hem sözleşmenin açık hükmü ile hem de sözleşmenin açıkça yazılmış olmasa bile içinde yer alan "rekabet yapmama yükümlülüğü" karşısında davalı tarafın sözleşmenin ve kanunun emredici hükmünü ihlal ettiğini, fesihten önceki dönemde, davalı ...'nin, distribütörü olan ...firması üzerinden " ..." ve benzeri sözleşme konusu zincir mağazalara telefon ve tablet satışı yaptığının tespit edildiğini, taraflar arasındaki servis hizmetleri için herhangi bir bedel kararlaştırılmadığını, tüm sorumluluğun davalı tarafta olduğu şeklinde anlaşmaya varıldığı halde sözleşmenin yürürlükte olduğu ilerleyen zamanda müvekkili firmadan teminat bedeli adı altında 30.000-USD ödemede bulunmasının talep edildiğini, taraflar arasında kurulan sözleşmenin 3.7 maddesi ile fiyat koruması temin edileceğinin de kararlaştırıldığını, müvekkili firmanın ticari olarak elindeki stokları sattırıp, ... firması ile sürecek ilişkilerine dayanarak yeni sipariş vereceği bir dönemde davalı ...Şti.'nin 2014 yılında, yeni ... telefon modellerinin müvekili firma tarafından satışlarının yapılmaya devam edileceğini vaat ve taahhüt ettiklerini, bu vaat ile davalı firmanın, büyük maliyetlerle elde bulanan stokları zararına sattırdığını, böylelikle davalının söz konusu vaat ve taahhütleri ile ürünlerin taraflarınca zararına satışını yaptırtarak hem müvekkilinin elinde ürün kalmasını önlediğini, hem de yeni ürün siparişi için kanalını rahatlattığını, davalı tarafın, müvekkiline 2000 adet ürün teslim sırasında 100 adet bedelsiz ürün teslim edeceğine ilişkin taahhütte bulunduğunu, ancak müvekkilinin söz konusu ürünlere ait bedeli ödemiş olmasına ve gecikmeli olarak ürünleri teslim almasına karşın, bu ürünlerle birlikte vaad edilen 100 adet telefonun müvekkiline teslim edilmediğini, senelerce sürmesi hedeflenen sözleşme ilişkisine güvenilerek ortaya konulan itibar, harcanan çaba ve zamanın, sözleşmenin haksız feshi ile uğranılan manevi zararın karşılığı olarak, 100.000 TL miktarında manevi tazminat talebinde bulunduklarını, davalı tarafından yerine getirilmeyen yükümlülükler olan; 2000 adet ürün teslimi sırasında vereceği 100 adet bedelsiz ürün teslimi taahhüdüne aykırı davranılması sebebiyle 100X438$=43.800 USD miktarındaki zararın tahsilini, müvekkili firmadan teminat bedeli adı altında yapılan tahsilat sebebiyle uğranılan zararlarından olan 30.000 USD' nin tazminini, zincir mağazalar giriş bütçesi, ürün raf bedeli, yeni mağaza açılış bedeli karşılığı olarak toplam 169.883,09-TL miktarındaki zararlarının tahsilini, araçlara yapılan reklam giydirme bedeli olan 767,00-TL'nin tazmini, sözleşmenin 3.9 maddesi gereğince, davalının cep telefonu ve tablet bilgisayarların satışını yapmayacağını taahhüt ettiğini, bu taahhüdüne aykırı olarak satış yaptığını, bu nedenle mahkeme tarafından yapılacak tespite kadar, belirsiz olarak davası olarak 100,00-TL' nin tazminini, sözleşmenin 3.5 sayılı hükmünde belirtilen, taahhüdünü hiçbir zaman yerine getirmediğinden mütevellit oluşan zararlarından olan 19.710-USD'nin tazminini, sipariş protokolüne aykırı olarak geç teslim edilen sözleşme konusu ürünlerin satış ve pazarlamasında yaşanan güçlükler sebebiyle meydana gelen zararlarına karşılık olarak şimdilik 100,00-TL'nin tahsiline ve tazminine karar verilmesini,...'nun, sözleşme gereği % 26 ön marj ile satılacak ürünleri zararına satması sebebiyle uğradığı zararların tazmini amacıyla, şimdilik 100,00-TL'nin tahsiline ve tazminine, sözleşmenin haksız ve belirlenen süreden daha önce feshedilmesi sebebiyle uğranılan kar mahrumiyeti taleplerinin karşılığı olarak şimdilik 100,00-TL'nin tahsiline ve tazminine, sözleşmenin haksız olarak feshi ile ...'nun, kazandırdığı ve devam edilebilir müşteri çevresi nedeniyle denkleştirme tazminatı taleplerinin karşılığı olarak şimdilik 100,00-TL denkleştirme tazminatının, müvekkili firmanın bu yükümlülüklerini gereği gibi ifa edilebilmesini sağlaması amacıyla, taraflarca imzalanan sözleşmeye de güvenerek, ... A.Ş. ile karşılıklı anlaşmaya vararak, Nisan 2009'da başlayan ve mobil telefon ve ilgili aparatları kapsayan mevcut distribütörlük ilişkisini sona erdirdiğini, bu nedenle satış zararı ve alternatif kar kaybına ayrıca ... ile olan sözleşmenin iş bu fesih sebebiyle uğranılan zararlarına karşılık olarak şimdilik 100,000-TL miktarındaki tazminatın tahsilini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 171.250,09-TL ve 93.50 USD(210.944,19TL) miktarındaki maddi tazminat ile 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın, dava dilekçesinin 15. maddesi altında, Tüketici Kanunu çerçevesinde davalının satılan ürünlere garanti ve servis hizmetleri sağlamakla yükümlü olduğunu, buna rağmen "teminat bedeli" adı altında davacıdan 30.000 ABD Dolarının tahsil edildiğini ve bu tutarın iade edilmesi gerektiğini beyan ettiğini, davacının, servis hizmetleri için herhangi bir bedel kararlaştırılmadığı, bilakis tüm sorumluluğun davalı tarafta olduğu şeklinde anlaşmaya varıldığı hususundaki iddiası tamamen gerçek dışı olduğunu, tam aksine tarafların, davacı tarafından satın alınan toplam 2.000 cihazın garanti ve servis sorumluluğuna münhasır olmak üzere 20/05/2013 tarihli satış sözleşmesini düzenlediklerini,Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 56(3) maddesi uyarınca, garanti yükümlülüğünün yerine getirilmesinde, satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduklarını, tarafların ise, aralarında akdettikleri 20/05/2013 tarihli Sözleşmenin 1.3.4. maddesi ile garanti yükümlülüğünün tamamen davalı (Satıcı) tarafından karşılanmasına karar vermiş olduklarını, davacının da işbu kanuni yükümlülükten kurtulmanın bedeli olarak 30.000-ABD Doları ödemiş olduğunu, söz konusu tutarın, tamamen ekteki Sözleşmeye göre alınan ve davacının yasal yükümlülüklerinin davalı tarafından üstlenilmesi karşılığında ödenen bir bedel olduğunu, hiçbir şekilde teminat, güvence, depozito vs. olmadığını, bu nedenle iadesinin de mümkün olamayacağını, bununla birlikte ilgili Sözleşme'nin 13. maddesinde, söz konusu akitten kaynaklanan tüm ihtilafların ICC Uluslararası Tahkim Mahkemesi kuralları çerçevesinde, İsviçre'de teşekkül edecek bir hakem heyeti tarafından İngilizce olarak yapılacak yargılama neticesinde çözümleneceğinin kararlaştırılmış olduğunu, ayrıntılı bir şekilde yapılan tahkim düzenlemesinden, açıkça anlaşıldığı üzere, tarafların işbu Sözleşmeden kaynaklanan hususu tamamen ayrı olarak düzenlemiş ve müstakil bir tahkim maddesi eklemiş olduklarını, bu nedenle, dava dilekçesinin 15. maddesinde ileri sürülen alacak kalemi olan (30.000 ABD Doları tutarındaki teknik servis hizmetleri) açısından Mahkemeninin görevli olmadığını, bu nedenle bu kısım açısından davanın tefrik edilerek, tahkim şartı nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, tarafların müşterek iradesi ile 01/04/2013 tarihinden geçerli olmak üzere,taraflar arasında Distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca, davacıya sözleşmeye ekli listede bulunan 24 firmaya yapılacak satışlarla sınırlı olmak üzere yetki verildiğini, davacı ile müvekkili arasında 20/07/2013 ve 20/08/2013 tarihlerinde iki adet Pazarlama Promosyon Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeler uyarınca, müvekkili tarafından davacıya 45.300 ABD doları ve 20.000 ABD doları tutarında pazarlama ve promosyon desteği ödendiğini, yine pazarlama promosyon sözleşmenin, Giriş Bölümü 2. maddesi uyarınca, bu miktarı aşan pazarlama maliyetlerinin davacı ... tarafından karşılaşacağını, diğer yandan bu Pazarlama Promosyon Sözleşmelerinin 1(c) maddeleri uyarınca, davacı ...'nun söz konusu pazarlama giderlerine ilişkin fatura ve tüm destekleyici dökümanı müvekkiline sunmak yükümlülüğü altında olduğunu, tüm taleplere karşın davacı tarafından bu yönde bir bilgi ve belge sunulmadığını, davacının müvekkiline "Pazarlama - Promosyon" gideri adı altında sürekli talepte bulunarak toplamda KDV dahil 68.900-ABD doları tahsilat gerçekleştirdiğini, davacının Distribütörlük sözleşmesi kapsamda 876.000 ABD doları tutarında bir pazarlama faaliyetinde bulunulduğuna ilişkin hiçbir belge sunulmadığını, davacının, müvekkilinin rakip firmalarınında distribütörlüğünü de yürütmeye çalışması nedeniyle, satış- pazarlama faaliyetlerinin yok denecek kadar az olduğunu, davacının bir yıl boyunca tek bir parti ürün siparişi veremediğini, bundan başkacada hiçbir mal alımı gerçekleştiremediklerini, bu nedenle de Distribütörlük Sözleşmesinin feshedildiğini, bu feshin davacı tarafından da eylemli olarak kabul edildiğini, bu tarihten sonra hiçbir sipariş verilmediğini, davacının, müvekkiline verdiği tek ve yegane siparişin 2.000 adetlik 20/05/2013 tarihli Sipariş Emrine dayandığını, bu sipariş Emrinin 2. maddesinde açıkça ödemenin tamamının ( sözleşme bedelinin % 100' ü olarak belirtildiğini) ürünlerin teslimatından en az 30 gün önce ödenmiş olması gerektiğinin taraflarca kabul edildiğini, basiretli bir tacir olarak bu süreyi hesaba katmayıp ifa edemeyeceği taahhütler veren davacının olası zararları ile müvekkilinin hiçbir ilgisi ve sorumluluğunun olmadığını, davacı tarafça satın alınan 2000 adet cihazın yanında 100 adet de ücretsiz olarak telefon verileceğini iddia ettiklerini, davacı tarafça, bu iddiaya dilekçelerinin 12 no'lu ekinin dayanak gösterildiğini, İngilizce olarak tercümesiz sunulan 16/05/2013 tarihli söz konusu belgenin müvekkili tarafından kabul edilmediğini, tarafların, davacı tarafından satın alınan toplam 2000 cihazın garanti ve servis sorumluluğuna münhasır olmak üzere, aralarında akdettikleri 20/05/2013 tarihli bu sözleşmenin 1.3.4 maddesi ile garanti yükümlülüğünün tamamen müvekkili ( satıcı) tarafından karşılanmasına karar verildiğini, davacının iş bu kanuni yükümlülükten kurtulmanın bedeli olarak 30.000 ABD doları ödediğini, söz konusu tutarın, davacının yasal yükümlülüklerinin müvekkili tarafından üstlenilmesi karşılığında ödenen bir bedel olduğunu, hiçbir şekilde teminat, güvence, depozito vs. olmadığını, davacının satışların artması için gerekten 169.883,09 TL tutarında bir masraf yaptığının kabul edilse dahi bu tutarın davacının sözleşme kapsamında yükümlendiği bir edimin ifası sayılacağını, davacı tarafça bu bedellerin gerçekten pazarlama - promosyon giderleri için harcandığının belgelenmediğini, davacı tarafından satış ve pazarlama işlerinde kullanılmak üzere üç araç tahsis edilmiş ise de söz konusu bu araçların Distribütörlük Sözleşmesinin 3.2 maddesi uyarınca yapıldığını, netice itibariyle; dava konusu Distrübütörlük Sözleşmesinin 1 yıl süreli olarak akdedildiğini ve bu 1 yıllık sürenin sonunda uzayıp uzamamasının tamamen tarafların o zamanki iradelerine bağlı olduğunu, davacının müvekkilinin tek distribütörlük ilişkileri içinde olduğunın açık şekilde belirtildiğini, davacı tarafın, müvekkilinin ... A.Ş.'ye herhangi bir direkt satış yaptığını iddia edemediğini, bu satışların ... isimli satıcı tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürdüğünü, müvekkilinin ...'nın yaptığı herhangi bir satıştan hiçbir bilgisi olmadığını, müvekkili tarafından satışların kime yapıldığı değil, yalnızca stok durumlarına ilişkin bilgi topladığını, müvekkilinin listede yer alan firmalara bilgisi dahilinde distribütörleri kanalıyla satış yaptığını gösterir en ufak bir delilden bahsedilemeyeceğini, taraflar arasında imzalanmış bulunan Distribütörlük Sözleşmesinin 3.5 maddesinde, davacıya yanlızca "Demo yapma", yani numune olarak tanıtım faaliyetinde kullanmak amacıyla cep telefonu ve tablet verileceğinin belirtildiğini, davacı tarafından Distribütörlük sözleşmenin 3.2 maddesi kapsamında taahhüt edilen 12 personelin istihdam edildiğine dair bir bilginin müvekkiline bildirilmediğini, hiçbir zaman samimi bir satış artırma amacının görülmediğini, bu cihazların zaten hiçbir zaman talep edilmediğini, söz konusu cihazların davacıya kendisine mal edinmesi için değil, geçici bir süre tüketiciye sunum yapılması için teslim edilecek ürünler olduğunu, diğer yandan davacının, bu talebini 19.710 ABD doları olarak belirlediğini, bu rakama nereden ulaştığının ise dava dilekçesinden anlaşılamadığını, ticaret ve serbest piyasa koşulları gereği, bir malın fiyatının arz/talep dengesine göre belirlendiğini, davacının, ne sözleşmenin uzayacağına dair vaatte bulunulduğuna ne de müvekkilinin malların ucuz fiyattan satılması için bir baskı yaptığına ilişkin delil sunamadığını, davacı ile 2013 yılında başlanılan ve 2014 yılı başlarında sona erdirilen kısa süreli ve çok dar hacimli distribütörlük ilişkisinin müvekkiline hiçbir katkısı olmadığını, davacının haksız rekabet şeklindeki eylemleri nedeniyle, ..., ..., ... gibi önemli mağazalarda ... markalı ürünlerin satılmadığını, bu durumda, davacının yarattığı herhangi bir pazardan söz edilemeyeceğini, iddia konusu bu pazardan müvekkilinin halen faydalandığının da iddia edilemeyeceğini, distribütörün sadakat yükümüne aykırı olarak, müvekkilinin en büyük rakiplerinden ... firmasının da distribütörlüğünü yürütmeye çalışan davacının, bu firma ile olan ilişkisini 12 Ağustos 2013 tarihinde 1.016.310-TL alarak sona erdirdiğini, davacının ... ile olan ilişkisini sona erdirip, üstüne de 1 Milyon Lirayı aşkın tazminat alması olayının müvekkili ile yaptığı Distribötürlük Sözleşmesi ile ilgisinin olmadığını, manevi tazminatın "hukuka aykırılık" unsurunun gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı, davalı ile olan sözleşmenin aynı koşullarla devam edeceğine güvenilerek stoklarda bulunan malları daha düşük bedelle satarak elden çıkarttığını ve bu satışlardan kaynaklanan zarardan şimdilik 100,00 TL'lık kısmı talep ettiğini belirtmektedir. Davacı, stoklardaki ürünlerin düşük bedelle satış yapılması için davalı tarafından mailler gönderildiğini ve bu maillerin ek 11 olarak dosyaya sunulduğunu beyan etmiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; söz konusu mailler incelenmesinden davalının açık ve net olarak ürünlerin maliyetlerinin altında satılmasını ve bu satıştan doğan zararların davalı firmaca karşılanacağına ilişkin bir beyanda bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı, sözleşmenin erken feshedilmesinden dolayı kârdan yoksun kaldığını, yoksun kalınan kârından şimdilik 100,00 TL'nin tahsilini talep etmektedir. Davacı, 01/04/2013 tarihli sözleşme ile davalı ile ticari ilişkiye başlamış olup, bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere; 31/12/2013 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesine göre (-) 1.483.324,00-TL faaliyet zararı, (-) 3.049.675,00-TL kadar dönem zararı mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının 2013 yılında elde edemediği faaliyet kârı mevcut olmadığına göre, sözleşmenin feshi ile birlikte kâr mahrumiyetinden bahsedilmeyeceğinden, davacının bu yöndeki talebinin reddi gerekmiştir.Davacı, sözleşmenin haksız olarak feshi ile davalıya müşteri kazandırıldığını ve bu müşterilerin davalı ile olan ticari ilişkisinin devam ettiğini, bu nedenle denkleştirme tazminatı talebinde bulunmaktadır.Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin başlangıç tarihi 01/04/2013, davacının davalıdan ilk mal alış tarihi ise 24/06/2013 ve sözleşmenin fesih tarihi 14/02/2014 olup, taraflar arasındaki ticari faaliyet fiilen 24/06/2013-14/02/2014 arası 6,5 aylık süreyi kapsamaktadır. 6102 Sayılı TTK'nun 122. maddesi uyarınca tek satıcılık sözleşmelerinde denkleştirme tazminatı talep edilebilecektir. Denkleştirme tazminatının talep edilebilmesi için tek satıcının kazandırdığı yeni müşteri çevresinden sözleşmenin sona ermesinden sonra üretici tarafın belirli ve önemli oranda menfaat sağlamaya devam etmesi, tek satıcının bir kayba uğraması gerekir. Sözleşmenin feshinden sonra, davalı tarafından önemli menfaatler elde edildiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delilin sunulmadığı, ayrıca dünya çapında faaliyet gösteren ve tanınan davalı firma ile 6,5 ay kadar fiilen çalışılması sonrasında davalı firmaya müşteri çevresi kazandırıldığının ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması da dikkate alınarak davacı tarafın bu talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı taraf, davalı ile imzaladığı sözleşmeye güvenerek, ... A.Ş. ile olan sözleşmeyi feshettiğini ve bu fesih nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir. Davacı, basiretli bir tüccar olarak yeni bir sözleşmenin geliri ve giderini hesaplamak ve bu doğrultuda ticari faaliyetine yön vermek zorundadır. İş bu sözleşmede; davacı lehine cezai şart ve tazminat alacağına hükmedilmediğine göre, sözleşmenin feshinden dolayı davacı daha önceden vazgeçtiği/sonlandırdığı ticari ilişkiye dayanarak zarar tazmin talebinde bulunamayacaktır. Kaldı ki ... A. Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 14/07/2015 havale tarihli müzekkere cevabından davacı şirket ile ... A. Ş. Arasındaki sözleşmenin 12/08/2013 tarihinde ... A. Ş. tarafından şirket menfaatleri doğrultusunda feshedildiği, davacıya ihbar süresi verilmeden sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle davacının zararlarına karşılık 1.016.310,00-TL tazminat ödendiği belirtilmiştir. Söz konusu müzekkere cevabı içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı şirketin davalı ... ile sözleşme yapmış olması nedeniyle ... A. Ş. İle olan sözleşmesini feshetmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı açıktır. Bu itibarla davacı tarafın bu yöndeki talebinin de reddi gerekmiştir.Davacı, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuşsa, davacının limited şirket statüsünde tacir olduğu, bu şekilde sözleşmenin feshedilmesi halinde manevi tazminat talep etme hakkının bulunmadığı..." gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı tarafın, müvekkiline 2000 adet ürün teslim sırasında 100 adet bedelsiz ürün teslim edeceğine ilişkin taahhütte bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu ürünleri ait bedeli ödemiş olmasına ve gecikmeli olarak ürünleri teslim almış olmasına karşın, bu ürünlerle birlikte vaat edilen 100 adet telefon müvekkilini teslim edilmediğini, müvekkilinin edimlerini yerinde getirdiğini, vaat edilen ürünlerin teslim edilmemesinden dolayı zarara uğradığını,söz konusu 100 adet ürün bedeli olarak iş bu dava kapsamında tarafımızca 43.800 USD'nin tazmini talep edildiğini, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda belirtilen nedenlerle taleplerinin reddine karar verildiğini, 2000 adet cep telefonu için toplam 906.000-USD ödeme yapılması gerekmesine rağmen, müvekkili tarafından 876.000-USD ödeme yapılmış olması kapsamında müvekkili şirketin edimini yerine getirmediği yönünde gerekçe kurulmasının kabule kabil olmadığını, davalı tarafın, ürünün birim fiyatı üzerinden ödeme yapılmadığına dair bir itirazı olmadığını, keza eksik ödeme yapıldığı kabul edilse dahi, bu durum davalı tarafından taahhüt edilen 100 adet telefonun teslim edilmemesinin gerekçesini oluşturmadığını,Taraflar arasında servis hizmetleri için herhangi bir bedel kararlaştırılmadığı, bilakis tüm sorumluluğun davalı tarafta olduğu halde, sözleşmenin yürürlükte olduğu zamanda müvekkili firmadan teminat bedeli adı altında 30.000-USD ödeme bulunması davalı tarafça talep edildiğini, davalı firmanın, bu meblağın iade edileceği yönündeki vaatlerine itibar eden ve o güne kadar yapılan yatırımlar nazara alınarak aradaki ilişkinin bozulma riskini göze alamayan müvekkili tarafından iş bu miktarın davalıya ödendiğini, ancak davalının kötü niyetli hareket ettiğine ihtimal vermeyen müvekkilinin, bu ödeme sonrasında sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinden dolayı, zarara uğramış olduğu ve söz konusu miktarın iade kapsamına girdiğinin aşikar olduğunu, davalının iş bu tahsilat karşlığı olarak müvekkili adına fatura düzenleyerek cari hesabı sıfırlamış olmasının, söz konusu tutarın müvekkile iadesine ilişkin sözleşmede hüküm bulunmamasına dayanarak talebinin reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, öncelikle, dosyada mübrez raporda da tespit edildiği üzere davalıya ait 2013-2014 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin yapılmadığını, buna göre usul ve yasaya uygun tutulmuş bir defter olmaması nedeniyle davalının ticari defterine bu hususta itibar edilemeyeceğini, diğer yandan, söz konusu miktarın iadesine ilişkin sözleşmede bir hüküm bulunmadığı ifade edilse de bu bedelin ödenmesine dair de bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında teknik servis hizmetleri için herhangi bir bedel kararlaştırılmamış olup, bilakis tüm sorumluluğun davalıya ait olduğu yönünde anlaşmaya varıldığını, iş bu bedelin bizzat davalı tarafından haricen istenildiğini, müvekkili şirketinde o güne kadar yapılan yatırımlar nazara alınarak aradaki ilişkinin bozulmaması için ödediğini, ayrıca, hiç kimsenin ortada hiçbir sebep yokken başka bir kişiye (özellikle de bu miktarda) bir ödeme yapmayacağını, aksinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,Davalı ile akdedilen sözleşme çerçevesinde müvekkilinin, münhasır olarak yetkilendirildiği ... marka ürünleri satacağı firmalarla bağlayıcı sözleşmeler imzaladığını, ... marka cep telefonun zincir mağazalarda satışının yapılması için mağazalara giriş bütçesi, ürün raf bedeli, yeni mağaza açılış bedeli olarak davalıya toplam 169.883,09-TL ödeme yaptığını, mahkemenin talep edilen masrafların ...'ye ait olanların davalıya bildirildiğine ve davalıdan onay alındığına, davacıya ait masrafların da davalıya bilgisinin verildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, davalının müvekkili toplam 68.900.-USD bütçe sağlamayı taahhüt ettiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalara ilişkin bedellerin davalı tarafından ödendiği ve bu kapsamda davalının, iki sözleşme ile davacıya karşı cari hesaplarının sıfırlandığından bahisle 169.883,09-TL zarar tazmini talebin de reddine karar verdiğini, davalı ticari defterlerine bu hususta itibar edilemeyeceğine dair itirazları aynen tekrar ettiklerini, sözleşmenin hükümleri açıkken ve buna göre sözleşme 1 yıl daha uzamışken müvekkili şirketin iş bu masrafı yapmasının normal olduğunu,Sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde süresinden önce davalı tarafından feshedildiği ilk derece mahkemesince de kabul edildiğini, dolayısıyla, müvekkilinin sözleşmenin ayakta kalacağına olan güveni kapsamında katlanmış olduğu maliyetin, boşa gittiğini, iş bu sebeple mahkemenin, talebin reddine dair kararını kabul etmediklerini,Mahkeme kararında...'un dava dosyasına gönderdiği 14/12/2015 tarihli cevap yazısında, 6.224 adet ... marka ürünü kimden satın aldığının bildirilmediği, ... tarafından ise satışın yapıldığı ürünlerin 01/04/2013 tarihinden önce satın alındığının belirtildiği hususlarına yer verildiğini, müvekkil şirket ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin "münhasır satıcılık sözleşmesi" olduğunu, iş bu sözleşmenin manasının; davalı ...'nin cihazlarının satışı yalnızca müvekkili şirket tarafından yapilebileceğini, nitekim, sözleşmenin 3.9. maddesi uyarınca davalının, sözleşmenin devam ettiği süre boyunca sözleşme ekinde belirtilen firmalara kendisi veya distribütörü üzerinden cep telefonu ve tablet bilgisayarların satışını yapmayacağını taahhüt ettiğini, fakat, davalının iş bu sözleşmeye açıkça aykırı hareket ettiğini ve müvekkili şirketin haricindeki birçok firmaya da ... cihazlarını sattığını, anılan satışlardan dolayı kar kaybının (4.365.399,00 TL x %30) 1.309.619,70 TL olduğunu, tutarlar ortada iken davalının bu satışlardan sorumluluğunun olmadığı, bu cihazların ... firması haricinde bir firma tarafından satışının yapıldığı ya da ...'nin bilgisinin olmadığı, talebine ilişkin iddiaların kanıtlanmadığı yönündeki gerekçeleri kabul etmediklerini,... şirketinin müzekkere cevabının gerçeği yansıtmadığını,...'nın, cihazları 01.04.2013 tarihinden önce ...'den aldığını ve 17.01.2014 tarihinde de önceden alınan iş bu cihazları ...'a sattığını belirttiğini, ancak hiç bir teknoloji ürününün depoda 1 (bir) yıl bekletilip satılamayacağını, her gün daha yeni bir teknoloji ürününün piyasaya sürüldüğü günümüz koşullarında ... gibi malı alıp 1 (bir) yıl depoda beklettikten sonra o ürünü satmasının teknoloji ürünlerinin satışında mümkün olmadığını, bu suretle ...'nın cevaplarına itibar edilmemesi gerektiğini, müzekkereye eksik ve yanıltıcı cevap verilmesine rağmen iş bu eksikliğin giderilmemesinin; bu durumdan dolayı iddiaların kanıtlanamadığı yönünde gerekçe kurulması hukuka aykırı olduğunu,Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5.maddesi uyarınca davalının açıklanan taahhüdünü yerine getirmediğini, mahkemenin ilgili hüküm kapsamında cep telefonu ve tablet bilgisayarların müşterilere sunulmak amacıyla canlı ... olarak müvekkiline verileceği gerekçesi ile taraflarınca talep edilen 19.710-USD alacağın reddine karar verdiğini, sözleşmenin 3.5.maddesi kapsamında ilgili ürünlerin bedelsiz olarak müvekkiline verilmesi gerektiğinin açık olup; hüküm kapsamında davalı tarafa seçme hakkı tanınmadığını, müvekkili firmanın tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının hem sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi hem de sözleşme hükümlerinde tanımlanan taahhütlerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili firmanın zarara uğradığını, bilirkişi heyetinin görüşünün de talepleri ile paralel olduğunu,Müvekkilinin teslim taahhüdünde bulunduğu firmalara zamanında teslim yapılamamasından kaynaklı olarak ticari itibar ve müşteri kaybı yanında tazminat ödemek zorunda bırakıldığını, ayrıca ... markasına ilişkin taahhütleri yerine getiremediğini belirten ... gibi bazı büyük firmaların müvekkili şirket ile çalışmayı sonlandırdığını, bununla birlikte geç ifa nedeniyle, babalar günü, karne zamanı ve yaz tatili başlangıcı tarihlerinin kaçırılması ile ticari tecrübelere göre en zor satış zamanı olan ... ayında satışa arzın başlaması sebebiyle müvekkili üzerinde ciddi oranda satış ve kar kaybı yaşandığını,Davalı firmanın, sözleşme gereği %26 ön marj ile satılacak ürünleri, davalının maliyetleri kendileri tarafından karşılanacağı vaadine güvenerek, zararına satması sebebiyle zarara uğradığını, dosyaya sundukları maillerde görüleceği üzere müvekkili şirket yetkilisi ...'ın, davalı yetkilisi ...'e göndermiş olduğu 28 Kasım tarihli mailinde cihaz bedellerinin düşürüldüğünü göstermek maksadıyla ilgili web adresinin linkini paylaştığını, iş bu maile, davalı yetkilisi ... 02 Aralık tarihli cevabi mailinde fiyatların halen 1.299 TL olarak göründüğünü bildirdiğini, bu maile cevaben ise müvekkili şirket yetkilisi ...'ın 02 Aralık tarihli mailinde ilgili sitede bir yanlışlık olduğunu sayfa görselinden görüleceği üzere satış fiyatının 899 TL olduğunu bildirdiğini, iş bu yazışmalar dikkatle incelendiğinde ve ticari bir düşünce ile değerlendirildiğinde müvekkili şirketin davalının talebi ile fiyatları düşürdüğü ve bunu göstermek için de davalıya mail gönderdiği, davalının ise fiyatların halen istenildiği gibi düşürülmediğini belirttiği, bunun üzerine ise müvekkili şirketin aslında fiyatların istenilen rakama indirildiği ancak ilgili satış portalındaki sistemsel bir hatadan eski/yüksek fiyat göründüğünü esasında fiyatın davalı talebi gibi düşürüldüğünü gösterdiği ve bu suretle de talebi gibi davalının müvekkili şirkete zararlandırıcı satış yaptırdığının anlaşıldığını,Dava dilekçesinde de ayrıntılı olarak izah ettikleri üzere müvekkili şirketin bizzat davalının kusurlu ve sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle zarar ettiğini, burada müvekkili şirketin kar elde edememesinin sebebinin davalı olduğunu, nitekim en basit bir hesaplamayla bile müvekkili şirketin davalının sözleşmeye aykırı eylemleri neticesinde yaklaşık 1.500.000,00 TL kardan mahrum kaldığını, bu bedelin yalnızca tarafların ilişkide kaldığı süre müddetince mahrum kalınan kar olduğunu, diğer yandan mahkeme tarafından da kabul edildiği üzere sözleşme haksız ve sürelere riayet edilmeksizin feshedildiğini, ancak esasında sözleşme 1 yıl daha uzadığını, hal böyle olunca müvekkili şirketin mahrum kaldığı kar en az 3.000.000,00 TL'ye ulaşdığını, açıklanan sebepler ile talebinin reddi yönündeki mahkeme kararını kabul etmediklerini,Yine dava dilekçesinde belirtildiği üzere Müvekkil Şirket 1995 yılından bu yana ülkemizde ...ve Bilişim alanında ...,..., ...,... ve ... gibi tanınmış dev global markalara hizmet veren, portföyünde 12.000'den fazla firma yer alan ve profesyonel ve iyi eğitimli insanları bünyesinde barındıran saygın bir firma olduğunu, müvekkili şirketin itibarının, istikrarlı yapısı ve bu gücü nedeniyle tek satıcılık sözleşme teklifi bizzat ...'den geldiğini, o dönem Türkiye pazarında olmayan ...'nin, müvekkili şirketi seçmesindeki en büyük sebebin de zaten kendisini Türkiye pazarına sokabilecek tek firmanın olmasından kaynaklı olduğunu, nitekim, ... o dönemler zincir mağazalarda yer almak için aranan ... raporlarına göre ilk 50'de bile olmadığını ancak yapılan sözleşme sonrası davalının, müvekkili şirketin yaptığı yatırımlar ve müvekkili şirketin itibarı ve istikrarlı tutumu sayesinde pazara girebildiğini, bu zincir mağazalardaki markaların artı değer elde ettiği, müşteriler nezdinde itibar ve güven kazandığı, talep gördüğü herkesin malumu olduğunu, hal böyle iken, Mahkemenin, denkleştirme tazminatına dair davalının önemli menfaatler elde ettiğine dair ispatın gerçekleştirilemediğinden bahisle talebin reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu,Mahkeme kararında, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün sadece müvekkili firma için tanımlanmasının; keza müvekkili firma lehine olan bilirkişi heyet tespitlerinin kesin olarak aksi yönde karar kurulması tarafınca anlaşılamadığını, her tacirde olduğu gibi müvekkili şirketin de basiretli olarak hareket ettiğini, nitekim dosya kapsamında defaatle izah edildiği üzere müvekkilinin, bugünkü güçlü konumuna planlı iş programı, disiplinli bir çalışma ve basiretli hareket etmesi ile geldiğini, mahkeme tarafından kurulan gerekçe gerçek veya tüzel kişilerin birbirine güvenmemeleri gerektiği yönündeki bir görüş barındırmakta olduğunu ki, bu düşüncenin kişileri ticaret yapamayacak konuma getirecek kadar tehlikeli olduğunu, en nihayetinde müvekkili şirketin de ... ile olan sözleşmesini, davalı ...'e güvenmesi ve yüklendiği edimleri basiretli bir tacir gibi layıkıyla yerine getirmek maksadıyla feshettiğini,Mahkemece, müvekkili şirketin limited şirket statüsünde tacir olması sebebi ile manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, tüzel kişilerin manevi zarara uğrayabileceği ve manevi zararın oluşması halinde manevi tazminat talebinde bulunabilecekleri hususu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile de sabit olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/4-687 E. , 2012/26 K., Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/213 E. , 2016/70 K.örneklerinde olduğu gibi tüm güncel içtihada rağmen sadece müvekkilin limited şirket olduğu gerekçesi ile manevi tazminat talebimizin reddine karar verilmesi kanuna ve içtihada aykırılık oluşturduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki 01.04.2013 tarihli münhasır satıcılık (distrübütörlük) sözleşmesinin davalı yanca haksız fesh edildiği iddiasına dayalı olarak uğranılan zararların tazmini, manevi tazminat ve alacak istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 01/04/2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere münhasır satıcılık sözleşmesi düzenlendiği, davacının, bu sözleşme ile davalı şirketin ... marka cep telefon ve tablet bilgisayarlarının pazarlanmasmı ve satışının münhasıran yapılmasını üstlendiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, davalı tarafından Beyoğlu ..Noterliği'nin 14/02/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile feshedildiği ihtilafsızdır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde; sözleşmenin 01/04/2013 tarihinde yürürlüğe gireceği ve 01/04/2014 tarihine kadar geçerli olacağı, sözleşme süresinin bitmesinden 3 ay öncesine kadar taraflardan herhangi biri tarafından sözleşmeyi sonlandırma konusunda diğerine yazılı olarak bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlar ile bir yıl daha yenilenmiş sayılacağının hüküm altına alındığı, bu düzenleneme ve fesih bildirim tarihi dikkate alındığında sözleşmenin süresi uzamış iken, davalı yanca 14/02/2014 tarihinde sözleşmenin süresinden önce davalı yanca feshedildiği sonucuna varılmıştır.İlk derece mahkemesi gerekçesinde benimsendiği üzere, davalı tarafından, taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin Feshi başlık 6. maddesinde öngörülen hükümlere uygun şekilde bir fesih yapılmadığı, ileri sürülen fesih nedenleri kapsamında sözleşmenin davalı yanca haksız olarak feshedilmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Kaldı ki bu husus davalı yanca istinaf konusu da yapılmamıştır.İlk derece mahkemesince taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek üzere bilirkişi kurulu kök ve taraf itirazlarını gidermek üzere ek bilirkişi raporu alınmış, gerek kök gerekse ek rapor içeriğindeki tespitlerde dikkate alınarak kurulduğu anlaşılan hükümde;Davacı tarafından davalıya yapılan ve iadesi istenen 30.000 USD ödemenin, taraflar arasındaki satış sözleşmesi gereği satışı yapılan 2.000 adet cep telefonun garanti ve servis hizmetinin davalı tarafından karşılanması , bu surette davacının garanti ve servis hizmeti maliyetine katlanmaması karşılığında yapılan ödeme olduğu, kaldı ki davalının işbu tahsilat karşılığı olarak davacı adına 05/09/2013 tarih ve ... sayılı fatura düzenleyerek cari hesabı sıfırlamış olduğu , yapılan bu ödemenin sözleşme feshi ile yada başka surette davacıya iadesi gerektiğine dair sözleşme hükmü bulunmadığı gerekçesiyle reddi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı, davalı ile akdedilen sözleşme çerçevesinde ... marka cep telefonun zincir mağazalarda satışının yapılması için mağazalara giriş bütçesi, ürün raf bedeli, yeni mağaza açılış bedeli olarak toplam 169.883,09-TL ödeme yaptığını ve bu tutarın tazmin edilmesi gerektiğin ileri sürmüştür. Tarafların kabulündeki sözleşmenin 3.3 maddesi uyarınca davacının bu surette yaptığı masraflar yönünden yapılan harcamaların ... tarafından karşılanacak kısmı için ...'in onayının alınacağı, davacının kendisi tarafından karşılanacak kısmı için ...'ye bilgi vereceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı tarafından karşılanacak kısmı için davalı onayı alınacağı gibi, davacının da kendisi tarafından karşılanacak masraf kısmı için davalıya bilgi verecek olması sözleşmenin 3.3 maddesinin hükmü gereğidir. Bu durumda, davacının talep ettiği masrafların ...'ye ait olanların davalıya bildirildiğine ve davalıdan onay alındığına, davacıya ait masrafların da davalıya bilgisinin verildiğine ilişkin kanıt sunulmadığı gibi, satış sözleşmesinden sonra taraflar arasında 20/07/2013 tarihli 45.300.-USD bedelli (KDV dahil) ve 20/08/2013 tarihli 23.000.-USD bedelli (KDV dahil) ... başlıklı iki adet sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşmelerde, davalının, davacıya, ... cihazının satışlarının artırılmasını desteklemek üzere, ... için davacıya iki kalemde toplam 68.900.-USD bütçe sağlamayı taahhüt ettiği, davacı tarafından davalı adına 20/08/2013 tarih ve ... sayılı 23.600.-USD karşılığı 45.994,46-TL'lik ve16/09/2013 tarih ve ... sayılı 89.915.97-TL'lik iki adet Pazarlama Destek faturası düzenlendiği ve fatura bedellerinin davacıya ödendiği de gözetildiğinde, davalının, iki sözleşme ile davacıya karşı ... Faaliyeti yükümlülüğünü yerine getirdiği kabulü ile verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki davacı istinafı da yerinde değildir. Davacı yanca, davalı tarafından sözleşme hükmü ihlal edilerek tekel bölgesindeki ... mağazalarına satış yapıldığı ileri sürülerek tazminat talebinde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince taraflar arasında imzalı 01/04/2013 başlangıç tarihli sözleşmenin ekinde listelenmiş olan 24 adet firmaya müzekkere yazılmış, gelen cevaplara göre davacının sözleşmenin başlangıç ve sonlandırılması arasındaki dönemde toplam satışının 1.780 adet karşılığı 844.368,00-TL olduğu, diğer firmaların satışının ise 11.261 adet karşılığı 4.365.399,00-TL olduğu tespit edilmiştir. ...'un dava dosyasına gönderdiği 14/12/2015 tarihli cevap yazısında, 6.224 adet ... marka ürünü kimden satın aldığını bildirmemiş, ... ise satışını yaptığı ürünleri 01/04/2013 tarihinden önce satın aldığını belirtmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3.9 maddesinde "Sözleşme süresince konu firmalara (..., ..., ...,.... ..., ..., ...,..., ... v.d), ... firması kendi veya distribütörü üzerinden ... marka cep telefonu ve tablet bilgisayarlarının satışını yapmayacaktır. ...'nin kanıtlanabilir bilgisi dışında distrübütörleri tarafından yapılan doğrudan satışlardan ...'nin sorumlu olmadığı" da belirtildiğinden, gelen müzekkere cevap içerikleri ile satışların davalı bilgi ve onayı ile yapıldığı kanıtlanmadığından, bu alacak kalemi yönünden davanın reddi isabetli görülmüştür.Davacı, sipariş protokolüne aykırı olarak 2.000 adet ürünün geç teslim edilmesinden dolayı uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek dava ve talep konusu yapmıştır. Davacının, 2.000 adet ürün bedeli olan KDV dahil toplam 876.000.-USD'yi 17/05/2013 tarihinde davalının banka hesabına ödemiş olduğu ve yine mal bedelinin ödenmesi sonucu ürünlerin 24/06/2013 tarihinde gümrükten çekilmiş olduğu anlaşılmıştır.Davacı, geç teslimden dolayı ticari itibar ve müşteri kaybı ile kendi müşterilerine tazminat ödemek zorunda kalındığını iddia etmiştir. Dosyada mevcut 20/05/2013 tarihli Sipariş Emri'nin ödeme ve teslimat başlıklı 2. maddesinde; "Sözleşme bedelinin % 100'ü ürünlerin teslimatından en az 30 gün önce Alıcı/davacı tarafından Satıcı/davalıya ödenecektir." şeklinde düzenlendiği, ancak davalı tarafından davacıya belirli bir teslim tarihi belirtilerek taahhüt altına girilmediği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, davacı tarafından 17/05/2013 tarihinde ödeme yapıldığı ve sözleşmenin 2.maddesi dikkate alınarak ödeme tarihinden en az 30 gün sonra mal tesliminin söz konusu olduğu bir an için kabul edildiğinde de, mal teslim tarihinin 17/06/2013 tarihinde yapılması gerekecektir. Somut olayda mal tesliminin bu tarihten bir hafta gibi kısa bir gecikme ile yapıldığı da dikkate alındığında, bu bir haftalık süre içinde davacının nasıl bir zarar ve müşteri kaybına uğradığı yönünde kanıt da sunmadığı gözetildiğinde, iş bu tazmin talebinin reddi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinafı yerinde görülmemiştir.Davacı, davalı ile olan sözleşmenin aynı koşullarla devam edeceğine güvenilerek stoklarda bulunan malları daha düşük bedelle satarak elden çıkarttığını ve bu satışlardan kaynaklanan zararın tazmini gerektiğini iddia etmiştir.Davacı, stoklardaki ürünlerin düşük bedelle satış yapılması için davalı tarafından mailler gönderildiğini ileri sürerek delil olarak dayanmıştır. İlk derece mahkemesince bilirkişi raporundaki tespitler ışğında gerekçesinde işaret edildiği üzere; söz konusu mail içeriklerinde davalının açık ve net olarak ürünlerin maliyetlerinin altında satılmasını ve bu satıştan doğan zararların davalı tarafından karşılanacağının taahhüt edilmediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen karara isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinafı yerinde değildir.Davacı, sözleşmenin erken feshedilmesinden dolayı yoksun kaldığı kar tazminatı talebinde bulunmuştur.Taraf ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle sunulduğu anlaşılan bilirkişi rapor içeriğinde tespit edildiği üzere, sözleşme süresi döneminde davacının 31/12/2013 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesine göre (-) 1.483.324,00-TL faaliyet zararı, (-) 3.049.675,00-TL kadar dönem zararı mevcut olduğu, buna göre davacının 2013 yılında elde edemediği faaliyet kârı mevcut olmadığına göre, sözleşmenin feshi ile birlikte kâr mahrumiyeti kaybından söz edilemeyeceği, bu talep yönünden davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti tazminat isteminin kanıtlanmadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince, bu kalem tazminat yönünden istemin reddi kararı isabetli görülmüş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafları yerinde görülmemiştir.Davacı, sözleşmenin haksız olarak feshine dayalı olarak denkleştirme tazminatı ( portföy tazminatı) talebinde bulunmuştur.Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin başlangıç tarihi 01/04/2013, davacının davalıdan ilk ve tek mal alış tarihi ise 24/06/2013 ve sözleşmenin fesih tarihi 14/02/2014 olup, taraflar arasındaki ticari faaliyet fiilen 24/06/2013-14/02/2014 arası 6,5 aylık süreyi kapsamıştır. 6102 Sayılı TTK'nun 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatının talep edilebilmesi için tek satıcının kazandırdığı yeni müşteri çevresinden sözleşmenin sona ermesinden sonra davlının belirli ve önemli oranda menfaat sağlamaya devam etmesi, tek satıcının bir kayba uğraması gerekir. Sözleşmenin feshinden sonra, davalı tarafından önemli menfaatler elde edildiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delilin sunulmadığı, ayrıca dünya çapında faaliyet gösteren ve tanınan davalı firma ile 6,5 ay kadar fiilen çalışılması sonrasında davalı firmaya müşteri çevresi kazandırıldığının ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına aykırı görüldüğü yönündeki ilk derece mahkemesi gerekçesi yerinde olmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Davacı, davalı ile imzaladığı sözleşmeye güvenerek, ... A.Ş. ile olan sözleşmesini feshetmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.Davacı, basiretli tacir olarak davranma sorumluluğu altında olup, yeni bir sözleşmenin geliri ve giderini hesaplamak ve bu doğrultuda ticari faaliyetine yön vermek zorundadır.Davacının fesh edildiğini ileri sürdüğü 3.kişi ile arasındaki sözleşmede lehine cezai şart ve tazminat alacağına hükmedilmediği de gözetildiğinde ve ... A. Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen 14/07/2015 havale tarihli müzekkere cevabından davacı şirket ile ... A. Ş. Arasındaki sözleşmenin 12/08/2013 tarihinde ... A. Ş. tarafından şirket menfaatleri doğrultusunda feshedildiği, davacıya ihbar süresi verilmeden sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle davacının zararlarına karşılık 1.016.310,00-TL tazminat ödendiğinin belirtildiği de dikkate alındığında, davacının davalı ile sözleşme yapmış olması nedeniyle ... A. Ş. İle olan sözleşmesinin feshi arasında illiyet bağı bulunmadığı tespiti ile verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde değildir. Davacı davalı ile ilişkide, 2000 adet ürünün teslimi sırasında davalının 100 adet bedelsiz ürün verme tahhüdü bulunduğunu, ancak davalı yanca taahhüdün yerine getirilmediği belirtilerek toplam 43.800-USD tutarında alacak talebinde bulunmuştur. İlk derce mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, taraflar arasında düzenlenen 01/04/2013 tarihli sözleşmede bu konuda herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. davacının bu talebine dayanak gösterdiği 16/05/2013 tarihli "Sipariş Emri" başlıklı belgenin imza içermediği, davalı tarafından imzasız olması ve bu belgeyi kabul etmemesi karşısında, söz konusu belgenin tarafları bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı kaldı ki bu belgede bir adet ürünün birim fiyatının 453 USD olarak belirtildiği, bu durumda davacı tarafından davalıya 2000 adet cep telefonu için toplam 906.000-USD ödeme yapması gerekmesine rağmen, davacı tarafından 876.000-USD ödeme yapılmış olduğu, bu durumda kendi edimini yerined getirdiğini kanıtlamayan davacının karşı edimi talep edemeyeceği sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde değildir.Davacı , araçlarına ... marka ve logo donatımı nedeniyle 295.-TL + 472.-TL olmak üzere toplam 767,00-TL'lik maliyete katlandığını belirterek bu maliyetin davalı tarafından karşılanmasını talep etmişse de, taraflar arasındaki 01/04/2013 tarihli sözleşmenin 3.2 maddesi ile davacının bu yükümlülüğü üstlenmiş olduğu gerekçesiyle, davacının bu yöndeki talebinin reddi kararı da isabetli olmuştur.Davacı, davalı tarafından, 45'er adet ... marka cep telefonu ve tablet bilgisayardan kendisine bedelsiz olarak verileceğini, ancak davalının bu yükümlülüğü yerine getirmediğini belirterek alacak talebinde bulunmuş ise de, ilk derece mahkemesi gerekçesinde açıklandığı üzere, sözleşmenin 3.5 sayılı maddesindeki düzenleme uyarınca davacıya verilecek 45'er adet cep telefonu ve tablet bilgisayarın müşterilere sunulmak amacıyla ve canlı ... olarak verileceği düzenlemesi karşısında, davacıya bu tutardaki ürünlerin bedelsiz kendi mülkiyetine ilişkin olarak verileceğine dair düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki istinaf yerinde değildir. Davacı vekilince yukarıda son üç paragrafta talep konusu yapılan alacak ve tazminat taleplerinin alınan bilirkişi raporları kapsamında yerinde olduğu tespitine rağmen, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporlarının aksine olacak şekilde hükme bağlanmasının doğru olmadığı ileri sürülerek istinaf nedeni yapılmıştır. HMK 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporları takdiri delil niteliğindedir. İlk derece mahkemesince bilirkişi rapor içerikleri dışında, sunulu deliller, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınıp, değerlendirilerek ve gerekçesi yazılmak suretiyle alacak ve tazmin istemlerinin reddine karar verilmiş olmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde değildir.Davacı, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da, yalnızca sözleşmenin haksız feshi somut olayda kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilerek manevi tazminatı gerektirmeyeceğinden davacı tarafın buna yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/213, K. 2012/26, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-213-e-2012-26-k-59f2f8fd9d1c