Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/1189 E. 2019/411 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/1189
- Karar No
- 2019/411
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/302 KARAR NO : 2024/195 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 25.04.2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/1189E., 2019/411K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin 2048 numaralı üyesi olduğunu, uzun yıllardır kooperatiften zirai ürünle ilgili mal aldığını ve kredi kullandığını, davalı kooperatifin muhasebe bölümünde görev yapan ... ve diğer birkaç personel hakkında zimmet, görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık iddiası ile Kayseri Cumhuriyet Savcılığı'nca soruşturma başlatıldığını, iddiaya göre kooperatifte kimi üyelerin yerine sahte imza atılarak kredi çekildiğini, kimilerine ise alınmayan mal ve hizmet karşılığında karışıklığa getirilerek senet imzalattırıldığını, kimi üyelerin yaptığı ödemelerin ise yazıcı çalışmıyor vs. gibi sebeplerle makbuzunun verilmediğini ve yapılan ödemenin kayda alınmadığını, bu usulsüzlüklerin ortaya çıkması üzerine müfettiş görevlendirildiğini ve soruşturma açıldığını, müvekkilin tüm alışveriş kayıtlarının araştırıldığını ve bu kayıtlardan 07/10/2013 tarihli, 12226 numaralı, 3.094,83 TL bedelli senede konu malı ve 07/10/2013 tarihli 13090 numaralı 8.488,01 TL bedelli krediyi kullanmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin 12223 nolu ve 12226 nolu senetlere ilişkin borcunun olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bahis sitesi haberleri ve medya haberlerine yönelik iddilarının yargılama konusu olmadığını, delillerini ve iddialarını kabul etmediklerini, davacının borçlu olmadığını ileri sürdüğü 12223 numaralı senedin yenileme ihtiyaç kredisi olduğunu, çiftçilerin kooperatife olan borçlarının çıkan Bakanlar Kurulu Kararları ve genelgeler doğrultusunda yapılandırıldığını, böylece kooperatif üyelerinin imzaladıkları sözleşmede bulunan kullanabileceği kredi limitlerini borcu yapılandırarak yükselttiklerini ve yeniden kredi kullanabildiklerini, davacıya ait hesap kartı incelendiğinde yapılandırmadan sonra davacının 12224, 12226, 12228, 12360, 12225, 12227, ve 12264 numaralı senetlerle yeni krediler kullandığını, davacının krediyi kullanmadığını ve malı almadığını iddia etmesinin senetleri imzalamış olması sebebiyle hayatın olaağan akışına aykırı olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince; "Dava, davalı kooperatif ile davacı üyesi arasındaki senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava kooperatif ile ortağı arasında olup, ortada mutlak ticari dava bulunduğundan davalının görev itirazının reddine dair 07/03/2016 tarihli ön inceleme duruşmasında karar verilmiştir. Davacının aldatılmayı öğrendiği tarihin dosya kapsamı itibariyle Kayseri CBS'ye ifade verdiği tarih olan 25/07/2016 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarihinde dava tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından TBK'nın 39/1. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olması ve iş bu menfi tespit davası için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin 26/10/2015 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının ayrı ayrı reddine dair 25/04/2019 tarihli celsede karar verilmiştir. Davacı taraf delil olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasına da dayanmıştır. Delil olarak dayanılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyası yönünden yazılan müzekkereye verilen cevaba göre, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan müzekkerelere verilen cevaplara göre ve en son tarih itibarı ile dahi söz konusu 2014/14485 soruşturma sayılı dosyanın halen devam edip, Kayseri CBS'nin 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasının uzun süredir derdest olması, herhangi bir kamu davasının açılmamış olması nedeniyle hazırlık soruşturmasının sonucunun beklenmesinin iş bu davadaki yargılamayı uzatacağı, mahkememizce tüm delillerin toplanması ile savcılık dosyasının akıbetinin iş bu dava dosyasını etkileyecek nitelikte olmaması, davacının iddia ettiği hususların mahkememizce de incelenip değerlendirildiği ve iş bu alacak davasında davacının iddiaları yönünden gerekli araştırmanın mahkememizce yapılmış olması nedeniyle HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak iş bu dava dosyasının sürüncemede kalmaması için Kayseri CBS'nin 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasının akıbetinin beklenilmesinden ve bekletici mesele yapılmasına dair ara karardan vazgeçilmesine dair 25/04/2019 tarihli celsede karar verilmiştir. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2017 tarihli 2017/725 esas, 2017/1149 karar sayılı ilamına konu davalısının ... olan benzer nitelikteki uyuşmazlıkta Cumhuriyet Savcılığı ceza soruşturmasının beklenmesine gerek bulunmadığına dair görüş bildirilmiştir. Davacı ile davalı kooperatif arasında imzası ve içeriği inkar edilmeyen Tarım Kredi Kooperatifleri Kredi Genel sözleşmesinin düzenlenip imzalandığı, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlığın olmadığı, bu sözleşmeye istinaden davacının davalı kooperatifin 2818 nolu üyesi olduğu, sözleşmenin 19. maddesine göre ortak ve müteselsil kefiller, kooperatifle aralarında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda kooperatife ait defter, kayıt ve belgelerin yegane kesin delil olacağını ve bunlara hiçbir şekilde itiraz etmeyeceklerini kabul ve taahhüt ettiklerinin açıkça düzenlendiği, davacının iş bu sözleşmeyi imzalamış olması nedeniyle gerek davalı kooperatif, gerekse üyesi olan davacı yönünden tarafları hukuken bağlayıcı ve geçerli nitelikte bir sözleşme olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin dilekçeleri ve davacının Kayseri CBS'ye verdiği 25/07/2016 tarihli ifadesinde dava konusu senetlerin üzerindeki yazı ve imzalara itiraz etmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle de dava konusu senetler üzerinde imza yönünden bir bilirkişi incelemesi yoluna gidilmemiştir. Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta bulunmaktadır. Ancak menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2018 tarihli 2017/19-819 esas 2018/771 karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerindedir. Davacının dava konusu ettiği iki senetten 07/10/2013 düzenleme tarihli, 12223 numaralı, 6.768,85 TL bedelli kredi borç senedi yenileme genel ihtiyaç kredisi neticesinde düzenlenmiştir. Davacının aynı tarihli davalı kooperatife altında imzası bulunan başvuru dilekçesi de mevcuttur. Yine davacının senet altında da imzası mevcuttur. Davacının başvuru dilekçesi incelendiğinde krediyi önceki tarihli borçlarını ödeyememesi nedeniyle davalı kooperatiften talep etmiştir. Yani bu senede ilişkin kullandırılan kredi yönünden davacının önceki tarihli bir borcu bulunduğu anlaşılmıştır. Zaten itibar edilen bilirkişi raporunda da bu hususta açıklamalar ve önceki tarihli senetlere ilişkin şema ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Diğer dava konusu 07/10/2013 düzenleme tarihli, 12226 numaralı, 2.480,00 TL bedelli kredi borç senedi yönünden ise altında yine davacının imzası bulunan senede göre davacının tüketim ürünlerini davalı kooperatiften kullandığı belirtilmiştir. Buna ilişkin olarak da 07/10/2013 tarihli, 789168 numaralı, 2.480,00 TL bedelli kömür ve ayçiçek yağı satışına ilişkin fatura düzenlenmiş ve altı davacı tarafından imzalanmıştır. Yani fatura konusu malların teslim edildiği fatura altına alınan imza ile sabit olmuştur. Mahkememizce aldırılan 10/09/2018 tarihli bilirkişi raporu ile 06/02/2019 tarihli ek raporunun objektif, denetime açık, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle itibar edilmiştir. Davacının imzasını açık bir şekilde inkar etmediği senetlerin vasfına göre davalı kooperatifin alacağını yazılı delil olarak kesin şekilde ispata yarayan belge vasfında olmaları, senetlerin vasfına göre 12226 numaralı senet karşılığı malın davalı kooperatifçe davacıya teslim edildiğinin karine teşkil etmesi, 12226 numaralı senet karşılığı ürünlerin davacıya teslim alınmadığının yani karinenin aksinin ispat yükünün davacıda olması, dayanak belgelerin senet vasfında olması, diğer 12223 numaralı senede konu kredinin ise önceki tarihli mevcut davacı borçlarının yapılandırılmasına ilişkin yenileme ihtiyaç kredisi niteliğinde olması nedenleriyle bu iddiaların yazılı delillerle ispatının gerekmesi davacının bu konudaki iddialarının ispatlanamadığı, kanaatine varılmıştır. Dosyadaki itibar edilen yazılı belgelerin aksi nitelikteki davacı vekilinin, davacının borçlu gösterilmeye çalışıldığı ve hileye yönelik irade bozukluğuna dair iddialarına itibar edilmemiştir. HMK'nın 203/1-ç. maddesi uyarınca "Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları." kapsamında tanık dinlenmiş ise de, davacının bildirdiği tanık beyanlarının itibar edilen dosyada mevcut yazılı belgeler ve bilirkişi raporunun aksini ispat edecek nitelikte ayrıntılı beyan içermemesi ile kesin nitelikte delil kuvvetine haiz olmadığı kanaatine varılarak, tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Dosya kapsamındaki taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinin davalı kooperatifin tarafları açısından yegane ve kesin delil olarak kabul edilmiş olan kooperatifin kayıtlarında yer aldığı ve işlendiği, dayanak belgelerinin de tarafların imzasını içerdiği, bu belgeler yönünden açık şekilde bir sahtelik ya da imza inkarının bulunmadığı, davacının bu konudaki işlemler yönünden davalı kooperatif çalışanının hata, hile vs. davranışları bulunduğuna dair menfi tespite ilişkin iddialarının da somut, yazılı, kesin ve yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından iş bu dava yönünden davacının davalı kooperatife dava konusu edilen senet yönünden borçlu olduğu, bu senet bedelince davalı kooperatifin davacıdan alacaklı olduğu, bu konudaki iş bu talep ve davasının sübuta ermediği anlaşıldığından reddine..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Hilenin varlığı noktasında en büyük delilleri olan savcılık dosyasının sonucunun beklenmesi gerekirken Mahkemece ara kararından dönüldüğünü, ara kararından dönme gerekçesinin yazılmadığını, tanık beyanlar ile kooperatifteki usulsüzlükleri ispat ettiklerini, delillerinin toplanmadığını, müvekkilince olmayan bir borcun hile ile icra tehdidi altında ve yeniden kredi kullanabilmek adına ödendiğini, kooperatif tarafından tekrar ödeme niteliğinde ihbarname gönderildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1189E., 2019/411K. sayılı dava dosyasında verdiği 25.04.2019 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 44,40 TL'nin düşümü ile kalan 383,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 31.01.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 31.01.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır