Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/1042 E. 2015/159 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/1042
Karar No
2015/159
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/865 KARAR NO : 2025/9 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2022 NUMARASI : 2015/126 Esas - 2022/121 Karar ASIL DAVA : DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 01/02/2015 BİRLEŞEN İZMİR 2. ATM 2015/195 ESAS VE 2015/159 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 13/02/2015 KARAR TARİHİ : 15/02/2022 BİRLEŞEN İZMİR 4. ATM 2015/391 ESAS VE 2015/249 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 28/03/2015 KARAR TARİHİ :15/02/2022 BAM KARAR TARİHİ : 15/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarihli 2015/126 Esas ve 2022/121 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: ASIL DOSYA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmaya ait işyerinde meydana gelen 06/11/2014 tarihli hırsızlık olayından şirketin kasasının çalındığını, esas dosya konusu takiplerin dayanakları evraklar olmak üzere davacıya ait müşteri çekleri ve bir miktar boş çek yaprağının çalındığını, davacıya ait iş yeri kapısının kırılmak suretiyle bu hırsızlığın gerçekleştiğini, bu olaydan kaynaklı Küçükçekmece CBS'ne suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık tarafından 2014/45463 soruşturma sayılı dosyası üzerinden işlemlerin başlandığını, şirket kasasından çalışan çekler ile alakalı Bakırköy 2 ATM'nin 2014/1187 esas sayılı dosyası üzerinden kıymetli evrak iptali dosyasının açıldığını ve teminat karşılığında ödemeden men kararı verildiği ve gerekli ilanların yapıldığını, bu dosyanın derdest olduğu, davacı şirket kasasından çalınan çeklerden 6 adedinin aynı kişi tarafından İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 6 adet takip dosyası üzerinden takip başlatıldığını, söz konusu takiplerin tamamının alacaklısının ... olduğu, çeklerin tamamı üzerindeki ciro silsilesinin birbirleriyle aynı olduğu, davacı şirketten sonra gelen ... ... Ltd Şti ile davacı şirketin hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, cirolar üzerindeki kaşelerin de imzaların da davacı yetkilisine ait olmadığını, bu şirket yetkilileri hakkında Küçükçekmece CBS'ne suç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu çekler üzerindeki imzalarla ilgili olarak İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/59 Esas ve 2015/65 Esas sayılı dosyası üzerinden imza itirazı davasının açıldığını, mahkemece takibin sadece davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği hususları belirtilmek suretiyle İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 Esas, 2015/1044 Esas, 2015/1046 Esas, 2015/1048 Esas, 2015/1049 Esas ve 2015/1050 Esas sayılı dosyalarında alacaklı olarak görülen ...'a borçlu olmadığının tespitine ve keşideciler ve davacı açısından takiplerin iptalinin talep edilmesinin yanı sıra keşideciler ve davacı açısından takiplerin durdurulmasına, alacaklının kötü niyetli olması sebebiyle %40 kötü niyet tazminata mahkum edilmesi ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. Davalı vekili tarafından cevap süresi dolduktan sonra verilen beyan dilekçesinde özetle; Bakırköy 2 ATM'ce verilen ihtiyati tedbir kararının davalı ile ilgisinin olmadığını, ödeme yasağı kararı verilmesinin takibe engel olmayacağını, davalının tamamen kanuni haklarına dayalı alacak talep ettiğini, burada bir kötü niyetin aranamayacağını, bu nedenle takibin durdurulmasına gerek olmadığını, takibe dayanak kambiyolardan kaynaklı alacağın icra takibine konu edildiğini, davalının ciro silsilesinde bulunduğunu, bu hususun aksinin davacı tarafça ispat edilmesinin gerektiğini, davalının ciro silsilesini araştırmak haricinde bir mükellefiyetinin olmadığını, bu hususta birçok Yargıtay kararının bulunduğunu ve Yargıtay kararlarının bir kısmının cevap dilekçesinde özetlerinden bahsedildiğini, lehtar tarafından imza itirazının kabul edilmemesi ile birlikte kambiyo senetlerinde imzaların birbirlerinden bağımsız olduğunu, bunun sonucu olarak herkesin senet üzerine attığı imzadan kendisinin sorumlu olduğunu, bunlardan birisinin geçersiz olmasından diğerinin de geçersizliğini göstermeyeceği gibi ciro zincirinde de kopukluk olmadığını, şekli olarak düzgün ciro silsilesinin yeterli olduğunu ve davalıya gelene kadar ciro silsilesinin düzgün devam ettiği belirtilerek davacının taleplerinin yerinde olmadığını, keşidecisi açısından takibin durdurulmasının mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddi, takibin devamının yanı sıra davacının kötü niyet tazminata mahkum edilmesinin, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. Birleşen İzmir 2. ATM'nin 2015/195 Esas sayılı Dosyasında: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya ait işyerinde 06/11/2014 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayında müvekkili şirketin kasasının çalındığını, öncelikle işbu davaya konu takiplerinin dayanakları olan evraklar olmak üzere müvekkili firmaya ait müşteri çekleri ile bir miktar boş çek yaprağının çalınmış olduğunu, müvekkili firmanın kasasından çalınan çeklerden altı adedinin daha önce davalı tarafından İzmir 5. İcra Dairesinden takibe konulduğunu ve davalı ile müvekkilinin arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını ve cirolar üzerindeki kaşelerin ve imzaların da müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/126 E sayılı dosyası ile menfi tespit davasının ikame edildiğini, İzmir 5. İcra Dairesi'nin 2015/1844 E, 2015/1846 E, 2015/1847 E sayılı takiplerin keşideciler ile müvekkil firma açısından iptaline, aralarında hukuki ve fiili bağ bulunması nedeni ile iş bu dava dosyasının tensiben İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/126 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davaya cevap süresi geçtikten sunduğu beyan dilekçesinde özetle; davalının iyiniyetli hamil olduğunu, davacı cirosu üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, imzaların birbirlerinden bağımsız olduğunu, bunun sonucu olarak herkesin senet üzerine attığı imzadan kendisinin sorumlu olduğunu, bunlardan birisinin geçersiz olmasından diğerinin de geçersizliğini göstermeyeceği gibi ciro zincirinde de kopukluk olmadığını iddia ederek davanın reddin talep etmiştir. Birleşen İzmir 4. ATM'nin 2015/391 Esas Sayılı Dosyasında: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu takibe dayanak çekin başka çekler ile birlikte müvekkilinin iş yerindeki kasasının çalınması suretiyle çalındığını, iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayında kasa ile birlikte müşteri çekleri ve boş çek yaprağının da çalındığını, bu konuda soruşturma yapıldığını, Bakırköy 2. ATM'nin 2014/1187 esas sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığını ve ödemeden men kararı verildiğini, kasadan çalınan 9 adet çekin davalı tarafından İzmir 5. İcra Dairesinden takibe konulduğunu, bu takiplere karşı 3. ATM'nin 2015/126 esas numaralı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, 3 adet çekle ilgili takibin alacaklısının da davalı ... olmasının, davalının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, İzmir 2. ATM'ne açılan davalarının 3. ATM'deki dava ile birleştirilmesine karar verildiğini, davalının elinde 13 adet hırsızlık nedeniyle çalındığı iddiası ve ödemeden men yasağı bulunan çek bulunduğunu, çeklerdeki ciro silsilesinin de aynı olduğunu, davacı şirketin cirantalar ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, çekler üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını çıplak gözle dahil fark edilebildiğini, müvekkili firmanın İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2005/4513 esas numaralı dosyasındaki alacaklıya borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin keşideciler ve davacı firma açısından iptaline, takiplerin durdurulmasına, davanın tarafları ve konusu aynı olan İzmir 3. ATM'nin 2015/126 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın keşideci ... Ltd Şirketine ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davaya cevap süresi geçtikten sunduğu beyan dilekçesinde özetle; davalının iyiniyetli hamil olduğunu, davacı cirosu üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, imzaların birbirlerinden bağımsız olduğunu, bunun sonucu olarak herkesin senet üzerine attığı imzadan kendisinin sorumlu olduğunu, bunlardan birisinin geçersiz olmasından diğerinin de geçersizliğini göstermeyeceği gibi ciro zincirinde de kopukluk olmadığını iddia ederek davanın reddin talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece;"...Davacının davalıya gerek asıl dava dosyasına konu icra takiplerinden gerekse birleşen dava dosyalarına konu icra takiplerinden kaynaklı borcunun olmadığına, bir kısım icra dosyalarının borcunun ödendiğinden istirdat davasına döndüğü anlaşılmakla bu dosyalar yönünden icranın eski hale iadesine ve dosya kapsamında yapılan tahsilatların dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca her ne kadar davacı tarafça asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden davalı yan aleyhine kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de icra takip dayanakları kambiyoları Mahkem davalısı tarafından ele geçirilip takibe konulması bakımından kötü niyetinin bulunmadığı, davalının ciranta konumunda olduğu hususu göz önüne alınarak davacının asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden talep ettiği kötü niyet tazminatının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla; asıl dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 E. 2015/1044 E. 2015/1046 E., 2015/1048 E., 2015/1049 E. Ve 2015/1050 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, İİK 72/5 Maddesi uyarınca İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 Esas, 2015/1048 Esas ve 2015/1050 Esas sayılı dosyaları yönünden icranın eski hale iadesine, icra dosyası kapsamında yapılan tahsilatların dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan istirdatına ve davacıya verilmesine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmemesi nedeni ile reddine, birleşen 2. ATM'nin 2015/195 E. ve 2015/159 K. sayılı dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1844 E. 2015/1846 E. ve 2015/1847 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmemesi nedeni ile reddine, birleşen 4. ATM'nin 2015/391 E. Ve 2015/249 K. sayılı dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/4513 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmemesi nedeni ile reddine karar vermek gerektiği.." gerekçesiyle "...Asıl dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 E. 2015/1044 E. 2015/1046 E., 2015/1048 E., 2015/1049 E. ve 2015/1050 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, İİK 72/5 Maddesi uyarınca İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 Esas, 2015/1048 Esas ve 2015/1050 Esas sayılı dosyaları yönünden icranın eski hale iadesine, icra dosyası kapsamında yapılan tahsilatların dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan istirdatına ve davacıya verilmesine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmemesi nedeni ile reddine, birleşen 2. ATM'nin 2015/195 E. ve 2015/159 K. sayılı dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1844 E. 2015/1846 E. ve 2015/1847 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmemesi nedeni ile reddine, birleşen 4. ATM'nin 2015/391 E. ve 2015/249 K. sayılı dava dosyası yönünden; davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/4513 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin yerinde görülmemesi nedeni ile reddine, dosyamız arasında asılları bulunan İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1049, 2015/1844 Esas sayılı icra dosyalarının adı geçen Müdürlüğe, Maliye Bakanlığı İstanbul Defterdarlığı Halkalı Vergi Dairesi'nin, Bahçelievler Emniyet Müdürlüğü'nün, Davacı ...'in irsaliyeli faturalarının, ... ... Şube'nin ... yönünden imza aslı evraklarının kararın kesinleşmesinden sonra adı geçen birimlere masrafı gider avansından karşılanmak suretiyle iadesine, İzmir 5. İcra Müdürlüğü 2015/1049 Esas sayılı dosyasındaki ... Bankası, ... No'lu 15/12/2014 tarihli, 3.000,00 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğü 2015/1048 Esas sayılı dosyasındaki ..., A-... No'lu, 19/12/2014 tarihli, 1.840,32 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğü 2015/1847 Esas sayılı dosyasındaki ..., ... No'lu, 31/01/2015 tarihli, 2.500,00 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğü 2015/1044 Esas sayılı dosyasındaki ... C1 - ... No'lu, 31/12/2014 tarihli ve 980,00 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğü 2015/4513 Esas sayılı dosyasındaki ..., 14/02/2015 tarihli, L1-... No'lu, 13.081,61 TL bedelli çek. İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1050 Esas sayılı dosyasındaki ... Bankası, 8594788 No'lu, 12/01/2015 tarihli ve 13.700,00 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1844 Esas sayılı dosyasındaki ... Bankası, 9189932 No'lu, 31/01/2015 tarihli ve 1.280,99 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1046 Esas sayılı dosyasındaki ...'na ait 6992621 No'lu, 16/01/2015 tarihli ve 5.162,00 TL bedelli çek, İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2015/1846 Esas sayılı dosyasındaki ..., 31/01/2015 tarihli, 3068305 No'lu 2.000,00 TL bedelli çeklerin kararın kesinleşmesinden sonra adı geçen İzmir 5. İcra Müdürlüğü'ne teslim tesellüm ile iadesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin cirantalardan alacağına karşılık dava konusu çekleri ciro ile teslim aldığını, ciro silsilesi ile çekleri teslim alan müvekkilinin çekleri keşidecinin imzaladığını çekler ile ilgili bir hukuki sorunun olmadığını ve cirantalardan alacağına karşılık çekleri aldığını beyan ettiğini, müvekkilinin çeklerde bulunan imzanın sahte olup olmadığına dair bir bilgisinin olmasının kendisinden beklenilmeyecek bir husus olduğunu, anlatıldığı üzere davalı müvekkili alacağını tahsil etmek amacıyla kıymetli evrakları ciro ile teslim aldığını ve tahsil etmek amacıyla icra takibi başlattığını, icra takibinden haberdar olan davacı yanın haksız ve kötü niyetli olarak menfi tespit davası açtığını ve senedin iptal edilmesini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an davacının iddialarının gerçeği yansıttığını ve çeklerde bulunan imzasının davacıya ait olmadığı kabul edilse dahi müvekkilinin alacağını tahsil edememesinden dolayı hak kaybına uğradığının ortada olduğunu, müvekkilinin yetkili hamil olması sebebiyle senetten doğan alacağını talep etmesinin en doğal hakkı olduğunu her kadar davacı yanın davası kabul edilmiş olsa dahi müvekkilinin 3. kişi olması sebebiyle müvekkilinin diğer borçlulara başvurma hakkının saklı olduğunu, mahkeme tarafından yazılan gerekçeli kararda ''Davanın kabulü ile davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 E. 2015/1044 E. 2015/1046 E., 2015/1048 E., 2015/1049 E. ve 2015/1050 Esas sayılı icra takiplerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi uyarınca İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 Esas, 2015/1048 Esas ve 2015/1050 Esas sayılı dosyaları yönünden icranın eski hale iadesine, icra dosyası kapsamında yapılan tahsilatların dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan istirdatına ve davacıya verilmesine,'' karar verildiğini, mahkemede görülen dosya incelendiğinde menfi tespit davasını açan tarafından sadece dosya davacısı olduğu diğer borçluların icra takibine bir itirazlarının olmadığının ortada olduğunu, diğer icra dosya borçlularının her hangi bir itirazı olmamasına rağmen mahkeme tarafından İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 Esas, 2015/1048 Esas ve 2015/1050 Esas sayılı dosyaları yönünden icranın eski hale iadesine karar vererek diğer borçlular yönünden de hüküm kurduğunu, müvekkilinin böylelikle diğer borçlulara müracaat etmesinin hukuka aykırı olarak engellendiğini, re'sen gözetilecek hususlar doğrultusunda kararın bozulması, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda gerekçeli kararın düzeltilmesi, icranın eski haline getirilmesi kararının sadece davacı borçlu yönünden hükmün düzeltilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, kambiyo senedinden kaynaklanan ve takipten sonra açılan menfi tespiti davasıdır. Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1-Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret 2015/195 esas sayılı dosyası yönünden davalı vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; 6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; "HMK.'nun 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmuştur. Mahkemece kabul edilen ve istinaf incelemesine konu edilen 6.368,18 TL karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu dosya yönünden istinaf isteğinin usulden reddine karar verilmiştir. Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden birleşen bu dosya yönünden davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcının iadesine karar verilmiştir. 2-Asıl dava ve Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret 2015/391 esas sayılı dosyası yönünden davalı vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; Asıl ve birleşen davaya konu kambiyo takiplerine esas alınan çeklerin tümünde davacı lehtar ciranta olup, söz konusu çeklerin muhafaza edildiği kasanın işyerinden çalındığını ve adına yapılan ciro üzerindeki imzaların da yetkilisine ait olmadığını iddia etmiş, mahkemece ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan imza incelemesi raporlarında, çeklerde lehtar cirantanın kaşesi üzerinde bulunan imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın ya da anlaşılmasın senedin hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması” senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. ( bknz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2015 gün ve 2013/19-1746 E., 2015/896 K. Sayılı emsal ilamı). Somut olayda; lehtar olan davacı şirket çekleri ciro etmediğini, imzanın yetkilisine ait olmadığını iddia ettiğine göre mutlak def’i mahiyetindeki bu iddianın iyiniyetli olsa dahi davalı hamile karşı ileri sürülmesi mümkün olup, imzaların da davacı şirket yetkilisine ait olmadığı bilirkişi incelemesi ile belirlendiğine göre mahkemece davacının davalara konu çekler yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret 2015/391 esas sayılı dosyası yönünden tüm istinaf itirazlarının, asıl dava yönünden ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması ( veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası ( kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder ( Kuru, B: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s:146). Bu durumda ödenen miktarların tek tek açıkça belirtilmesi suretiyle istirdadına karar verilir. (bknz Yargıtay HGK'nun 19.02.2019 tarihli, 2017/19-1639 esas, 2019/170 karar sayılı, 2017/8-1873 esas, 2021/230 karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4231 esas, 2021/1041 karar sayılı, 2020/5804 esas, 2021/1996 karar sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3171 esas, 2018/5573 karar sayılı emsal ilamları). Ancak asıl davada, mahkemece, gerekçede İzmir 5. İcra müdürlüğü'nün 2015/1042, 2015/1048 ve2015/1050 esas sayılı dosyaları kapsamında dosya borcunun davacı tarafından ödendiği kanaati ile iş bu dosyalar yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğü hareketle İzmir 5. İcra Müdürülüğü'nün 2015/1042, 1048 ve 1050 esas sayılı dosyaları yönünden icranın eski hale iadesine, icra dosyası kapsamında yapılan tahsilatların dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan istirdadına şeklinde hüküm kurulduğu ancak gerek mahkeme gerekçesinde gerekse kısa karar ve hükümde istirdadına karar verilen miktar tek tek ve açıkça gösterilmeyerek infazda tereddüte yol açar şekilde hüküm kurulduğu görülmektedir. Ayrıca asıl dava konuya konu edilen icra takip dosyalarının Uyap sisteminden incelenmesinde; İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 esas sayılı takip dosyasında, davacı borçlu tarafından İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/59 esas sayılı dosyasında açılan imzaya itiraz davasının 2015/477 karar sayılı 20.10.2015 tarihli kararı ile kabul edilmesi üzerine, davacı borçlu tarafından icra dosyasına 10.02.2015 tarihinde depo edilen 14.228,71 TL alacağın, icra müdürlüğünce 18.11.2015 tarihli reddiyat makbuzu ve aynı tarihli banka dekontu ile davacı borçlu vekilinin banka hesabına iade edildiği, davalı alacaklıya bir ödemenin bulunmadığı, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1048 esas sayılı takip dosyasında, davacı borçlu tarafından 10.02.2015 tarihinde takip dosyasına 2.480,08 TL alacağın depo edildiği, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle bu tutarın davalı alacaklıya ödenmediği ve dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı, davacı borçlu tarafından depo edilen tutarın davacı borçluya iadesine ilişkin bir belgeye de rastlanmadığı, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1050 esas sayılı takip dosyasında, davacı borçlu tarafından 10.02.2015 tarihinde dosyaya 17.753,82 TL teminatın depo edildiği, İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/833 esas, 2017/737 karar sayılı 09/11/2017 tarihli ilamı üzerine icra müdürlüğünce düzenlenen 07.02.2018 tarihli reddiyat makbuzu ve aynı tarihli banka ödeme dekontu ile depo edilen bu tutarın davacı borçlu vekilinin banka hesabına iade edildiği, davalı alacaklıya bir ödemenin yapılmadığı görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297’nci maddesinin 2. Fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer vermiştir. Açıklanan bu düzenlemenin ortaya koyduğu bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denilebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 297 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümde taleplerin her birinin karşılanmış olması ve hüküm sonucunun açık, net ve hükmü infaz edecek makamlarda tereddüt ve şüpheye mahal vermeyecek ölçüde sarih olması önem taşımaktadır. Söz konusu düzenleme kamu düzenine ilişkindir. Yine, İİK'nun 72/5. Fıkrası uyarınca menfi tespit davasının kabulü halinde icra takibi kendiliğinden duracak olup, icranın eski hale iadesi için mahkemece ayrıca hüküm kurulmasına gerek bulunmamaktadır. Somut olayda; mahkemece asıl davaya konu İzmir 5. İcra Müdürülüğü'nün 2015/1042, 1048 ve 1050 esas sayılı dosyaları yönünden eski hale iade hükmü kurulmasına yasal olarak gerek bulunmadığı gibi istirdat konusunda da uyuşmazlığı sona erdirecek, açık kesin, anlaşılır ve infaza elverişli bir hüküm oluşturulması gerekirken, istirdadı gereken bedel ve ilgili icra dosyası gösterilmeksizin "icra dosyası kapsamında yapılan tahsilatların dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan istirdadına" şeklinde karar verilmekle yetinilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığı gibi asıl davaya konu anılan icra dosyaları kapsamında davacı borçlu tarafından icra dosyasına depo edilen tutarların davalı alacaklıya ödendiğini gösteren bir kayıt bulunmadığı, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1042 esas ve 2015/1050 esas sayılı takip dosyalarında davacı borçlu tarafından icra dosyasına depo edilen tutarların mahkemece kurulan hükümden önce davacı borçluya icra müdürlüğünce iade edildiği anlaşılmakla bu dosyalar yönünden hangi ödeme belgesine dayanılarak istirdat hükmü kurulduğunun gerekçede tartışılıp açıklanmaması da doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin asıl dava dosyası yönünden yapmış olduğu istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ortadan kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret 2015/195 esas sayılı dosyası yönünden istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince usulden reddine, davalı vekilinin Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret 2015/391 esas sayılı dosyası yönünden istinaf başvurusunun HMK'nun 351/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/195 esas ve 2015/159 birleşme karar sayılı birleşen dosyası yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince miktar itibariyle kesinlik yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/391 esas ve 2015/249 birleşme karar sayılı birleşen dosya yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK.'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,- 3-Davalı vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/126 esas, 2022/121 karar sayılı asıl dava dosyası yönünden yapmış olduğu istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/126 esas, 2022/121 karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı vekilinin asıl dava yönünden sair istinaf itirazlarının REDDİNE, 5-İSTİNAF AŞAMASINDA, a-Davalı taraftan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/126 esas ve 2022/121 karar sayılı asıl dava dosyası yönünden tahsil edilen 673,00-TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, b-Davalı taraftan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/195 esas ve 2015/159 birleşme karar sayılı birleşen dosya yönünden tahsil edilen 108,75-TL istinaf karar harcı ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının talep halinde davalıya iadesine, c-Davalı taraftan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/391 esas ve 2015/249 birleşme karar sayılı birleşen dosya yönünden alınması gereken 984,20 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 246,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 738,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına. 6-İstinaf aşamasında; a- Davalı taraftan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/126 esas ve 2022/121 karar sayılı asıl dava dosyası yönünden davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, b-Davalı taraftan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/391 esas ve 2015/249 birleşme karar sayılı birleşen dosya yönünden alınan 220,70 TL istinaf başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 15/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/1042, K. 2015/159, T. 07.02.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-1042-e-2015-159-k-47c426b8338a